23 Aralık 1930′da Cumhuriyet Devrimi’nin temel taşlarını sarsan bir katliamla şehit edilen öğretmen asteğmen Mustafa Fehmi Kubilay’ı aramızdan alınışının 79. Yılında bir kez daha anıyoruz. Emperyalizme karşı henüz bitmemiş ve sürmekte olan Kurtuluş Savaşı’nın Menemen’deki mevzilerini canı pahasına savunan Kemalist devrimci Öğretmen-Teğmen Mustafa Fehmi KUBİLAY’I unutmadık- unutmayacağız- unutturmayacağız.
Kubilay olayı, Şeriat özlemi duyan kimilerinin konunun ciddiyetini, yaşanan vahşeti hafife almak için ileri sürdükleri gibi birkaç meczubun işi değil, Cumhuriyete karşı örgütlü planlı gerici bir ayaklanmadır.
Kubilay olayı hiç de abartısız Cumhuriyete yönelmiş bir suikasttır. 1930 yılı 23 aralığında Menemende yaşananlar dinin siyasete alet edildiğinde neler olduğunu, neler olabileceğini gösteren, ibret verici tarihi bir örnek, alınması gereken anlamlı bir derstir”
O gün ve bu gün; Emperyalizm, Türk halkının Cumhuriyet’le birlikte elde ettiği kazanımlara karşı bitmeyen bir saldırı stratejisi uygulayarak irticai hareketlerin arkasında sinsice yer almış; bir türlü hazmedemediği ” Kurtuluş Savaşı “nın, ” Kemalist Devrim “in, ” Tam Bağımsızlıkçı Ulus Devlet” temel yapısının bütün dünya ezilen halklarına örnek olmasına tahammül edemeyip çılgına dönmüştür. Türk halkı üzerinde dinsel ve etnik ayrımcılığın kışkırtılmasını sürekli gündemde tutmuştur.
Kubilay’la başlayan, Necip HABLEMİTOĞLU, M.Yücel ÖZBİLGİN ve dün onuru için canına kıyan DENİZ YARBAY Ali TATAR’A uzanan devrim şehitleri, temiz kanlarıyla Türkiye Cumhuriyetine, Türk devrimine yaşama gücü vermişlerdir.
Türk askerine kurşun sıkan, mayın döşeyip şehit edenlere sayın diyenler, Türk Telekom‘u Arap’a “aslında İngiliz’e” satanlar, Cumhuriyetin tüm kazanımlarını yabancılara haraç mezat peşkeş çekenler, Türk askerinin başına çuval geçirilmesi karşısında mantı yemeye devam edenler, şehitlerimize kan bedeli fiyat biçmeye kalkışanlar, millete ananı da al git diyenler, marabalığı layık görenler, Ulus devlet, Üniter devlet, Türk Milleti diyenleri faşistlikle, gericilikle suçlayanlar, Muhalif her sesi bir yolla etkisizleştirilip susturanlar, ne kadar ajan, kışkırtıcı, dış ülkenin maaşlı yazarları varsa sınırsız hoşgörü ile taltif edenler, Kürtçülük, Ermenicilik modasının mankenleri Kubilay’ı katledenlerle aynı amaca, aynı hedefe yürüyorlar.
Demokrat geçinen Atatürk Cumhuriyeti karşıtları en güçlü koruyucu bildikleri Silâhlı Kuvvetleri yıpratmak ve daha geriye çekerek etkisiz duruma getirmek için kanıtsız, söylentilere ve tahminlere dayalı savlarla orduya saldırıyorlar. Lozan’ın altına zorunlu imza koyanlarla onların destekçileri imza gününden başlayarak geçersiz kılmak için kolları sıvadılar. Lâiklik sulandırılmakta, milliyetçilik, ırkçılık ve dincilikle yozlaştırılmaktadır. Karşıdevrimcilerle yabancı yandaşları, yeni mandacılar her yere sızmış, yerleşmişlerdir.
Türk ulusunun vicdanında; ”gayri milli ve gayri meşru bir varlık” olarak, mahkûm olmuş olan, bu karşıdevrimci ve işbirlikçi zihniyete karşı ulusça “MEŞRU MÜDAFAA” halinde olduğumuz tartışılmaz bir gerçektir.
Menemen Vahşeti karşısında Mustafa Kemal “Menemen’de halktan bazılarının hataları bütün millette acıya sebep olmuştur. Saldırının acılığını tatmış bir kesime genç ve kahraman Yedek Subayın uğradığı saldırıyı, milletin bizzat Cumhuriyet’e karşı bir öldürme girişimi olarak kabul ettiği ve cüretkârlarla, destekçileri, ona göre takip edeceği kesindir” diyordu.
Emperyalizmin maşaları irtica ve bölücülük daima Atatürk ‘ün çelikleşmiş iradesine çarparak dağılmıştır. Yani bugün, bir yanda Menemen Olayı’nda “bir tek” Kubilay’ın başı için “gerekirse Menemen’i haritadan silin” diyebilen Mustafa Kemal Türkiye’si diğer yanda da 30 binden fazla şehidin katili karşısında boynu eğik, ondan talimat bekleyen bir acziyetin Türkiye’si… “Şeriat isteriz” ya da “Kürtlere özgürlük”... Diyenler dün Kubilay’ı, bugünse masum bir kız çocuğunu şehit ediyorlar.
Geldiğimiz bu günde tüm bu gelişmeler karşısında seyirci kalmak, susmak hainlikleri onaylamaktır. Örtülü bir ihanetin katillerini alkışlamaktır. Cumhuriyetin kanla, irfanla elde edilen tüm kazanımlarını düşmana peşkeş çekmektir.
Bugün yaşadığımız karanlık “karşıdevrim” sürecinin “bölücü hareket”le birlikte emperyalizmi arkalarına alarak Cumhuriyet kurumlarını ele geçirmeleri ve ortak cephe oluşturmaları halkımızın yüreğini acıtmaktadır. Kubilay olayı, devrim uğruna, vatan sevgisi ve bütünlüğü yolunda yalnız başına, kuvvet hesabı yapmayan bir idealist vatanseverlik örneğidir.
Ancak her nerede gözü dönmüş bir Derviş Mehmet ortaya çıkarsa, karşısında her zaman dimdik onurlu duruşuyla Türk Devriminin bekçisi bir KUBİLAY bulacaktır.
Türkiye Cumhuriyeti’ni ve O’nun yüce değerlerini, Atatürk İlke ve devrimlerini korumak uğruna, canlarını feda etmekten çekinmeyen, başta devrim şehidimiz Kubilay olmak üzere, tüm şehitlerimizin ölümsüz anıları önünde saygıyla EĞİLİYORUZ. Işığımız oldular, ışıklar içinde olsunlar.
ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ ADINA:
MAHMUT ÖZYÜREK
ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI
ISPARTA ULUSAL GÜÇ BİRLİĞİ PLATFORMU
1. Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi –
2. Cumhuriyet Halk Partisi Isparta İl Örgütü
3. CUMOK Isparta Temsilciliği
4. Demokratik Sol Parti Isparta İl Örgütü
5. Eğitim- İş Isparta Şubesi
6. Alevi Kltr.Dern. Isparta Şubesi
7. İşçi Partisi Isparta İl Örgütü
8. Türkiye Emekli Astsubaylar Derneği Isparta Şubesi
9. Tüm Gençlik Birliği Isparta Şubesi
10. Türkiye Değişim Hareketi İl Temsilciliği
11. Türkiyem Topluluğu Isparta Temsilciliği
12. Y.Kuşak Köy Enst. Dern. Isparta Şubesi
.
