<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi &#187; Yazarlardan Gelenler</title>
	<atom:link href="http://www.addisparta.org/kategori/yazarlardan-gelenler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.addisparta.org</link>
	<description>ADD Isparta Şubesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Oct 2011 08:31:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>ÇIĞIRTKAN KİMLİKSİZLER Nurullah AYDIN</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cigirtkan-kimliksizler-nurullah-aydin.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cigirtkan-kimliksizler-nurullah-aydin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 16 Oct 2011 08:52:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2769</guid>
		<description><![CDATA[Siyasi çekişmeleri, körükörüne destek olmayı ya da köstek olmayı izleyince akla Pavlov&#8217;un köpekleri ve refleks kırılması geliyor!   Özellikle TV ekranlarında kırıntı bilgilerle ahkam kesenleri gördükçe, gazete köşelerinde dedikodu yazarlığını...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Siyasi çekişmeleri, körükörüne destek olmayı ya da köstek olmayı izleyince akla Pavlov&#8217;un köpekleri ve refleks kırılması geliyor! </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">  </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Özellikle TV ekranlarında kırıntı bilgilerle <strong>ahkam kesenleri</strong> gördükçe, gazete köşelerinde dedikodu yazarlığını aşamamış <strong>yazı özürlülerini</strong> okuyunca örneklemenin doğru olduğuna insan kanaat getiriyor. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Ünlü Rus fizyolog Pavlov</strong>, köpeklerine et verirken zil çalınca ve bunu çok kez tekrarlayınca, zil sesini işittiğinde et görmeden de hayvanın salyası akmaya başlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Bu, şartlı reflekstir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Hayvanın tabiatında olmayan bir uyaran (zil sesi), onu tabiatında olan eti görmüş gibi heyecanlandırmaktadır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Eğer sürekli olarak zil çalar ama hiç et göstermezseniz bir süre sonra şartlı refleks söner.. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Devamın sağlanması için arada bir et gösterilerek refleks pekiştirilmelidir.. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Hiç birimiz dünyaya Türk, Meksikalı, Sünni veya Katolik olarak gelmeyiz. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Bunlar bize öğretilen değerler, bir başka deyişle, şartlı reflekslerdir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Eğer pekiştirilmezlerse zamanla sönerler. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Bir gün Pavlov&#8217;un enstitüsünü su basar. Köpeklerin bir kısmı boğulur, bir kısmı da günlerce korkuyla titreşir, çünkü ölümden zor kurtulmuşlardır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Kurtarılabilenler tekrar enstitüye toplanır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Pavlov zil çalar, köpeklerde tık yoktur. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Şu müthiş sonuca varır Pavlov: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Ağır travmalar, şartlı refleksleri ortadan kaldırmaktadır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Hayvan en doğal, en ilkel durumuna geri dönmektedir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Türkiye&#8217;deki <strong>siyasetçiler, gazeteciler, akademisyenler</strong> peki bu durumda ne oluyor dersiniz? </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Türkiye&#8217;de, yargının uygulamaları, ekonomik uygulamalar, dış politikadaki çelişkiler, fiyaskoları tartışıyor. Bu tartışmalardan sonuç alınıyor mu? Hayır. Oysa; Siyaset konuşma yeri değil sonuç alma yeridir. Bir şey yapamıyor.  </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Siyasetten, bürokrasiye, medyaya üst düzey; malum kimliksiz kişiliksiz din istismarcısı,  dönmelerden oluşuyor. Milleti oyalıyorlar. Yaptırmıyorlar diyorlar. İstedikleri her koltuğa oturmuşlar. Hala millete mazeret uyduruyorlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Dikkat ederseniz <strong>temel konularda</strong> halka sormuyorlar. Türkiye AB&#8217;ye girsin mi girmesin mi, üslerini ABD&#8217;ye kullandırsın mı kullandırtmasın mı? </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Hepsini toplarsanız, geniş halk kitlelerinin <strong>iş, aş</strong> sorununu örten bir <strong>şal</strong> olduğu görülür. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Pavlov&#8217;un köpeklerindeki gibi ağır travmalarla bizim de şartlı reflekslerimiz yani milli duygularımız ve tepkilerimiz kırılıyor. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Sömürgeci Emperyalistler</strong> sinsi savaşlarında psikoloji bilimini kullanırlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Burada izlenen yol, ABD ve Avrupa birliği endeksli politikalarla, milli bilinçlerin, tarihin ve benliklerin sorgulanması, aşındırılmasıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Kısacası,</strong> Milli Duygu&#8217;nun yok edilmesidir etnik psikiyatrinin görevi. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Bir ulusun ulusal bilincini, ulusal duygusunu ve reflekslerini nasıl yok edersiniz? Bunun denenmiş, sınanmış bir yöntemi vardır: </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Millet’in</strong> tarihsel varlığını, toplumun tüm kesimlerin ortak değerlerini sorgulamaya açarsınız, o Millet’in tarihini, bütünlüğünü, birlik ve beraberliğini yeniden tartışır, parçalarsınız. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Türkiye’ye ait ne kadar değer varsa onu tartışmaya açıyorlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Demokratlık, tartışma kültürü adına neyi tartışıyoruz ve bizden neyi kabul etmemiz isteniyor? </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Farkındaysanız böylesi bir dönemden geçiyoruz. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>GünüN SözÜ</strong><strong>:</strong> Herkesi aptal kendini akıllı zannedenin hayal kırıklığı çabuk gelir. </span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cigirtkan-kimliksizler-nurullah-aydin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CÜCELER İKTİDARI. IV &#8211;Ali Nejat Ölçen</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cuceler-iktidari-iv-ali-nejat-olcen.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cuceler-iktidari-iv-ali-nejat-olcen.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2011 22:14:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2756</guid>
		<description><![CDATA[Çarpık, tutarsız, yanlış, ulusal çıkarları ve bütünlüğü zedeleyen karar ve uygulamalara yer vermeyen 1950 öncesi Türkiye’de bir başka devlet vardı ve o devlet olanaksızlıklar içinde ulusun ve kendisinin onurunu ve...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Times New Roman;"><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/2009-10-05-3649_ic.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2757" title="2009-10-05-3649_ic" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/2009-10-05-3649_ic.jpg" alt="" width="350" height="229" /></a>Çarpık, tutarsız, yanlış, ulusal çıkarları ve bütünlüğü zedeleyen karar ve uygulamalara yer vermeyen 1950 öncesi Türkiye’de bir başka devlet vardı ve o devlet olanaksızlıklar içinde ulusun ve kendisinin onurunu ve geleceğini koruyan Mustafa Kemal’in Devleti’idi .  </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Mustafa Kemal’in Devleti’ni yakından tanıyabilmek için, bugünün devletine egemen olan iktidarı ve o iktidarın karar ve söylemlerindeki tutarsızlıkları anımsamak gerekir:  </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> 1.Hangi çağdaş ve uygar ülkede kişi, demokrasi amaç değil araçtır diyebilir ve egemenlik kayıtsız şartız ulusundur sözünün yalan olduğunu söyleyebilir? Hangi uygar ülkede bir başbakan, kişilerin laik olamayacağını ileri sürebilir? Laikliğin sekular bir devlette, yaşam ve yönetim biçimi olduğunu bilmeyen ya da yadsıyan kişi nasıl başbakan olabilir? İnancı olmayanların yaşamaya hakkı olmayacak mı? Laik devletin başbakanı olduğunu söyleyen kişi nasıl olur da turbana kamusal alanda izin tanımayan yargı kararına karşın   “ulemaya sormak gerekirdi” diyebilir?  </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">2.Kürt açılımı’ diyerek onu demokratik açılıma çeviren şimdi de sınır öteki hava akınlarını düzenleterek açılımı açıklamadan kapatan BOP’ un eşbaşkanı, kitlesel cinayetlerin baş sorumlusu Öcalan adındaki Milosovic benzeri cani ile AKP iktidarının görüştüğünü kanıtlayamayanlar şerefsizdir derken, bugün internet sitelerinde dolaşan görüşme ve pazarlıklar karşısında ne duruma düştüğünü düşünebiliyor mu? Bırakın kendisini; Türkiye Cumhuriyeti Devletinin ne duruma düştüğünü? Soyadı bile “Öç almayı” öngören bu cellât, eğer ABD’de olsaydı, savaş suçlusu olarak, elektrikli sandalyede can vermiş olmaz mıydı? AKP iktidarı ve onun Çankaya’daki temsilcisi,  “PKK ile pazarlığı doğal” karşılayarak MİT’in böylesi konunun içinde olması kadar tabii bir şey olamaz” derken AKP’nin bir Bakanı da o doğal (!) denilen pazarlığın kamuoyuna yansımasını “ahlaksızlık” olarak niteleyecektir. Pazarlık doğal ve ahlaki, fakat kamuoyuna yansıması ahlaksızlık. O tür ahlaksızlıklar yargıda kanıt olarak kabul edilerek, seçkin kişilerin hapislerde çürümesini nasıl açıklayacak o cüce bakan.  </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">PKK’nın bombalı silahlı saldırılarını hala terör olarak suçlamak aymazlık değil de nedir. Aslında Barış ve Demokrasi adıyla kurulan partinin siyasal bezirgânları, Devletten talep ettikleri özgürlük ve özerkliği egemen oldukları Kürt kökenli saf ve temiz yurttaşlarımız için düşünebiliyorlar mı? Ahmet Türk CHP’nin milletvekili iken (1973-80) TBMM’nin kapısına kadar silahlı koruyucuların himayesinde geldiğini şimdi anımsamakta mıdır? Kimden korkuyordu o cüceleşen adam. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">3.PKK’nın TBMM’deki uzantısı olan BDP’ için, “Yasama görevlerini Mecliste yapmalıdırlar” diyen bir başbakan, acaba neden benzer mantığı milletvekili seçilen General Engin Alan, SN.Balbay ile Prof.Haberal ve diğerlerinin yasama görevlerini yapmasını engelleyen hukuksuzluk için kullanmaya gereksinim duymuyor? Bir gün aynı hukuksuzluğun kurbanı olacaklarını düşünmekten yoksun mu bunlar? Hangi ülkede böylesi demokrasi cinayetine siyasal iktidar ile muhalefet sessiz kalabilmektedir? CHP’nin asıl görevi, demokrasiyi kurmuş olma sorumluluğunu taşıyarak, tek parti iktidarını sürdüren AKP’ye TBMM’ni tümüyle teslim ve sorumluluğu o partinin omuzlarında bırakarak  “sine-i millete” dönmek olmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> 4.Bugüne kadar hangi siyasal iktidar Anayasayı yazboz tahtasına çevirdi. Bir yıl önce değiştirdiği Anayasayı tekrar değiştirmenin nedeni ulusumuzdan gizledikleri BDP ile pazarlık olduğunu kaygısını ulusumuzun zihninden silmek olanaklı mıdır? Hangi çağdaş ve uygar ülkede Anayasa siyasal partiler arası pazarlık sonucu hazırlanmıştır.  Ve CHP ile MHP böylesi pazarlığa figüran olarak katılmaya nasıl razı olur, anlamak olanaksız. Yalnız iktidar mı cüceleşiyor, hayır muhalefetteki partiler de. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">5.AKP iktidarında sürekli bakan olarak kalmayı başaran Beşir Atalay, MİT ileri gelenleri ile PKK’nın ülke dışında bir yabancı devletin başkentinde ki görüşmesine ilişkin kayıtları “gayri ahlaki” olarak nitelerken, öylesi tele kulak yöntemiyle dinletileri suç kanıtı kabul eden yasaları TBMM’den çıkaran İçişleri Bakanı, kendisi değil miydi? Tele kulak dinletileriyle bugün aydın, seçkin yazar, öğretim üyesi, subay, parti başkanı olan kişilerin yıllarca ceza evlerinde tutuklu kalmalarını hukuk bir yana “gayri ahlaki” bulduğunu söyleyebilir mi. Söylediğinde Bakan olarak kalabilir mi? Milletvekili seçilen kişilerin hala tutuk evlerinde yasama görevlerini yapamaz duruma getirilmelerinin sorumlusu eğer yasa ise, o yasayı Meclisten hangi iktidar çıkardı. HSYK’yı hangi iktidar ele geçirdi ve Deniz Feneri Yolsuzluğunu irdeleyen üç Savcı hangi iktidar tarafından görevden alındılar? Adalet Bakanı Ergin’e göre kayıtlarda tahrifat yapmışlar. O halde yalnız görevden almakla yetinilmemeli, haklarında dava açılmalıydı. Buna göze alabilir mi Adalet Bakanı? </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> 6.Halkçı ve ulusalcı olduğu izlenimini yaratan bir siyasal iktidar, hangi ülkede, Avrupa Birliği’nin kapısını aşındırarak üye kabul edilmeden,  direktif almaya boyun eğebilmiştir? Bunun bir benzeri var mı? Anadolu uygarlığının ulusumuza kazandırdığı ve ulusumuzun o uygarlığa kazandırmış olduğu müktesebatı yadsıyarak geleceği belirsiz kozmopolit bir kuruluşun müktesebatının üstlenildiğini belirtilen Bakanlar Kurulu Kararı hem de 700 sayfa, Resmi Gazete’de yayınlanmıştır. Yeryüzünde böylesi küçülüşün bir benzeri ne rastladınız mı?  </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Mustafa Kemal’in ulusalcı ulus devletinin, emperyalizme ve bölücü cinayet şebekesine boyun eğer duruma getirmeye cüret ederek cüceleşen iktidarlar, tarihin çöplüğünde bir gün, elbette kaybolacaklar. 1980 sonrasının cüceleşen iktidar partilerinin hangisi bu gün var; yok olup gittiler. Niçin? Ulusa yabancılaştıkları için. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Ali Nejat.</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cuceler-iktidari-iv-ali-nejat-olcen.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİZİM ÇAPULCULARA VERECEK BİR KARIŞ TOPRAĞIMIZ YOK…</title>
		<link>http://www.addisparta.org/bizim-capulculara-verecek-bir-karis-topragimiz-yok%e2%80%a6.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/bizim-capulculara-verecek-bir-karis-topragimiz-yok%e2%80%a6.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 05 Oct 2011 21:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2752</guid>
		<description><![CDATA[4 asker, 1 kaymakam, 12 öğretmen, 2 korucu, 8 işçiden sonra evinin önünden bir de uzman çavuşun kaçırıldığı söyleniyor. Ortada ne hükümet var ne muhalefet. Liboşlar, bölücüler zil takıp oynuyorlar....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>4 asker, 1 kaymakam, 12 öğretmen, 2 korucu, 8 işçiden sonra evinin önünden bir de uzman çavuşun kaçırıldığı söyleniyor. Ortada ne hükümet var ne muhalefet. Liboşlar, bölücüler zil takıp oynuyorlar.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Muhalefet lideri istediği kadar </strong><em><strong>“Silahla çözüm olmaz”</strong></em><strong> desin. Terörist Türkiye Cumhuriyetinin gözünün içine baka baka, elinde silah adam kaçırıyor… Adam öldürüyor. Karşı çıkan, karşı koyan yok… Analarımız ağlıyor…</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Türkiye PKK’ya teslim olmuş durumda. TBMM de “</strong><em><strong>Bölünme Anayasası</strong></em><strong>”na teslim olmuş durumda.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Sanki ortalık günlük güneşlikmiş gibi, <strong>CHP ve MHP de AKP’nin yanında saf tutmuş, harıl harıl, şevkle, şehvetle “</strong><em><strong>Yeni Anayasa</strong></em><strong>” hazırlığı yapıyor.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">İktidarı da, muhalefeti de, teröristi de birlik olmuş, terör karşısında halkı canından bezdirmeye, şiddete teslim olmaya zorluyorlar.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Ama Türk ulusu son sözünü söylemedi henüz. Bizim çapulculara verecek bir karış toprağımız yok.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Kimse bizi ne yılgınlığa, ne bezginliğe sevk edebilir. Çünkü bu topraklar, dövüşe dövüşe, çarpışa çarpışa şehit kanlarıyla alındı.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><em><strong>“Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır”</strong></em> dedik, canımızı ortaya koyduk.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Nice karakışlar gördük biz. Nice fırtınalar yaşadık.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Namık Kemal’lerle, Nazım’larla, Hasan Tahsin’lerle, Mustafa Kemal’lerle, Deniz’lerle yürüdük.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Namık Kemal’lerle Magosa zindanında yattık. Kurtuluş Savaşında paşalarla, valilerle Malta adasına sürgün edildik. Nazım’larla Sinop, Bursa cezaevinde çile doldurduk. Deniz’lerle darağacında can verdik.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">12 Mart’larda, 12 Eylül’lerde İşkencelerden geçtik. Tırnaklarımızı söktüler. Filistin askılarında kollarımızı kopardılar.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yine de davamızdan vazgeçmedik. <strong>Bir öldük, bin dirildik.</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Direnmeleri, direnenleri gördükçe işkenceciler şaşırdı. Panikledi. Aptallaştı…</strong></span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><em><strong>“Cellât uyandı yatağında bir gece / “Tanrım” dedi “Bu ne zor bilmece: / Öldürdükçe çoğalıyor adamlar / Ben tükenmekteyim öldürdükçe…”</strong></em><strong> </strong>(Ataol Behramoğlu)</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Gazetecileri, yazarları içeri attılar. Sokak ortalarında sırtından vurdular.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Uğur Mumcu olduk.</strong> Dedik ki onun sözcükleriyle:</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><em><strong>“…Bir kalem susar, yerini bir başkası alır. Bu kalemler tükenmez. Ne kelepçeler ne demir kapılar, ne iddianameler ve ne de beş yıldan yirmi yıla uzanan hapis cezaları, bu kalemleri korkutamadı, bundan sonra da korkutamaz.</strong></em></span></span></p>
<p><em><strong><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Kalemler vardır, sömürünün, vurgunun zırhıdır. Kalem vardır, gençlerin idam kementlerinden kırılır atılırlar… Kalemler vardır, yılmadan, usanmadan, eğilmeden, bükülmeden yazar…”</span></strong></em><strong><br />
</strong><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Yazdık… Yazdık… Yazdık…</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Susturamadınız. Durduramadınız. Yok edemediniz.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Çünkü vatan sevmek bir sevdadır. Bir sanattır. Bir şiirdir. Bir ustalıktır.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Vatan satıcılığında ustalaşanlar bunu anlayamazlar… Hele hele vatanı bir kadın memesine satanlar bunu hiç anlayamazlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ne diyordu Nazım:<br />
</span><strong><em><br />
<span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>“O duvar</strong><br />
<strong>o duvarınız,</strong><br />
<strong>vız gelir bize vız!</strong><br />
<strong>Bizim kuvvetimizdeki hız,</strong><br />
<strong>ne bir din adamının dumanlı vaadinden,</strong><br />
<strong>ne de bir hülyanın gönlü yakısındandır.</strong><br />
<strong>O yalnız</strong><br />
<strong>tarihin o durdurulmaz akışındandır…”</strong></span></span></em></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Henüz son sözümüzü söylemedik.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">ABD’si de, AKP’si de PKK’sı da bunu asla aklından çıkarmasın. Bunu böyle bilsin.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>BİZ KÜLLERİMİZDEN DOĞMASINI DA BİLİRİZ.</strong><br />
</span></span><strong><br />
<strong><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Biz ne karakışlar gördük. Ne fırtınalar yaşadık. Vız gelir bize sizin duvarlarınız, vız…</span></strong></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><strong>Tarihi durduramayacaksınız…</strong></span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Ali Eralp</span></strong><strong><br />
<strong><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">İLK KURŞUN</span></strong></strong></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> <a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/turksonsozunu.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2753" title="turksonsozunu" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/turksonsozunu.jpg" alt="" width="520" height="220" /></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/bizim-capulculara-verecek-bir-karis-topragimiz-yok%e2%80%a6.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>11 EYLÜL’DE ABD/AB TERÖRİZMİ DE LANETLENMELİDİR! Prof. Dr. Özer Ozankaya</title>
		<link>http://www.addisparta.org/11-eylul%e2%80%99de-abdab-terorizmi-de-lanetlenmelidir-prof-dr-ozer-ozankaya.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/11-eylul%e2%80%99de-abdab-terorizmi-de-lanetlenmelidir-prof-dr-ozer-ozankaya.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 21:35:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2686</guid>
		<description><![CDATA[ABD’yi vuran 11 Eylül terörist saldırısının yıldönümünde, üniversiteler, sanatçı ve düşünürler, siyasal partiler, sivil toplum kuruluşları … olarak, yalnız ABD halkının acılarını paylaşmakla yetinmemek,  tam tersine,   bu  vesile ile ABD...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD’yi vuran 11 Eylül terörist saldırısının yıldönümünde, üniversiteler, sanatçı ve düşünürler, siyasal partiler, sivil toplum kuruluşları … olarak, yalnız ABD halkının acılarını paylaşmakla yetinmemek,  tam tersine,   bu  vesile ile ABD ve AB devletlerinin en başta Türkiye’deki PKK terörist saldırılarına verdiği desteği de lanetlemek, Amerika   ve AB ülkeleri halklarını PKK’yı da lanetlemeye   çağırmak gerekir. Bunun gibi, BOP denilen ABD/AB ortak girişiminin, doğal kaynakları  sürgit sömürmek, İsrail’in yeni saldırgan emellerini desteklemek, bir yandan da      tatlı silah ticareti    yapmak eşliğinde,: -        yine kendilerinin    Irak’ta, Afganistan’da, Mısır, Libya, Tunus, Yemen, Suriye’de …     yıllarca destek verdikleri diktatörlükleri, artık halkların katlanamayacakları ölçüde yıpranması üzerine  ya Irak’taki gibi doğrudan doğruya yakıp, yıkıp  işgal ederek  ya da  ayaklanmalar ve iç savaşlar kışkırtarak değiştirme-        yeni   yönetimleri de yine kendi kuklaları olarak  belirleme  girişimlerinin de  kendi başına   terör olduğunu ve SÜREKLİ BİR  TERÖR ORTAMI HAZIRLAMAK demek olduğunu;  -        insanlığın akıl ve vicdanıyla böylesine alay etmenin de   bir terörist davranış  olduğunu,-        “Yurtta barış, dünyada barış!”, “Ulusların yaşamı saldırıya uğramadıkça savaş cinayettir!” politikasıyla insanlığa örnek verdiği UNESCO’ca belgelenmiş    ATATÜRK TÜRKİYESİ’ni içerden peydahladıkları  işbirlikçileri ile birlikte    yıkma girişimlerinin ise, TERÖRİSTLİKTEN  SUÇÜSTÜ YAKALANMAK anlamına geldiğini haykırmak,  11 Eylül yıldönümünde bu gerçekleri    ABD ve AB hükümetlerinin suratlarına çarparken, bu ülkeler halklarını uyarmaya çalışmak  da gerekir.<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/iste-11-eylul-un-gercek-yalanlari.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2687" title="iste-11-eylul-un-gercek-yalanlari" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/iste-11-eylul-un-gercek-yalanlari.jpg" alt="" width="400" height="318" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/11-eylul%e2%80%99de-abdab-terorizmi-de-lanetlenmelidir-prof-dr-ozer-ozankaya.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BEŞAR ESAD’A KARŞI ASKERİ DARBE PLANLANIYOR!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/besar-esad%e2%80%99a-karsi-askeri-darbe-planlaniyor.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/besar-esad%e2%80%99a-karsi-askeri-darbe-planlaniyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 21:01:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2679</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’den, Amerika’daki ‘Los Angeles Times’ gazetesine telefon eden, Suriye’deki ayaklanmanın öncülerinden Radvan Ziyade, şunları söyledi:   “Ayakta kalmaya ve hükümete baskıyı sürdürmeye mecburuz. Eğer gösteriler durursa, Hükümete karşı oluşan uluslararası...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Times New Roman;"><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/imagesCAEQHFZ7.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2680" title="imagesCAEQHFZ7" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/imagesCAEQHFZ7.jpg" alt="" width="160" height="112" /></a>Türkiye’den, Amerika’daki ‘Los Angeles Times’ gazetesine telefon eden, Suriye’deki ayaklanmanın öncülerinden <strong>Radvan Ziyade, </strong>şunları söyledi:</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Times New Roman;">“Ayakta kalmaya ve hükümete baskıyı sürdürmeye mecburuz. Eğer gösteriler durursa, Hükümete karşı oluşan uluslararası baskı da duracaktır.</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Times New Roman;">Biz, ordunun bir gün darbe yapacağına inanıyoruz. askeri darbe işimizi çok kolaylaştıracaktır.”</span></em></strong></p>
<p><strong><em><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad’a karşı bir <strong>askeri darbe </strong>planlanmakta olduğunun kanıtları bir bir ortaya çıkmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Kuveyt’te basılan günlük <strong>El-Vatan</strong> gazetesinin verdiği bir habere göre, Suriye ordusunda bir yarbay olan <strong>Hüseyin Harmuş, </strong>Suriye<strong> </strong>güvenlik güçleri tarafından tutuklanmıştır. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Hüseyin Harmuş, ordu içinde, “<strong>Özgür Subaylar Tugayı” </strong>kurarak darbe hazırlıkları içinde olmakla suçlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Suriye’nin resmi yetkilileri, Hüseyin Harmuş’un Türkiye-Suriye arasında düzenli seyahatler yapmış olduğunun saptandığını söylemektedirler!</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Şu soruyu sormak zorundayız.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">AKP Hükümeti, bir süredir kendisine karşı açık muhalefet yürüttüğü Beşar Esad’ın, Suriye ordusu tarafından darbeyle yıkılmasına yardımcı mı olmaktadır?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Türkiye’de, her fırsatta, <strong>“Artık darbeler devri bitmiştir!”</strong> diye fetva verenler, komşu ve kardeş ülke Suriye’de, halkın ezici çoğunluğu tarafından sevilip desteklenen Beşar Esad’a <strong>askeri darbe düzenlenmesine </strong>yardım ve yandaşlık mı yapmaktadırlar?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;">Ne kadar saklanırsa saklansın, bu tür uluslararası ilişkilerin uzun süre gizlenmesinin artık mümkün olmadığı bilinmiyor mu?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman;">Yılmaz Dikbaş</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman;">13 Eylül 2011</span></strong></p>
<p><strong><a href="mailto:dikbas@kalinka.com.tr"><span style="font-family: Times New Roman;">dikbas@kalinka.com.tr</span></a><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.dikbas.tv/"><span style="font-family: Times New Roman;">www.dikbas.tv</span></a><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman;">Cep: 0532 233 31 52</span></strong></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/besar-esad%e2%80%99a-karsi-askeri-darbe-planlaniyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasfiye !!       Altemur KILIÇ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/tasfiye-altemur-kilic.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/tasfiye-altemur-kilic.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 10:57:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2673</guid>
		<description><![CDATA[Farkında mısınız, farkında mıyız; TC adeta iflas masasında ve daha batarken malları işportada tezgâhlanıyor *** Başta TSK  “tasfiye masasına yatırıldı; komutanları adeta esir alındı ve alınmakta&#8230; ” Ameliyattan kalkıp dirilen...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;"><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/tasfiye.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2674" title="tasfiye" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/tasfiye.bmp" alt="" /></a>Farkında mısınız, farkında mıyız; TC adeta iflas masasında ve daha batarken malları işportada tezgâhlanıyor</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">***</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Başta TSK  “tasfiye masasına yatırıldı; komutanları adeta esir alındı ve alınmakta&#8230; ” Ameliyattan kalkıp dirilen Mehmet Ali Birand: “Nerede kalmıştık” diye başlayıp “TSK efsanesi yıkıldı” diye bayram ediyor&#8230; Ona ve şeriklerine  “Enkazının altında kalırsınız inşallah” demek geliyor içimden&#8230; </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">***</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Başbakan yardımcısı Hüseyin Çelik “tasfiye planının” ilk maddelerini açıklamıştı. Ama bunlar daha başlangıç; şimdi sırada bütün taşınmazlarının elinden alınıp pazarlanması var&#8230; Ordunun elindeki arsalara el konacak ve arsa inşaat spekülasyonlarına açılacak&#8230; Galiba, bu iş başlamış; bazı araziler TOKİ’ye devredilmiş&#8230; Jandarma karakolları polise devredilmiş&#8230; “Olmaz” demeyin; çoktandır bazılarının gözüne batan Orduevleri de “kantin” seviyesine indirilecek ve GATA da ya sivilleştirilecek ya da “özelleştirilecek” &#8230; Bütün bunlar, yabancı ülkelerdeki “modellere göre” olsa da, Türkiye’nin bugünkü koşullarında, başka anlamı ve “netâyici” var&#8230; Mesele basit bir “taşınmazlara sahip çıkmak” meselesi, hukuk konusu değil; bunlar Türk Ordusunu, TC’nin tasfiyesi karşısındaki en güçlü engeli yıkmak çılgınlığı, ihaneti&#8230;</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">***</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Herşeyi bir tarafa bırakın. Kendi ordusuyla savaş halinde olan, kendi komutanlarını sürek avında gibi yakalayan ve adeta esir kampına “tıkan” bir iktidar var&#8230; Ama bu gidişe “Dur!..” diyecek, kendisinin malı, mülkü ve gücüyle tasfiye edilmesine “Dur!..” diye haykıracak yiğit bir ses yok!.. Acaba diyorum, Fenerbahçe için yeri göğü inleten necip halkımız -İlhan Selçuk’un mezarında kulakları çınlasın- “tehlikenin farkında mı?..” Bu Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal mezarında rahat mı?.. Bekleyin sıra Anıtkabir’in yıkılmasına, kıymetli arazisinin pazarlanmasına da gelecek&#8230; Uyanmaz ve çıldırmazsak!..</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">***</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">“Nerede yanlış yaptık da Kurtuluş Savaşında dirildikten sonra şimdi bu hallere düştük?..” Ama Mustafa Kemal “Gençliğe Hitabe” sinde bu olacakları “İstikbalde dahi” diye görmüş ve Cumhuriyeti Türk Gençlerine emanet etmiş ve sonra da “Bursa Nutku”nda başka kurumlar âciz kalırlarsa, yapılması gerekenleri söylemişti. Şimdi bu gençlik nerede?.. Nerede olacak, plajlarda keyif sürüyor veya maç seyrediyor; Fenerbahçe için ayaklanıyor!..</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/tasfiye-altemur-kilic.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu Yazı Bir Kamu Hukuku Profesörünün Türk Kamuoyuna Uyarısıdır.</title>
		<link>http://www.addisparta.org/bu-yazi-bir-kamu-hukuku-profesorunun-turk-kamuoyuna-uyarisidir.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/bu-yazi-bir-kamu-hukuku-profesorunun-turk-kamuoyuna-uyarisidir.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Feb 2010 12:46:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2626</guid>
		<description><![CDATA[ Türkiye Cumhuriyeti Tasfiye Ediliyor Bu Yazı Bir Kamu Hukuku Profesörünün Türk Kamuoyuna Uyarısıdır. Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="100%">
<tbody>
<tr>
<td>
<h2> Türkiye Cumhuriyeti Tasfiye Ediliyor</h2>
<h2>Bu Yazı Bir Kamu Hukuku Profesörünün Türk Kamuoyuna Uyarısıdır.</h2>
<h2>Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif yönlendirmesi yapmaktadırlar. Böylesi dışmerkezli bir emperyalist oyuna bütünüyle Türk toplumu alet edilmek istenirken Türk ekonomisinin köşe başlarını tutan kadrolarla medyada etkili olan işbirlikçi mandacı gruplar, ülkemizi böylesi bir maceraya doğru el birliği ile sürüklemektedirler. Yüzyıllar önceden hazırlanmış bir plan ve bu doğrultudaki proje uğruna büyük bir ulusal kurtuluş savaşı vererek kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir. Bu gerçek artık saklanamayacak kadar açık ve net bir biçimde Türk kamuoyunda kesinlik kazanmıştır. <span id="more-2626"></span></p>
<p>Hiç kimse cumhuriyet yıkıcılığı ya da Türkiye düşmanlığı yaptığını kabul etmiyor. Her şey &#8220;değişim&#8221; kavramı içerisinde ve Türk devleti dıştan zorlanan bir plan dâhilinde çözülmeye mahkûm ediliyor. Değişim sözcüğünün sihirli görünümünün arkasına sığınan ikinci cumhuriyetçiler, maddeci işbirlikçiler, alt kimlikçi federasyoncular, ılımlı İslamcı görünümlü şeriatçılar, emperyalizm ve Siyonizm ile her türlü işbirliğine açık olan oportünistler koalisyonu elbirliği ile Atatürk&#8217;ün cumhuriyetine saldırmaktalar ve kültürel alt kimlikçilik dış desteklerle hortlatıldığı gibi kayıt dışı ekonominin sağladığı olanaklarla yer altı ilişkileri doğrultusunda birçok mafya ve benzeri hukuk dışı çıkar örgütlenmelerinin de gündeme geldiği görülmektedir. Kurtlar Vadisi gibi televizyon dizileri ile böylesine hukuk dışı bir yapılanma iç ve dış menfaat çevreleri tarafından hem özendirilmekte hem de desteklenmektedir.</p>
<p>Böylesine olumsuz bir süreç içinde ülkenin birliği ve bütünlüğü tehlike altına sürüklenmekte, yetmiş beş milyonluk bir milletin gelecek güvencesini sağlamakla görevli Türk devleti her gün biraz daha gerileyerek devre dışı kalmaktadır. Bu aşamada Türkiye&#8217;yi yöneten bir zihniyet, yeni dönemin plan çalışmalarında devletin küçültülmesini ana hedef olarak ilan etmektedir. Bu tür bir hedef belirleme, şimdiye kadar yarısı tasfiye edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geri kalan diğer yarısının da tasfiye edilmek istendiğinin en açık göstergesidir. Sürekli olarak dış baskılarla iyice küçülmüş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği ile ilgili planlama çalışmalarına devletin küçültülmesi ana hedef olarak belirlenirse, bu gelecekte Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ulusal ve üniter yapısının ortadan kaldırılmak istendiğinin en açık göstergesi olarak anlaşılmasıdır. Çünkü OECD istatistiklerine göre; Avrupa ve Amerika gibi kıtalardaki batı ülkelerine oranla en küçük devlet Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir. Batı ülkelerinde devletin ekonomideki ağırlığı ortalama olarak yüzde 40 ya da 50 oranında olmasına rağmen, Türkiye&#8217;deki devletin ekonomideki büyüklüğü son yıllarda yüzde 20&#8242;lerden yüzde 10&#8242;lara doğru küçülmüştür. Kendi devletlerini güçlü ve büyük tutan batılı emperyal ülkeler sıra Türkiye&#8217;ye gelince, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun bugünkü mirasçısı Türkiye&#8217;yi daha da küçültmenin yollarını aramaktadırlar. Avrupa Birliği sürecinde yani bir Yugoslavya modeli yaratarak Türkiye&#8217;nin ülkesini bir Sevr haritasına dönüştürmek isteyenler, bu doğrultuda devletin küçültülmesi için sürekli olarak baskı yapmaktadırlar. Avrupa Birliği&#8217;ne paralel olarak IMF ve Dünya Bankası gibi uluslar arası kuruluşlar da Türk devletinin küçültülmesi için devletin yetkili organlarını baskı altında tutmaktadırlar.</p>
<p>Kabuk devlet suçlamaları ile medyadaki papağanlarını Türk devletinin üzerine süren emperyal merkezler kendi devletlerini daha da büyütmenin arayışı içindedirler. Bu doğrultuda dünyanın her bölgesini sömürge durumuna düşürürlerken, Türkiye&#8217;yi de iyice küçülterek çeşitli eyaletlere bölebilmenin çabası içindedirler. Büyük Avrupa, Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail gibi dünyanın merkezini içine alacak bölgesel federasyon planlarına Türkiye&#8217;nin ülkesini merkez yapmak isterlerken, bu ülkenin üzerinde kurulu bulunan Türk devletinin ortadan kaldırılmasına giden yolu açmak istemektedirler. Demokrasi, küreselleşme, değişim gibi sihirli sözcüklerle Türk Devleti yavaş yavaş ortadan kaldırılmakta, gelecekte bir dış destekli federasyona giden yol açılmaya çalışılmaktadır. Batılı merkezlerin hepsi bu doğrultuda çalışırken, Yugoslavya&#8217;dan sonra dünyanın merkezinde kurulmuş olan Türk devleti de tasfiye edilmek istenmektedir. Son yıllarda reform adı altında gündeme getirilen bütün yasal düzenlemelerinin devletin merkezi gücünü ortadan kaldırdığı, parçalı bir yapıyı ortaya çıkarabilmek üzere merkezin yetkilerinin sürekli olarak yerel yönetimlere devredildiği artık iyice görülmektedir. Tablo kesin hatları ile belli olduğuna göre, Türk devletinin geleceğine bir büyük ulusal kurtuluş savaşı vermiş olan Türk milleti karar verecektir. Türk milleti ulusal ve üniter cumhuriyet devleti tasfiye edilirken, bu gidişe bir dur diyecek, ulusal egemenliğine sahip çıkarak yeni yüzyılda da bağımsız Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin çatısı altında yaşamını sürdürecektir. Artık devleti ve cumhuriyeti ortadan kaldırmakta olan bu reform görünümlü deforme sürecine Türk Milleti acilen &#8220;dur&#8221; demelidir.</p>
<p>Not: Bu yazı bir kamu hukuku profesörünün Türk kamuoyuna uyarısıdır.</p>
<p>Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN</h2>
</td>
</tr>
<tr>
<td>
<h2> </h2>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<h2> </h2>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/bu-yazi-bir-kamu-hukuku-profesorunun-turk-kamuoyuna-uyarisidir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BÖLÜCÜYSEN  TÜRKİYE’YE  HAKARET  SERBEST!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/bolucuysen-turkiye%e2%80%99ye-hakaret-serbest.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/bolucuysen-turkiye%e2%80%99ye-hakaret-serbest.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 02 Feb 2010 12:34:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2614</guid>
		<description><![CDATA[Eğer etnik kökene dayalı bölücülük yapıyorsanız, örneğin “Kürtçü” iseniz ve ülkenin bölünmesi için çalışıyorsanız, Türkiye’ye istediğiniz gibi “HAKARET” edebilirsiniz. Bu ülkede başta medya olmak üzere bazı aydın(cık) lar sizi gündeme...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eğer etnik kökene dayalı bölücülük yapıyorsanız, örneğin “Kürtçü” iseniz ve ülkenin bölünmesi için çalışıyorsanız, Türkiye’ye istediğiniz gibi “HAKARET” edebilirsiniz. Bu ülkede başta medya olmak üzere bazı aydın(cık) lar sizi gündeme getirirler, alkışlarlar fakat kimse, “ne hakla Türkiye’ye hakaret ediyorsun” demez. Son örnek Viyana’da yaşandı. Trafik kurallarına uymadığı için Kanada Polisi tarafından “paket” edilen ve kelepçelenen, Başbakanımızın sık sık dinlediğini söylediği “Şivan Perver” adlı türkücü, sıra Türkiye’ye gelince esip gürlemiş; “Türkiye’ye dönmem, Türkiye beni kaldıramaz!”. Türkiye değil seni, senin yedi sülaleni kaldırır kaldırmasına ama, yeter ki yönetimde adam gibi adamlar olsun. Kanada Polisinin önünde “dört ayak” olan bu zibidi böyle konuşurken, AKP’nin ikinci adamı Mir Dengir Fırat Efendi ne yapıyor? Esas Patronu Barzani ve kader arkadaşları BDP’lilerle  “Menemen Testisi” gibi sıralanmışlar, konser izliyorlar.<span id="more-2614"></span></p>
<p>Avrupa Parlamentosu 3-4 Şubat’ta  6. Kürt Konferansını toplayacak. Türkiye Cumhuriyeti Devleti  o kadar sahipsiz ki, “kırmızı bültenle aranan teröristlerin” bile katılmasını engelleyemiyor. Hükümet  ise kendi Milli Ordusunun bacağını kırmak için uğraşıyor. Yaşar Kemal, Hasan Cemal, Ece Temelkuran, Ahmet Türk, Leyla Zana, Lothar Bisky, Helene Flautre katılacak,Diyarbakırlı  “Hastir Osman” ise görüntülü mesajı ile katkıda bulunacak. Avrupa’nın kucağında olanların, Türkiye’ye nasıl hakaret ettiklerini tekrar göreceğiz.</p>
<p>Çok  karışık bir dönemden geçiyoruz. Olmayan darbenin hesabını sorma adına kendi Milli Ordusunu yıpratmaya çalışanlar, Barzani ve avanesinin aldığı canların hesabını neden sormazlar? Dünya’da hangi devlet, silah bırakmayan bir terör örgütü ile müzakere etmek zavallılığını gösterir?</p>
<p> AKP’nin amacı, bir suçu belirleyip toplumda hukuku hakim kılmak değildir. AKP için gerçek amaç, hedef bellediği TSK, YARGI gibi kurumları, demokrasi’nin arkasına saklanarak yıpratmak ve itibar kaybına uğratmaktır. AKP  bir konuyu ortaya atar, kendi medya grupları ile yaygara başlatır, Cumhuriyetin kurumları yıpratılır, yargısız infaz yapılır sonra da bir başka dosya için beklenilir. Örneğin “KOZMİK” Oda için günlerce söylenmedik, yazılmadık şey kalmadı. Peki, sonuç ne oldu? Mahkeme “Kozmik Odada görev dışında bir konu veya belgeye rastlanmadı” açıklaması yaptı. Başta Başbakan, AKP sözcüleri ve yandaş basından, özür dileyen, yanlış düşünmüşüz diyen bir kişiyi gördünüz mü? Göremezsiniz.</p>
<p>Şimdi de EMASYA denilen plana taktılar. Bu planın, Askere darbe yapma hakkını verdiğini söylüyorlar. İşin doğrusu şudur. Zamanın iktidarı terör olaylarına daha çabuk ve organize bir şekilde müdahale edebilmek için  Emasya (Emniyet Asayiş Yardımlaşma)diye bir plan yaptı ve Ordu’ ya yeni bir görev verdi. Emasya Planını imzalayan da İçişleri Bakanı Murat Başeskioğlu idi. Sayın Başeskioğlu AKP Milletvekili ve Bakanı. Sekiz yıldır iktidardasınız. Murat Bey’de dibinizde duruyor, sorar mısınız ona hangi darbeyi planlamış? Sonra, değiştireceksen değiştir. TSK Hükümete, sakın değiştirmeyin diye bir telkinde mi bulundu?</p>
<p>AKP’nin ve yöneticilerinin şunu çok iyi anlaması lazım. Siz Türk Ordusu için istediğiniz kadar tuzak kurun yıpratmaya çalışın, asla başarılı olamayacaksınız. Ne kadar kaçarsanız kaçın, eninde sonunda geleceğiniz yer Türk Milletinin önüdür. Bu aziz millet , Barzani Eşkıyasını kendi Generallerinden daha dost gören, kendi ordusuna küfrederken , Barzani’yi kucaklayan AKP lilerden  sandıkta hesap soracaktır.  Türk Milletine ve Türklüğe her konserinde ağız dolusu küfreden Şivan Perver isimli zibidi’yi Türkiye’ye kırmızı mumla davet eden Başbakan Erdoğan’a  ise, önümüzdeki seçim kampanyasında Şivan’ın giydiği kıyafetlerle dolaşmak yakışır.</p>
<p>Sağlık ve başarı dileklerimle,  02. Ocak. 2010</p>
<p>Rifat Serdaroğlu</p>
<p>Eski Sağlık ve Devlet Bakanı</p>
<p>rifatserdaroglu@gmail.com</p>
<p>rifatserdaroglu@superonline.com</p>
<p>0532 2110011</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/bolucuysen-turkiye%e2%80%99ye-hakaret-serbest.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VAHİDEDDİN&#8217;DEN ABD BAŞKANINA</title>
		<link>http://www.addisparta.org/vahideddinden-abd-baskanina.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/vahideddinden-abd-baskanina.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 11 Jan 2010 11:51:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Coolidge]]></category>
		<category><![CDATA[hilafet]]></category>
		<category><![CDATA[ihsan güneş]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet]]></category>
		<category><![CDATA[mektup]]></category>
		<category><![CDATA[osmanlı]]></category>
		<category><![CDATA[vahideddin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2525</guid>
		<description><![CDATA[Bu mektup, San-Remo’da Padişah Vahdettin tarafından yazılmış ve  Halis Reşat Bey tarafından Paris’te bulunan Amerikan elçiliğine teslim edilmiştir. Elçilik de mektubun orijinalini ve İngilizce çevirisini (Vahdettin’s Letter to the President of...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><em>Bu mektup, San-Remo’da Padişah Vahdettin tarafından yazılmış ve  Halis Reşat Bey tarafından Paris’te bulunan Amerikan elçiliğine teslim edilmiştir. Elçilik de mektubun orijinalini ve İngilizce çevirisini </em><em>(Vahdettin’s Letter to the President of U.S.A)</em><em> I5 Nisan 1924 tarihli yazısıyla Washington’a göndermiştir. Mektup Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Arşivi’nde 86700/1788 numarada kayıtlıdır.. <span id="more-2525"></span></em></p>
<p>  <em>“Amerika Birleşik Cumhuriyetleri(devletleri) Başkanı, Bay Coolidge ekselanslarına,</em></p>
<p> <em>Siyasi olayların ve gelişmelerin tüm iç yüzünü,hangi nedenlerden dolayı Saltanat merkezimi geçici bir süre için terk etmek zorunda kaldığımı biliyorsunuz. Bu konuda ayrıntılı bilgi sunmayı gereksiz</em><em> </em><em>görüyorum</em> <em>Bu süresiz uzaklaşmanın, babadan kalma sahip olduğum Saltanat ve Hilafet makamından vazgeçtiğim anlamına gelmeyeceği açıktır. Ankara meclisi gibi bir isyancı fitnenin bu konuda alacağı tüm kararların geçersiz olacağını bildiririm. Şöyle ki<strong>; İslam Hilafetinin Osmanlı Saltanatından soyutlanması ve ayrılması ve Hilafetin tümüyle kaldırılması dini, kavmiyeti, vatanı belirsiz ve karışık askerlerden ve öteki sınıflardan oluşan küçük bir şer zümresinin kısmen zorla ve kısmen bilgisizlik ve gafletle yönlendirdiği beş-altı milyonluk Türk kavminin yetki alanı içinde değildir.  Bu ancak tüm İslam dünyasınca atanan uzman kişilerden oluşan bir meclisin toplanması ve tüm din bilginlerinin ortak kararı ile çözümlenecek büyük bir evrensel sorundur</strong></em><strong><em>.</em></strong><strong> <em>İslam bilginlerinin bildiği üzere şeriata aykırı kararlar herhangi makamdan olursa olsun sonuçsuz kalmaya mahkumdur</em></strong><em>. Bundan başka bu durumun, içinde bulunulan koşullarda İslam dünyasında sonuçları pek vahim olabilecek büyük bir heyecana yol açacaktır. Ayrıca gelişmiş ülkelerin iç güvenliklerine de büyük bir etki yapacaktır</em> <em>Hanedanımın ileri gelenleri aleyhinde Ankara meclisi tarafindan kabul edilen sürgün ve kovma, emlakine ve bireysel mallarına el koyma gibi haksız kararları hanedanım bireylerini, insan ve kişilik haklarından soyutlar mahiyettedir.<br />
Bu konuda yüce kişiliğiniz ve cumhuriyet hükümetiniz tarafindan olanaklar ölçüsünde yapılabilecek yardımları pek değerli sayacağımı açıklamaya gerek yoktur..</em>  <em>Bu vesile ile sağlıklı olmanızı yüce haktan niyaz eylerim. 13mart1924 </em></p>
<p> </p>
<p><em>Mehmed VAHIDEDDIN”</em></p>
<p>Prof.Dr. İhsan GÜNEŞ  Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih bölümü</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/vahideddinden-abd-baskanina.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemalist Türk Cumhuriyetine Suikast Tutmamıştır!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/kemalist-turk-cumhuriyetine-suikast-tutmamistir.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/kemalist-turk-cumhuriyetine-suikast-tutmamistir.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 10 Jan 2010 13:22:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[ergenekon]]></category>
		<category><![CDATA[fetullah]]></category>
		<category><![CDATA[fetullah gülen]]></category>
		<category><![CDATA[katil]]></category>
		<category><![CDATA[kemalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Mahiye Morgül]]></category>
		<category><![CDATA[suikast]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2518</guid>
		<description><![CDATA[Gözümüz Aydın Türkiye’m Kemalist Türk Cumhuriyetine Suikast Tutmamıştır! Biz, 2009 yılında “darbe-suikast niyetlilerine operasyonlar, tutuklamalar” sanal gündemleriyle meşgul edilirken, gerçek bir suikast yaşadık. Kemalist Cumhuriyetimize karşı suikastler ve darbeler yaşadık....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Gözümüz Aydın Türkiye’m</p>
<p>Kemalist Türk Cumhuriyetine Suikast Tutmamıştır!</p>
<p>Biz, 2009 yılında “darbe-suikast niyetlilerine operasyonlar, tutuklamalar” sanal gündemleriyle meşgul edilirken, gerçek bir suikast yaşadık. Kemalist Cumhuriyetimize karşı suikastler ve darbeler yaşadık. 2010 yılı bu darbenin artçı sarsıntılarının yılı olacak.</p>
<p>Evet, bir suikast var ortada, “su-i-kast” var. Asıl sanıklar dururken kimler sanık diye içeri alınıyor veya intihara mecbur ediliyorsa, suikast asıl onlaradır. Onlar Cumhuriyeti kollama ve yaşatma görevlerini yaparken bu suçlamalarla karşılaştı.</p>
<p>            Bana Abdülaziz’i öldürmekle suçlanarak ortadan kaldırılan Hüseyin Avni Paşa ve Yeni Türkler ekibini, Mithat Paşa’ları, Şeyhülislam Hayrullah Hasan Efendi’leri, Namık Kemalleri hatırlatıyor.<span id="more-2518"></span></p>
<p>Şehit Yarbay Ali Tatar mı suikast yapacaktı kendi komutanına? </p>
<p>Asimetrik savaş budur. Bize onun Cumhuriyete kastettiğini düşündürterek, onu önce kamuoyu vicdanında tutuklatıyorlar. Şehit Yarbay Ali Tatar, intihar ederek onların asimetrik savaş dümenini bozdu. Işıklar içinde uyusun. Onu sonsuzluğa uğurlarken mezarlıktaydım; birkaç gün önce mezarbaşı anma toplantısı yapılan devrim şehidi Necip Hablemitoğlu’nun üzerinde taptaze durmakta olan kırmızı beyaz karanfillerden aldım, Necip’le yürek sesiyle konuştum izin istedim, onun çiçeklerini getirip Ali Tatar’ın üzerine koydum; “Komutanım, Necip’in size selamı var” dedim yüksek sesle. İkisini Karşıyaka mezarlığında buluşturan yazgı, ölümü yüreklice seçmiş olmaları, Cumhuriyete bedenlerini siper etmiş olmalarıdır. </p>
<p>Bugün, yazmaya koyulduğum yeni yıl yazısını biraz umutluca yazmak için bir içimde ışık doğdu. İran ve Irak molla rejimlerinden bizim Fethullahçı mollalara kuzey Irak’ta “geçit yok” kararı çıktı, kurdukları okullar kapatılıyor. İran bu okullara başından beri izin vermedi.</p>
<p>Belirtmek isterim; İran mollaları Fransa desteklidir, Fethullahçı mollalar ise Amerikan desteklidir. Bu açıdan baktığımızda Fransa (AB demektir) ile ABD’nin petrol tekelleri bölgemizde pazar paylaşım savaşına girmiştir.</p>
<p>Okurlarım anımsayacaktır, ilk “açılım” lafları dolaşırken yazmıştım, Kürt Şeriat Eyaleti açılıyor, bunu da A.Gül’ün Nurşin’de bir tarikat okuluna açılış yapmasını örnek göstermiştim. “Türk halkına ne vaat ettilerse Kürt halkına da onu vaat etmişlerdir” ve kızları başörtüsü takmayan PKK’yı tasfiye gelecek arkasından, demiştim. Fal açmadım, üç vakte kadar da demedim, işte olanlar bu yoldadır.</p>
<p>“Fethullah’ı asla İslam dünyasına ve özellikle İran’a halife gibi sunamazlar, o bir Siyonist Hıristiyan işbirlikçisidir, İran bunu görüyor” demiştim.</p>
<p>AKP ve T.Erdoğan iktidarı 2010 yılında çökecektir, çünkü bölgemizde ABD mevzi kaybetmeye başlamıştır. Kürt ağalarının Kürt halkını temsil etmediği de artık Kürt köylüsü tarafından görülmüştür, böylece AKP’nin arkasında Kürt desteği de kalmamıştır.</p>
<p>2010 yılı, batı emperyalizminin ve işbirlikçilerinin halk düşmanı yüzünün açığa çıktığı, suikast tertiplerinin çöktüğü ve direniş cephesinin yükseldiği yıl olacaktır. </p>
<p>68’de haykırdığımız “Ordu millet elele, Milli cephede”, “Kahrolsun Amerikan emperyalizmi”, “NATO’ya Hayır”, “Yaşasın tam bağımsız gerçekten demokratik Türkiye!” sloganlarımız 2010’da yeniden yükselecek görünmektedir.</p>
<p>ABD’nin 2010 yılında planladığı, “Bir askeri darbe yaşamış Nato ülkesini Amerikan askerlerinin işgali” tatbikatı hayalleri de suya düşmüştür. Bütün zayiatlarına karşın, Türk Genel Kurmayı, o işgal planına alet olmadı ve çok kaşınmasına rağmen AKP hükümetine darbe yapmadı. Bunu gördüğüm için 2010 yılına huzurla giriyorum.</p>
<p>Fakat milli cephenin duvarını sağlamlaştırmak, harcına emek koymak, onu demir-çelikle sağlamlaştırmak, satılan bütün kamu işletmelerini geri almak şarttır. Aksi halde ekonomik ambargo ile sıkıştırılacağımızı bilelim.</p>
<p>Bu nedenle, nerede hayatı yaşatmaya dair bir kıpırtı görsem desteklemeye koşuyorum. Şimdi, bu yazıyı gazeteye gönderip 16 gündür Ankara soğuğunda direnen TEKEL işçilerinin yanına gideceğim. Tütün işçisi demek Tütün üretici köylü demektir. İşçinin ve üretici köylünün etnik farklısı olmaz, tarikat farklısı olmaz, onun için, İşçi-Köylü demek Milli Devlet demektir.</p>
<p>Selam Türkiye İşçi sınıfına, selam Türkiye köylüsüne, emeğin kardeşliğine bin selam, selam Türk milletine!</p>
<p>Arınçların, Tayyiplerin ve tarikatlarının devri kapanmaktadır!</p>
<p>Cumhuriyetimizin mayası sağlam çıkmıştır, Siyonist Amerikancı mollaların suikast planları tutmamıştır.</p>
<p>Gözümüz aydın Türkiye’m!</p>
<p> </p>
<p>Mahiye Morgül, 31.12.2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/kemalist-turk-cumhuriyetine-suikast-tutmamistir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ŞEKERDE İHANETİN BELGELERİ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/sekerde-ihanetin-belgeleri.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/sekerde-ihanetin-belgeleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 13:56:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2503</guid>
		<description><![CDATA[AKP’nin kalanları 2010 yılına kadar satmayı planladığı şekerde nereye nasıl geldik. Aşağıda bunun belgelerini bulacaksınız. 1991 yılından sonra iktidara gelen AKP, CHP, DYP, MHP, DSP, SHP, ANAP ve RP (SP),...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKP’nin kalanları 2010 yılına kadar satmayı planladığı şekerde nereye nasıl geldik. Aşağıda bunun belgelerini bulacaksınız.<br />
1991 yılından sonra iktidara gelen AKP, CHP, DYP, MHP, DSP, SHP, ANAP ve RP (SP), ABD, AB ve IMF’nin emri ile, tarımı ve hayvancılığı çökerttiler. Bu gayretin içinde pancar tarımının çökertilmesi, Kooperatifler baita olmak üzere tarımsal sanayinin önemli fabrikalarının kapatılması, Gübre ve tohum fabrikalarının satılması ve bir kısmının kapatılması ile şeker ithalinin serbest bırakılması yanında kaçak şekere göz yumulmasıdır. Tatlandırıcılara ulusal pazarın açılmasından sonraki son darbe ise Şeker fabrikalarının satılmaya başlanması ile oldu.<br />
Bu Hükümetler, Sakarya Traktör Fabrikasını, Türk Traktör’ü, TRAKMAK’ı, Tarım Makineleri Fabrikası sattılar ve bazılarını kapattılar.</p>
<p>Pancar Motoru, Konya Şeker Fabrikası, Pancar Ekicileri Birliği, Şanlıurfa Suma Fabrikasını sattılar. TÜGSAŞ A.Ş.’nin Gemlik, İGSAŞ, Samsun, Kütahya, TÜGSAŞ A.Ş. İstanbul Satın Alma Müdürlüğü Binası, TÜGSAŞ A.Ş. Şanlıurfa Depoları Arazisi, Fatsa ve Tekirdağ Depolarını sattılar ve bazılarını kapattılar.<br />
Köylümüz gübre alamaz hale getirildi. <span id="more-2503"></span></p>
<p>AKP Bor, Ilgın ve Ereğli Şeker fabrikalarını da satışa çıkarmıştı. Ancak 2006 yılında Şeker İşçilerinin yurt çapında yürüttükleri mücadele ile geri adım attılar.</p>
<p>Tarım ürünleri arasında şeker ithalatını da serbest bıraktılar. Yerli üreticinin belini kırıldı ve paramız ithal mallara harcandı. Yabancıları zengin ettiler, köylümüzü kırdılar.</p>
<p>Amerikanın memuru Kemal Dervişin emri ile, köylünün üretim alanlarını kanun zoru ile ‘kota’ koyarak daralttılar. Pancara konulan kotalar ile pancar üretimini zorla azaltarak, yabancı mallarının iç pazarımızı işgal etmesini sağladılar. İthal ve kaçak şekerin toplamı 3 milyon tona yaklaştı.</p>
<p>Aşağıdaki belgelerde pancar tarımımız ile Şeker fabrikalarımız üzerindeki emperyalist emellerin belgelerini ve bu emellerin işbirlikçi partilerin uygulamalarına ve belgelerine nasıl yansıdığını sunuyorum.</p>
<p><strong>EMPERYALİSTLERİN ŞEKER HAKKINDAKİ EMİRLERİ;<br />
</strong><br />
<strong>Dünya Bankası’nın emirleri;<br />
</strong><br />
Dünya Bankası yöneticileri 1996 Nisan ayında, Türk-İş Konfederasyonunu ziyaret ederek, Türkiye’den beklentilerini basın toplantısı yapmaya cüret ederek şöyle anlattılar;<br />
‘‘- Tekel, TMO, TZDK, Şeker Fabrikaları ve Çaykur’a ait tüm birimler özelleştirilmeli ve tedricen tasfiye edilmelidir.<br />
-Tüm sübvansiyonlu ve güdümlü kredi programları iptal edilmelidir, yürürlükteki bu tür krediler tedricen tasfiye edilmelidir.’’</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Avrupa Birliği’nin emirleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘Özellikle şeker ve tütün alanlarında, piyasa serbestleştirilmesinin sürdürülmesi.’’ (AB Komisyonu&#8217;nun Katılım Ortaklığı 2003 Belgesi -26 Mart 2003)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Türkiye’nin tarım politikası son derece müdahaleci bir niteliktedir ve müdahale fiyatları, sübvansiyonlu girdiler, yatırım kredisi, özel ödemeler, üretim primleri ve yüksek düzeylerde devlet yardımı şeklinde kütlesel yurt içi desteğe dayanır. Şimdiye kadar, devlet müdahalesini azaltmaya yönelik girişimler başarısız olmuştur.<br />
Tarıma yönelik fiyat desteği ve müdahale vardır. Arz ve talep arasındaki denge, piyasa güçleri tarafından belirlenmenin uzağındadır. Tarım için dış koruma düzeyi, % 20 ve % 145 arasında değişen oranlarda olup, çok yüksek olmaya devam etmektedir.’’ (Türkiye&#8217;nin Katılım Yönünde İlerlemesine İlişkin Komisyon 1998 Düzenli Raporu)</p>
<p>Belge – 3; ‘‘…Türkiye, tarım sektörü için nisbeten yüksek destek ve koruma politikasını sürdürmüştür. …En önemli destek artışları, tahıllar, şeker ve sığır etinde gözlenmiştir.<br />
‘‘Tarımda hâlâ yüksek düzeylerde destek ve koruma vardır ve son Rapor’dan bu yana mevzuatın uyumu konusunda ilerleme olmamıştır.’’ (Türkiye&#8217;nin Katılım Yönünde İlerlemesine İlişkin Komisyon Düzenli Raporu -1999 (Türkiye &#8211; AB İlerleme Raporu)</p>
<p>Belge – 4; ‘‘Tarım’da amaç,<br />
- Mevcut destek politikalarını kademeli olarak kaldırmak ve, onların yerine doğrudan gelir desteği sistemi getirmek;<br />
- Girdi sübvansiyonlarını kaldırmak (kredi ve gübre sübvansiyonlarını kademeli olarak kaldırmak)<br />
Çiftçiler, fındık, çay, şeker pancarı ve tütün yerine alternatif ürünler yetiştirmeye teşvik edilmektedir (ürün ikame programı). Bu konuda, söz konusu ürünlerdeki üretim fazlasını azaltmak için dört farklı bölgede dört farklı pilot proje hazırlanmaktadır. Amaç, tütün alanlarını 80.000 hektar, şeker pancarı alanlarını 100.000 hektar ve fındık alanlarını 100.000 hektar azaltmaktır.’’(Türkiye&#8217;nin Katılım Yönünde İlerlemesi Üzerine Komisyon&#8217;un 2000 Düzenli Raporu-2)</p>
<p>Belge – 5; ‘‘ Tarımsal gıda sektörü halen özelleştirme sürecindedir. …Tütün, şeker, çay, tahıllar ve buğday gibi bazı kilit sektörlerde devlet önemli rol oynamaya devam etmektedir.’’<br />
(Türkiye&#8217;nin Katılım Yönünde İlerlemesine İlişkin Komisyon 1998 Düzenli Raporu)</p>
<p>Belge – 6; ‘‘Bir başka önemli konu, tarımsal ürünlerin pazarlanması ve işlenmesinde devlet faaliyetinin kaldırılması ile ilgilidir. Alkollü içecekler, tütün, tahıllar, çay, şeker ve kırmızı et gibi ürünlerde devlet faaliyeti hâlâ yoğundur. Komisyon’un tesbit edebildiğine göre, son düzenli rapordan beri bu alanda önemli bir ilerleme sağlanmamıştır.’’ (Türkiye&#8217;nin Katılım Yönünde İlerlemesine İlişkin Komisyon Düzenli Raporu -1999 (Türkiye &#8211; AB İlerleme Raporu)</p>
<p>Belge – 7; ‘‘Kamuya ait tarımsal işletmelerin özelleştirilmesi gecikmektedir…’’ (AB KOMİSYONU TÜRKİYE RAPORU&#8230; Etki Raporu &#8220;Türkiye&#8217;nin Üyeliği Perspektifinden Kaynaklanan Hususlar hakkında Komisyon Birimleri Çalışma Belgesi&#8221; 6 Ekim 2004)</p>
<p> </p>
<p><strong>HÜKÜMETLER IMF’YE ŞEKER VE PANCAR İÇİN HANGİ SÖZLERİ VERDİLER?;<br />
</strong><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükümeti’nin IMF’ye verdikleri sözler;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘Halen şeker pancarı kotaları 2000 yılı için tahsis edilmiş durumdadır. …Bu durum TŞFAŞ fabrikalarına fiyatları ve üreticiler ile yapılan anlaşmalardaki miktarı belirlemekte daha büyük serbesti sağlayarak fabrikaların daha ticari bazlı çalışmasına imkan verecektir.’’ (Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükümetinin IMF&#8217;ye verdiği Niyet Mektubu- 9 Aralık 1999)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Bu portföy; TŞFAŞ (şeker), ÇAYKUR (çay), MKEK (makine ve kimyasallar), ve ETİ Holding&#8217;in bazı fabrikalarını kapsamaktadır. …ve 2000 yılında özelleştirilmesine başlanılan kuruluşların satışlarına devam edilmesini planlamaktayız. ’’ (Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükümetinin IMF&#8217;ye verdiği üçüncü Ek Niyet Mektubu -18.12.2000)<br />
Belge -3; ‘‘…şeker pancarı kotalarının 12.5 milyon tondan 11.5 milyon tona düşürülmesi ve şeker pancarı destekleme fiyatının azami %12 oranında artırılması, hububat destekleme alımlarının hacminin daha da azaltılması ve TMO tahıl stoklarının daha da düşürülmesi…<br />
Dolaylı destek politikalarının kaldırılması devletin tarımsal ürünlerin üretim ve pazarlanmasındaki payının daha azaltılmasına neden olacaktır. Bu da, bu alanda çalışan KİT&#8217;lerin hızla özelleştirilmesini sağlayacaktır. Bu kapsamda, TŞFAŞ&#8217;nin (Şeker pancarı alım ve işlenmesi ile ilgili KİT) en az altı şeker fabrikasının özelleştirilmelerinin 2001 sonuna kadar tamamlanması amacıyla 20 Aralık 2000&#8242;e kadar Özelleştirme İdaresinin portföyüne transfer edilecektir (ön koşul). Geriye kalan şeker fabrikaları, 2002 sonuna kadar özelleştirilmeleri tamamlanmak amacıyla 2001 yılı içinde Özelleştirme İdaresi portföyüne transfer edilecektir. Şeker piyasasının reformunu sağlayacak olan Şeker Kanunu 15 Şubat 2001&#8242;e kadar Parlamento&#8217;ya sunulacak ve 15 Mart 2001&#8242;e kadar onaylanacaktır.) (Ecevit-Bahçeli-Yılmaz Hükümetinin IMF&#8217;ye verdiği üçüncü Ek Niyet Mektubu -18.12.2000)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">AKP Hükümeti’nin IMF’ye verdiği sözler;<br />
</span></strong><br />
Şeker Fabrikalarını satacağız;<br />
Belge – 1;‘‘TŞFAŞ’ye ilişkin olarak ise, TŞFAŞ’ın özelleştirilmesine ilişkin yol haritasının Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından 2003 yılı Haziran ayı sonuna kadar onaylanması beklenmektedir. ’’ (AKP Hükümeti’nin IMF’ye taahhüt mektubu-5 Nisan 2003)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Türkiye Şeker Fabrikaları’na ilişkin kapsamlı bir özelleştirme stratejisi, Özelleştirme Yüksek Kurulu tarafından 26 Haziran 2003 tarihinde kabul edilmiştir. Söz konusu strateji, Türkiye Şeker Fabrikaları’nın bazı işletmelerinin 2004 yılının başlangıcında satışa çıkarılmasını öngörmektedir. ’’ (AKP Hükümeti’ nin IMF’ye taahhüt mektubu-25 Temmuz 2003)</p>
<p>Belge – 3; ‘‘Ayrıca bu yıl içinde Türkiye Şeker Fabrikaları’nın, Türk Hava Yolları’nın en fazla yüzde 15 oranındaki hissesinin ve Milli Piyango İdaresi’nin özelleştirmeleri ile ilerleme kaydedilmesi planlanmaktadır. ’’ (AKP Hükümeti’nin IMF’ye taahhüt mektubu-2 Nisan 2004)</p>
<p>Hükümetler, Avrupa Birliği’ne şeker ve pancar için hangi sözleri verdiler?</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">DSP-MHP-ANAP Hükümeti’nin AB’ye verdikleri sözler;<br />
</span></strong><br />
‘‘Tarım destekleme politikalarının devlete giderek artan maliyetinin azaltılması amacıyla çiftçiye doğrudan gelir desteği sistemine geçilmesi yönünde önemli bir adım atılmıştır. Bu çerçevede, “Tarımda Yeniden Yapılandırma ve Destekleme Kurulu” teşkil edilmiştir.<br />
Çiftçiye düşük faizli kredi desteği kaldırılmış olup, gübre desteği aşamalı olarak azaltılmaktadır. Gübre desteği 2001 yılı boyunca nominal olarak aynı kalacak, dolayısıyla reel olarak azalacak ve 2002 yılının ilk çeyreğinde ise kaldırılacaktır.’’</p>
<p>‘‘Şeker destekleme fiyatı sistemini ortadan kaldıracak ve Türkiye Şeker Fabrikaları ile özel fabrikalara, üreticilerle fiyat ve diğer kontrat hükümleri üzerinde müzakere edebilme olanağı getirecek olan yeni Şeker Yasası çıkarılacaktır. Ayrıca Özelleştirme İdaresine devredilecek olan şeker fabrikalarının özelleştirilmeleri 2001 ve 2002 yılında tamamlanacaktır.’’</p>
<p>‘‘Şeker üretim-tüketim dengesinin gözetilmesi esasına dayalı olarak şeker sanayiinde özel sektörün daha etkin kılınması amacıyla yeni bir Şeker Kanunu hazırlanmaktadır.<br />
Şeker üretimi ve talebi arasında dengeyi tesis etmek ve pancar alımları ile talep fazlası şeker stoklarının bütçe üzerindeki yükünü azaltmak amacıyla şeker pancarı üretiminde kota uygulamasına devam edilecek ve ekim nöbeti süresi uzatılacaktır. Dünya Bankası ile yapılan “Alternatif Ürün Projesi” kapsamında şeker pancarında ekim alanları daraltılacaktır.’’</p>
<p>‘‘Pazarlama sistemi içinde kamu kurumları; …şeker pancarı (TSFAŞ)… ürünlerinin pazarlanmasında aktif olarak yer almakta ve fiyat oluşumunda ürün alımları oranında etkili rol oynamaktadırlar.<br />
Türkiye Hükümeti ile IMF arasında imzalanan stand-by anlaşmasında yer alan tarım reformu kapsamında bu kurumların bazılarının özelleştirilmesi öngörülmektedir.<br />
Avrupa Birliği mevzuatına uygun olarak hazırlanan yeni Şeker Tasarısı TBMM’ne intikal ettirilmiştir. Söz konusu yasa tasarısı yürürlükteki 60747 sayılı Şeker Kanunu’nun yerini alacaktır. Şeker Kanun Tasarısının yasalaşması ile birlikte, Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş.’nin elinde bulunan fabrikalar özelleştirilecek, fabrikalar, sözleşmeli olarak şeker pancarı üretimini sağlayacak ve fiyat mevcut sistem içerisinde belirlenecektir. 6.1.2001 tarih, 24279 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Özelleştirme Yüksek Kurulu Kararı ile Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. özelleştirme kapsamına alınmış bulunmaktadır.’’ (ULUSAL PROGRAM-2001-BAKANLAR KURULU KARARI- Resmi Gazete Tarihi: 24 Mart 2001 Sayısı: 24352 Mükerrer Karar Sayısı: 2001/2129)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">AKP Hükümeti’nin AB’ye verdiği sözler;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘Çiftçilere Doğrudan Gelir Desteği Sağlanmasına İlişkin 12 Aralık 2000 tarih ve 2000/2172 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı çıkarılmış ve doğrudan gelir ödemelerine 2001 yılında başlanmıştır.<br />
…Tarım ve Köyişleri Bakanlığının ve tarımsal nitelikli KİT’lerin yeniden yapılandırılması amaçlanmaktadır. Bu çerçevede, Toprak Mahsulleri Ofisinin (TMO) küçültülerek piyasayı düzenleyecek şekilde yapılandırılması ve TMO dışındaki tarımsal KİT’lerin gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonra özelleştirilmesi öngörülmektedir.<br />
Kırsal alanda, tarım dışı sektörlere destek verilmesi… amaçlanmaktadır.<br />
İstihdamın yapısının tarım dışı sektörler lehine değiştirilmesi, …istihdam politikasının temel amaçlarıdır.’’ (Ulusal Program-2-T.C. Resmi Gazete- 24 Temmuz 2003 Sayı : 25178 Karar Sayısı : 2003/5930 Mükerrer)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Avrupa Birliğiyle ilişkilerimizdeki temel belgelerden biri olan 2001 Ulusal Programıyla, Kopenhag Siyasî Kriterleri bağlamında, bugüne kadar, gerçekleştirilen anayasa değişikliklerini bizden önceki hükümet yapmıştır; reform paketlerini, üç reform paketini bizden önceki hükümet yapmıştır, dördüncü, beşinci ve altıncı reform paketlerini bugünkü hükümet ve bu Meclis yapmıştır. Dolayısıyla, bütün bunların dayanağı, mesnedi, 2001 yılında yayımladığımız Ulusal Program olmuştur. Şimdi, yeni bir Ulusal Program çıkarıyoruz. Bu programda da, 2003 ve 2004 yılları içerisinde yapacaklarımızı ortaya koyuyoruz.’’ (Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Abdullah Gül&#8217;ün TBMM Genel Kurulu&#8217;nda Ulusal Program hakkında konuşması-1 Temmuz 2003)</p>
<p><strong>PARTİLERİN BELGELERİNDE ŞEKER VE ÖZELLEŞTİRME;<br />
</strong><br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Adalet ve Kalkınma Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘AK Parti tüm kurum ve kurallarıyla işleyen piyasa ekonomisinden yanadır. Devletin ilke olarak her türlü ekonomik faaliyetin dışında olması gerektiğini benimser.’’ (AKP Parti Programı III.Ekonomi 3.1. Ekonomi Anlayışımız)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Devlet temel fonksiyonları olan iç ve dış güvenlik, adalet, temel eğitim, sağlık ve alt yapı hizmetleri dışında kalan tüm hizmet alanlarından icracı sıfatıyla çekilmeli. (Parti Programı 4.1. Kamu Yönetimi Anlayışımız)</p>
<p>Belge – 3; ŞEKER FABRİKALARI için; &#8220;Kar edeni de, zarar edeni de satacağız!&#8221; (Kemal Unakıtan Maliye Bakanı Milliyet, 28.07.2005)</p>
<p>Unicredit tarafından İstanbul&#8217;da düzenlenen Uluslararası Proje Finansmanı Toplantısında ÖİB Başkanı Metin Kilci, halen 25 Şeker Fabrikasından kamunun elinde olan 24 fabrikanın özelleştirilmesinin yakın bir zamanda kapsamlı bir şekilde başlayacağını açıklıyor.</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Cumhuriyet Halk Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘Kurallar belli. Piyasa ekonomisi gerçeğini değiştirmeye gerek yok&#8221; diye konuşan Baykal, …Türkiye&#8217;de siyasetin piyasa ekonomisi kurallarını işletmesinin ötesinde, yeni bir rol üstlenmeye yönelmesini de engellemek gerekir. …Ayrıca siyasi bekleyişlere göre, her an yeniden tarif edilebilecek piyasa kuralları değil; açıkça konulmuş, belirli kurallar çerçevesinde bu işler işleyecektir. O yüzden kimsede tereddüt olmamalı.&#8221; (10. 05. 2007 Referans Gazetesi- Deniz Baykal’ın Erdal Sağlam’la yapılan ropörtaj)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Özelleştirme, felsefe olarak yanlış bir felsefe değildir. Özelleştirmeden amaç, ekonomide kaynakları daha verimli kullanmaktır ve vatandaşın refahını artırmaktır. Kamu ekonomide üretim faaliyetinde bulunmazsa, ekonomideki bütün kurumlar serbest rekabet ortamı içerisinde faaliyet gösterirse, sonuçta ürünlerin, hizmetlerin fiyatları düşer, düşen fiyatlar vatandaşın gelirini artırır, vatandaş daha ucuza alır her şeyi.” Anlamı budur. (Bankaların Özelleştirilmesiyle İlgili Kanun- Teklifinin Tümü Üzerinde- 27 Aralık 2006 &#8211; CHPGrubu adına Mehmet Akif Hamzaçebi’nin TBMM Genel Kurul Konuşması)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Milliyetçi Hareket Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge- 1; ‘‘Devletin fonksiyonları yeniden tanımlanarak mahallî idareler ve özelleştirme reformları birlikte ele alınacak, merkezî idare tarafından yürütülmesi zorunlu olan adalet, güvenlik, savunma gibi hizmetlerin dışında kalanların yerel yönetimlere devri sağlanacaktır.’’ (Parti Programı- Yerel yönetimlerin güçlendirilmesi)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘MHP rekabetçi piyasa ekonomisini ve özel teşebbüsü esas alan bir sistemi hedeflemektedir’’ (2002 Seçim Bildirgesi S. 15)</p>
<p>Belge – 3; ‘‘MHP devlet teşebbüsünün değil, özel teşebbüsün esas olduğu istikrarlı, rekabetçi ve hakkaniyetli bir piyasa ekonomisini savunmaktadır’’ (2002 Seçim Bildirgesi S. 20)</p>
<p>Belge – 4; ‘‘Uygulanacak ekonomik politikalarla daha iyi şartlarda özel sektör istihdamı teşvik edilecek ve kamu personeli sayısındaki gereksiz artış önlenecektir.’’(Parti Programı- İstihdam Politikası )</p>
<p>Belge – 5; ‘‘Devletin asıl fonksiyonlarına kavuşturulması esas olduğundan, nihai aşamada özelleştirme veya tasfiye yolu ile Devletin KİT sisteminin dışına çıkması sağlanacaktır.’’(2002 Seçim Bildirgesi- S. 38)</p>
<p>Belge – 6; ‘Tarım sektöründe faaliyet gösteren KİT&#8217;ler, zaman içinde faaliyet alanları sınırlandırılarak gerekli hâllerde müdahale görevini üstlenen kuruluşlar hâline getirilecek.’’ (Parti Programı- Tarım sektöründeki işletme, kuruluş ve kooperatiflere ilişkin yapısal düzenlemeler)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Doğru Yol Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge -1; ‘‘Devlet asli görevleri olan Adalet, Barış, İç Ve Dış Güvenlik, Dış İlişkiler Ve Eğitim alanına çekilecek, piyasanın işlediği her yerde devreden çıkacaktır. Merkezi idarenin gücü, yerel yönetimlere, merkezin taşra teşkilatına, özel sektöre, kamu nitelikli meslek kuruluşlarına, özerk kurumlara ve sivil örgütlere dağıtılacaktır. Jandarma, Kır Polisi olarak yeniden tanzim edilecektir.’’ (DYP Parti Programı &#8211; Merkezi İdare Reformu)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Ekonomide tam ve eksiksiz rekabet koşullarında, hür teşebbüs düzeni esastır. Devlet ekonomik girişimciliği terkedecek, işletmeci olmaktan çıkacak bireysel girişimciliğin önündeki engelleri kaldıracaktır.’’ ‘‘Kamu iktisadi teşebbüslerinin özelleştirilmesine öncelik verilecek’’<br />
(DYP Parti Programı 4. bölüm &#8211; Ekonomide hak düzeni )</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Genç Parti belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘Devlet, ekonomik faaliyetlerin hemen her alanından çok süratli bir şekilde çekilmeli, gerçekleştiren değil, düzenleyen ve yol gösteren bir yapıya kavuşmalıdır.<br />
Devlet hiçbir ekonomik alanda faaliyet göstermemelidir.’’ (Parti Programı -Ekonomik Yapı Ekonomide Devletin Yeri )</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Bütün kamu iktisadi kuruluşları özelleştirilmeli, verimli çalışması mümkün olmayanlar ise tasfiye edilmelidir. Ülke doğal kaynakları ile özel ve kamu sermayesi ile kurulmuş yerli reel, hizmet ve mali sektör şirketlerinin en yüksek değerden yabancı kuruluşlara devrine azami dikkat edilmelidir.<br />
‘‘Yerli ya da yabancı sermaye ayrımı ortadan kalkmalıdır. Yabancı sermaye herhangi bir izne tabi olmaksızın ülke içinde dilediği alanda faaliyete girebilmelidir. Sermayenin, özellikle de yabancı sermayenin önündeki tüm bürokratik engeller ortadan kaldırılmalı.’’ (Parti Programı-Ekonomik Yapı Ekonomide Devletin Yeri )</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Demokratik Sol Parti belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘4634 sayılı Şeker Kanunu, 19 Nisan 2001 tarihinde Resmi Gazete&#8217;de yayınlanmıştır. …Resmi Gazete&#8217;de 5 Ocak 2002 günü yayınlanarak yürürlüğe giren Tütün Kanunu ile de Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri Genel Müdürlüğü yeniden yapılandırılmıştır.’’ (Sessiz Devrim) Yasalar pancar ve tütün üretim alanlarını kota koyarak daraltmak, Şeker ve Sigara fabrikalarının özelleştirme ile satılmasını sağlamak ve ithalatın önindeki engelleri kaldırarak iç piyasada yabancı tekellerin alanını genişletmek üzere yapılmıştır. Nitekim geçen zaman içinde iç pazarımız yabancıların eline geçmiş, fabrikalarımız satılmış ve üretici büyük yaralar almıştır. (Sessiz Devrim -Şeker ve Tütün Kanunları)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Saadet Partisi (RP ve SP) belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘Saadet Partisi, Türkiye’nin artık merkeziyetçi, …bir idari yapı ile yönetilemeyeceğine inanmaktadır.’’ (Parti Programı-İdari reform-RP)</p>
<p>Belge – 2; ‘’Savunma, dış politika, adalet, iç güvenlik, vergi ve hizmetlerin koordinasyonu gibi genel ve zorunlu hizmetlerin dışında kalan merkezî idare görevleri, belli bir programla, illere ve mahallî idarelere devredilecektir. Belli hizmetler için, sınırlı sayıda üst seviyede idareci dışında, illerde çalışan kamu görevlileri, sözleşmeli olarak ve mahallinde çalışmak üzere istihdam edilecektir.<br />
Ekonomik faaliyetler serbest piyasa kurallarına göre yürütülecektir. (Parti Programı -Yerel yönetimler-RP)</p>
<p>Belge – 3; ‘‘Ekonomide, ……serbest piyasa ekonomisinin tüm şartlarını sağlayacak ortamın gerçekleştirilmesi ana hedeftir. Ekonomik faaliyetlerde devletin başlıca rolü istikrar ortamını temin etmek, toplumsal refahın artırılmasına yönelik olarak denetleyici ve gözetici fonksiyonlarını geliştirmek ve özel teşebbüsün gelişebilmesi için gerekli altyapıyı hazırlamaktır.<br />
Bunlar yapılırken, … özelleştirmenin hızlandırılması ve kamunun dış borçlanma imkanlarının artırılması suretiyle Hazinenin mali piyasalar üzerindeki baskısı azaltılacaktır…Devletin ekonomide ticari ve üretici faaliyetleri yerine, asli fonksiyonları olan adalet, güvenlik ve altyapı hizmetlerini etkili bir şekilde yerine getirmesi ve bu sektörlerle ilgili yatırımlara zaman ve kaynak sağlaması amacıyla, özelleştirme faaliyetlerine hızla devam edilecektir.’’<br />
‘‘Özelleştirme… kararlılık içinde gerçekleştirilecektir. Özelleştirilmesi zaman alacak KİT&#8217;lerin özel sektör ilkelerine uygun olarak verimli çalışmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılacaktır.<br />
Özelleştirme kapsamına alınan ve özelleştirme portföyünde bulunan kuruluşların en kısa sürede özelleştirilmesi sağlanacaktır. ’’ (Necmettin Erbakan’ın Başbakan olarak Mecliste okuduğu Hükümet Programı)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Anavatan Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘devletin başlıca rolü istikrarın teminidir. Bu maksatla yurt içinde emniyet ve güvenin sağlanması, yurdun savunması, yurt dışında memleketin ve vatandaşların haklarının korunması, adaletin en iyi şekilde tevzii devletin asli görevidir. Devlet, sanayi ve ticarete ana prensip olarak girmemelidir. İstisnai olarak geri kalmış bölgelerde sınai tesisler kurabilirse de kısa zamanda millete devredilmelidir.’’(Parti Programı)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Kamu İktisadi Teşebbüsleri&#8217;nin zaman içerisinde millete devredilmesi, Sanayide devlet tekelleri(nin) kaldırılması,<br />
Sanayi ve ticarette devletin esas rolü tanzim ve teşvik edici olmasıdır.’’ (Parti Programı)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Büyük Birlik Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Serbest piyasa adıyla tekellerin ekonomisini savunan BBP, bu amacına devletin küçülmesiyle varabileceğinin farkında;<br />
Belge – 1; ‘‘Büyük Birlik Partisi serbest piyasa ekonomisini benimseyen bir partidir.<br />
Temel prensip olarak devlet, ekonomideki rolü itibariyle yatırımcı olarak küçülmelidir.Ancak planlayıcı, teşvik edici, koordine edici olarak büyümelidir.’’ (Parti Programı- iktisadi hayatta devletin ve özel kesimin yeri)</p>
<p>Belge – 2; ‘Devlet, sanayileşmede öncülüğünü tamamladığı sektörlerdeki kamu iktisadi teşebbüslerini özelleştirerek, hizmet sektörüne ağırlık verecektir.’ (Parti Programı)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Sosyal Demokrat Halk Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Sosyal Demokrat programların esasen Atatürk’ün yaptıklarını ortadan kaldırmak ve Atatürk’ün devletçilik ve kamuculuk programını tasfiye etmek olduğunu, programlarına bakınca daha net görmek mümkün;</p>
<p>Belge – 1; ‘‘Merkezi yönetimin görevleri ulusal güvenlik, ulusal kalkınma , adalet, sosyal güvenliğin sağlanması, eğitim ve sağlık hizmetlerinde fırsat eşitliği yaratılmasıdır. Bunların dışındaki tüm hizmetler, yerel ortak gereksinme niteliğindedir ve yerel yönetimlerce üstlenilecektir.<br />
SHP piyasa ekonomisini ve üretim araçları üzerinde özel mülkiyeti, ….. savunur’’ (Parti Programı)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">Demokratik Toplum Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Belge – 1; ‘‘ Genel güvenlik, ulaşım, gümrük ve dış ilişkiler dışındaki tüm hizmetler merkezi yapıdan yetki devri ve paylaşımı yöntemiyle yerel yönetimlere devredilecek… Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik konut ve çevre gibi alanlarda merkezi hükümet makro hedefleri ve genel standartları belirleyecek, kamu hizmetlerinin sunumunu ise yerel yönetimlere bırakacaktır.’’ (DTP Parti Programı s. 47)</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline;">İşçi Partisi belgeleri;<br />
</span></strong><br />
Ekonomi dışa başımlılık ve planlı ekonomi konusunda;<br />
Belge -1; ‘‘IMF’nin dayattığı tarıma destekleri, gümrükleri, KİT’leri, kamu hizmetini ve paranın giriş çıkışına kontrolü kaldıran politikalara son verilecektir. (Parti Programı- 27. IMF ile Bağlantı Kesilecek)</p>
<p>Belge – 2; ‘‘Türkiye, Türkiye’den yönetilecektir. Türkiye üzerindeki yabancı denetim ve müdahale bütün temelleriyle tasfiye edilecektir… Türkiye’yi Avrupa Kapısı’na bağlayan, millî devletimizi ve Atatürk Devrimi’ni tasfiye eden AB aday üyelik sürecine son verilecektir. …Avrupa Gümrük Birliği’nden çekilecektir.’’ (Parti Programı- ABD Denetimine ve AB Aday Üyeliğine Son)</p>
<p>Belge – 3; “Devleti küçültme” adı altında kamu hizmetinin ortadan kaldırılmasına, belediye hizmetlerinin özelleştirilmesine son verilecektir. Kamu hizmeti, esas olarak kamu eliyle yapılacaktır. Köy hizmetleri, kaynak ayrılarak güçlendirilecektir. Kamu inşaatlarını ve hizmetlerini gerçekleştiren kamu kurumları yeniden örgütlenecektir.’’ (Parti Programı- 44. Kamu Hizmeti Kamu Eliyle)</p>
<p>Belge – 4; ‘‘Kamu kesimi öncülüğünde, özel girişimin dinamik katılımıyla, halkçı, planlı, karma ekonomi siyasetleri uygulanacaktır. Kamu öncülüğü ile özel kesim arasındaki uyumun yol gösterici ilkesi, halkın ihtiyaçları ve millî ekonominin gerekleridir.’’ (Parti Programı- 23. Karma Ekonomi)</p>
<p>Belge – 5; ‘‘Özelleştirme kapsamında bulunan ve yürütülen bütün işlemler derhal durdurulacaktır. Özelleştirme kapsamına alınan ve özelleştirilen, ortaklık yapısı kısmen ya da tamamen değiştirilerek yönetimi yabancı sermaye ve işbirlikçilerine veya yerli sermayeye devredilen ya da bunlarla paylaşılan İktisadi Devlet Teşekkülleri, Kamu İktisadi Kuruluşları ve bunların iştirakleri yeniden kamulaştırılacaktır. Özelleştirmeyle ilgili bütün işlemler ayrıca soruşturulacaktır. İktisadi Devlet Teşekküllerini, Kamu İktisadi Kuruluşlarını ve bunlara ait iştirakleri verimli hale getirmek için, gerekli kaynaklar bütçeden karşılanacak ve Devlet Yatırım Bankası yeniden örgütlenecektir.<br />
KİT’lerin işletilmesinde, millî çıkar, üretim ve istihdam artışı, verimlilik, fiyat istikrarı, ucuz fiyat ilkeleri esas alınacaktır. Dar gelirlilerin gıda, giyim ve ısınma ihtiyaçları için üretilen mallar, satış mağazaları zinciriyle halkın ayağına götürülecektir. Ancak bunlar dışında kalan mallar, piyasa kuralları içinde oluşan fiyatlarla sunulacak, devlet eliyle kaynak aktarılması önlenecektir. KİT’lerin kendi çalışanlarına sosyal ve kültürel yarar sağlayan hizmetleri geliştirilecektir.’’ (Parti Programı- 35. Özelleştirmeye Son, KİT’lerin Verimli Kılınması)</p>
<p>Belge – 6; ‘‘Tarımsal kamu yönetimi yeniden yapılandırılacak, ….TŞFAŞ, …gibi kapatılan veya özelleştirilen kurumlar, çiftçiye hizmet anlayışıyla yeniden örgütlenecek, tarım üreticisi piyasada ezilmekten kurtarılacaktır. Ziraat Bankası, çiftçiye tarımsal kredi sağlamak, tarımı ve tarıma dayalı sanayiyi geliştirmek göreviyle yeniden yapılandırılacak ve yeterli sermayeye kavuşturulacaktır.’’ (Parti Programı- 41. Tarımda Kooperatifleşme ve Kamu Hizmetinin Örgütlenmesi)</p>
<p>Belge – 7; ‘‘Tarımda hedef, köylüyü efendi kılmak; her tür bağımlılığa son vermek, Türkiye’yi beslenme, giyim, gübre, tohum ve damızlıkta yeniden kendine yeterli bir ülke haline getirmek; üreticinin hayat düzeyini yükseltmek ve dışsatıma azami katkı sağlamaktır. Avrupa Birliği, IMF, Dünya Ticaret Örgütü ve benzeri örgütlerin dayatmaları reddedilecek ve tarım desteklenecektir… Tarım desteklerinin ve kredilerinin amaca uygun kullanılması için gerekli önlemler alınacaktır. …şeker, …gibi Türkiye’de yeteri kadar üretilebilecek tarım mallarının ve gıdaların dışalımı yasaklanacak; yerli üretim özendirilecektir.<br />
Yoksul ve orta halli köylüler, tefeci ve banka borçlarından kurtarılacak, ipotekler kaldırılacaktır. İhtiyarlık, sakatlık veya hastalık nedeniyle toprağını işleyemeyen köylülerin, dul ve yetimlerin geçimleri, bakımları sağlanacaktır. Çiftçinin eğitimi için gerekli kurumlar oluşturulacak ve araçlar devlet tarafından sağlanacaktır.’’ (Parti Programı-36. Tarıma Destek ve Eğitim)</p>
<p>Belge – 8; ‘‘Devletin tarım kooperatiflerini ve çiftçi örgütlerini desteklemesini engelleyen hükümler derhal kaldırılacak, kooperatifleşme özendirilecektir. Kooperatiflere ilişkin bütün düzenlemeler, tek bir yasada toplanacak ve basitleştirilecektir.<br />
…gibi verimi artıracak ve tarımı geliştirecek önlemlerin elbirliğiyle ve imece yöntemleriyle başarılması için, özellikle üretim kooperatiflerine gerekli makine, araç, traktör, tarım ilacı, gübre, yem, tohumluk ve kredi sağlanacaktır.’’ (Parti Programı- 41. Tarımda Kooperatifleşme ve Kamu Hizmetinin Örgütlenmesi)</p>
<p>Belge – 9; ‘‘Başta tarım ürünleri olmak üzere Türkiye’de yeterince üretilebilecek malların, lüks tüketim maddelerinin ve ikame edilebilen malların dışalımına son verilecek; yerli üretimin verim ve kalitesinin artırılması için tarım ve sanayi üreticisi desteklenecektir. Dışalım, millî ekonominin ayakları üzerinde doğrulmasına, üretimin artmasına, millî teknolojinin gelişmesine, halkın ihtiyaçlarının karşılanmasına ve millî savunmanın gereklerine bağımlı kılınacaktır. ’’ (Parti Programı- 42. Türkiye’de Yeterince Üretilebilecek Mallar Dışardan Alınmayacak)<br />
<strong><span style="text-decoration: underline;">Şeker ve pancarda, hangi hükümet hangi kurumu sattı?<br />
</span></strong><br />
1991 yılı sonrası iktidara gelenlerin sattıkları kurumlarımıza bakarak, özelleştirmeci Partilerin kamu ekonomisine ne denli hoyratça bir saldırı yaptıklarını anlamak mümkün. Bu nedenle listemizin tarihini fikir vermesi ile sınırlı tuttum. Hükümetlerin sattıklarının listesinin uzunluğu ya da kısalığı ise, iktidarda kaldıkları süre ile ilgilidir.</p>
<p><strong>49. Hükümet: Demirel &#8211; İnönü (DYP-SHP) Hükümetinin sattıkları (20.11.1991- 25.06.1993);<br />
</strong><br />
ŞEKER SİGORTA<br />
ŞEKERBANK,</p>
<p><strong>50. Hükümet: Çiller-Karayalçın (DYP-SHP) Hükümetinin sattıkları (25.06.1993- 05.10.1995)<br />
</strong><br />
PANCAR MOTOR<br />
Konya Şeker Fabrikası</p>
<p><strong>57. Hükümet: Ecevit- Bahçeli- Yılmaz (DSP-MHP-ANAP) Hükümetinin sattıkları (28.05.1999- 18.11.2002)<br />
</strong><br />
PANCAR EKİCİLERİ BİRLİĞİ<br />
TOROS GÜBRE<br />
T.Z.D. A.Ş. Diyarbakır İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. Osmaniye İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. Muş İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. Erzurum İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. Ürgüp İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. K.Maraş İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. İzmir Tire İşletmesi,<br />
T.Z.D. A.Ş. Manisa Wp Kükürt İşletmesi<br />
T.Z.D. A.Ş. 53 taşınmaz, 14 Arsa, 52 Lojman, 79 Depo, 5 Bekçi Evi,.<br />
T.Z.D. A.Ş. Şanlıurfa&#8217;da Sosyal Tesisi</p>
<p><strong>59. Hükümet: AKP Hükümetinin sattıkları (14.03.2003- );<br />
</strong>Amasya Şeker Fabrikası<br />
Kütahya Şeker Fabrikası,<br />
Adapazarı Şeker Fabrikası<br />
TÜGSAŞ A.Ş. GEMLİK GÜBRE SAN. A.Ş,<br />
SAMSUN GÜBRE SAN. A.Ş.<br />
İGSAŞ,<br />
Kütahya Gübre A.Ş. Varlıkları,</p>
<p><strong>60. Hükümet; AKP’nin satmayı planladığı Şeker Fabrikaları<br />
</strong><br />
1. Grup. AKP’tarafından Tayyip Erdoğan’ın arkadaşı olan Mehmet Cengiz’in sahibi olduğu Cengiz İnşaat’a satıldı. Ancak Danıştay Yürütmenin durdurulması kararını verdi.</p>
<p>Turhal Şeker Fabrikası<br />
Amasya Şeker Fabrikası<br />
Kastamonu Şeker Fabrikası<br />
Çorum Şeker Fabrikası<br />
Yozgat Şeker Fabrikası<br />
Kırşehir Şeker Fabrikası<br />
Çarşamba Şeker Fabrikası</p>
<p><strong>Satmayı Planladığı Diğer Şeker Fabrikaları;<br />
</strong>Kayseri Şeker Fabrikası A.Ş.<br />
Bor Şeker Fabrikası<br />
Ereğli Şeker Fabrikası<br />
Ilgın Şeker Fabrikası<br />
Ağri Şeker Fabrikası<br />
Erciş Şeker Fabrikası<br />
Erzurum Şeker Fabrikası<br />
Kars Şeker Fabrikası<br />
Muş Şeker Fabrikasi<br />
Elaziğ Şeker Fabrikası<br />
Malatya Şeker Fabrikası<br />
Erzincan Şeker Fabrikası<br />
Elbistan Şeker Fabrikasi<br />
Sarmısaklı Taşınmazları<br />
5 Adet Makina Fabrikası<br />
1 Tohum Fabrikası<br />
1 Elektromekenik Aygıtlar Fabrikası<br />
1 Şeker Enstitüsü</p>
<p><strong>iŞTE İHANETİN BİLANÇOSU. DEĞERLENDİRME SİZE KALMIŞ.</p>
<p>Mehmet AKKAYA</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/sekerde-ihanetin-belgeleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK ORDUSUNA İÇTEN SALDIRI</title>
		<link>http://www.addisparta.org/turk-ordusuna-icten-saldiri.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/turk-ordusuna-icten-saldiri.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 08 Jan 2010 12:02:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2501</guid>
		<description><![CDATA[Türk ordusuna ülke içinden saldırılar giderek yoğunlaşmaktadır. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 16.12.2009 günü Trabzon’da, TGC Oruç Reis Firkateyni’nde düzenlediği basın toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı psikolojik harekât yürütülmekte olduğunu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türk ordusuna ülke içinden saldırılar giderek yoğunlaşmaktadır.</p>
<p>Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, 16.12.2009 günü Trabzon’da, TGC Oruç Reis Firkateyni’nde düzenlediği basın toplantısında, Türk Silahlı Kuvvetlerine karşı psikolojik harekât yürütülmekte olduğunu açıkladı.</p>
<p>Bu psikolojik saldırı özellikle medyada, ‘Pavyon’ Taraf gazetesinde üslenmiş ‘tetikçiler’ tarafından yürütülmektedir.</p>
<p>Kendi ordusuna düşman bir medya acaba dünyanın başka ülkelerinde var mıdır?</p>
<p>İşte bu soruyu yanıtlamak amacıyla başta ABD, Fransa ve İngiltere olmak üzere çeşitli ülkelere kısaca bir göz atalım.<span id="more-2501"></span></p>
<p> <strong>Amerika’da Ulusal Güvenlik</strong></p>
<p>ABD’de ‘Ulusal Güvenlik’ denildiğinde akan sular durur!</p>
<p>Siyasi, askeri, ekonomik ya da toplumsal bir bilgiye ulaşmaya kalkışana, unvanı ne olursa olsun, ‘ulusal güvenlik’ nedeniyle bu bilginin verilemeyeceği söylenebilir. İtiraz yoktur. Başvuracak bir yer de yoktur!</p>
<p>Amerika’da devlet, şeffaf değildir.</p>
<p>Hangi bilgilere erişilip erişilemeyeceğine devlet karar verir, her defasında yanıt hep aynıdır: Ulusal Güvenlik!</p>
<p>ABD’de yerli ya da yabancı bir kişi, sırf ulusal güvenlik gerekçesiyle sorguya çekilebilir, tutuklanabilir, haftalarca gözaltında tutulabilir ve hatta işkence bile görebilir. İtiraz edilemez, zaten itiraz edilebilecek bir makam da yoktur!</p>
<p>Amerika’da ‘Ulusal Güvenlik’ denildiğinde, hukukun genel ilkelerinden, insanların hak ve özgürlüklerinden asla söz edilemez!</p>
<p>ABD’de ulusal güvenliği sağlayan ve denetleyen resmi kuruluşun adı, ‘National Security Agency’ yani, Ulusal Güvenlik Teşkilatı’dır, kısaca NSA olarak anılır.</p>
<p>‘Evrensel Hukuk’, ‘Uluslararası Hukuk’ gibi kavramlar, NSA için geçerli değildir!</p>
<p>NSA, dünyada hiçbir yasa tanımadan, yabancı ülkelerdeki görüşmeleri dinler, bilgisayarlara girip tüm yazışmaları okur.</p>
<p>NSA, 96 ülkede yılda yaklaşık 3 milyon görüşmeyi dinlemektedir.</p>
<p>Gizli tutulsa da, NSA’da çalışan eleman sayısının yaklaşık 30 bin kişi olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>NSA’nin resmi logosunun altında şu sözler yer almaktadır:</p>
<p>“Ulusumuzu Savunma, Geleceğini Güven Altına Alma”.</p>
<p> <strong>NSA Yöneticileri</strong></p>
<p>Günümüzde NSA’nın en tepesindeki üç yönetici şunlardır:</p>
<p>Başkan: <strong>Tuğgeneral </strong>Keith B. Alexander</p>
<p>Başkan Yardımcısı: <strong>Tuğgeneral </strong>Noel T. Jones</p>
<p>Başkan Yardımcısı: John C. Inglis. NSA’daki en yüksek sivil bürokrat.</p>
<p>Görüldüğü gibi, Amerikan ulusunun savunmasından ve geleceğinin güvence altına alınmasından sorumlu en üst resmi kuruluş olan NSA’nın başkanı asker, başkan yardımcılarından biri de askerdir.</p>
<p>ABD’de hiçbir kurum, kuruluş ya da kişi, NSA’nın bu yapısını eleştiremez, NSA uygulamalarına karşı çıkamaz!</p>
<p>‘Asker mi bizim geleceğimizi güven altına alacakmış, onlar kendi işine baksın!’ diyebilecek bir gazeteci ortaya çıkamaz!</p>
<p>NSA’yı eleştirmeyi göze alacak bir gazeteci, New York’ta üçüncü sınıf bir lokantada bulaşıkçılık işi bile bulamaz, isterse iki tane üniversite diploması olsun!</p>
<p> ABD Başkanı J. F. Kennedy’nin öldürülmesiyle ilgili soruşturmayı yürütmüş, daha sonra bu konuda iki kitap yazmış olan başsavcı Jim Garrison şunları söylüyor:</p>
<p><strong>“Korkunç ama yalın gerçek şudur ki, ABD’de gerçek hükümet, CIA ve Pentagon’un bileşimidir. </strong>Senato ve Meclis’ten oluşan Kongre ise, sıradan bir tartışma derneğine indirgenmiştir.”</p>
<p>ABD’de rejime karşı çıkanın başına ne gelir?</p>
<p>Nazi Almanya’sında olduğu gibi vücudu hemen ortadan kaldırılmaz, çok daha kurnaz yöntemler uygulanır, ancak sonuç aynıdır.</p>
<p>Egemenlerin Amerikan halkını aldatması ve istediği gibi yönlendirmesi, aralarında akademisyenlerin ve aydınların da bulunduğu bazı çevrelerce, iktidarda olmanın doğal sonucu olarak kabul edilmektedir.</p>
<p>Amerikalı aydınların büyük bir kesimi, Beyaz Saray’ın ve Pentagon’un en sadık yandaşlarıdır.</p>
<p> </p>
<p><strong>ABD Ordusu ve Holywood</strong></p>
<p>ABD Savunma Bakanlığı karargâhının bulunduğu yerin adı, Pentagon’dur.</p>
<p>Pentagon demek, ABD ordusu demektir.</p>
<p>Pentagon demek, ABD generalleri demektir.</p>
<p>Pentagon, Holywood’da çevrilen sinema filmlerini denetleme ve gerekli gördüğünde sansürleme yetkisine sahiptir.<a href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn1">[1]</a></p>
<p>Amerikalı sade vatandaşların bundan haberi yoktur.</p>
<p>Bu durumu bilen Amerikalı aydınların, akademisyenlerin, gazetecilerin, yazarların ve sivil toplum örgütlerinin de karşı çıkacak cesaretleri yoktur.</p>
<p>Pentagon gerekli gördüğünde, sinema filmi yapımcılarını, senaryo yazarlarını çağırıp sorgular, resmi mektuplarla uyarır, kısacası sinema endüstrisini denetim altında tutar. Öyle ki, bazen bir sinema filminin<strong> </strong>kurgusunu yeniden yazdırtabilir, filmlerden bazı sahneleri çıkartabilir, hatta ana kahramanları bile değiştirebilir.</p>
<p>Amerika’da sinema endüstrisinin merkezi Holywood’dur.</p>
<p>Holywood, Amerikalı generallerin denetimindedir.</p>
<p><strong>Pentagon’da Siyonistler</strong></p>
<p>Amerika bir ülkeye karşı savaş açacaksa, ya da yabancı bir ülkeye asker gönderecekse, bunun kararını Amerikan hükümeti değil, Pentagon verir. Hükümet sadece onaylar.</p>
<p>Pentagon ise, Siyonistlerin denetimindedir.</p>
<p>Pentagon’un en üst düzey yöneticileri, başta JINSA (Ulusal Güvenlik Konularında Yahudi Enstitüsü) olmak üzere Siyonist lobilerin yönetim kurullarında görevlidirler.</p>
<p>Peki, Amerika’nın ulusal güvenliğiyle Siyonizm arasında ne tür bir bağ olabilir, hiç soran olur mu?</p>
<p>Soranın nefesini keserler!</p>
<p>Pentagon, işine gelmediğinde, Birleşmiş Milletler Genel Kurul karalarını ve Güvenlik Konseyi kararlarını tanımaz.</p>
<p>1996 yılında Pentagon’un üç yöneticisi, üçü de Siyonist, dönemin İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’ya, Saddam Hüseyin’i devirme emrini verdi. Sen yürü, biz seni destekleyeceğiz, dediler. Pentagon’un bu üç Siyonist yöneticileri kimlerdi?<a href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn2">[2]</a></p>
<p>Richard Perle: Pantagon Savunma Politikaları Kurulu Başkanı.</p>
<p>Douglas Feith: Savunma Bakan Yardımcısı ve Pentagon Politika Danışmanı.</p>
<p>David Wurmser: Silahların denetimi ve uluslar arası güvenlik konularında Savunma Bakan Yardımsısı Asistanı.</p>
<p>Daha sonra, Pentagon’un bu üç Siyonist yöneticisi, ABD ordusunun Irak’ı işgalinde başrolü oynadılar. Siyonistlerin denetimindeki Pentagon karar verdi, ABD başkanı ve hükümetine bu saldırıya bahaneler uydurma görevi düştü.</p>
<p> <strong>Fransa’da General de Gaulle</strong></p>
<p>İkinci Dünya Savaşı başladığında albay rütbesinde bulunan Charles de Gaulle, Almanlara karşı savaşta gösterdiği üstün başarılardan sonra tuğgeneralliğe terfi ettirilir ve Savunma ve Savaş Bakan Yardımcısı olarak atanır. Ancak Fransız hükümeti işgalci Alman güçleriyle anlaşma yapmaya karar verince, karşı çıkar. Fransız halkını Nazi Almanya’sına karşı direnmeye çağırır ve Londra’ya kaçar. Orada, bir ‘Sürgünde Fransız Hükümeti’ kurar. O artık Özgür Fransa’nın lideridir.</p>
<p>Ağustos 1944’de Alman işgalinden kurtulan Paris’e girerken, General de Gaulle Fransız halkı tarafından büyük bir kahraman olarak karşılanır.</p>
<p>Yeni Fransız anayasası hazırlanırken, geçici hükümetin başbakanlığına getirilir. Güçlü başkanlık sistemini önerir, kabul edilmeyince de istifa edip ayrılır.</p>
<p>Mayıs 1958’de Fransa’nın sömürgesi Cezayir’de isyanlar başlar. Fransa’da siyasi dengeler bozulur, ortalık karışır, Dördüncü Cumhuriyet yıkılır.</p>
<p>Fransız halkı, Emekli General de Gaulle’ü yeniden iş başına çağırır.</p>
<p>Emekli General de Gaulle’ün istediği güçlü başkanlık sistemini getiren anayasayı Fransız halkı kabul eder ve Ocak 1959’da, Emekli General de Gaulle 69 yaşındayken, oyların yüzde 78’ini alarak, Fransa Beşinci Cumhuriyeti Devlet Başkanı seçilir.</p>
<p>Emekli General de Gaulle, keskin bir ulusalcıydı. ABD ve Sovyetler Birliği’ne eşit uzaklıkta durarak, tam bağımsız Fransa’yı savundu.</p>
<p>Koyu bir muhalefete rağmen Cezayir’in bağımsızlığını tanıdı.</p>
<p>Fransa Devlet Başkanı Emekli General de Gaulle, 1966 yılında NATO’nun askeri kanadından çekildiklerini duyurdu ve Fransız topraklarındaki tüm Amerikan askeri üslerinin hemen çıkıp gitmelerini sağladı.</p>
<p>Emekli General de Gaulle, Fransız ekonomisini tarihinde görülmemiş ölçüde güçlendirdi. Son 200 yılda ilk kez, Fransa’nın yıllık ulusal geliri, İngiltere’ninkini geçti.</p>
<p>Mayıs 1968’de başlayan üniversite öğrencilerinin şiddetli gösterileri de Gaulle hükümetini sarstı. Genel grev, Fransa’yı felç etti. Başkan de Gaulle, seçimlere gitti. Fransız halkı, 78 yaşındaki bu emekli generali yeniden başkan seçti, bunalım sona erdi.</p>
<p>Nisan 1969’da, de Gaulle yapmak istediği reformlar halkoylamasında reddedilince istifa edip ayrıldı. Kısa bir süre sonra, 9 Kasım 1970 günü öldü.</p>
<p>Fransa Devlet Başkanı, Emekli General de Gaulle öldüğünde, bankalarda parası, içinde yaşadığı evinden başka malı, mülkü yoktu. Başkanlıktan ayrıldıktan sonra, askerlikten emekli maaşıyla neredeyse yoksulluk içinde yaşamış, devlet başkanlığından emekli maaşı almayı kabul etmemişti.</p>
<p>Emekli General de Gaulle’ün ekonomik, siyasi ve toplumsal görüşlerinin ve eylemlerinin tümüne birden ‘Gaullism’, bu ideolojiye bağlı olanlara da ‘Gaullist’ denilmektedir. Gaullism’in temel ilkesi, ulusal bağımsızlıktır.</p>
<p>Günümüz Fransa’sında ‘Halkçı Hareket Birliği Partisi’, Gaullist parti olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p>Şu soruları sormak zorundayız.</p>
<p>1789’da yaptıkları Fransız Devrimi ile tüm Avrupa tarihine yön verenler, açtıkları “Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik” bayrağı ile demokrasinin öncülüğünü yapanlar, nasıl olmuş da 20. yüzyılın son çeyreğinde, hem de bir barış döneminde, on yıl süreyle devletin yönetimini bir emekli generale bırakmışlardır?</p>
<p>Avrupa Birliği’nin kurucu üyesi olan Fransa’da, devletin başına bir sivilin değil de bir emekli generalin gelmesine neden toplumun hiçbir kesiminden karşı çıkan olmamıştır?</p>
<p>Fransa’nın içinden hiçbir itiraz yükselmediği gibi, askerlerin yetki ve etkilerinin azaltılması ilkesini dayatan AB’nin diğer üyelerinden de niçin en küçük bir karşı çıkış duyulmamıştır?</p>
<p>Neden, hâlâ günümüz Fransa’sında Gaullism ideolojisi geçerliliğini korumakta, Gaullistler hâlâ Fransa siyasetinde önemli bir rol oynamaktadır?</p>
<p>Niçin Fransız siyasetçilerinden, medyasından, ya da aydınlarından, “Gaullism’in kökünü kazıyacağız” naraları yükselmemektedir?</p>
<p>Neden Fransa’da hiç kimse, Gaullistleri ‘çağdışı’, ‘dinazor’ diye aşağılamıyor?</p>
<p><strong>İngiltere’de Askeri Darbe</strong></p>
<p>16 Mart 1976 tarihinde İngiltere Başbakanı Harold Wilson, halka beklenmedik bir açıklamada bulundu. Başbakanlıktan ayrılıyordu! İngiliz halkı şaşırmıştı, çünkü Harold Wilson’un başbakanlıkta daha üç yıl süresi vardı.</p>
<p>O sıralar bu kararın alınmasına doyurucu bir açıklama getirilmemiş, türlü öyküler, kurgular ve dedikodular yazılıp söylenmiştir. Ancak otuz yıl sonra bu beklenmedik istifanın nedenleri ortaya çıktı.</p>
<p>İngiliz ordusu, gizli istihbarat servisleriyle birlikte İşçi Partisi Genel Başkanı, Başbakan Harold Wilson’a darbe tasarlamıştı.</p>
<p>Peki, tanklar başbakanlık konutuna ne kadar yaklaşmıştı?</p>
<p>Harold Wilson, İngiliz ordusunun gizli istihbarat servisleri MI5 ve MI6 ile birlikte kendisine karşı uzun bir süredir çirkin bir kampanya yürüttüklerine kesin olarak inanıyordu. Ortaya çıkan yeni kanıtlar, Harold Wilson’un derin kaygılarında haklı olduğunu gün ışığına çıkardı.<a href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftn3">[3]</a></p>
<p>Aşırı sağcıların çoğunlukta olduğu İngiliz gizli istihbarat servisi MI5’in üst düzey yöneticisi Peter Wright, çok sonraları, darbe planlamasındaki rolünü itiraf etti. Peter Wright şöyle diyordu:</p>
<p>“<strong>Harold Wilson’u devirmeyi konuşup tartıştık. Ordunun en üst komutanlarıyla darbe planını görüştük.”</strong></p>
<p>Dönemin devlet bakanlarından Lord Chalfont da, ordunun en kıdemli generallerinin darbede yer almalarının planlanmış olduğunu açıklıyordu.</p>
<p>Darbe planı söylentilerinin yoğunlaştığı 1967 yılında, Kraliçe’nin amcası Lord Louis Mountbatten’ın adı, askeri darbenin lideri olarak geçmekteydi. Plan o kadar ciddi boyutlara ulaşmıştı ki, General Sir Walter Walker, Kraliçe’nin İngliz halkına darbeyi duyuracak olan konuşmasını bile hazırlamıştı!</p>
<p>Darbeciler, Şubat 1974’de darbenin provasını yaptılar. Ordu, Londra’nın en büyük havalimanı Heathrow’u işgal etti. Sözde, IRA teröristlerine karşı ileride nasıl davranacaklarının eğitimini yapıyorlardı!</p>
<p>Hükümetine karşı askeri darbe hazırlıklarının yoğunlaştığı sırada Başbakan Harold Wilson karısına, siyasetteki çok yakın arkadaşlarına ve Kraliçe’ye, altmışıncı doğum yılı gününde, yani 11 Mart 1976 tarihinde istifa edeceğini söylemişti.</p>
<p>Düşmanlarını hiç kimse ve hiçbir şeyin durduramayacağını bilen Harold Wilson, başbakan olarak daha üç yıl süresi varken istifa ederek, İngiliz demokrasisine indirilecek bir darbeyi önlemiş oluyordu.</p>
<p>Askeri darbeyle düşürülmesi planlanan İşçi Partisi hükümeti, 1979 seçimlerini kaybederek iktidardan ayrıldı, yerine Margaret Thatcher’in liderliğindeki sağcı Muhafazakâr Partisi geldi.</p>
<p> Harold Wilson’a karşı planlanan askeri darbe ile ilgili ne o zaman ne de ondan sonra hiçbir resmi araştırma yapılmadı.</p>
<p>Hiçbir İngiliz generali sorgulanmadı, ordunun karargâhına girilmedi, kozmik odalarda belge aranmadı. Darbe planlayıcılarından İngiliz gizli istihbarat servisleri MI5 ve MI6 hakkında da en küçük bir soruşturma yapılmadı. İngiliz yargısı, bu olaya hiç karışmadı. Medyadan ve sivil toplum örgütlerinden de ciddi bir ses çıkaran olmadı.</p>
<p>Demokrasinin beşiği olarak bilinen İngiltere’de, 20. yüzyılın son çeyreğinde, halkın oylarıyla iktidar olmuş İşçi Partisi’ne ve onun başbakanına karşı ordu darbe planlamış, devletin hiçbir resmi organından ses çıkmamıştı. Kol kırılır yen içinde kalır, ilkesi izlenmişti.</p>
<p> <strong>Eski Askerler Günü</strong></p>
<p>Amerika’da her yılın 11 Kasım günü, ‘Eski Askerler Günü’ olarak anılan bir tatil günüdür. Amerika’da yaklaşık 25 milyon emekli asker vardır ve işte bu gün onları onurlandırma günüdür.</p>
<p>Amerika’nın şu ünlüleri, ‘Ünlü Eski Askerler’ olarak anılır, saygı görür:</p>
<p>Clint Eastwood (Oskar ödüllü aktör, direktör), Tony Bennett (müzik adamı), Rocky Marciano (eski ağırsıklet boks şampiyonu), Johnny Carson (TV programcısı), R. Buckminster Fuller (kâşif, mühendis), Malcom Forbes (yayıncı, multimilyoner), Alan Alda (aktör, direktör, senaryo yazarı), Drew Carey (aktör), Bill Cosby (aktör), Dr. Jocelyn Elders (genel cerrah), Chuck Norris (aktör), Shaggy (pop süperstar), George Steinbrenner (basketbol yöneticisi, işadamı), Charles Walgreen (eczacı, zincir eczaneler sahibi), Montel Williams (TV sunucusu), Dave Thomas (şirket sahibi), George Westinghouse (kâşif, mühendis, işadamı).</p>
<p>Bu ünlüler her fırsatta, orduda ne zaman, nerede, hangi görevlerde bulunduklarını gururla anlatarak izleyicilerden, dinleyicilerden alkış alırlar, koltukları kabarır.</p>
<p> Amerika’da çok sayıda ‘Eski Askerler’ örgütü vardır. İşte bunlardan bazıları:</p>
<p>Army Aviation of America, Army Historical Foundation, American Ex-Prisoners of War Organization, American GI Forum, The American Legion, American Veterans, Association of the United States Army, Blinded Veterans Associaton, Catholic War Veterans, Disabled American Veterans, Enlisted Association of the National Guard of the United States, Jewish War Veterans of the United States, Military Officers Association of America, US Army Vietnam Veterans Association.</p>
<p> <strong>Anma Günü (Gelincik Günü)</strong></p>
<p>Her yılın 11 Kasım günü İngiltere, Kanada, İrlanda Cumhuriyeti, Güney Afrika, Barbados ve Yeni Zelanda’da Birinci Dünya Savaşı’nda ölmüş olan askerler anılır. Bu anma gününe ‘Gelincik Günü’ de denilir. Askeri anıtlara gelincikten yapılmış çelenkler konulur. Kiliselerde dua edilir.</p>
<p>11 Kasım günü Fransa ve Belçika’da ulusal tatil günüdür.</p>
<p> Rusya’da her yılın 23 Şubat günü, ‘Ordu Günü’ olarak anılır.</p>
<p>Dedeler, babalar, amcalar, erkek kardeşler, yeğenler ister emekli askerler olsun ya da olmasın, bu günü büyük coşkuyla kutlarlar. Ordularının geçmişteki kahramanlıklarını anar, gelecekte onlara olan güvenlerini dillendirirler.</p>
<p> Rus halkının çok güzel bir geleneği vardır.</p>
<p>Yeni evli çiftler, nikâh masasından kalkar kalkmaz, tüm davetlilerle birlikte, en yakındaki bir askeri anıta giderler, ellerindeki çiçekleri bu anıtın çevresine özenle yerleştirirler. En mutlu günlerinde, askerlerine olan sevgi, saygı, bağlılık ve güveni böyle sergilemiş olurlar.</p>
<p> ABD’den, Soros’tan ve AB’den aldıkları hibeler ve Siyonist lobilerden sağladıkları desteklerle Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yalanlarla, iftiralarla, karalamalarla saldıran medyadaki ‘tetikçileri’ ağır bir yenilgi beklemektedir.</p>
<p>Türk ulusunun, ‘Kemal’in Askerleri’nden oluşan şanlı ordusuna duyduğu sevgi, güven ve bağlılık sonsuza dek sürecektir.</p>
<p> <strong>Yılmaz Dikbaş</strong></p>
<p><strong>5 Ocak 2010 </strong></p>
<p><strong><a href="mailto:dikbas@kalinka.com.tr">dikbas@kalinka.com.tr</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.kalinka.com.tr/">www.kalinka.com.tr</a> </strong></p>
<p> </p>
<hr size="1" /><a href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftnref1">[1]</a> David L. Robb, “Operation Holywood: How the Pentagon shapes and censors the movies”, New York, 2004</p>
<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftnref2">[2]</a> Gabriel Ash, “Zionist Control in the Pentagon”, YellowTimes.org, 13.11.2003</p>
<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-admin/#_ftnref3">[3]</a> BBC2, 16 Mart 2006</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/turk-ordusuna-icten-saldiri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>(F) Tipi Ordu Nihayet Kuruluyor!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/f-tipi-ordu-nihayet-kuruluyor.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/f-tipi-ordu-nihayet-kuruluyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 13:35:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2481</guid>
		<description><![CDATA[28 Şubat süreci başlamadan, Milli Savunma Bakanlığı’nın izni alınmadan, Emniyet Teşkilatı, ağır silahlarla donatılarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı alternatif bir ordu yaratılma çabalarına girişilmişti. Genelkurmay Başkanlığı tarafından, önce 4 Şubat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>28 Şubat süreci başlamadan, Milli Savunma Bakanlığı’nın izni alınmadan, Emniyet Teşkilatı, ağır silahlarla donatılarak, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı alternatif bir ordu yaratılma çabalarına girişilmişti.</p>
<p>Genelkurmay Başkanlığı tarafından, önce 4 Şubat 1998 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bir yazı gönderilerek: ‘’…Emniyet Genel Müdürlüğü envanterinde bulunan ağır silah, mühimmat ile araç ve malzemenin muhtemel bir seferberlik-savaş halinde askeri maksatlarla kullanılabilecek olanların envanterinin çıkarılması’’ istendi.</p>
<p>Emniyet Genel Müdürlüğü’nün envanterinde bulunan ağır silahlar listesi korkunçtu:<span id="more-2481"></span></p>
<p>1) 60’lık havan (28 ilde, 326 adet)</p>
<p>2) RPG-7 roket (35 ilde, 377 adet)</p>
<p>3) 40 Launcher (43 ilde, 1634 adet)</p>
<p>4) MG3 Makineli Tüfek (38 ilde, 438 adet)</p>
<p>5) 12.7 Makineli Tüfek (39 ilde, 239 adet)</p>
<p>6) M-60 Makineli Tüfek (19 ilde, 50 adet)</p>
<p>7) FN-240 Makineli Tüfek (25 ilde, 75 adet)</p>
<p>8 ) 40 mm Laun MK/19 (38 ilde, 114 adet)</p>
<p> </p>
<p>Ve ağır silahlarla kullanılabilecek külliyetli miktarda mühimmat…</p>
<p>Zamanın Başbakan Yardımcısı ve Milli Savunma Bakanı İsmet Sezgin, İçişleri Bakanlığı’na gönderdiği 17 Şubat 1998 tarihli yazıda: ‘’…Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ağır silah ve araçlara ihtiyacı olmayacağı değerlendirilmektedir… Askeri amaçlı savaş silahlı olarak mütalaa edilen listede yazılı silahların Genelkurmay Başkanlığı’na devredilmesi’’ istendi.</p>
<p>Ve böylece, ağır silahlarla donatılmış (F) tipi bir ordu yaratılmasının önü 28 Şubat sürecinde kesilebildi.</p>
<p>Edirne’de verdiğim bir konferans sonrası, bir kurmay albayımız yanıma geldi: ‘’AKP yetkilileri, AB’nin desteğini sağladı. Hudut bölgelerimizin savunması Türk Ordusu’ndan alınıp, yeni kurulacak bir örgüte devredilecek ve bu örgütün elemanları son derece modern silahlarla donatılacak. Haberiniz olsun diye söylüyorum: ülke bütünlüğümüze ve laik Cumhuriyetimize daima sahip çıkan ve bundan sonra da çıkacak olan Türk Ordusu’ndan rahatsızlık duyan çevreler: hudutlarımızı koruma bahanesiyle, gerektiğinde Türk Ordusu ile savaşabilecek nitelikte ‘(F) Tipi Ordu’ kuruyorlar’’ dedi.</p>
<p>Ben de, ‘’Merak etme Genelkurmayımız, Ordumuzun varlığına kastedenlerin bu oyununu da mutlaka bozacaktır’’ dedim.</p>
<p>Bir süre sonra 27.03.2006 tarihli Zaman Gazetesi’nin internet sitesinde şu haber yayınlandı:</p>
<p>‘’Sınır güvenliği için profesyonel teşkilat kuruluyor… 70 bin kişiden oluşacak… 8 yılda tüm sınırlara yayılacak… 3 Milyar 700 bin Euro’luk proje, İçişleri Bakanlığı’na bağlı ‘’Entegre Sınır Yönetimi Proje Uygulama Müdürlüğü’nce hazırlandı… Projenin maliyetinin %60’ı Avrupa Birliği tarafından karşılanacak… 2014 yılında tamamlanması öngörülen proje ile sınırlar profesyonel ekipler tarafından korunacak… Kurulacak teşkilat, ‘Sınır Muhafaza Genel Müdürlüğü’’ yada ‘’Sınır Muhafaza Daire Başkanlığı’’ adı altında kurumsallaşacak…’’</p>
<p>Egemen Bağış’ın son beyanlarından, bu projenin hayata geçmesi için tüm hazırlıkların tamamlandığı anlaşılıyor.</p>
<p>Tüm anayasalarımızda, ‘’Vatandaş suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez’’ hükmü varken; Anayasamız’ın 38. Maddesine, 7 Mayıs 2004 gün ve 5170 sayılı yasa ile, ‘’Uluslararası Ceza Divanı’na taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç olmak üzere vatandaş, suç sebebiyle yabancı bir ülkeye verilemez hükmü konmuştur.</p>
<p>Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, 8 Ekim 2004 tarihinde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asemblesi’nde yaptığı konuşmada: ‘’Gerçekleştirdiğimiz reformlar arasında Uluslararası Ceza Divanı’na ülkemizin taraf olmasını sağlayacak yasal değişiklikler de bulunmaktadır. Hazırlıklarını tamamlamış olarak bugün bu kürsüden Türkiye’nin yakın bir gelecekte Roma statüsünü onaylayarak Uluslararası Ceza Divanı’na taraf olacağını da ilan ediyorum’’ demiştir.</p>
<p>15 Ekim 2005 tarihli Yeniçağ Gazetesi’nde haklı olarak şu uyarı yapıldı: ‘’AKP hükümeti, ABD’nin bile reddettiği bu mahkemeyi tanıyan karara imza atarsa, Uluslararası Ceza Mahkemesi Türkiye’den isim isim istediği Türk generallerini, yargılayarak cezalandıracak!’’</p>
<p>İçine düşürülmek istendiğimiz tuzak bellidir: ABD ve AB yetkilileri, ülkemizi bölme amaçları doğrultusunda, PKK eylemlerinin daha da yaygınlaşması için desteklerini artıracaklar; gereğini yapan Türk Silahlı Kuvvetleri mensupları ise, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde sanık sandalyesine oturtulacak…</p>
<p>Nasıl ki, Anayasa değişiklikleriyle Anayasa Mahkemesi ile Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun AKP’nin güdümüne sokulması ‘’Karşı Devrim’’in gerçekleştirilmesinde en önemli adımlarsa; Hükümet’in ‘’Kürt Açılımı’nda en önemli kilometre taşları da, ülkemizin bölünmesinde en önemli adımlar olan söz konusu bu iki projenin hayata geçmesi…</p>
<p>ABD ve AB, bunun için aydınlarımızı ve askerlerimizi susturma ve sindirme operasyonu olan Ergenekon Soruşturma ve Kovuşturmaları’na destek veriyor; (F) Tipi Örgüt ve Ajan Gazeteciler, bunun için Türk Silahlı Kuvvetleri’ne karşı ‘’Psikolojik Harekata’’ hız verdiler.</p>
<p> </p>
<p> </p>
<p>Vural SAVAŞ / SÖZCÜ, 25 Aralık 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/f-tipi-ordu-nihayet-kuruluyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Liberal faşist çete</title>
		<link>http://www.addisparta.org/liberal-fasist-cete.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/liberal-fasist-cete.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 04 Jan 2010 13:30:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2479</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de garip şeyler oluyor. Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği “Muhafazakârlık ve Liberalleşme” konulu toplantıda da ortaya konduğu gibi, muhafazakârın gerçekten muhafazakâr olmadığı, sadece şekilciliği esas alanlarca kavramın içinin boşaltıldığı; statü ve menfaat...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de garip şeyler oluyor. Aydınlar Ocağı’nın düzenlediği “Muhafazakârlık ve Liberalleşme” konulu toplantıda da ortaya konduğu gibi, muhafazakârın gerçekten muhafazakâr olmadığı, sadece şekilciliği esas alanlarca kavramın içinin boşaltıldığı; statü ve menfaat elde etmede kullanıldığı görülmektedir. Kısaca, kavramların bile DNA’sı bozulmuştur. Milli ve dini geleneklerle kavgalı bir muhafazakâr tipi doğmuştur.<br />
              Diğer taraftan; ferdi hak ve hürriyetleri genişletici, Devletle ve kurallarla çatışan, müdahale yerine özgürlükçülüğü ütopya haline getiren liberallerin önemli bir bölümü de bunları sadece kendileri için düşünüyor. Kendi dışındakiler “öteki” kabul edildiği için her türlü mahrumiyet, baskı, kısıtlama, basının gerçekleştirdiği yargısız infazlar, yasa dışı telefon dinlemeleri, hukuk devletinin parti devletine dönüşmesi, kendi fikri dışındakileri kabul edememe, ötekiler için normal kabul ediliyor. Herhalde bundan dolayı bir kavram sıkça kullanılıyor: Liberal faşizm.<span id="more-2479"></span> <br />
              Geçenlerde TRT 2’de Avrupa Birliği ile ilgili bir program vardı. Yunanistan’ın içine düştüğü ekonomik krizden biz de faydalanıp bazı Yunan bankalarını onların yaptığı gibi satın alsak olmaz mı sorusu, Gazi Üniversitesi’nden bir iktisatçı doçente soruldu. Bizim bankaları satmamızın yanlışlığı da program düzenleyicisi tarafından belirtildi. Liberal doçentimiz bankaların el değiştirmesine bir kısıtlama getirilemeyeceğini, bunun serbestliği bozacağını, aksi takdirde; iktisadi milliyetçiliğin gündeme geleceğini belirtti. İktisadi milliyetçiliğin zirve yaptığı bir çağda çağdışı, liberalleştirilmiş, uysallaştırılmış bir kafa ancak bunları söyleyebilirdi. Böyle bir iktisatçı, ülke çıkarlarını koruyabilir mi? Tabii ki koruyamaz; ama, görevi zaten bu değil ki&#8230;<br />
               Bunlar için milli egemenlik ve bağımsızlık, milli ve üniter devlet yapısı, milli kimlik hiç de önemli değil. Ama, etnik ayrımcılık, farklılıklar ve ırkçılık gerekli. Bunların çoğu dün farklı düşünüyordu. Komünist ideolojinin özüne veya sulandırılmış şekillerine bağlıydılar. Dün de  “Türkiye halklarının devrimci mücadelesi” nden bahsediyor, milliyetçiliği ve Türk Milletini reddediyor, Türkiyeliliği öne çıkarıyorlardı. Türkiye’nin tarihinde aşırı sol Batı’dakinden farklıdır. Bugün ülkeyle kavgada artık bunlar kullanılmıyor. Devletin egemenliğini, otoritesini, hukuk düzenini alt üst edecek oyun ve tezgâhlar demokratikleşme örtüsü altında ortaya konuyor.<br />
                Askeri darbeler öne çıkarılarak asıl son üç-dört senedir cesaretle gerçekleştirilen sivil darbeler örtülmek isteniyor. Yapılmış ve yapılacak olan Anayasa ve yasa değişiklikleri birer sivil darbe değil mi? Türkiye’yi Türkiye yapan değerlerle, Milli Mücadeleyi gerçekleştiren ve onu Cumhuriyetle taçlandıran Türk Milletinin milli iradesiyle oynanmıyor mu?<br />
              Ülke, yangın yerine çevrilmiştir. 2010’a girerken birbirini tamamlaması gereken kurumlar arasındaki üstünlük mücadelesi ve iktidara itaat zorlamaları demokrasiyle çelişiyor. Hür olmayan basın, demokrasinin basını değildir. En güvenilen kurumlar, halkın en çok desteğini alan TSK, Afganistan’a muharip askeri güç göndermediği için hedef tahtası yapılıyor. Polise askerin elindeki ağır silâhlar veriliyor. Kozmik odalara sızılıyor. Notlar tutuluyor. İnşallah bu notlar dost ve müttefiklere verilmez. Eğer verilirse; Süleymaniye’de askerin başına çuval geçiren süreç devam ediyor demektir. Bu süreç, suikast tefrikalarıyla destekleniyor. Bu iddianın öznesi olan şahıs, her konuşmasında huzur ve istikrarı dinamitliyor. Geçenlerde teröristbaşının yol haritasından istifade edebiliriz diyen de, Ege’de Yunan karasularının 12 mile çıkarılmasına da itiraz etmeyiz diyen de yine kendisi. Devlet adamlığı daha ciddi bir iştir. Sorumluluk, milli birliği ve milli menfaatleri korumayı gerektirir.<br />
           Yeni yılınızı en iyi dileklerimle kutlarım. 3 Ocak 2010 Pazar</p>
<p>Mustafa ERKAL</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/liberal-fasist-cete.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yemin Ediyorum</title>
		<link>http://www.addisparta.org/yemin-ediyorum.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/yemin-ediyorum.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 01 Jan 2010 23:19:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2475</guid>
		<description><![CDATA[BU ADAMLAR KONUŞMASINI BİLMİYOR!.. YA DA AZGIN VE HAİN BİR PLANIN  SARMALINDAYIZ!… Yemin ediyorum bu adamlar ya konuşmasını bilmiyor!…Ya da azgın ve hain bir planın sarmalındayız!… Ya ağızlarından çıkanı kulakları...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>BU ADAMLAR KONUŞMASINI BİLMİYOR!..</p>
<p>YA DA AZGIN VE HAİN BİR PLANIN  SARMALINDAYIZ!…</p>
<p>Yemin ediyorum bu adamlar ya konuşmasını bilmiyor!…Ya da azgın ve hain bir planın sarmalındayız!…</p>
<p>Ya ağızlarından çıkanı kulakları duymuyor, ya da bir düşünceyi ortaya koymanın beyinsel bir işlev olduğunun ayırdında değiller. Ya da isteyerek, kafa karışıklığı yaratıp, gizli planlarını azgınca uygulamaya sokuyorlar.  </p>
<p>Bir anlatım yeteneğinden  miyoksunlar; yoksa söylediklerinin doğuracağı sonuçları idraktan mı yoksunlar!?..</p>
<p>Yoksa İdraktan  yoksun olan biziz de haksız yere mi suçluyoruz onları?</p>
<p>Bir Arınç çıkıyor; ve diyor ki: <strong>Gözaltları çöktü, ne hallere düştü Civanım!</strong>  Güya hizmetten  yorgun düşmüş, çökmüş  civanı!… <span id="more-2475"></span></p>
<p>Yorulacak da, uykusuz da kalacak. Ülkede kaybolan deveden sorumlu olan o.</p>
<p>Mağdur rolününden hep kazançlı çıktılar ya, Civanının halleri de mağduriyete bu yüzdenkonuedilmekte!…  Yorgun mağdur!..</p>
<p>Civanınızın bu halleri sizi çok üzdüyse, alın civanınızı başımızdan, sizin olsun!..</p>
<p>Aldı sözü Dengir Mir:   Kapatılan  DTP’yi ziyarete gitmiş… Gider .</p>
<p>Geçmiş olsun demiş… der.  Çünkü kendileri de bir başka odaklıktan direkten dönmüşlerdi.. <strong>Damdan düşenin halinden damdan düşen anlar. </strong>Ziyarete hoş bakarız. Akıl vermiş Dengir Bey, <strong>Meclisten çekilmeyin, kazandığınız mevzileri kaybedersiniz!</strong>  (aynen kendi ifadesi…)</p>
<p>İşte takıldığımız nokta bu… <strong>Mevzii kaybetmek!..</strong></p>
<p>Ağırtop Dengir, savaşın varlığını kabul ediyor, taraflardan birine mevziyi koruma taktiği veriyor!.. Sonunda da verdiği taktik tutuyor da!…Yedek eş başkan mı ne!</p>
<p>Bu deyim bir idrak eksikliği eserimi?, Bu idraksizlik maskesi altında açıkça  yan-yön belirlemenin azgınca  açık bir ifadesi  olmasın?  Kurtarılmış bölgeler  ve kazanılmış mevziiler…. </p>
<p>Bay Hüseyin Çelik. Kafa bulandırmaya devam ediyor hala!.. 1993’ deki 33 erin şehit edilmisi gibi; Tokat’daki 7 erin şehadeti de TSK’lı Ergenekonun işi…</p>
<p>İdrak yeteneğinden yoksun bir beyin sahibi bile, şu karşı soruyu sormaz mı? </p>
<p>-Kanıtın nedir, hem öncekinde, hem bunda… Sorma ve sorgulama zamanının hiç mi gelmiyeceğini sanıyorsunuz?</p>
<p>TSK’ya karşı, kışkırtma ve bühtan kokan böyle bir  söylemi elinde en küçük bir delil bile yokken,yapabilen bir zihniyetin  sağlıklı ve dengeli bir ruh  halinin  söylemi olarak kabul etmek mümkün mü? </p>
<p>TSK’nın  bu denli yıpratılması hainden ve düşmandan başka kimin işine yarar?</p>
<p>Peki!…Al işte!.. PKK katliamı  üstlendi… Şimdi ne olacak?  </p>
<p>Kapat suratını da, aldığı şekli görmeyelim bari!&#8230;</p>
<p>Bu da, <strong>Ülkemi pazarlamakla mükellefim</strong> diyerek en açık itirafı en açık biçimde  çekinmeden ortaya koyabilen  RTE’den:  </p>
<p>Tokat saldırısını 3 gün sonra PKK’nın üstlenmesi üzerine, Amerikadan dönen RTE’nin, ayağının tozuyla verdiği demeç:</p>
<p>-         PKK’nın üstlenmesi söz konusu ama, gerçeği bumudur? PKK üstlendi diye bu budur türünde bir yaklaşım doğru değil!…</p>
<p>PKK’nın itirafına rağmen, bu korumacılık  niye? Kime? Kimin adına?</p>
<p>Ergenekon’a hazır bir malzeme  çıkmışken,  PKK itirafı  nerden çıktı, der gibi…  </p>
<p>Bu da aynı konuda yandaş basından bir örnek: (Yeni Şafak gazetesi, köşe yazarı;Yasin Aktay-12 Aralık 2009)</p>
<p>-PKK,  münasebetsiz bir eylemi sadece üstlenmiştir. Eylemi, kendisinin yapmış olduğu kanıtlanmamıştır.</p>
<p>Ehhh!… Pes doğrusu!..… Söylem birliği dediğin bukadar olur!…  biadın ödülü üç-beş kuruşla ödenmez. Büyük makamla ödüllendirilmeli…Akıl tutulması! Akıl</p>
<p>Hakim:  -“Sanık senmisin?</p>
<p>Sanık  : -“Hayır hakim bey, öküzü ben çaldım!.”     Sonuç..?</p>
<p>Gereği düşünüldü: -“ hırsız saptanamadığndan sanığın beraatine…”</p>
<p> </p>
<p>Şimdi de, İHL’den sorumlu, biad ve sadakat timsali YÖK  başk Bay Özcan’dan:</p>
<p>Varlığıyla yokluğu  fark edilmeyen Milli Eğitim Bakanı yerine  düşünüverip, imamhatipleri, din ağırlıklı genel liselere dönüştürmeyi planlayan bay Özcan,</p>
<p>Üniversitelere giriş sınavlarında uygulanmak istenen katsayı uygulamasının Danıştayca iptali üzerine verdiği bir demeçte…. <strong>Gerekirse kanunların arkasından dolanmaktan</strong> söz edebiliyor!… kanunların arkasından dolanmak… Hile yapmak yani.  Kanunları uygulamaktan ve denetlemekten sorumlu kurumları hilelerle  aşıp, hedefe ulaşmak!…</p>
<p>Öyle ya!..Tanrı’yı bile takiyyelerle aldatmayı mübah sayan bir zihniyet için, kanunların arkasından dolanmak  gibi masum(!) bir hukuksal hile ne ki?!..  </p>
<p> </p>
<p>Bir de, bir zamanlar solculuğuyla bizleri aldattığı için hakkımızı haram etme hakkımızı saklı tuttuğumuz, doğma büyüme AKP’li kadar, makamının biad hakkını her durumda eksiksiz yerine getiren  Bay Günay’dan bir örnek. Kendisi hukukçudur.  Derki: <strong>-DTP’nin kapatılması hukuki değil!.</strong> (Benzerini AKP için de söylemişti.)</p>
<p>Eeee!, bir mahkeme kararı hukuki değilse, hukuksuz demektir.</p>
<p>Bay Günay’a göre, T.C’nin en yüce  mahkemesi, hukuksuz bir işlemle, anayasal bir suç işlemiştir. Demekki Anayasa üyeleri, hukukçu Günay(!) kadar hukuk bilgisinden yoksundurlar. Bu yüzden “Bay Günay” mahkemesince mahkum edilmişlerdir. Akıl tutulması akıl!…İlerde tarih, bir kişinin makam uğruna gönüllü beyin felcine nasıl uğranabileceğine iyi bir örnek olarak yazacaktır!.. </p>
<p>Bu muhteremler, bu şekilde konuşma hak, yetki ve yeteneklerini sadece bulundukları makamın gücünden mi alıyorlar?.</p>
<p>Bu söylemleri, vicdan  muhasebesinin süzgecinden geçirilmiş,  akıl ve mantığın iyi  niyetli birer ürünü saymak, mümkün mü?</p>
<p>Söylemlerinizle bilinçleniyoruz, bileniyoruz, birleşiyoruz!…</p>
<p> </p>
<p><strong>YIPRATMA, </strong></p>
<p><strong>ALDATMA,</strong></p>
<p><strong>KORKUTMA VE AÇILIM!…</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>O kadar cahil ve o kadar beceriksizler ki, ne kürt açılımı yapabiliyorlar ne alevi açılımı…  Şimdide başımıza Roman Açılımı çıktı.. Sırada hangileri var?</strong></p>
<p>Görünen o ki, Ülkemizdeki her etnik kökenin her biri ayrıştırılıncaya kadar bu açılımlar devam edecek..</p>
<p>Tanrı ya onlara akıl fikir ve izan, idrak versin, ya da bizlere sonsuz sabır!…</p>
<p>  M.Halil ARIK</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/yemin-ediyorum.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Savaş Psikolojik Değil, Doğrudan Operasyon</title>
		<link>http://www.addisparta.org/savas-psikolojik-degil-dogrudan-operasyon.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/savas-psikolojik-degil-dogrudan-operasyon.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 28 Dec 2009 20:44:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2443</guid>
		<description><![CDATA[İçinde yaşadığımız süreci değerlendirmek ve ne olduğunu anlamak için epey zihin mesaisi sarf ettik. Asimetrik savaş mı, psikolojik savaş mı diye epey kıvrandık. Epeyce oyalandık. Şimdi de kurumlar arası savaş...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde yaşadığımız süreci değerlendirmek ve ne olduğunu anlamak için epey zihin mesaisi sarf ettik. Asimetrik savaş mı, psikolojik savaş mı diye epey kıvrandık. Epeyce oyalandık.</p>
<p>Şimdi de kurumlar arası savaş mı, hükümet ile Ordu arasındaki savaş mı diye son olayların içine girdik.</p>
<p>Bir zamanlar bu günleri öngörmeye ve anlatmaya çalışırken, bazıları bize savaştan bahsediyorsunuz bu bir abartıdır diye eleştiri yapıyorlardı. Bakıyorum, o eleştirileri yapanlar bir savaştan bahseder oldular.</p>
<p>Bizler savaş mıydı, psikolojik miydi diye zaman kaybederken, Gladyo Ordu, yargı ve bürokrasi içindeki örgütlenmesini her türlü operasyon yapacak aşamaya getirdi.</p>
<p>Genelkurmayın kalbine girdi ve şimdi belge topluyor. Yanlış bir şekilde, bir yıla yakın tartıştığımız, belgeler ıslak mıydı, yaş mıydı meselesinin sonuna geldik.<span id="more-2443"></span></p>
<p>Çünkü irticaa karşı eylem planları Ordunun asli görevlerindendi. Hükümet ve dış güçler, Ordu üzerine öyle bir baskı yaptı ki, bir cesur paşa çıkıp da bu bizim aslı görevimizdir diyemedi. O mevzi kaybedilince, gladyo şimdi bir üst mevzii işgal etmeye çalışıyor.</p>
<p>Şunu demek istiyorum.</p>
<p>Kozmik arşivden bir sürü doküman alacaklar. Bunların içinde irtica ile ilgili olanları da olacak. Gladyonun doğrudan kendisi ile ilgili olanları da olacak. Bu dokümanlardan irtica ile ilgili olanları açıklayacaklar. Bir zamanlar Orduda mevcut olan gladyo ile ilgili olan evrakları açıklamayacaklar.</p>
<p>Gladyoya ait evraklar açıklanırsa içinden Amerika ve şimdiki veya önceki siyasilerin çoğu ortaya çıkacak. Operasyonu yapan gladyo istediği evrakı verecek kullandırtacak, istemediğini vermeyecek.</p>
<p>Bir süre bu yeni çıkanları tartışacağız.</p>
<p>Ordu kumanda kademesi biraz daha yıpranacak. Dürüst ve Amerika karşıtı olan paşalar ve subaylar temizlenecek ve yollarına devam edecekler.</p>
<p>Böylece zibidi aydın yorumu meşruiyet kazanacak.</p>
<p>Hani demiyorlar mı, kim suçlu ise cezasını çeksin. Elbette suçlu olan cezasını çeksin de, bu operasyonlar sonunda ortaya öyle bir durum çıkacak ki, aslında bu devlet için görevini yapanlar tasfiye olacaklar.</p>
<p>Aslında, bana göre, tüm evraklar açıklansa en iyisidir. Ama böyle olmayacak. 12 Eylül’de olduğu gibi, ne kadar Kemalist subay, astsubay varsa onlar ayıklanacak.</p>
<p>Ama gladyo sanmasın ki, bu iş burada bitecek. Bu kez hesap dışı bıraktıkları asıl kuvvet ortaya çıkacak. İşçi, eczacı, itfaiyeci, taşımacı, ulaştırmacı çıkacak. Yani halk çıkacak.</p>
<p>28.12.2009, Bülent ESİNOĞLU</p>
<p>bulentesinoglu@gmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/savas-psikolojik-degil-dogrudan-operasyon.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tohum alana hastalığı bedava&#8230;.</title>
		<link>http://www.addisparta.org/tohum-alana-hastaligi-bedava.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/tohum-alana-hastaligi-bedava.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 27 Dec 2009 10:43:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2440</guid>
		<description><![CDATA[Tarım ve Köy işleri Bakanlığı&#8217;nda 115 bin kişi çalışıyor. 70 tane üniversitemiz, 30 tane ziraat fakültemiz, 50 tane tarım araştırma enstitümüz, 10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var. Buna rağmen Türkiye...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tarım ve Köy işleri Bakanlığı&#8217;nda</p>
<p>115 bin kişi çalışıyor.</p>
<p>70 tane üniversitemiz,</p>
<p>30 tane ziraat fakültemiz,</p>
<p>50 tane tarım araştırma enstitümüz,</p>
<p>10 bin işsiz ziraat mühendisimiz var.</p>
<p>Buna rağmen Türkiye tohumda tamamen dışa bağımlı. Tek kelimeyle tohumun patronu ise İsrail.<span id="more-2440"></span></p>
<p>İsrailli araştırmacıların, genleriyle oynayarak, gül ile limon kokulu domates yetiştirdiğini Şalom Gazetesi&#8217;nin internet sayfasından biraz araştırıp okuyabilirsiniz. İstediğiniz şekle sahip domatesleri bile bulabilirsiniz; çekirdeksiz, kalp şeklinde, salatalık şeklinde, dilimli&#8230;</p>
<p>Yani genlerle oynama meselesi yüzde yüz doğru.</p>
<p>Gelelim başka doğrulara.</p>
<p>Bu tohumların bir ekimlik olduğunu bilmeyen yok.</p>
<p>Yani İsrail&#8217;den bir defa tohum almakla kurtulamıyorsunuz.</p>
<p>Bir gram tohumun fiyatı her dönemde bir gram altına denk oldu.</p>
<p>Üstelik İsrail tohumunu toprağa bir ektin mi artık isteseniz de yerli tohuma dönemiyorsunuz.</p>
<p>Genetik tohum o toprağa a da zarar veriyor. Artık hep bu genetik tohumu kullanmak zorundasınız. 50-70 yıl sonra ise toprak kanserojen maddelerle dolduğu için artık tamamen kullanılmaz hale geliyor.</p>
<p>Buna en güzel örnek</p>
<p>Türkiye&#8217;nin patates deposu olan Niğde ve Nevşehir bölgelerinde yetiştirilen patateslerde kanserojen maddeye rastlandığı için artık patates ekimine izin verilmemesidir.</p>
<p>Yani İsrail tohumu tek başına satmıyor. Tohum alana hastalığı bedava&#8230;.</p>
<p>Tohumların içine hastalık yerleştiren İsrail bu sayede zirai ilaç satımını da garanti altına almış oluyor.</p>
<p>Bütün bu acı tabloya rağmen Türkiye&#8217;de yabancıların menfaatine çalışan bir patent sistemi işletiliyor.</p>
<p>Ne korkunç.</p>
<p>Köylü kendi bahçesinde tohum bırakamayacak.</p>
<p>Yoksa uluslararası mahkemede yargılanacak!</p>
<p>Şu anda dünyada İsrail tohumu kullanma yasası çıkartan ilk ülke işgal altındaki Irak&#8217;tır.</p>
<p>İkincisi de biz olacağız.</p>
<p>EY VATANDAŞ AKLINI BAŞINA DEVŞİR !!!</p>
<p>SOR SORUŞTUR, BOŞ DURMA&#8230;</p>
<p>Bu yazıyı okudunsa ister paylaş ister paylaşma umurumda değil ama bilip de susmak ortak olmaktır bunu bari hatırla&#8230;</p>
<p>Güliz ÇELİK</p>
<p>Veteriner Hekim</p>
<p>Pendik Veteriner Kontrol ve Araştırma Enstitüsü Müdürlüğü</p>
<p>Farmakoloji Bölümü</p>
<p>Pendik/İSTANBUL</p>
<p>34890</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/tohum-alana-hastaligi-bedava.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRKİYE&#8217;NİN TRUVA ATLARI: MUSTAFA SARIGÜL, UFUK URAS, ALİ BALKIZ&#8230;</title>
		<link>http://www.addisparta.org/turkiyenin-truva-atlari-mustafa-sarigul-ufuk-uras-ali-balkiz.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/turkiyenin-truva-atlari-mustafa-sarigul-ufuk-uras-ali-balkiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 26 Dec 2009 14:35:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2433</guid>
		<description><![CDATA[  Gerici feodal düzeni yıkan kapitalizm, emperyalist aşamaya geçince aydınlanmacı, ilerici özelliğini yitirdi. Sömürgeci, işgalci bir nitelik kazandı. Gözünü Ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine dikti. Dünyanın başına bela kesildi. Birinci...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>  Gerici feodal düzeni yıkan kapitalizm, emperyalist aşamaya geçince aydınlanmacı, ilerici özelliğini yitirdi. Sömürgeci, işgalci bir nitelik kazandı. Gözünü Ülkelerin yeraltı ve yerüstü zenginliklerine dikti. Dünyanın başına bela kesildi.</p>
<p>Birinci ve İkinci Dünya savaşları, birer paylaşım savaşıydı. Gelişmiş ülkeler, dünyayı bölüşme kavgasına girişmişlerdi. </p>
<p>Emperyalistlerin bu sömürgeci politikaları 1917 Ekim İhtilalı ve Kemalist devrimle kesintiye uğradı. İkinci Dünya Savaşından sonra ise yeryüzü ABD ve SSCB’nin oluşturduğu iki kutuplu bir yapılanmaya dönüştü. NATO ve Varşova paktı, uluslar için bir denge unsuruydu. Bu nedenle ABD, o yıllarda bugünkü kadar pervasız, saldırgan değildi. 1990’larda Sovyet’lerin tarih sahnesinden çekilmesiyle birlikte ipin ucu Amerika’ya geçti ve o, <strong>“Yeni Bir Dünya Düzeni”</strong> kurabilmek için kolları sıvadı.</p>
<p>Amerika, Sovyetler gibi yeni bir süper güçle karşılaşmak istemiyordu artık. Elini çabuk tutup “küresel önderliği” almak amacındaydı. Dünyanın tek egemen gücü kendisi olmalıydı. Uygulanmak istenen bu programın başında ise Paul Wolfowitz,  Dick Cheney, Donald Rumsfeld, Abramowitz vardı.<span id="more-2433"></span></p>
<p>ABD’nin bu şahinler takımı, 2000 yılında emperyalizmin yol haritasını şu sözlerle belirlemişti:</p>
<p><strong>“Soğuk Savaş sonrasındaki on yıllık süre içinde… neredeyse her şey değişti. Soğuk Savaşın dünyası iki kutupluydu. 21. Yüzyılın dünyası ise –en azından şu anda- kesinlikle tek kutuplu ve Amerika dünyanın tek süper gücü konumunda. Amerika’nın stratejik amacı Sovyetler Birliğinin güçlenmesini engellemek olagelmişti; bugün ise görevimiz, Amerika’nın çıkarlarına ve ideallerine uygun güvenli bir uluslararası ortamı korumaktır.” </strong>(Rebuilding America’s Defences, World Socialist Web Site)</p>
<p>Bu yayılmacı, sömürgeci program, Büyük Ortadoğu Projesi “BOP” ile uygulamaya konuldu. Emperyalizmin 21. yüzyıldaki eylem alanı, başlangıç noktası Ortadoğu’ydu.  </p>
<p>Petrolünün yarısını dışarıdan alan Amerika için, enerji ve petrol zengini Irak yenilip, yutulacak tatlı bir lokmaydı. Tek kutuplu bir dünyada engelsiz, rakipsiz kalan ABD, nükleer ve kimyasal silahlar bulundurduğu gerekçesi ile Irak’ı işgal etti. Ama işgalin asıl hedefi,  Ortadoğu’nun tümüne egemen olmaktı. Çünkü o, 24 ülkenin sınırlarını değiştirme hedefini önüne koymuştu. Büyük Ortadoğu Projesi, ABD’nin tüm dünyayı yönetme, yönlendirme saldırılarına açılan bir kapıydı. Elbette hedefte Türkiye de vardı.</p>
<p>Yurdumuz coğrafi ve stratejik yapısı nedeniyle yüzyıllardan bu yana emperyalizmin ilgi odağındadır. ABD ülkemize 1947’de Truman Doktrini ile girdi. 1950’lerden sonra, Menderes iktidarında ise onunla can ciğer, kuzu sarması olduk. O yıllarda Politikacılarımız yurdumuzu “Küçük Amerika” yapabilmek için can atıyorlardı.</p>
<p>Halkımız bu yönlendirmelerin de etkisiyle, ABD’ye büyük bir hayranlık besliyordu. Uğruna şarkılar besteliyor, türküler yakıyordu. Küçük, tek katlı bahçeli evleri, filmleri, aşkları, arabaları ile Amerika ulaşılmak istenen uzak bir cennet gibiydi.</p>
<p>Bu arada ABD, yığınların önüne “dincilik” unsurunu çıkarmayı, onların bilincini boş inançlarla doldurmayı da unutmuyordu.</p>
<p>Yurdumuzda estirilen bu ılık Amerikan rüzgârı, halkımızın beynini uyuşturmak için kullanılan bir kültür emperyalizmiydi.</p>
<p>1950’lerden sonra Atatürk Devrimleri, laiklik, tam bağımsızlık anlayışı bir kenara bırakıldı. Tekkeler, tarikatlar birbiri ardı sıra yeniden açılmaya başlandı. Yerden biter gibi çoğalan İmam Hatip okulları ile “Tevhid-i Tedrisat” (Öğretim Birliği) yasası ayaklar altına alındı. Atatürk’ün kapıdan kovduğu gericilik, şeriatçılık bacadan ülkemize yeniden girdi.  </p>
<p>12 Mart,12 Eylül darbeleri ve 2002’de AKP’nin iktidar olması ile sevgili yurdumuz ABD ve AB’nin “Yolgeçen Hanı”na döndü. Girişler, çıkışlar; Amerika’ya gidip gelmeler arttı. Karşılıklı çıkarlar, hizmetler, görevlendirmeler gündeme geldi.</p>
<p>20 Ekim 1996&#8242;da <strong>Aydınlık</strong> dergisi manşetten şu haberi veriyordu: <strong>&#8220;Abramowitz Tayyip&#8217;i, Erbakan&#8217;ın yerine hazırlıyor.&#8221; </strong>O zaman <strong>“bir komplo teorisi”</strong> gibi değerlendirilen bu haberin doğruluğu yıllar sonra kanıtlanmıştı.</p>
<p>ABD, gözüne kestirdiği, kullanmak istediği kişilerle aylar, yıllar öncesinden diyaloga giriyor, ön hazırlıklar yapıyor, daha sonra da onları ülkesine çağırarak, kendisine nasıl hizmet vereceğini ayrıntıları ile anlatıyordu.</p>
<p>Kapalı kapılar arkasında gizli tertipler, gizli hedefler belirleniyor, turuncu darbe planları yapılıyordu. Kıbrıs, Kuzey Irak, Ermeni açılımları konusunda sözler verilmiş, sözler alınmıştı. Ortam uygun bulununca da verilen sözler yerine getirilmeye çalışıldı.</p>
<p>Ne var ki, halkımız, Amerika’nın önerdiği Kıbrıs Çözümünü, Kürt ve Ermeni Açılımlarını pek tutmadı. ABD düşmanlığı en yüksek düzeyine ulaştı. Bir de bütün bu açılımların üstüne işsizlik, yoksulluk, özelleştirme, talan açılımları eklenince işçiler, memurlar, öğretmenler, köylüler ayağa kalktılar. Direnişler başladı. Halk meydanları doldurdu. Ama bu eylemler karşısında polisin yanıtı da çok sert oldu. PKK hainlerine uygulanmayan baskı, şiddet, zulüm, ekmek kavgası veren yurtsever insanlarımıza uygulandı.</p>
<p>İnsanlar olaylar karşısında öfkeliydi. Umutsuzdu. Geleceğini karanlık görüyordu. Ayrıca tepkiler, anketlere de yansımaya başlamıştı. Anketlere verilen yanıtlarda muhalefet güç kazanıyor, AKP oy yitiriyordu. AKP’nin gelecek seçimlerde iktidarı tek başına alması giderek zayıflıyordu.</p>
<p>ABD ve yerli ortakları telaşa kapıldılar. Yeni can simitleri, yeni <strong>Truva atları</strong> bulmalıydılar. Halkın direnişini, tepkisini başka kanallara yönlendirmeliydiler. Yeni aktörler, yeni yıldızlar keşfedilmeli, yeni partiler kurulmalı; Yeni <strong>Cem Uzan</strong>’lar ortaya çıkarılmalıydı ki, gelişen halk muhalefeti parçalansın, bölünsün, sandıktan yine Amerikancı iktidar çıksın.  </p>
<p> Yüzde doksanını ABD, AB ve İsrail uzmanlarının yönlendirdiği televizyonlar, gazeteler, köşe yazarları yeni parti, yeni lider açılımları ve tanıtımları için şimdi kolları sıvamış bir durumda&#8230; Kurşun askerler gibi görev yapıyorlar. Küresel ekonomi, barış, insan hakları, eşitlik, kardeşlik, darbe, darbeci, Ergenekon, Kürtlere özgürlük sözcüklerini hiç dillerinden düşürmüyorlar.</p>
<p><strong>Mustafa Sarıgül’ler, Ufuk Uras’lar, Ali Balkız’lar bu propaganda döneminin yeni aktörleri…</strong> ABD’ye gidip gelmeler, yabancı vakıflarla toplantılar sıklaştı şu sıralar. Tümü de Fethullah Gülen’e, PKK’ya, AKP’ye, RTE’ ye toz kondurmuyor. Bahar havası esiyor aralarında. RTE de onlara toz kondurmuyor…</p>
<p>Türkiye’nin başına <strong>“Sivil Örümcek Ağları”</strong> örülmeye başlandı yine&#8230; Soros’lar, Bilgi Üniversiteleri, Amerikan vakıfları, Amerika’dan icazet (izin, onay)  alma haberleri ile Mustafa Sarıgül adı basında sık sık yan yana geliyor. Kürt milliyetçisi Ufuk Uras, DTP’li yoldaşlarının hizmetine bir Hızır gibi yetişti. Ali Balkız’lar (kimin adına ortaya çıktıysa ve kimden izin aldıysa) “sol bir parti” kurma hazırlığında…</p>
<p>Şu günlerde bir “ Mustafa Sarıgül, Ufuk Uras, Ali Balkız rüzgârı” estirilmeye çalışılıyor. <strong>Türkiye’nin Truva Atları görev başında…</strong></p>
<p>Hani bu çabalarında haksız da değiller. Yatırım Bankası <strong>Merrill Lynch</strong>’in yaptırdığı kamuoyu araştırmasına göre <strong>AKP: yüzde 31,7, CHP yüzde 23,7, MHP yüzde 20,1, DTP: yüzde 6,4, Mustafa Sarıgül: yüzde 4,1 saadet Partisi: yüzde 3,7, DP: yüzde 1,7.</strong></p>
<p>Bu ankete göre AKP son sürat oy yitirmektedir. Aradan Mustafa Sarıgül’ler, Ufuk Uras’lar, Ali Balkız’lar çekildiği anda AKP bir daha tek başına iktidar yüzü göremeyecek ve gideceği son durak da <strong>“yüce divan”</strong> olacaktır.</p>
<p>AKP iktidarından kurtulmak isteyen tüm yurtsever halkımız, bundan böyle adımlarını çok daha dikkatli ve bilinçli atmak zorundadır. Sevgili yurdumuzun yeni bir Amerikancı yönetime artık tahammülü kalmamıştır…<strong>ALİ ERALP</strong></p>
<p>(ULUS GAZETESİ)                                     </p>
<p>(<a href="mailto:ali-eralp@hotmail.com">ali-eralp@hotmail.com</a>)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/turkiyenin-truva-atlari-mustafa-sarigul-ufuk-uras-ali-balkiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ABD DIŞİŞLERİ: GÜL&#8217;Ü BİZ YETİŞTİRDİK</title>
		<link>http://www.addisparta.org/abd-disisleri-gulu-biz-yetistirdik.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/abd-disisleri-gulu-biz-yetistirdik.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 23 Dec 2009 22:21:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2401</guid>
		<description><![CDATA[* ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Eğitim ve Kültürel İşler Bürosu’nun İnternet sitesinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Amerikan Dışişleri Bakanlığı bursu ile yetiştirilmiş dünya liderleri arasında gösterildi! * SİTEDE, “Sürdürülebilir ağ oluşturma”...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1261344094.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-2402" title="1261344094" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1261344094-300x225.jpg" alt="1261344094" width="195" height="114" /></a>* ABD Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Eğitim ve Kültürel İşler Bürosu’nun İnternet sitesinde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Amerikan Dışişleri Bakanlığı bursu ile yetiştirilmiş dünya liderleri arasında gösterildi!<br />
* SİTEDE, “Sürdürülebilir ağ oluşturma” başlığı altında “Amerikan Dışişleri Bakanlığı, eski ve yeni mezunlarının, küresel toplumun oluşumu yolundaki çabaları için daimi destek sunuyor” deniliyor.<br />
* ECA’nın dünya çapında mezun sayısının bir milyonun üzerinde olduğu, bunlar arasında Nobel ödülü olan 40 kişi ile eskiler de dahil 300’den fazla devlet ve hükümet başkanı bulunduğu açıklanıyor.</p>
<p>Bugün, köşe yazısı yerine, bir haber sunuyorum. Yorumu okura bırakıyorum:  Amerikan Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Eğitim ve Kültürel İşler Bürosu’nun İnternet sitesinde, Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Amerikan Dışişleri Bakanlığı bursu ile yetiştirilmiş dünya liderleri arasında gösterildi! <span id="more-2401"></span><br />
“The Bureau of Educational and Cultural Affairs (ECA) of the U.S. Department of State” olarak adlandırılan sitede, kurumun, 1961’de Amerika Birleşik Devletleri halkı ve diğer ülkelerden insanlar arasında dostluk, karşılıklı anlayış ve barışçıl ilişkiler geliştirmek için kurulduğu bildiriliyor. Büronun ayrıca ırksal ve etnik azınlıkların temsil edilmesi için faaliyet gösterdiği de ifade ediliyor.<br />
Siteyi siz de ziyaret ederek konuyla ilgili yayını inceleyebilirsiniz: Adres şöyle: <a href="http://exchanges.state.gov/alumni/prominent-alumni.html" target="_new">http://exchanges.state.gov/alumni/prominent-alumni.html</a><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/a11-21-2.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2403" title="a11-21-2" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/a11-21-2-300x27.jpg" alt="a11-21-2" width="300" height="27" /></a><br />
ECA’nın dünya çapında mezun sayısının bir milyonun üzerinde olduğu, bunlar arasında Nobel ödülü olan 40 kişi ile eskiler de dahil 300’den fazla devlet ve hükümet başkanı bulunduğu açıklanıyor.<br />
Sitede, “Sürdürülebilir ağ oluşturma”  başlığı altında  “Amerikan Dışişleri Bakanlığı, eski ve yeni mezunlarının, küresel toplumun oluşumu yolundaki çabalarının en üst düzeye çıkması için daimi destek sunuyor. Tüm dünyada kurulan ağ ile fikirlerini, projelerini ve deneyimlerini paylaşmalarına yardımcı oluyor. Ayrıca hedef odaklı yerel projelerin uygulanması için dernekler kuruyoruz” deniliyor.<br />
Sitede, mezunlar ECA mezunu ya da Fullbright mezunu olarak tanıtılıyor.<br />
Mezunlar arasında Abdullah Gül dışında Tony Blair, Hamid Karzai, Mohamed Yunus Ruth Simmons, Javier Solano, John Updike, Rita Dove, Werner Herzog ve Giscard d’Estaing de sayılıyor.</p>
<p><strong>ECA fonları ile desteklenen girişimler</strong><br />
Amerikan Dışişleri Bakanlığı sitesinde ECA fonları ile, ECA mezunlarının aşağıdaki konularda geliştirdiği projelerin desteklendiği<br />
belirtiliyor.<br />
* Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşlarına danışmanlık hizmetleri.<br />
* Düşük gelirli çocuklar için İngilizce ve sivil eğitim programları.<br />
* Gazeteciler için eğitim.<br />
* İş kadınları için eğitim.<br />
* Çok yönlü diyaloglar politikası için eğitim.<br />
* Liderlik eğitim programları.<br />
* Borsa için eğitim<br />
* Öğretmen eğitim seminerleri.<br />
* Vatandaş savunma grupları organizasyonu için eğitim<br />
* Uyuşturucuyu önleme kampanyaları.</p>
<p>Mezunlardan bir örnek kişi olarak tanıtılan Macar Dr. Istvan Sertö-Radics için,  “Macaristan’ın uzak bir Roman köyünde halk sağlığı alanında olağanüstü bir kamu hizmeti verdi, Hubert H. Humphrey Bursları programı ve Fulbright Scholar programı ile bir aile doktorundan kasaba belediye başkanına ve bir AB temsilcisine dönüştürülen kişi”  diye söz ediliyor.<br />
Doktorun, 2002 yılında ABD Fulbright Mississippi Üniversitesi’nde misafir öğrenci olarak ırksal gerilimleri giderme araştırması yaptıktan sonra ülkesine döndüğü ve Romanları Macar toplumuna entegre etmek için öğrendiklerini uyguladığı anlatılıyor.<br />
Doktor, azınlık ve insan hakları savunucularına da örnek gösteriliyor.</p>
<p><strong>ECA’nın önde gelen mezunları</strong><br />
ECA kurumunun önde gelen mezunları listesi ise şöyle:<br />
 “ECA’nın önde gelen mezunları arasında, Afrika, Doğu Asya, Pasifik, Avrupa, Yakın Doğu, Orta Asya’dan ve Batı ülkelerinden 57 devlet ve hükümet başkanı var.<br />
<strong><br />
<strong>AFRİKA</strong></strong><br />
Çat: Yusuf Saleh Abbas, Başbakan<br />
Cote d’Ivoire: Laurent Gbagbo, Başkan<br />
Gana: John Atta Mills, Başkan<br />
Kenya: Mwai Kibaki, Başkan<br />
Mauritius: Anerood Jugnauth, Başkan<br />
Mauritius: Navin Ramgoolam, Başbakan<br />
Mozambik: Armando Emílio Guebuza, Başkan<br />
Namibia: Nahas Gideon Angula, Başbakan<br />
Togo: Faure Essozimna Gnassingbe, Başkan<br />
Uganda: Apolo Nsibambi, Başbakan<br />
Zimbabwe: Morgan Tsvangirai, Başbakan</p>
<p><strong>DOĞU ASYA-PASİFİK</strong><br />
Avustralya: Quentin Alice Louise Bryce, Genel Vali<br />
Japonya: Yukio Hatoyama, Başbakan<br />
Papua Yeni Gine: Sir Michael Thomas Somare, Başbakan<br />
Filipinler: Maria Gloria Macaraeg Macapagal-Arroyo, Başkan<br />
Taiwan: Ma Ying-jeou, Başkan</p>
<p><strong>AVRUPA</strong> <strong><br />
</strong>Avusturya: Heinz Fischer, Başkan<br />
Belçika: Yves Leterme, Başbakan<br />
Bosna-Hersek: Zeljko Kom’ai, Dönem Başkanı<br />
Danimarka: Lars L’kke Rasmussen, Başbakan<br />
Finlandiya: Tarja Halonen, Başkan<br />
Finlandiya: Matti Taneli Vanhanen, Başbakan<br />
Fransa: Nicolas Sarkozy, Başkan<br />
Fransa: François Filon, Başbakan<br />
Gürcistan: Mikheil Saakashvili, Başkan<br />
Kosova: Fatmir Sejdiu, Başkan<br />
Litvanya: Dalia Grybauskaite, Başkan<br />
Litvanya: Andrius Kubilius, Başbakan<br />
Makedonya: Nikola Gruevski, Başbakan<br />
Malta: Lawrence Gonzi, Başbakan<br />
Hollanda: Jan Peter Balkenende, Başbakan<br />
Norveç: Jens Stoltenberg, Başbakan<br />
Polonya: Donald Tusk, Başbakan<br />
Portekiz: Anibal Cavaco Silva, Başkan<br />
Slovakya: Robert Fico, Başbakan<br />
İsveç: Fredrik Reinfeldt, Başbakan<br />
Türkiye: Abdullah Gül, Başkan<br />
İngiltere: Gordon Brown, Başbakan</p>
<p><strong>YAKIN DOĞU </strong><strong><br />
</strong>Mısır: Dr. Ahmed Nazif, Başbakan</p>
<p><strong>GÜNEY VE ORTA ASYA</strong><br />
Afganistan: Hamid Karzai, Başkan<br />
Butan: Lyonpo Jigme Yoser Thinley, Başbakan<br />
Hindistan: Pratibha Patil, Başkan<br />
Hindistan: Manmohan Singh, Başbakan<br />
Kırgızistan: Kurmanbek Bakiyev, Başkan<br />
Sri Lanka: Mahinda Rajapakse, Başkan<br />
Sri Lanka: Ratnasiri Wickramanayake, Başbakan<br />
<strong><br />
<strong>BATI YARIMKÜRE</strong></strong><br />
Belize: Colville Norbert Young,<br />
Genel Vali<br />
Kolombiya: Alvaro Uribe Velez, Başkan<br />
Kostarika: Oscar Arias Sanchez, Başkan<br />
Dominik: Nicholas Joseph Orville Liverpool, Başkan<br />
Meksika: Felipe de Jesus Calderón Hinojosa, Başkan<br />
St. Kitts/Nevis: Denzil Douglas, Başbakan<br />
St. Lucia: Stephenson King, Başbakan<br />
Surinam: Ronald Venetiaan, Başkan<br />
Trinidad-Tobago: Patrick Manning, Başbakan<br />
Trinidad- Tobago: George Maxwell Richards, Başkan<br />
Uruguay: Tabare Vazquez, Başkan<br />
<strong></p>
<p><strong>Fullbright bursu ile 155 ülkede 294 bin kişi yetiştirildi</strong></strong><br />
Amerikan Dışişleri Bakanlığı sitesinden verilen link üzerinden Fulbright bursları tanıtılırken 1946’dan beri 155 ülkede 294 binden fazla kişinin bu burs ile mezun olduğu belirtiliyor<br />
Fullbright mezunları arasında halen dünyaya yön veren kişilerin, devlet ve hükümet başkanlarının, BM Genel Sekreterliği, Amerikan Kongresi,. NATO, Nobel Ödül Komitesi gibi kurumlarda çalışanlar, ayrıca sporcular arasında olimpiyatlarda altın madalya kazananlar bulunduğu bildiriliyor.<br />
Fulbright’ın İslam Dünyası için 3-6 haftalık kısa programı bulunduğu; özellikle Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerinde yerel örgütlenme, sivil örgütlenme, toplum gruplarının etkileşimi gibi konularda gençlere kurs verildiği belirtiliyor.<br />
Fullbright Türkiye Komisyonu’nun bugünkü yönetiminde, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından YÖK Başkanlığı’na atanan ODTÜ Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan da görev yaptı. AKP hükümetinin Devlet Bakanı Ali Babacan, ABD’de işletme yönetimi öğrenimi gördükten sonra Fulbright bursu ile yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra bir süre Amerika’da kaldı ve mali danışman olarak çalıştı.<br />
Fulbright Yönetim Kurulu’nun Onursal Başkanlığı’nı ise ABD Türkiye Büyükelçisi Ross Wilson yapıyor.<br />
2009 Yönetim Kurulu aşağıdaki Türk ve Amerikalı üyelerden oluşmaktadır:<br />
James Jeffrey, (Onursal Başkan) Amerikan Büyükelçisi, Ankara<br />
John Thomas Mc Carthy, (Başkan) İNG Bank Türkiye Müdürü, İstanbul<br />
Dr. Sharon A. Wiener, Başkonsolos, İstanbul Konsolosluğu, İstanbul<br />
Kaya Arıkoğlu, Mimar ve Şehir Tasarımcısı, Arıkoğlu Arkitekt Ltd. Şti, Adana<br />
Dr. Craig Dicker, (Veznedar) Kültür Ataşesi, Amerikan Büyükelçiliği, Ankara<br />
Doç. Dr. Fatma Taşkın, (Başkan Yardımcısı), Ekonomi Bölümü Başkanı, Bilkent Üniversitesi, Ankara<br />
Prof. Dr. İhsan Dağı, Uluslararası İlişkiler Bölümü, Orta Doğu Teknik Üniversitesi, Ankara<br />
Namık Güner Erpul, Genel Müdür Yardımcısı, İkili Kültürel İlişkiler Genel Müdürlüğü, Dış İşleri Bakanlığı, Ankara<br />
Prof. Dr. İbrahim Özdemir, Genel Müdür, Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü, Milli Eğitim Bakanlığı, Ankara</p>
<p><strong>Fulbright Eğitim Komisyonu’nun Tarihçesi</strong><br />
Fulbright Eğitim Komisyonu, kendi İnternet sitesinde verilen bilgiye göre 1949’da ABD ve Türkiye arasında imzalanan ikili anlaşma sonucunda kurulmuştur.<br />
<strong><br />
<strong>Sitede aynen şöyle deniliyor:</strong></strong><br />
*Türkiye Fulbright Eğitim Komisyonu Türk ve Amerikalı üniversite mezunlarını, akademisyenleri ve öğretmenleri seyahat ve diğer masraflarını kapsayan burslarla destekler ve ABD’de eğitim almak isteyen Türk öğrencilere danışmanlık hizmeti sunar.<br />
Komisyon 1949’daki kuruluşundan beri, Türk ve Amerikan hükümetleri tarafından fonlanmıştır. Komisyon bu fonu artırmak için özel bağışlar da kabul etmektedir.<br />
Türkiye Fulbright Programı kurulduğundan beri 4000’den fazla Türk ve Amerikalı öğrenci ile akademisyene burs imkânı sağlamıştır.<br />
Fulbright mezunu Türk öğrenci ve öğretim üyeleri programlarını tamamlayıp kendi ülkelerine geri dönünce, kurumlarında önemli mevki sahibi olmuş, eğitim aldıkları ülke ile bağlarını da koparmayarak, Fulbright’ın amacını uygulamış ve gerçekleştirmiş olurlar.<br />
Türkiye Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, İngiltere’de Exeter Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı ancak ABD Dışişleri Bakanlığı internet sitesinde Bakanlığın ECA bursu ile okuduğu bildiriliyor</p>
<p><a href="http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/habergoster.php?haber=28291" target="_blank">http://www.yg. yenicaggazetesi. com.tr/habergost er.php?haber= 28291</a><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/a11-211.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-2404" title="a11-211" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/a11-211-49x300.jpg" alt="a11-211" width="49" height="300" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/abd-disisleri-gulu-biz-yetistirdik.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Düşünüyorum da biz Kürt kardeşlerimize  siyasal haklarını vermeliyiz.</title>
		<link>http://www.addisparta.org/dusunuyorum-da-biz-kurt-kardeslerimize-siyasal-haklarini-vermeliyiz.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/dusunuyorum-da-biz-kurt-kardeslerimize-siyasal-haklarini-vermeliyiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 22 Dec 2009 21:47:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2392</guid>
		<description><![CDATA[Verelim ki onlar : * Cumhurbaşkanı olabilsinler, * Milletvekili, * Bakan, * Meclis Başkanı, * hatta Başbakan olabilsinler, * Belediye Meclis üyesi, * Belediye Başkanı olabilsinler, * General olabilsinler, *...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><strong><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Verelim ki onlar :</span></em></strong><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"><br />
* <span>Cumhurbaşkanı</span> olabilsinler,<br />
* Milletvekili,</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">* Bakan,</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">* Meclis <span>Başkanı,</span></span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">*</span></em></span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> hatta Başbakan olabilsinler,<br />
* Belediye Meclis üyesi,</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">* Belediye <span>Başkanı</span> olabilsinler,<br />
* General olabilsinler,</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">* Jandarma Genel <span>Komutanı</span> olabilsinler,<br />
* Oy kullanabilsinler, oy&#8230;</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">*  Benim karim oy kullanabiliyor ise, bir Kürt dostumuzun karisi da oy kullanabilsin. </span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Pardon, biz <span>onların</span> siyasal <span>haklarını</span> 1923’te vermiş miyiz? Keşke vermeseydik, bugün verip sevindirirdik. </span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Peki,</span></em></span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> o zaman bu <span>açıklanmayan</span> paketin içinde neler var acaba?<br />
Allah devletimize zeval vermesin, ben bir türlü <span>açıklanmayan</span> <strong>“Kürt <span>Açılım</span> Paketi</strong>”nin içinde <span>olanları</span> tahmin ediyorum <strong>: </strong></span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- Önce <span>Doğu</span> ve <span>Güneydoğu’da</span> <span>ağalık</span> sistemi <span>yıkılacak</span>. Vatandaşlar <span>ağanın</span> <span>köleliğinden</span> <span>çıkarılarak</span> vatandaş statüsüne geçirilecek.</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> <span id="more-2392"></span></span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- Bu işe bir feodal Kürt beyi olan DTP <span>Başkanı</span> Ahmet Türk’ün görkemli <span>Kasrı</span> <span>Kanco’sundan</span> başlanacak.</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- Orada yaşayan köylülere Cumhuriyet tarihinde hiçbir zaman <span>başarılamayan</span> toprak <span>dağıtımı</span> <span>sağlanacak</span>.</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">-  Kürt <span>halkının</span> vazgeçilmezi olan töre cinayetleri ve kan <span>davası</span> çözülecek.</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- <span>Kız</span> <span>çocuklarının</span> <span>okuması</span> <span>sağlanacak</span>. </span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- O <span>vatandaşlarımızı</span> yeşil kart, çocuk <span>parası</span>, çiftçilik <span>yardımı</span>, erzak <span>yardımı</span> şeylerle gibi oyalayarak <span>miskinliğe</span> <span>alıştırmaktan</span> vazgeçilerek bu kaynaklar yöreye <span>yatırım</span> olarak yönlendirilecek.</span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Kürt kardeşlerimize tarihimizde 38 Kürt <span>isyanı</span> <span>çıktığı,</span></span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- ve <span>bunların</span> hepsinin feodal Kürt sistemini devam ettirmek için <span>çıkarıldığı</span> </span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- ve iki topluma da ne kadar zarar <span>verdiği</span> <span>öğretilecek</span>. </span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- <span>Örneğin<strong> </strong></span><strong>:</strong> 1925 <span>isyanının sonunda Şeyh Sait’in sponsorları tarafından teslim edilmiş ve bunu hayati ile ödemiş olduğu,</span></span></em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- Mustafa Kemal’in de bunun karşılığında Kerkük’ü İngilizlere bırakmak zorunda kaldığı (daha henüz Apo’nun teslim bedelini örgenmiş değiliz) hatırlatılacak.</span></em></span><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Dersim </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">İsyanı’nın</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> 1930’lu </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">yıllarda</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> devletin elinin bu yörelere </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">ulaşıp <strong>:</strong></span></em></span><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">   Yol, köprü, telefon-telgraf, </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">eğitim</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">-</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">öğretim</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> ve güvenlik güçlerinin gelmesi, yani devletin fiziksel olarak oralarda var </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">olmasının</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">, </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">ağalık</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> sistemini yerinden </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">sarstığı</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> için </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">ağalar</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">tarafından</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> (her zamanki gibi </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">İngiliz </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">destekli olarak) 1937 </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">yılında</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">başlatılıp</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">, önce telefon-telgraf direklerinin </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">yıkıldığı</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">, köprülerin uçurulup </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">okulların</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> ve jandarma </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">karakollarının</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">yakıldığı</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">hatırlatılacak</span></em></span><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">.</span></em></span><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- Bunun tam da Fransızlar ile Hatay sorununun çözülmek üzere olduğu günlere gelmesinin bir rastlantı olmadığı anlatılacak.</span></em></span><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">- Kürt kardeşlerimize; çözümün, feodal Kürt liderlerinin peşinden giderek veya varlığını teröre ve bir terör örgütüne borçlu olan partilerde ve onu destekleyen yabancı devletlerde değil, Mustafa Kemal’in çizdiği yol haritasından başka bir yerde olmadığı anlatılacak. </span></em></span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Ben akliselim olan Kürt kardeşlerimin, Atatürk’ün 10. <span>Yıl</span> Nutku’nda <span>verdiği</span> mesaja hiçbir <span>itirazları</span> <span>olmadığını</span> biliyorum. Bu ülkenin <span>birliği</span>, <span>beraberliği</span> ve <span>refahı</span> için tek yol <span>haritası</span> <span>vardır</span>: </span></em></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span><em><span style="FONT-SIZE: 14pt">Ne mutlu Türküm diyene.</span></em></span><span style="FONT-SIZE: 14pt"> </span></p>
<p style="MARGIN: 0cm 0cm 0pt"><span style="FONT-SIZE: 14pt">Prof. Dr. <span><em>Birgül</em></span> Sönmez </span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/dusunuyorum-da-biz-kurt-kardeslerimize-siyasal-haklarini-vermeliyiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

