Isparta Sümer Halı Yağma ve Talan Ediliyor
HALKIMIZA
Türkiye’nin “sanayi mektebi”, ülke ve ilimiz ekonomisinin geliştirilmesine, halkın refahının yükseltilmesine, ülkemizin siyasal bağımsızlığının ekonomik altyapısının oluşturulmasına, halk ile devlet arasındaki bağların güçlendirilmesine ve farklı etnik kökenlerden ve inançlardan insanların ulus bilinçlerinin geliştirilmesine çok önemli katkılarda bulunan Sümerbank Isparta Halıcılık işletmelerini önce işlevsizleştirdiler, şimdi de tümden yok ediyorlar.
Sümerbank İşletmeleri bulundukları bölgelerde sosyal devletin çekirdekleriydi. Bu nedenle de, sosyal devleti, “Devleti devlet yapan” dinamikleri yok etme yarışında hiç bir kural tanımayan AKP’nin ilimizdeki yağmalama saldırısının ilk hedeflerinden biri Sümer Halıcılığa ait 200 dönümlük araziydi.
Yağma talan şampiyonluğunda öncülüğü kimselere bırakmayan AKP; Isparta’da Sümer Halı’nın bulunduğu 200 dönümlük araziyi yandaşlara peşkeş çekerek bu amaçlarını da gerçekleştirmiş olacaklar.
30 AĞUSTOSU OLMAYANIN BİR EYLÜL BARIŞ GÜNÜ OLMAZ
Namık Kemal Boya
Türkiye Cumok Eşgüdüm Sorumlusu
Yarın 1 Eylül 2008…
Bazıları 1 Eylül Dünya Barış Gününü kutlayacaklar.
Barışa elbette insanların özlem duyması doğaldır. Ancak hangi barışa!
Ne pahasına olursa olsun barışa mı?
Yoksa Yurda ve Ulusa egemenlik, gönenç, aydınlanma, eşitlik, özgürlük, kardeşlik, paylaşım, huzur getirecek bir barışa mı? Yoksa bunların tam tersini getireceği kuşkusuz olan bir anlayışta barışa mı?
2. Dünya Savaşının 60 milyon cana malolan kanlı kıyımının başladığı 1 Eylül 1939 tarihini esas alan bu Barış Günü kutlamaları Türkiye’de başka bir eksene taşınmış durumdadır. Ülkemizde yurttaş olarak yaşama bilincine sahip olanların 1 Eylül de kutlanan Barış’ın ve Ulusal Kurtuluş’un, dün kutladığımız 30 Ağustos Utkusu’nun gerçekte ne anlama geldiğini iyi bilmek gerekir.
ULUSAL KURTULUŞ OLMADAN ULUSAL BARIŞ OLAMAZ!
30 AĞUSTOS’U OLMAYANIN
1 EYLÜL BARIŞ GÜNÜ OLMAZ!
30 AĞUSTOS 1922 UTKUSUNU
86. YILDÖNÜMÜNDE KUTLAMAYANIN
BARIŞ GÜNÜ KUTLAMAYA KALKMASI
EMPERYALİST BİR ALDATMACADIR!
ULUSUMUZ VE KESKİN KILICI, ŞANLI ORDUMUZUN YARATTIĞI
30 AĞUSTOS 1922 ZAFERİ OLMAKSIZIN,
NE CUMHURİYET KURULABİLİR, NE LOZAN VE NE DE MONTRÖ ANLAŞMALARIYLA TÜRKİYE’DE VE BÖLGEMİZDE KALICI BİR BARIŞ KURULAMAZDI.
30 AĞUSTOS’UN EVRENSEL VE GÜNCEL DEĞERİ!
Prof. Dr. Özer Ozankaya
Yıldız Teknik Üniversitesi
30 Ağustos!
Sömürgeciliğin askeri alanda yenilebileceğini kanıtlayan ve bir daha hortlayamaması için zorunlu toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel devrimlerin yolunu açan, bu niteliği ile tüm insanlık için -evet, Batı da içinde olmak üzere tüm insanlık için- “İnsanlığın Ortak Kültür Varlığı” olarak korunması ve yaşatılması gereken model değerindeki kutsal Türk Kurtuluş Devrim’inin askeri zafer günü!
Ama sömürgeciliği ayıp saymamakta direten AB ve ABD, kendi ülkeleri dışındaki dünyanın her yerinde her türlü uğursuz yol ve yöntemlerle demokrasiyi engellemeğe çalıştığı gibi, BOP’u ile de bu güzelim Türk Demokrasi Devriminin yarattığı kurum ve değerleri yıkmaya, yurdumuzu parçalamağa, ulusumuzu bölmeğe, iç ve bölgesel savaşlar çıkarmaya çalışıyor.
Bu yolda işbirlikçi ve/ya da ulusuna güvenmeyen, bağımsızlık ruhundan ve ahlakından yoksun, dar görüşlü, mandacı yeni Vahdettinler, Damat Ferit’ler, Ali Kemal ve Sait Molla’lar, Ali Galip ve Halide Edip’ler … bulup kullanıyor.
30 Ağustos Zaferi’nin 86. Yılına Armağan
TSK mı, AKP Hükümeti mi Darbeci ?
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com
“Biz, Batı emperyalistlerine karşı yalnız kurtuluş ve
bağımsızlığımızı korumakla yetinmiyoruz.
Aynı zamanda Batı emperyalistlerinin kuvvetleri
ve malûm olan her türlü vasıtalarıyla
Türk Milletini emperyalizme vasıta olarak
görmek istemelerine mani oluyoruz.
Bu suretle bütün insanlığa hizmet ettiğimize inanıyoruz.”
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
G i r i ş :
Kadim Socrates’e saygı ile, bir “yalın” soruyla başlamak isteriz :
• “Darbeci” ordular genellikle emperyalizme karşıt mı yoksa tersine onların güdümü hatta buyruğunda mı?
Latin Amerika’da, Filipinlerde, Afrika’da, Pakistan’da, Ortadoğu petro-coğrafyasında kurgulanan pek çok askeri darbe, ne yazık ki, Türkiye’mizin kadim Atlantik ötesi bağlaşığının (müttefikinin!) gizli servislerinin kotarması.
Oysa, yazımızın başına koyduğumuz Yüce ATATÜRK’ün sözleri, tam tersini hem de çok net olarak vurguluyor.
İnsanlığın yüz karası emperyalizm ve “malum olan her türlü vasıtaları” hakkında net farkındalık da vurgulanarak, kurtuluş ve bağımsızlığın korunması ile yetinilmediği; Türk Milleti’nin emperyalizme
alet edilmesinin de engellendiği ve böylece “tüm insanlığa hizmet edildiği” tarihe not düşülmekte..
• ” Türkiye Orduları bir devir kapatmıştır. Şimdi mazlum ve tutsak devletler ve uluslar artık vazgeçilmez bir reçeteye sahiptirler. Mustafa Kemal’in utkusu, Dünya için özgürlük ve bağımsızlık sancağıdır. “
Önceki Başlıklar
“Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan "fon" adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz."
