SIRADAKİ AÇILIM

AKP iktidarının bir sonraki açılım sinyali dün Başbakan Erdoğan tarafından verildi: Kürt ve Ermeni Açılımı sonrasında Ruhban Okulu açılımı. AKP’nin “Yol Haritası”ndaki “Ruhban Okulu Açılımı” emperyalistlerin birkaç yıllık düşüncesinin ürünü değil. AKP eliyle hayata geçirilmesi istenilen açılımın geçmişi 218 yıl öncesine yani 1791 yılına kadar uzanıyor.

Ortodoks papazları arasında yaşatılan ve “Büyük Ülkü” anlamına gelen, “Megalo İdea” fikri; Yunanlıların ulusal kahramanı Rigas Ferreros tarafından1791 yılında haritalandırıldı. Yani bilinenin aksine “Megalo İdea” fikri Yunanistan bağımsızlığını kazandıktan sonra ortaya atılmadı. Tam tersi “Megalo İdea” fikri; Yunanistan’a bağımsızlık sağladı. basılan ve Yunanca konuşulan her yerde dağıtılan bu harita, Osmanlının engin hoşgörüsü ile büyük imtiyaz elde eden Ortodoks Kilisesinin aracılığı ve İngiltere, Fransa ve Rusya’nın desteği ile Osmanlı İmparatorluğunun yerle bir edilip, Bizans İmparatorluğunun yeniden kurulmasına dayanmaktaydı. Harita ile birlikte dağıtılan iki kitapçık daha vardı; Bizans İmparatorluğunun kurulması için gereken “Yol Haritası” ve “Anayasa” taslağı. Haritası çizilmiş, anayasası hazırlanmış, programlaması yapılmış yol haritasına göre Yunanistan; bağımsızlığını ilan edecek, Batı Trakya, Anadolu’nun yarıdan fazlası, Selanik, Ege Adaları, Oniki Adalar, Girit, Kıbrıs, Rodos, İmroz ve Bozca Ada ve en nihayetinde de İstanbul ele geçirilerek; Bizans İmparatorluğunun ve Rum Pontus devletinin kurulması sağlanacaktı. Viyana’da

Megola İdea fikrinden hareketle bugünkü adı Avrupa Birliği olan, Avrupa Devletler Konseyi; 1800’lü yıllardan itibaren Yunanistan’ın bağımsız bir ülke olması gerektiği yönünde kulis çalışmaları yapmaya başladı. Ferreros’un haritasında adı geçen bölgelerde; beş milyon Türk`e karşılık, 150 bin kadar Yunan yaşamaktaydı. Yani haritada Büyük Yunan Devletinin kurulmasını haklı çıkartacak bir nüfusa sahip değillerdi. Ancak bugün Avrupa Birliği olarak adlandırdığımız Avrupa Devletler Konseyinin amacı; haklıya hakkını vermek, çoğunluğa yönetimi devretmek değil; Müslümanları defedip, Ortodoks Rum devletini kurmaktı. Bu amaca ulaşmak için, öncelikle bölgede yaşayan Yunan ve Rum kökenli vatandaşlar Osmanlıya karşı kışkırtılmalıydı. Bu kışkırtma propagandasını yapabilecek en etkin kurum; Ortodoks Kilisesi ve dini okullardı. Yunan milliyetçiliği ile donanmış din adamları kendilerine verilen görevi yerine getiriyor; kiliselerde ve okullarda, söz konusu harita ve programdan hareketle halkı “Büyük Yunan” ülküsüne hazırlıyor, Papazlar yaptıkları ayinlerde ve okullardaki derslerde; Türklerin Yunan Ortodoks düşmanı barbarlar olduğunu, atalarının topraklarını onları işkenceyle öldürerek ele geçirdiğini anlatıp, birlikte barış içerisinde yaşayan iki halkın arasına kin ve nefret tohumları ekiyordu.

Emperyalist plan; Ortodoks kilisesi, Ruhban okulu ve papazlar aracılığıyla tıkır tıkır işletildi. Şöyle ki: Türk ve Rum halkın birlikte yaşadığı bu bölgelerde; dışarıdan getirdikleri Yunan ırkçıları aracılığıyla kargaşa çıkartıldı. Çıkardıkları kargaşayı uluslar arası kamuoyuna “Bu bölgelerde yaşayan Hıristiyan halkın arazilerine el konuluyor, din değiştirmeye zorlanılıyor, soykırım yapılıyor, okullar ve kiliseler kapatılıyor, Hıristiyanlar Müslüman terörü yüzünden ölüm tehlikesi altında yaşıyor” şeklinde sunarak her şeyin farkında olan emperyalist ülkelerin desteği sağlandı. Sağlanan bu destek ile “Megola İdea” hayata geçirilip haritadaki yerlerde yaşanacak ayaklanmalar, katliamlar ve bağımsızlık istekleri için zemin hazırlandı.

Plan gereği ayrılıkçı “Filiki Eterya” örgütü; bağımsız Yunanistan ülküsü için Rusya himayesinde kurulup terör faaliyetlerine başladı. 2 bine yakın Müslüman bu örgüt tarafından katledildiği halde; Avrupa Devletler Konseyi sesini çıkartmadı. Bu sırada devreye Osmanlının müttefiki(!) olan İngiltere girdi: “Ayaklanmanın ardında Rusya’nın olduğunu biliyoruz. Rusların; Yunanlıları kullanıp Akdeniz’e inme hedefinden de haberdarız. Yunanistan; siz isteseniz de istemeseniz de bağımsızlığını kazanacaktır. Biz İngilizler; bu ayaklanmayı bastırıp, Yunanlıların düşmanlığını kazanmaktansa; onlara destek olup, Rus güdümünden çıkararak, bizim etkimize girmelerini sağlayacağız. Siz de Yunanistan’ın bağımsızlığını tanıyın ve bize destek verin ki Rusya; Osmanlı topraklarında daha çok yayılmasın.” Osmanlı ilk etapta bu teklifi kabul etmedi. Bunun yerine Mora Yarımadasında çıkan ayaklanmayı Mısır destekli donanmasını göndererek bastırdı. Mora’nın tekrar Osmanlı hakimiyetine kavuşması; tüm Avrupa devletleri için sorun olmuştu. Dostumuz ve müttefikimiz(!) İngiltere; -ayaklanmayı bastırdığı için- Osmanlıya ültimatom verdi. Ardından da Yunanistan’ın bağımsızlığını tanıdı. Osmanlının ültimatoma rağmen Mora’dan çekilmemesi üzerine; Rus, Fransız ve İngiliz savaş gemileri, Osmanlı donanmasına baskın düzenleyip; Navarin Limanında 6 bin askerimizi şehit etti. Nihayetinde Osmanlı 1830 yılında Yunanistan’ın bağımsızlığını tanımak zorunda kaldı. Osmanlının himayesindeyken, İngiliz himayesine geçen  Korfu, Paksos, Aya Mavro, Serigo, İtaki, Ketolonya ve Zanta isimli 7 ada 1864 yılında Yunanistan’a devredildi. 1877-78 Osmanlı-Rus harbinden sonra yine İngilizlerin yardım ve desteği ile Teselya ve Epirin Yunanistan’a verildi. Balkan Harbi sonrası, Kuzey Ege’de İmroz ve Bozcaada dışındaki bütün adalarla, Makedonya’nın güneyini ve Girit Adası Yunanlıların oldu. I. Dünya Harbinde İngiliz destekli Yunanlılar, önce Batı Trakya’yı ele geçirdi. Ardından Batı Anadolu’yu işgal etti. Üç kıtaya yayılmış koca imparatorluktan Sevr ile bize layık görülen Bursa yüzölçümü kadar bir toprak parçasına “Hayır” diyip Atatürk öncülüğünde savaşmamış ve Lozan Anlaşmasıyla Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmamış olsaydık; yayılmacı bir politika izleyen Yunanlılar “Megalo İdea” hedefine ulaşmış olacaktı. Ancak emperyalist ülkeler Sevr prangasını kırıp özgürlüğümüzü kazandığımız Lozan’ın intikamını almakta kararlı olduklarını II. Dünya Savaşında galipler masasında yer bulan Yunanistan’a Oniki Ada diye bilinen Güney Sporad adaları vererek gösterdi. Ortodoks Ruhban Okulu papazları ise bir kez daha “Büyük Helen” ülküsünü canlandırmak ve ayrılıkçılık tohumlarını ekmek için Kıbrıs’ta ortaya çıktı.

Heybeliada Ruhban Okulunda yetişen papazlar tarafından nesilden nesle aktarılan ve “Kutsal Görev” olarak adlandırılan ülkülerinin; emperyalist ülkeler sayesinde uygulamadaki büyük başarısını, bu başarının temelini dini fanatizm ile beyni yıkanan “Heybeliada Ruhban Okulu” mezunu papazların oluşturduğunu kısaca aktardım. Rigas Ferreros’un1791 yılında çizdiği harita tamamen gerçekleşmedi ise bunun nedenlerinden biri de “Türk Milli Eğitim Müfredatı”ndan tamamen bağımsız, Türkiye’ye değil Yunanistan’a bağlı eğitim vermeyi isteyen “Ruhban Okulunun” kapalı olmasından kaynaklanmaktadır. Bu sayede ırkçı düşünceleri ve atalarından kendilerine aktarılan “Kutsal Görev”leri gereği çalışacak “Ajan” papazlar; barış içinde yaşayan bizleri birbirimize düşürememiştir.

Yanıldığımı, artık NATO’da müttefikimiz olan Yunanlıların ülkemiz toprakları üzerinde herhangi bir “Kutsal Görev”lerinin olmadığını, Müslüman hoşgörüsünün diğer dinlere de iyi niyetle yaklaşmayı gerektirdiğini, bu nedenle ruhban okulunun “Müfredatına karışmasak, atamalarını Yunanistan’a bıraksak bile” açılmasında bir sakınca olmadığını, AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın uluslar arası kamuoyunda sürekli önümüze çıkartılan “Ruhban Okulu” konusundaki açılımının; ülkemiz açısından kötü sonuçlar doğurmayacağını, aksine kazanç sağlayacağını ve bu nedenle desteklenmesi gerektiğini düşünenlere son bir bilgi:

Yunanlı Parlamenterler Avrupa Birliğine yazılı bir soru önergesi verdi. Buna önergede: Avrupa Birliğinin, “Son yıllarda Rum topluluğunun okullarını kapatan, arazilere el koyan, istemeden evlerini terk etmek zorunda bırakan Türkiye’ye karşı, Gökçeada ve Bozcaada`da ki Rum azınlığı desteklemek için ne gibi girişimlerde bulunacağı” soruldu.

Harita yavaş yavaş tamamlanıyor. Kıbrıs’ta “Ver kurtul” olarak adlandırılabilecek birleşme görüşmeleri, Ferreros’un yol haritasında işe yarayan ve bağımsızlık kazandıran Gökçeada ve Bozcaada’daki Rum azınlıklara uygulandığı varsayılan kötü muamele, Heybeliada Ruhban Okulu ile elde edilecek ve tıpkı İtalyan topraklarında kurulu Vatikan benzeri İstanbul topraklarında kurulacak Ortodoks Rum devleti.

AKP’nin sloganı neydi: “Durmak yok yola devam.”

ŞEBNEM ÖZBEK

02.09.2009

.

About Mahmut Özyürek