TESEV diye bir vakıf

Büyük ölçüde ünlü para spekülatörü ve “turuncu devrim ihracatçısı” George Soros’un Türkiye’deki temsilcisi Açık Toplum Enstitüsü tarafından finanse edilen TESEV’in başkanı Can Paker, aynı zamanda enstitünün de danışma kurulu başkanlığını yapıyor. Vakfın finansörleri arasında BM Kalkınma Programı, Avrupa Komisyonu ve Dünya Bankası da bulunuyor.

Patronların vakfı
1994 yılında vakıf olarak hayata geçen TESEV’in kökleri 1961′de dönemin ünlü patronlarından Nejat Eczacıbaşı’nın Türkiye burjuvazisine entelektüel bir kurum kazandırma düşüncesiyle kurduğu Ekonomik ve Sosyal Etüdler Konferans Heyeti’ne uzanıyor. Değişik üniversitelerden akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşları üyelerinin ve Dışişleri Bakanlığı’nın önde gelen bürokratlarının araştırmaları için fon yaratacak bir vakıf kurma çabalarıyla TESEV, 6 Ekim 1994′te Bülent Eczacıbaşı tarafından kuruluyor.

Vakfın kuruluş misyonları arasında “Türkiye-AB-Batı dünyası ve küresel ortak hareket noktalarını teşvik etmek” ve “Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgedeki (Güneydoğu Avrupa, Balkanlar, Karadeniz, Ortadoğu ve Akdeniz, Hazar Bölgesi, Orta Asya ve Kafkaslar) rolünü teşvik etmek” sıralanıyor. Çalışma alanlarını üç grupta toplayan TESEV, demokratikleşme başlığında, din-devlet-toplum ilişkileri, azınlık hakları, zorunlu göç, güvenlik sektöründe demokratik açılımlar konularına odaklanıyor. Yolsuzluk, saydamlık gibi konulara odaklandığı ikinci çalışma başlığıysa “İyi Yönetişim”.

Vakıf, “Dış Politika ve Uluslararası İlişkiler” başlıklı çalışma alanındaysa AB, Kıbrıs, Ortadoğu konularına odaklanıyor ve uluslararası “think-tank”lerin gündemini Türkiye’ye taşıyor.

Hükümete yön veren vakıf
TESEV’in başkanı, Sabancı Holding Yönetim Kurulu üyesi ve aynı zamanda Açık Toplum Enstitüsü Danışma Kurulu Başkanı olan Can Paker. Vakfın yönetim kurulunda İshak Alaton, Mustafa Alper, Yılmaz Argüden, Ayfer Hortaçsu, İletişim Yayınları’nın kurucusu “solcu patron” Osman Kavala, Türkiye’nin en büyük ilaç dağıtımcısı ve şimdilerde özel hastane işine giren Ethem Sancak, Mete Sayıcı ve Tosun Terzioğlu yer alıyor.

1990′lı yıllarda dünyada ve bölgede estirilen sivil toplumculuğun Türkiye’deki sesi olan TESEV, 2000′lerde AB lobiciliğinin yanı sıra ABD’nin Ortadoğu politikalarına da malzeme sunar hale geliyor.

Uluslararası finans odakları ve “think-tank” kuruluşlarıyla bağlarını güçlendiren TESEV iç siyasette giderek etkisini artırdı. Sermayenin dolayımsız temsilciliğini üstlenen TESEV daha hükümetlerin gündemine girmeden iş yasası, kamu reformu, yerel yönetimler reformu gibi düzenlemeleri tartışmaya açıyor. Vakfın Türkiye’nin dış politikasındaki etkisine en iyi örnekse Güney Kıbrıs’ın eski başkanlarından Geroge Vasiliou’nun 2004 yılındaki sözleri: “TESEV’in tanrıyla da iyi bir bağlantısı olmalı. Böyle olmasa, Erdoğan-Annan görüşmesini, son günlerdeki gelişmeleri nereden bileceklerdi!”

AKP kurmaylarından danışmanlık hizmeti
2003 yılında yapılan bir değişiklikle yönetim kadrosuna vakfı maddi olarak da destekleyecek olan 15 kişilik bir Danışma Kurulu ekleniyor. Bu dönemde Danışma Kurulu’ndaki en önemli isimse ABD’yle yakın ilişkileriyle tanınan Başbakan Danışmanı Cüneyt Zapsu. Zapsu’nun da katılımının ardından TESEV’in çalışma alanlarında ABD ile ilişkiler ve Ortadoğu politikaları ön plana çıkıyor.

28-29 Nisan 2004 tarihinde İstanbul’da yapılan NATO Zirvesinin hemen öncesinde TESEV ve Alman Marshall Fonu, NATO gündemindeki konuları ele alan bir uluslararası toplantı düzenliyor. “Yeni Bir Yol Kavşağında Atlantik İttifakı” başlıklı bu “sivil zirve”de, Başbakan Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, Gürcistan Cumhurbaşkanı Mikhail Saakashvili, Senatör Richard Lugar, Senatör Frist ve NATO Genel Sekreteri Jaap de Hoop Scheffer bir araya geliyor. Söz konusu zirvede NATO’nun yeni vizyonu, Avrupa ve Amerika’nın belirlemesi gereken Karadeniz stratejisi, NATO’nun Afganistan’da oynayacağı rol, Irak sorunu, Ortadoğu’da “demokrasi”nin nasıl teşvik edileceği üzerine TESEV ve GMF’nin çalışmaları ele alınıyor. Zirvede TESEV Yönetim Kurulu Başkanı Can Paker, küresel terörün ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmaların TESEV ve GMF gibi kuruluşların asli görevleri olduğunu vurguluyor ve Türkiye’nin “demokratikleşme” konusundaki deneyimlerini bölge ülkeleriyle paylaşması konusunda öneride bulunuyor.

alıntı:www.sol.org.tr

.

About Mahmut Özyürek