KONFERANS


.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bu yazılar da ilginizi çekebilir




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

Değerli Dava arkadaşım, yılmaz Atatürkçü, ADD İsparta Şube Başkanı Sayın Mahmnut Özyürek’i Uğur Mumcu ve devrim şehitlerimişz anısına konf. düzenlediği için kutlarım. Değerl ajkademisyen meslektaşım ve aydın din bilgini Sn.Prof. Dr. Şahin Filiz’e de sunumunda başarılar dilerim. Bu aydınlanma çabaları hiç kuşku yok boşuna değildir. Türkiye’miz, Yüce Atatürk’ün yolunda kendi gerçeğini bulacaktır.
Kolay gelsin.
Sayın Ercan,

Nüfus verilerine ilişkşn eleştirel yazınız için teşekkür ederim.

Yararlandım, yararlanacağım da..

Sevgi ve saygı ile.

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı / Toplum Hekimliği Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yard.
http://www.ahmetsaltik.com
(Lütffen izleyin, önerin..)

Bayram değil, seyran değil. AB(D) bizi neden öptü!?

Balyoz, sarı kız, ay ışığı, eldiven, yakamoz…
B.k, püsür!

“Belgelerin” ortaya çıktığı zamanlamaya dikkat etmek lazım!
Ne zaman çıkmaya başladı bu “belgeler”?

Ülke gündemine bakıyoruz, siyaset başta olmak üzere aydınların, sivil toplum örgütlerinin ve vatandaşların yoğunlaşması gereken temel meseleler varken…
Dikkatler başka bir tarafa çekilmek isteniyor.

Nedir bu temel meseleler?

Temel meseleler milyonlarca vasıflı – vasıfsız, okumuş – okumamış işsiz insan, terör, AB(D) ilişkileri, ekonomik sıkıntılar ve bu sıkıntıların beraberinde getirdiği sosyal gelişmeler, Iran, Irakta fiilen kurulan bir Kürt devleti, yolsuzluklar, Ermenistan – Azerbaycan – Türkiye üçgeninde gelişen sorunlar, Deniz Feneri, Kıbrıs, gelir adaletsizliği, toprak reformu ve buna bağlı ziraatçılık ile hayvancılık ve buna benzer daha birçok gerçek problemlerle uğraşılması gerekirken…

Aaa bir bakıyoruz ki, cambaza bak misali kamuoyunun dikkatini sözde darbe iddialarına yoğunlaştırılarak adeta bir taşla iki kuş vurulmak isteniyor. Çünkü Türk Silahlı Kuvvetlerini zan altında bırakılmak suretiyle kamuoyunda TSK’ne karşı yoğun bir kampanya yürütülürken gerçek meseleler perdelenmektedir. Tıpkı çocukları uyutmak istenirken anlatılan masallar gibi.

Türk Silahlı Kuvvetlerini yıpratma, kamuoyunda saygınlığını azaltma, küçük düşürme ve zayıflatma harekâtı olarak tabir edeceğimiz bu gibi girişimler kime ve neye fayda sağlayacaktır?
Aslında üzerinde düşünülmesi gereken mesellerden bir bu değil midir?

Atatürkçü düşünce sisteminin ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin tasfiye süreci ulusal güçlerin AB(D) ile ters düştükleri bir zamana denk gelmesi sizce nasıl yorumlanmalı?

Bir kaç örnek vermek gerekirse:

Soğuk savaş bitmiş, Amerika Büyük Ortadoğu Projesi için ilk adımları atmışken… Avrupa’da ciddi enerji sorunları baş göstermiş… Kafkasların doğalgaz ve diğer enerji ve doğal kaynaklarının batıya taşınması sorunu tartışmaya açılmışken… Rus çıkarları gündeme gelmiştir. Rus, Kafkas ve Iran enerji hatlarının güvenirliği ve istikrarı tartışmalı bir konu haline gelmiş… Avrupa Birliği ve Amerika Birleşik Devletleri arasında ciddi derecede çıkar çatışmasına girilmiştir. Türkiye’de ulusal güçlerin pastadan ONURLU bir pay istemeleri, Türk çıkarlarını gözetmeleri, ulusal bir bilinç ve özgüven geliştirmeleri AB(D) çıkarlarına ters düşmüştür.

Amerika ve Avrupa soğuk savaş döneminde Türkiye için öngördükleri “bekçi” görevini, Amerika Birleşik Devletleri BOP kapsamında tekrar güncelleştirerek hayata geçirme girişimlerinde bulunmuştur. Amerikan çıkarları doğrultusunda Türkiye bu sefer yeni kurulan Kürt devletinin bekçiliğini üstlenmek zorunda kalmıştır. Hâlbuki o coğrafyada Türkiye Cumhuriyetinin öz be öz maddi ve manevi çıkarları varken sen kalk ABD çıkarlarını gözet…

Eee, adama öyle kolay kolay kurtlar sofrasında yer vermezler!
Bileğinin hakkı ve zekânla oturdun oturdun o sofraya…
Oturamadın adamı bekçi de yaparlar, kucaklarına da oturturlar!

Kucağa oturmaktan söz açmışken, kucağa oturma heveslisi birilerini bulmak Amerika Birleşik Devletleri için elbette zor olmadı.

Bu uluslararası çıkar kavgasında şu an için kesinlikle kaybeden taraf Türkiye Cumhuriyeti ve Türk ulusu olmuştur.

Ve biz bir avuç Atatürkçüler kalkmış Don Kişot (Don Quixote ya da Don Quijote) misali yel değirmenlerine karşı mücadele vermeye çalışıyoruz. Ancak kucağa oturma ve oturtma heveslilerinin unuttuğu bir gerçek var. Biz, yani Türk ulusu böyle mücadelelerden daha önceleri de yüzümüzün akı ile çıkmayı başarmıştık!

Yine başaracağız!