Otuzaltı Etnik Kökenli Anayasa İle Bölünme Operasyonu
Türkiye Günlüğü
Neval Kavcar
nevalkavcar@ yahoo.com![]()
Amerika’nın 21. Yüzyılda ki sömürgesi olma faaliyetine, 2. Cumhuriyet adını takan zevattan Mehmet Altan’ın söyledikleri Tıme Dergisinde çıkmış. Diyor ki hazret;” Askeriye hükümete sınır ötesi için basınç yapıyor, Kürt sorunu çözülürse toplum bütünleşir” ( Sınır ötesi operasyon öncesi)
Derginin görüşü ise daha da ilginç. Kürtler 1984 den beri “Kendilerini idare hakkı” için saldırıyor. Şimdiye kadar PKK yı bölge halkından ayıran Türkiye’ye söylenene bakın. Adeta iç savaş kışkırtıcılığı yapıyorlar.
Binlerce vatandaşını PKK teröründen kaybetmiş Türkiye’yi ve son günlerde giderek yoğunlaşan saldırıları bir kenara koymuş olan Mehmet Altan diyor ki: ” Türkiye’de sınır ötesi isteyen tek kesim TSK i fakat, hükümet Kürt sorununu siyasi yoldan çözmek istediği için direniyor.”
Batılı gazeteler bu yollu haberleri “sınır ötesinden ” önce aylarca verdi. Türkiye Irak’a girerse Avrupa hayali sona erer dediler. Türk Milletini kapsamayan ve “Avrupalılığın” ne manaya geldiğini anlatmayan Türk siyasiler bu girişimde, muhatapları kadar suçludur. AB anayasasında ki “Avrupalılık bilinci, Avrupa tarihinde bütünleşme” kelimelerinin ne manaya geldiğini bilmiyorlar mı? Türkiye’nin ilerlemesi denen AB üyeliği ile eğere sürse idi bir gelecekte Türkiye’nin kalmayacağını öngöremiyorlar mı?
Bu kısmı geçerek kendilerini 2. Cumhuriyetçi gibi gösteren fakat resmen Amerikan yanlısı politikaları destekleyen Mehmet Altan, Mete Tuncay, Murat Belge gibi adların yaptığı, yeni Amerikan düzenine ayak uyduracak bir “Anadolu”dur. Anadolu diyorum, öne sürdükleri fikir ve destekledikleri AKP nin “Sivil Anayasa”sı kendilerinin yıllarca üzerinde çalıştığı ” Çoğul Anayasa” taslağıdır. 29 Ekim 1923 de kurulan Türkiye Cumhuriyetini ya da “Türklerin Devletini “Anadolu’da” istemiyorlar.
Cemaatçilerle el ele düzenledikleri “Abant Platformlarında” bunu zaten işlemişlerdi. 2001 yılında ki 4. Abant Platformunun adı ” Çoğulculuk ve Toplumsal Uzlaşma” idi. Sonuç bildirgesinde bakın neler vardı?:
” Modernleşme adına homojen bir toplum yaratma çabaları kabul edilemez; siyaset türdeşlik yönündeki bir toplumsal dönüşümün aracı olamaz… bütün farklılıkların kamusal alanda temsil edilmesini mümkün kılan bir devlet anlayışına ihtiyacı vardır.. Çoğulculuğu gözeten bir uzlaşma, toplumsal sözleşmeye dayanan yeni bir anayasada ifadesini bulmalıdır ..” ( 4. Abant Platformu- 13-15 Temmuz 2001)
Ne denmiş sonuç bildirgesinde? ” Türkiye Türklerindir denilerek modernleşme sağlanamaz. 36 ( ya da daha çok) etnik köken Türkiye’nin sahibidir ve bu anayasada gösterilmelidir. İşte bugün AKP iktidarı “Sivil Anayasa” adı altında, Türkiye’nin homojenliğini bozup, heterojenleştirmeye götürecek adımları atmak üzeredir. Türkiye 36 etnik kökenindir demeyi benimsemez isek çağdaş olamayacağımızı söylüyorlar. Türkiye’yi bölmez isek namerdiz demeye getiriyorlar ki, zaten öyleler.
O tarihte yapılan Abant’ta etkin olan adlar kimler miydi?
“…. Mehmet Aydın, Mete Tunçay, İlber Ortaylı, Ahmet Yaşar Ocak, Kenan Gürsoy, Mustafa Erdoğan, Prof. Dr. Mithat Melen, Hayrettin Karaman, Burhan Kuzu, Doç. Dr. Hüseyin Çelik, Cengiz Çandar Ali Bulaç,Rıza Akçalı (Milletvekili) , Abdülbaki Erdoğmuş (Milletvekili) , Celal Adan (Milletvekili) , Bülent Arınç (Milletvekili) , Cemil Çiçek (Milletvekili) , Hırant Dink..” ( http://www.gyv. org.tr/bpi. asp ?caid=133&cid=1069 )
2001 yılında ki Abant’a katılan Bülent Arınç’a sorulan şu soruya ne diyorsunuz? “Abant’a yeni oluşumun gölgesi mi düştü?” Biliyorsunuz o tarihte AKP yapılandırılıyor, yoğruluyordu. Bugün yapacaklarının ne olduğu o gün katıldıkları bu toplantılarda çoktan netleşmişti denilebilir bir anlamda.
Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin Millî Eğitim Bakanı Hasan Hüseyin Çelik katıldığı Abant Platformunda “homojen bir Türk toplumuna karşı çıktığını” şu cümlelerle belirtmişti: ” Anam Kürt, babam Arap, ben şimdi neyim?” O tarihte bu ülkenin bir doçenti olarak, “Ne Mutlu Türküm diyene” söylemini benimsememiş birisi bugün bakandır. Kim olduğunu bilemeyen bir kimlik olarak elbette bugün “Sivil Anayasa” denen ve başbakanın “Çoğul Demokrasi” dediği ayni kapıya çıkan eylemine destek verir. 36 etnik kökeni dilinden düşürmeyen bir başbakana da “Çoğul Demokrasi” söylemi yakışır değil mi?
Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkler, birlikte yaşadığı bir takım insanlar bundan alınıyor diye anayasasını değiştirir ve Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’ten vazgeçer mi? Bugün Türk Milleti adına TBMM de bulunan AKP bizi bunun için zorluyor. Buna hakkı var mıdır?
AKP iktidarı, medyanın bir kısım köşe yazarları da bunun için çaba harcıyor. Konu Atatürk’ün anayasadan çıkarılması değildir. Atatürkçülük, Kemalizm diye toplumun çeşitli katmanlarında adlandırılan söylem işi çarpıtmaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün “değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez” ibaresi ile anayasanın başlangıcında ifadesini bulan bölümüdür hedef alınan. “Türkiye Türkler tarafından kurulmuş, Türkiye cumhuriyeti” söylemi değiştirilmek istenmektedir. AKP iktidarının “çoğulcu Demokrasi” dediği, Türkiye’yi Yugoslavyalaştırma operasyonudur yapılmak istenen. Ardından iç savaş tabi ki. Türkiye’nin bitirilme formülünde Batili silahlar değil, içimize ekilen nifaklarla son verilmesi öngörülmektedir.
Ne hikmetse Türklerin elinde bulunan yerleri başkalarına vermenin adına “Demokratikleşme” koyuyorlar. Annan Planı da böyledir, bugün Türkiye’de yapılmak istenen de.
Yapacağımız şey basittir. Atatürk ile birlikte vatanımıza sahip çıkmak.
“Türkiye Cumhuriyetini, Amerikanın menfaatleri doğrultusunda otuz altı etnik kökene bölme operasyona nasıl karşı çıkacağız?” Her birimiz Atatürk olarak.
Olup biteni seyrederek, “yapamazlar” demekten vazgeçiniz”. Yaparlar efendim, bizi otuzaltı etnik kökene ayırdıktan sonra, iç savaşın fitilini ateşlerler.
PKK her zaman ki gibi bizi oyalama saldırılarını sürdürürken, Türkiye’yi yasal olarak bölecek anayasayı gözden kaçırmayalım.
![]()
.
Kemalizmi seçen AB’ye evet diyemez.AB’ye evet demek bölünmeye evet demektir.