Yasa yetmez! O mahkeme o çiftlikte kurulacak!

Ankara küçük bir kasabaydı.

Anadolu’nun kalbi orada atmaya başladı. Ateş orada tutuşturuldu, bağımsızlık ve onur kavgası oradan yönetildi. Türkiye Cumhuriyeti Devleti orada kuruldu. Yoktan bir şehir var edildi.Yoksuldu yurt; gençleri on yıllık savaşta kırılmıştı. Yüzlerce yıl iliği kurutulan köylü yorgun, makine yok, çağdaş tarım yok!..

Ziraatçi yetiştirecek tek okul Bursa’daydı. Onu da, Atina devletinin ordusu yakmıştı. Güçlükler içinde yetiştirilen ziraatçi gençler de yurt savunmasında şehit olup dünyadan ayrılmışlardı.Cumhurbaşkanı kolları sıvadı, bozkırda elleriyle ağaçlar dikti, çağdaş tarım işletmesini kurdu. Örnek olsun tarımcılara, köylülere, bitki üretimi denensin, tarım ürünlerini işleyen sanayi kurulsun… Çağdaş çiftliklere örnek olsun. Türk ziraatçiler yetişsin ve orada uygulama yapsın…

* * *

Öyle de oldu… Tıpkı Ankara gibi yoktan bir büyük orman ve çiftlik, fabrikalar yaratıldı.
Bir de istasyon kuruldu, Osmanlı-Cumhuriyet geçiş mimarisinin ilk örneği oldu istasyon binası.

Ya sonra?

Yıllar akıp geçti. Kurucu, bozkırı yeşile dönüştüren Adam göçüp gitti. Onun gidişinin ardından 20 yıl geçmişti.

Gezi alanı yaptılar, piknik alanına çevirdiler.
Üniversiteli genç aşıklar o bodur ağaçların altına oturdular; hep ağaçlara baktılar. “Acaba hangisini” diye sordular, “Bu ağaçların hangisini Atatürk dikmişti?”

Yıllar akıp geçti.

Cumhuriyet yönetimine ordular el koydu. Orduevi yaptılar. Ağaçlığın en tepesine bir de beton iskelet diktiler, otel olsun da eğlenilsin diye.

Yönetime el koyan General, Haymana yolunda kendi adına bir çiftlik kurdurdu; kocaman bir levha diktirdi kendi adını yazdırdı. Panama beyazları giydi, yazlık fötr, baston hep Atatürk’ünki gibi!

Bastonu tarlalara uzattı, tıpkı Atatürk gibi. Darbeci bir tiyatro oynuyordu. ABD egemenliği sürsün diye el koymuştu yönetime ya, dünyanın en büyük gücü arkasındaydı ya… Binlerce gence kıyılmıştı ya! Günahı paçasından akıyordu ya!

Anlayamayacaktı; giyimini taklit ettiği Atatürk darbecinin efendilerine karşı savaşmıştı ve taklitçi değildi.

Emir demiri kesti ve Anadolu’nun bozkırlarını yeşertme düşleriyle kurulan çiftliğe bir de mezarlık kurdular.

Lokanta, benzinlik… Devletin lojman apartmanları… Demir işleyen fabrikalar… Otopark olsun diye kurutulan tarlalar…
Sosyal demokrat geçinen eski Hür Düşünce’ci müteahhit dostu, “workshop”çu Ankara çevre yoluna gıkını çıkarmadı…

Çiftliğin ortasından Ana yol geçirdiler. Köfteciler, “fast food”cular, bakkallar, çakkallar…
Demiryolu düşmanları güzelim istasyon binasını lokanta yaptılar…

Zevzek biçimciler, yapılaşmaya örnek olsun diye orta yere bir bina diktiler. Güya Atatürk’ün Selanik’te doğduğu evin bir kopyası. Atatürk’ün örnek çiftliği yok oluyormuş, umurlarında mı?

Bağımsızlık yerlerde sürünsün, tarım çöksün, halk köle olsun! Yeter ki onlar “gibi” yapsınlar!

* * *

Ve yıllar içinde olan oldu, çiftlik Anakara’nın anayollarının geçtiği bir mezbeleliğe dönüştürüldü. Şimdi sonunu getirecekler. Belediye’nin Reisi hesabı ve projeyi yapmış: Yapay, taklit alanlar yaratacakmış da, örnek olacakmış da…

Karşı çıkanlar ne diyor?
“Atatürk’ün mirası da mirası!”
Reis soruyor: “Projen nerede kardeşim?”
“…”

* * *

Gelmiş geçmiş sağcı-solcu Reis Beyler ve zamanın Reisleri! İşte sizin projenize karşılık mrojemiz:
-Atatürk’ün çiftliğinin kuruluş amacına uymayan tüm yapılar yıkılacaktır!
-Çiftlikten geçen yollar şehir trafiğine kapatılacaktır!
-Devlet mezarlığı kaldırılacaktır.
- Çok katlı otel iskeleti yıkılacak ama filiz betonlarından bir örnek bölüm Tel örgüyle çevrilerek “12 Eylül” levhası asılacaktır ki, ibret olsun!
-Oraya Türk tarımına örnek araştırma geliştirme çalışmaları yapsınlar, tohum bankası kursun diye bir ziraat fakültesi taşınacaktır!

Hepsinden önemlisi, emirle parmak kaldırarak geçirilen yasalara güvenip talan edenler, ulusal varlıkları çarçur edenler ve görevlerini yerine getirmeyerek olup bitene göz yumanlar bilmelidirler ki, Türkiye Cumhuriyeti’nin bir Anayasası vardır ve tüm yasaların üstündedir.
İşte o Anayasanın bağımsızlık, egemenlik maddelerine göre mahkemeler kurulacaktır!
Her bir metrekarenin, her bir fidanın hesabı o mahkemede sorulacaktır!
Karar ne mi olur?
Orasını da siz düşünün!
Proje de mroje de boynunuza orada asılacaktır!

* * *

ABD devlet Başkanı’na mektup yazarak ona “Dünya lideri” diyen yüksek görevliye gelince: Lütfen makamınızdan kalkıp çiftlik yollarında tek başınıza yürüyünüz ve asıl görevlerinizi düşününüz!

Anayasa mahkemesine dosya göndermekten öteye bazı görevler var: Hükümete başkanlık etmek ve yurdun her karışını, namusumuzu, bağımsızlığın Ankara’sını korumak gibi…

Mustafa Yıldırım

Konuk Yazar

.

About ADD Isparta