İŞTAHLARI KABARDIĞINDA DAĞLARIMIZI BİLE SATIYORLAR — Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

İŞTAHLARI KABARDIĞINDA DAĞLARIMIZI BİLE SATIYORLAR


İŞTAHLARI KABARDIĞINDA DAĞLARIMIZI BİLE SATIYORLAR
davrazpist1.jpgMahmut ÖZYÜREK
ADD Isparta Şube Başkanı
addisparta@yahoo.com

Tuğla Irmağı ile Selenga Irmağı arasında, Hulin Dağı eteklerinde çoğalıp yerleşen Türkler Dokuz Oğuz- On Uygur Devleti’ni kurmuşlardır. Bugu Han döneminde “Uygurlar ” adını alan bu devlet bolluk içinde, mutlu yaşar. Uygur ülkesinde, Hulin Dağı’nda bir kaya vardsiparis.jpgır. Bu kaya, üstünde ot bitmez, çıplak bir kayadır. Ama içinde bir “giz” saklıdır.Uygur ilinin kutu, mutluluğu, bolluğu bu kayadan gelir. Bu kaya olmasa tüm büyü bozulacaktır. Bu nedenle bu kutlu kayaya “Kutlu Tag” denir. Bugu Han, Kutlu Dağ’ın kutunu bildiği için, onu gözü gibi korumuştur.
Ne var ki, sonra gelen hanlar Bugu Han’ın yerini tutmazlar. İleriyi görüp dostu düşmanı seçemezler. Çinliler’le sürüp giden savaşa bir son vermek isteyen hakanlardan biri, barış yapıp Çinliler’le dost olmak ister. Bu nedenle Çin prensesi ile evlenmeyi kurar. Dünür salıp Çin prensesini istetir.
Uygur Hanı, Çin prensesini isteyince, Çinliler de karşılık olarak bu “gizemli” kayayı ister. “Sen bize Uygur ilindeki Kutlu Dağı verirsen, biz de sana prensesi veririz” derler. Akılsız kağan, Kutlu Dağ’ın kut’unu bilmez. ‘Ne olacak, bir işe yaramaz, çıplak kaya, verdim gitti’ der.
Çinliler gelip Kutlu Dağı parçalar, bölük bölük ülkelerine taşır. Uygur ilinin kutu, bereketi kalmaz. Kuraklık, kıtlık birbirini izler. Irmaklar kurur, topraklar ürün vermez olur. Cennet ülke yaşanmaz duruma gelir.
****************
Göç Destanında anlatılan bu efsaneye ne denli inanmak gerek bilemeyiz ama, 1923-1938 dönemi, Atatürk’ün, “ülkeyi bir çağdan yeni bir çağa getirdik” dediği büyük dönüşümün yakalandığı yıllardır. Uygulanan ekonomik ve toplumsal kalkınma modeli ile, yalnız Türk ulusu için değil, Dünyanın ezilen tüm uluslarına bağımsızlık konusunda örnek bir dönem yaşanmıştır.
Ancak Gazi Mustafa Kemal’in aramızdan ayrılması ile, Kutlu Dağ’ın kutunu bilemeyen “Ne olacak, bir işe yaramaz, çıplak kaya, verdim gitti” anlayışındaki, “İleriyi göremeyen, dostu düşmanı seçemeyen yöneticiler” yüzünden hızlı bir geri dönüş süreci yaşanmaya başlanmıştır.Özellikle 1950′lerden bu yana Cumhuriyetin tüm kazanımları, birer birer Haçlı-irtica’nın başlattığı “Hayasız akına” teslim edilmiş, silahla kovulan emperyalizm elini kolunu sallayarak, hiçbir direnişle karşılaşmadan geri dönmüştür.
Son yıllarda özelleştirme adı altında başlatılan yağma ve talan, artık vatan topraklarına, hatta daha da ileri gidilerek dağlarına yönelmiştir. Cumhuriyetin ekonomisinin katledildiği yetmezmiş gibi şimdi Cumhuriyetin temeli, olmazsa olmazı vatan satılıyor.
Yani Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda saklı olan “giz” bozulmuş, özelleştirme adı altında ülke toprakları, alın teriyle kazandığımız ulusal kuruluşlar, stratejik alanlar yabancılara; “Stratejik yer imiş. Ne stratejisi, önemli olan müşteri bulmak. Müşteri gece gelsin, pijamayla çıkarım karşılarına. Seviyorum bu işleri arkadaş.” (Kemal Unakıtan ) diyen ve iktidarı eline geçiren, çağ dışı, devşirilmiş zihniyet tarafından haraç mezat peşkeş çekiliyor. Ülkede ne kadar kurum ve kuruluş varsa “Babalar gibi satarız!” anlayışı ile yabancı ve yandaşlara peşkeş çekilmekle kalmamış, sıra ülkenin dağlarına gelmiştir.
Ancak bu ufuksuz, tarih bilincinden yoksun, hukuk tanımaz, yağmacı iktidar ve yandaşlarına tarihten bazı hatırlatmalar yapmakta yarar var.
İngiliz başbakanı Gladstone 1876 yılındaki bir konuşmasında şöyle diyor: “Türkler kötülüklerini, kendiliklerinden bu topraklardan gitmekle silebilirler. Umarım, zaptiyeleri ve müdürleri, binbaşı ve yüzbaşıları, kaymakam ve paşaları eşyalarını toplayıp kirlettikleri bölgelerden uzaklaşırlar.”
ABD’li Senatör Upshow ise 1927 yılında ABD Senatosu’nda, Lozan hakkında yaptığı konuşmasında “Lozan Antlaşması,Timurlenk kadar hunhar, Korkunç İvan kadar sefil ve kafatasları piramidi üzerine oturan Cengiz Han kadar kepaze olan bir diktatör’ün zekice yürüttüğü politikasının bir toplamıdır. Bu canavar,savaştan bıkmış bir dünyaya,bütün uygar uluslara onursuzluk getiren bir diplomatik anlaşmayı kabul ettirmiştir. Buna her yerde ‘Türk Zaferi’ dediler.” Diyor.
Harvard Üniversitesi SBF Profesörlerinden Albert B. Hart’ın, öğretim üyeleri arasında topladığı 107 imzalı metinde ise;
“Türklerin Avrupa ve uygar uluslar çerçevesinde yeri yoktur. Kemalist rejim mutlaka çökecek ve milliyetçi Türk Hükümeti’nin amaçları asla gerçekleşmeyecektir.” Yazıyor.
Bu söylemler geçmişte kaldı diyenlere yakın geçmişten bir örnek verelim. Almanya Dışişleri Bakanlığı’nın finanse ettiği Alman Doğu Enstitüsü’nün Müdürü Udo Steinbach, 15 Eylül 1998 günü Lingen Akademisi’ndeki konferansında ;”Sorun,Atatürk’ün bir paşa fermanıyla yarattığı, yapay ürün Türk Devleti ve Türk Ulusu’dur. Sorun,Kemalizm ve Kemalizm’in ulusçuluk ve laiklik ilkeleridir. Sorun, uyduruk, yapay ve zorlama Türk ulusudur. Böyle bir ulus yoktur.Olmadığını Türkiye’de yaşanan, Türk-Kürt, Müslüman-laik, Alevi-devlet çatışmalarında görmekteyiz. Bu uyduruk ulusu Atatürk nasıl kurdu? Önce Ermeniler’i yok ettiler, sonra da Rumlar’ı. Kürtler’i bu güne dek neden yok etmediler bilinmez. ”
Her Türk yurttaşı şunu iyi bilmeli; Mustafa Kemal Ulusu ile birlikte, Batı’nın emperyalist yağmasına, zorbalığına, geçmişten gelen Tük düşmanlığına dur diyen, demekle kalmayıp emperyalizmin yenilebilirliğini kanıtlayan, bu yönüyle mazlum uluslara örnek ve öncü olan bir liderdir. Bu nedenle Batılılar, yağma emellerini baltalayan Mustafa Kemal ve Türk ulusunu asla affetmemişlerdir ve affetmeyeceklerdir. Yani, Batı’nın içindeki gizli Türk düşmanlığı dün vardı, bugün hâlâ var ve yarın da olacaktır.
Bu gün; Türklüğü ve Türkiye’yi yok etmek isteyen batılı yağmacı, güçler silahlı ya da silahsız saldırılarını sürdürüyorlar. Türkiye’nin sadece topraklarının değil, dağlarımızın, dağların altındaki cevherlerin, üzerindeki doğal ve tarihi zenginliklerinin de yağmasının söz konusu olduğu gerçeği ile karşı karşıyayız.
************
Isparta/Davraz Dağının, Türkiye’de bir ilke imza atılarak, yap-işlet-devret modeli ile Fransız Comag’a 49 yıllığına kiralanmasını bu bağlamda değerlendirmek gerekir.
2000 yılında ilk kez kayak turizmine açılan, Sezon uzunluğu: Aralık-Nisan arası olan, tek zirveli (Zirve: 2635 m. “Ulparçukuru Tepesi”) ve özellikle alternatif kış sporları yönünden önemli bir geleceğe sahip olan Davraz Dağı ve Davraz Kayak Merkezinde; Kar kalınlığı: 0.50-2.50 metre, Kayak alanı: 440 hektar, Kayak alanı rakımı: 2000 metre (ortalama) dir.
**************
Bugün Türkiye üzerinde oynanan büyük sinsi oyunda; Fransız Comag’a 49 yıllığına kiralanan Isparta/Davraz dağı, ilk örnek olması nedeniyle önemlidir. Bunu Türkiye’nin diğer dağları takip edecektir.
Her iştahları kabardığında dağımızı, ovamızı, namusumuzu satacak kadar gözü dönmüş iktidar sahiplerine ve özellikle “Atatürkçülere Atatürk Anıtı’nı yasaklamaya kalkışan” Isparta Valisi Şemsettin UZUN’a bu işlemin Anayasaya aykırı olduğunu hatırlatalım.
Isparta’nın Davraz Dağı’ndaki 42 000 dönüm alanın 49 yıllığına Fransız Comag Firmasına kiralanması bir “işletmecilik” etkinliğidir. Oysa Anayasamızın 169. maddesi “Devlet ormanları kanuna göre, devletçe yönetilir ve işletilir” demektedir. Bu nedenle; orman kaynağının, yani arazinin ve üzerindeki değerlerin, “bu alan ister Orman Genel Müdürlüğü’nün, ister Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın elinde olsun”, özel sektör tarafından işletilmesi ya da işletmecilik için özel kişilere tahsis edilmesi Anayasamıza aykırıdır.
***************
Yarınlarımızın, gözü dönmüş iktidar ve yandaşlarınca yok edilmesine göz yuman, devletin ve ulusun varlığını korumakla yükümlü tüm kurumları göreve çağırıyoruz
Eğer bu gün bu “hayasız gidişin” önüne geçemezsek, yarın bütün varlığımız, bağımsızlığımız, geleceğimiz elden gidecektir. 07.04.2008

.




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

Evet.Sevgili mahmut özyürek akp sayesinde,bu günkü geldigimiz yürek sizlatan durumu örnekler vererek cok ince bir sekilde yorumlamis.ibret verici bu duruma biz nasil düstük acaba?nasil cikariz bu müskülattan?
ülkemin durumuna baktikca icim karariyor.
35 yildir avrupada yasayan biri olarak,Türkiyenin avrupadan görünümünü söyle bir fotografla anlatabiliriz…sakalli cüppeli sarikli arap donu giymis,yakasiz arap gömlekli bir yobaz önde yürüyor,arkasina ise kara carsafli üc,dört kadin onu takip ediyorlar.evet türkiyenin avrupadan görünümü böyle.basin ve yayinda,tv lerde,türkiye hakkinda olabilecek haber ve yorumlarda bu fotograf kullaniliyor.canli yayinlarda ise gene türkiyeden,hatta avrupa sehri olan istanbuldan türbanli kizlar,kara carsafli kadinlar gösteriliyor.ve biz burada kahroluyoruz.Atatürkün Türkiyesini bu duruma düsürenler KAHROLSUN…
Ispartaya ve kemalistlere almanyadan selamlar…

sayın başkanım görüşlerinize tamamen katılıyorum bize emanet edilen atatürk cumhuriyetine sahip çıkamadık bütün kazanımları son beş yılda yitirdik hiç olmassa bundan sonra tüm atatürkcüler,devrimciler,ben ülkemin bölünmesini istemiyorum diyebilen yurtseverler birlik ve beraberlik içinde mücadeleyi sürdürmemiz gerektiğine inanıyorum saygı ve sevgilşerle bozkurt ADD bir önceki şube baş.