KÜLTÜREL ŞİZOFRENİ Mİ, TRAVMA MI? — Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

KÜLTÜREL ŞİZOFRENİ Mİ, TRAVMA MI?


Bülent Esinoğlu

İdeolojinin 17 ayrı tanımının yapıldığını tanınmış sosyolog Terry Eagleton söylemiş. Büyük strateji uzmanı Clausewitz de stratejinin 17 ayrı bileşeninin olduğunu tespit etmiş. Yani ideolojik bir açıklamada bulunursanız karşı ideoloji size 17 ayrı şekilde saldırabilir.

Fikri tartışma yaptığınız dostlarınız, arkadaşlarınız, eğer ortaya koyduğunuz görüşlere karşı görüş getiremiyorsa “siz ideolojik davranıyorsunuz” ifadesi ile karşılık verir.

Sizin görüşleriniz 1930′larda kaldı. Biz şimdi 2000′leri yaşıyoruz, der. Bu veya buna benzer eleştirileri yapan kişiler, aynı konuşmanın veya yazının içinde “elhamdürüllah hepimiz Müslüman’ız der.

Kendisi bin dört yüz yıl öncenin düşünce kalıplarına bağlı kalırken modern olur da, siz 1930′lardaki fikirleri savunursanız geri kalmış dinozorlar olursunuz.

Küreselleşme denilen ucube toplumsal mantığı bu derece çarpıtmıştır. Yeri geldiğinde bilimsellikten söz eder, çıkarına uygun düştüğü yerde 1400 yıl öncesinin düşünce kalıpları ile düşünmeyi yeğler.

1923′ü travma olarak tanımlar. M.S 571′de sanki travma yok diye algılar. Sanki o zaman insanlar İslamiyet’i güle oynaya kabul etti. Bırakın travmayı, Türklerin İslamiyet’i kabulü hani şu zaman zaman söylüyorlar ya “kanlı mı kansız mı olacak diye” çok kanlı oluştur.

Seni ideolojik davranmakla suçlar, kendi söyleminin normal sınırlar içinde hiçbir ideolojiye bağlı değilmiş gibi anlatır.

Bu yolla çok “savunma entelektüeli” yaratmışlardır.

Dünyada ideolojik olmayan kişi yoktur. En keskin ideolojikler de iktidarda olanlardır. Çünkü bir sınıfa dayanırlar ve bağlı bulundukları sınıfın ideolojisini yansıtırlar. Bunun karşısında olanlara da “sen ideolojiksin” diye susturmaya çalışırlar.

Egemen ideolojiye karşı çıktın mı hemen ideolojik olmakla suçlanırsın.

Dangur dungur Mehmet Fırat’ın yaptığı da budur. Aklında bir yerlerden “travma” sözcüğü kalmış, yani bir atımlık fişeği varmış onu da attı.

Bu tipler Amerikan hayranıdır ya, Amerikalı psikologların olur olmaz kullandıkları travma sözcüğünü bir yerlerden öğrenmiş söyleyip duruyor. Aklı sıra şunu söyleyecek ama diyemiyor. Etnisitelerin tarihlerinde “örselenmişlikler ve zaferler” vardır. Bunlara “seçilmiş travmalar” denir. Bu örselenmişlikler ve bu zaferler etrafında etnisite millet olma olgusuna ulaşır. Yani uluslaşma.

Bunların ideolojisi (eğer ideoloji denebilirse) Atatürk’e karşı olmaktır.

Hayatlarını, ekmek paralarını, ikballerini Mutafa Kemal’e karşı olmakla kazanırlar.

Not; travma, vuruntu, incinme ve sıkıntı anlamlarına geliyor.

2008-06-28,

.




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.