SİVAS KONGRESİ’nin 89. Yılı : Ne Mutlu Türkiye’ye !


Prof. Dr. Ahmet SALTIK, www.ahmetsaltik.com
Ankara Üniv. Tıp Fak. / ADD Genel Başkan Önceki Yrd.

Bu gün 4 Eylül 2008.. Tam 89 yıl önce, Mustafa Kemal Paşa,
ağır Mondros Ateşkesi kuralları bile çiğnenerek anayurt
Anadolu’nun işgaline ve yalnız yurdun değil, Ulusun da
yokedilme planlarına karşı Anadolu’da çıkış ararken,
Sivas’ta bir Ulusal Kurtuluş Kongresi düzenlemişti.
Erzurum’da 23 Temmuz- 7 Ağustos 1919 arasında yapılan
ve yerel ölçekte kalan ilk Kongrenin ardından, Sivas Kongresi
hem pekiştirme, hem süreklilik hem de ulusal ölçekte olma savlarını taşımaktaydı..
İşte, ulusal kurtuluşu örgütleyen şanlı Sivas Kongresi’nin açılışının mutlu 89. yılındayız bu gün!

G i r i ş :
Dersaadet, çağın devlerinden Almanya ile bağlaşıklığına karşın 1. Dünya Paylaşım Savaşı’ndan
yenik çıkmış ve burnunun dibine uzatılan Mondros Silahbırakışması’ nı (Mütareke) imzalamak
zorunda kalmıştı. Devletlü Müdafaa Nazırı (Savunma Bakanı) Enver Paşa, 2 Alman savaş gemisini
(Göben ve Breslau) Boğazlardan Karadeniz’e geçirmiş, Rus Çarlığı’na karşı kriz çıkmasın diye de
bu 2 savaş gemisini Osmanlı Devleti’nin satın aldığı (!) açıklanmıştı; hatta anılan 2 geminin
adları da değiştirilerek Yavuz ve Midilli yapılmıştı!
Ne var ki, Yavuz ve Midilli mahlaslarıyla (takma ad) Karadeniz’e açılan 2 Alman savaş gemisi
Sivastopol’ü bombalayınca, “Hasta Adam”, parçalanmaya giden acımasız tarihsel süreçte
son perdeyi oynamak üzere kendisini otomatik olarak, Almanya bağlaşıklığıyla İtilaf Devletleri ile
(İngiltere, Fransa, İtalya, Yunanistan, Bulgaristan..) savaşta bulmuştu.
Çoook geniş cephelerde 4 yıl süren tarihin en kanlı savaşlarından biri olan 1. Dünya
Paylaşım Savaşı yitirilmişti. Milyonlarca şehit, gazi ve yitik (kayıp) Galiçya’dan Kafkasya’ya,
Libya’dan Sina’ya, Hicaz’dan Balkanlara… dek 7 cephede acı deyim yerinde ise “diz çökmek”
zorunda kalmıştık. Enver Paşa, tüm olumsuz tabloya karşın, gerçekçi olmaktan son derece uzak,
Atatürk’ümüzün nitelemesiyle “serüvenci”liğini bırak(a)mamış, 90 bine yakın vatan evladını,
ham hayal “Turan” ülküsü uğruna Sarıkamış dağlarında donmaya terk ederek yurtdışına kaçmıştı
(ve de ülke dışında öldü ne yazık ki) ..
1881 Muharrem Kararnamesi ile Düyun-u Umumiye’nin (Borçlar Genel İdaresi) kurularak
Maliye’nin Batı emperyalizmine terki ile başlayan “kırılma” süreci, “Hasta Adam” ın nasıl
paylaşılacağına 40 yıl sonra artık karar verilebildiğinden, yıkım planı Mondros Ateşkesi ile
yürürlüğe fiilen sokulmuştu.
Mondros Ateşkesi’nin kurallarını aşan işgallerin ardından SEVR dayatılacağı açıktı..
Öyle de olmadı mı? 30 Ekim 1918′in üzerinden 2 yıl bile geçmeden 10 Ağustos 1920′de,
İngiliz Muhibbi 36. Padişah 6. Mehmet Vahidettin, sadrazamını Paris’e yollayarak,
bırakalım öbür Osmanlı topraklarını, anavatan Anadolu’nun bile emperyalist işgalle
paylaşılmasına imza koymadı mı? Kuvayı Milliye’yi asi ilan edip Yunan işgaline ses çıkarılmamasını
fetvalarla İngilz uçaklarından Anadolu’ya attırmadı mı? Mustafa Kemal Paşa tüm bu ihanetlerini
SÖYLEV’inde açıkladı ve “alçak” (den’i) “soysuz” dedi Vahdettin’e..
Kongre Süreci :

Gazi Mustafa Kemal Paşa, 30 Ekim 1918′i izleyen birkaç ay, “Mütareke İstanbul’u” nda
kurtuluş çareleri için çırpınmış ancak Saltanat’ın teslimiyeti hatta daha sonra SÖYLEV’inde
dile getireceği açık ihaneti karşısında, tek yol olarak Anadolu’da örgütlenecek bir Ulusal Kalkışmayı,
anti-emperyalist özgürük ve bağımsızlık savaşını öngörmüştü. 19 Mayıs 1919′da Samsun’a çıkışı,
Mustafa Kemal Paşa, verili koşulları son derece akıllıca değerlendirerek yönetti. Padişah’tan
bir Ordu Müfettişliği görevi sağladı, Genelkurmaydaki arkadaşlarının da desteği ile.
Musta Kemal Paşa, bu süreci özellikle anılarında açıkça yazmıştır. Sonradan kitaplaştırılan,
Hakimiyet-i Milliye’de Falih Rıfkı Atay’ın kaleme aldığı yazılarda, tarihe not düşürmüştür.
19 Mayıs 1919 Samsun’a çıkış, 22 Haziran 1919 Amasya Genelgesi, Erzurum Kongresi,
Sivas Kongresi (4-11 Eylül 1919), A. Rıza Paşa Kabinesi ile Amasya Protokolü
(20-22 Ekim 1919).
Gazi Mustafa Kemal Paşa, bu Kongreye de, Erzurum Kongresi’nde olduğu gibi, askerlikten
istifa etmiş, herhangi bir resmi sıfatı bulunmamasının yanı sıra, boynunda İngiliz Muhipleri
(Sevenleri) Derneği’nin kurucusu Osmanlı Padişahı Vahdettin’in idam fermanı ile katılmıştır.
Kendisine yakıştırdığı nitem şöyledir : Sine-i Millette ferd-i mücahit..
Sivas’a geçiş de kolay olmamıştır.. Elazığ Valisi Ali Galip, “yakalama” ve gerekirse infaz fermanı
almıştır Pay-i Taht’tan.. Bu kez, Erzurum Kongresi yerel kararlarının pekiştirilmesinin yanında,
genelleştirilmesi de hedeflenmiştir.
Ne kararlar alındı Sivas Kongresi’nde ?
Sivas Kongresi, Temsil Heyeti’ni belirler, başkanlığına Mustafa Kemal Paşa’yı getirir ve
görkemli meydan okuyuşunu, özgürlük bildirgesini dünya kamuoyuna şöyle haykırır :
Bugün ulusça bilinmekte olan iç ve dış tehlikelerin yarattığı “u l u s a l u y a n ı ş” t a n
doğan Kongremiz, aşağıdaki kararları almıştır :
1. Osmanlı İmparatorluğu ile İtilaf Devletleri arasında yapılan silah bırakımı (Mütareke) tarihinde
(30 Ekim 1918, Mondros) sınırlarımız içinde kalan Osmanlı ülkesinin bölgeleri, birbirinden ve
Osmanlı toplumundan ayrılması olanaklı olmayan bölünmez bir bütün oluştururlar.
2. Toplumun bütünlüğü ve ulusal bağımsızlığımızın sağlanması için
ULUSAL GÜCÜ ETKEN ve ULUSAL İSTENCİ EGEMEN KILMAK kesin ve temel ilkedir.
3. Ülkenin herhangi bir bölümüne (Ulusal Ant sınırları içinde) yönelecek müdahale
ve işgale, hep birlikte savunma ve direnme ilkesi meşru kabul edilmiştir.
4. Osmanlı hükümeti, bir dış baskıyla ülkemizin herhangi bir kesimini terk ve ihmal etmek
zorunda kalırsa, ülke ve ulusun dokunulmazlığını ve bütünlüğünü güvenceleyen her türlü
önlem ve karar alınmıştır.
5. Ülke bütünlüğümüzün bölünmesi düşüncesinden tümüyle vazgeçilerek bu topraklar üzerinde
tarihsel, ırksal, dinsel ve coğrafyasal haklarımıza saygı gösterilmesini ve bunlara aykırı girişimlerin
geçersiz kılınmasını, böylece hak ve adalete dayanan bir karar alınmasını bekleriz.
6. Ulusumuz, insancıl ve çağdaş amaçların yüceliğine inanır; teknik, ekonomik ve endüstriyel
durum ve gereksinimimizi takdir eder. Bu nedenle, devlet ve ulusumuzun iç ve dış bağımsızlığı
ve yurdumuzun bütünlüğünü korumak koşuluyla, önceki maddede açıklanan sınırlar içinde,
ulusal ilkelerimize saygılı ve yayılma emeli beslemeyen herhangi bir devletin teknik, ekonomik
ve endüstriyel yardımını hoşnutlukla karşılarız. İnsancıl ve adil koşulları taşıyan bir barışın
kısa zamanda gerçekleşmesi, dünya ve insanlığın dinginliği adına, en başta gelen ulusal emelimizdir.
7. Ulusların kendi yazgılarını kendilerinin belirlediği bu tarihsel çağda, merkezi hükümetimizin de
ulusal istence bağlı olması zorunludur. Çünkü ulusal istence dayanmayan bir hükümetin
tepeden inme ve kişisel kararlarına ulusça uyulmayacağından başka, bu kararların dışta da
geçerli olmadığı ve olamayacağı şimdiye dek görülen eylemler ve sonuçlarıyla kanıtlanmıştır.
Bu nedenle ulus, içinde bulunduğu kaygı ve sıkıntılardan kurtulmak çarelerine doğrudan başvurmak
zorunda kalmadan, merkezi hükümetimizin Ulusal Meclis’i hemen ve hiç zaman yitirmeden
toplaması, böylece vatan ve ulusun yazgısı hakkında alacağı bütün kararları
Ulusal Meclis’in denetimine sunması zorunludur.
8. Vatan ve ulusumuzun karşılaştığı zulüm ve elemlerle ve tümüyle aynı ülkü ve amaçlar,
ulusal vicdandan doğan vatansever ve ulusal derneklerin birleşmesinden oluşan genel kitleye
bu kez “ANADOLU ve RUMELİ MÜDAFAA-İ HUKUK CEMİYETİ” adı verilmiştir.
Bu Dernek, her türlü particilik akımlarından ve kişisel ihtiraslardan tümüyle arınmış ve aklanmıştır.
Tüm Müslüman yurttaşlarımız bu Derneğin doğal üyelerindendirler.
9. Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Derneği’nin 4 Eylül 1919′da Sivas’ta toplanan
genel kongresi tarafından kutsal amaçları izlemek ve bütün örgütü yönetmek için bir
Temsil Kurulu” seçilmiş ve köylerden il merkezlerine dek bütün ulusal örgüt birleştirilmiş
ve güçlendirilmiştir.

GENEL KONGRE KURULU / 11 Eylül 1919, Sivas
Sonuç ve Günümüze Bağlantı :
Her şeye karşın, emperyalizmin içeriden devşirdiği Ali Kemal’lerin, Ref’i Cevat Ulunay’ların,
Refik Halit Karay’ların, Şeyhülislam Dürrizade’lerin.. ve aynı yoldaki güncel işbirlikçi takım da dahil
tüm şürekanın akıl almaz yöntemlerle ahtopot örneği pek çok koldan saldırmasına karşın;
Türkiye Cumhuriyetimiz dimdik ayakta. Sonsuza dek de ayakta kalacak, özgür ve onurlu varlığını
sürdürecek elbette.

İstanbul Tıp Fakültesi öğrencilerinin aralarında para toplayarak Sivas’a temsilci olarak yolladıkları
Tıbbiye’nin 3. sınıfındaki Hikmet (Boran), Mustafa Kemal Paşa’ya kafa tutacak denli ateşli bir
tam bağımsızlık savunucusuydu. Çünkü arkadaşları O’nu bu amaçla yollamışlardı. Çünkü onlar,
1915′te Çanakkale savunmasında hepsi şehit olan Tıbbiye 1. sınıf öğrencilerinin acılı ülküdaşlarıydı.
Hep yineliyoruz; tarih engebeli bir yaşantı sürecidir, maratondur. Akılcı bir sabırlılık
temel koşullardan biridir. Hele hele ülkemiz coğrafyasının ne denli belalı olduğunu uzun uzadıya
irdelemek de anlamsız. Bu zor tarihsel süreçte, jeo-coğrafik konumda, bir yandan yüksek kaliteli
jeo-politik konumun nimetlerini devşirirken, bir yandan da külfetlerini omuzlayacağız. Türkiye,
hiç ama hiç kuşku yok büyük ve köklü bir devlettir. Son derece varsıl ve bize güç katan
devlet kurma-yönetme deneyimimiz vardır ve doğallıkla genetik kodlarımıza da işlenmiştir
bu yetilerimiz. Günümüzde Tek Dünya Devleti hatta hegemonyasına oynayan süper gücün
yüzyüze olduğu güçlükler çok nettir. Hiç kimse, süt liman bir küresel hele bizim koordinatlarımızda
bölgesel bir konjonktür hayal etmesin. Bitmeyen, bitmeyecek olan -yoksa tarih de biter!-
bu yaman diplomatik satranç sürecek. Sivas Kongresi’ni en zor koşullarda, kelle koltukta
başaran, Kurtuluş Savaşı’na yol ve yön veren saygın temsilcileri, Tıbbiyeli Hikmetleri,
Mustafa Kemal Paşa’yı utandırmayacağız. Onları minnet, şükran ve saygıyla anıyoruz.
Bize kutsal emanetleri Türkiye Cumhuriyetimizi sonsuza dek şanla yaşatacağız.
Devrim, Türkiye topraklarında bu tarihsel gizilgücü (potansiyeli) yaratmıştır;
Devrimci kuşaklar, geriye dönüşe asla izin vermeyecek güç, azim ve kararlılıktadır.
Bu böylece bilinmelidir.

Selam olsun Sivas Kongresi’ne yiğitlerine ve kararlarına!

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bazı Makalelerimiz


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.