KEMALİZM’in İNSANCIL ULUSALCILIĞI
Ve BATI EMPERYALİZMİNİN SÖMÜRGEN-BÖLÜCÜ-KANLI
ETNİK MİKRO-MİLLİYETÇİLİĞİ
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com
Kimi malum kaynaklar koro halinde, biz Kemalistleri (Atatürkçüleri)
modası geçmiş (!?) ulusalcılıkla suçlamaktalar..
Sıradan, alışılmış.. Psikolojik savaş erekli.
Hatta terörist, potansiyel suçlusunuz !
Öncelikle “savunma” konumunda kalmayı reddederiz..
Tartışmak isteriz.. Atatürk’ün bilimsel akılcılığıyla!
Suçlanma ve savunu yerine görüşlerimizi sunmak ve sorumlu,
ağırbaşlı yanıtlar almak isteriz.
Atatürk‘ün, “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran halka Türk milleti denir.” tanımı,
son derece ustalıklı bir tarihsel ve sosyolojik gerçeklikle örtüşmenin de ötesinde,
kurama, bilime ve de yaşamın kendisine uygulamada başarılı görkemli bir katkıdır..
“Ne mutlu Türk’üm diyene!” büyülü reçetesi de tamamlayıcı, pekiştiricidir aynı bağlamda.
Anadolu’daki varsıl kültürel dokuyu, etnik çeşitliliği bir “akıllı uzlaşma“ya çağrıdır.
Gönüllü bütünleşme (integrasyon) ile uluslaşma / milletleşme önerisidir,
assimilasyon asla değildir!
Ancak böyle yapıldığında emperyalizm karşısında güç sağlanmakta,
ülke-halk bütünlüğü gerçekleştirilebilmektedir.
Günümüzün küreselleşTİRmecileri = yeni emperyalistlerinin izledikleri politika,
Atatürk‘ün haklılığını ortaya koydu. Emperyalizm küreselleşti :
Tüm küreyi sömürge istiyor!
Buna karşılık, “direnişin küreselleştirilmesi” kaçınılmaz.
Bu da önce ülke içinde ulusal birlikten, ülke halkının uluslaşmasından geçiyor.
Böylece ülke coğrafyalarında yaşayan halklar, birbirinin tarihsel-sosyolojik-ulusal
müttefiki oluyor.
Küresel emperyalizmin buna tahammülü asla yok.
Çünkü asıl gücünü ülke halklarının kendisinin tohumladığı iç bölünmüşlüğünden
bir de borçlandırmadan alıyor.
Ayıp değil midir, Irak’ta uluslaşmayı engellemek, “Irak halkı” kavramını
“1″ kez olsun ağzına almadan, retorik tuzakla “Irak’lı Kürtler, Şiiler, Sünniler”
diyerek gül gibi geçinen ve yavaş da olsa uluslaşan bir halkı kanlı emellerle
birbirine düşürmek, içsavaş çıkarmak ve Haçlı orduları ile işgal ??
Gerekçesi de “kitle imha silahları” oluyor..
BM uzmanları sonra da ABD bunları bulamıyor!?
Kukla BM ve oyuncak Güvenlik Konseyi, sözde “Koalisyon güçleri” kurarak
işgali meşrulaştırıyor!?
Ayrılıkları kaşınan, etnik duyarlıkları azdırılan, kendilerine birer tarih uydurulan,
“self determinasyon” tuzağı ile.. tahrik edilen “çevre ülkeler”
darmadağın edilerek parçalanıyorlar. Merkez kapitalist ülkelerse maşallah kaya gibi.
ABD, 50 eyaletin birleşmesiyle yeryüzünün en sıkı ulus devletlerinden.
20. yy başında 20 dolayında olan devlet sayısı, bu yy. sonunda 200 “devletçik” oldu!
21. yy. da ise 1000 “devlet yavrusu” ya da “devlet benzeri” (quasi state)
tasarladıklarını kendi kaynaklarında görüyoruz.
İkiyüzlü Batı‘ya ırkçılık yetmiyor, bir de din misyonerlikleri var :
Önceki Papa hazretleri 2. Jean Paul, şifreli olarak kullandığı “3. Milenyum” da
bu kez -Avrupa, Amerikalar, Avustralya ve Afrika’nın ardından- Asya’yı
Hıristiyanlaştırma hedefini gösteriyor. Nitekim Kore halkının % 40′ı,
ülke bölünerek Güneyde Budizm bıraktırılarak Hıristiyan yapıldı!
Peki ayrılan ve devletçik, özerk bölge.. edinen etnisiteler
gerçekte bağımsız ve mutlu oluyorlar mı?
Yoksa, kukla yöneticilerle emperyalizmin güdümüne sokulan
teritoriyal adacıklara mı indirgenmiş oluyorlar?
Batı ve Doğu Almanya neden birleşti de, Kore hâlâ Güney ve Kuzey diye 2 parça?
Irak’ı 3′e bölerek bölge halklarını mı mutlu edeceksiniz;
yeni petro-sömürgeler mi yaratacaksınız?
Balkanları kan dökerek atomize ettiniz, halklar daha mı bağımsız
ve güçlü küresel emperyalizm karşısında ?
Örnekler rahatlıkla artırılabilir..
Etnik mikromilliyetçiliği yapanlar Batı emperyalizminin ta kendisi..
Parçala ve yut ya da yönet..
Biz “Türkler” ise, Türkiye’de,
AB’nin Kopenhag Ölçütlerini kendilerinden de öte uygulayarak,
Atatürk’ün dahiyane sosyolojik sentezi ile hâlâ birlikteyiz!
Batıyor bu AB-D’ye.. SEVR‘i özlediklerini açıkça yazıp söylüyor ve hatta dayatıyorlar..
Temelsiz ve uyduruk millet / etnisite / mikromilliyetçilik kuramları post-modern (!)
güdümlü bilimin insanlığa utanç ve acı veren dayatmalarıdır..
İnsanlık düşmanı kalleş ideolojilerine bilimi de alçakça alet etmektedirler.
Özel misyonlu üniversitelerinde üretilen sipariş tezler, Nobel almaktadır!?
“Uygarlıklar Barışı” yerine “Uygarlıklar Çatışması” yazdırılmaktadır
dolma-kalemli profesörlere!
Bırakın, Anadolu halkı, bin yılın görkemli uzlaşısını sürdürsün..
Ülkede dengeli sosyal-ekonomik-ekinsel kalkınma sağlanabilir,
kasıtlı yoksullaşTIRma ve işsizleşTİRme politikalarına son verilerek
halkçı bir ekonomi uygulanabilirse, örn. GAP bütünüyle yaşama geçerse
barış daha da pekişecektir.
Vatansız ve devletsiz kalmayalım ki;
kimilerinin bilir-bilmez duygu sömürüsyle gönderme yaptığı
Nazım‘ın görkemli özlemi / özlemimiz,
· Bir ağaç gibi tek başına ve özgür ve bir orman gibi bir arada ve kardeşçesine
yaşayabilmemiz gerçek olsun…
Emperyalizm yeryüzünden yok edildikte, tüm dünya halklarının kardeşliği gerçekleşecek,
birlikte barış içinde yaşam olanaklı olacaktır.
İnsanlığın asıl ortak düşmanının emperyalizm olduğunu ve etnik kışkırtmalarla
kanlı savaşların, pek çok soykırımların öznesinin de bu iğrenç sıfatlı
ikiyüzlü, eli kanlı Batı oluşu ne acı..
Batı’lı hümanist aydınların küresel barış, adalet, kardeşlik, özgürlük, eşitlik,
gönenç… için herkesten daha çok çaba harcamaları gerekiyor.
Bu saptama aynı zamanda bir beklenti ve onlardan dileğimizdir.
İnsanlık, yeryüzündeki acılı tarihsel evriminde
bu ilkellik-çocukluk aşamasını da geçecek elbet.
Tartışma ve çabaların, betimlenen hedefe bilinç ve kararlılıkla yönlendirilmesi
aydın olma gereğidir.
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com (lütfen izleyin, önerin..)
.
