ISPARTA DEMOKRATİK GÜÇBİRLİĞİ HAREKET’İNİN KAMUOYUNA ÇAĞRISIDIR


22.10.2007
AKP iktidarıyla birlikte eli kanlı terör örgütünün kanlı eylemleri ivme kazanmıştır.Son Bir ay içinde 35 evladımız daha katledilmiştir.
Son olarak 21 Ekim 2007 günü; Hakkari Dağlıca köyü kırsalında bölücü terör örgütünün hain pususunda 12 vatan evladımızı şehit verdik. Öncelikle başta şehitlerimizin aileleri olmak üzere tüm TÜRK ULUSUNUN BAŞI SAĞOLSUN.
Uzun yıllardan beri Türk Ulusunun ülkesi ve vatanı ile bölünmez bütünlüğüne, üniter devlet yapısına, ulusal egemenlik ve tam bağımsızlığına yönelik hain saldırılar emperyalist devletlerin desteğini alarak devam etmektedir.
Bu saldırıların son zamanlarda yoğunlaşmasının ardında Türk Ulusunun temsil edilmekte olduğu TBMM çatısı altında PKK sözcülüğü yapmakta olan siyasi partinin desteği, siyasi iradeyi temsil eden İKTİDARIN etkisiz ve kararsız tutumu yatmaktadır.
Öncelikle siyasi iktidar terörü önlemek isteğinde ise;
1-SIRTINI DAYADIĞI VE GÜÇ ALDIĞI ABD VE AB’NİN YOL GÖSTERİCİLİĞİNDEN KURTULMALIDIR.
2-TÜRK ULUSU’NUN ULUSAL HÜKÜMETİ OLMA SORUMLUĞUNU ALMALI,
3-BAŞTA TEZKERENİN GEREĞİNİ YAPMAK ÜZERE HER TÜRLÜ EKONOMİK AMBARGOYU UYGULAMALIDIR.
4- – İNCİRLİK DENEN ŞER YUVASI,TERÖRİSTE SİLAH TAŞINAN HAVA ALANLARI KAPATILSIN. NATO’DAN İVEDİLİKLE ÇIKILSIN
5 – TERÖRİSTE VE DESTEKÇİLERİNE VERİLEN ELEKTRİK KESİLSİN.
6 – TERÖRİSTE GIDA, İLAÇ,BENZİN GİDEN HABUR SINIR KAPISI KAPATILMALIDIR.
7-TALABANİ’YE VERİLEN KIRMIZI PASAPORTLARI GERİ ALMALIDIR.
8- TERÖRİSTİN DESTEKÇİLERİ, KÜSTAH BARZANİ VE TALABANİNİN ,TÜRKİYEDEKİ ŞİRKET VE PARALARINA EL KONSUN.
9-BÜYÜK ORTA DOĞU PROJESİ’NİN EŞBAŞKANI OLMAKLA ÖVÜNEN BAŞBAKAN, BU PROJENİN ÜLKEMİZİN BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNE YÖNELİK BİR TEHLİKE OLDUĞUNU GÖREREK, BU SIFATINI TERK ETTİĞİNİ DERHAL KAMUOYUNA AÇIKLAMALIDIR.
10 – 8 MEHMET ‘İMİZ EN KISA ZAMANDA İADE EDİLMEDİĞİ TAKTİRDE,GEREĞİ YAPILSIN.GEREĞİNİN NE OLDUĞUNU BİLMİYORLARSA DOSTLARI İSRAİLE SORSUNLAR.
11- HÜKÜMET; TÜRK VATANININ BÖLÜNMESİNE YÖNELİK BU KARANLIK SENARYONUN ASLA GERÇEKLEŞMEYECEĞİNE, BUNA İZİN VERİLMEYECEĞİNE YÖNELİK SİYASİ KARARLILIĞI GÖSTERMELİDİR.
12-ÜLKEMİZİ YÖNETMEKTE OLAN AKP HÜKÜMETİ SIRTINI DAYADIĞI VE GÜÇ ALDIĞI EMPERYALİST DEVLETLERİN BOYUNDURUĞUNDAN BİR AN ÖNCE KURTULMALIDIR.
13-ÇAĞDAŞ, LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİ’NİN ÜLKESİ VE MİLLETİ İLE BÖLÜNMEZ BÜTÜNLÜĞÜNÜ, ÜNİTER DEVLET YAPISINI KORUMAK AZİM VE KARARLIĞINI, BUNA YÖNELİK TÜM SALDIRILARA KARŞI MÜCADELE İRADESİNİ BİR AN ÖNCE GÖSTERMELİDİR.
Türk Silahlı Kuvvetlerinin sınır ötesi operasyonuna direnen ABD, AB, Barzani, PKK, DTP, AKP, TÜSİAD ve tarikatlardır ve bu direnenler şu anda iktidardadırlar.
Teröre karşı ulusal bütünlüğümüzü koruyan, ulusal bilinç ve kararlılıkla davranan gerçekçi politikalarla çözüm üretilebilir. Ülkemize büyük zararlar veren, emperyalizmin kucağına oturmuş bir iktidarla, terör dahil hiçbir sorun çözümlenemez. Bu vatan, emperyalizme sırtını dayayarak iktidar olanların malı değildir.
Biz aşağıda imzaları bulunan örgütler olarak duyururuz ki, Türk Ulusu; ulusal egemenliğine, tam bağımsızlığına yönelik her türlü saldırıya karşı, 1919 Mayısında Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde başlatılan halk iradesine dayalı “KURTULUŞ SAVAŞININ” bir benzerini bugün yeniden verme güç, azim ve kararlığındadır. Saygı ile kamuoyuna duyurulur.

KATILIMCI KURUM VE KURULUŞLAR
ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ ISPARTA ŞUBESİ
BÜRO EMEKÇİLERİ SENDİKASI ISPARTA ŞUBESİ
CUMHURİYET HALK PARTİSİ ISPARTA İL VE İLÇE ÖRGÜTLERİ
CUMOK ISPARTA TEMSİLCİLİĞİ
ÇAĞDAŞ YAŞAMI DESTEKLEME DERNEĞİ ISPARTA ŞUBESİ
DEMOKRATİK SOL PARTİ ISPARTA İL VE İLÇE ÖRGÜTLERİ
EĞİTİM-İŞ ISPARTA ŞUBESİ
HACI BEKTAŞ VELİ KÜLTÜR VE TANITMA DERNEĞİ
İŞÇİ PARTİSİ ISPARTA İL VE İLÇE ÖRGÜTLERİ
SDÜ. ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE TOPLULUĞU
TÜRKİYE EMEKLİ ASTSUBAYLAR DERNEĞİ
TÜRKİYEM TOPLULUĞU ISPARTA TEMSİLCİLİĞİ
YENİ KUŞAK KÖY ENSTİTÜLÜLER DERNEĞİ Isparta Şubesi

“CUMHURİYETE BAĞLILIK VE BÖLÜCÜ TERÖRÜ KINAMA” AMACI İLE BİR ARAYA GELEN ISPARTA DEMOKRATİK GÜÇBİRLİĞİ HAREKETİ ÖNÜMÜZDEKİ GÜNLERDE KOYACAĞI EYLEMLERİ KARARLAŞTIRMIŞ VE TOPLANTI SONUÇ BİLDİRİSİNİ KAMU OYUNA DUYURMAYI KARARLAŞTIRMIŞTIR.

ÇEV’in Açmış Olduğu Dava


ÇAĞDAŞ EĞİTİM VAKFI NIN(ÇEV) ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI MAHMUT ÖZYÜREK ALEYHİNE AÇTIĞI 20.000 YTL LİK TAZMİNAT DAVASI, T.C.ANKARA 4. ASLIYE HUKUK MAHKEMESINİN 31/05/2007 TARİH VE 2007/180 KARARI İLE “DAVANIN REDDİ” YÖNÜNDE SONUÇLANMIŞTIR.
Bilindiği üzere, Haziran 2006 ADD Genel Kurulunda ADD Genel Başkanlığına seçilen Şener ERUYGUR aynı zamanda Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)’in 2. Başkanı; ADD Genel Başkan Yardımcılığına Seçilen F.Nur SERTER ise ÇEV yönetim kurulu üyesi olarak görev yapıyorlardı. Halen bu görevleri sürmektedir.
ADD Isparta şubesi olarak bizler “Avrupa Birliği (AB)’den hibe alan kurumu ve kuruluşları; “Anadolunun bağrına sokulmuş birer Truva Atı” olarak nitelemiş ve bu örgütlerin tutum ve düşüncelerinin Atatürkçülükle bağdaşmadığını, bu örgütlerde yöneticilik görevi üstlenenlerin aynı zamanda ADD de yönetici olmalarının Kemalizmin evrensel ilkelerine aykırı bir durum ortaya çıkaracağını savunmuş ve karşı çıkmıştık.
AB’den uyduruk üç proje karşılığı 700.000 Avro hibe almış olan Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV)’de Şener ERUYGUR 2. başkan ve F.Nur SERTER yönetim kurulu üyesi idiler. ADD’NİN; AB den hibe alan, aldıkları hibelerle AB nin istihbarat, yönlendirme, ulusal bilinci çökertme, ulusal direnişi kırma emellerine doğrudan ya da dolaylı katkı sağlayan bu örgütlerle hiç bir bağlantısı olamazdı, olmamalıydı.
Bu düşüncelerimizin kimi basın ve yayın organlarında yer alması üzerine , Yanıt vermesi gerekenler, ADD Isparta Şube Başkanı Mahmut Özyürek’i “ADD üyeliğinden kesin ihraç” istemi ile yasa, tüzük ve yönetmelik dışı yöntemlerle Yüksek Disiplin Kuruluna sevk etmişler, ayrıca ayrı ayrı 5.000 YTL lik Tazminat istemi ile Mahkemeye başvurmuşlardı. Disiplin soruşturması hukuk dışı yöntemler kullanılmasına karşın “KINAMA” ile sonuçlanmış,Tazminat Davaları ise geçtiğimiz günlerde “reddedilmiş”tir. Böylece bu örgütlerin “devşirilmiş” ve “Anadolunun bağrına sokulmuş birer Truva Atı” oldukları mahkeme kararı ile tescil edilmiştir.
Bunların Dışında, 8.12.2006 tarihli ZAMAN gazetesinde Yukarıda sözü edilen konularla ilgili çıkan, ve açıklamalarımızın “çarpıtılarak ” verildiği ve tarafımdan “TEKZİP” edilen haber gerekçe edilerek Çağdaş Eğitim Vakfı (ÇEV) tarafından aleyhimize 20.000 YTL lik bir dava daha açılmıştır.
ADD 2007 Olağanüstü Genel Kurulunda aleyhimize “malzeme” olarak kullanılan dava, T.C.ANKARA 4. ASLIYE HUKUK MAHKEMESINİN 31/05/2007 tarih ve 2007/180 Kararı ile “davanın reddi” yönünde sonuçlanmıştır.
GEREKÇELİ KARARIN İLGİLİ BÖLÜMLERİ EKLİ DOSYADA SUNULMUŞTUR.

GEREKÇELİ KARARIN İLGİLİ BÖLÜMLERİ

T.C. ANKARA 4. ASLİYE HUKUK ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2006/500 Esas – 2007/180

………………aynı habere ilişkin Zaman Gazetesi’nin 3 Şubat 2007 tarihli nüshasının 20. sayfasında sağ alt köşede “Açıklama” başlıklı tekzip metninde ” 18. 12.2006 tarihli Zaman Gazetesinin 3. sayfasında yayınlanan “Nur Serter, ADD seçimleri için orduevinde ikna odası kurmuş” başlıklı haberde başlığın cümle kurgusu tarafıma ait değildir. Başlıktaki cümle tarafımdan kullanılmamıştır. “Serterin ismi PKK ile anılmış Çağdaş Eğitim Vakfı’nda (ÇEV)” cümle girişi ve kurgusu bana ait değildir. Böyle bir söz telaffuz etmedik. Nur Serter’in ADD yönetimine seçilmezden önce ÇEV yönetiminde olduğu belirtilmiştir. “ÇEV’in adının PKK ile anılma” kurgusu tümüyle ilgili muhabire aitti. Mahmut Özyürek, ADD Isparta Şube Başkanı” şeklindeki metnin yayınlandığı tespit edilmiştir.
Davalı Mahmut Özyürek’in Zaman Gazetesi Sorumlu Yazı İşleri Müdürlüğü’ne gönderdiği 11.01.2007 tarihli tekzip metninde de üst paragrafta belirten tekzip metninin yayınlanmasının istenildiği görülmüştür.
Dava konusu haberdeki ifadelerin davalı Mahmut Özyürek tarafından birebir kullanıldığa ilişkin dosyaya röportaj kaseti ve benzeri kayıt ibraz edilemediği gibi davalı Mahmut Özyürek haber üzerine aynı gazetede tekzip metni yayınlattığı, bu haberin kaynağının Mahmut Özyürek olduğu ispat edilemediğinden davalı Mahmut Özyürek hakkındaki davanın yersiz olduğu kabul edilerek bu davalı hakkındaki davanın reddine karar vermek gerektiği kanaatine varılmıştır.
Diğer davalılar ile ilgili davaya gelince; Davalı Mahmut Özyürek tarafından yapılan basın açıklamasına dayanarak haber yaptıklarını ileri sürmüş ise de; Bu haberin Mahmut Özyürek tarafından basın toplantısı veya başka bir röportaj şeklinde gazeteye verildiğine dair davalılar herhangi bir delil ortaya koyamamışlardır. Basın her ne kadar haber kaynağını göstermek zorunda değil ise de; burada bir bakıma basın kaynağını açıklamak suretiyle davalı Mahmut Özyürek tarafından böyle bir açıklama yapıldığını ileri sürdüğüne göre buna ilişkin delilleri de ortaya koymaları gerekirdi. Dolayısı ile bu haberin davalı Erkan Acar tarafından kaleme alınıp Feza Gazetecilik AŞ ‘ce yayınlandığını kabul etmek gerekir.

Dil ve Yoksulluk ! – Bülent ESİNOĞLU


Sözcükler bir ormanın içindeki ağaçlar gibidir.
Sözcüklerin kökleri vardır.
Dalları vardır.
Yaprakları vardır.
Ağaçlar nasıl ormanı oluşturuyorsa, sözcükler de dili oluşturur.
Emperyalizm geldiğinde kendi sözcükleri de gelir.
Gelir ama sözcükler dil ormanında asalak otlar ve parazitler gibi işlev görür.
Yabancı sözcüklerin kökü bizde olmadığından yeni sözcük üretemeyiz.

1200′lü yıllarda Avrupalı, Arap Uygarlığından aldıklarını kendi diline tam olarak çevirmiştir. Kendinin anlayacağı şekle sokarak İslam Uygarlığından yararlanmıştır. Sıra bize gelince Türklere Arapça öğrenme zorunluluğu dayatılmıştır. Kur’an’daki kavramların Türkçe’de karşılığı yoktur savı.
Örneğin; Kur’an’ı Kerim’in Türkçe’ye çevrilmesi çok büyük sorun olmuştur. Allahın dilinin Arapça olması iddiası dilimizin Arapça ve Farca sözcükler ile dolmasına sebep olmuştur. Arapça’nın kutsallaştırılması Türk dilinin kısırlaşmasına sebep olmuştur. Türkçe’de var olan karşılıklar atılmış yerine kökü bizde olmayan sözcükler getirilmiştir. 1070′lerde tercüme edilen Kur’an yüzde yüz Türkçe iken (Kutadgu Bilig) bu gün kullandığımız Kuran’ın yüzde yetmişi Arapça ve Farsça sözcüklerden oluşur.

Sözcük üretmek düşünce üretmek olduğundan giren her yabancı sözcük, bizim sözcük üretmemize engel olmuş hem de düşünce üretmemize engel olmuştur. Osmanlının 6 yüz yılı böyle geçti. Kavramsal karşılıklar ortada kaldı. Türkçe kısırlaştı. Dil yoksullaştıkça düşünce yoksullaştı sonunda Osmanlı yoksullaştı.

Gelelim günümüze;

Arapça’nın kutsallaştırılması sonunda yoksullaşan Türkçe bu kez de Türkçe bilim dili olamaz savı ile emperyalizmin saldırısı altında yoksullaşıyor. Demek ki ülkesine, diline, yabancılaşmış aydın yalnızca günümüze özgü bir husus değil. Aydın önce topluma, sonra diline, sonra kültürüne, en sonunda da vatanına yabancılaşıyor.

Diline sarılmayan aydın toplumsal değerlere de sarılmıyor.
Belki ileri bir sav olacak ama şunu düşünüyorum.
Türk aydınının genelde Türk Halkının Batı karşısında ki ezik ve aşağılık duygusuna sahip oluşu bu dil-düşünce meselesinden ileri geliyor. Dili kısırlaştırılan halkımın düşüncesi yoksullaşıyor. Yabancı dil hayranlığı çoğu insanımızı ülkesine yabancılaştırıyor.

Tabulaştırılan İngilizce kutsallaştırılan Arapça’nın yerini aldı bile.
Düşünme gücünü yitirenler direnme gücünü yitiriyor.

Bülent Esinoğlu
2007-08-06, bulentesinoglu@gmail.com

Türklerin Ahlakı Değişti mi? – Mustafa YILDIRIM


Seçim sonuçlarından şaşkın olanlar, sekiz gündür ayrıştırıyor, birleştiriyor, topluyor, çıkarıyor, ama % 70 ‘in tavrına bir türlü anlam veremiyor. Çünkü dünya değişirken, değerler de değişti. Birkaç örnek:
Siz diyorsunuz ki, ABD-AB destekli PKK saldırıyor; sınırlarımızın güvenliği için dağların hemen ötesindeki kamplar, karargâhlar basılsın, çünkü ulusal bağımsızlık bunu gerektirir.
% 70 diyor ki, sınırı geçerlerse ABD ile çatışma çıkar, borsa allak bullak olur, dükkân çöker, traktörün, Japon arabasının, evin taksidini ödeyemeyiz.
Bu kişiler nasıl Cumhurbaşkanı olur; görmüyor musunuz, Bush ne derse onu yapıyor, ulusal gururumuzu, onurumuzu…
% 70 diyor ki, Bush’un yakını olmaları çok güzel, çok yararlı; böylece IMF ümüğümüze basmıyor, gül gibi geçinip gidiyoruz; hem bizimkilere kalsa yüzlerine gözlerine bulaştırırlar.
Oğullarına gemi, villa, Amerika’da ev almışlar; yabancı bankanın milyar dolarlık cezasını bir kalemde silip atmışlar, evrakta sahtecilik yapmışlar, kendilerine af çıkarmışlar…
% 70 diyor ki, soymayan mı vardı, böyle gelmiş böyle gidiyor; hem bu adamlar ötekiler gibi gizliden değil açıktan yapıyorlar; ticaret başka nasıl olur ki!
Siz diyorsunuz ki, tarlaları, bahçeleri, ormanları apartmanlarla, villalarla doldurdular.
% 70 diyor ki, bizim tarlalar buğday vermiyordu, elmalar Avrupa yuvarlaklığına uymuyor; hem iyisini dışardan daha ucuza alıyoruz; ormanlar da boş boş duruyor, üstelik arada bir yangın da çıkıyor; villacılar hiç olmazsa oraları korur…
Kıyılarımızı, limanlarımızı, bankalarımızı Yunana, şeyhlere, gâvurlara satıyorlar, kendi yurdumuzda çırılçıplak kalacağız.
% 70 diyor ki, sermaye dünyada dolanıp duruyor, bize de geliyor; fena da olmuyor, piyasa canlanıyor, çocuklarımıza iş çıkıyor, kavgaya gürültüye ne gerek var, din ayırımı yapmadan kardeş oluyoruz,…
Siz diyorsunuz ki, Kıbrıs gidiyor, İskenderun körfezimizin çıkışını denetim altına alıyorlar; Akdeniz kıyılarımızı tehdit edecekler…
% 70 diyor ki, Kıbrıs mı?.. Kardeşim ne kadar kötüsünüz, maraza çıkarmanın sırası mı? Ambargo uygularlar, ticaret centerleri çöker, para piyasasında hisselerimiz sıfırlanır, yabancı sermaye çekip gider ve işsiz kalırız…
Siz diyorsunuz, bak dinin, kültürün, misyonerler, azınlıklar…
% 70 diyor ki, dünya değişti, Washington’un dediği gibi, dinler çağına girildi; üç din kardeştir…
Amerikan askerlerini topraklarımızdan geçireceklerdi, Irak’a girmeyelim (aslı PKK’yı Irak’ta vurmayalım, Kerkük’ü dert etmeyelim) diye 8,5 milyar dolarlık anlaşma imzaladılar.
% 70 diyor ki, fena mı ettiler, Amerikan askerleri İskenderun’dan Hakkâri’ye dek yerleşseydi, ticaret artardı; daha sonra Suriye’ye girerlerdi kolayca, onlar da kazanırdı, biz de kazanırdık…
Örnekleri çoğaltmak olası; gerisini getirmek kolay, ama işin özü; küreselleşme diyerek işgal liberalizmi, ‘gemisini alan kaptan’ ahlakı yerleşti. Hem de yavaş yavaş… Siz, tüm uyarılara karşın, bu değişimi görmezden geldiniz. Sınırınızın hemen ötesindeki işgalci acımasızca öldürürken, bir-iki barış gösterisi dışında sus pus oldunuz.
Oysa Türklerin ahlakı değişiyordu…
Muhalefetin en milliyetçi kanadı bile, on beş gün evveline dek, “Devleti yıkıyorlar” diye bağırırken, sanki devlet hemen kurtulmuşçasına, mecliste maraza yok, diyerek; değişime ne denli hızlı uyduğunu ilan ediyor! Yeni yıldızları eskinin hariciyecisi daha bir ay önce “Bir Mart tezkeresini Barzani geçirtmedi” diyerek ne denli ABD dostu olduğunu gösterdiğinde uyanmayanlar şimdi uyanırlar mı?
% 70 kim mi? % 46 küsurun üstüne en milliyetçi partinin içinde kalanların oylarını, T.C devletinin ezeli muhaliflerinin ve PKK’nın yarı-legal partisinin oylarını eklerseniz, % 70 ‘ten de çok çıkar!.. Aylar önce ne demiştik? T.Cumhuriyeti’ne karşı koalisyon! Bazıları gizli, çoğu açık!
30.7.2007

Türkçe Yabancı Dil! – Mahir Öztürk


DTP’li, bağımsız seçilmiş 17 vekil, Türkçeyi yabancı dil saymış.
TBMM’ne kayıtlarını yaptırırken, bildiği yabancı dil hanesine “Türkçe” yazdırmış.
Varan bir!
Önlerinde, Anayasanın 81. maddesine göre edecekleri bir yemin var.
Merak konusu yemini ana dilerlinde mi edecek, yabancı dille mi?

Önceki Başlıklar

Yeni Bir Savrulma mı? – SERVER TANİLLİ


Bir Musibet – Neval Kavcar


84. Yılında Lozan Antlaşması ve Türkiye’nin Geleceği


Türkiye’nin Tapu belgesi Lozan Antlaşması


DURAKSAMAYA GEREK YOK!-Mustafa Yıldırım


Sayfa: 1 ... 59 60 61
ADD 16.04.1993 tarih ve 21554 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Bakanlar Kurulu’nun 28.03.1993 tarih ve 93/4239 sayılı kararı ile “Kamu Yararına Çalışan Dernekler” arasına alınmıştır.

“Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan "fon" adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz."

  • Beni Haberdar Et

    İsteyen herkesin eposta adresine sitemizde yayınladığımız makalelerin özetlerini gönderiyoruz.
    Siz de kayıt olabilirsiniz
    Postaları Okuyamıyorum
  • Arşiv

  • Kategoriler

  • Son Yorumlar

  • Sayfalar

  • Meta

  • Destek