MADEM YASALMIŞ, ÖYLEYSE DEVAM!..

OpIcQDNpSevgili okuyucularım, “Genelkurmay Başkanına açık mektubumdur” başlıklı dünkü yazım epey ses getirdi..Ve hemen Genelkurmay Tarafından kısa bir açıklama yapıldı.

“Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında, içeriği DEVLET SIRRI niteliğindeki belgeleri kapsayan bölümde başlatılan arama faaliyeti, ilgili hakim tarafından bizzat yapılmaktadır.

Tamamen yasal çerçeve kapsamında yürütülen incelemenin bir müddet daha devam edebileceği anlaşılmaktadır.”

Bu işler elbette yasal çerçeve içinde yapılıyor! Peki o yasal çerçeveyi hazırlayan, o yasaları çıkaran kim?

Bugünkü AKP iktidarı. Öyle hükümler getirilmiş ki, “yasal çerçeve” deyince herkesin eli kolu bağlanıyor ve böylece devletin en gizli bilgi ve belgelerinin saklandığı bölümlere giriliyor,

kapıları ve pencereleri mühürleniyor, o kozmik bilgi ve belgeler aranıyor,bulunuyor, okunuyor.

Maşallah, öyle yasal çerçeve çizmişler ki, Adalet Bakanlığı müfettişleri karar alıyor, istedikleri hakim ve savcıların telefonlarını dinletiyor!

(Danıştay dün bu yönetmelik maddesini iptal etti.) Kimdir o müfettişler? Oraya AKP’li Adalet Bakanı tarafından atanan ve emirlerini doğrudan Bakandan alan devlet memurlarıdır.Aralarında geçen dönemden kalan

eski müfettişlerin olup olmadığını belki merak edersiniz.Birkaç kişi var ama hepsi bir köşeye atılmış durumda.Onlara dandik görevler veriliyor.

Ve o “yasal çerçeve” sayesinde , yine Adalet Bakanı tarafından açıklanan rakama göre, Türkiye’de tam 113 bin kişinin telefonları dinlenmiş, ya da dinleniyor. Sadece cep telefonları değil, ev ve işyeri telefonları dahil!

İşin acı tarafı, telefonları dinlenen kişileri arayan, ya da onların aradığı kişilerden bazıları da hemen ardından dinleme listesine alınıyor! İşi bununla da bitmiyor.Telefonu dinlenenlerden bir bölümü ayrıca ortam dinlemesine tabi tutuluyor.

Yani evlerinde, işyerlerinde, ya da dışarıda kimlerle konuştukları, kimlerle görüştükleri çeşitli aygıtlarla teknolojinin en son yöntemleriyle kayıt altına alınıyorlar.

Bu yolla izlenenler arasında Ankara, İstanbuli İzmir,Erzincan, Zonguldak başsavcıları, çok sayıda hakim ve savcı, Emniyet görevlileri, siyasetçiler,gazeteciler,işadamları ve her kesimden insanlar var.

Haaa, bu yapılanlar yasal mı? Bir bölümü yasal! Peki kim çıkardı o yasaları?

Tamamını bu AKP çıkardı!..Ve işte bu yasalarla Türliye’de korku imparatorluğu oluşturuldu.Ergenekon davası bunlardan sadece biridir.

Şimdi bu mevzuat, AKP’nin tehdit sopasına dönüştürüldü.Bu yöntemle savcıları (örneğin tarikat soruşturması başlatan Erzincan savcısını Adalet Bakanlığından) uyarıyorlar,baskınlar yapıyorlar.Bülent Arınç isimli bir şahsa

suikast düzenlendiği iddiasıyla Özel Harp Dairesi’nde devletin en gizli bilgi ve belgelerini gün ışığına çıkarmayı başarıyorlar!

Size bu konuda birkaç örnek vereyim. Resmi adı Seferberlik Başkanlığı olan ve günlerdir arama tarama faaliyetine tabi tutulan bu çok gizli yerde, savaş çıktığı takdirde neler olacağı, hangi planların uygulanacağı yazılı.

Gömülü ve gizli silah depolarının yerleri…Vatan işgal edilirse her il ve ilçede direniş için kimler devreye sokulacak…İşgali önlemek için hangi demiryolu köprüleri tahrip edilecek..

Hangi viyadükler dinamitlenecek..Düşmana nerelerde sabotajlar yapılacak…Sağlık hizmetleri nereye kaydırılacak…Gıda, akaryakıt nasıl sağlanacak, nerelere el konulacak…Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ötekiler nerede saklanacak..

Ve hem savaş, hem de iç isyan duırumu için çok sayıda devlet sırları..

Dün Genelkurmay açıklama yapıyor, “burada yapılan aramalar yasaldır” diyebiliyor.

Eh, madem ki yasaldır, bize de söyleyecek söz kalmıyor!

Valla kendimi bildim bileli bu ülkede yaşadım, bu ülkenin gündemini sıkı biçimde izledim, ben böyle şey duymadım, görmedim.

Yarın Genelkurmay Başkanı’nın makamı ya da başka askeri birlikler basılırsa, bundan önce olduğu gibi bazı komutanlar içeri alınırsa, herhalde deriz ki “her şey yasaldır” ve unuturuz gider!

Çünkü artık sözün bittiği yerdeyiz!

Sevgili okuyucularım, silahsız subaylar tarafından kendisine suikast yapılacağı iddia edilen Bülent Arınç isimli şahsın “mutluluğu” yüzünden akıyor,

gözlerinden okunuyor! Partisinin Kürtçülük açılımı fiyaskosunu unutturup gündemi değiştirmeyi başardı!

Geçmişte pek sinirlenirdi, bağırıp çağırır, kürsülerde nutuk atarken hüngür müngür ağlamaya başlardı.

Diyarbakır Belediye Başkanı gibi açıktan siktir çekmez, hakaretlerini “Şeyini şey ettiğimin şeyi” diyerek dile getirirdi. TBMM Başkanı olduğu dönemde “Meydanlara çıkmak için kuduruyorum”

diye demeçler verirdi. Şimdi meydanlarda!

Artık çok mutlu.Yüzünde güller açıyor, hiçbir televizyon programını kaçırmıyor, konuştukça konuşuyor!

ne mutlu bizlere ki, hayali suikast iddiası, büyük devlet adamı Bay Bülent’in neşesini yerine getirdi, onu yeniden hayata bağladı!

Rabbim onu milletimize bağışladı!   /EMİN ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, “Genelkurmay Başkanına açık mektubumdur” başlıklı dünkü yazım epey ses getirdi..Ve hemen Genelkurmay Tarafından kısa bir açıklama yapıldı.

“Ankara Seferberlik Bölge Başkanlığında, içeriği DEVLET SIRRI niteliğindeki belgeleri kapsayan bölümde başlatılan arama faaliyeti, ilgili hakim tarafından bizzat yapılmaktadır.

Tamamen yasal çerçeve kapsamında yürütülen incelemenin bir müddet daha devam edebileceği anlaşılmaktadır.”

Bu işler elbette yasal çerçeve içinde yapılıyor! Peki o yasal çerçeveyi hazırlayan, o yasaları çıkaran kim?

Bugünkü AKP iktidarı. Öyle hükümler getirilmiş ki, “yasal çerçeve” deyince herkesin eli kolu bağlanıyor ve böylece devletin en gizli bilgi ve belgelerinin saklandığı bölümlere giriliyor,

kapıları ve pencereleri mühürleniyor, o kozmik bilgi ve belgeler aranıyor,bulunuyor, okunuyor.

Maşallah, öyle yasal çerçeve çizmişler ki, Adalet Bakanlığı müfettişleri karar alıyor, istedikleri hakim ve savcıların telefonlarını dinletiyor!

(Danıştay dün bu yönetmelik maddesini iptal etti.) Kimdir o müfettişler? Oraya AKP’li Adalet Bakanı tarafından atanan ve emirlerini doğrudan Bakandan alan devlet memurlarıdır.Aralarında geçen dönemden kalan

eski müfettişlerin olup olmadığını belki merak edersiniz.Birkaç kişi var ama hepsi bir köşeye atılmış durumda.Onlara dandik görevler veriliyor.

Ve o “yasal çerçeve” sayesinde , yine Adalet Bakanı tarafından açıklanan rakama göre, Türkiye’de tam 113 bin kişinin telefonları dinlenmiş, ya da dinleniyor. Sadece cep telefonları değil, ev ve işyeri telefonları dahil!

İşin acı tarafı, telefonları dinlenen kişileri arayan, ya da onların aradığı kişilerden bazıları da hemen ardından dinleme listesine alınıyor! İşi bununla da bitmiyor.Telefonu dinlenenlerden bir bölümü ayrıca ortam dinlemesine tabi tutuluyor.

Yani evlerinde, işyerlerinde, ya da dışarıda kimlerle konuştukları, kimlerle görüştükleri çeşitli aygıtlarla teknolojinin en son yöntemleriyle kayıt altına alınıyorlar.

Bu yolla izlenenler arasında Ankara, İstanbuli İzmir,Erzincan, Zonguldak başsavcıları, çok sayıda hakim ve savcı, Emniyet görevlileri, siyasetçiler,gazeteciler,işadamları ve her kesimden insanlar var.

Haaa, bu yapılanlar yasal mı? Bir bölümü yasal! Peki kim çıkardı o yasaları?

Tamamını bu AKP çıkardı!..Ve işte bu yasalarla Türliye’de korku imparatorluğu oluşturuldu.Ergenekon davası bunlardan sadece biridir.

Şimdi bu mevzuat, AKP’nin tehdit sopasına dönüştürüldü.Bu yöntemle savcıları (örneğin tarikat soruşturması başlatan Erzincan savcısını Adalet Bakanlığından) uyarıyorlar,baskınlar yapıyorlar.Bülent Arınç isimli bir şahsa

suikast düzenlendiği iddiasıyla Özel Harp Dairesi’nde devletin en gizli bilgi ve belgelerini gün ışığına çıkarmayı başarıyorlar!

Size bu konuda birkaç örnek vereyim. Resmi adı Seferberlik Başkanlığı olan ve günlerdir arama tarama faaliyetine tabi tutulan bu çok gizli yerde, savaş çıktığı takdirde neler olacağı, hangi planların uygulanacağı yazılı.

Gömülü ve gizli silah depolarının yerleri…Vatan işgal edilirse her il ve ilçede direniş için kimler devreye sokulacak…İşgali önlemek için hangi demiryolu köprüleri tahrip edilecek..

Hangi viyadükler dinamitlenecek..Düşmana nerelerde sabotajlar yapılacak…Sağlık hizmetleri nereye kaydırılacak…Gıda, akaryakıt nasıl sağlanacak, nerelere el konulacak…Cumhurbaşkanı, Başbakan ve ötekiler nerede saklanacak..

Ve hem savaş, hem de iç isyan duırumu için çok sayıda devlet sırları..

Dün Genelkurmay açıklama yapıyor, “burada yapılan aramalar yasaldır” diyebiliyor.

Eh, madem ki yasaldır, bize de söyleyecek söz kalmıyor!

Valla kendimi bildim bileli bu ülkede yaşadım, bu ülkenin gündemini sıkı biçimde izledim, ben böyle şey duymadım, görmedim.

Yarın Genelkurmay Başkanı’nın makamı ya da başka askeri birlikler basılırsa, bundan önce olduğu gibi bazı komutanlar içeri alınırsa, herhalde deriz ki “her şey yasaldır” ve unuturuz gider!

Çünkü artık sözün bittiği yerdeyiz!

Sevgili okuyucularım, silahsız subaylar tarafından kendisine suikast yapılacağı iddia edilen Bülent Arınç isimli şahsın “mutluluğu” yüzünden akıyor,

gözlerinden okunuyor! Partisinin Kürtçülük açılımı fiyaskosunu unutturup gündemi değiştirmeyi başardı!

Geçmişte pek sinirlenirdi, bağırıp çağırır, kürsülerde nutuk atarken hüngür müngür ağlamaya başlardı.

Diyarbakır Belediye Başkanı gibi açıktan siktir çekmez, hakaretlerini “Şeyini şey ettiğimin şeyi” diyerek dile getirirdi. TBMM Başkanı olduğu dönemde “Meydanlara çıkmak için kuduruyorum”

diye demeçler verirdi. Şimdi meydanlarda!

Artık çok mutlu.Yüzünde güller açıyor, hiçbir televizyon programını kaçırmıyor, konuştukça konuşuyor!

ne mutlu bizlere ki, hayali suikast iddiası, büyük devlet adamı Bay Bülent’in neşesini yerine getirdi, onu yeniden hayata bağladı!

Rabbim onu milletimize bağışladı!   /EMİN ÇÖLAŞAN

.

About Mahmut Özyürek