ŞAKİR AKSÖZ’ÜN YEREL ÇÖZÜM VE YAYGIN “SABAH AKDENİZ” GAZETELERİNDE YAYIMLANAN “ANLAMA VE ALGILAMA SORUNU” - “ÖZYÜREK’E YENİ SORULAR?” BAŞLIKLI YAZILARINA YANITIMIZDIR
Sn. Şakir AKSÖZ;
Bir gazetede yazı yazmak ciddi bir iştir, bilgi ve deneyim, ahlak ve sorumluluk gerektirir. Gazetecilik keyfi ve sorumsuz bir meslek değildir. Bülbül sandığı kargalardan edindiği dedikoduyu, bilgi edinmişçesine gazete köşelerinde dile getirmek, argo deyimle “üfürmek” olur. “Üfürmenin” gazeteciliğin alfabesinde bile yeri yoktur.
Her evinden çıkan kişi “Gazetecilik yapıyorum” derse, yani “çakma” gazeteciler köşe başlarını tutmuşlarsa o mesleğin saygınlığı, güvenilirliği ve onuru kalmaz.
Geldiğimiz bu günde, basının en büyük sıkıntısı da bu olsa gerekir. Kimi “sözde” kalem erbabı çıkmazlarda çırpındıkça , kendi kendini kahraman görmeye, üfürmeyi gazetecilik sanmaya başlıyor.
Sn. AKSÖZ;
Atatürkçü Düşünce Derneği dışındaki Atatürkçülük iddiası ile kurulan derneklerin ne yazık ki büyük bir çoğunluğu Atatürkçülüğe karşı psikolojik savaş yürüten güçler tarafından çeşitli yollardan denetim altına alınmış ve dolaylı müttefik haline getirilmişlerdir. Denetim altına alınamayan Atatürkçü Düşünce Derneği ise Genel Merkezi ve Şubeleri ile psikolojik savaş mızrağının hedefine oturtulmuştur. Yapılandırılan ve beslenen yandaş “Medya” , Atatürkçü Düşünce Derneğine karşı psikolojik savaş arşivi haline gelmiştir.
İşbirlikçi AKP nin güdümündeki yandaş holding gazeteleri ve dergilerini incelediğinizde, dönme sahte Atatürkçü, liboş, Fethullahçı, ırkçı köşe yazarlarını okuduğunuzda, TV kanallarını izlediğinizde, göreceksiniz ki , Atatürkçü Düşünce Derneği dışındaki Atatürkçülük iddiasıyla kurulmuş örgütlere saldırı değil “nazik uyarılar söz konusudur. .Ama ADD söz konusu olduğunda her biri karalama ve çamur atma konusunda uzmanlıkta sınır tanımazlar. Sanırsınız ki, bütün çamurlar, ADD’ye atılmak için imal edilmiştir..
Biz bunun yabancısı da değiliz. Yüzyılın başında Emperyalizme karşı bir elinde tabancası, bir elinde idam sehpası ile savaşan ve onları yenen ilk ve tek lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e karşı aynı propaganda yürütülmüştür. Günümüzde Atatürkçülere karşı sürdürülen psikolojik savaş da Yeni sömürgeciliğin yarattığı Toplumsal bir bilinç kaymasıdır. Hem de bilinçli bir bilinç bulanıklığı yaratılmaktadır. Kitlelerin dirençleri neredeyse yok edilmiş durumdadır. İşin en kötüsü tüm kamuoyunda yaşanan bir bilinç kayması, bilinç bulanıklığı söz konusudur. Atatürkçülük asimile edimliye işbirlikçi , karşı devrimcilerin uydurduğu “ılımlı Atatürkçülüğe” dönüştürülmeye çalışılıyor.
Artık Atatürkçülük adına özelleştirmeler, Emperyalist bir örgütlenme olan Avrupa Birliği, Onların oluşturduğu NATO, Kalkınma Ajansları, yabancılara toprak satışları savunulabiliyor.
Kimileri Yüzleri kızarmadan, utanıp sıkılmadan Atatürkçülük adına, Ulusal Egemenliğin AB ile paylaşılabileceğini, Tam bağımsızlığın modasının geçtiğini yazıp söyleyebiliyorlar.
Atatürk’ün altı ilkesinin olmazsa olmazları yani devletçiliği, halkçılığı, devrimciliği savunmak “marjinallik”, “dogmatikleştirme”, “önyargılı olmak”, “sürekli krizler yaratmak” anlamına gelebiliyor.
ADD olarak şubemizin, ADD şube başkanı olarak Mahmut ÖZYÜREK’in bu bilinç kaymasının, bu bilinç bulanıklığının “figüranı” olmamız isteniyor. Kimse Kusura bakmasın, asıl bilinç bulanıklığının figüranı olmak bizi kahreder. İşte o zaman kendimizi sorgularız; hatamızı bulmaya çalışırız.
Sn. AKSÖZ;
Biz Atatürk’ü, ders kitaplarından, Mustafa filminden, F.Tipi müritlerden öğrenmeye ve anlamaya çalışıp, sonrasında ise toplumu yönlendirmeye kalkışanlardan değiliz. Biz Atatürk ü Atatürk’ten öğrenenlerdeniz.
Atatürkçülük, emperyalizme karşı verilen bir ulusal bağımsızlık mücadelesidir. Tüm halkın birleşmesi ve bir düzeni yıkıp, yerine devrimci bir Cumhuriyet’i kurmasıyla ortaya çıkmış tamamen siyasi ve devrimci bir harekettir. Onun tarihsel pratiği bugün kimi sapkınları ne kadar rahatsız ederse etsin, geçtiğimiz yüzyılın en önemli toplumsal dönüşümlerinden birine neden olmuştur.
Kimi “herkesten Atatürkçü”lerimizin karşı çıkamayacakları bir şey varsa; o da Atatürk’ün bizzat kendi eylemi ve söylemi olmalıdır, öyle değil mi? Atatürk:“Efendiler, biz hakkımızı korumak, bağımsızlığımızı güven altına almak için, toptan bizi mahvetmek isteyen emperyalizme karşı milletçe savaşmayı uygun gören bir doktrini izleyen insanlarız… Biz Batı emperyalistlerine karşı tam bağımsızlığımızı korumakla kalmıyoruz. Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin güçleri ve bilinen her vasıtası ile Türk ulusunu emperyalizme araç olarak kullanmak isteyenlere engel oluyoruz. Bununla bütün insanlığa hizmet ettiğimize inanıyoruz.” Diyordu. Atatürk bugün yaşasaydı, “herkesten Atatürkçü”lerimiz emin olun O’nu da “fazla sert” olmakla suçlayacaklardı.
Türkiye’mizde ne yazık ki karalama, çamur atma, yalan o derece geçerli olmuştur ki, doğruyu savunmak sorgulanır olmuştur.
Sn. AKSÖZ;
40, her zaman 1’den büyük değildir. Tek gerçek, tek doğru; kırk, karalama, çamur atma ve yalanı her zaman yenmiştir. Çünkü karalama, çamur atma, yalan ve fesatla doğruyu değiştirme başarısına ulaşmış tek bir örnek bulunmamaktadır.
Derneğimizin Tüzüğü herkese açıktır. Dileyen derneğimizden, veya www.add.org.tr, www.addisparta.org adresinden tüzüğü alıp okuyabilir.
Genel Kurullarımız tüm halka açık, tenezzül edip gelen basın temsilcilerinin önünde, tüm demokratik örgüt temsilcilerinin katılımlarıyla, adına yaraşır bir olgunlukla yapılmaktadır.
ADD Başkanı olarak hiçbir genel kurulda aday olmadım. Aday gösterildim. Hiçbir üyeye beni aday göstermesi veya seçmesi için ima da bile bulunmadım. Böyle bir iddiada bulunan tek üye olursa hiç düşünmeden istifa ederim.
Başkan olduğum süre içinde en az 4 kez özel nedenlerle, yazılı olarak görevimden bağışlanmamı, istedim yani istifa ettim. Ancak her seferinde Yönetim Kurulları istifamı uygun bulmadı ve görevi sürdürmem yönünde karar aldı.
ADD’nin Isparta halkını Atatürkçülük konusunda aydınlatma amacı ile il merkezinde düzenlediği konferans sayısını biz söylemeyelim. Dileyen Isparta Öğretmen evi kayıtlarını inceleyerek öğrenebilir.
ADD Isparta Şubesi tarafından 2002 öncesi yani 1999-2002 yılları arası yılda en az 10.000 öğrenciye Atatürkçülük le ilgili “saydam gösteri” ve “konferans “ sunusu yapılmıştır.
ADD olarak kimseyi isteği dışında ADD ye üye yapma hak ve yetkimiz yoktur. Ama dileyen, ADD ye üye olmak için başvuran herkesin belgeleri alınmış, Genel Merkezimize gönderilmiş ve %99 unun üyelikleri onaylanmıştır. Hiç kimseyi zorla ADD üyeliğinde tutamayız. Tüzük kuralları içinde ayrılmak isteyen herkes ayrılabilir.
Unutulmamalıdır ki biz gücümüzü, üyelerimizin azlık yada çokluğundan, bedensel gücümüzden değil, savunduğumuz Atatürkçü Düşüncenin gücü ve evrenselliğinden alıyoruz.
ADD 2004 yılından bu yana “ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU” nun “eşgüdümünü” yürütmektedir. Bu platform 3’ü MİTİNG olmak üzere onlarca etkinliği üstlenmiş ve yürütmüştür.
ADD ye uygulanmaya kalkışılan hukuk dışı iş ve eylemlere karşı yasal yollardan mücadele edilmiştir. Açılan davaların biri dışında hemen hepsi lehimize sonuçlanmıştır. Bir dava halen Yargıtay da sürmektedir. Atatürk ve Cumhuriyet karşıtlığı yüksek yargı organlarının kararı ile tescillenmiş olanlar dışında, hiçbir örgüt, kişi ve kurumla ADD nin ve görevdeki ADD şube başkanının bir sorunu yoktur.
Sn. AKSÖZ;
Gerçekdışı savlar, karalama, çamur atma ve belgesiz, bilgisiz kimi yakışıksız suçlamalar la dolu iki yazınıza da sanırım yanıt almış oldunuz. Biliyorum ki bu yazımızı da yayınlamayacaksınız. “Kem söz sahibine aittir” sözü kişilik ve terbiye bozukluğunu konuşması ve yazısıyla ortaya koyanlar içindir. Hakaret, vardığı yeri değil, çıktığı yeri kirletir. Her iki yazınız özenle incelendiğinde en küçük bir iyi niyet göstergesinin olmadığı görülüyor. Ne yazık ki günümüzde iyice yaygınlaşan “Birilerine yaranmak için birini karalamak hastalığı” sizede bulaşmış.
ADD yi karalayarak birilerine yanaşmalık yarışında olanlara yanıt vermek bile onları adam yerine koymak olur.
“Kanal 32′de tartışalım” önerinizi hemen kabul ederim. İstediğiniz gün ve saatte, hatta yanınıza istediğiniz kişileri alarak tartışalım. Bir koşulum var. Bilgi ve belgeden yoksun gerçekdışı savlar, karalama, çamur atma, kimi yakışıksız suçlamalarla karşıma çıkmayacaksan.
Sn. AKSÖZ;
Siz bize içeriğinde saygı anlatımı olan tek kelime etmediniz. Biz “insanı” saygın olarak görenlerdeniz. O nedenle tüm yaşamınızın esenlik ve sağlıklı olmasını dileriz.
Mahmut ÖZYÜREK
ADD Isparta Şube Bşk.
.
