I. Dünya Savaşı’nın son yıllarında Osmanlı Devleti Irak Cephesi’nde başlangıçta elde ettiği başarıları sürdüremedi. Bunun gerçek sebepleri yeni belgelere ulaşıldıkça daha iyi anlaşılmaktadır. Bu çalışmada o dönemde Musul Vilayeti’ndeki askeri, siyasi ve sosyal sıkıntılar aydınlatılmaya çalışılmıştır.
Yard. Doç. Dr. Zeki ÇEVİK*
Giriş
I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti Irak Cephesi’nde genellikle başarılı olmuştur. Nitekim 1915 Kasımında Türk kuvvetleri Kut’ül-Amara’ da İngiliz kuvvetlerini kuşatmışlardı.İngiliz komutan General Townshend’ın kuşatmayı birkaç kez yarma teşebbüsleri başarısız olmuş ve 18.000 kişilik kuvvetiyle 1916 Nisanında Türklere teslim olmuştu. Fakat Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın o sıralarda Alman isteklerine uyarak İran’ı Rus kuvvetlerinden temizlemek istemesi yüzünden, Irak Cephesi’nde taaruzlar sürdürülememiştir. Daha sonra İngilizler Irak’a yeni kuvvetler sevk ettiler ve hazırlıklarını yaptılar. 1916 Aralık ayında yeniden taaruza geçerek, 1917 Martında Bağdat’ı aldılar.
Irak Cephesi’nde Mart 1917′de oluşturulan Türk savunma hattı savaşın sonuna kadar büyük ölçüde korunmuştur. Bu sıralarda İngilizlerin Türk kuvvetlerini kuşattıkları yönündeki propagandaları na Savaş Basın Bürosu tarafından cevap verilmiş ve savaştaki son durum kroki ile birlikte açıklanarak basın yoluyla kamuoyu bilgilendirilmiş tir. 30 Ekim 1918′de imzalanan Mondros Mütarekesi ile Osmanlı Devleti savaştan çekildi. O sırada Irak bölgesini Osmanlı Devleti’nin 6. Ordusu savunmakta idi. Mütareke imzalandığı haberini alan ve I. Dünya Savaşı’nda Irak Cephesi’nde İngilizlerle savaşmış olan 6. Ordu Komutanı Ali İhsan (Sabis) Paşa geri çekilmekte olan birliklerin oldukları yerde durmalarını emretmiştir.
1916-1918 Yıllarında Musul Vilayeti’nde Görülen Askeri, Siyasi ve Sosyal Sorunlar
I. Dünya Savaşı’nda Almanların mutlaka galip geleceklerine inanan Enver Paşa’nın Rusya’yı içerden çökertip İran üzerinden Afganistan yoluyla Türkistan’a ulaşma hayalleri ve Almanların da bu yolda teşvik ve tahrikleri özellikle Irak Cephesi’ndeki yenilginin en önemli sebebidir. İran’daki Rus kuvvetleri Irak Cephesi’ndeki 6. Ordu’ya bağlı 13. Kolordu tarafından 9 ay süren çarpışmalar sonucunda yenilmiş, Hemedan ele geçirilmişti. Enver Paşa’nın amcası 6. Kolordu Komutanı Halil (Kut) Paşa’nın İran sınırları içinde önemli kuvvetleri tutma ısrarı, kısa sürede İngilizlerin Bağdat’ı ele geçirmelerinde en önemli etken olmuştur. Kuvvetler dağıtılmış ve asıl hedeflerde toplanamamıştır.
İngilizler 14 Aralık 1916′da Kut’ül Amara cephesinde taaruza başladılar. 11 Mart 1917′ye kadar 88 gün kısa aralıklarla taaruzlarına devam ederek Bağdat’ı ele geçirdiler. İngilizlerin karşısında yalnız kalan 18. Kolordu, zamanında 13. Kolordu ile takviye edilebilseydi Bağdat’ın düşmesi mümkün olmazdı.
Bütün bu hayaller, yanlış taktikler, askeri birliklerin ikmal, intikal zorlukları Irak Cephesi’ndeki çözülmenin sebepleri arasında sayılabilir. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde ulaştığımız bazı belgelerde, Irak Cephesi’ndeki 6. Ordu’nun sorunlarına, Musul Vilayeti’nde halkın iaşesinin sağlanmasına, bölgede asayişin bozulmasına, zahire ve hububat toplanması ve sevkindeki birçok yolsuzluklar ve ihtikarın olduğuna dikkat çekilmektedir. Bütün bu sıkıntılara, Musul’un alınmasına petrol dolayısıyla özel bir önem veren İngilizlerin taaruzlarının karşılanması için Türk kuvvetlerine silah ve cephane takviyesinde karşılaşılan güçlükleri de eklersek bu cephenin niçin çöktüğünü daha iyi görebiliriz.
Musul Vilayeti’nin ayrıntılı bir haritası bile 1916 yılında ancak çıkarılabilmiştir. Bu idari ve askeri bir zaaftır. Bunu 9 Mart 1332 / 22 Mayıs 1916 tarihli Dahiliye Nezareti Emniyet-i Umumiye Müdüriyeti’nin bir yazısından anlıyoruz.Bu yazıda Musul Vilayeti ve havalisinin 1/ 250.000 ölçekli haritası, Musul İngiliz Konsolosluğu’ ndan ele geçirilerek Harbiye Nezareti’nce tercüme ve tab edilmiş ve 15 paftadan oluşan bir nüshasının Musul Vilayetine gönderildiği bildiriliyor.
İstanbul’da bulunan İaşe-i Umumiye Merkez Hey’eti’ne, Musul Vilayeti’nden 13 Teşrin-i sani 1332/1916 tarihli bir telgraf gelir. Bu tel yazıda savaş bölgesinden bir hayli göçmenin geldiği, para sıkıntısı olduğu, “6. Ordu’nun iaşesini de deruhte eden bu vilayette zehair ve hububat ashabını türlü hiyl-i desais-i ihtikara sevk ederek” fakir halkın ihtiyaçlarının karşılanamadığı bildiriliyor. “İaşe-i kanuniyye Nizamnamesi” nin Musul Vilayeti’nde de “müstacelen tatbiki lüzum-ı kat’isi hissedilmiş olmakla” denilerek uygulama emrinin süratle verilmesine izin istenilmiştir.
İaşe-i Umumiye Merkez Hey’eti de bu durumu, 24 Teşrin-i sani 1332/1916 tarihinde Musul Vilayeti’nin bu isteğini bir yazı ile ” Dahiliye Nezaret-i Celilesi’ne” bildiriyor. Yazıda Musul Vilayeti’nde “iaşe veznesinden para tefrikine imkan bulunmadığından” bahsedilerek, Dahiliye Nezareti’nden “muhtaç mahaller” için tahsisat istenmektedir.
İaşe-i Umumiye Hey’eti’nin bu talebi üzerine “Dahiliye Nazırı Talat Beyefendi(Paş a) den, Musul Valisi Haydar Bey’e” 27 Teşrin-i sani 1332/1916 tarihinde gönderilen telgrafta : ” İaşe Kanunu Nizamnamesi’ nin orada da tatbikine lüzum gösterilmiş ise vaktin müruru hasebiyle zehairin tahrir ve tesbiti ve ahali ihtiyacının tefriki elyevm kabil olacağı gibi, iaşe veznesinden para tefrik ve irsaline de imkan olmayub ancak havayic-i zaruriyye ve mevadd-ı gıdaiyyenin suret-i tevzii hakkındaki 19 Mayıs 332 Kanun-ı vilayetçe tatbik edilmekte ve fukara-yi ahaliye iaşenin bu suretle tehvin ve temini mümkün bulunmakla” denilerek Dahiliye Nezareti iaşe veznesinden para ayırıp yollanamayacağı nı ve muhtaç ahaliye mahallinden zahire ve hububatın sağlanmasını bildirilmiştir.
Irak Cephesi’nde Bağdat ve Basra vilayetleri İngilizlerin eline geçince, o bölgeden bazı önemli kişilerin Osmanlı Devleti’ne ihanetleri de görülmüştür.Mesela, 12 Teşrin-i sani 1333(14 Kasım 1917) tarihli “Dahiliye Nezareti İdare-i Umumiye-i Dahiliye Müdiriyet”nden “Musul Vilayeti’ne” gönderilen bir yazıda;”Düşmana hafiyelik ettiği bildirilen Basra Meb’usu Süleyman Fevzi’nin iskatı için Meclis-i Meb’usan’ca inhamına kafi esbab aranacağından” yani meb’usluğunun düşürülmesi için yeterince delil gerekeceğinden, “müma’ileyh hakkındaki tahkikatın tesrii bu kere Meclis-i Meb’usan Riyaseti’nden izbar edildiğinden” denilerek acilen bu konuda bilgi istenmiştir.
1918 yılı Ağustos ayına gelindiğinde Musul Vilayeti’nde asayişin iyice bozulduğunu görüyoruz. Dahiliye Nezareti’nin 7 Ağustos 1334/1918 tarihinde şifreli olarak “Emniyet-i Umumiye Müdiriyeti”nden gönderilen yazıda; “29 Temmuz 1334 hududun temin-i muhafazası ve düşmanın ilerlemesini men’ için tedabirat-ı Ordu kumandanlığına mevdu’ vezaif-i esasiye cümlesinden bulunduğundan kumandanlıktan talep vuku’unda” orduya yardım edilmesi isteniyor. Ancak Ordudan böyle bir talep gelmezse eldeki güvenlik güçlerini “yalnız asayiş ve inzibatın temini” için kullanılması belirtiliyor.
Mütarekeye yakın bir tarihte (Ekim 1918 başı) Irak Cephesi’ndeki 6. Ordu ile Suriye Cephesi’ndeki 2. Ordu ve Yıldırım Grubu’nun iaşesinin sağlanması konusunda büyük bir sıkıntının yaşandığını görüyoruz.Nitekim 6 Teşrin-i evvel 1334 (6 Ekim 1918) tarihli “Meclis-i Vükela müzakeratına Mahsus Zabıtname, Hülasa Meali”nde bu konuda Mecliste alınan karar durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.
Savaş sırasında “bazı vilayetlerde” müslüman ve gayr-i müslim ahaliye karşı işlenen suçların faillerinin “sulh müzakeresine girişilmeden” cezalandırılması na ilişkin “Musul Meb’usu Fazıl Bey tarafından 25 Teşrin-i sani 1334/1918′de verilen önergede hükümetten “şifahen izahı” isteniyor. Aynı tarihte “Daire-i Sadaret Umur-ı Mühimme Kalemi”nden “Dahiliye Nezareti Celilesine” gönderilen yazıda ise bu konuda “ne günü izahat verileceği”nin bildirilmesi istenmiştir.
Mondros Mütarekesi imzalandığı gün Musul şehri dahil vilayetin büyük bölümü Türk ordusunun elindeydi. İngiliz Irak Ordusu komutanı, Türk olmayan halka zulüm yapıldığını ileri sürerek 1 Kasım 1918′de Mütareke hattını geçti ve Musul’un 20 km güneyindeki Hamamalil’i işgal etti İngilizlerin bu hukuk tanımaz tavırlarına karşı 6. Ordu Komutanı Ali İhsan (Sabis) Paşa, olayı sadece protesto ederek durumu Harbiye Nezareti’ne bildirdi ve İngilizlerin Mütareke’de bulundukları Gayyare mevzilerine çekilmelerini istedi. Fakat İngiliz General Cassel Musul’u işgal emri aldığını bildirerek ilerlemeye devam etti. İngilizler 8 Kasım 1918 sabahı Musul hükümet konağındaki Türk bayrağını indirip yerine İngiliz bayrağını çektiler. 6. Ordu’ya bağlı birlikler düzenli bir şekilde çekilerek 15 Kasım 1918 günü Musul Vilayeti’ni boşalttılar. Fakat Musul Vilayeti’ndeki depo ve ambarlarda birçok silah, cephane, malzeme ve yiyecek bırakılmış, bunların en gerekli olanları alınabilmiştir.
Mütarekeden sonra Irak ve Suriye’deki Türk kuvvetleri Anadolu içlerine doğru çekilmeye devam etmişlerdir. 13 Kasım 1918′de İstanbul’a gelen İtilaf donanması ve askerleri Padişah, Hükümet ve Türk ahali arasında büyük bir şaşkınlık ve kaygı uyandırırken, gayr-i müslim azınlıklar arasında ise coşku ve sevinç yaratmıştır.Aynı gün en son Yıldırım Orduları Grubu Kumandanı iken bu komutanlığın kaldırılması üzerine Adana’dan İstanbul’ çağırılan Mustafa Kemal Paşa da Haydarpaşa Garında trenden inmiştir. Ülke genelinde yayılan bu şaşkınlık ve kaos ortamı Mustafa Kemal Paşa ve yakın arkadaşları tarafından da tartışılıp değerlendirilerek sonuçta Anadolu’da bir Milli Mücadele verilmesi noktasına taşınacaktır.
Sonuç
Osmanlı Devleti’nin Musul Vilayeti’nin işgaline İngilizlerin bu kadar çok önem vermeleri ve mütareke hükümlerini hiçe sayarak işgallerine davam etmelerinin sebepleri arasında iki konu öne çıkmaktadır. Birincisi Musul Vilayeti’ndeki petrol kaynaklarını ele geçirilmesi , ikincisi ise yakaladıkları fırsatı değerlendirerek Türkleri şiddetli bir şekilde cezalandırmaktı r.
İtilaf Devletleri, özellikle Mondros Mütarekesi’nin esnek 7. maddesini, savaş yıllarında Osmanlı topraklarıyla ilgili yaptıkları gizli antlaşmalarını Anadolu’da uygulama gerekçesi olarak değerlendirip, işgallerini pervasızca sürdürmüşlerdir. 10 Ağustos 1920 tarihli Sevr Antlaşması ile Türk Ulusu’nu ölüme mahkum ettiklerini düşünen İtilaf Devletleri sonunda Mustafa Kemal Paşa’nın askeri ve siyasi dehası karşısında pes edeceklerdir.
Musul Vilayeti, Misak-ı Milli sınırları içinde kabul edilmesine rağmen Lozan Antlaşması’yla da çözümlenememiştir. Sonunda 5 Haziran 1926 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti ile İngiltere arasında imzalanan Ankara Antlaşması’yla İngilizlere terkedilmiştir. Bu bölge bugün hala savaşlara sebep olan bir kriz merkezi olarak dünyanın ve Türkiye’nin gündemindedir.
Kaynaklar
1. ARŞİV BELGELERİ
I. Başbakanlık Osmanlı Arşivi
A- Bâb-ı Âli Evrak Odası Dahiliye Nezareti Giden
B- Dahiliye Nezareti Şifre Kalemi
C- Dahiliye Nezareti İdare-i Umûmiye
D- Meclis-i Vûkela
2. BASMA ESERLER
1- Akşin , Sina, İstanbul Hükümetleri ve Milli Mücadele, İstanbul: Cem Yay. , c.I, 1976.
2- Armaoğlu, Fahir, 20. Yüzyıl Siyasi Tarihi, 1914-1990 , c.I (1914-1980), Ankara:Türkiye İş Bankası Yay. , 1994.
3- Budak,Mustafa, İdealden Gerçeğe (Misak-ı Milli’den Lozan’a Dış Politika), İstanbul:Küre Yay. , 2002.
4- Çevik, Zeki, Milli Mücadele’de “Müdafaa-i Hukuk’tan Halk Fırkası’na” Geçiş (1918-1923) , Ankara:
Atatürk Araştırma Merkezi Yay. , 2002.
5- Gönlübol, Mehmet – Sar, Cem, Atatürk ve Türkiye’nin Dış Politikası (1919-1938) , Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi Yay. , 1990.
6- Ömer, Kürkçüoğlu, Türk- İngiliz İlişkileri (1919-1926) , Ankara: Ankara Üniversitesi. Siyasal Bilgiler Fakültesi Yay. , 1978.
Sabis, Ali İhsan, Birinci Dünya Savaşı , c. 4, İstanbul : Nehir Yay. , 1991.
8- T.C. Genelkurmay Başkanlığı Harp Tarihi Dairesi, Türk İstiklal Harbi , , Güney Cephesi , IV. Cilt, Ankara 1966
3.GAZETELER
Hakimiyet-i Milliye
İkdam
Yenigün
.

Sayın Zeki Çevik;
İncelemenizi dikkatle okudum.Dedem Irak baş sertebi-Doktoru-Osman Nuri ERTEKİN idi.Fav limanından İngilizlerin çıkması ile Musul Hastanelerinin devri saatine kadar bölgede görev yaptı.Büyük dedem Mustafa Sabri paşa da o sıralarda Bağdat da vali idi .Bağdat düşünce Musul’a çekildiler.Yüzbaşı Selahattinin romanında da geçer.
Talebim :Sabri Paşa ile ilgili Daha teferruatlı bilgi sizlerde varmı.(Bu arada ASKERİ TIP TARİHİ KİTABI SON DERECE DETAYLIDIR )