YAZI/YORUM İKTİDAR NEREYE?

                   İktidar sayesinde, terör; dağdan şehirlere indi. PKK, İmralı’dan yönetiliyor. Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan DTP’nin yerine hemen BDP kuruldu. Siyasetten yasaklanan Ahmet Türk’ten ve Aysel Tuğluk’tan çok daha ağır şekilde ülke bütünlüğüne zarar veren konuşmalarla; Anayasayı ihlal eden DTP’li milletvekilleri TBMM’de milletvekilliğine devam ediyorlar. Bir yandan da “Türkiye kapatılmış partiler mezarlığına döndü” diyorlar…

                   Eğer, Anayasanın değiştirilemez maddelerine, ülke bütünlüğüne, daha önemlisi halkın bütünlüğüne aykırı siyasal parti kurulması zamanında önlense; kurucularla birlikte işbirlikçileri saptanıp etkinlikleri yok edilse durum böyle olmazdı. Amerika’da, bir terör örgütü liderinin emirlerini götüren avukata yirmi iki yıl ceza veriliyor, bizde her şey serbest! PKK’nın başı ile düzenli görüşmeler için özel tekne seferleri düzenleniyor…

                   Başbakan Yardımcısı Sayın Bülent Arınç’ a suikast düzenleneceği iddiasıyla silahsız olan bir Albay ve bir Binbaşı’nın Ankara Polis Müdürlüğü tarafından yakalanması olayının çıkış zamanına dikkat ediniz. Tam da iktidarın; önce “Kürt açılımı”, halkın tepkisi üzerine “demokratik açılım”, bunun bölücü tarafının halk tarafından iyice anlaşılması üzerine “ milli birlik açılımı” şeklinde her açılımının iflas ettiği noktada; gündemi değiştirdi…

                   Şimdi, güya bu suikast soruşturuluyormuş gibi; Türkiye’nin, bir başka ülke tarafından işgali halinde, Ordunun hangi tedbirleri alacağına ilişkin plan ve projelerin yer aldığı merkezlere baskın düzenleniyor… Buralarda ne bulacaklarını sanıyorlar? Bülent Arınç’ın evinin yakınlarında gezmekte olan subayların “tetikçi” olduklarına ilişkin belgeleri mi yoksa Almanya’da, Belçika’da, Fransa’da, İtalya’da lağvedilmiş olan “Gladio”, Türkiye’deki adıyla “Kontrgerilla” örgütünün şemasını mı? Bu örgüt böyle bir şema bırakır mı? Zaten bu örgütün “Polis Ayağı”nın birkaç sorumlusu, sanki Ergenekon adında bir örgüte dâhilmiş gibi tutuklandı. Bu örgütün “Sivil Milis Güçleri”ni oluşturan ayağı; deşifre olup, mafyaya iltihak etti. Asker ayağı ise NATO’nun emir ve komutası içinde, ABD emrindeydi…Yoksa iktidar; Kontrgerilla örgütünü, ABD desteğinde yok edip bunu Ergenekon Örgütü diye yutturmaya mı çalışıyor?

                      Türkiye’deki faili meçhul cinayetlerin çoğunun, sömürgen ülkelerin gizli servislerinin, taşeron veya ajanları tarafından gerçekleştirildiği yaygın bir görüştür. Bir Başbakan Yardımcısına suikast düzenlenmesi; sadece AKP’nin kamuoyunda mazlum görünmesine ve güçlenmesine yol açar. Böyle bir olay sadece AKP’nin bozulmuş itibarını düzeltir… Güya Bülent Arınç’ın evinin krokisini subaylardan birisi yutmaya çalışmış da önlenmişmiş… Eğer Ankara’da yaşayan bir istihbarat subayı, Bülent Arınç’ın evini bulmak için kroki çizip yanında taşıyorsa geri zekâlı olması gerekir. Böyle bir adamı da o göreve almazlar zaten…

                   Türkiye’de 12 Eylül 1980 öncesinde ve sonrasında işlenmiş cinayetlerin çoğunun failleri bulunamadı. Kanlı 1 Mayıs Pazar günü katliamında; yasal toplantıya İstanbul/Taksim meydanındaki sular idaresinin üzerinden yaylım ateşi açanların kimlikleri bir türlü saptanamadı. Bunlar bir uluslar arası örgütün marifeti olmasa, şimdiye kadar çoktan yakalanırlardı. Türkiye’deki yabancı eli görmeyen kişilerin ülkeyi yönetmeye hakları yoktur. O zaman bunu saptayıp halka ilan etmeyen yöneticiler; şimdi siyasette yoklar. 12 Eylül 1980 darbesinden bu yana da yüzlerce aydın, yurtsever, sömürgen ülkelere karşı kendi çıkarlarımızı savunan insanlar bir, bir öldürüldü. Kanıtlar karartıldı, soruşturmalar engellendi, hukuk tıkandı…

                   Şimdi, güya bu iktidar bunları aydınlatacak, bunların ordu içinde bir grup tarafından tezgahlandığını ortaya çıkaracak…Oysa gerçek sadece şudur: bu iktidar, hep “mazlumları oynamak” için senaryolar oynamaktadır. Bütün amacı, sürekli olarak Ordunun kendisine karşı darbe hazırlığı içinde olduğunu yayarak mazlum, “korunmaya muhtaç çocuk” safiyeti içinde olduğu izlenimini sürdürmektir.

                   Oysa “Devlet İstatistik Enstitüsü”nün (DİE) adını değiştirip TÜİK yapan iktidar; enflasyon konusunda yüzde beşlerde olduğuna ilişkin kurum görüşünü kitlelere söylemektedir… “Avans Faizi”nin %19 olduğu yerde enflasyonun yüzde beş olması mümkün değildir. İşsizliğin kol gezdiği, iktidara geldiğinde sıfır olan terörün ülkenin tamamına yayıldığı, Gelir dağılımının ülke genelinde ve bölgesel olarak inanılmaz ölçülerde bozulduğu gerçeklerini halktan gizlemektedir. Bu iktidarın işbaşına geldiğinde dokuz olan dolar milyarderi sayısı, yedi yılda; yirmi dokuza çıkmıştır. Servet, iktidar yanlısı, akraba, dost, tarikat mensubu, partili yandaşlara aktarılmıştır. Yolsuzluk soruşturmaları; başta “Deniz Feneri E.v.” olmak üzere iktidarca ört-bas edilmiştir.

                   Yandaş medyanın, son yıllardaki en büyük sermayesi yalandır. İktidar ne zaman kamuoyunda güç duruma düşse; hemen bir yalan haberle gündem değiştirilmiştir.

                   Unutmayalım ki yalancının mumu yatsıya kadar yanar…

                   Sömürgen ülkelerin desteğinde kurulup, yıllarca ulusumuzun çıkarlarını, başka ulusların çıkarlarına tercih eden iktidarların sonunu yakın tarihimizde çok gördük. Dilerim yeni yılda, iktidar, laiklik konusunda, Ordu konusunda, Kıbrıs konusunda, Milli Eğitim konusunda aklını başına alır.

                   Yeni yılınız kutlu olsun sevgili okurlarım. Hepinizi en içten sevgilerle selamlıyorum. 29.12.2009         GÜRKUT ACAR

.

About Mahmut Özyürek