KAPİTALİZMİN ÇARKLARINI YAĞLAMAK(Alıntı)

KAPİTALİZMİN ÇARKLARINI YAĞLAMAK
 26.10.2008

Sonbahar bir kedi gibi şehrin içine sessizce sokulmaya başladı. Artık akşamlar, acı bir soğukla ürpermeye başlıyor. Böylelikle ev hapside başlamış oluyor. Sokaklarda kimseler yok. Sokak lambalarının titreyişini ve çıkardığı sesleri duymakta mümkün…

Evimde boylu boyunca uzanmış kitap okuyorum. Kendimi öyle bir kaptırmışım ki, cep telefonumun çaldığını bile çok sonra farkettim. Arayan, üniversite yıllarımda tanıştığım bir arkadaşım. Sesi oldukça kırık geliyordu. Bir o kadarda sesin içindeki öfke sezinlenecek derecede belliydi. Daha “Ne haber? Nasılsın?” bile demeden; “hemen msn’ye gel, konuşmamız lazım” dedi. Meraklanmıştım. Hiçbirşey sormadan, kitabı kapatıp bilgisayarımın başına geçtim.

Bir süre sonra konuşmaya başladığımızda, sesindeki kırık öfkenin nedeni belli oldu. Arkadaşım önce internet siteme, ordanda yazılarıma ulaşmış. Konuşma boyunca yazılarıma kin ve nefret kusuyor. Habire yazılarımı eleştiriyor. Eleştirmesine birşey dediğim yok fakat iş bazen çığrından çıkıyor. Ağır kelimeler sarf etmesine sebep oluyor. Tam bir bizim kuşak sosyalisti yani… Ne demek istediğimi çok iyi anlamışsınızdır.

Gelelim asıl konuya… Yazılarımda diyormşum ki: Kemalizm olmasa sol olmaz… Yazımı açıp tekrar okudum. Bir daha okudum. Ama anlatmak istediğim bu değildi. Hadi birkez daha anlaşılır bir şekilde anlatmaya çalışalım.

Sosyalizm yıkıcı değil; yapıcı olmalıdır

Sosyalist sol, kendi eleştirisini yapamadığı için, yapıcı bir rolden, yıkıcı bir role geçmiştir. Ardından etnik ayrımcılık gelmiştir. (Hatırlayınız: Devrim azınlıklardan kopacağı iddiası…) Kimse bana dar kafalı bir milliyetçilik yapmadığını anlatmasın. Yada dar kafalı milliyetçilik yapanlarla ortak hareket ettiğini… “Efendim o sosyal demokrat bir partidir. Biz onu sola çekmeye çalışacağız” yalanını beş yaşındaki çocuğa söylesen yemez. Biraz samimi olmak lazımdır.

Yazmaya başladığımdan beri kendimi yırtıp dururum, ezilen sadece Kürt değil, ezilen bir Ermeni, bir Türk, bir Çerkez, Bir Laz; hatta ve hatta bir Alman, bir İngiliz, bir ABD vatandaşı, kısaca ezilen emekçidir diye… Ama gelde sen bunu şimdi bizim sosyalist partilere anlat…

Lütfen elinizi vicdanınıza koyarak söyleyin. Sizce yeni kuşak sosyalistleri ne kadar yapıcı? Ben bu sorunun cevabını hala bulabilmiş değilim.

Mustafa Kemal düşmanlığı

Bir atasözü vardır hani “Yiğidi öldür, hakkını yeme” der. Yeni dönem sosyalistleri atasözünün virgülden sonraki kısmını atmışlar. Yani “Yiğidi öldür … ” Hepsinin dilinde bir Atatürk düşmanlığı yerleşmiş kalmış. Evet, hataları olmuş olabilir. Bunu kendiside, birçok kez dile getirmiştir zaten. Ama sosyalist sol, bardağın boş tarafına bakmaktadır. Böyle yaparak hiçbir yere varamayacaktır. Ağır hitamlarda bulunarak, ağıza alınmayacak kelimeleri halka sarfederek, nasıl bir sosyalistlikten bahsedebilirsin?

Düşmanı kendi içinde aramak kadar, büyük bir gaflete düştüysen sosyalist arkadaşım; kusura bakma ama ben sizinle aynı yolda yürümem, yürüyemem. Hatta yürümezler, yürüyemezler.

Sosyalist büyüklerimizi aforoz etmek

Türkiye halkı büyük bir kurtuluş savaşı vermiştir. Sömürüye karşı verilmiş bir mücadeledir. O zamanki sosyalist büyükler, bakın bardağın dolu tarafına bakmayı nasıl biliyorlarmış?

“İstilacılara karşı bir kurtuluş savaşı yapılıyor; emperyalizmin onurunu kıracağına, padişahıda yardakçılarıyla silip süpüreceğine inanıyorum. Ona yani Türk halkına yardım etmeliyiz.”

(Vladimir İliç LENİN)

Bardağın dolu tarafına bakmayı gördünüz mü? Hadi birde bardağın boş tarafını görüp, dolu tarafını savunan bir sözle devam edelim.

“Mustafa Kemal hükümetinin Türkiye’de yürüttüğü siyaset, Komünist Enternasyonali’nin yani bizim siyasetimiz değildir; fakat İngiliz hükümetinin aleyhine yürütülen her inkılap mücadelesine yardım etmeye hazırız.”

(Zinovyef, Bakû, 1 Eylül 1920)

Gördünüz mü, kendi siyasetlerini izlemediğini bile bile, emperyalizme karşı birlikten bahsediliyor. Birde daha yakın bir tarihten; cumhuriyet dönemi sosyalistlerinden bahsedelim. Bakın 1946yılındaki sosyalistlerin tavrı nasılmış? Emekçi Partisi’nin yayın organı Yığın Dergisi’ne bir göz atalım.

“Atatürk’ün tarihi rolü, antiemperyalist bir mücadelenin kahramanı olmasıdır. (…) Atatürk Osmanlı İmparatorluğunu yıkan Sevres muahedesiyle Türkiye’yi müstemleke haline sokan Garplı müstevlilere karşı doğmuş milli bir isyanın temsilcisi idi.”

(Yığın, 15 Kasım 1946)

Sosyalist büyüklerimizin tavırlarını az çok anlamış bulunuyoruz. Gerçi ben kime anlatıyorum. Onlar bu isimleri çoktan aforoz etmişlerdir bile…

Son söz

Aslında söylenecek son söz, sosyalist partilerin herşeden önce kendi eleştirilerini yapmasıdır. Ağır sözlerle, hakaret içeren siyasal eleştirilerle anca kapitalizmin çarklarını yağlar durursun.

Devam edeceğiz…

Web: www.ahmetsefoglu.com

E-Posta: postakutusu@ahmetsefoglu.com

 

Ahmet Şefoğlu

.

About Mahmut Özyürek