İktidar Hablemitoğlu Cinayetini Niçin Aydınlat(a)mıyor? - Neval Kavcar
AKP iktidarının ilk günleri. Tarih 18 Aralık 2002. Türkiye, Dr. Necip Hablemitoğlu’nun menfur bir
saldırıya uğradığı haberi ile sarsıldı. Üzerinden tamı tamına beş yıl geçti. En küçük bir ilerleme yok. İktidara bakarsanız “faili meçhul kalmadı” AKP iktidarı döneminde. O halde Hablemitoğlu’nun katili yakalanmış ve yargılanıyor olmalı bu hesaba göre. Oysa ilerleme olmadığı gibi sanki böyle bir olay olmamış gibi davranılmaktadır.
Bir bilim adamının öldürülmesini sıradanlaştırmaya çalışmalarına bakarak merak ederek soruyoruz? “İktidarın ölüm hadisesini aydınlatması için, kurbanın azınlıklardan mı olması gerekir?” Çünkü bu ülkede herhangi bir azınlık merdivenden düşürülse, düşüren daha merdivenden inmeden yakalanmaktadır.
İktidarın bir cinayetle yakından ilgilenmesi için, adının önünde Rahip ya da papaz ibaresi mi olmalıdır diye soruyor vatandaş?
Hablemitoğlu cinayetinde niçin her şey karanlıkta hâlâ. “İktidarımız dönemi adımız gibi ak olacak” diyen AKP, Dr. Necip Hablemitoğlu cinayetinin katillerini bulmadıkça, “ak” değil “karanlık” olarak adlandırılacaktır.
Alman Vakıfları başta olmak üzere kendilerini Müslüman tanıtan bir cemaatin iç yüzünü anlatarak toplumu bilgilendiren gerçek bir aydını yitirmenin üzerine kül serpiyorlar. Fakat külün altında ki korun farkında değiller.
“Almanya’daki Türkleri biliriz de, Türkiye’deki Almanları bilenimiz var mıdır?” diye başlayan , “Türkiye’de ki Alman Vakıfları Raporu” ile emperyalist batının NGO ları ile tanış olmadık mı? Küreselleşmeci NGO ları kim onun kadar çarpıcı tanıtabildi bize?
“Keza, Irak, Çeçenistan, Kosova, Filistin ve Afganistan gibi ülkelerdeki yansımaları izleyen ve kamuoyunu bilgilendiren, gerçekten takipçi küreselleşmeci NGO’lardan söz edebiliyor muyuz? Kuzey Irak deneyimi göstermiştir ki, “insani yardım” amaçlı yüzü aşkın NGO’nun neredeyse tamamı, ABD, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin istihbarat servislerinin tamamlayıcı ve kamufle edici unsuru olarak görev üstlenmişler; bu servislere ajan peşmerge devşirmişlerdir.” ( Türkiye’de ki Alman Vakıfları Raporu- dr. N. Hablemitoğlu)
Bahsi geçen rapor bugün yine ayni gerçeklerle yüzyüze bırakıyorsa bizi, onun katli emrini verenlerin gocunacak yarasını korumaya kalkanlara ne denmeli bilemiyorum ki.
Hablemitoğlu’nun vurulmasının üzerinden beş yıl geçti. Onu vuran eller bazen PKK oluyor Mehmetçiklerimizi şehit ediyor, bazen de “Sözde Soykırım ve Kürt kartı” kılıcını tepemizde sallıyor. Hissediyoruz, biliyoruz ve söylüyoruz, ayni Hablemitoğlu gibi. Binlerce yıl önce bu toprakları bize vatan olarak bırakanlar gibi görevimiz var. Aldığımız emaneti her türlü hıyanete ve kuşatılmışlığa rağmen gelecek nesillerimize bırakma sözümüzü yerine mutlaka getireceğiz.
Cinayetin ardından medyada şu satırları okumuştuk, hatırlatıyorum:
“Ankara’daki evinin önünde vurularak öldürülen Doçent Doktor Necip Hablemitoğlu, Kemalizm, Türk Dünyası, Fethullah Gülen Cemaati ve Alman Vakıfları konusundaki çalışmalarıyla tanınıyordu.”( 19 Aralık 2002- NTV)
Aydınlarımız ve askerlerimizin birbiri ardına şehit edildiği bir Türkiye manzarası karşısındayız. Söyledikleri ile işbirlikçileri deşifre eden Hablemitoğlu gibi aydınlarımız içinde ayni tehdit vardır. Katilinin bulunmaması adeta “vatan ve millet sevdalılarına” gözdağıdır.
Türkiye’de ki Alman Vakıfları için yazdığı satırlar bugün, dost ve müttefik dediğimiz tüm ülkeler için de geçerli değil midir?
“Şeriatçı yapılanmalardan çevreci örgütlere, bölücü yapılanmalardan terör örgütlerine, legal derneklerden siyasal partilere kadar uzanan çizgide, Türkiye’ye ve Atatürk ilke ve devrimleri ile cumhuriyetin tüm değerlerine karşı olan, ulus devletin parçalanmasını isteyen tüm rejim karşıtlarına lojistik destek vererek bu ülkeyi alttan oyan -deyim uygunsa- bir avuç Alman istihbaratçısıdır”
Katlinden bir yıl önce Fetullah Gülen hakkında ki raporu, bahsi geçen kişinin mahkemesinde savcı olarak delil olarak kullanıyordu. Bu raporun adı: “Etki ajanları nüfuz casusları ve Fettullahçılar” dı.
“Raporda, “hoca efendi” diye söz edilen Fettullah Gülen’in CIA’e, gönüllü ajanlık yaptığı.. ABD’nin tüm dünyadaki tarikatlara ön gördüğü modeli ülkemizde Fethullahçılar uyguluyor. Laik cumhuriyetimiz için en büyük tehdit ollan tarikatın arkasındaki dış desteğin ABD olduğunu, Türkiye’de ve dünyada bilmeyen yok.”
Hablemitoğlu’nu şehit edenler, yaptıklarının sorgulanmasını ve oyunlarının bozulmasını istemeyenlerdir.
“Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kendini savunma mekanizmasını felç edenlerdir” onu kurşunlatanlar.
Dualarımızla.
.
Bu konuda bu gunku yonetimin gorevini yapmasi beklenmemelidir.
Ataturkún olumunden bu gune deyin Ataturkcuyum diye gorev yapan uzmanlar, olaya aydinlik getirmelidirler.
Artik sag sol bir yana birakilip, karsi devrimcilere karsi orgutlenilmelidir.
Bir kurulusunda degisik alanlarda uzmanlari olmalidir. Bu gunku Ataturkculer dernegimizin kac alanda uzmanlarca surdurulen calismalari vardir?
Turkiye’de Hablamitoglu’nun yoklugundan yararlananlar, onun olumunden once karsi devrimin ortamini yaratmislardir. Hablamitogluna’da Ataturkcu olan yargiclarada saldiranlar ayni guclerdir.
Ancak bizim bu konularda olayi aydinlatici (teror) uzmanlarimiz olmaliydi, onlar kurum yada kuruluslari yonlendirmelilerdi.
Bunlar yok ise, bundan sonrasi icin bir olusum saglanmalidir. Yoksa Hablemitoglu, kara topraga gomulen
son Ataturkcu olmayacaktir.
Biz artik, karsi devrimcilerden iyi orgutlenmedikce bu yonetimide yerinden indiremeyiz , Ataturkcu dusunurleri oldurenleride yargi onune getiremeyiz.
Bu konuda cok aydinlatici olacagini sandigim bilgilerimi yakinda kamuoyu ile paylasacagim
Esen kaliniz.