Moon Tarikatı ve Fethullah Gülen
Fethullah Gülen’in CIA ile ilişkilerini sürdürmede en önemli örtülerinden biri, Dinler arası Diyalog oldu. Bu örtü de bir ABD imalatı. 1950′lerden itibaren dünyanın efendiliğine soyunan ABD, kıtalararası imparatorluğunu sürdürmek için, her kıtasal din içinde kendisine bağlı bir tarikat örgütledi. Bu tarikatların hepsinin söylemi ayni: Dinler arası diyalog.
CIA denetiminde yürütülen bu faaliyetin ilk basarili örneği Moon tarikatı. 1951′de Kore’yi işgal eden ABD, Güney Kore’yi sömürgeleştirirken bir de Hıristiyan tarikatı kurdu.
Ve Güney Kore nüfusunun yüzde 40′i, Budistlikten vazgeçip Hıristiyan oldu. Bu başarıdaki en önemli pay, bilinen adıyla Moon tarikatının. Resmi adıyla anarsak; Birleştirme Kilisesi.
CIA’nin kurduğu Kore CIA’nin Washington temsilcisi Albay Bo Hi Pak da, Moon tarikatının en güçlü ismi. CIA, Moon tarikatını kullanarak Dünya Anti Komünist Ligi’ni örgütledi.
Türkiye’de kurulan Komünizmle Mücadele Dernekleri de, Dünya Anti Komünist Ligi’nin uzantıları. Moon tarikatı, 1978′de, ABD’de bir Kongre soruşturmasına uğradıysa da etkisini yitirmedi.
Reagan döneminde İrangate skandalında boy gösterdiğini görüyoruz. George W. Bush iktidarında Moon tarikatının sahibi olduğu Washington Timas gazetesi, neoconservatism ve
ABD saldırganlığının başlıca araçlarından biri oldu.
Fethullah Gülen’in Türkiye’de yayınlanan Zaman gazetesi ile Washington Times arasında siki işbirliği artarak sürüyor.
İsrail ile İlişkinin Ayırt Ediciliği
Moon tarikatının, Latin Amerika’daki askeri diktatörlüklerle, İsrail üzerinden kurduğu uyuşturucu ve terör bağı dikkat çekici. Fethullah Gülen’in İsrail ile yakın ilişkisi de onun en ayırt edici özelliği.
Körfez Savaşı’nda, Irak yönetiminin İsrail’e attığı Scud füzesi üzerine İstanbul’da verdiği vaaz ve döktüğü göz yaşları ve ettiği bedduaların kaseti, İslamcılar tarafından elden ele dolaştırılıyor.
İsrail ile ilişki, ABD açısından kilit öneme sahip. Graham Fuller’in İslamcı hareketi konu alan Kuşatılanlar kitabında, İslamcı hareketlerin Bati ile entegrasyon için yapması gerekenlerin başında İsrail ile iyi ilişki geliyor.
(Graham Fuller, I. O. Lesser, Kuşatılanlar, Sabah Kitapları, İstanbul, 1996, s.126.)
Gülen’in İslamcı kitleleri kendisinden soğutma tehlikesine karşın, Kudüs Bashahami ile yakın ilişkisi ve Fethullahçıların işadamları derneği ISHAD’in İsrail’le bağları,
bu politikanın gereği olarak kuruluyor.
“Abramowitz’le Beni Kasım Gülek Tanıştırdı”
Moon tarikatı ile Fethullah örgütü arasındaki bağ, hedef benzerliğinden ibaret değil. Organik ilişki var. Moon tarikatının Türkiye halifesi, Cumhuriyet Halk Partisi eski Genel Sekreterlerinden Kasım Gülek ile Fethullah Gülen’in dostluğu artık saklanmıyor
Gülen’in reklamını değişik yayın organlarında yapan yazar Hulusi Turgut, 21 Ocak 1998 tarihli Yeni Yüzyıl’da bu ilişkiyi şöyle anlatıyor:
“Kasım Gülek, Fethullah Gülen’le çok iyi dostluk ilişkileri içinde bulundu. Gülen, Kasım Gülek’le sık sık görüşürdü. Vefatı üzerine bu eski dostunun cenaze namazını kıldırmıştı. Fethullah Gülen’e sorduk:
‘Amerika, sizlerle ilgili referansı merhum Kasım Gülek’ten mi aldı?’ Gülen bu konuda şunları söyledi: ‘Kasım Gülek beyin baldızı Amerika’daydı. Yani Pentagon’la irtibatları vardı. Eğer kendisine değişik
platformlardan, Beyaz Saray’dan sormuşlarsa ‘Bunlar nedir?’ diye, o da ‘Endişe edilecek bir şey yoktur’ demiştir, referans vermiştir.”
Gülen, 1 Eylül 1997 tarihli Zaman gazetesinde bu ilişkiyi şöyle açıklıyor:
“ABD’de görüştüğüm insanlardan biri Abramowitz’di. O, Türkiye’de bir zaman elci olarak kalmıştı. Müşterek dostumuz Kasım Gülek Bey vardı. Onun vasıtasıyla gıyaben onu tanıyorduk…
Türkiye, şimdiye kadar çok olum-kalım krizlerine maruz kalmıştır. Bunu isterseniz bir kriz sayın ama bu millet bunu asar dedim. Hatta bu ses, imkânı varsa Beyaz Saray’a kadar, Kongre’ye kadar, Pentagon’a kadar götürülmeli dedim.”
(Zaman gazetesi, 1 Eylül 1997)
Gülen, 1992 yılında ABD’ye gittiğinde, Kasım Gülek’in, Pentagon’da albay olarak görev yapan, sonra şüpheli bir şekilde ölen baldızı aracılığıyla Pentagon ve CIA yönetimi ile ilişkiye geçtiğini de anlatıyor.
Moon tarikatı ile Fethullah Gülen’i birleştiren bir diğer isim; Gladyo’nun tetikçisi Abdullah Çatlı. Çatlı, 1981 yılında Dünya Anti Komünist Ligi’nin toplantısına katılıyor. 1992′de Gülen’i ABD’de havaalanında karşılayan da, Abdullah Çatlı.
Falun-Gong, Scientology, Moon ve Gülen Birlikteliği
Hızla yayılan ve büyük mali olanaklara sahip CIA bağlantılı bir başka tarikat da, Scientology adini taşıyor. Scientology’nin, gerek ABD’de gerek Avrupa’da en siki ilişki içinde olduğu güç,
Fethullah Gülen örgütü. Scientology, ayni zamanda Moon tarikatı ile çok siki ilişki içinde. CIA’nin denetimindeki bir diğer tarikat da Cin’de faaliyet yürütüyor: Falun-Gong.
Her dört tarikatın da teorisi, dini yorumlayışları, çalışma tarzları ve hedefleri arasında olağanüstü uyum var. Kuskusuz bunun nedeni, komuta merkezinin ayni olması. Hepsi, CIA’nin örtülü faaliyetleri için kullanılıyor ve yönlendiriliyor.
Hıristiyan Misyonerlerinin Yolunu İzledi?
Türkiye’de diğer tarikatlar Kuran kursu ve imam hatip liseleri gibi doğrudan dini eğitim kurumlarına önem verirken, Fethullah Gülen cemaati,
Turgut Özal döneminde, yurtiçinde özel Anadolu liseleri ve kolejler açmaya başladı. Fethullah Gülen, bu okullarda, Hıristiyan misyonerlerinin taktiğini izleyerek,
temel bilimler alanında eğitime ağırlık verdi.
Osmanlı İmparatorluğu’nda örgütlenmek isteyen Hıristiyan Misyonerleri de, önce teoloji alanında eğitim veren okullar kurmak istemiş, basarili olamayınca, temel
bilimler alanında eğitim veren kolejler kurmuştu. 1915 yılında Osmanlı coğrafyasında, Hıristiyan Misyonerleri’nin Amerika’daki en büyük örgütü Amerikan Board’a
bağlı 600′den fazla okulu vardı. Amerikan kolejleri, Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalanmasında çok önemli roller oynadı. Atatürk, Cumhuriyet’le birlikte bu okulları
kapattı. Türkiye, NATO’ya girdikten sonra bu okullar yeniden acildi.
Misyoner kolejlerinde Hıristiyanlık eğitimi gizli yapılıyordu. Fethullah okullarında tarikat eğitimi ise yurtlarda ve öğrencilerin barındırıldığı “Işık evi” denen apartman
dairelerinde yapılıyor. Üniversiteye girmenin çok zor hale getirildiği Türkiye’de Fethullah Gülen’in kurduğu okullarda, devlet okullarından daha iyi eğitim veriliyor,
bu nedenle aileler çocuklarını getirip Fethullah’a teslim ediyorlar. Ancak bu liselerden yetişen çocukların tamama yakını, Türkiye Cumhuriyeti’ne, Atatürk’e düşman hale getiriliyor, ABD hayranı yapılıyor.
Uluslararası Okullar Nasıl Kuruldu?
Sovyetler Birliği’nin çözülmesi üzerine Gülen örgütü uluslararası okullar atağına geçti. Gülen’in öncelik verdiği ülkeler de dikkat çekici: Orta Asya, Kafkaslar, Balkanlar.
1992′den itibaren, öncelikle Orta Asya Türk cumhuriyetleri olmak üzere Kafkas ve Balkan cumhuriyetlerinde, “Fethullahci” diye bilinen vakıf ve şirketler, art arda kolejler
açtılar. Ardından Asya ve Afrika ülkeleri geldi.
Su anda 5 kıtada, 52 değişik ülkede 21 öğrenci yurdu, 6 üniversiteye hazırlık kursu, 257 lise, 21 dil okulu ve 6 üniversiteleri bulunuyor. Okullar için bir yılda harcanan
paranın toplamı, Gülen tarafından 1 milyar 205 milyon dolar olarak belirtiliyor.
ABD’nin Soğuk Savaş döneminde, Sovyetler Birliği’ni içeriden çökertmek için örgütlediği ve büyük olanaklarla yürüttüğü “CIA muhalefeti”nin, Gülen örgütünün onunu açtığını
saptıyoruz. Sovyet bloğuna karsı yürütülen psikolojik savaşın en önemli aygıtı Hur Avrupa Radyosu, Fethullah Gülen’i bültenlerinin bas konusu yapıyor. Amerika’nın Sesi radyosunun
değişik lehçelerdeki Türkçe yayınlarında, Gülen ve misyonu döne done ovuluyor.
Osmanlı İmparatorluğu toprakları içinde açılan Amerikan kolejleri kime hizmet ettiyse, Gülen’in okulları da ayni hizmeti görüyor. Bu okullar hep CIA’nin ilgi duyduğu ülkelerde açılıyor.
Okullara ABD’deki Yahudi lobisinin de ilgi duyduğuna dikkat çekiliyor.
CIA’nin İlgi Alanlarında
Okulların ülkelere dağılımı şöyle oldu: Kazakistan (28), Rusya Federasyonu’na ait çeşitli bölgeler (24), Özbekistan (18), Türkmenistan (15), Azerbaycan (14), Kırgızistan (11).
Bunları Arnavutluk ve Moğolistan (4′er); Afganistan, Irak, Gürcistan, Ukrayna ve Romanya (5′er); Moldova (2); Pakistan, Bangladeş, Makedonya, Macaristan, Fas, Güney Afrika,
Sudan, Endonezya, Tayland ve Tayvan birer okulla izliyor.
Dünyadaki uyuşturucu merkezlerinden Tayland’ın sınırındaki Cenday kentine gidip okul ve yurt açmanın Türkiye açısından bir anlamı bulunmuyor, ama CIA açısından çok anlamlı.
okulları Açan şirketler
Beş kıtaya yayılan okullar için Türkiye’de şirketler kuruldu. Bu şirketler, yurtdışında açacakları okullar için Türk Milli Eğitimi’ne başvurup, izin aldı. Ardından, görev alacak eğitim ordusu belirlendi. Sayıları 4 binin üzerinde olan öğretmenlerin yaşları 22-35 arasındaydı. Hepsi, çok iyi İngilizce öğrenmişti. Fethullah Gülen’in tavsiye ve teşviklerine uyarak okulları
açmak için su şirketleri kurdular: Çağ Öğretim İsletmeleri AS, Feza Gazetecilik AS, Şelale AS, Eflak AS, Kazak Türk Liseleri Genel Müdürlüğü, Sebat AS, Silm AS, Taşkent eğitim Şirketi,
Serhat eğitim Öğretim ve Sağlık Hizmetleri AS, Tolerans Vakfı, Ufuk eğitim Vakfı, Toros eğitim Hizmetleri Turizm ve Ticaret AS, Ertuğrul Gazi eğitim Öğretim AS,
Karaçay Çerkes Toros eğitim Hiz. Tur. ve Tic. AS, Palandöken eğitim Öğretim Hiz. AS, Dunae 94 Sti., özel Burg AS, Dostluk Yurdu Derneği, International Hope Ltd. Company,
Fezalar eğitim Öğretim Ticaret Limitet Şirketi, Cağlar eğitim Mal. Ltd. Sti, Balkanlar eğitim ve Kültür Vakfı, S.C. Lumina SA Şirketi, Gülistan eğitim Yayın ve Ticaret Ltd. Sti.,
Sema eğitim Öğretim İsletmeleri AS, Samanyolu AS, Türkiye Sağlık ve Tedavi Vakfı, Yayasan Yenbu Indonesia Vakfı.
Okulları ABD’nin Desteğiyle Açıyoruz İtirafı!
1998 yılında Fethullah Gülen hakkında, Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik ilkesini değiştirmek için terör örgütü kurduğu savıyla tutuklama kararı çıkartıldı.
Gülen, ABD’ye kaçtı. 6 yıldır ABD’nin Pensyllvania eyaletinde yaşıyor. Gülen, ABD’de uluslararası okulların, ABD4nin isteği ve desteğiyle kurulduğunu itiraf etti.
“Amerikalılar istemezlerse kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir is yaptırmazlar. Simdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın
değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, Amerika ile çatıştığınız surece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz.”
Gülen, gücünü ABD yönetiminden aldığını da saklamıyor:
“Amerika su andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. bütün dünyada yapılacak isler buradan idare edilebilir. Amerika hâlâ bu dünya gemisinin
dümeninde oturan bir milletin adidir. Amerika daha uzun zaman dünyanın kaderinde çok önemli rol oynayacaktır. Bu realite kabul edilmeli. Amerika gözerdi edilerek
şurada burada bir is yapılmaya kalkılmamalı ”
ABD Büyükelçisi Mark Parris’in Rolü
ABD ile bağı, onun Türkiye Cumhurbaşkanı’nın korumasına girmesine yol açabilecek kadar güçlüydü.
Fethullah Gülen’e bağlı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın, 25 Aralık l997 günü düzenlediği “Ulusal uzlaşma, hoşgörü ve diyalog” ödül töreninde, Cumhurbaşkanı Demirel’e de
“şükran plaketi” verilmişti.
Oysa o tarihte Fethullah Gülen’in okulları basılıyor, Türkiye Cumhuriyeti karşı faaliyetleri nedeniyle hakkında adli soruşturma yürütülüyordu.
Cumhurbaşkanı Demirel, irticaya karşı mücadelede devlet kurum ve kuvvetlerinin bütünlüğünü bozan bu konuma neden geldiği önemliydi.
Demirel’i Fethullah’in ödülünü almaya ABD Ankara Büyükelçisi Mark Parris ikna etti.
Mark Parris, İran’da 8-11 Aralık l997 tarihleri arasında yapılan İslam Konferansı Örgütü’nün Tahran zirvesinden dönüşünde Demirel’i ziyaret etti. Demirel,
IKO’nun Türkiye’ye karşı tutumunu protesto ederek, zirveyi bir gün önce terk etmişti. Parris, Aralık ayinin ikinci haftasında yapılan görüşmede, Türkiye’nin
Ortadoğu ve Orta Asya’da “İlimli İslam”dan yana tavır almasını savundu. Fethullah Gülen’i övdu.
Türkiye’ye gelir gelmez Demirel ile “on gün içinde üç kez görüştüğünü” söyleyen Mark Parris, ABD’nin Çelik Çekirdeği’nin has adamlarından. Beyaz Saray’dan Ankara’ya geldi.
Bill Clinton’un yakın ekibi içindeydi. Ulusal Güvenlik Konseyi’nin, Türkiye’yi de kapsayan Yakındoğu ve Güney Asya sorumlusu iken Türkiye’ye atandı.
Mark Parris’in Fethullah Gülen’e ilgisi, Ankara’ya geldikten sonra başlamıyor. Gülen’in, ABD’de devlet ricali tarafından kabul görmesini sağlayan da, Mark Parris’in başında
olduğu Yakındoğu ve Güney Asya Bölümüydü. Fethullah Gülen’in, Beyaz Saray’ın yol vermesiyle, ABD’de 14 önemli temasta bulunduğu belirtiliyor.
Demirel’e ödül töreni için Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı’nın davetiyesini götüren kişinin, ABD’nin eski Büyükelçisi Abramowitz’in mesajını da ilettiği ifade ediliyor.
Fethullah’in okullarında CIA Ajanı Öğretmenler
Fethullah Gülen cemaati tarafından yurtdışında, özellikle de Türk Cumhuriyetlerinde acılan okullarda, diplomatik pasaportlu Amerikalı CIA ajanları, “İngilizce öğretmeni” diye barındırılıyor.
Bu işbirliği, Türkiye’de yapılan üst düzey resmi bir toplantıda, bizzat Fethullahçı okul yöneticisi tarafından itiraf edildi. Durum, devletin resmi olarak yayımladığı kitapla da belgelendi.
Tarih, 3 Mart 1997. Yer, Ankara’daki Başkent Öğretmen evi. önemli bir toplantı yapılmaktadır. Ev sahibi, Milli Eğitim Bakanlığı Yurtdışı Eğitim Öğretim Genel Müdürlüğü. Konu, yurtdışında
acılan Türk okullarının sorunları.
Toplantıya, basta Milli Eğitim Bakanı Mehmet Sağlam olmak üzere bakanlığın bütün üst düzey bürokratları katılıyor. Dahası; Başbakanlıktan,
MİT’ten, Dışişleri Bakanlığı’ndan temsilciler de katılımcılar listesinde. Ve elbet, yurtdışında okul açmış vakıf ve özel şirket yetkilileri de hazır.
Sıra, Özbekistan’daki 18 okulun sahibi gözüken Silm A.S.’nin yetkilisi Mehmet Mesut Ata’ya gelir. Bu okullar da, “Fethullahcilara ait” diye bilinmektedir.
Ata, birçok talebini dile getirir. Sözlerini Amerika’nın Özbekistan’daki bir uygulamasını örnekleyerek bağlar. MEB’in yayımladığı yurtdışında acılan özel Öğretim
Kurumları Temsilcileri-İkinci Toplantısı adli kitabin 63-64. sayfalarından okuyalım:
“Amerika Birleşik Devletleri, dostluk köprüsü adi altında getirdikleri 70 öğretmene diplomatik statü kazandırmışlardır. Biz de, eğer devletimiz, büyükelçiliğimiz, bu konuda diplomatik
statü konusunda bize yardımcı olursa Türk öğretmenlerinin, Türk eğitim elemanlarının itibarlarının biraz daha artacağını zannediyoruz.”
(yurtdışında acılan özel Öğretim Kurumları Temsilcileri-İkinci Toplantısı, sayfa: 63-64. MEB Yayınları)
CIA’ciler Fethullah okullarında
Ama ABD, CIA ajanlarını kamufle etme ihtiyacı bile duymamış, hepsinin cebine diplomatik pasaport koymuştu.
Özbekistan’da diplomatik pasaportla bulunan ABD’li “öğretmen”lerin çoğu, Fethullah Gülen cemaatinin okullarında çalışmaktaydılar.
İngilizce dil “öğretmeni” olarak gösterilmişlerdi.
Kırgızistan’da da 50-60 kadar Amerikalı “öğretmen” vardı. Bunlar da diplomatik pasaportluydu. Ve Kırgızistan’da “Fethullahçı” diye bilinen okullarda
“öğretmenlik” yapıyorlardı.
Fethullah Gülen’in okulları, eğitim dili olarak da Türkçe’yi değil, İngilizce’yi kullanmaktadır. özellikle hazırlık sınıflarında haftalık ortalama 24 saati bulan
İngilizce derslerine, çoğu okulda ABD’li ve İngiliz “öğretmenler” giriyor.
CIA, Fethullah’in Öğretmenlerine Resmi Pasaport Veriyor
Olayın ABD cephesi ise, 1 Mart 1998 tarihli Aydınlık’ta Doğan Duyar’ın haberiyle irdelendi. Nur tarikatının başı Fethullah Gülen’in yurtdışındaki okullarında
çalışan bine yakın ABD’li öğretmende, yalnızca devlet görevlilerine verilen ABD resmi pasaportu var. Çoğunluğu Türk Cumhuriyetleri’nde faaliyet yürüten okullardaki
ABD’li öğretmenler, İngilizce adıyla “official passeport” sahibiler. Amerikan Eğitim Bakanlığı personeli olmayan ABD’li öğretmenlerin, normal olarak turist pasaportu
sahibi olmaları gerekiyor. Ancak, Amerikan devleti, Gülen’in okullarında çalışanları resmi görevli sayıyor. Bu nedenle diplomatik pasaportla eşdeğerdeki resmi pasaport
veriyor. Türkiye’deki karşılığı “yeşil pasaport” olan “official passeport”, ABD’li öğretmenlere diplomatik dokunulmazlık sağlıyor.
Amerikalı kaynaklar, bu pasaportların CIA’nin talimatıyla düzenlendiğine işaret ediyorlar.
Prosedür Nasıl İsliyor?
Gülen’in okullarında görev yapan ABD’li öğretmenler, bu pasaportları özel bir işlem sonucu elde ediyorlar. ABD’de, Türkiye’den farklı olarak, özel kesimden bir kişi,
belli bir sure için devlet memurluğuna getirilebiliyor. Bu statünün kazanılması için, ilgili bakanlıkta bir komisyon oluşturuluyor. Komisyon, kişiyi sorguladıktan sonra,
görev için uygun olup olmadığına karar veriyor ve atamasını yapıyor. ABD’de büyükelçilik görevine bile, ayni yöntemle özel kesimden kişiler atanabiliyor.
ABD Adalet Bakanlığı’na yakın kaynaklar, öğretmenlere resmi pasaport verilmesi konusunda Aydınlık’a su bilgiyi verdiler:
“Gülen’in okullarında görevli Amerikalı öğretmenlerin büyük bir kısmı Eğitim Bakanlığı personeli olmadığı halde memur pasaportu taşıyor. Eğer bu öğretmenler özel kesimden
alınıp görevlendirildiyse, normal prosedüre göre bir komisyonda dinlenmeleri (hearing) gerekirdi. Oysa bu öğretmenlerin atama öncesi sorguları yapılmamış. Bu normal olmayan bir durum.”
Amerikan bürokrasisinde normal olmayan durumlara sıkça rastlanabiliyor. Ancak bu tur olağanüstü uygulamalar, devreye gizli servislerin girmesiyle mümkün oluyor.
Gülen’in okullarında görevlendirilen öğretmenlerin, ABD Eğitim Bakanlığı’nın ilgili komisyonunda dinlenmeden resmi pasaport almaları için, CIA’nin devreye girdiği belirleniyor.
.
Saygilar..güzel bir arstirma ve makale/yorum..kutlarim..bu bilgilerin agirlikli bölümü dogrudur sanirim..bunca yazilan cizilenden sonra bu bilgilere itibar etmemek mümkün degil..Fakat
Bir eksiklik var sanirim..amerika konusu tamam dogru,ama,bu arada rus,ve komünizm mezaliminden,rus kgb sinden falan hic bahsedilmiyor..makalenin basinda abd nin güney koreyi sömürgelsetirdigi yazilmis,ama ruslarin koreyi isgal ettigini,ve abd nin müdahalesi ile güney korenin kurtuldugu ve veya abd nin sömürgesi oldugu,fakat kuzey koreninde rus sömürgesi oldugu,ve su anda güney kore refah icinde yasarken,kuzey korede acliklatan ölenlerin oldugu yazilmamis,anlatilmamis..bu cok büyük ayiptir beyler..adil olmalisiniz..abd tü kaka,tamam,da ruslarin,ve dolayisi ile komünizmin de insanligin basina büyük bir bela oldugunu neden yazmiyorsunuz..vietnam,kore,vs savaslari,romanya,bulgaristan,polonya,cekoslavakya,baltik ülkeleri,ruslar tarafindan istila edilmedimi?isgal edilmedimi?siz neden tarafli davraniyorsunuz?abd sömürgeciligini herkes biliyor da,rus,ve komünizmden insanligin cektigi zulüm neden anlatilmiyor?
size bir kitap ismi vereyim de belki anlarsiniz ne demek istedigimi..kitabin ismi “Rusayada devlet terörü” yazari merhum Dr,Doc,necip hablemit oglu..bu kitabi okuyun lütfen..abd fasizmini,mezalimini yazarken,rus komünizminin de mezalimini yazmazssaniz,yukaridaki yazdiginiz makale bir halta yaramaz bilesiniz..Atam mustafa Kemalin,komünizm hakkinda söylemis oldugu bir cümleyide sakin unutmayin.”komünizm görüldügü yerde ezilmelidir”…dogrumudur bu söz..ayrica, abd olmaysaydi türkiyede uzun yillar rus komünüzminde mezalim yasayabilirdi,yani ha abd,ha rus mezalimi..bence rus mezalimi ve komünizm daha kötü..
Not..son yazilan üc cümle abd yi savunmak icin degildir,bir gercektir..rusya ve komünizim ne kadar insanlik düsmani ise,abd de o kadar insanlik düsmanidir..ikiside ayni sepetteki pisliktir…
Dünyada tek bir lider,ve ideal vardir…lider Atam mustafa Kemal,ideal ise Cumhuriyettir..
Dikkatimi ceken bir ayip var..add ler son zamanlarda deniz gezmis gibi komünist ideal pesinde olan,cumhuriyeti yikip yerine marxsist düzen kurmak isteyen teröristlere sahip cikmaya basladilar..baska argümanmi kalmadi da add ler bu kadar düsüyorlar…bana anlatabilirmisiniz lütfen?Cumhuriyetin neyi kötü?haa eger ehil eller elinde degil ise cumhuriyet,bunda ne sucu varki cumhuriyetin?marxsizm cokmu daha iyi bir halt?..kimse marx sa,maoya che ye,castroya,sarilmasin..bunlar hepsi zalim diktatörlerdir..milyonlarca insan yasamini kaybetti bu güya “devrimci” zalimlerden dolayi..gercek devrimci ATATÜRKTÜR..bilmeyenlere ilietilir..
Saygilar…