<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi &#187; Derneğin Yayınladıkları</title>
	<atom:link href="http://www.addisparta.org/kategori/dernegin-yayinladiklari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.addisparta.org</link>
	<description>ADD Isparta Şubesi</description>
	<lastBuildDate>Fri, 21 Oct 2011 08:31:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
		<item>
		<title>SANKİ TÜRKİYE’Yİ CİN’LER YÖNETİYORMUŞ GİBİ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/sanki-turkiye%e2%80%99yi-cin%e2%80%99ler-yonetiyormus-gibi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/sanki-turkiye%e2%80%99yi-cin%e2%80%99ler-yonetiyormus-gibi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 21 Oct 2011 08:31:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2774</guid>
		<description><![CDATA[Ülke sathı mahallinde; üzüntü, kızgınlık, nefret, kin, öfke dalgaları yayılıyor. 1918 lerin İstanbul başta olmak üzere her yönden işgal edildiği günlerin benzeri yaşanıyor. &#160; İşgal güçleri; askeri birliklerini, üslerini, cephanelerini,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ülke sathı mahallinde; üzüntü, kızgınlık, nefret, kin, öfke dalgaları yayılıyor. 1918 lerin İstanbul başta olmak üzere her yönden işgal edildiği günlerin benzeri yaşanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İşgal güçleri; askeri birliklerini, üslerini, cephanelerini, füze kalkanlarını getiriyor, yerleştiriyor. Casuslar, ülkenin belli bölgelerinde irtibat ofisleri kuruyor. Nutuklar atılıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; iktidarda başkaları varmış gibi.</p>
<p>Sanki; yetki güç başkalarındaymış gibi.</p>
<p>Sanki; karar alma iradeleri yokmuş gibi</p>
<p>Sanki; gizli anlaşmaları başkaları yapıyormuş gibi.</p>
<p>Sanki; terörü, örgütü, teröristi kendilerine karşı olanlar olarak görmüyorlarmış gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; ABD kontrolünde MİT-PKK görüşmeleri yapılmamış gibi.</p>
<p>Sanki; İmralı terörist başı ile devetlet yetkililerinin görüşmeleri yapılmıyormuş gibi</p>
<p>Sanki; büyük ortadaoğu projesi eş başkanları değilmiş gibi.</p>
<p>Sanki; CIA, FBI ve NSA,MI6 irtibat büroları Türkiye’de kurulmamış gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; şehitlerin geldiği gün general tutuklanmıyormuş gibi</p>
<p>Sanki MİT, Genelkurmay istihbarat ve Emniyet istihbarat örgütleri yanında kamu güvenliği müsteşarlığı kurulmamış gibi.</p>
<p>Sanki; istihbarat birimleri, muhalifleri dinlemeye, takip etmeye tahsis edilmemiş gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; yandaş ve c andaş medyanın kalemşörleri askeri birimleri hergün eleştirmemişler gibi.</p>
<p>Sanki; ihanet içinde olanlar belli değilmiş gibi.</p>
<p>Sanki; işbirlikçisi, dönmesi, dincisi, yobazı askere acımasızca davranmıyorlarmış gibi.</p>
<p>Sanki; çatışmaların sürmesini arzulayan odaklar yokmuş gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; on yıllardır, bölgede önleyici nitelikte geniş arazi taramaları yapılıyormuş gibi.</p>
<p>Sanki, birçok kez kıstırılan grupların salıverildiği duyulmuyormuş gibi.</p>
<p>Sanki; yeri bilinen grup ve kamplara özellikle operasyon yapılmadığı işitilmiyormuş gbi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; PKK&#8217;nın finansmanını kesme adına, Kürt mafyasıyla, silah, uyuşturucu madde, her türlü madde kaçakçılığıyla mücadele edilmediğini hatta tam tersine bu kesimlerle menfaat birlikteliği içine girildiği görülmüyormuş gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; yine aynı şekilde vergi, gümrük, ve bankacılık sisteminin bölücülerin finansmanını önleme anlamında asla kullanılmadığını, hatta K. Irak&#8217;daki savaş lordlarıyla beraber ortak şirketler kurulduğu bilinmiyormuş gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; bölgeye yapılan her türlü atamada bölücülerin arzularına uyum gösterildiğini ve bunu özellikle son birkaç yılda zirveye ulaştığı anlaşılmıyormuş gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; bölücüler bölgede yerel yönetimlerde oldum olası hakim değillermiş gibi. Bölgede bütün belediyelerde kendi yandaşlarını on yıllardır istihdam edilmiyormuş gibi. Merkezi bütçeden ayrılan kaynakları kendi amaçları için kullanmıyorlarmış gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki; iktidarlar geniş kapsamlı yurtiçi harekatlara sınır ötesi harekatlara sonuç alıcı imha operasyonlara izin vermişlermiş gibi.</p>
<p>Sanki; asker sadece dağdakilerin imhası, etkisiz hale getirilmesinde faydalı değilmiş gibi. Sanki; sivil iktidarlar onay verdiğinde dağdaki kadroları sıfırlanmamış gibi.</p>
<p>Sanki; hergün devletin deneyimli askeri, aydını, terörist diye etkisileştirlmiyormuş gibi.</p>
<p>Sanki; gazetecinin yandaşının milletvekili, karşıtının ise terörist diye tutuklanmıyormuş gibi</p>
<p>Sanki; ülkeyi cin’ler yönetiyormuş gibi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Sanki gibi konuşuyorlar. Ama asıl korkuları, bilinme korkusu, haksız edindikleri servetler, yabancılarla gizli anlaşmaları.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hepsi ama hepsi biliniyor. Bilinmediklerini zannettikleri de biliniyor. Bilinenlerin de zamanı geldiğinde herkesçe bilinir hale getirileceğini de biliyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Kuşkusuz her milletin varolma-yokolma durumuna düşmesi halinde harekete geçen vefakar ve cefakar, donanımlı evlatları vardır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bunlar kimler midir? Belki sizsiniz, belki arkadaşınızdır, belki komşunuzdur, belki çalışma arkadaşınızdır, belki adını bildiğiniz kendisini de görmediğiniz kişilerdir, belki de görüp bildiklerinizdir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Günün Sözü: İnsanın kararlı olanından kork.</p>
<p>Nurullah AYDIN</p>
<p>21 Ekim 2011-ANKARA<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/2009-10-05-3649_ic1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2775" title="2009-10-05-3649_ic" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/2009-10-05-3649_ic1.jpg" alt="" width="350" height="229" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/sanki-turkiye%e2%80%99yi-cin%e2%80%99ler-yonetiyormus-gibi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PİŞKİNLİK VE SERSEMLETİLEN HALK</title>
		<link>http://www.addisparta.org/piskinlik-ve-sersemletilen-halk.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/piskinlik-ve-sersemletilen-halk.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 15 Oct 2011 09:41:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2765</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye gündeminde; sarsıcı olaylar var. Ama bir tarafta sırıtan pişkinler diğer tarafta sersemletilmiş halk yığınları var.  100 yıl önce ABD mandacılığını savunan kanı, inancı bozuk olanların torunları 2011 de modern...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Türkiye gündeminde; sarsıcı olaylar var. Ama bir tarafta sırıtan pişkinler diğer tarafta sersemletilmiş halk yığınları var.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> 100 yıl önce ABD mandacılığını savunan kanı, inancı bozuk olanların torunları 2011 de modern mandacılığı kabul etmişler. Örtülü ABD işgali sürüyor. Sırada Saddam Irak’ını İran’la savaştırıp sonra da ülkesini yakıp yıkan senaryonun benzeri var. Türkiye İran’la savaştırılmak isteniyor. Küresel terörist obama Türkiye’yi ikna için heyet gönderiyor.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Kimliksizler yeni anayasa diye sayıklıyor.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Başka, cinsel sapkınlıklar artıyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Terör can almaya devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Zamlar birbiri ardına yapılıyor. Kriz geliyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Milletvekilleri yeni ayrıcalıklar peşinde.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Bakın; İnsanların birbirini tanımlamada kullandığı kavramlar çok. Bunlardan üç kavram son günlerin olayları için tıpa tıp uyuyor. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Kimisi pişkinlik içinde. Kimisi tam bir şebek rolü oynuyor. Kimisi şebeke halinde çalışıyorlar. Bunları medyada, siyasette, akademik dünyada görmek olanaklıdır. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Oysa bu ülkede her dönem yolsuzluk olmuş ve hesap soracağını söyleyenler iktidara geldiğinde bu kez kendi yandaşları yolsuzluk yapmış ve içlerine sindirmişlerdir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Aksini söyleyen varsa, gerçeği arıyorlarsa, gitsinler halk arasında konuşulanlara baksınlar. Bakmazlar, bakamazlar. Biat eden, gözleri kör, kulakları sağır, kalpleri mühürlü yandaş güruhun alkışları ile pişkinlikle konuşuyorlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Ama nedense bu güruhun özür dilemek gibi bir erdemli yanları yok. Özür dilemek yerine her defasında pişkinlik içinde hareket ediyorlar. Karşıdakini hemen suçlama yoluna gidiyorlar. </span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bakın; Kayseri yolsuzluk dosyaları aynen Deniz Feneri&#8217;nde davasında olduğu gibi belgelerle ortaya konuyor. Birileri Kefilim diyor. </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Hayret ki ne hayret! Tam bir komedi!  </span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Asıl ilginç olan da; yandaş medya koro halinde yolsuzlukları tersyüz etmek, aklamak paklamak için yarış halinde! </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Bilinen yolsuzluklar da onlar için yalan. Sadece kendi dedikleri doğru. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Bu dincilerde tuhaf insanlar! Yetim hakkı, haram, helal kavramlarını terk etmişler. Devlet malı deniz yemeyen domuz diye halk arasında söylenen söze uygun bir şekilde iktidar, yetki, güç olanaklarından yararlanarak küplerini doldurmaya devam ediyorlar. Bunları dile getirenlere de inanılmaz çalımla, çamur atabiliyorlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> İnanılır gibi değil ama gerçek! </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> İş üretmiyorlar, sadece konuşuyorlar. Açılış üzerine açılış yaptıklarını söylüyorlar. Peki ama neyin açılışı? Konut açılışı, yol açılışı. Başka, başka yok. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Siyasetçisi, gazetecisi, akademisyeni iftira üretip, iftira atıyor, karalamaya çalışıyor. Hani ispatı dediğinizde, delil yok. Bunların huyu bu! Bunlar önce ortaya bir iddia atar, hani delili denildiğinde lehlerine ise yok derler, muhalif ise arkadan gelir diyorlar. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Suçluluk psikolojisi herkesi sarmalamış durumda! </span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Öfkeyle bağırıp çağırıyorlar. Toplumun kafasını karıştırmaya devam ediyorlar. </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Yapılan onlarca yolsuzluklar için bir şeyler yapmıyorlar. Yapamıyorlar. Bataklık anaforu hepsini içine almış durumda! </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bir fıkra: </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bir Fransız, bir Alman ve bir Türk müzede &#8220;Adem ve Havva Cennet Bahçesinde&#8221; tablosuna bakıyorlarmış: </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Alman, &#8220;Bedenlerinin kusursuzluğuna bakar mısınız? Adem ile Havva mutlaka Alman olmalı.&#8221; demiş. Fransız, Alman&#8217;a karşı çıkmış: </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">&#8220;Havva ne kadar güzel, Adem ne kadar yakışıklı. Bu denli çekici olduklarına göre, hiç kuşkusuz Fransız olmalılar.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Türk, tabloyu uzun uzun izledikten sonra kararını vermiş: </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">&#8220;Bunlar kesin Türk&#8217;tür. Üstte yok, başta yok, elmadan başka yiyecek yok, ama hâlâ kendilerini cennette sanıyorlar.&#8221; </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Uyan ey halkım uyan! </span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Günün Sözü: Haksızlıkla elde edilen servet, insana mutluluk getirmez.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">H.Prof.dr.Nurullah AYDIN</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">15 Ekim 2011-ANKARA </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;"> <a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1233183271.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2766" title="1233183271" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1233183271.jpg" alt="" width="500" height="250" /></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/piskinlik-ve-sersemletilen-halk.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Vakıflar Ve Bağımsızlık   &#8220;Bülent ESİNOĞLU&#8221;</title>
		<link>http://www.addisparta.org/vakiflar-ve-bagimsizlik-bulent-esinoglu.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/vakiflar-ve-bagimsizlik-bulent-esinoglu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Oct 2011 12:03:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2762</guid>
		<description><![CDATA[Uluslar arası tekeller, ulus devletleri yıkmaya karar verdiği günden beri, sivil toplumculuk olmuştur. Tanzimat ile başlayan Batı hayranlığı, AB’ye tam üye olma sevdasıyla tavan yaptığı yıllarda, Türk halkının içine iki...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;"><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/imagesCAU20EIT.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2763" title="imagesCAU20EIT" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/imagesCAU20EIT.jpg" alt="" width="237" height="213" /></a>Uluslar arası tekeller, ulus devletleri yıkmaya karar verdiği günden beri, sivil toplumculuk olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Tanzimat ile başlayan Batı hayranlığı, AB’ye tam üye olma sevdasıyla tavan yaptığı yıllarda, Türk halkının içine iki fitne birden sokulmuştu. (2002-2004)</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Devlete kaşı sivil toplumculuk ve sivil toplum örgütlerinin yabancılardan yardım alması hususu.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Sivil toplumculuk süreci bir anlamda radikal inkârcılık (nihilizm) süreci olarak işlemiştir. Bir başka anlatımla, kuruluş ve kurtuluş-a ait tüm değerleri inkâr eden bir süreç.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu süreçte “sivil toplumculuk” büyük destek görmüş, AKP ve CHP’nin yarattıkları AB hayranlığı, sivil toplum örgütlerinin serilip serpilmesine yardımcı olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">AKP için cemaatleşmek olarak gelişen sivil toplumculuk, uluslar arası sermaye için ideolojik zemin yaratma işlevi görmüştür.(Modern misyonerlik)</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Sivil toplumculuk zemini iyi kullanan yabacı vakıflar, bağımsızlığın önemsiz bir değer olduğu fikrini halkın içinde işlemişler. Nihilist bir ortam hazırlamışlardır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Türk halkı neden bu kadar duyarsız diye şikâyet ettiğimiz ortamı, işte bu yerli ve yabancı sivil toplum kuruluşları hazırlamıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Mukayese edebilme açısından, Rusya’dan bir alıntı ile devam edelim.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Putin, iktidara geldiği ilk gün ilk iş olarak, dernek ve vakıfların Amerika ve Avrupa’dan para almalarını yasaklamıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Rusya geriye gidişi durdurmanın ilk şartı olarak, bu tedbirleri aldığı günlerde, ülkemizde vakıf ve derneklerin yabancılardan yardım almasının önü açılıyor, bu yetmiyormuş gibi Avrupa’daki derneklerin Türkiye’de şube açmasına izin veriliyordu.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Türkiye’de bugünlerde Eşbaşka’nın şikâyet ettiği vakıflar kendilerinin döneminde çıkarılan Vakıflar Yasası ile mümkün olmuştur.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Ünlü vurguncu Soroz’un vakıfları AKP iktidara gelmeden önce kurulmuş, AKP’nin iktidara gelmesini sağlamış. Daha sonra da, yasal olarak var olmaya devam etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Açık Toplum Enstütüsü, TESEV gibi vakıflar, Renkli devrimlerin imalatçısı Soros’un vakıflarıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">2002’den önce gayri kanuni etkinlik sürdüren, Frederik Elbert, Frederik Nauman, Conrat Adenaur, Holalanda StichtingHoger Vakfı gibi vakıflar da vardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Yabancı vakıfların hepsi AKP’nin iktidara gelebilmesi için her türlü çabayı sarf ettiler. Çünkü AKP iktidara gelirse Alman ve Amerikalı tekellerin önünü açacağını biliyorlardı.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu vakıflar o kadar ileri derecede devletin içine nüfuz ettiler ki, bir zamanlar kanun taslaklarını hazırlayıp, bakanlıklara verebildiler. Bu yasalar öyle denetimsiz Meclisten geçti ki, Türkçe yasalarda İngilizce sözlükler var olur hale geldi. Bazılarını Ahmet Necdet Sezer Meclise geri gönderdi.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bunları yaşadık.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Yabancı vakıflardan en son şikâyet edecek bir kişi varsa, o da Erdoğan’dır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">7.10.2011, bulentesinoglu@gmail.com</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/vakiflar-ve-bagimsizlik-bulent-esinoglu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>EĞİTİM SİSTEMİNİ ALT ÜST EDEN KHK’LER… Mustafa Gazalcı</title>
		<link>http://www.addisparta.org/egitim-sistemini-alt-ust-eden-khk%e2%80%99ler%e2%80%a6-mustafa-gazalci.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/egitim-sistemini-alt-ust-eden-khk%e2%80%99ler%e2%80%a6-mustafa-gazalci.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 06 Oct 2011 13:13:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2759</guid>
		<description><![CDATA[Hükümet, TBMM’nin kapalı olduğu bir sırada daha önceki yasama döneminde 6 Nisan 2011’de aldığı bir yetkiye dayanarak üst üste çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) çıkardı. Hürriyet gazetesinin yazdığına  göre bu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Hükümet, TBMM’nin kapalı olduğu bir sırada daha önceki yasama döneminde 6 Nisan 2011’de aldığı bir yetkiye dayanarak üst üste çıkardığı Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) çıkardı. Hürriyet gazetesinin yazdığına  göre bu yolla 1 yılda çıkaracağı yasalara denk yasa çıkmış.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            Bağımsız kurumların Hükümete bağlanmasıyla ilgili düzenleme, Sağlıkta, “Tamgün Yasası”, Bilimde “TÜBİTAK ve TÜBA”, Milli Eğitim Bakanlığının Teşkilât Yasasının sil baştan değiştirilmesi, Kuran kurslarına giden çocuklarda 12 yaş sınırının kaldırılması, KHK’nin kimileri&#8230;                      </span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Çoğu daha önceden Danıştay’dan, Anayasa Mahkemesi’nden dönmüş olan tartışmalı konular. Ben yaptım oldu. Ne TBMM ne kamuoyunda tartışma. Masa başında, kapalı kapılar ardında oturup yazılıyor, Bakanlar Kurulu imzalıyor, Resmi Gazetede de yayımlanıyor, al sana yasa. Bir sabah uyanıyorsunuz yeni bir yasa, yeni bir düzenleme.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Demokrasi, hukuk bunun neresinde? Geçen yasama döneminde TBMM tatile girmeden çoğunluğuna dayanarak bir yetki alıyorsun. O zaman iş başında 60. Hükümet var. Sonra 12 Haziran 2011 Genel Milletvekili seçimleri yapılıyor. Yeni milletvekilleri seçiliyor, yeni TBMM’nin içinden yeni 61. Hükümet oluşuyor. Bu Hükümet daha önce alınmış yetkiye dayanarak KHK’ler çıkarak toplumsal düzenimizde köklü değişiklikler yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Biz hukukçu değiliz, elbette işin uzmanları bilir. Ancak sınırı, zamanı belli, başka bir Mecliste, başka bir Hükümettin aldığı bir yetkiyi bu Hükümet nasıl kullanır?</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;">            </span><strong>Milli Eğitim Sil Baştan</strong></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Hükümet, 14 Eylül 2011 tarihinde KHK ile Bakanlığın Teşkilat Yasası’nda yaptığı değişiklikle MEB görevleri arasında olan “<strong><em>Atatürk İnkılâp ve İlkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk Milliyetçiliğine bağlı</em></strong>” yurttaşlar yetiştirme ifadelerini kaldırdı. </span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Göreve yeni gelen Milli Eğitim Bakanı Sayın Ömer Dinçer’e göre, KHK’nin amacı Bakanlıkta “katı, mekanik bürokrasi” yerine, “akademik boyutu olan profesyonel bir bürokrasi” getirmekmiş! “Öğretmenle birlikte eğitim yöneticilerinin bulunduğu kurumu Bakanlığın vizyonu doğrultusunda geleceğe taşıyacak birer vizyoner lider olmalarını sağlayacak her türlü tedbiri alacağız.”(19.9.2011 Hürriyet)</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Demek ki Sayın Bakanın başında bulunduğu, adının önünde ulusallık olan Bakanlığın vizyonunda “Atatürk ilke ve devrimleri, Cumhuriyete bağlılık” olmayacak.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Zaten Sayın Bakan yıllar önce yaptığı konuşmada, “Yeni Türkiye-Ilımlı İslam Cumhuriyetine dönüşmüş durumdadır.” dememiş miydi? Bugün de bu konuşmanın arkasında olduğunu söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;"> </span></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman;">Anayasa ve Yasalara Göre</span></strong></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            Anayasa’nın 42. maddesi eğitimin “<strong><em>Eğitim ve öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılâpları doğrultusunda, çağdaş, bilim esaslarına göre</em></strong>” yapılacağını belirtir. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            Yine 1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun (METK) 2. maddesi “<strong><em>Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, “Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı</em></strong>” yurttaşlar olarak yetiştirmeyi öngörmüştür. </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            Anayasa’da var olan bir hüküm nasıl olurda Teşkilat Yasası’na girmez! Bu durum Anayasaya aykırı değil midir?</span></span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">            </span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            AKP iktidara geldiğinden bu yana, eğitimi yasalarda, yönetmeliklerde, ders kitaplarında, programlarda yaptığı değişikliklerle laik eğitim sistemini adım adım dinselleştirip, özelleştirmektedir. Son <strong>KHK’de yapılan değişiklikler de, ileri sürüldüğü gibi bir reform değil, kendi dünya görüşleri doğrultusunda yapılmış bir değişikliktir.</strong> </span></span></p>
<p><strong><em><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            </span></span></em></strong></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"><strong><em><span style="font-size: small;">            </span></em></strong><strong>MEB’de Başka Neler değişti?</strong></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            Bakanlıktaki 32 olan hizmet birimi 12’ye indirilirken, bunun ideolojik değil teknik bir değişiklik olduğunu savunmuştur. Ancak nedense “<strong><em>Din Öğretimi Genel Müdürlüğü”ne dokunulmamıştır.</em></strong> Hatta bu genel müdürlüğün yetkileri artırılmıştır.   </span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            KHK ile Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki bütün eğitim yöneticileri <strong><em>sözleşmeli personel</em></strong> yapıldı. Eskiden üçlü kararnameyle atanan, belli iş güvencesi olan eğitim yöneticileri bundan sonra Amerika’daki gibi iktidarla gelip iktidarla gidecektir.  Değişiklikle hukuka değil Bakana bağlı bir personel düşünülmüştür.</span></span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">            AKP iktidarı döneminde toplu kıyımların, partizanca kadrolaşma yapıldığı Talim Terbiye Kurulu (TTK)  da KHK’den payını aldı. Eğitim politikalarının belirlendiği, ders kitaplarının incelendiği TTK’nin bu düzenlemeyle Bakana bağlılığı artırıldı.</span></span></p>
<p><strong><span style="font-family: Times New Roman;">         </span></strong></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="font-size: small;">            </span><strong>Kuran Kurslarında Yaş Sınırı Kaldırıldı </strong><span style="font-size: small;">                                         </span></span> </p>
<p>            MEB’dekinden üç gün sonra  Kuran kurslarına giden çocukların yaş sınırı da KHK kaldırıldı. Yeni düzenleme kalıcı olursa her yaştan çocuk, anaokuluna giden çocuklar bile Kuran kurslarına gidebilecek.    </p>
<p>            17 Eylül 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan KHK ile  “<em>Diyanet İşleri Başkanlığı Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun’daki “İlk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersleri dışında, Kur’an-ı Kerim ve mealini öğrenmek, hafızlık yapmak ve dini bilgiler almak isteyenlerden ilköğretimi bitirenler için Diyanet İşleri Başkanlığı’nca Kur’an kursları açılır. Bu kurslardaki din eğitim ve öğretimi kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanuni temsilcilerinin talebine bağlıdır. Ayrıca ilköğretimin 5’inci sınıfını bitirenler için tatillerde ve Milli Eğitim Bakanlığı’nın denetim ve gözetiminde yaz Kur’an kursları açılır</em>”  hükmü kaldırıldı.</p>
<p>İktidar, konuya eğitim, çocukların gelişimi bakımından değil, hep din ve Kuran açısından baktı. Birçok konuda yaptığı gibi bu konuda da sanki daha önceden konmuş bir yasağı kaldırıyor, bir özgürlüğü getiriyormuş gibi davrandı. Oysa tartışılan din, Kuran değil, okullarda uygulanacak bilimsel eğitim ve çocukların kişiliklerine uygun sağlıklı gelişimidir.</p>
<p>Çocuklar küçük yaşta zaten ailelerinden ayrıca ilköğretimin 4. sınıfından başlayarak hem de zorunlu olarak haftada iki saat “Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi”  alıyorlardı.</p>
<p>            Asıl kurtuluşun eğitimle olacağını bilen Türkiye Cumhuriyetini kuranlar, 3 Mart 1924 tarihinde “<strong>Eğitim, Öğretim Birliği Yasası”nı </strong>(Tevhid-i Tedrisat) getirdiler. Bu yasayla Osmanlı’daki sürüp gelen yarı dinsel yarı bilimsel ikili eğitim sona eriyor; yerine tüm okullarda program birliği içinde bilimsel, pozitif bir eğitim öngörüldü. Anayasa’nın 174. maddesinde bugün de bu devrim yasası koruma altındadır, geçerlidir.</p>
<p>            <strong>KHK Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne de Aykırı</strong></p>
<p>            Çocuklarımıza verilecek temel eğitimin bilimsel olması yalnız bizim Anayasamızda ve yasalarımızda değil, imzaladığımız İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Çocuk Hakları Sözleşmesi gibi uluslararası anlaşmalarda da yükümlendiğimiz bir konudur.</p>
<p>            9 Aralık 1994’te TBMM’de 27 Ocak 1995’te Bakanlar Kurulu’nda görüşülüp kabul edilen “<strong>Çocuk Haklarına Dair Sözleşme</strong>”nin kimi maddelerine bu KHK aykırıdır:</p>
<p>            <strong><em>Çocukları ilgilendiren konularda onların görüşleri alınır. (Md 12), Yetişmesinden sorumlu olanlar bu hakkı çocuklara zarar verecek bir biçimde kullanamazlar. (Md 19), Bütün çocukların sağlıkları, eğitimi hakları, beslenme ve bakımları güvence altındadır. (Md 26), Boş zamanlarını değerlendirmesi, oynaması, eğlenmesi için oyun bahçeleri, çocuk kulüpleri, kitaplıklar, spor okulları açılır. (Md 31), Büyükler kendi çıkarları için çocukları kullanamaz. (Md 36), Eğer bir ülkenin yasaları bu çocuk hakları sözleşmesine uygunsa değiştirilmez, değilse değiştirilir</em></strong>. (Md 42)</p>
<p>Bu oldubittiyle yapılan düzenleme korumasız, haklarını savunamayan çocuğa aynen şiddet uygular gibi ailesinin ve kimi çevrelerin baskısıdır. Devlet olarak imzaladığımız sözleşmenin yukarıdaki maddelerine aykırıdır.</p>
<p><strong>Adım Adım Yollar Örüldü, Ortam Hazırlandı</strong></p>
<p>            Yaklaşık 9 yıldır tek başına iktidarda olan AKP, adım adım bu ortamı hazırladı, birçok yollarla gerekli iklimi yarattı. Kısaca bu süreci anımsayalım:</p>
<p>            <strong>.</strong> 24 Kasım 2003 tarih, 25299 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren <strong>Akşam Kuran Kursları</strong>, o zamanki Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer’in ve kamuoyundan gelen tepkilerin üzerine, 23 Aralık 2003 tarih 25325 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmasıyla geri çekilmiştir.</p>
<p>            <strong>.</strong>26 Mayıs 2005 tarihinde AKP’li milletvekillerinin bir önergesiyle TCK’da yapılan değişikle <strong>kaçak Kuran kursu açanların cezaları indirilmiştir</strong>. Kaçak Kuran kursları açan kişilere verilen 6 aydan 3 yıla kadar ceza, 3 ay ile 1 yılla sınırlandırılarak hapis cezası kaldırılmıştır. Bırakın yasal Kuran kurslarını, kaçak Kuran kursları açanlar bile ceza indirimiyle adeta teşvik edilmiştir.</p>
<p><strong>.</strong> 26 Mayıs 2005 tarihinde yani AKP milletvekillerinin önerge verdiği gün Başbakan Sayın R. Tayip Erdoğan bir gazeteye verdiği demeçte “<strong>Kaçak Kuran kursu diye bir ifade olamaz</strong>. Kanunun ruhuna aykırı. Kuran öğrenilir, Kuran’ı öğrenmeye kimse suç ifadesi kullanamaz.” demiştir. </p>
<p>            <strong>.</strong> 6 Ekim 2009 tarihinde Devlet Bakanı Faruk Çelik yaz Kuran kurslarıyla ilgili yaş sınırının kaldırılması için Başbakanlığa bir tasarı hazırlayıp sunduklarını açıklamıştır.</p>
<p>            <strong>.</strong> 8 Ekim 2009’da Anayasa Mahkemesi, neredeyse 10 yıldır gündeme almadığı Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulu’nun 1999’da Diyanet İşleri Başkanlığı ek maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa’ya aykırılık başvurusunu ele aldı. Davayı reddetti. Çocukların ilköğretimin 5. sınıfından sonra yaz aylarında Kuran kurslarına gitmelerini Anayasa’ya aykırı bulmadı.</p>
<p><strong>          .</strong>12 Ekim 2009’da TBMM Milli Eğitim Komisyonu Başkanı, AKP Kahramanmaraş Milletvekili Mehmet Sağlam, “ Kesintisiz eğitim çağdışıdır. 28 Şubat ürünüdür. Kesintisizlik kesintiye dönüştürülmelidir.” dedi.</p>
<p><strong>.</strong> 29 Temmuz 2011 tarihinde, Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan sorumlu Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ,  Kuran kurslarındaki yaş sınırı da kaldıracaklarını belirttikten sonra şunları ekliyor:</p>
<p>            <strong>.</strong>“Bir baba bir anne çocuğunu yazın her türlü kursa, etkinliğe gönderirken, kendi dininin kitabını öğretmek istediğinde engelle karşılaşıyor. Bu, demokrasi ayıbıdır, hukuk ayıbıdır, insan hakları ihlalidir. Bu uyduruk yasayı değiştireceğiz, bu sorunu çözeceğiz. Zaten artık fiilen uygulanmıyor” </p>
<p>            <strong>.</strong>Ve 17 Eylül 2011’de bir oldubittiyle çıkarılan KHK ile Kuran kurslarındaki yaş sınırı temelli kaldırıldı.</p>
<p>            <strong>AKP döneminde Kuran kursları sayısı hızla arttı, artıyor</strong></p>
<p>            AKP döneminde yaratılan uygun iklim nedeniyle Kuran kurslarının sayısı hemen her gün hızla arttı:</p>
<p>            İlköğretimden sonra açılan Kuran kursları sayısı; 2002- 2003’te 3 bin 664, 2004-2005’te 4 bin 322, 2006-2007’de 7 bin 047’i,  2009- 2010’da 8 bin 707, 2010-2011’de 9 bin 486 olmuştur. (Sözcü)</p>
<p>            Yaz aylarında açılan Kuran kurslarının sayısı ise; 2003’te 48 bin 680, 2004’te 55 bin 830, 2006’da 58 bin 500,  2011 yılında bu sayının çoktan il ve ortaöğretim okul sayısını yani 60 bini aştığını tahmin etmek çok güç olmasa gerek. DİB verilerine göre 2002 yılında yaz Kuran kurslarına giden öğrenci sayısı 1 milyon 19 bin 785 iken 2009 yılında bu sayı 1 milyon 881 bin 637 olmuştur. Son iki yılın sayıları elimizde olmamakla birlikte öğrenci sayısının 2 milyonu çoktan geçtiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Kaçak kursların sayısı ve bu kaçak kurslara giden çocuk sayısı bu sayıların içinde değildir.</p>
<p>            Anayasa, Eğitim Birliği Yasası, Milli Eğitim Temel Yasası ve başta Çocuk Hakları Sözleşmesi olmak üzere imzaladığımız uluslararası sözleşmelere aykırı olarak bir oldubittiyle çıkarılan,  KHK, çocuklarımızın ülkemizin aydınlık geleceği için yeniden gözden geçirilmelidir.</p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">Yoksa Cumhuriyet eğitiminin <strong><em>ulusal, kamusal, laik, demokratik, bilimsel, üretici</em></strong> eğitim ilkeleri bir bir gidiyor, Anayasa’nın koruması altındaki <strong>eğitim birliği</strong> temelli yok oluyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">                        </span><a href="mailto:mgazalci@gmail.com"><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">mgazalci@gmail.com</span></a><span style="font-family: Times New Roman; font-size: small;">,  www.gazalci.net</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">                                     <a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/meb_khk_degsti.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2760" title="meb_khk_degsti" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/meb_khk_degsti.jpg" alt="" width="495" height="278" /></a></span></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/egitim-sistemini-alt-ust-eden-khk%e2%80%99ler%e2%80%a6-mustafa-gazalci.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CÜCELER ÜLKESİNDE MUSTAFA KEMAL</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cuceler-ulkesinde-mustafa-kemal.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cuceler-ulkesinde-mustafa-kemal.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 21:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2749</guid>
		<description><![CDATA[Devrimlerin hiç birinde “kuram, kural ve kurum” üçlüsünün bütünselliğine tarih, tanık olmamıştır. Mustafa Kemal’in yarattığı devrimlerin özelliğini bu üç olguyu bir arada gerçekleşmesinde görürüz. Osmanlı, ülkeye ne kadar yağmur yağdığını,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Devrimlerin hiç birinde “kuram, kural ve kurum” üçlüsünün bütünselliğine tarih, tanık olmamıştır.</strong> <strong>Mustafa Kemal’in yarattığı devrimlerin özelliğini bu üç olguyu bir arada gerçekleşmesinde görürüz.</strong></p>
<p>Osmanlı, ülkeye ne kadar yağmur yağdığını, akarsuların hangisinden ne miktar suyun akıp gittiğini, hava ısısının hangi yörede nasıl değiştiğini bilmeyen bir devlet idi. Mustafa Kemal her şeyden önce ülkesini tanıyan devleti yaratmıştır. Cumhuriyetin ilanından hemen üç yıl sonra, 25 Nisan 1926 tarihinde 3517 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla kurulan <strong>“Merkezi İstatistik Teşkilatı”, </strong>ülkenin nesnel varlığını tanıyacak olan devleti betimler. Zaman içinde üç boyutlu devrimleri gerçek-leştirirken, O’nun devleti, ulusalcı, sekular,(ne dine karşı ne dinden yana) devlet idi ve bilimi en gerçek yol gösterici kabul eden, tam bağımsız, kendine yeterli emperyalizme boyun eğmeyen sosyal hukuk devleti olarak uygarlık tarihinde yerini alacaktı elbet.</p>
<p>Tarihte bir benzerine rastlanmayan devrimlerinin üç temel niteliğini şöyle özetleyebiliriz:</p>
<p><strong>1.Kuramsal Doku.</strong></p>
<p><strong>O’nun gerçekleştirdiği devrimlerin birincil boyutunu, onun kendi kültürünü yaratması eyleminde görürüz. Halkevlerinin, Türk Dil ve Tarih Kurumlarının oluşumu, köy Enstitülerin doğuşu Anadolu tarihinden doğan kültürünü temel alarak onu çağdaş kültürle buluşturmuş ve “bilimin en gerçekçi yol gösterici” olduğu ilkesini devletin ve ulusun temel niteliğine dönüştürmüştür</strong>. İlköğretimden itibaren bu zihinsel bağımsızlığın ve aydınlığın eğitimi, kurumlaşarak gerçekleşecekti elbet Kemalizmin kuramsal (teorik) dokusu böyle doğdu, kendi kültürünü yaratarak.</p>
<p><strong>Sovyet devrimi kendi kültürünü oluşturamadığı içindir ki, ancak 70 yıl dayanabilmiştir. Oysa Mustafa Kemal’in devrimleri kendine özgü kültürü ile birlikte doğmuş ve Anadolu’nun tarihiyle örtüşebilmiş geleceğin uygar Türkiye’sinin temel taşlarını oluşturmuştur. O nedenle şimdi O’nun Cumhuriyetine, O’nun ulusalcı ulus devletine, sekular niteliğine içte ve dışta doğan tuzaklara karşın hala kendisini koruyabilmesi ve her geçen gün O’nun devrimlerine gereksinmenin yeniden güçlenerek doğuşu, kuramsal dokunun ürünüdür</strong>. Mustafa Kemal’in devrimlerindeki devlet, ulusun onuruyla kendi onurunu bütünleştiren devlet idi. Şimdi cüceler ülkesinde onurun birbirini tamamlayan yapısı parçalanmak üzere değil midir?</p>
<p><strong>2. Kuralsal Doku.</strong></p>
<p>Mustafa Kemal’in devrimlerinin ikinci özelliğini, tam bağımsızlığın, ekonomik bağımsızlıkla gerçekleşeceği ilkesinde görüyoruz. Ekonomik bağımsızlık sağlanmadan siyasal ve yönetsel bağımsızlık savı nasıl gerçekleşebilecekti:<strong> Planlı büyüme ve gelişme modeliyle: </strong>Birinci ve İkinci Sanayi Planları, bu modelin nesnel örnekleridir. O planlarda yatırım tercihlerine ilişkin yönteme yer yüzünde Sovyetler Birliği dahil hiçbir ülkesinde bir benzerine rastlayamazsınız. Yunus Balıklarının ya da linyitten sentetik akaryakıt üretme projesindeki verimlilik hesaplarının bir benzerini bugün bir köşeye atılan Devlet Planlama Teşkilatı acaba hazırlayabilir mi? Ve Onun döneminde bir başbakan Sanayi Planlarında yeri olmayan bir yatırım projesinden söz edebilir miydi?</p>
<p>Birinci ve İkinci Sanayi Planları, “Karma Ekonomi” ile anılan bir sistemin oluşumunu da beraberinde getirdi. Bunu Kemalist Devrimlerin nesnel boyutu, kuralsal dokusu olarak özetliyoruz.Aynı zamanda, bu doku tam bağımsızlığın kendine yeterli ekonomik bağımsızlıktan kaynaklanacağını öngörmekteydi ve beş beyazlar ekonomisi olarak un, şeker, bez, kağıt, çimento sanayilerinin kurulmasını temel almıştı.</p>
<p><strong>3.Kurumsal Doku.</strong></p>
<p><strong>Ekonomik büyümeyi sanayileşme devinimiyle gerçekleştirecek kurumların yaratılması Kemalist Devrimlerin üçüncü temel boyutunu oluşturur</strong>. Bu bağlamda, Kamu İktisadi Kuruluşları (KİT’ler) doğacak, Sumerbank, Etibank ve İllerbank gibi kuruluşlar devrimlerin olmazsa olmaz örgütsel koşullarını yaratacaklardı. Kemalist devrimlerin yol haritasında son aşamayı kurumlaşma olarak özetlemek-teyiz.</p>
<p>Bugünün cüceler ülkesinde, sekular, ulusalcı ulus devleti içten ve dıştan kuşatma altına alınmış ve tuzaklarla çevrili bir ortama sürüklenmek üzeredir. Mustafa Kemal’in ulusalcı, sekular, ulus Devleti’nin bir gün kendisini koruma sorunlarını ulusalcı yaşayacağı düşünülebilir miydi? Bugün aydın ve yurtsever kadrolar tutsaklık kamplarında sürgüne gönderildikçe, bu kaygıların vicdanları sızlatan acılarını yaşamaya başladık. Bugün Somali’deki kitlesel açlığın kitlesel ölümlere yol açmasındaki çaresizliği Başbakan R.T.Erdoğan dahil, batı emperyalizminde görenler yanılmaktadırlar.Çünkü:</p>
<p><strong>Hiçbir ulus, kendi içinde işbirlikçi hainlerini yaratmadıkça emperyalizm tarafından sömürülemez.</strong></p>
<p>Cüceler iktidarında, O’nun Devleti’nin kendisini koruma sorunlarını yaşamaya başlayacağını kim tahmin edebilirdi? Mustafa Kemal’in Devleti, kendisini koruma sorunlarını yaşamaya başlamışsa bu, emperyalizmin, işbirlikçi hainlerini içimizde yaratıp satın almış olmasının ürünüdür. Ülkemizin hiçbir sorunu, devletin kendisini ulusun bütünlüğüyle birlikte korumaya zorunlu olması kadar artık önemli değildir.</p>
<p>Bugün eğer Mustafa Kemal, Çankaya’da olsaydı, bir ilin belediye başkanı, bir bakan için “has-tir” sözünü söyleyebilir miydi ve Mustafa Kemal o ile giderek onu ziyaret eder miydi? Ve bir belediye başkanı, azgınlaşabilir Mustafa Kemal’in Devletinde bir bakanı böylesi sözle küçültecek kadar küçülebilir, cüceleşebilir miydi?</p>
<p><strong>Mustafa Kemal’in Devletinde, Türk Ordusunun askerlerinin başına çuval geçirmeye ABD’li Yanki’nin cesaret edebileceğini kim düşünebilirdi?</strong></p>
<p>Mustafa Kemal’in Devletinde “değil bir teröristi kediyi bile vermem diyen bir ABD yamağını, kırmızı halı üzerinde devlet töreniyle karşılayan bir siyasal iktidar doğabilir mi ya da yerinde kalabilir miydi? Mustafa Kemal’in Devletinde, Büyük Ortadoğu Projesi’ni bir başka devletin tasarlayabilmesi ve eş başkanlığını bir başbakanın üstlenmesi söz konusu olabilir miydi? Ulusal bütünlüğe böylesi ters düşen bir iktidar düşkünü başbakan, iktidar dışına düşmekten kendisini kurtarabilir miydi?</p>
<p>Mustafa Kemal, TBMM’nin 6 Mart 1922 günlü gizli celsesinde, bakınız, zahiri ve dahili cepheleri nasıl tanımlıyor:</p>
<p><em>Zahiri cephe, doğrudan doğruya ordumuzun düşman karşısında göstermiş olduğu cepheden ibarettir, diyor ve devam ediyor: Bu zahiri cephenin tezelzül etmesi, tebeddül etmesi, mağlup olması, çözülmesi, hiçbir vakit bir millet ve bir memleketi mahvedemez. Bunun hiçbir ehemmiyeti yoktur. Asıl haizi ehemmiyet olan, ve asıl memleketi temelinden yıkan ve halkını esir eden dahili cephenin sukutudur. İşte bu hakikate bizden ziyade vakıf olan İngiliz, asıl bu cepheyi yıkmak için iki üç seneden beri, asırlardan beri sarfı mesai etmektedir.(Kahrolsun sesleri)</em> (Kaynak: Türkiye Sorunları kitap dizisi, Aralık 2006, TBMM’nin Gizli Celselerinde Mustafa Kemal yazı dizisi, Ali Nejat Ölçen, sayı 66, s.10-11)</p>
<p>Mustafa Kemal o konuşmasında “dahili cephe” yi şöyle tanımlamaktadır:</p>
<p>Dahili cephe aslolan cephe, bütün memleketin aynı fikir ve kanaatte yek vücut olarak tesis etmiş oldukları cephedir.</p>
<p><strong>Bugünün iktidarı BOP’un yol haritasına göre “ordusuz devlet” i oluştursa bile, Mustafa Kemal’in Ulusu, kendi ordusunu yeniden yaracak bilinçte ve güçtedir. BOP’un çöp sepetine atılacağı günler uzakta da değil.<br />
</strong><br />
<strong>Ey yurtseverler, sizlere sesleniyorum:</strong></p>
<p>Ülkemizin ekonomisi çökebilir, ordusu kuşatma altına alınabilir, yabancı devletlerin namlıları sınırlarımıza kadar sokulabilir, Anadolu bu güçlüklerin tümünü yenecek güçtedir. Fakat kendisinin kendisi tarafından arkadan hançerlenmesine dayanamaz ve ölümü yeğler. Tüm Cumhuriyetci, aydın, yurtsever kadroların birlik ve beraberliği yeniden yaratarak Mustafa Kemal’e ve O’nun devletine, O’nun ekonomisine, O’nun siyasetine,O’nun Çankaya’sına ve O’nun Ulusuna sahip çıkma zamanı gelmiştir ve bu zaman, zamanların en kısa ya da en uzunu olacaktır.</p>
<p>Bir Anı:</p>
<p>Mustafa Kemal’e güven mektubunu sunan İtalyan Büyükelçisi, Mussoloni zamanında Antalya’a ilişkin kendi devlet başkanın bir dileğini sunmaya girişirken, kendisinden izin alarak dışarı çıkan ve kısa bir süre sonra Mareşal giysisiyle içeri giren Mustafa Kemal “Şimdi sizi dinliyorum”der. Elçi yerlere kadar eğilerek salonu terk eder.</p>
<p><strong>Böyle bir Cumhurbaşkanı’nı Çankaya’da görmeyi özlemez misiniz?</strong></p>
<p>Yanıtınızı bekliyorum.</p>
<p>Saygılarımla.</p>
<p><strong>Ali Nejat Ölçen<br />
İLK KURŞU<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/00270953.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2750" title="00270953" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/00270953.jpg" alt="" width="531" height="375" /></a>N</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cuceler-ulkesinde-mustafa-kemal.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Küresel Çeteye Çocuk Yetiştirme Öğretim Yılı</title>
		<link>http://www.addisparta.org/kuresel-ceteye-cocuk-yetistirme-ogretim-yili.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/kuresel-ceteye-cocuk-yetistirme-ogretim-yili.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 15:42:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2746</guid>
		<description><![CDATA[Kendimizi aldatmayalım. Şaşırma, kızma, üzülme numarası yapmayalım. Son yapılanlar doğan çocuğun adını koymaktı, yeni bir şey değil. Artık ülkemiz eski ülkemiz değil. Biz eski biz değiliz… Çoktan değiştik, değiştirildik, beyinlerimiz,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kendimizi aldatmayalım. Şaşırma, kızma, üzülme numarası yapmayalım. Son yapılanlar doğan çocuğun adını koymaktı, yeni bir şey değil.</p>
<p>Artık ülkemiz eski ülkemiz değil. Biz eski biz değiliz… Çoktan değiştik, değiştirildik, beyinlerimiz, algılarımız esir…</p>
<p>Millî Eğitim’in millîsini, “Kanun Hükmünde Kararname” ile okulların açılımından birkaç gün önce kaldırıverdiler de, sivrisinek vızıltısı kadar bile bir yerden ses gelmedi. Ankara’da üç beş sendikacı toplanıp yüksek sesle bir şeyler söylemişler ve ilgili bakanlığa kadar yürümüşler… Arkalarında kimse yok! Tek bir öğretmen yok!</p>
<p>Öğrenci yetiştirmede, okullarımızın görevlerinden en önemlisi kaldırıldı.</p>
<p><em><strong>“Atatürk inkılâp ve ilkelerine ve anayasada ifadesini bulan Atatürk millîyetçiliğine bağlı, Türk milletinin millî, ahlâki, manevi, tarihi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren, ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan …”</strong></em> diye yazılan kanun hükmü artık yok, kaldırıldı…</p>
<p>Yurdumuzda yüzlerce, dünyadakileri düşünürsek belki binlerce <strong>“Atatürkçü Düşünce Derneği”</strong> vardır, bunlardan da ses mes gelmemişti düne kadar. Bir tek <strong>Isparta şubesi</strong> ses vermiş… Mahmut Özyürek adıyla, açıklayıcı, yapılanı kınayan bir bildiri yayınlanmış.</p>
<p><strong>Yüzbinler, milyonlar suskun. Eğitimin neferlerinden çıt yok! Öğretmenler kayıp! </strong>Hadi çalışanlar baskı altında , işten atılma korkusu sarmış hepsini, memurun güvencesi geçen yılki Anayasa oylamasında kaldırılmıştı, tıpkı yargının bağımsızlığının ortadan kaldırılması gibi; güvencesiz kalan memur ne yapsın diyebiliriz belki ama emekli öğretmenler nerede?</p>
<p>Onların da mı bir korkuları, bir endişeleri var? Maaşları mı kesilecek? Emeklilikten mi atılacaklar?</p>
<p><strong>Pazartesi okullar açılıyor.</strong></p>
<p>Küresel çeteye hizmetli yetiştirmek için… Köle veya işbirlikçi yetiştirmek için…</p>
<p>Okula gidecek çocuklarla konuşuyorum. Maşallah her şeyi biliyorlar. Meraklılar, artistleri şarkıcıları bir tamam tanıyorlar. Takımlarda ne olup bitiyor hepsinden haberleri var.</p>
<p>Birden soruyorum: <strong>“Atatürk kim, biliyor musunuz?</strong></p>
<p>O bıcır bıcır konuşan çocuklar suskun. Birbirlerine bakıyorlar…</p>
<p>Biri, nice sonra buldum buldum diyor, Cumhuriyet demek. Böyle bir şey duymuştum…</p>
<p>Dünya tatlısı bir kız çocuğu, Sude. Komşumuz. Beni çok sever, nerede görse yanıma koşar, konuşuruz. Gel sana çantamı, defterlerimi göstereyim, dedi. Bir koşu gidip evden getirdi. Pembe renkli, yetişkin kız resimleri olan defterler. Alfabemizde olmayan harflerle yazılmış bir isim yazıyor, üstlerinde. <strong>“Winxy”</strong> Bazılarında yalnızca <strong>“Winx”</strong> yazıyor. Bazılarında <strong>“Winxy.”</strong> Bu adın sonunda <strong>“Y” </strong>harfi var.Başında bizde olmayan <strong>“Çift v”</strong> harfi. <strong>“N”</strong> harfinden sonra da yine alfabemizde olmayan <strong>“X”</strong> harfi geliyor. Bizde sessiz harfler, bir sesli harf yardımıyla okunur. Burada üç sessiz harf yanyana. Türkçe okumak olanaksız. Okunamaz. Ama tıkır tıkır okuyorlar. <strong>Nasıl mı? İngilizce. Çocuk daha okula gitmeden bir Amerikalı, bir İngiliz gibi.</strong> <strong>Onlardan bir farkı yok.</strong> Şimdilik tek farkı Türkçe olan adları. Bu adlar da zaten kıyıdan köşeden kemirilmeye çoktan başlandı. Önceden adlarımızın bir koruması vardı. Türkçe olmayan ad, olur olmaz ad koyamazdık çocuklarımıza. Yabancıların adını koyamazdık. <strong>Türk olduğumuz adımızdan belli olurdu. </strong><strong>Yasalarımız milletimizi korurdu.</strong> Şimdi Yunan Başbakanı’nın karısının adı bizde moda isim: <strong>“Ada”. “Melissa” </strong>Latince bir ad. Çocuğuna katan katana. Mehmet, Muhammed’in Türkçeleştirilmişiydi bir zamanlar, şimdi sonu “D” ile bitiyor bu ismin, Arapça hâliyle kullanılıyor.</p>
<p>Sude çantasını gösteriyor. Aynı adlı ve resimli. Defteri aynı. Bir de kitap almış. Roman gibi kalın aynı adlı ve resimli. Bu meğer bir televizyon dizisiymiş. Ünlüymüş. Ve onu çok seviyormuş Sude.</p>
<p>Ertesi gün ilçe merkezindeydim. Çarşısını dolaştım. Okul malzemeleri caddelere taşmış. Dükkanlar yıkılıyor, eşyaları kaldırımlarda, çantalar, sukapları, küçüklü büyüklü her yaşa göre çantalar…</p>
<p>Aaa… Sude’nin bana gösterdiği çantadan neredeyse hepsi bunların!.. Aynı kız resmi. <strong>Oğlanlar için uzun saçları yukarda yapışık, yüzü asık bir oğlanın resmi olan çantalar var. Üstlerinde “Bagukan” yazıyor. Kız resimli olan bir cinsi daha var çantaların: “Skygirl”</strong></p>
<p>Birinde “<strong>Minx</strong>”, birinde “<strong>Sponge</strong>” yazısı var. Haydi merakım artıyor. Tek tek bakmaya başlıyorum çantalara. Elimde kâğıt kalem yazıyorum.</p>
<p><strong>“Tiger Fans” “Burning up the Tracke” “happy time” “ Dear Etanal Love” Wonderfull Girl” “ Speedyman” “eastpak” “adidas” “Widix” “Puma” Caillau” BEN 10 ALLEN FORCE” “Smartie” Sponge BOB” “ Carffeld” “High school musical”</strong></p>
<p>Okul önlüğü görüyorum askıda, mavi renkli. Önünde şu yazıyor: <strong>“ Tbenjoy”</strong></p>
<p>Yanda günlük elbise. Okul çocuğu elbisesi. Tam göğsündeki yazı: <strong>“ Hürrem Sultan”</strong></p>
<p>Su kapları, beslenme çantaları hepsi hepsi böyle…Birinin üstüne <strong>Princess Selena</strong> yazmışlar. Onca okul eşyasının içinde bir tek <strong>Türkçe</strong> yazılı eşya göremedim. Üzeri Türkçe resimli ve yazılı defter yok. <strong>Atatürk resimli bir defteriniz olsun bari… Bayrak resimli bir çanta… Türk destanlarının bir sembol resmi, Bozkurt efsanesinden bir Kurt resmi, bir Türk kızı resmi, bir Türk yiğidi… Türklüğe ait bir simge… Türk Milleti’ni simgeleyen bir işaret. Bir masal kahramanımızın resmi… Caillu adlı kafası kel çocuk her eşyanın üzerinde ama bir Keloğlan resimli, Nasreddin Hoca resimli bir tek eşya da olsun n’olur…</strong></p>
<p>Bu çocukların bir kısmı ilkokula yeni başlayacak. Bir kısmı ilkokulu bitirecekler. Ortaokula , liseye gidenler var.</p>
<p>Onların çantaları da belli başlı markaların aslı veya taklidinden. Çocuklarımızın <strong>Türk</strong> olduğunu gösteren, gidecekleri okulların <strong>Türkiye’de</strong> olduğunu gösteren bir belirti, bir iz yok…</p>
<p>Bu iktidarla TRT hızla dönüştürülmüştü, özellikle ikinci kez seçilerek 2007’de yeniden iktidara geldiklerinde. <strong>TRT durup dururken Türk Sanat Müziği ve Türk Halk Müziği yayınları yapan kanalı kapatıvermiş</strong> yerine “çocuk kanalı” açmıştı. “<strong>TRT Çocuk”</strong> adıyla. <strong>İşte o kanal ve özel televizyonların çocuk yayınları yıllardan beri çocuklarımızı devşiriyor. </strong>TRT Çocuk , yabancı filmleri, yabancı kahramanlarının adlarıyla hiç değiştirmeden veriyor. Yabancı sinema filmleri koyuyor. <strong>Çeviriler sırıtan, kulak tırmalayan bir çeviri Türkçesiyle. Kahramanlar yabancı. Adlar yabancı.</strong> Arada reklâmlar çıkıyor. <strong>Bütün ürünler yabancı. </strong>Yazılışları başka okunuşları başka. Çocuklar yabancı dilde ürün adı okumayı öğrenirken yabancı dili (sömürgeci dilini) öğreniyorlar bir bakıma Türkçemizden önce.<strong> Bizde olmayan o malûm üç harf , her nerede isterseniz orada. Bütün ürünler, isimler, izlence adları hep bu üç harften (Q, X, W) birinin kullanımıyla…</strong></p>
<p>Bu yapılan en büyük ihanet aslında. Bölücülerin daha doğrusu arkasındaki güçlerin İngiliz’in, Amerikalı’nın ve diğer sırtlanların dilimizi , milletimizi bölebilmek uğruna buldukları üç harf. Bu harfleri her yerde her durumda kullanacaklar ki millet alışacak. Olmazsa olmaz harfler olacaklar ve hop el çabukluğu marifet misali anayasaya sokulacaklar… <strong>Türkiye’nin, Türk Milleti’nin ve Türkçenin işi bitecek!</strong></p>
<p>Bu arada, hatırlayanlar vardır, eş zamanlı olarak TRT’den bayramları naklen verme görevini de kaldırmışlardı o yıllarda.</p>
<p>Çocuklarımız artık ne millî bayramlarımızı biliyor, ne tarihimizi, ne gelmişimizi, ne geçmişimizi… Ne dostu, ne düşmanı…</p>
<p>Bayram günleri bu gâvur adları, bu gâvur kahramanlarıyla iç içe oluyor çocuklarımız, onların <strong>haçlı savaşlarıyla heyacanlanıyor, onların yaptıklarıyla gurur duyuyor…</strong></p>
<p>Bu sözlerime ırkçı yaklaşım diyenlere: “Hangi Avrupa ülkesi, hangi hrıstiyan ülkesi çocuklarına Türk kahramanlarının öykülerini seyrettirir, Türk adlı kahramanları gece gündüz burunlarına dayar, hele hele dinî ve millî bayram günlerinde bu gibi yayınlara yer verir?”</p>
<p>Önce bu sorunun cevabını veriniz. En azından ben Almanya’da ve Amerika’da böyle olmadığını biliyorum. İngiltere ve Fransa’da da aynıymış. Bilenlere sordum.</p>
<p><strong>Çocuklarımızın müzikleri yok.</strong> Kahramanlık türkülerimizi, marşlarımızı kaçı biliyor? Popcuların haldur huldur söylenen, maskara sözlü şarkılarını biliyorlar tek… Aşk meşk, aldatma, bırakma gelip gitme üzerine yazılı sözleri… Örnek alacakları <strong>millî kahramanları yok, öğretilmiyor.</strong> Kendi destanları hayali bir terör örgütünün adını almış. Masalları unutturulmuş… <strong>Yabancı masallarla dünyayı öğreniyor, yabancı aile yaşamlarıyla hayatı öğreniyor.</strong></p>
<p>Ayrılırken birbirlerine , “<strong>bay bay</strong>” diyorlar, güzel bir şey gördüklerinde: “<strong>Süper!</strong>”</p>
<p>Şimdi okullar açılmadan üç gün önce Millî Eğitimin millîsi bir kararname ile bir yasayla yürürlükten alınsa ne olur alınmasa ne olur? <strong>Zaten son beş altı yıldır sezdirilmeden alınmıştı millî özelliklerimiz… Şimdi yapılanın adı konuyor. O kadar!</strong></p>
<p>Çocuk İngilizce adlı çantalarla , defterlerle , onların kahramanlarını bağrına basarak okula gidecek. Atatürk’ü evde duysa, okulda duymayacak.</p>
<p>Ta anaokulundan başlayarak, bir matahmış gibi bu İngilizceyi öğrenmeye zorlanacak… Okullarda bunu öğrenecek…Televizyonlarda bunları dinleyecek…Şarkıları buralarda duyduğu, aynı şarkılar olacak…</p>
<p>Bir de “ Osmanlı’nın <strong>yabancı kökenli, fitneci hanım sultanlarını </strong>sevdirdiniz mi bunlara… Hele hele <strong>padişahlara özlem</strong> duyurdunuz mu, sahte din hocaları eliyle bir de <strong>papazlara, hahamlara hayranlık </strong>uyandırdınız mı, değmeyin keyfinize…</p>
<p><strong>İşte o zaman eğitim tam yerine oturacaktır. Bütün ülkenin okulları Fetullah Gülen’in Amerika eliyle dünyanın dört bir yanında açtığı okullara dönüşecektir. Bu okullardan da tam istenilen küreselci bir kuşak yetişecektir…<br />
</strong><br />
Kimse kimseyi eleştirmesin:<br />
<strong><br />
Anneler, </strong>işler bu kadar ileri giderken siz neredeydiniz? Çocuklarınız batı hayranı, Amerikan hayranı bülbüllere dönüşürken televizyonda dizilere bakıp iç mi çekiyordunuz?</p>
<p><strong>Öğretmenler,</strong> o defterleri sıralarda görünce hiç mi içiniz burkulmazdı? Hiç mi çevrenizi uyarmak, bir şeyler yapmak aklınıza gelmedi?</p>
<p><strong>Partiler, siyasetçiler</strong> siz ne için varsınız? Hiç mi okula giden çocuğunuz yok? Bir kere defterine kitabına bakmadınız mı?</p>
<p>Kızlarınız , “<strong>Sky girl</strong>”, oğullarınız, “<strong>Bagukan</strong>” olmuş…</p>
<p>Size bu yurdu düşmanlardan kurtararak veren, bu Cumhuriyeti kuran, dilinizi, dininizi, kültürünüzü yok olmaktan kurtaran, sizi millet yapan, bağımsızlığınızı borçlu olduğunuz <strong>büyük Atatürk’ten bir iz bırakmamışlar</strong> çocuklarınıza. Ayırdında değil misiniz çocuklarınıza yapılanların? Hem de sizin izninizle yapılanların?</p>
<p>Devşirilmişsiniz…</p>
<p>Hiç mi utanmıyorsunuz? Hiç mi üzülmüyorsunuz? Hiç mi acı duymuyorsunuz yüreğinizde?</p>
<p><strong>Atatürk sembolleri</strong> kalkacakmış artık okullardan. <strong>Atatürk köşesi</strong> yapmak da yasalarla çoktan mecbur olmaktan çıkarıldı…</p>
<p><strong>Dün bir askerimiz mayınla parçalandı. Terör örgütünün mayınıyla. Ölümlerin en acısı ile, en korkuncu ile şehit oldu. Bartınlı er Hasan Hüseyin Oğuz. </strong>Bu çoğu gazetelerinize haber bile olmadı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nden işçi emeklisi olan baba Mehmet Oğuz: “<strong>Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yıllarımı verdim. En sonunda vatana oğlumu da verdim. Daha ne yapabilirim? “</strong>demiş de ağlamış. Bakın gencimizin resmine. Gözgöze gelebiliyor musunuz?</p>
<p>Gece yine bir şehit haberi daha aldık. Muhammed Aygür. Haberi aradım, gazetelerde bulamadım. Gazeteleri, sanal başarı haberleri, dizilerde kim ne yapacak haberleri, kim kime ne demiş, ne dememiş haberleri dolduruyor. Terör örgütüne tepki vermeyi akıl etmek bir yana, bunu haber bile yapmayan, <strong>millî çıkarlarımızı gözetmeyen, şehitlerimize sahip çıkmayan o gazeteleri almaya devam ettiniz şimdiye kadar…</strong></p>
<p>Başbakan Libya’da adeta gövde gösterisi yapmış. “Fransa Başbakanı’na ilgi göstermeyen halk meydanı hınca hınç doldurdu.” diye müjdeledi TRT radyosu. Başbakan, Libya Libyalılarındır, demiş.</p>
<p>Libyalı diye bir halk var mı? Libyalı bir millet adı mı? Arap milletinin devletleri bunlar.</p>
<p>Bize Türkiyeli demenin alıştırmaları…</p>
<p><strong>Teşkilat Kanunu’ndan Türklük çıkarılmış.</strong> PKK terör örgütü ile neyin pazarlığı yapılıyor sanıyorsunuz? Türklüğü Anayasa’dan çıkarmak! AB’li üyelerle yenilen Avrupa gezisindeki son yemekte , “Bunlar geçiş yasalarıydı, artık Türklük gereksiz, Türklüğü korumaya gerek yok,” anlamında sözler denmedi miydi? İsviçreli vekil Gross, Türk televizyonlarına bağlanarak da bunu ilân etmişti. Yalanlayan falan olmamıştı…</p>
<p>AB’nin o toplantı yemeğinde , “<strong>Artık bu maddelere gerek kalmadı, geçiş döneminin maddeleriydi</strong>,”denilen, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek, yasayla korunan <strong>Anayasa’nın ilk üç maddesiydi,</strong> yoksa unuttunuz mu?</p>
<p>İşte geçtiğimiz Nisan ayında söylenen o sözler ve İsviçreli vekilin kendi düşünceleri. Bu durumdaki Türkiye’yi desteklememiz gerekiyor diye karnından geçeni saklamamış, açıkça söylemiş zaten elin adamı:</p>
<p><em><strong>“(Tayyip Erdoğan) Bana Anayasanın ilk 3 maddesi gibi Türklük vurgusu yapan maddelere artık ihtiyaç kalmadığını söyledi.</strong></em></p>
<p>Bence bu çok ilgi çekici. Türkiye’yi dikkatle desteklememiz gerekiyor.”</p>
<p>Az önce TRT, saat başı haberlerinde bir müjde daha verdi. Yeni bir belgesel yayınlanmaya başlayacakmış televizyonlarında. Belgeselin adı:</p>
<p><em><strong>“Batıya Doğru Akan Nehir”</strong></em></p>
<p>Diyor ki spiker, “Bu belgesel, medeniyetin doğum yeri <strong>Mezopotamya’ya</strong> dikkatleri çekmeyi plânlıyor.”</p>
<p>Kürtçülük yapanların yeni keşfettiği bir kavram bu, bir olmayan coğrafya: <strong>“Mezopotamya.”</strong> Türkçesi, <strong>Kürt bölücülüğü </strong>demek… Kürtçülük yapacaklar anlayacağınız… Açılımcılar açılacaklar…</p>
<p><strong>Yemek pişti. Çocuk doğdu.</strong></p>
<p>Pişen yemeğin adı konuyor yalnızca. Doğan çocuğun adı konuyor…</p>
<p><strong>“Yabancı doktorlar” sırada.</strong> Doktora bile derdinizi yabancı dille anlatacaksınız. Veya onların çat pat bilecekleri <strong>bozuk Türkçeleriyle Tarzanca konuşacaksınız</strong>…<strong> Arap doktorlar, İngiliz dilliler </strong>dolduracak ortalığı. Senin evlâtların işsiz gezecek… “Türk doktorları başka ülkelerde çalışıyormuş, bizde niye yabancı çalışamazmış,” ilgili bakanın mantığı böyle. Her ülkenin kendi şartları olduğunu bal gibi biliyorlar mutlaka da, bu dayatılanlara uymak zorunda olmalılar… Bilenler söylüyor: “<strong>Sağlığımız küresel çetenin eline geçecek, sırtımızdan para kazanacaklar, bizi her yönden tüketecekler…”</strong></p>
<p>Yabancı İngilizce öğretmenleri de gelince şenlik tamam olacak! İlk başlangıçta <strong>40 bin misyoner öğretmen</strong> gelecekmiş ilk dört yılda , dile kolay… Hazırlık tamam… Yollar açık ve dikensiz…</p>
<p><strong>Durmak yok yola devam…</strong><br />
<strong><br />
Feza Tiryaki, 18 Eylül 2011<br />
İLK KURŞUN</strong></p>
<p>Küresel çeteye çocuk yetiştirmeye, köle veya işbirlikçi yetiştirmeye devam…</p>
<p>Yeni öğretim yılına da sonsuz başarı dilekleriyle selâm…<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/77978.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2747" title="77978" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/77978.jpg" alt="" width="305" height="450" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/kuresel-ceteye-cocuk-yetistirme-ogretim-yili.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yabancıya mülk satışında sınır kaldırılıyor</title>
		<link>http://www.addisparta.org/yabanciya-mulk-satisinda-sinir-kaldiriliyor.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/yabanciya-mulk-satisinda-sinir-kaldiriliyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 18 Sep 2011 15:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2741</guid>
		<description><![CDATA[AKP , yabancıya emlak satışının önündeki engelleri kaldıracak yasa hazırlandı. Mülk satışı başladığında ilk etapta yılda 5 milyar $ gelecek. AKP, bu parayla cariaçığı kapatmayı planlıyor. Tıpkı Batılılar’a olduğu gibi...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>AKP , yabancıya emlak satışının önündeki engelleri kaldıracak yasa hazırlandı. Mülk satışı başladığında ilk etapta yılda 5 milyar $ gelecek. AKP, bu parayla cariaçığı kapatmayı planlıyor. Tıpkı Batılılar’a olduğu gibi paranın merkezinde oturan Rusya, Türki cumhuriyetleri ve Körfez ülkeleri vatandaşlarına da satış yapılabilecek.</p>
<p>Ekonominin en büyük problemi olarak gösterilen cari açığa çözüm yabancıya emlak satışıyla geliyor. Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Kahramanmaraş’taki AK Parti 2023 Marka Şehirler Vizyonu kapsamındaki ortak akıl toplantısında müjdeyi vererek, mütekabiliyet (karşılıklılık) ilkesine bakmaksızın yabancıların Türkiye’den gayrimenkul alabilmesinin önünü açacak yasa taslağını hazırladıklarını bildirdi. Bayraktar, “Önümüzdeki günlerde Bakanlar Kurulu’na getireceğiz” dedi.</p>
<p>YABANCI, DAİRE ALABİLECEK<br />
Bayraktar, “Askeri, güvenlik, milli strateji bakımından eğer satmamız gereken araziler varsa, bunları satmayacağız. Ama kat irtifa kı, kat mülkiyeti bulunan, daire bazında, parsel bazında veya yatırım için ülkemize istihdam sağlayacak, burada kaliteyi, ihracatı artıracak yatırımlar için satışların önündeki engelleri kaldıracağız” diye konuştu. Bayraktar, Türkiye’nin her iline gelip daire, mülk, işyeri, ev, yazlık almak isteyenlerin önündeki engelleri kaldırıp, satışın önünü açacaklarını dile getirdi.</p>
<p>89 ÜLKEYE SATIŞ YOK</p>
<p>Cari açığa ilaç olacak yabancıya emlak satışı mütekabiliyet ilkesi nedeniyle yapılamıyor. Türkiye’da gayrimenkul satışının sınırlandığı 89 ülke bulunuyor. Yasa çıkarsa tıpkı Batılılar’a olduğu gibi paranın merkezinde oturan Rusya, Türki Cumhuriyetler ve Körfez Ülkeleri vatandaşlarına da gayrimenkul satışı yapılabilecek.</p>
<p>Varlıbaş-Varyap Başkanı Süleyman Varlıbaş: En büyük sorunumuzdu<br />
MÜTEKABİLİYET gayrimenkul sektörünün en büyük sorunlarından birisiydi. Ustaların, işi bilenlerin işin başında olmasının olumlu sonuçlarını alıyoruz. Erdoğan Bayraktar’ın sektörün içinden geliyor olmasının önemi büyük.</p>
<p>GYODER Başkanı ve Yeşil GYO Genel Müdürü Işık Gökkaya: Türkiye’ye yıllık 5 milyar dolar girer<br />
TC kimliği olmayan herkese gayrimenkul satışının önünün açılmasıyla doğrudan yatırımlar yüzde 100 artar. 2005-2008 arası gayrimenkul sektöründe doğrudan yatırım tutarı ortalama 3 milyar dolardı. 2009′da 1.8 milyar dolara geriledi. 2010′da 2.5 milyar dolar oldu. Yasa çıkarsa yılda 5 milyar dolar gelir.</p>
<p>Ağaoğlu Şirketler Grubu Başkanı Ali Ağaoğlu: Türkiye için bir dönüm noktası<br />
DÜNYANIN her yerinde parasını cebine koyan gayrimenkul satın alıyor. Türkiye’nin de paraya ve dövize ihtiyacı var. Türkiye’nin büyümesine, cari açığının giderilmesine katkı sağlayacak bir numaralı finansman yabancılara gayrimenkul satışı. Bu karar bir dönüm noktası.</p>
<p>Zorlu Holding Başkanı Ahmet Nazif Zorlu: Türkiye kazanacak<br />
BU büyük bir müjde. Geç kalınmış bir düzenleme. Açıkçası sorunun bu kadar yakın zamanda çözüleceğini beklemiyordum. Sayın Bayraktar’a teşekkür ediyorum. Bu kararla birlikte Türkiye kazanacak, ülkeye para ve döviz girişi olacak. Gayrimenkul yatırımcısı ürettiği malı satarak, daha büyük yatırımlara yönelebilecek.</p>
<p>Sinpaş GYO İcra Kurulu Başkanı Ömer Faruk Çelik: Tarihe geçecek<br />
YABANCIYA gayrimenkul satışının önündeki engelleri kaldırmaya yönelik bu kararı alacak olan hükümet de bu kararı alan Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’da Türkiye tarihine altın harflerle geçecektir. Karar Türkiye’ye doğrudan yabancı sermaye akışının önü açar. Bu da cari açığı kapatır.<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/62059_430287936967_130410956967_5545262_7002563_n.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2742" title="62059_430287936967_130410956967_5545262_7002563_n" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/62059_430287936967_130410956967_5545262_7002563_n.jpg" alt="" width="260" height="210" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/yabanciya-mulk-satisinda-sinir-kaldiriliyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Radar üssünü ABD askeri koruyacak</title>
		<link>http://www.addisparta.org/radar-ussunu-abd-askeri-koruyacak.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/radar-ussunu-abd-askeri-koruyacak.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Sep 2011 21:26:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2735</guid>
		<description><![CDATA[NATO&#8217;nun füze kalkanı kapsamında Malatya&#8217;nın Kürecik Köyü&#8217;ne yapılacak radar üssünün iç güvenliğinin ABD askeri tarafından sağlanacağı ortaya çıktı. Geçen sene Lizbon&#8217;da düzenlenen NATO Zirvesi&#8217;nde onaylanan füze savunma kalkanı projesi kapsamında...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>NATO&#8217;nun füze kalkanı kapsamında Malatya&#8217;nın Kürecik Köyü&#8217;ne yapılacak radar üssünün iç güvenliğinin ABD askeri tarafından sağlanacağı ortaya çıktı.</strong></p>
<p>Geçen sene Lizbon&#8217;da düzenlenen NATO Zirvesi&#8217;nde onaylanan füze savunma kalkanı projesi kapsamında Malatya&#8217;nın Kürecik Köyü&#8217;ne yapılacağı açıklanan radar üssünün iç güvenliğinin ABD&#8217;li askeri polisler tarafından sağlanacağı iddia ediliyor.</p>
<p>Taraf&#8217;ın haberine göre, &#8220;Sovyet tehdidine&#8221; karşı Kürecik&#8217;te kurulmuş ve 1990&#8242;ların başında kapatılmış olan ABD radar üssü onarımdan geçecek. Ardından üsse ABD&#8217;nin en büyük silah tekellerinden bir tanesi olan Raytheon tarafından üretilen AN/TPY-2 X-band radarı yerleştirilecek. ABD, bu gelişmiş sistemin işletilmesi için Raytheon mühendislerini kullanacak ve üssün iç güvenliğini 50 kadar ABD askeri polisi sağlayacak. Türkiye ise olası &#8220;tehditlere&#8221; karşı üssün dış güvenliğini sağlamaktan sorumlu olacak.</p>
<p>Türkiye&#8217;nin, ABD&#8217;li yetkililere üssün güvenliğinin sağlanacağı güvencesi verdiği de gelen bilgiler arasında.</p>
<p><strong>Türkiye CIA&#8217;dan endişeliymiş!</strong><br />
Taraf&#8217;ın haberinde, Türkiye&#8217;nin füze savunma kalkanı mutabakatında &#8220;füze sisteminden elde edilecek bilgilerin ülkelerin kendi çıkarları için kullanılamayacağı&#8221; şartını koştuğunu ve bunun &#8220;bilgilerin İsrail&#8217;e verilmesini önlemek&#8221; amaçlı olduğu iddia ediliyor. Bu spekülatif yorumun ardından işaret edilen &#8220;endişe&#8221; ise daha da gülünç:</p>
<blockquote><p>&#8220;Türk tarafının, radarın yapımcı firması olan Raytheon mühendislerinin radarın çalıştırılmasında görev almalarına sıcak bakmadığı belirtiliyor. Türkiye’nin, bu kişilerin Amerikan merkezi haberalma örgütü CIA tarafından kullanılabilecekleri endişesini taşıdığı ileri sürülüyor. Bu konuda bir uzlaşma sağlanmazsa radarın işletilmesi için yine Amerikalı sivil mühendislerin kontrolünde Amerikan askerlerinin eğitilmesi gerekecek.&#8221;</p></blockquote>
<p>Diplomatik olarak ana hedefi İran olan füze savunma kalkanının önemli bir bileşeni olan X-band radar üssünün Türkiye&#8217;nin hangi &#8220;çkarıyla&#8221; ilişkisi olduğu bilinmiyor. Projenin temelde ABD dış politikasının bir uzantısı olduğu konusunda yaygın bir kanaat bulunmaktayken, üste çalışacak mühendislerin &#8220;CIA&#8217;ya bilgi sızdırması endişesi&#8221; kaygılanabilecek en son başlıklardan bir tanesi gibi görünüyor. Zira üsteki radar sistemleri ister ABD&#8217;li ister Türk mühendisler tarafından çalıştırılsın, bu sistemin kimin çıkarlarına hizmet ettiği konusundaki sonuç değişmeyecek.</p>
<p><strong>&#8220;Bu bir Amerikan radarı&#8221;</strong><br />
New York Times gazetesi ise dün bu saptamayı teyit edercesine, üst düzey bir ABD&#8217;li yetkilinin &#8220;Bu bir Amerikan radarı&#8221; sözlerine yer verdi. Perşembe günü Beyaz Saray&#8217;da konuyla ilgili bir brifing veren yetkili, &#8220;Muhtemelen bu ABD ile Türkiye&#8217;nin arasında son 15-20 yılda alınmış en stratejik karar&#8221; diye konuştu. Yetkili, radardan elde edilecek verilerin İsrail de dahil bütün müttefiklerle paylaşılacağının altını çizdi.</p>
<p>(soL &#8211; Haber Merkezi)<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/nyt-erken-uyari-sistemi-iran-i-caydirmaya-yonelik-2992712_6149_o.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2736" title="nyt-erken-uyari-sistemi-iran-i-caydirmaya-yonelik-2992712_6149_o" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/nyt-erken-uyari-sistemi-iran-i-caydirmaya-yonelik-2992712_6149_o.jpg" alt="" width="220" height="220" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/radar-ussunu-abd-askeri-koruyacak.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İçeriği Neden Konuşulmuyor? Bölmeyi yasallaştırabilecekler mi?</title>
		<link>http://www.addisparta.org/icerigi-neden-konusulmuyor-bolmeyi-yasallastirabilecekler-mi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/icerigi-neden-konusulmuyor-bolmeyi-yasallastirabilecekler-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Sep 2011 12:30:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2718</guid>
		<description><![CDATA[Bülent ESİNOĞLU CIA’nın denetiminde MİT-PKK görüşmelerinin içeriğini konuşmak yerine, kimin sızdırdığı konusunun tartışılması, tamamen bu görüşmelerin meşrulaştırılmasına yönelik tartışmalardır.  Görüşmelerdeki yabancı kim diye sormuyorlar da, kim sızdırdı diye soruyorlar. Konuyu...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bülent ESİNOĞLU</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">CIA’nın denetiminde MİT-PKK görüşmelerinin içeriğini konuşmak yerine, kimin sızdırdığı konusunun tartışılması, tamamen bu görüşmelerin meşrulaştırılmasına yönelik tartışmalardır.</span></p>
<p><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Calibri;"> Görüşmelerdeki yabancı kim diye sormuyorlar da, kim sızdırdı diye soruyorlar.</span></span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Konuyu bu yönde yönlendirenler de Amerikan projelerinde görevli kişilerdir. </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Meşrulaştırma çabaları, Amerika’nın sürekli “pkk’yı siyasallaştırın, Apo’yu affedin, federasyonlaşın diye hükümete verdiği talimatlarla ilgili olduğu, görüşmelerin içeriği ile belgelenmiş oldu.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Kendi teröristiyle,  CIA başkanlığında görüşen bir siyasi iktidar.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Kasetlerin ortaya çıkmasından bu yana, siyasi partiler (İP hariç), demokratik kitle örgütleri, sendikalar doğru düzgün bir karşı duruş sergilemediler.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu durumu fırsat bilen işbirlikçiler, konuyu meşrulaştırma yönüne gittiler.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">MHP’den AKP’ye gene destek açıklaması geldi.(Şandır’ın açıklamaları) Yani MHP’nin, gene, Amerika’nın icazet dünyasından medet ummaya devam ettiği görülüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">CHP, zaten Kılıçdaroğlu geldiğinden beri, “bu iş silahla çözülmez” deyip durmaktadır. Ama PKK kendi sorununu silahla çözmektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu şartlarda da, halktan kuvvetli bir karşı duruş gelmiyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bir anlamda da halkımızda yenilmişlik duygusu hâkim.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu durum, ila nihayet devam edemez. Bir yerden patlayacak ama nereden patlayacak göreceğiz.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Ordunun PKK ve gericilik ile savaşan subayları Hasdal’da, parti başkanları ve aydınlar Silivri’de…</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bir başka önemli husus daha var.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">PKK- MİT Anayasa görüşmeleri Amerikan devletine açık, Türk halkına kapalı yürütülüyor.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Amerikan tarafına açık görüşmelerde, “ortak düşman” ifadesi geçiyor. </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Kimdir bu ortak düşman?</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Kim olacak, Türk Ordusu ve Türkiye’nin bölünmesine karşı olan partiler ve aydınlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu istihbarat örgütü, Orduyu ortak düşman sınıfına koyuyor. Sözde PKK’lı teröristlerin yerlerini istihbar edip, devlete ve orduya istihbarat görevi yapacak.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Şimdi görüşmelerin kendisinden daha vahim olanı; bu görüşmelerin içeriğinin meşrulaştırılıyor olmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Yandaş basın ve holding medyası, üçlü kutsal ittifakın, Amerikan denetiminde gereğini yapıyor olmalarıdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Bu gidişe dur demeyenler, bedelini ödemeye de hazır olmalıdırlar.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Terör sorunu sadece silahla çözülür. Şiddete karşı şiddet uygulamayanlar kaybederler.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">PKK kendi sorununu silahla çözerken, yöneten tarafın bu iş silahla çözülmez mantığı ve politikası, saflık değilse, ihanettir.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Amerika terörle mücadelesini silahla yapmaktadır. Bize gelince terörle görüşün demektedir.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Amerika Irak’ın kuzeyinde kurduğu kukla devleti silahla kurmuştur. Amerika kendisi hiçbir işini silah kullanmadan yapmaz.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">PKK diye gördüğümüz, Amerikan taşeronudur. AKP diye gördüğümüz Amerikan taşeronudur.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Amerika’nı denetiminde Türkiye’nin bölünme görüşmeleri anayasal suçtur.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Yüz yılın antlaşması olan Füze kalkanının Türkiye Büyük Millet Meclisinden geçmeden konulması yasal değildir. Çünkü bu anlaşma ikili anlaşmadır. NATO deseler bile anlaşmalar Amerika ve Türkiye arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Milli devlet imha dilmiştir. Meclis Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılmıştır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">Durumun aynı şekilde sürmesi imkânsızdır.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri; font-size: small;">16.9.2011, bulentesinoglu@gmail.com<a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1250192030.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2719" title="1250192030" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1250192030.jpg" alt="" width="500" height="250" /></a></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/icerigi-neden-konusulmuyor-bolmeyi-yasallastirabilecekler-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Rezalet Kaç Gün Sürer?</title>
		<link>http://www.addisparta.org/bir-rezalet-kac-gun-surer.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/bir-rezalet-kac-gun-surer.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 20:42:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2708</guid>
		<description><![CDATA[Bülent ESİNOĞLU   Osmanlı’da “en büyük rezalet üç gün sürer” diye bir deyiş var.   RTE, “Bize PKK ile görüşüyor diyenler şerefsizdir, alçaktır” demişti.   Gene RTE, BOP’un Eş Başkanı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bülent ESİNOĞLU<br />
 <br />
Osmanlı’da “en büyük rezalet üç gün sürer” diye bir deyiş var.<br />
 <br />
RTE, “Bize PKK ile görüşüyor diyenler şerefsizdir, alçaktır” demişti.<br />
 <br />
Gene RTE, BOP’un Eş Başkanı olduğunu 34 kez söyledi. “Biz Büyük Ortadoğu Projesinin Eş Başkanlarından birisiyiz, bize bu görev verildi. Biz bu görevi yapıyoruz” demişti.<br />
 <br />
PKK ile AKP’nin görüşme kasetleri ortaya çıktı. Görüşmeler belgelenmiş oldu.<br />
 <br />
Irak, Libya, Suriye ve Mısır’da Eş Başkanlık yaptığı da olgular ile ortada.<br />
 <br />
Peki, biz bundan sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanının söylediklerine nasıl inanacağız?<br />
 <br />
Bir güven sorunu oluşmayacak mı?<br />
 <br />
Yoksa en büyük rezalet üç gün sürer deyip devam mı edeceğiz?<br />
 <br />
Hükümet kanadından Beşir Atalay’ın ve MİT kanadından gelen açıklamalara bakarsak, devam edeceğiz.<br />
 <br />
Çekilmeyi düşünen kimse yok gibi. Aksine, Amerika’nın taşeronluğunu yapmaya Mısır’da devam ediyoruz.<br />
 <br />
Fakat ortada da çok önemli bir olgu duruyor. Bunlar Kürt Açılımı dedikleri günden beri, hem Kandil hem de İmralı ile Amerika’nın denetiminde görüşüyorlar.<br />
 <br />
APO’nun görüşleri ile %95 uyuşmuşlar. (Kasetlerden)<br />
 <br />
PKK ile uzlaştıklarına göre, kime karşıdırlar. Uzlaşmaya karşı olan, terörle mücadele edelim diyenlere, yani orduya karşıdırlar.<br />
 <br />
Hadi diyelim ki, terör sorununu görüşmeler yolu ile çözmeye karar verdiniz. PKK ile yaptığınız görüşmelerde, İngilizce (Amerikan’ca) konuşan kişi kim?<br />
 <br />
Neden çözümünüze yabancıları ortak yapıyorsunuz? İçinde Amerika’nın veya İngiltere’nin olduğu bir anlaşmada Türkiye lehine bir karar çıkabilir mi?<br />
 <br />
Görüşmelerde, MI5 veya CIA görevlisinin işi ne?<br />
 <br />
Türk halkına, diyelim ki, yoğun propaganda yolu ile görüşmelerin haklılığını anlattınız. Yabancıların denetimini nasıl anlatacaksınız?<br />
 <br />
Bize zaten anlatamazsınız da, kendi tabanınıza bu rezaleti nasıl anlatacaksınız?<br />
 <br />
Büyük Ortadoğu Projesinin sahibi size bir görev veriyor. Verdiği görevin yapılıp yapılmadığını da ajanı ile denetliyor.<br />
 <br />
Rezalet burada katmerleşiyor. Rezaletten çıkıyor. İhanete giriyor.<br />
 <br />
Hani biz bölgenin en büyük devletiydik? Tepemizde bizi tokmak gibi denetleyen tokmakçıyı ne yapacağız?<br />
 <br />
Amerika’nın bölgedeki çıkarları için çalışmak ve bu çalışmaları Türk Halkının çıkarları gibi propagandasını yapmak, artık zorlaşmaktadır.<br />
 <br />
PKK terör örgütü ile görüşme de, ülkemizin ne çıkarı var?<br />
 <br />
Televizyonlar ve Amerikan işbirlikçisi köşe yazarlarınız vasıtası ile bu rezaleti de atlatacağınızı sanabilirsiniz.<br />
 <br />
Muhalefet yapmayan muhalefet sayesinde rezaleti atlattığınızı da sanabilirsiniz. Bu rezaleti aşmak için %50 çoğunluğun sizin bu rezaletinizi görmezden geleceğini düşünebilirsiniz.<br />
 <br />
Ama geri kalan %50, sizden bu ülkenin “bölüşülme görüşmelerini” yaptığınızı unutmayacaktır.<br />
 <br />
14.9.2011, <a href="mailto:bulentesinoglu@gmail.com">bulentesinoglu@gmail.com</a><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/7898.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2709" title="7898" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/7898.jpg" alt="" width="350" height="312" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/bir-rezalet-kac-gun-surer.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Biz Atatürk’ü Sevdik&#8230; /Bekir Coşkun</title>
		<link>http://www.addisparta.org/biz-ataturk%e2%80%99u-sevdik-bekir-coskun.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/biz-ataturk%e2%80%99u-sevdik-bekir-coskun.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 12:26:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2701</guid>
		<description><![CDATA[Er geç razı olacaklar ve katlanacaklar” dediği belki olabilirdi&#8230; Ama bize Atatürk’ü sevdirmeselerdi… O zaman kolaydı… Onun bize bıraktığı cumhuriyet tarumar edilirken umursamaz, emaneti ilkelere kulak asmaz, umut ve şevkle...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/2ata.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2703" title="2ata" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/2ata.jpg" alt="" width="1600" height="1131" /></a>Er geç razı olacaklar ve katlanacaklar” dediği belki olabilirdi&#8230;</p>
<p>Ama bize Atatürk’ü sevdirmeselerdi…</p>
<p>O zaman kolaydı…</p>
<p>Onun bize bıraktığı cumhuriyet tarumar edilirken umursamaz, emaneti ilkelere kulak asmaz, umut ve şevkle kurduğu laik devlet totaliter rejime dönüşürken dönüp bakmazdık.</p>
<p>Diyelim ki laiklik mi tekmeleniyor?..</p>
<p>Şöyle deyip geçerdik:</p>
<p>“…Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit eden, en büyük tahribatı vermiş olan sistemin ilkelerinden birisi de laiklik ilkesidir&#8230;”</p>
<p>(Abdullah Gül-1992)</p>
<p>*</p>
<p>Ya da “Ne mutlu Türk’üm diyene” mi demişti Atatürk?..</p>
<p>Şunları söyleyip dönüp giderdik:</p>
<p>“&#8230;Milliyetçilik öyle olmuş ki Türkçülük şeklinde olmuş… Mesela ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ lafını tutup her yere yaza yaza, özellikle hiç olmayacak yerlere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönmüştür…”</p>
<p>(Abdullah Gül-1992)</p>
<p>*</p>
<p>Diyelim ki vatan sevgisi…</p>
<p>Eğer bize Atatürk’ün vatan sevgisini öğretmemiş olsalardı, şöyle derdik “vatan sevgisini” soranlara:</p>
<p>“…Seyahat ederseniz Doğu ve Orta Anadolu’ya geldikçe ‘Önce vatan’ yazdığını da görürsünüz. Yani bunlar tek parti döneminden kalan zorla halkın kendi inanç değerleriyle bütünleşmemiş bir dünya sistemini halka zorla kabul ettirmektir…”</p>
<p>(Abdullah Gül-1992)</p>
<p>*</p>
<p>Misal; yeni bir anayasa yapılırken, Atatürk’ün rüyası ve ideali “çağdaş yaşam” mı söz konusu?..</p>
<p>Silkeleyip atardık:</p>
<p>“…Hani özel televizyon yayınları da böyle olmuştu. Fiili uygulamalar hukuki düzenlemelerin önüne geçmiştir. Şimdi hukuki düzenlemenin yapılması gerekir…”</p>
<p>(Abdullah Gül-2010)</p>
<p>*</p>
<p>Ama ne yapalım ki bize Atatürk’ü sevdirdiler&#8230;</p>
<p>Onun bize bıraktığı her şey göz bebeğimiz gibidir&#8230;</p>
<p>Sesimizi kesemeyiz&#8230;</p>
<p>Bağırırız, çığlık atarız, direniriz, didiniriz, olmadı dizimize vurup bedelini öderiz başımız dimdik&#8230;</p>
<p>Ama teslimiyet, biat, sineye çekmek bize göre değil&#8230;</p>
<p>Çünkü biz Atatürk’ü sevdik&#8230;</p>
<p><a href="mailto:%C2%A0ONUNCU%20K%C3%96Y%20/%20Bekir%20%C3%87o%C5%9Fkun%20% &lt;mce:script language='JavaScript' type='text/javascript'&gt;&lt;!-- var prefix = 'mailto:'; var suffix = ''; var attribs = ''; var path = 'hr' + 'ef' + '='; var addy86325 = '0dbcoskun' + '@'; addy86325 = addy86325 + 'cumhuriyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr'; document.write( '&lt;a ' + path + '\'' + prefix + addy86325 + suffix + '\'' + attribs + '&gt;' ); document.write( addy86325 ); document.write( '&lt;\/a&gt;' ); // --&gt;&lt;/mce:script&gt;&lt;mce:script language='JavaScript' type='text/javascript'&gt;&lt;!-- document.write( '' ); // --&gt;&lt;/mce:script&gt;Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir &lt;mce:script language='JavaScript' type='text/javascript'&gt;&lt;!-- document.write( '&lt;/' ); document.write( 'span&gt;' ); // --&gt;&lt;/mce:script&gt;%C2%A0"> ONUNCU KÖY / Bekir Çoşkun </a></p>
<p><a href="mailto:%C2%A0ONUNCU%20K%C3%96Y%20/%20Bekir%20%C3%87o%C5%9Fkun%20% &lt;mce:script language='JavaScript' type='text/javascript'&gt;&lt;!-- var prefix = 'mailto:'; var suffix = ''; var attribs = ''; var path = 'hr' + 'ef' + '='; var addy37933 = '0dbcoskun' + '@'; addy37933 = addy37933 + 'cumhuriyet' + '.' + 'com' + '.' + 'tr'; document.write( '&lt;a ' + path + '\'' + prefix + addy37933 + suffix + '\'' + attribs + '&gt;' ); document.write( addy37933 ); document.write( '&lt;\/a&gt;' ); // --&gt;&lt;/mce:script&gt;&lt;mce:script language='JavaScript' type='text/javascript'&gt;&lt;!-- document.write( '' ); // --&gt;&lt;/mce:script&gt;Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir &lt;mce:script language='JavaScript' type='text/javascript'&gt;&lt;!-- document.write( '&lt;/' ); document.write( 'span&gt;' ); // --&gt;&lt;/mce:script&gt;%C2%A0"><script type="text/javascript"></script></a><a href="mailto:bcoskun@cumhuriyet.com.tr">bcoskun@cumhuriyet.com.tr</a><script type="text/javascript"></script> Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir<script type="text/javascript"></script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/biz-ataturk%e2%80%99u-sevdik-bekir-coskun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ZİNDANLARDA NİÇİN YATIYORLAR? / Yıldırım Koç</title>
		<link>http://www.addisparta.org/zindanlarda-nicin-yatiyorlar-yildirim-koc.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/zindanlarda-nicin-yatiyorlar-yildirim-koc.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 12:15:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2698</guid>
		<description><![CDATA[Doğu Perinçek hapiste toplam 13 yılını tamamladı. Hikmet Çiçek galiba hapiste toplam 17 yılı aştı. Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de uzun süreler hapis yatmıştı. Burjuvazinin zindanlarında onlarca yılı...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<table border="0" cellpadding="0">
<tbody>
<tr>
<td valign="top"><strong>Doğu Perinçek hapiste toplam 13 yılını tamamladı. Hikmet Çiçek galiba hapiste toplam 17 yılı aştı. Dr. Hikmet Kıvılcımlı ve Nazım Hikmet de uzun süreler hapis yatmıştı</strong>. <strong>Burjuvazinin zindanlarında onlarca yılı tamamlamış daha birçok sosyalist/komünist var</strong>. Tarihimizde onbinlerce sosyalist veya komünist yıllarını cezaevinde geçirdi. Yüzbinlercesi işkenceden geçti. İşkencede katledilen, göstermelik davalarla verilen hukukdışı kararlarla asılan, çatışmalarda veya çatışma süsü verilmiş yargısız infazlarda öldürülen, cezaevlerinde doğrudan veya dolaylı biçimde “temizlenen” devrimci, sosyalist veya komünistlerin yayımlanmış tam bir listesi bile yok.</p>
<p>Sosyalizm için, sosyalizme giden yolda <strong>bağımsız ve demokratik bir Türkiye için, halkımız için, büyük ve bazen sınırsız özveride bulunan bu insanlar bu işi niçin yaptı ve yapıyor?</strong> Bu insanların bir bölümü niçin, yaşadıkları ve yakınlarına yaşattıkları bu kadar eziyete rağmen, bu mücadeleye devam ediyor? Bazılarına göre, “niçin akıllanmıyor bunlar”?</p>
<p>Bu soruyu birkaç yıl önce bir İslamcı öğrencim sordu. Bir İslamcı kendisini inancı için feda edebilir, eziyet çekebilir. Ama bunun karşılığında sonsuz ödül vardır. <strong>Geçici olan bu dünyada İslam için çalışan, sonsuz öbür dünyada sınırsız imkanlarla, “huriler ve gılmanlarla” yaşayacaktır</strong>. <strong>Bir sosyalistin böyle bir hesabı yoktur. O, bu dünyada bile “hurileri ve gılmanları” reddederek  ve öbür dünya için hiçbir hesap yapmadan özveride bulunmaktadır. Öğrencim bunun mantığını, nasıl böyle olduğunu anlayamıyordu</strong>.</p>
<p><strong>Bir sosyalist gelecekte bir gün “<em>dünyada yaratılacak cennetin</em>” öncüsü olduğu için, bir insanın özgür beynine ve cesur ve vicdanlı yüreğine sahip olduğu için, hiçbir karşılık beklemeden zulme, sömürüye, baskıya karşı mücadele ediyor</strong>. Bu nedenle de, hangi siyasi çizgiyi savunuyorsa savunsun, bir sosyalist kul hakkı yiyenlerden, zulüm karşısında dilsiz şeytan kesilenlerden ve hatta cehennem korkusuyla ve cennetteki “huri ve gılmanlara” kavuşabilmek için mücadeleye girenlerden çok daha üstündür. O, geleceğin insanının günümüzdeki örneğidir; geleceği kuracak güçtür.</p>
<p>İşçi sınıfı çıkarcı olabilirse, kendi çıkarını görebilir ve savunabilirse, sömürüye karşı çıkar. <strong>Sosyalistler ise düzenle uzlaşma önerilerini ve kendi çıkarlarını reddederek, beyinleri ve yürekleriyle sömürüye karşı çıkarlar.</strong></p>
<p><strong>Bir sosyalist aynı zamanda vatanseverdir, yurtseverdir</strong>. Ancak bunu bir maaş karşılığında yapmaz. Bazı devlet görevlilerinin görevi maaş karşılığında vatanı korumak ve savunmaktır. Bunların bir bölümü bu görevlerini yaparlar, maaşlarını da alırlar. Bir bölümü ise maaşlarını alır, ancak vatanın ve ulusun bütünlüğünü, bağımsızlığımızı, laik ve demokratik hukuk devletini, cumhuriyetimizi içtenlikle ve fedakarca koruma görevini ihmal eder. Işık Koşaner’in basına yansıyan konuşmalarında, silahını mevzide bırakıp kaçan tim komutanlarından şikayet vardı. <strong>Onlar herhalde iyi bir maaş almak, emekliliğinde OYAK’ın olanaklarından ve orduevlerinin ucuz hizmetlerinden yararlanmak için subay olmuşlardı</strong>. Halbuki İstiklal Savaşı’nın subayları, kendilerini karşılık beklemeksizin vatan için feda eden kahramanlardı. Birinci ve İkinci İnönü savaşlarında subay kaybı 99 şehit ve 200 yaralıydı. Kütahya-Eskişehir Muharebelerinde subaylar 121 şehit ve 267 yaralı verdi. Sakarya Meydan Muharebesi gerçekten bir subay muharebesi olmuştu. Birçok er kaçarken, 345 subay şehit oldu, 1217 subay yaralandı. Cumhuriyeti kuranlar, maaşın sözünü etmeden kendilerini ateşe atan bu vatanseverlerdi. Bu kahramanların torunları da bugün onlara layık bir tavır içinde bedel ödüyor.</p>
<p>Türkiye’nin insanca yaşanılacak geleceğini inşa edecekler, sosyalistler ve maaş hesabı yapmadan vatanı savunan gerçek vatanseverlerdir.</p>
<p><strong>Silivri’dekiler, Hasdal’dakiler ve daha birçok cezaevindekiler onun için yatıyor.</strong></p>
<p>AYDINLIK, 30 Ağustos 2011</td>
</tr>
</tbody>
</table>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/zindanlarda-nicin-yatiyorlar-yildirim-koc.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“GÜNEŞLİ GÜZEL GÜNLER”I KADINLARIMIZ GERİ GETİRECEK!..</title>
		<link>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cgunesli-guzel-gunler%e2%80%9di-kadinlarimiz-geri-getirecek.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cgunesli-guzel-gunler%e2%80%9di-kadinlarimiz-geri-getirecek.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 10:08:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2693</guid>
		<description><![CDATA[İki komutan daha içeri alınmış. 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Mehmet Eröz, 9 Eylül günü Beşiktaş Adliyesi’nde oldukça gergindi. Yunan da böyle bir 9 Eylül günü denize dökülmüştü diye aklından geçirdi....]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/13326_361712985616_274957910616_3724939_4119653_n1.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2695" title="13326_361712985616_274957910616_3724939_4119653_n" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/13326_361712985616_274957910616_3724939_4119653_n1.jpg" alt="" width="530" height="540" /></a>İki komutan daha içeri alınmış. 6. Kolordu Komutanı Korgeneral Mehmet Eröz, 9 Eylül günü Beşiktaş Adliyesi’nde oldukça gergindi. Yunan da böyle bir 9 Eylül günü denize dökülmüştü diye aklından geçirdi. Mustafa Kemal ve arkadaşları böyle bir günde CHP’yi kurmuştu. 9 Eylül önemli bir gündü. Kötü rastlantıya bakın!..<br />
                 Eröz salondaki bankta ayaklarını oynatarak sırasını bekliyordu. Sırası geldi çağırdılar. İçeride hakkındaki iddiaları dinledi, iddialar ilginçti. Şüpheli tüm suçlamaları reddederek, andıcın Genelkurmay’ın emir ve direktifleri doğrultusunda hazırlanmış resmi bir belge olduğunu savundu… Akşama doğru, ajanslar haberlerini geçtiler. Koskoca Kolordu’nun komutanı “…silahlı terör örgütü yönetmek ve üye olmak” gerekçesiyle tutuklanmıştı&#8230; Kolordu komutansız bırakılacak değil herhalde. Geleneğe göre emir-komuta Eröz’ün yardımcısına bırakıldı. Onun için sıkıntılı günler başlıyor. Suriye ile olan gerginlik bitecek gibi değil. Ama onun ilk işi, Eröz’ün yönettiği “terör örgütü”nün yerini tespit etmek. Bakalım örgütü bulabilecek mi? Benden ona bir ipucu: Örgütü Kolordu içinde değil, başka yerlerde arasın!..<br />
                Aynı gün Balyoz Soruşturması kapsamında Tuğamiral Nadir Hakan Eraydın da tutuklanmış! Hamdolsun! Komutanlar, Hasdal yolunda yalnız bırakılmadılar. Hiç değilse bu kadarını düşünmüşler helal olsun!..<br />
                12’si tutuklu 14 kişi hakkında hazırlanan “Odatv İddianamesi”nin kabul edilişi de 9 Eylül’e rast getirilmiş. İddianamede Ahmet Şık’ın “İmamın Ordusu” adlı kitabı “Örgütsel Doküman” olarak kabul edilmiş. Sıkıysa “iki kişiden biri” bu kitabı bilgisayarlarında bulundursun. Bu “Örgütsel Doküman”ı dava dosyasından temin etmek mümkün olabilir ama internetten indirmek yasaktır. Aklınızda bulunsun! Anlayacağınız  imamla ilgili  her şey esrar gibi  tehlikeli ve yasaktır, uzak durun!..<br />
                Aralarında Ahmet Şık, Nedim Şener ve Soner Yalçın’ın da bulunduğu o davanın sanıkları, ne ile suçlanıyor biliyor musunuz?<br />
                 “Ergenekon örgütünün amaçları doğrultusunda CHP’yi ele geçirmek ve milletvekili olmaya çalışmakla tabi. Evet çok doğru okudunuz. Az önce okuduğunuz cümlede yazım hatası aramayın. Kontrol edilmiştir. CHP’nin ele geçirilmesine “Silivri Hukuku” yasak koymuş! Ona da çok şükür!.. Demek ki,  CHP’yi kim ele geçirmeye kalkışırsa, cezaevini boylayacak! Dosta düşmana bu kararı duyurun. Ayrıca CHP’den milletvekili olmaya çalışmak da son derece tehlikeli ve yasak.  Anlaşılan Balbay ile Haberal’ın başına gelenlerden yeterince ders alınamamış!.. Ne yalan söyleyeyim, özel yetkili savcıların CHP’nin ele geçirilmesini, kendilerine bu kadar dert edinmeleri, bayağı hoşuma gitti. Ayrıca duygulandırdılar da beni.. Eksik olmasınlar!..  Bu yaptıklarından sonra, önceki yaptıklarını da inanacağım geliyor!..<br />
                Bütün bu komiklikler yetmezmiş gibi Cumhuriyet Gazetesi’ne molotofkokteyli atmakla maruf suça sürüklenmiş sanık Bedirhan Şinal, 196. oturumda mahkemeye: “Gerçekleri anlatıyorum fakat hiçbir şey yapmıyorsunuz” diyor. Bu haddini bilmez şüpheli “çocuk”, mahkeme başkanının “Gerekeni yapıyoruz” şeklindeki yanıtına, “ne yaptınız” şeklinde bir de karşılık vermez mi!.  İşte tam da bu sırada, dinleyici sıralarındakiler gülüşmeye başlamış. Oysa o salonda tebessüm etmek bile yasaklanmıştı. Nitekim gelişmeler de bu yasağa göre ilerliyordu. Sonunda başkan dinleyicilerin salonu boşaltmasını istenmiş. Mahkeme başkanına savunma makamında oturan biri haklı bir itiraz etmiş. Beklendiği gibi mahkeme, muteriz Avukat Hasan Basri Özbey’in de salondan çıkartılmasına karar vermiş. Sanıklar içeride kaldı ama savunma tahliye edilmişti!.. Bu dönemde o kadarını da  başarı saymak lazım!..<br />
                Peki, size göre mahkeme başkanının kızdıran neydi?<br />
                 Bedirhan Şinal’ın sözleri mi yoksa başkanın sabah okuduğu gazetelerden öğrendikleri mi? Bilenler bilir, karikatürize etmeye çalıştığım o iddiaların yer aldığı bir iddianameyi, hukukçu ciddiyeti ile ele alarak, gereğini yapmak öyle kolay değildir. Bana sorarsanız başkanın sinirlerini bozan, Avukat Hasan Basri Özbey’in itirazı da olamaz.. O ve meslektaşları görevlerinin gereğini yerine getirmiştir. Hiçbir mahkeme başkanı buna kızılamaz….<br />
                İşin içinde başka şeyler aranmalı:                İç ve dış kamuoyunu ipe sapa gelmez iddialarla yıllarca oyalamak çok mu kolay sandınız? Sadece usul kurullarını uygulayarak, sanıkları yıllarca içeride tutmak mümkün olabilir ama kamuoyunu tutuklama gerekçelerine inandırmak öyle kolay değildir. Bu en ağır iş de mahkemelerin üzerinde kalmış. Bugün için özel görevli mahkemelerden adalet dağıtmayı bekleyen, neredeyse kimse kalmadı. Bakalım yargıçlar kendi ailelerinin baskısına daha ne kadar dayanabilecekler… Öyle demeyin, bütün çocuklar yaşamları boyunca “süpermen”leri yenen babalarıyla övünmek isterler. Babalar da emekli olduklarında, anılarını “işçilikten emekli” arkadaşlarına anlatıp öyle övünecekler. İnsanoğlu bir gariptir işte. Tatil yerlerinde, emekliliği hastalıklarla birlikte yaşar. Yaptıklarıyla torunlarına övünür durur, vakit öyle daha kolay geçermiş!.. Beşiktaş’taki yargıçlar bu dönemleri için bayağı bir sermaye edindiler, ye ye tükenmez!..<br />
                Silivri cephesinde duvarların biraz ötesinden yükselen ama duyulmayan sesler özetle böyledir…<br />
                 Hapishane avlusunun az berisinde ise kadınlarımız “nöbet”e kalkmış. “Bizim olan bizim kadınlarımız” nöbet tutulmaya başlamışlar. Mehmetçik’ten nöbeti devralan komutanların, vukuat defterlerinde kayıtları var!? Bu yüzden çoğu görev yerlerine dönememiş.. Komuta kademesi Hastal’da “katıksız oda hapsine” çarptırılmış. Onların suçu çok ağırdır kuşkusuz. Düşman kuvvetlerinin hazırladığı komploları öngörüp zamanında tedbir alamamışlar. Şimdi bu basiretsizliğin bedelini ödüyorlar esir kamplarında. Bu nedenle vardiya Kurtuluş Savaşı’ndaki gibi kadınlardadır.<br />
                9 Eylül sabahı Türkiye farklı bir eylemle uyanıp, güneşli güzel bir güne başlamış. Asker eşleri, hiçbir zaman deliksiz uyuyamazmış. Şimdi sıra onlara gelmiş, tüfek tesisatlarını kuşanıp, tadat alanında safta toplanmışlar…<br />
                 Dikkaaaaaaaaaaat! Kadınlar nöbeti devraldılar, rahat uyuyabilirsiniz artık!..<br />
                Av. Cemil Can</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cgunesli-guzel-gunler%e2%80%9di-kadinlarimiz-geri-getirecek.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CIA Koordinatörlüğünde MİT-PKK Görüşmesi</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cia-koordinatorlugunde-mit-pkk-gorusmesi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cia-koordinatorlugunde-mit-pkk-gorusmesi.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Sep 2011 08:52:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2689</guid>
		<description><![CDATA[Bülent ESİNOĞLU   PKK yayın organı Dicle Haber Ajansından, internet sitelerine düşen kasetler sizleri bilmem ama Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal’ı takip edenler için hiç de sürpriz olmadı.   Dicle...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bülent ESİNOĞLU<br />
 <br />
PKK yayın organı Dicle Haber Ajansından, internet sitelerine düşen kasetler sizleri bilmem ama Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal’ı takip edenler için hiç de sürpriz olmadı.<br />
 <br />
Dicle haber Ajansının önce yayınlayıp sonradan, “haklendi” diye kaldırılan MİT-PKK görüşmeleri sır değildi.<br />
 <br />
Yaşananların arka planını tahmin etmek zor değildi. Şimdi olan şey; işin yorum veya söylenti olmadığı, belgesi ile ortaya çıkmış olmasıdır.<br />
 <br />
Görüşmelerin tam metni çözümlemeleri ile beraber yayınlanınca, daha fazla bilgi ve ilişki de ortaya çıkacaktır.<br />
 <br />
İlk adımda öğrendiğimiz, Hükümet adına konuşan kişinin “sizinle savaşan Türk Ordusu içerde” sözüdür.<br />
 <br />
“Sizin için hukuku yok ettik”<br />
 <br />
Hükümet adına konuşan kişi sizinle savaşan Türk Ordusu içerde derken, biz sizin yanındayız demek istemektedir.<br />
 <br />
Hukuku yok ettik sözünü tercüme etmeye gerek yoktur. PKK’yı millete kabul ettirmek için faşizmi getirdik demek istemektedir.<br />
 <br />
Bu kasetlerin ortaya çıkması Aydınlık Gazetesi ve Ulusal Kanal’ın ne kadar doğru tespitler üzerinden haber ve yorum yaptığını da göstermektedir.<br />
 <br />
CIA, PKK, içerdeki F-Tipi örgütün nasıl birlikte çalıştıkları da artık belgelenmiştir.<br />
 <br />
Bu kaset artık şantajın sadece ordu ve aydınlara yapılmayacağı, bundan böyle başkaları için de kasetlerin çıkacağı anlaşılmaktadır.<br />
 <br />
CIA Koordinatörlüğünde, PKK-Hükümet görüşmeleri artık dedikodu değil gerçektir.<br />
 <br />
Kasetteki konuşmalardan dikkat çeken başka bir husus daha var.<br />
 <br />
Hükümet adına konuşan kişinin PKK’dan gelen taleplerin, çok madde içerdiği ve uzun olduğu hakkında ki şikâyetidir.<br />
 <br />
PKK’dan gelen taleplerin 15 Madde gibi çok maddeyi ihtiva etmesidir.<br />
 <br />
Bu 15 madde ister istemez akla, Hüseyin Çelik’in ordu ile ilgili açıkladığı 15 maddeyi getirmektedir.<br />
 <br />
Demek ki CIA ve PKK 15 maddelik yapılacak işler planı hazırlayıp, AKP’ye vermiştir. Demek ki bunlar on yıldır, CIA ve PKK  ile birlikte ordu ve Kemalist aydınların imhası için birlikte çalışmışlardır.<br />
 <br />
Hal, Hükümetin çekilmesini gerektirecek durumdan daha da vahimdir.<br />
 <br />
Türk ordusunun arkadan vurulduğu hususu, kasette resmen açıklanmaktadır.<br />
 <br />
Durum çok vahimdir.<br />
 <br />
Türk ulusu çok büyük bir tehdidin altındadır.<br />
 <br />
Türkiye’nin bölünmesinin CIA koordinatörlüğünde görüşülmesi, yok sayılarak devam edilecek bir husus değildir.<br />
 <br />
Gereğini yapmak, bu vatan toprağına basan herkesin sorumluluğudur.<br />
13.9.2011, <a href="mailto:bulentesinoglu@gmail.com">bulentesinoglu@gmail.com</a><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/untitled.bmp"><img class="aligncenter size-full wp-image-2690" title="untitled" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/untitled.bmp" alt="" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cia-koordinatorlugunde-mit-pkk-gorusmesi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİVAS KONGRESİNİN YIL DÖNÜMÜNDE YURTSEVERLERE DÜŞEN GÖREV &#8220;ADD GENEL MERKEZ&#8221;</title>
		<link>http://www.addisparta.org/sivas-kongresinin-yil-donumunde-yurtseverlere-dusen-gorev-add-genel-merkez.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/sivas-kongresinin-yil-donumunde-yurtseverlere-dusen-gorev-add-genel-merkez.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 13 Sep 2011 21:13:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2682</guid>
		<description><![CDATA[Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, topraklarının emperyalist devletlerce paylaşılması üzerine, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurtuluş çareleri arayan yurtseverlerin Sivas’ta topladıkları kongrenin; Sivas Kongresinin 92. Yılına eriştiğimiz bu günlerde, ne yazık ki 92...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/sivas_kongresi-11.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-2683" title="sivas_kongresi-11" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/sivas_kongresi-11.jpg" alt="" width="450" height="333" /></a>Osmanlı imparatorluğunun parçalanması, topraklarının emperyalist devletlerce paylaşılması üzerine, Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde kurtuluş çareleri arayan yurtseverlerin Sivas’ta topladıkları kongrenin; Sivas Kongresinin 92. Yılına eriştiğimiz bu günlerde, ne yazık ki 92 yıl öncesinin koşullarına benzer koşullar içerisindeyiz.</p>
<p>Fiili işgal olmazsa da, hemen her atılan adımın, yapılan her girişimin, emperyalist devletlerin istekleri doğrultusunda olması, yer altı ve yer üstü kaynaklarımızın ulus ötesi şirketlerin sınırsız ve denetimsiz kullanımına bırakılması, artan dış borçlanma, işletilmeyen devlet kurumları yerine “kurullar”la devletin yönetimi; artan işsizlik, açlık ve sefalet, bilim ve sanatta hissedilir gericileşme, yargının iktidarın denetimine girmesi, TSK’ne ve demokratik kitle örgütlerine yönelik baskıların yanı sıra, kapımızdaki tehlike olarak duran ve bizi komşularımızla karşı karşıya getirecek savaş ihtimali tıpkı 92 yıl önce yaşanılanları hatırlatıyor bizlere.</p>
<p>Bu durum aynı zamanda Sivas Kongresinde alınan kararların hala geçerliliğini koruduğunu, yeniden tam bağımsızlığın kazanılması için, dinsel, mezhepsel, etnik ve dar gurupçu çıkış ve kurtuluş yolları aramak yerine, emperyalist işgale karşı tüm ulusça sağlanacak birlik ve beraberlik içinde antiemperyalist cephede hareket etmenin zorunluluğunu da hatırlatıyor bizlere.</p>
<p>Bu anlamda “Tüm yurtsever aydınların geçmişe dönüp bakmaları kurtuluş ve kuruluşun nasıl sağlandığını hatırlamaları, yeniden kurtuluş için en doğru adımın atılmasında yol gösterici olacaktır. Günümüzde siyasi partilerin, gurupların, kişilerin girişimleri ile yeniden bağımsızlığımıza kavuşmak mümkün görünmemektedir. Yurtsever devrimci ilerici güçlerin birliğini sağlamayı esas almadan, Bağımsızlıkçı, Cumhuriyetçi ve toplumsal eşitlikçi bir program etrafında antiemperyalist mücadeleye yönelmeden, sadece iktidar ve iktidar alternatifi ile yetinmenin, umutları bir dalgada yok olacak kuma yazmaktan öte bir anlamı olmayacaktır.”</p>
<p>Sivas Kongresi ruhu ve o ruhun ürünü olarak alınan kararlar dün olduğu gibi bu günde ulusumuza doğru olan yolu ve yöntemi göstermektedir. Bu günlerde Sivas Kongresi kararlarını hatırlamakta ve işaret ettiği çözümün farkına vararak bu gün için de aynı doğrultuda gerekeni yapmak geleceğe güven ve huzur içinde bakabilmemiz için atılabilecek en önemli adım olacaktır.</p>
<p>Sivas Kongresinin 92. Yıl dönümünde kurtuluş ve kuruluş yolunda önemli bir adımın atılmasını sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere kongre katılımcılarını saygıyla anıyoruz.</p>
<p>ADD GENEL MERKEZİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/sivas-kongresinin-yil-donumunde-yurtseverlere-dusen-gorev-add-genel-merkez.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkiye Cumhuriyeti Tasfiye Ediliyor !!Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN Bir kamu hukuku profesörünün  kamuoyuna uyarısı  !</title>
		<link>http://www.addisparta.org/turkiye-cumhuriyeti-tasfiye-ediliyor-prof-dr-anil-cecen-bir-kamu-hukuku-profesorunun-kamuoyuna-uyarisi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/turkiye-cumhuriyeti-tasfiye-ediliyor-prof-dr-anil-cecen-bir-kamu-hukuku-profesorunun-kamuoyuna-uyarisi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Sep 2011 11:00:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2676</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/imagesCA1PK88E.jpg"><img class="aligncenter size-thumbnail wp-image-2677" title="imagesCA1PK88E" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/imagesCA1PK88E-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Türkiye, son yıllarda sürekli olarak dıştan dayatılan reformlarla uğraşmak zorunda bırakılıyor. Birilerinin çok acelesi olduğu için, bir an önce istedikleri aşamaya gelebilmek için dışarıdan içeriye doğru sürekli olarak bir inisiyatif yönlendirmesi yapmaktadırlar.</p>
<p>Böylesi dış merkezli bir emperyalist oyuna bütünüyle Türk toplumu alet edilmek istenirken Türk ekonomisinin köşe başlarını tutan kadrolarla,medyada etkili olan işbirlikçi mandacı gruplar, ülkemizi böylesi bir maceraya doğru el birliği ile sürüklemektedirler. Yüzyıllar önceden hazırlanmış bir plan ve bu doğrultudaki proje uğruna büyük bir ulusal kurtuluş savaşı vererek kurmuş olduğumuz Türkiye Cumhuriyeti tasfiye edilmektedir. Bu gerçek artık saklanamayacak kadar açık ve net bir biçimde Türk kamuoyunda kesinlik kazanmıştır.<br />
Hiç kimse cumhuriyet yıkıcılığı ya da Türkiye düşmanlığı yaptığını kabul etmiyor. Her şey &#8220;değişim&#8221; kavramı içerisinde ve Türk devleti dıştan zorlanan bir plan dâhilinde çözülmeye mahkûm ediliyor.<br />
Değişim sözcüğünün sihirli görünümünün arkasına sığınan ikinci cumhuriyetçiler, maddeci işbirlikçiler, alt kimlikçi federasyoncular, ılımlı İslamcı görünümlü şeriatçılar, emperyalizm ve Siyonizm ile her türlü işbirliğine açık olan oportünistler koalisyonu elbirliği ile Atatürk&#8217;ün cumhuriyetine saldırmaktalar ve kültürel alt kimlikçilik dış desteklerle hortlatıldığı gibi kayıt dışı ekonominin sağladığı olanaklarla yer altı ilişkileri doğrultusunda birçok mafya ve benzeri hukuk dışı çıkar örgütlenmelerinin de gündeme geldiği görülmektedir.</p>
<p>Kurtlar Vadisi gibi televizyon dizileri ile böylesine hukuk dışı bir yapılanma iç ve dış menfaat çevreleri tarafından hem özendirilmekte hem de desteklenmektedir. Böylesine olumsuz bir süreç içinde ülkenin birliği ve bütünlüğü tehlike altına sürüklenmekte, seksen milyonluk bir milletin gelecek güvencesini sağlamakla görevli Türk devleti her gün biraz daha gerileyerek devre dışı kalmaktadır.<br />
Bu aşamada Türkiye&#8217;yi yöneten bir zihniyet, yeni dönemin plan çalışmalarında devletin küçültülmesini ana hedef olarak ilan etmektedir. Bu tür bir hedef belirleme, şimdiye kadar yarısı tasfiye edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geri kalan diğer yarısının da tasfiye edilmek istendiğinin en açık göstergesidir. Sürekli olarak dış baskılarla iyice küçülmüş olan Türkiye Cumhuriyeti devletinin geleceği ile ilgili planlama çalışmalarına devletin küçültülmesi ana hedef olarak belirlenirse, bu gelecekte Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin ulusal ve üniter yapısının ortadan kaldırılmak istendiğinin en açık göstergesi olarak anlaşılmasıdır. Çünkü OECD istatistiklerine göre; Avrupa ve Amerika gibi kıtalardaki batı ülkelerine oranla en küçük devlet Türkiye Cumhuriyeti&#8217;dir.Batı ülkelerinde devletin ekonomideki ağırlığı ortalama olarak yüzde 40 ya da 50 oranında olmasına rağmen, Türkiye&#8217;deki devletin ekonomideki büyüklüğü son yıllarda yüzde 20&#8242;lerden yüzde 10&#8242;lara doğru küçülmüştür.  Kendi devletlerini güçlü ve büyük tutan batılı emperyalist ülkeler sıra Türkiye&#8217;ye gelince, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun bugünkü mirasçısı Türkiye&#8217;yi daha da küçültmenin yollarını aramaktadırlar.<br />
Avrupa Birliği sürecinde yani bir Yugoslavya modeli yaratarak Türkiye&#8217;nin ülkesini bir Sevr haritasına dönüştürmek isteyenler, bu doğrultuda devletin küçültülmesi için sürekli olarak baskı yapmaktadırlar.Avrupa Birliği&#8217;ne paralel olarak IMF ve Dünya Bankası gibi uluslar arası kuruluşlar da Türk devletinin küçültülmesi için devletin yetkili organlarını baskı altında tutmaktadırlar.Kabuk devlet suçlamaları ile medyadaki papağanlarını Türk devletinin üzerine süren emperyal merkezler kendi devletlerini daha da büyütmenin arayışı içindedirler. Bu doğrultuda dünyanın her bölgesini sömürge durumuna düşürürlerken, Türkiye&#8217;yi de iyice küçülterek çeşitli eyaletlere bölebilmenin çabası içindedirler.Büyük Avrupa, Büyük Ortadoğu, Büyük İsrail gibi dünyanın merkezini içine alacak bölgesel federasyon planlarına Türkiye&#8217;nin ülkesini merkez yapmak isterlerken, bu ülkenin üzerinde kurulu bulunan Türk devletinin ortadan kaldırılmasına giden yolu açmak istemektedirler.Demokrasi, küreselleşme, değişim gibi sihirli sözcüklerle Türk Devleti yavaş yavaş ortadan kaldırılmakta, Gelecekte bir dış destekli federasyona giden yol açılmaya çalışılmaktadır. Batılı merkezlerin hepsi bu doğrultuda çalışırken, Yugoslavya&#8217;dan sonra dünyanın merkezinde kurulmuş olan Türk devleti de tasfiye edilmek istenmektedir. Son yıllarda reform adı altında gündeme getirilen bütün yasal düzenlemelerinin devletin merkezi gücünü ortadan kaldırdığı, parçalı bir yapıyı ortaya çıkarabilmek üzere merkezin yetkilerinin sürekli olarak yerel yönetimlere devredildiği artık iyice görülmektedir.Tablo kesin hatları ile belli olduğuna göre, Türk devletinin geleceğine bir büyük ulusal kurtuluş savaşı vermiş olan Türk milleti karar verecektir. Türk milleti ulusal ve üniter cumhuriyet devleti tasfiye edilirken, bu gidişe bir dur diyecek, ulusal egemenliğine sahip çıkarak yeni yüzyılda da bağımsız Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin çatısı altında yaşamını sürdürecektir. Artık; devleti ve Cumhuriyeti ortadan kaldırmakta olan bu reform görünümlü deforme sürecine Türk Milleti acilen &#8220;dur&#8221; demelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/turkiye-cumhuriyeti-tasfiye-ediliyor-prof-dr-anil-cecen-bir-kamu-hukuku-profesorunun-kamuoyuna-uyarisi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“NAMUSLULAR DA EN AZ NAMUSSUZLAR KADAR CESUR OLMALIDIR…”</title>
		<link>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cnamuslular-da-en-az-namussuzlar-kadar-cesur-olmalidir%e2%80%a6%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cnamuslular-da-en-az-namussuzlar-kadar-cesur-olmalidir%e2%80%a6%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 09 Sep 2011 22:15:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2671</guid>
		<description><![CDATA[Çok kritik aylar, günler, hatta saatler yaşıyoruz. Ülkemizin, halkımızın aleyhine durmadan bir şeyler değişiyor. Yeni yeni planlar, tertipler hazırlanıyor. Sevr haritaları çiziliyor. Kapalı kapılar arkasında sözler alınıp, sözler veriliyor. Yeni...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çok kritik aylar, günler, hatta saatler yaşıyoruz.</strong> Ülkemizin, halkımızın aleyhine durmadan bir şeyler değişiyor. Yeni yeni planlar, tertipler hazırlanıyor. Sevr haritaları çiziliyor. Kapalı kapılar arkasında sözler alınıp, sözler veriliyor. Yeni kararlara imzalar atılıyor. <strong>Ülkemiz ABD’ye kalkan yapılıyor.</strong></p>
<p><strong>Batı, 1919’larda, 20’lerde beceremediğini bugün, 21. Yüzyılın Vahdettin’leri, Damat Ferit’leri, BOP eşbaşkanları ile yapmaya çalışıyor.</strong> Mustafa Kemal karşısında onarılmaz yenilgiye düşenler, o yılların öcünü almaya, Türkiye Cumhuriyetini yok etmeye bugün yeniden heveslendiler.</p>
<p>Çok endişe verici, çok tedirgin edici, çok tehlikeli bir ortamdan geçiyoruz<span id="more-2671"></span>.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti büyük bir kuşatma altındadır bugün. Amerika’sı, Avrupa’sı, dincisi, PKK’lısı candan, sıkı bir işbirliği içerisinde, dört koldan saldırıya geçmiş, tüm güçleri ile yüklenmektedirler. Savaş alanı cumhuriyettir; Cumhuriyet ideolojisidir, Cumhuriyet ekonomisidir.</p>
<p>Ulusal ekonomi, ulusal kültür, ulusal politika, ulusal olan ne varsa; yerle bir ediliyor. Tıpkı bir devenin zücaciye dükkânına girmesi gibi… Türkiye bir kaos, bir kargaşa ortamına itilmiş. Her şey paramparça, her şey darmadağın…</p>
<p>Cumhuriyetimize, ulusal varlığımıza, üniter yapımıza son verilmek isteniyor.</p>
<p>1950’lerde başlayan “<em>Küçük Amerika</em>” olma sevdası sonunda Evren’lerle, Özal’larla, Tayyip’lerle Türkiye’yi ABD ve AB kapısına getirip bağladı.</p>
<p>Devlet dairelerinde şimdi cemaatin borusu ötmekte… AKP’ye, AKP’nin isteklerine karşı çıkanlar, boyun eğmeyenler soluğu kapı dışında almaktadırlar…</p>
<p>Ağaların, beylerin sözü artık sadece köylerde değil, kentlerde de geçmektedir. Yargı siyasallaşmış, iktidarın yandaş bir kuruluşuna dönüşmüştür. Hak hukuk hak getire!..</p>
<p>Demokrasinin D’si yoktur ülkemizde. Üç, dört yıldan bu yana yurtseverler içeride, esir alınmış, rehin alınmış durumdadırlar.<strong> Ama bebek katilleri, bölücüler el üstünde tutulmakta, artık muhalefet yöneticileri de teröristlere başsağlığına gitmektedirler.</strong></p>
<p><strong>Ne yazık ki bu kötü gidişe dur diyecek gerçek bir muhalefet de gözükmüyor ortalarda. O da “<em>Özgürlük, sivilleşme</em>” adı altında küresel emperyalizmin ideolojisi olan neoliberal rüzgârlara kaptırmış kendisini, gidiyor. Şimdi “<em>Değişim</em>” kavramının şemsiyesi altında herkes, “<em>Cumhuriyet yıkıcılığı</em>” yapıyor.</strong></p>
<p>Cumhuriyeti korumak, kollamak, yıkılmasına engel olmak, Kurtuluş Savaşında olduğu gibi yine yiğit halkımıza düşmektedir. Orduyu da, yargıyı da onlar kurtaracaktır.</p>
<p>İstanbul’un yabancılar tarafından alınmasından sonra 1919-1920 yıllarında emekli generaller, profesörler, milletvekilleri, valiler, gazeteciler ve ordu komutanlarının bir İngiliz sömürgesi olan Malta’ya sürgün edilmeleri Kurtuluş Savaşını nasıl durduramadıysa;<strong> Ergenekon’lar, Silivri Zindanları da “<em>tam bağımsızlık</em>” mücadelesini durduramayacaktır. </strong></p>
<p><strong>Çünkü bir devrimci için yılın her ayı, her haftası, her günü, her dakikası mücadele ve propaganda zamanıdır. Direnme, savaşma zamanıdır.</strong></p>
<p><strong>Aydınlara düşen en büyük görev bugün sessiz, tepkisiz, suskun toplulukları harekete geçirebilmek, tarafsızları kazanmak, halkın bilinçlenmesine, gerçekleri görmesine yardımcı olmak, onları demokratik eylemlere, direnişlere hazırlamaktır. Ulusal birlik ve beraberlik temelinde yılmadan, usanmadan, her gün yeni bir dirençle yeni bir güne başlamaktır.</strong></p>
<p>Aydınlara düşen en büyük görev bugün, Türkiye’yi parçalamak isteyen tertip ve tertipçilerin karşısında ulusal çizgide birleşip bütünleşerek bir güç, bir varlık olduğunu göstermektir.</p>
<p>Ne demişti İsmet Paşa, “<em>Arkadaşlar, bir ülkede namus sahipleri, en az şer ehli, yani namussuzlar kadar cesur olmadıkça, o memleket mutlaka batar!</em>”</p>
<p><strong>Ulusalcı örgütler ne kadar güçlenir, gelişir, büyürse işbirlikçilerin yüreğine o kadar korku salar. Hatta böyle güçlü ulusal bir cephenin oluşumu karşısında muhalefet de kendine bir çeki düzen vermek zorunda kalacaktır.</strong></p>
<p>Vakit daralmaktadır. Tüm yurtseverleri, ulusalcıları, tam bağımsızlık yanlılarını göreve çağırıyoruz. İhanet çeteleri karşısında onların da bir güç olduğunu gösterme zamanı gelmiştir, geçmektedir.</p>
<p>“Namuslular da en az namussuzlar kadar cesur olmak zorundadırlar.</p>
<p>Ey yurtseverler, ey ehli vatan haydi, görev başına…</p>
<p><strong>Ali Eralp<br />
İLK KURŞUN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cnamuslular-da-en-az-namussuzlar-kadar-cesur-olmalidir%e2%80%a6%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ADD ISPARTA ŞB. 7. OLAĞAN GNL KURL SONUCU</title>
		<link>http://www.addisparta.org/add-isparta-sb-7-olagan-gnl-kurl-sonucu.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/add-isparta-sb-7-olagan-gnl-kurl-sonucu.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2010 21:07:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2663</guid>
		<description><![CDATA[Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi 06.03.2010 Cumartesi günü Saat 14.00 de Dernek üyelerinin yanı sıra,  siyasal parti temsilcilerinin (CHP – DSP – İP il ve ilçe başkan ve üyelerinin), Eğitim...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/100_9318.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2664" title="100_9318" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/100_9318-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi 06.03.2010 Cumartesi günü Saat 14.00 de Dernek üyelerinin yanı sıra,  siyasal parti temsilcilerinin (CHP – DSP – İP il ve ilçe başkan ve üyelerinin), Eğitim – İş, Türkiye Gençlik Birliği temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşmiştir.</strong></p>
<p><strong>Siyasi Parti ve Katılımcı Demokratik örgüt temsilcilerinin de birer konuşma yaptıkları Genel Kurulda,  Isparta Ulusal Güç Birliğinin daha etkin kılınabilmesi için öneriler dile getirilmiştir. </strong></p>
<p><strong>Genel Kurul sonunda yapılan seçimlerin ardından görev dağılımı  yapılmış;</strong></p>
<p><strong><em><span style="text-decoration: underline;">Yönetim Kuruluna; </span></em></strong></p>
<p><strong>1-               </strong><strong>BAŞKAN:         Mahmut ÖZYÜREK</strong></p>
<p><strong>2-               </strong><strong>BAŞKAN Yrd.: Av. Mehmet ZENGİN</strong></p>
<p><strong>3-               </strong><strong>SAYMAN:         H.Avni ÇAYLI</strong></p>
<p><strong>4-               </strong><strong>YAZMAN:          O.Mümtaz ÇAPÇI</strong></p>
<p><strong>5-               </strong><strong>ÜYE:                  Ayşe SELEK</strong></p>
<p><strong>6-               </strong><strong>ÜYE:                  Feray SELEK</strong></p>
<p><strong>7-               </strong><strong>ÜYE:                  Songül ÜNAL      Seçilmişlerdir. </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/add-isparta-sb-7-olagan-gnl-kurl-sonucu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>AÇIK MEKTUP</title>
		<link>http://www.addisparta.org/acik-mektup-3.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/acik-mektup-3.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Feb 2010 10:48:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2657</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde, bugün, 7 Ocak 2009 günü, televizyon ekranları, Avro- Amerikan dinci karşı-devrimin son perdesini aktarıyor. Ülkemizin düşünür ve yazarları, sivil-asker yöneticileri, telefon ve bilgisayarlarından sonra evlerindeki kitaplarla not kağıtları silah...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/guler.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-2658" title="guler" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/guler.jpg" alt="" width="110" height="86" /></a>Ülkemizde, bugün, 7 Ocak 2009 günü, televizyon ekranları, Avro- Amerikan dinci karşı-devrimin son perdesini aktarıyor.</p>
<p>Ülkemizin düşünür ve yazarları, sivil-asker yöneticileri, telefon ve bilgisayarlarından sonra evlerindeki kitaplarla not kağıtları silah sayılıp tutsak ediliyor. Tutsak edilenlerin neyle suçlandığını gösterecek iddianameler ortada yokken, hükümet her sıkışma anında bir grup aydını daha evlerinden topluyor.</p>
<p>            Ortadaki davanın bir hukuk davası olmadığı ortaya çıkmıştır. Siyasal iktidar hukuku siyasal bir araç haline getirmiş ve hukuk sistemini kurduğu büyük gözaltı ağına araç kılarak adalet mekanizmasına olan güvenimizi ortadan kaldırmıştır. Hükümet, hukuk düzenini kendi elinde bir siyasal silaha çevirerek suç işlemiştir. Bugünkü baskınlar, bu suçu işlemeyi sürdüreceğini göstermektedir.<span id="more-2657"></span></p>
<p>            Ergenekon Davası&#8217;nın bir çete-mafya davası olmadığı da açığa çıkmıştır. Bu davaya Türk tarihinin en önemli destanının adının koyulmasından da bellidir; bu dava ulusal bağımsız varlığımıza karşı yürütülen bir siyasal harekattır. Ortadaki harekat, Türkiye&#8217;nin ulusal ve bağımsız varlığını ortadan kaldırma amaçlı bir karşı-devrimdir. Ülkemizde bu silah kullanılırken, aynı anda, ulusal değil &#8220;çok-<br />
uluslu&#8221;, laik değil &#8220;çok-cemaatli&#8221;, bağımsız değil &#8220;Avro-Amerikan taşeronu&#8221; başka bir yapı yaratılmaya çalışılması rastlantı değildir.<br />
            Fabrikalarımızda, bankalarımızda, haberleşme sistemimizdeki yabancılaşma, hem doğrudan hem bankalar üzerinden mülkiyeti yabancılara devredilen topraklarımız, azınlıkçılık ve cemaatçilik yararına teşvik edilen yerelleşme, merkezi ve bölge ajansları kurumlaşması, vakıflaşma yasaları, bu yapıyı yaratmanın adımlarıdır.</p>
<p>            AB-D destekli sözde reformlarda şimdi gelinen aşama, içyüzü hiçbir örtüyle -ne inanç, ne particilik, ne hemşericilik- örtülemeyecek, hiçbir yurttaşımız tarafından kabul edilemeyecek kadar ortada olan adımlar atılmasını gerektirmektedir. Aydın avı işte bu yüzden başlatılmıştır, bu yüzden yaygınlaştırılmaktadır. Tüm bireysel hak ve özgürlükler ihlal edilerek uygulamaya koyulmuş telefon, bilgisayar, ev- işyeri dinleme-izleme ağı, bu planı yürütebilmek için kurulmuştur. Ev basmalar,  gözaltına almalar, tutsak etmeler, tehditler, bu gidişe karşı çıkan aydınları sindirme, susturma, yok etme operasyonundan ibarettir. Ülkemizi büyük bir gözaltı avlusuna dönüştürmüş olan bu uygulamalar, hukuk devletine değil Avro-Amerikan demokrasi diktatörlüğüne aittir.</p>
<p>            Yürüyen karşı-devrimci darbeyi görüyor ve lanetliyorum.</p>
<p>            Konu, yargı ve hukukla değil, siyasal iktidarın siyasetiyle ilgilidir. Sorun, siyasal ktidarın muhalefeti bastırma ve susturma sorunudur.</p>
<p>            Bu baskıların ulusal bağımsızlık, toplumsal eşitlik, laik cumhuriyet için mücadele edenleri yıldırmak bir yana daha da kararlı kılacağını biliyor ve aydın sorumluluğum gereğince duyuruyorum.</p>
<p>Prof. Dr. Birgül Ayman GÜLER<br />
7 Ocak 2009</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/acik-mektup-3.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yılmaz DİKBAŞ Akdeniz TV de</title>
		<link>http://www.addisparta.org/yilmaz-dikbas-akdeniz-tv-de.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/yilmaz-dikbas-akdeniz-tv-de.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 13 Feb 2010 09:48:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mahmut Özyürek</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2651</guid>
		<description><![CDATA[ Araştırmacı – Yazar  Sn. Yılmaz DİKBAŞ 13 Şubat 2010 Cumartesi akşamı  Saat 20.30’da AKDENİZ TV’de “Son Nokta” programına konuk olacaktır. Tüm Türkiye geneline ve yurt dışına yayın yapan AKDENİZ TV,...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1201119224.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-2652" title="1201119224" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/1201119224-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a> <strong>Araştırmacı – Yazar  Sn. Yılmaz DİKBAŞ 13 Şubat 2010 Cumartesi akşamı  Saat 20.30’da AKDENİZ TV’de “Son Nokta” programına konuk olacaktır.</strong></p>
<p><strong>Tüm Türkiye geneline ve yurt dışına yayın yapan</strong></p>
<p><strong>AKDENİZ TV, sadece ‘Uydu Antenden’ izlenebilmektedir</strong>.  </p>
<p>İZLEYİN &#8211; ÖNERİN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/yilmaz-dikbas-akdeniz-tv-de.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

