Daha fazla demokrasi daha fazla özgürlük sloganına sığınan AKP, Türk Milletinin ortak dokusunu parçalıyor. Devlet kurumları arsındaki güvensizliği körüklüyor. Devleti çatırdatıyor.
Wilson prensipleri hayata geçiriliyor. ABD’nin yüzyıllık rüyası, İngilizlerin hayali gerçekleşiyor. Önce çekiç güç adıyla Irak’ın kuzeyinde tampon bölge oluşturuldu. Peşmergeler, Guam adalarına götürülüp eğitildi. İsrail İstihbarat örgütü Mossad eğitti. Yetmedi, işgal sonrası bölgede devlet oluşumu için eğitim verildi, lojistik destek sağlandı.
Sonrası mı? Sıra Türkiye’ye geldi.
Bu kez AKP; ABD, İsrail ve İngiltere şer üçgeninin dediğini yapmak zorunda bırakıldı. Birbiri ardına açıklamalar yapılıyor.
Ekonomi geriliyormuş, küçülme varmış, daralma tehlikeli boyuttaymış, bütçe açık veriyormuş, yatırımlar durmuş, yabancı sermaye gelişi kesilmiş, cezaevlerinde tutuklu sayısı katlamalı artıyormuş, suç işleme oranı yükseliyormuş deniliyor. Deniliyor da deniliyor… Bunların AKP’liler için hiç ama hiç önemi yok.
Terör örgütünün taleplerinin yumuşatılarak kabul edilerek çözülmesi yoluna gidiyorlar.
Ülkenin dört bir yanı sorunlar yumağı içinde iken, uğraştıkları işe bakın.
Gazetelerin çokbilmiş, her konunun uzmanı köşe yazarları, TV bülbülleri ahkâm kesiyor akıl veriyorlar Sırça köşklerinde yol gösteriyorlar.
Terörle mücadele edenler, birer birer terörist damgası ile süresi belirsiz tutuklanırken, teröristleri baş tacı ediyorlar, gizli aşikâr görüş alıverişinde bulunuyorlar. Üç beş çapulcu itirafçı gizli tanıkların verdikleri ifadelerle silahlı kuvvetlerin yıllarca mücadele eden askerleri suçlanıyor.
Kemikler, silahlar belgeler bulundu iddialarıyla kamuoyuna haberler pompalanıyor. Sivil PKK’lılar, mecliste, bürokraside görev alırken, medyada yer alırken, silahlısı dağda kıs kıs gülüyor. Öldüremedikleri, yakalayamadıklar askerler, bizzat iktidar tarafından ele geçiriliyor, terörist olduğu iddiasıyla suçlanıyor, etkisizleştiriliyor. Mücadele eden silah arkadaşlarına ise psikolojik çöküntü yaratıyorlar.
Cumhurbaşkanının, Ermeni ve Kürt konusu var, başka bir konusu yok. Başbakan işi gücü bırakmış, çocuğunun nikâhının konuğu, seçkin dostu İtalyan başbakanının çapkınlıkları üzerine suskunluğa bürünmüş, muhalefet liderine cevap verme çabasında!
Yüzde birlik bir topluluk, Büyük Türk Devletinin en öncelikli konusu oluyor..
Asimetrik psikolojik savaş, tüm şiddetiyle sürüyor. Yazık hem de çok yazık..
Bakın; Guardian’dan ilginç yorum
Abdullah Gülün eğitim gördüğü İngiliz istihbarat okulu Exterin ve şövalye nişanını takan İngiltere’nin gazetesi The Guardianın köşe yazarı Simon Tisdall, Türkiye’de Bir barış süreci kökleşirse, bunun bazı çevrelerde Atatürk’ün tek dil ve tek bayrak altındaki tek halk idealini baltaladığı gibi görülecek diye savunduğu yorumunda Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün aşınan ultra milliyetçi mirasına şimdiye kadar en büyük darbe vurmak üzere olabilir iddiasında bulunuyor.
Açıkça, alenen pervasızca, tek dil ve tek bayrak altındaki tek halk ideali baltalanıyor.
Lozan Antlaşmasının 86 yıl sonra Atatürk’ün şekil verdiği gömleğin gevşemesine yönelik karşı konulması zor baskılar iç ve dış ihanet şebekelerince oyun içinde oyun oynanıyor..
Yalan yanlış iddialarla, tek direnç gücü Türk Silahlı kuvvetleri hırpalanırken, ülkenin birliği sarsılıyor, devletin varoluş-kuruluş ilkeleri tahrip ediliyor.
Türk Milletinin refahı ile birlik ve beraberliği için, Türk devletinin saygınlığı için anayasa ve yasalara uyacağına, namusu ve şerefi üzerine yemin etmiş cumhurbaşkanı, başbakan, bakanlar, milletvekilleri her şeyi bırakmış var da yok da Kürt açılımı üzerine konuşuyor, kafa yoruyorlar..
Ekranlarda ise pişkinlikle sırıtan tipler, ülke üzerinde yorumlar analizler yapıyor.
Yani anlayacağınız… mışlarla ülke yönetiliyor. Terörle mücadele bırakılmış, terör örgütünün taleplerine uygun, halkın tepkisini izole edecek projeler geliştirilmeye çalışılıyor..
Tarih affetmeyecek. Vicdanlar affetmeyecek..Türk Milleti affetmeyecek.. Bu da böyle biline..
Gaflet, dalalet ve hıyanet hiç bir zaman karşılıksız kalmamıştır.
Prof.Dr. Nurullah Aydın
Gazi Üniversitesi
.

10 Kasım 1938’den – 10 Kasım 2009’a
Sayın yetkililer,
Açılım furyası sürerken…
Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk`ün “Yurtta sulh, cihanda sulh” felsefesinin, ilke ve inkılâplarının perdelendiği, sorgulandığı ve Türk milletinin yapısı sil baştan değiştirilmeye çalışıldığı bu günlerde Kemalizm ideolojisini daha yürekli savunmamız gerektiğine inanıyorum.
Kendi adıma, sağlığım elverdiğince; elimden geleni yapmaya çalışıyorum.
Bu konudaki son çalışmamı sizin ve milletimin hizmetine sunmak istiyorum. İnternetin sanal ortamında, bilgi ve belgelerin geçerlilik süresi ve erişimi son derece kısıtlı olduğundan, derlediğim filmleri hiç bir ek programa ihtiyaç duymaksızın izleyebileceğiniz şekilde hazırladım. Bu filmlerin (14 adet) telif hakları üreticilerine ait olmakla birlikte faydalı bilgiler içermektedir. Bu bilgi ve belgelerin ışığında güncel olayların değerlendirilmesinin farklı olacağı inancındayım.
Önemli not: Sayın yetkililer, ekte yollamış olduğum dosya Perde arkası.dosya’ya sağ tuşla tıklayıp noktadan sonra gelen dosya kelimesini exe kelimesi ile değiştirip onaylayınız. Yeni oluşan dosya adı bundan böyle Perde arkasi.exe olacaktır. Herhangi bir virüs, gizli yazılım içermemektedir. Adım ve açık adresimi bilgisayar güvenliğinizin teminatı olarak algılamanızı rica ederim.
Filmleri indirmek için tıklayınız
Saygılarımla
Önder Gürbüz
Almanya
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü Ankara’da değilseniz sanal ziyaret edin
***
11.11.2009
14 Gün
Bugünden itibaren 10 Kasım için derlemiş olduğum filmleri yayınlamaya başlayacağım. Her gün bir filmi izleyebilirsiniz. 10 Kasım için hazırlamış olduğum paket aslında bu filmleri daha kolay dağıtabilmeniz için düşünülmüştü. Paketi indirmek istemiyorsanız eğer AKP hükümetinin aksine paketin içeriğini açıklamaktan çekinmiyorum.
Not: Ben bu insanların kurmuş olduğu partiyi asla ve kata onların istediği şekilde anmayacağım. AKP’nin okunuşu genel anlamda Atatürkçülüğü Katletme Partisi, özel anlamı itibarıyla de Akçe Kazanma Partisi’dir.
3. Filmi İzle