Darbeci sivillerin darbe karşıtlığı sahtekârlığı!
SOROS’UN DARBECİLERİ DARBE İSTEMİYORUZ DİYE BAĞIRIYOR.
BU NE SİNSİ BİR OYUN
Son aylarda bir darbe karşıtlığı havası estiriliyor. AKP iktidarının Türkiye topraklarını, akarsularını, göllerini ve ormanlarını bile satışa çıkaran uygulamalarına karşı çıkan herkese darbeci diyorlar!
Halbuki darbeden, darbecilikten şikâyet edenler, NED, NDI ve IRI gibi Amerikan derin devletinin uzantıları tarafından yönetilen güdümlü toplum kuruluşlarının sözcüleridir.
Ortak Akıl Hareketi
Tutunacak dalı kalmamış, arayış içindeki eski Marksistler, ABD’nin Türkiye’ye biçtiği Ilımlı İslam ideolojisini savunan şeriatçılar, 2nci Cumhuriyetçiler ve liberal takımı bir araya gelerek “Ortak Akıl Hareketi” adı altında bir oluşum içinde mücadele etme kararı almış.
Kime karşı?
Görünürdeki gerekçeleri: Silahlı Kuvvetlerin şeriatçı yapılanmanın önünde engel olmasını önlemek. Onlar buna millet iradesini her türlü vesayet altından kurtarmak olarak formüle etmişler. Ama asıl gerekçeleri, AB’nin siyasi uyum kriterleri içinde yer alan devletin resmi ideolojisini ortadan kaldırmak. Yani Atatürkçülüğü.
Ulusal nitelikte olmayan ideolojiler nasıl da bir anda ittifak sağlayabiliyor, ben anlayabilmiş değilim. Ortak payda menfaat. Bir tarafta ben ateistim diyen Şanar Yurdatapan, bir tarafta ılımlı İslam’ı savunan Ali Bulaç, bir diğer yanda da Kürt sosyalisti Ümit Fırat. Bir de keskin Türk Milliyetçiliğinden çark ederek liberal milliyetçiliği savunan Mümtaz’er Türköne. Al sana şahane bir okey karesi. Çayına kahvesine okey oynasalar zevkle seyredilir. Hiç olmasa kimseye zararları olmaz, fikir bulandırmazlar. Ortak noktaları aslında sıfır. Ama cephenin karşı tarafında Silahlı Kuvvetler varsa iş değişiyor. Bir anda dünyanın en güçlü ittifaklarından birini kuruveriyorlar.
Zira, bölücünün karşısında en örgütlü güç: Silahlı Kuvvetler…
Ülkenin şeriatçı akımlara karşı en güçlü sigortası:Silahlı Kuvvetler…
Denktaş mı, Batı mı, Siz mi? Değişen Kim?
Tayyip Erdoğan 20 Temmuz’da Kıbrıs’a neyi kutlamaya gitti? Türklerin egemenliklerine kavuşmasını mı? Yoksa egemenliğin Rumlara verilişini mi?
Gerçek şu ki M. A. Talat‘ın AKP’yi de arkasına alarak 1 Temmuz’da Hristofyas ile vardığı anlaşma,
- KKTC’nin ortadan kaldırılışının,
- Türkiye’nin garantörlük hakkının elinden alınışının,
- Kıbrıs’taki Türklerin azınlık statüsüne düşürülüşünün altyapısını hazırlayan bir uzlaşmadır. AKP’nin, “Batı taleplerini karşılamasıdır” dersek daha açık olur.
AKP iktidara gelinceye kadar TBMM ittifakla şu kararları almıştı,
- Kıbrıs’ta çözüm ancak, “iki devletli bir zeminde olur“.
BİR DARBE İSTİYORUM
Türk Ulusu’nun parasının ve maliyesinin yönetim ve denetimini yabancı bir kuruluşa, İMF’ye teslim ettiler, Türkiye’yi borç batağına soktular.
İMF’yi ülkemizden kovacak bir darbe istiyorum.
Özelleştirme dediler, Türk Ulusu’nun fabrikalarını, madenlerini, bankalarını ve işletmelerini yabancılara peşkeş çektiler.
Özelleştirmeyi durduracak, verilenleri geri alacak bir darbe istiyorum.
Önceki Başlıklar
“Yerli ve yabancı hiçbir kuruluştan "fon" adı altında bile yardım almamakla övünüyoruz."