Türk Ulusu, Yurduna ve Varlığına Yöneltilmiş Saldırılara Karşı Protestosunu Dünyaya Duyurmalıdır!


ABD ve AB, Atatürk Cumhuriyeti’ni yıkmak niyetini açıkça ortaya koymaktan hiç çekinmiyor!

Çekinmek şöyle dursun, böyle bir insanlık düşmanlığı politikasını güderken terör örgütlerini kurmak ve/ya da kullanmaktan suçüstü yakalanmayı bile açıkça istiyor:

· ASALA katillerini ulusal kahraman sayan, yalan suçlamalarla Türkiye’ye karşı düşmanlık politikası izleyen Ermenistan’a verdiği açık ve büyük destek teröre destek vermekle eş anlamlı olduğunu hiç umursamıyor!

· Bir terörist eylemle işgal ettikleri, bir buçuk milyon insanının ölümüne doğrudan ve dolaylı olarak yol açtıkları, tüm halkının namusunu, onurunu, yurdunu pis çizmeleriyle kirlettikleri Irak’ta, bu yaptıklarına ek olarak,   PKK terör örgütünün orada serbestçe barınıp Türkiye’ye karşı cinayetlerini örgütleyerek eyleme dönüştürmesini özendiriyorlar!

· Bin yıllık Türk ata yurdunu parçalamak isteğini belli eden harita paçavralarını resmi ortamlarda bile ikide bir ortaya atmak edepsizliğinden geri durmuyorlar!

· Sözde “kayıp” 100.000 Amerikan silahının PKK eline geçmesinden sorumluluk taşımak şöyle dursun,      utanç bile duymuyorlar!   

· Türkiye’yi parçalamak için kurdurup kullandıkları bu terör örgütüne siyasal tanınma sağlamak yolunda Türkiye Cumhuriyeti’ne baskı yapıyorlar!

Bütün bunlar teröristlik değil de nedir?

Şimdi de ABD Başkanı Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanını kendisiyle görüşmeğe çağırırken, tarih olarak da hiç utanç duymadan Cumhuriyetimizin kuruluş yıldönümü gününü seçmiş bulunuyor.

Bu, terörist bir eylem değil de nedir?

2003 yılında da Irak’ta, tam bir terörist eylemle Türk subaylarının başına çuval geçirtmesinden hemen sonra, görüşmek üzere o zamanki Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Abdullah Gül’e Lozan Antlaşması’nın tam 80. yıldönümü olan 24 Temmuz 2003’te Washington’da görüşme günü vermişlerdi!

Türkiye Cumhuriyeti’nin o günkü Dışişleri Bakanı bu çağrıyı kabul ettiği gibi, bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı da,  ABD Başkanının çalışma takvimi Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş gününü kendi ulusuyla birlikte kutlamak gereğinden daha önemliymiş gibi, görüşme tarihini tümden ABD Başkanının istediği günde kabul etmekte sakınca görmemektedir!

Bu tutum ABD ve AB’yi, Türkiye’ye karşı izledikleri hukuk dışı,   düşmanca politikaları sürdürmede daha da cüretlendirmektedir.

Oysa bu terörist devletlerin 1920’lerdeki temsilcilerini dize getirerek Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Mustafa Kemal’in,  attığı ilk adımlardan birisi saldırganların kötücül niyet ve eylemlerine karşı ulusun tepkisini dile getirecek toplantıların düzenlenmesini ve ulusun sesinin dünyaya duyurulmasını sağlamak olmuştu!

Gerekçesi, bugün de aynı şeyi yapmamızı zorunlu kılacak nitelikteydi:

 

 “Dikkate değer ki ulus, yurdun işgali ve varlığına vurulan bu korkunç darbe karşısında herhangi bir üzüntü ve yakınma ortaya koymuş değildi.

Bu durum ulus adına olumlu olarak yorumlanamazdı.

Onu uyarıp harekete geçirmek gerekiyordu.

Bu amaçla 28 Mayıs 1919 günü Havza’dan valilere, mutasarrıflıklara ve ordu komutanlıklarına şu genelgeyi gönderdim:

“ÜLKE BÜTÜNLÜĞÜMÜZÜN KORUNMASI İÇİN ULUSAL TEPKİLERİN DAHA CANLI OLARAK GÖSTERİLMESİ VE SÜRDÜRÜLMESI GEREKİR. BÜTÜN ULUS KAN AĞLAMAKTADIR.   KATLANMASI OLANAKSIZ BU OLAYLARIN HEMEN ÖNLENMESİNİ BEKLEDİĞİMİZİ BELİRTMEK ÜZERE, KÖYLERE VARINCAYA DEK HER YANDA BÜYÜK VE COŞKUN TOPLANTILARLA GÖSTERİLERDE BULUNULMASI, BÜTÜN BÜYÜK DEVLETLERİN TEMSİLCİLERİYLE BABIÂLİ’YE ETKİLİ TELGRAFLAR ÇEKİLMESİ ÇOK GEREKLİDİR.”

Verdiğim bu yönerge üzerine her yerde gösteriler yapılmağa başlandı.”

 

İşte bugün de aynı durumdayız.

Basın ulusumuzun sesini kısmış bulunuyor.

Başta Cumhuriyeti kuran parti olmak üzere Türk ulusunu temsil etmek savında ve yönetme sevdasında olan tüm siyasal partilerin, üniversitelerin, meslek örgütlerinin, …  Yönetimlerine büyük sorumluluk düşüyor:

Derhal harekete geçmeli, tüm ulusu en başta 29 Ekim – 10 Kasım haftalarında olmak üzere CUMHURİYET MİTİNGLERİ’NE çağırarak sömürgeciliği ve teröristliği ayıp saymayan bu ABD/AB saldırılarına karşı ulusun sesinin dünyaya duyurulmasına öncülük etmelidirler.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanını da 29 Ekim günü Washington’da değil,  kendi ulusunun arasında olmaya,  bu mitingde yer alarak Cumhuriyetimizin 86. kuruluş yıldönümünü kutlamaya çağırmalıdırlar.

Yoksa onur tanımayan sömürgeci Batı, kamuoyumuzu uyutup yapacağını yaptıktan sonra, düşkünleştirmiş olacağı Türk ulusuna döner ve: “Mustafa Kemal’in ve kurduğu devletin ilke ve kurumlarının değerini bilmenizi, içinizdeki işbirlikçileri de kullanıp engelledim; böylece sizi çağdaş ve güçlü bir ulus olmaktan alıkoydum; Sevr projemi de en sonunda uygulamaya geçirdim!” diyerek bir güzel nanik yapar!

 

Prof. Dr. Özer Ozankaya

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bazı Makalelerimiz


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

Utaniyorum

Atamdan utaniyorum…
Sehitlerimden utaniyorum…
Sehit ailelerinden utaniyorum…
Utaniyorum coluk cocugmdan!

Samsun ve Denizlide bizlere karsi sergilenen tutumdan dolayi utancimi tarif etmeye kelimeler kifayetsiz kaliyor.

Önder Gürbüz