Yürütülmekte olan medya operasyonunun Türk Ordusuna karşı olduğunu anlamayanlar çok iyi düşünmelidirler.
Tehdit devletin tüm kurumlarına yönelmiştir.
Emperyalizm milli devleti yıkacaksa onun her kurumuna ayrı ayrı saldıracaktır. Eğer savaş mili devlet ile emperyalizm arasında sürüyorsa her mevzide çarpışma olması doğaldır.
Saldırılar sırasıyla;
Ekonomik,
Politik,
Toplumsal,
Kültürel,
Ve askeridir.
Ekonomik ve siyasi tüm önemli mevziler Amerika’nın eline geçmiştir.
Kültürel ve toplumsal çürütme çalışmaları, emperyalizmden beslenen, medya tarafından sürdürülmektedir.
Tehdidin ana hedefi ordudur. Orduyu teslim almadan, milli devleti teslim almanın mümkün olmadığı ortadadır.
Saldırıdan söz ediyorsak, bu saldırının bir stratejisi olması gerekir. Her strateji arkasında bir ideoloji barındırır.
Emperyalizmin ideolojisi hükmetmektir. Savaş ideolojik alanda emperyalizmin ideolojisi ile Kemalizm arasındadır.
Ordunun komuta kademesine yapılan saldırı da iki boyutludur.
İdeolojik ve operasyoneldir.
İdeolojik saldırı doğrudan Kemalizm’e yönelmiştir. Bu saldırının temel amacı komuta kademesi arasında, fikir veya menfaat ayrılığı yaratmaktır.
Halk değişiyle, nifak sokmaktır.
Komuta kademesinde Kemalizm’e eleştirel bakanlar varsa, onları diğerlerinden koparma amaçlıdır.
Tertip Merkezinin Operasyonel yönü şimdilik emekli Kemalist generallere karşıdır.
Operasyona maruz kalmayan emekli subaylardan hiç ses çıkmaması, ABD planının işlediğine işarettir.
Benzer durumların muvazzaf subaylar içinde de olması beklenir.
Evet, milli kuvvetler ya durmalı, ya da vurmalıdır.
Ancak, süreç milli kuvvetleri zaafa uğratacak şekilde sürmektedir.
En yürekli, en Kemalistler tasfiye edilmektedir. Tıpkı 12 Mart darbesinde 1900 subay,12 Eylül Darbesinde 2000 Kemalist subayın tasfiye edildiği gibi.
Elbet milli devlet sadece ordudan ibaret değildir. Halk kendini savunmuyorsa, yalnızca milli kuvvetlerin devleti savunması yetmez. Milli devletin tüm kurumlarına saldırılıyorsa, savunmanın da topyekûn olması gerekir.
Halkı ülke savunmasına hazırlayacak devlet kurumlarının birçoğu emperyalizme teslim olmuştur.
Mesela, TRT bir devlet kurumudur. Ancak o da devletle içerden savaşmaktadır. Amerikan ajanlarını ekrana getirebilmekte, Türk Ordusuna ve vatanseverlere devletin televizyonundan saldırtabilmektedir.
Bu bir habercilik olayı değildir. Psikolojik harbin devamıdır.
Stratejinin düşmana sağladığı bir başka yarar da, halk ile ordunun arasının açılmasını sağlıyor olmasıdır.
Ordunun Komuta kademesinin tesliminden sora yapılacak işler ise bellidir.
Kukla devletin kabulü,
Türkiye’yi federasyon veya konfederasyona dönüştürmek,
Kıbrıs’tan asker çekmek,
Türkiye’yi Kukla devletin hamisi yapmaktır.
Sizce tehdidin neresindeyiz?
15.1.2009, Bülent Esinoğlu
bulentesinoglu@gmail.com
.

Emperyalizmin,ana hedefi Bagımsızlık Savaşı’nda,dünya devlerine diz çöktüren ve tüm mazlum milletlere örnek olan,Mustafa Kemal’den intikam almaktır.Bu saldırıda Cumhuriyet’in tüm kurumları,ama öncelikli olarak Türk Silahlı Kuvvetleri hedef alınmıştır.Bu saldırılar özellikle son yedi yılda,işbirlikçi siyasetçi,iş adamı ve görsel ve yazılı basın eliyle tehdit olmaktan çıkmış,Kemalist subaylar hedef tahtasına oturtulmuştur.Üzülerek ifade etmek gerekirse,Türkiye garip bir sessizliğe bürünmüştür.Emperyalizm yılgın,sessiz,korkan insanların ardında zafer çığlıkları atmak için beklemektedir. Saldırı artık tehdit olmaktan çıkmış,İkiz Yasalar,Vakıflar Yasası ve Kalkınma Ajansları gibi gaflet,delalet ve hatta ihanet yasaları tehlike haline gelmiştir.Önemli olan Türk milletinin teslimiyet uykusundan uyanıp,tehlikenin ama gerçek tehlikenin farkına varmasıdır.F.Özen ADD Antalya