ÖZEL İSTİHBARAT – ÖZEL OPERASYON


Mustafa Yıldırım

NSA (Ulusal İstihbarat Ajansı)’na Amerika’daki tüm konuşmaları,

elektronik haberleşmeleri dinleme yetkisi verilmişti.

Başkan Yardımcısı Dick Cheney, en küçük bilgi kırıntısını saldırıya ve işgale gerekçe olacak raporlarda kullanmaya kararlıydı; ama kolay değildi bunu başarmak. Ne de olsa Senato’nun denetimindedir ABD’deki istihbarat kurumları.

CIA’nın yanlış bilgilendirme, ortam kirletme, cinayet operasyonları asli görevlerindendir; ama açık uluslararası olaylarda hiç olmayanı varmış göstermek onun bile kurallarına uymaz. Baştan sona uydurma raporların hesabı sorulur.

Örneğin Irak’ın kitle kırım silahlarının Suriye’de gizlendiğini ileri sürerek ABD Kongresi’ni savaş kararına zorlamak ABD’deki İsrail destekçisi örgütlerin, silah tüccarlarının işine gelebilirdi; ama CIA elde kanıta benzer bir şey yokken salt Başkan istedi diye rapor düzenleyemez; çünkü başkanlar ve bakanlar geçicidir.

Bir yol bulundu ve Başkan Bush’un bürosunda, Richard Perle, Douglas Feith ve David Wurmser’in yönetiminde, yarı-resmi bir özel istihbarat-yönlendirme ekibi oluşturuldu.

Ekibin yöneticileri pis işlerde ve İsrail’i yönlendirmede deneyimliydiler. Dinleme- belge uydurma- propaganda ve baskı mekanizması iyi çalıştı; Irak işgal edildi, Suriye köşeye sıkıştırıldı.

Devletin asker-istihbarat-güvenlik kurumlarını aşmanın en güvenli yolunun baş yöneticiye bağlı özel birimler kurmak olduğu kanıtlanmış oldu. Düzmece işler sonradan ortaya çıktı; fakat iş işten geçtikten, petrol-silah kartellerinin çıkarlarına uygun işgaller gerçekleştirildikten sonra…

*

Birden yıllarını Amerika’da geçirmiş T.C: uyruklu danışmaları anımsadım: Türkiye’de Amerika’yı taklit eski bir alışkanlıktır. Dört dörtlük olmayabiliri; kafa göz de yarılabilir; ama her zaman işe de yaramıştır.

Bu gerçeği gözardı ederek ve olayları salt kurumların yıpratılması olarak görmek kadar yanıltıcı bir değerlendirme olamaz!

 “Amerika ile entegrasyon”u kaçınılmaz gören “cemaat” ile “Amerika ile ilişkilerimiz ortak değerlere dayanır” diyen General(ler)’in Türkiye’nin bağımsız davranmasını, özüne dönmesini isteyebilecek oluşumlara izin vermeleri elbette beklenemezdi.

Kaderini nice zamandır tümüyle NATO’ya (Siz ‘Amerikan silahlı kuvvetlerine’ diye de okuyabilirsiniz) bağlamış olan General(ler) ve öteki güvenlik kurumları, Dünyanın geleceğini göremeyen “eski kafalıların” devleti ve toplumu etkilemelerine izin vermeyeceklerdi. 

Ve öyle de oldu!

 

Amiral Atilla Kıyat, liberal demokrasi için elinden geleni yapmaktadır.

Sözünü sakınmayan Amiral, TSK’deki cuntacılıktan yakınıyordu; “İlker Başbuğ Paşa kusura bakmasın” dedikten sonra Başbuğ’un Brüksel’de kendi emrinde çalıştığını, çok yetenekli bir general olduğunu söyledi ve ekledi:

 “İlker Paşa, bunları temizleyecektir!”

Amiral yanılıyor olabilir mi?

Belki biraz; temizliği sivillere yaptırıyor olabilirler!

Böylece paşa elleri temiz kalabilir!

General’i sahip çıkmamış olmakla suçlamak akıl kârı değildir!

İki ay önce soru açıktı: “Bu kaçıncı zabit tasfiyesi?”

*

 “Bir gün hesabı sorulur!” diye diye 72 yıl geçti; ama soygunlar, cinayetler vuranın,

vurduranın yanına kar kaldı. 73’üncü yıla giriyoruz…

Kolay gelsin!

28 Aralık 2009

myldrm2008@gmail.com

.


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.