Değerli Dostlarımız,
İstanbul, 7 Aralık 2008
Bugün 7 Aralık 2008. 67 yıl önce 7 ARALIK 1941 tarihinde gerçekleşen, sinemalarda filmlerini izlediğiniz Japon hava Kuvvetlerinin ABD filosunu vurduğu(!) günün yıldönümü!
Sözde Amerikan Bahriyesinin kara günü!
Özde ise, ABD Emperyalizminin 2.Dünya Savaşına girmek amacıyla yaptığı en büyük provokasyonlardan birinin yıldönümü! Size şu anda inanılmaz gelen bu olayı birlikte masaya yatırmak; zihinlerimizi berraklaştırmakta ve günceli yakalamakta çok işe yarayacaktır. Sabırla okumayı seçmenizi öneriyoruz.
2001 yılında El Kaide adını dünyanın gündemine yaptırdıkları baskınla ortaya koyduğumuz ve sonuçta oldukça genel kabul gören bir saptamayı Pearl Harbour Baskınının yıldönümünde anımsatmak için yeniden sunduğumuz yazı ve diğerleri 9 Günlük Kurban Bayramı tatilinde okuyabileceğiniz bir yazıdır.Bu yazı belki de başka yazıları okumanızın kapısını aralayacaktır.
Türkiye’den bakınca; 27 Mayıs 1960 dan sonra oluşturulan 1961 Anayasamızdan sonra; ABD tarafından çizilen rotadan çıkan Türkiye’yi ABD’nin yeniden hizaya getirmek için yürüttüğü yoğun kampanyayı, son yarım yüzyıldır yaşadıklarımızı daha iyi anlayabiliyoruz.
1962 yılında, “Türklere İngilizce öğretmek” amacıyla gönderildiği savlanan 14.000 Amerikan Barış Gönüllüsü adlı casusun Türkiye’nin etnik, dinsel ve demografik yapımızı veriler halinde saptayışını;
1963 yılından başlayarak siyasal islamcıların “Komünizmle Mücadele Dernekleri”nde Fethullah Gülen öncülüğünde örgütlenişini;
1964 yılında Alpaslan Türkeş’in sürgünden dönüp Osman Bölükbaşını devirerek, CKMP’nin başına geçmesini ve hemen partinin adının Milliyetçi Hareket Partisi(MHP) olması ve kurulan Ülkücü Derneklerin Komando Kamplarını açarak çatışma eğitimine NATO’cu uzmanlar eli ile başlamalarının nedenlerini şimdi çok iyi anlıyoruz.Bu yolla Türkiye’nin kendi yolunda gitmek yerine önüne çıkarılan engellerle savaşlmak zorunda kaldığı uzun süren bir kargaşaya atılışının nasıl hazırlandığını görüyoruz.
Şüphesiz aradaki 40 yıllık uzun ve acılı süreci irdelediğimiz başka yazılarımızı da sizlere sunacağız…
Ve bugünlere gelirken; 2007 İlkbaharında; “Seçmen kütüklerini adrese dayalı sistemle yeniden yapılandırmaya” ilişkin yasal düzenleme kararının altında yatan gerçeği, 14 Nisan sürecinde Cumhuriyet Mitinglerinin heyecanı içinde nasıl Ulusça atladığımızı bu seçimdeki inanılmaz oy patlamasını ve seçimlerin tarihinde ilk kez sonuçlarının saat 19.00 da ortaya çıkmasının nedenlerini şimdi anlıyoruz.
2008 deki yerel ve ilerdeki baskın genel seçimlerde de, seçmen kütüklerini bu yasaya dayanılarak; devlet içinde parti disiplini içinde yerleştirilmiş bir özgün örgütlenmeyle; yeniden yaratılmış 6 milyon seçmenle takviye edilmiş listelerden fışkıracak karşı devrimi sandıkta nasıl altedeceğimizi karar kara düşünüyoruz.Sadece partili üyelere değil Cesetlere bile seçmen bilgi kağıdı düzenleyip, bunu sandıkbaşı egemenliği ile geçireceklerinden emin biçimde ve oy kullanmış seçmenlerin ellerine mürekkep sürmekten vazgeçerek yitirdikleri ve ekonomik krizle daha da yitirecekleri seçmen desteğini ve zaferi sağlamaya hazırlanıyorlar.
Evet! Emperyalizmin dünya egemenliği eylemi bir merkezden yürütülüyor.Dünya ve Türkiye için Planları ve uzun vadeli programları var.İşbirlikçilerini avanta ve çıkarlarla takviyeli üzerine dinsel bir sosla bir arada tutmayı başarıyorlar.
Kendine ulusalcı, aydınlanmacı diyen cenahta; Bizde ise bol bol akılsızca bölünme var. Her örgütü ve her çalışmayı bölmeye kalkan; mücadele tarihini kendinden başlatan bir sürü örgütlenme arasında dolaşıp duruyoruz. Seçimlere giderken yeni bir meleklerin cinsiyeti tartışmamız da var. “CHP liler çarşaflı olabilir mi?” diye!
Evet mücadelede odaklanmamız, kazanma amacında birleşmememiz için Karşı devrimcileri ne gerekirse yapıyorlar. Tartışmalarımızı bile onlar belirliyorlar. Bizler de ne kadar gerekirse o kadar çanak tutuyoruz.
“Hayatta en hakiki mürşit bilimdir” diyen Gazi M.Kemal’in nasıl takipçisi isek! Esası bırakıp, ayrıntılarda boğuşuyor ve orada boğuluyoruz.
Arkadaşlar! 60 yıldır karşıdevrimin ördüğü dinsel örgütlenmenin bir sonucu olarak karşımıza kıyafet devrimlerinin sürekli çiğnendiği ve iktidara tırmandığı bir Türkiye gerçeği ile yüzyüzeyiz. 1960larda değiliz.Bizler törenlerle oyalanırken, ilmik ilmik Cumhuriyeti boğacak proje uygulandı.
Söze gelince; Nutukta çizilen 19 Mayıs 1919 koşullarındasınız. Yani bir yanına Nakşibendi Şeyhini, bir yanına Bektaşi Şeyhini alarak Ulusal Kurtuluş Savaşı yoluna çıkmış önderin takipçisiyiz. Ama daha bir adım atmadan Nutuk’u da, tarihi de, amacı da unutup, bir tartışmada cepheyi dağıtıyoruz.
Eğer bu egemen hatalı mantık, Gazi Mustafa Kemal Paşa’da da olsaydı; O da herhalde şöyle derdi: Haziran 1919 da Amasya Tamiminde, vatanın kurtuluşu reçetesini ilan etmek yerine;
“Padişahı kovacak ve Cumhuriyeti kuracağım!”
diyerek işe başlardı ve daha orada O ve Kurtuluş Savaşı başlamadan biterdi.
Siz de lütfen bu örneği doğru değerlendirin ve çarşaf tartışmasıyla zaman harcamayın!Bölünmeyin! Amaçta, Çalışmada, Cumhuriyet Devriminin Özünde birleşin!
Ulusal Kurtuluş, önce AKP’ den ve koltuk değneği MHP’den Kurtuluştan geçer!”
diyerek en geniş şekilde cepheyi kurmayı ve AKP’nin oy oranını ilk seçimde aşağı çekmeyi hedefleyin. 1994 Yerel Seçimlerinde İstanbul’da RTE ile iktidara tırmanan karşıdevrimi çıktığı deliğe sokacaksak eğer; yerel seçimlerde belediyelerde kazanmayı hedefleyeceğiz.
Bu amacı gözden ırak tutmak, kazanmayı unutmaktır. Amacı unutmak ATATÜRK’Ü GERÇEKTEN UNUTMAKTIR!
Bu konuda aklımızı kullanmak üzere, eski bilgi, inanç ve değerlendirmeleri de masaya yatırarak bu seçimlerde yerel zaferler elde etmek üzere bir cephede birleşmeyi denemeyi düşünmez miyiz?
Bölünmekten, manga manga döğüşmekten vazgeçmez miyiz?
Kitle hareketlerini koordine eden ve giderek buradan bir eylemci cephe yaratmayı amaçlayan bir çalışmayı yaratamaz mıyız?
Bu bayramda, eşinizi, dostunuzu, mezarlıkları ziyaret ediniz;tatilinizi yapınız.Ama zihninizi gevşetmeyiniz; dokuz gün boyunca bu konuları düşününüz dostlarım.
Bu yazıyı bitirdikten sonra, konuya ilginiz sürüyorsa, çözüm arayışında iseniz;
Bu iletinin en sonunda bulunan listedeki yazıları, www.cumokistanbul.org sitemizden dikkatle okuyunuz.
Sözüm yazıları okuyanlara ve/veya tümünü okumaya gerek duymadan kendisini bizlerle birlikte duyumsayanlaradır:
Eğer, Kavramlarda birleşiyor isek,
Söylemde de birlikteyiz demektir.
Söylemde birlikte isek, eylemde de birlikte olabiliriz, olmalıyız.
Bunun programı ve örgütlülüğü dilenirse, bu süreçte birlikte yaratılabilecektir.
Bayramınız yürekten kutlarım.
Saygı ve dostlukla,
Namık Kemal Boya
.
