YAŞADIKLARIMIZ Bülent ESİNOĞLU — Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

YAŞADIKLARIMIZ Bülent ESİNOĞLU


Özelleştirmeler başladığında, bazı kurumları özelleştiremezler sanıyordum.

Yanılmışım.

Özelleştirmenin sömürgeleşme olduğunu kavrayamamıştım. Başlangıçta özelleştirmeyi, bazı üretim ve hizmet ünitelerinin devlet mülkiyetinden çıkacağını ve özel mülkiyete geçeceğini düşünmüştüm.

Yabancıların gelip, devlet mülklerini alacağı söylenmemişti. Hatta düşünülmemişti. Daha doğrusu biz saflar öyle düşünmüştük.

Özelleştirmeler bir taraftan devam ederken, ne olduğunu anlayamadığımız, devletle siyasi, kültürel, ekonomik olarak savaşan unsurlar ortaya çıktı. Başlangıçta bunların da arkalarında örgütler olduğunu ve bu savaşın örgütlü

bir savaş olduğunu göremedik.

Hatta özelleştirmeyi ayrı, demokratikleşmeyi ayrı unsurlar olarak anladık. İkisinin de aynı merkezlerden idare edildiğini kavrayamadık. Ayrı şeyler sandık. Meğersem her ikisi de devletle meydan savaşıymış.

Kazın ayağının öyle olmadığı ancak yirmi yıl sonra ortaya çıktı. Tabi biz kavradık ama hala kavramak istemeyenler var.

Özelleştirme ülkeyi ne kadar sömürgeleştiriyorsa, aynı şekilde demokratikleşme adı altında devlet ile yapılan savaşta ülkeyi sömürgeleştiriyor. Her ikisi de devleti ortadan kaldırıyor. Aslında devletin gerçek iki düşmanı varmış. Sahte demokratikleşme ve özelleştirmeler.

Gelin biraz daha somutlaşalım. Devletle savaşanları sayalım.

-Siyasi İslam arkasına Haçlı İrtica alarak devlet ile örgütlü olarak savaşıyor.

- Dışarıdan aldıkları para ile yani yabancı parası ile siyaset yapan yerli ve yabancı vakıflar.

-Yargı ve ordu ile cepheden savaşan medya kuruluşları vardır. Sözde devletin televizyonu olan TRT içine aldığı Haçlı irtica ile o da devlet ile savaşmaktadır.

-Kürt Açılımı diyenler de devlet ile savaşmaktadır. Kürt açılımı demek PKK ile masaya oturmak demektir. Çünkü bizden tek talepleri vardır. Ayrı bir devlet.

Düşük yoğunluklu bir savaşın içinde olmamıza rağmen, savaş sözcüğü bazılarımıza garip gelebilir. Yumuşatalım, savaş sözcüğünün yerine devlet ile siyasi mücadele sözcüğünü koyalım. Eğer bu da sizi tatmin etmiyorsa, bu

ülke için ben ne yapıyorum diye düşünmelisiniz.

İşin daha da vahimi var.

Bir kısım iyi niyetli partiler, kurumlar ve kişiler durumum vahim olduğunu tespit ediyorlar. Sıra çözüme gelince, biz kendimizi yönetemeyiz, AB’ye girelim onlar bizi bizden daha iyi yönetir, diyorlar. Kurtuluşu

“mandacılıkta” aramak, yaratılan güvensizliğin sonucudur.

AB üyeliği meselesi halkın kendine güvenini yıkmıştır. Yeni, yeni kendini toplamaktadır.

Kazanacağız.

.




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

Tebrikler güzel bir yazı
-Bülent ESİNOĞLU-

Keşke herkes gerçekleri göre bilse.

(Gözündeki perdeyi kaldıR)

görüşlerinize aynen katılıyorum halkımızı bilinçlendirme çalışmalarını sıklıkla yapmalıyız.abd ve ab.nin gerçek yüzünü iyi anlatmalıyız.