Türkiye giderek şarlatanlık ve cahillik gösterilerinin etkisi altında, yerel seçime hazırlık yapıyor. Sanatıyla değil, magazin haberleriyle ünlenen Nihat Doğan, AKP için oy isterken “Şerefiniz varsa AKP’ye oy vereceksiniz” diye çağrıda bulunurken, TÜBİTAK ise siyasal İslamcı “bilim” adına Darwin ve evrim kuramına yasak getiriyor. Demokrasi fakiri, bilim ve akıl yoksulu bu gelişmelerin verdiği mesajı iyi okumak gerekir. AKP ile demokrasi ve bilim “AUT”, cahillik ve hurafeler “İN” oluyor.
AKP’ye oy vermenin “şerefli ya da şerefsiz” olmak üzerinden ifade edilmesini önemsemek, ifade edeni de önemsemek olur. İfade sahibinin önemsizliğinden dolayı, onu cahiller meclisinin ve magazin tartışlarının derinliğine bırakmak gerekir.
Fakat önemsememiz gereken başka bir husus var; TÜBİTAK’taki dinci kadrolaşmanın ve bilim yuvalarının, bilim dışı çalışmaların, geleceğimizi nasıl etkileyeceğidir. Bugün TÜBİTAK’ta olanı anlamanın yolu, Fettullaçı yayın organlarından AKSİYON dergisinin, 556 sayısında, TÜBİTAK ile ilgili değerlendirmelerdir. Bu değerlendirmelerin özeti sayılacak çarpıcı vurgu şöyle; TÜBİTAK’ın Bilim ve Teknik dergisi kast edilerek, ”Devletin bilim araştırma kuruluşunun dergi ve kitap gibi süreli ve genel yayınlarında “kâinatı Allah’ın ya da tanrının yarattığı” fikri üzerine kurulan teorilere yer verilmiyor. Bu anlamda bilimsel araştırma ürünü makale ve yazıların yok denecek kadar az olması, bilim çevrelerini de şaşırtıyor.” Aslında bu vurgunun kendisi, akıl ve bilim rehberliğine sığınmış
insanları şaşırtıyor. “Kâinatı Allah’ın ya da tanrının yarattığı” üzerinden bilim ve teknik dışı bir konuyu, teolojik alandan alıp TÜBİTAK’a taşımak istiyor. İslam’ı camiden çıkarıp, siyasal, ekonomik ve hukuk alanına taşıdıkları gibi, şimdi de dinci işgal alanı olarak bilim ve teknik kurumları seçilmiş durumdadır.
Aslında TÜBİTAK üzerindeki dinci müdahale Turgut Özal’la başlamıştır. Tarikatların siyasal ve ekonomik alanda Özal desteğiyle güçlendiği 1988 ve 1993 yılları arasında da TÜBİTAK evrim teorisine sansür koymuştur. Bilimsellik değil, ideolojik yaklaşım tercih edilmişti.
Son günlerde TÜBİTAK tarafından yayınlanan Bilim ve Teknik dergisinde “Darwin’in 200. doğum günü ve Türlerin Kökeni adlı efsanevi eserinin 150. yayınlanış yıldönümü” nedeniyle hazırlanan “Darwin ve Evrim özel dosyası” TÜBİTAK Genel Başkan Yardımcısı Ömer Cebeci tarafından engellenmiş. Çünkü siyasal İslamcı çevrelerin “kâinatı Allah’ın ya da tanrının yarattığı” fikri üzerinde geliştirmeye çalıştığı görüşün egemen kılınması için, TÜBİTAK’ta bu sansürün, “dava” için yapılması zorunlu hissedilmiş hissi veriyor.
Siyasal İslamcı düşünce sistemi, bilim ve aklın bireyi özgürleştiren etkisini engellemek, bireyin itaatkâr ve ümmetçi olarak yetişmesi için, bilim ve akıl merkezlerinin dinsel alana hizmet eden üretime önem vermesini hedefliyor.
AKP İLE TÜBİTAK’TA DİNCİ İŞGAL
Çünkü AKP hükümetiyle birlikte TÜBİTAK, siyasal İslamcılar lehine önemli ve ciddi bir değişim yaşadı. Türkiye’nin bilim ve teknik kurumundaki bu dinci kadrolaşmanın sonucu, Bilim ve Teknik dergisindeki toplam 8 yazarın 6′sı bir yıl içinde ayrılmak zorunda bırakıldı. Derginin Genel Yayın Yönetmeni Raşit Gürdilek Nisan 2008′de emekliliğini istemiştir. Aralık 2008′de Genel Başkan Yardımcısı Güldal Büyükdamgacı görevden alınıp, yerine Suudi Arabistan’daki Kral Abdülaziz Üniversitesi’nde öğretim üyesi olarak çalışmış olan ve geçen hafta Darwin ve Evrim kuramına sansür koyan Ömer Cebeci getirildi.
Dergi içerik olarak, bilim ve teknik konularından uzaklaştırıldı. TÜBİTAK’ın eski kadroları üzerinde baskılar artırılarak, yıldırma yolu tercih ediliyor. İstifa etmeye zorlananların sayısı artıyor. AKP her alanda olduğu tüm kurumları ele geçiriyor ve ele geçirme operasyonları için hukuksal kılıfları da hazırlıyor. AKP tarafında değiştirilen TÜBİTAK yasası Anayasa Mahkemesi’nden dönmesine rağmen, AKP hükümeti 31 Temmuz 2008′de yeni bir değişiklikle, TÜBİTAK Bilim Kurulu’nun üye sayısını12′den, 15′e çıkarıp, bunun 8 üyesini belirleme hakkını Başbakan Recep Tayip Erdoğan’a bıraktı. Yani yönetim çoğunluğu eline alan Başbakan, bu kurumun bağımsız ve özerk yapısını zayıflatmış ve siyasal baskıların rahatça uygulandığı kurum haline getirmiştir.
Ne yazık ki, “özerk bir kurum” olmanın temel şartı, kendi organlarını ve kurulları kendi iradesiyle seçme hakkına sahip olmasıdır. Fakat “özerk” olduğu yasal olarak ta kabul edilen bu “bilim merkezi”nin organlarını bilim adamları değil, kendisi imam olan bir başbakanın iradesiyle oluşuyor. Dolası ile TÜBİTAK’taki siyasallaşmayla birlikte, Darwin ve Evrim kuramın yerine, “kâinatı Allah’ın ya da tanrının yarattığı” fikri egemen kılınıyor.
2009, UNESCO’YA GÖRE DARWİN YILI, TÜBİTAK’A GÖRE YASAK YILI
AKP iktidarıyla birlikte gerek YÖK, gerek rektör atamaları, gerekse TÜBİTAK aracılığıyla kadrolaşma, eğitim ve bilim alanını tehdit eden boyuta ulaşmıştır. AKP hükümetinin TÜBİTAK’a atadığı, “bilim adamları” ulemalarına danışmış olmalı ki, UNESCO, 2009 Darwin yılı ilan etmesine rağmen, TÜBİTAK 2009 yılını Darwin’i yasaklama yılı ilan eden girişimlerde bulunuyor. Tüm dünya 2009 Darwin yılı nedeniyle çok yönlü akademik etkinlikler düzenlerken, TÜBİTAK kendi yayın kadroları tarafında hazırlanan Darwin dosyasını sansürlüyor. Bunu ancak, cehaletin tırpanıyla, aklı biçmek olarak değerlendirebiliriz.
DARWİN VE EVRİM KURAMINI SANSÜRLEMEK, TÜBİTAK KANUNUNA VE YAYIN YÖNETMELİĞİNE AYKIRIDIR.
Darwin ve evrim kuramı üzerine hazırlan dosyanın sansürlenmesi, TÜBİTAK’ın kuruluş amacına mevzuatına aykırıdır. Başkan yardımcısı Ömer Cebeci, yöneticisi olduğu kurumun hukuksal çerçevesine aykırı davranmaktadır. Çünkü 1963 tarihli ve 2005 yılında değişlik yapılan “TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU KURULMASI HAKKINDA KANUN” TÜBİTAK’ın kuruluş amacını düzenleyen 1. Maddesinde “Türkiye’nin rekabet gücünü ve refahını artırmak ve sürekli kılmak için; toplumun her kesimi ve ilgili kurumlarla iş birliği içinde, ulusal öncelikler doğrultusunda bilim ve teknoloji politikaları geliştirmek, bunları gerçekleştirecek alt yapının ve araçların oluşturulmasına katkı sağlamak, araştırma ve geliştirme faaliyetlerini özendirmek, desteklemek, koordine etmek, yürütmek; bilim ve teknoloji kültürünün geliştirilmesinde öncülük yapmak ” olarak belirlemiştir.
Ayrıca, TÜRKİYE BİLİMSEL VE TEKNOLOJİK ARAŞTIRMA KURUMU YAYIN YÖNETMELİĞİ’NİN 9. Maddesi ise Yayın kurulu değerlendirme ilkelerini belirlemiştir. Buna göre Yayın Kurulu yayımlanacak eserlerin;
a) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına uygunluğunu, yasalara göre suç teşkil edip etmediğini,
b) Ulusal birlik ve beraberliğimizi bozucu görüşlere, insanı, aileyi ve toplumun bir kesimini küçük düşürücü bilgi, belge ve yorumlara yer verilip verilmediğini,
c) TÜBİTAK’ın kuruluş amaç ve görevleri ile misyon ve vizyonunda tanımlanmış hedeflerle ilgili olup olmadığını,
ç) Bilimsel, doğru bilgi verici, eğitici veya öğretici ve toplumda bilim ve teknoloji kültürü oluşturmaya katkısının olup olmadığını, inceleyerek değerlendirir.
Yukarıda aktarılan bu hukuksal çerçeveden baktığımızda, Darwin ve Evrim Kuramı ile ilgili sansürlenen dosya, “yasalara göre suç teşkil” etmemektedir. Bu dosyada ele alınan konu” bilgi verici, eğitici veya öğretici ve toplumda bilim ve teknoloji kültürü oluşturmaya katkısı” açısından TÜBİTAK’ın, sansürlemesi değil, aksine yayınlaması gerekirdi. TÜBİTAK’ın AKP yandaşı yönetimi, bu kurumun kuruluş amacına uygun çalışmalar yerine, dinsel örgütlenmeyi esas almış çalışmalara daha fazla önem vermektedir.
TÜBİTAK KENDİNİ DİYANETİN YERİNE KOYMAKTA VE İSLAMCI CEMAATLERE AÇILMAKTADIR.
Yine yukarıda bu kurumun kuruluş felsefesi ve amacına uygun olmayan diğer bir çalışmayı TÜBİTAK’ın resmi web sayfasında yer alan teknik ve bilimsel çalışmalar yerine dinsel açılım sunduğuna tanık olmaktayız.
TÜBİTAK Bu çalışmasında çeşitli din, kültür ve medeniyetlerin ortak noktalarını inceleyen çalışmalar yapan”, tezli yüksek lisans öğrencilerine ve yeterliliğini almış doktora öğrencilerine ayda 1500 dolar burs veriliyor.
Söz konusu çalışma alanı, henüz Türkiye’de Aleviler, Gayri Müslimler ve diğer azınlık inançlar arasında hukuksal eşitlik sağlanmadan ABD’nin BOP ekseninde kullandığı “Medeniyetler İttifakı” ve eş başkanı Recep Tayip Erdoğan olan tasarım olunca, TÜBİTAK’ın yukarıdaki resmi web sayfasında, AKP’nin bu ideolojik faaliyetine destek veren projeleri desteklemesi, görev ve yetkilerin karıştığını, aslında TÜBİTAK’ın bilimsel değil, ideolojik bir taraftarlık içine girdiğini göstermektedir.
Bu iddialarımızın kanıtını ise doğrudan TÜBİTAK’tan aktararak kanıtlayalım. Çünkü bu aktaracağımız çalışmalar ve Darwin sansürleri, bizlere TÜBİTAK’ın yeni yönelimini ve kabesini gösteriyor.
TÜBİTAK’ın Medeniyetler İttifakı Araştırma Bursları
1. Farklı dini ve kültürel grupların bir arada yaşama tecrübeleri; toplumsal ve devlet davranışlarını,
2. Kültür ve medeniyetler arasında hoşgörü ve diyalogun biçimlendirilmesindeki temel etmen ve değerlerini,
3. Kültür ve medeniyetler arasında sosyal, idari, bilimsel etkileşim ve alışverişi,
4. Günümüzde kültürler arası işbirliği ve karşılıklı anlamada dini ve kültürel değerlerin işlevlerini, ele alan çalışmalara destek verilecek.
Kaynak: (http://www.tubitak.gov.tr/home.do?ot=5&rt=3&sid=0&cid=12509)
Tüm bu anlatılanlardan sonra, sorulması gereken soru şu; insanın özgürleşmesine ve güçlenmesine önemli katkısı olan bilim ve akıl rehberliğini, hurafelere ve gericilere teslim mi edeceğiz? Yoksa “bilimden gidilmeyen yolu sonu karanlıktır” diye itirazlarımızı mı yükselteceğiz?
Turan Eser Ankara, 11 Mart 2009
.

Sayın yazar yazınızda “Allah” ve “tanrı” kavramlarını vermişsiniz. Tanrı yazarken hata yaptığınız anlaşılıyor. Tanrı Tükçedir ve özel addır. Baş harfinin büyük yazılması gerekir. Türkçe ve Arapçada Tanrı ve Allah konusu ile ilgili bilgi için http://www.kuranmuslumani.com sitesinde 11 Mart 2009 tarihinde yayınlanmış olan kısa yazıma göz gezdirmeniz yeterli olacaktır. Saygılar.