“Kamu yararına dernek” olmak, yapıp edeceklerinin “iktidar tarafından vesayet altına alınması” demek değildir.


ADD Genel Başkanlığı’na,

     12 Eylül 2010′da yapılacak Anayasa değişiklikleri referandumunda ADD’nin kurumsal olarak
bir tutum benimseyememesi ve eylemli girişim içinde olamaması kabul edilemez.

     ADD kurucularından Sn. Prof.Dr. Mustafa ALTINTAŞ’ın itirazına büyük ölçüde katılmaktayım.

     “Kamu yararına dernek” olmak, yapıp edeceklerinin “iktidar tarafından vesayet altına alınması” demek değildir.
     Dernekler Yasası ve demokratik özgürlükler kapsamında, iktidarın kimi uygulamalarının -örneğimizde Anayasa değişikliklerinin- kamu yararına olmadığını söyleyerek halkı uyarması tam da kamu yararına hizmet demek olabilir.

     İktidarların her yaptıklarının kamu yararına olduğunu varsaymak, ancak totaliter rejimlerde, faşizmde, teokrasilerde olabilir.

     1982 Anayasası’nın “A. Dernek kurma hürriyeti” yan başlığı altındaki maddesi aşağıdadır :

     MADDE 33. – (Değişik: 23.7.1995-4121/2 md.; 3.10.2001-4709/12 md.)

     ……

      Dernek kurma hürriyeti ancak, millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlık
ve genel ahlâk ile başkalarının hürriyetlerinin korunması sebepleriyle ve kanunla sınırlanabilir.

     …. 

     Dernek kurma özgürlüğünü sınırlama gerekçeleri Anayasada bellidir. Bu sınırlar aynı zamanda derneklerin etkinliklerinin de anayasal çerçevesidir. Md. 33′te yazılan gerekçeler dışında dernek etkinlikerinin sınırlandırılmış olduğu yorumu yapılamaz. “Kamu yararına dernek olma statüsü”, anayasal özgürlük kapsamında etkinlikler yerine getirilirken kamunun engeliyle değil, kamunun koruması ile buluşmak demektir.       
     298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında yasanın ADD Genel Merkezince gerekçe gösterilen ilgili 62. maddesinin, Dernek kurma ve bu çatı altında çalışma özgürlüğü sağlayan uluslararası anlaşma ve sözleşmeler karşısında geçerliği yoktur. Anayasanın 90. md. si son fıkrası bağlamında dernek kurma ve örgütlenme özgürlüğü, temel insan hak ve özgürlükleri bağlamında, AB’ye uyum süreçlerinde TBMM tarafından usulüne uygun olarak (bir yasa ile) benimsenen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (Madde 3 : Serbest seçim hakkı: Yüksek Sözleşmeci Taraflar, yasama organının seçilmesinde halkın kanaatlerinin özgürce açıklanmasını sağlayacak koşullar içinde … yapmayı yükümlenirler.) ve AİHM’nin yargı yetkisini tanıyan pek çok düzenleme ile üstün iç hukuk normu olmuşlardır. Kuşku yok, referandum da seçimlerle aynı kapsamdadır.
     Adı geçen 298 sayılı yasanın 62. maddesi, bu bağlamda uygulanma geçerliğini yitirmiştir. Bilindiği gibi
bu sözleşme ve anlaşmaların anayasaya aykırılığı bile, yine Anayasa md. 90/son fıkra uyarınca ileri sürülemez.     Örnekleri ortadadır : Bırakalım son derece dolaylı ve zayıf bir kamusal bağlantı olana “kamu yararına dernek” statüsünü; kamu kurumlarının doğrudan kendileri son derece kritik anayasa değişiklikleri referandumunda
aktif taraf olmuşlardır. HSYK, Yargıtay, Danıştay orta yerdedir. Ayrıca, “kamu yararına dernek” olma statüsünün çok daha ötesinde olan, Anayasanın 135. maddesinde tanımlanan “kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşu” olan Barolar, TMMOB, TTB (Türk Tabipleri Birliği) özgürce karşıt girişimlerini sürdürmektedir.
İstanbul Barosu neredeyse öncü durumdadır. Sendikalar da öyle..

     Dolayısıyla ADD, çok kritik konjonktürde mevzuatın eski ve geçersiz kimi hükümlerini öne çıkararak
daraltıcı yorumlarla kendi elini kolunu bağlamak yerine; genişletici-özgürleştirici yorumlarla cesaretle,
ülkenin çok zor bir dönemecinde AYDINLATILMASI için durumdan görev çıkaran yürekli bir çizgide olmalıdır.
Tüzüğümüz, bu savaşımı sürdürmemizi hem normatif olarak olanaklı kılmakta hem de kurucularımızın, şehitlerimizin aziz anıları bağlamında tarihsel olarak, meşru zorunluluklarla bizi bağlamaktadır.
     Konunun bir kez daha özenle gözden geçirilmesini ve gereğini saygı ile dilerim. 26 Temmuz 2010.

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
ADD Genel Başkan Eski Yardımcısı
www.ahmetsaltik.com

.


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.