2010 Yılı Bütçe Harcamaları—–286,9 Milyar TL.
2010 Yılı Bütçe Gelirleri——236,7 Milyar TL.
2010 Yılı Öngörülen Açık——– 50,2 Milyar TL
2010 Yılı Ödenecek Faiz Tutarı—-58,8 Milyar TL.
2010 Yılı Öngörülen Dış Ticaret Açığı—– 45,5 Milyar Dolar.
2010 Yılında 13 Milyon Çalışandan Alınacak Vergi—42,9 Milyar TL.
2010 Yılında Alınacak Kurumlar Vergisi——20,0 Milyar TL.
2010 Yılında KDV Artış Oranı—-% 19
2010 Yılında ÖTV Artış Oranı– % 31,6
2010 Yılında Bütçe Gelirlerindeki Artış Oranı– % 18,2
KOBİ Destekleme ve Geliştirme İdaresine Verilecek para– 360 Milyon TL.
GAP İçin Ayrılan Para——————-59 Milyon TL.
DİYANET İŞLERİ İçin Ayrılan Para- 2,6 MİLYAR TL.
2009 Yılı Toplam Borcumuz(Kamu+Merkez Bankası+Özel-460,1 MİLYAR DOLAR
2010 Yılı ASGARİ ÜCRET(NET) ————-521,89 TL
2010 Yılı Yaklaşık 9 Milyon Emekli Ortalama Aylığı—-660,00 TL
2010 Yılı İŞSİZ SAYISI(Resmi sayı+iş aramaktan vazgeçenler)—5 Milyon 368 bin kişi.
2010 Yılı Ödenmeyen Kredi Kartı ve Tüketici Kartı Sayısı—2 Milyon 100 bin.
2009 Yılı Karşılıksız Çek Sayısı—-1 Milyon 815 bin 776 adet
2009 Yılı Protestolu Senet Sayısı—–1 Milyon 718 bin 616 adet
*
Adam çok ağır hastaymış. Karısı eve doktor çağırmış. Doktor hastayı muayene etmiş. Karısı, doktora sormuş; “ Doktor evladım, Beye ne yedireyim iyi gelsin, ne yedirmeyeyim de dokunmasın”.
Doktordan cevap; “ Teyze ne yedirirsen yedir, bu baş bu yastıktan kalkmaz”.
Sizlerin canınızı rakamlarla ve bu fıkra ile sıkmak istemezdim ama rakamlar yalan söylemiyor.
AKP’nin İngiliz vatandaşı, yeni damat Maliye Bakanı istediği kadar rakamlara yalan söyletmeye çalışsın, mızrak çuvala sığmıyor. Kimsenin ekonomist olmasına gerek yok. Yukarıdaki tabloda, 2010 ‘da beklenen KDV artışının, ÖTV artışının, Bütçe Gelirlerindeki Artışın nasıl karşılanacağını lütfen düşünün. Bunları karşılamanın tek yolu, ZAM yapmaktan geçer. Bu yıl yeni yapılan zamlara ilaveten, Petrol ve Doğalgaz ürünlerine, motorlu taşıt araçlarına, tütün mamullerine, dayanaklı tüketim mallarına, özel iletişim vergilerine SÜREKLİ ZAMLARI beraberce görüp, yaşayacağız.
Bu da belli bir gelirle yaşayan çalışanların, emeklilerin, çiftçilerin, küçük esnafın daha da fakirleşmesi demek oluyor. Aileleri ile beraber toplumun % 80 ini kapsayan bu kesim geçim sıkıntısı çekiyor ve huzursuzsa o toplumda sosyal barışı sağlayamazsınız. Demokrasiyi ve özgürlükleri geliştiremezsiniz.
Yukarıdaki rakamlar, Devletin Kurumlarının yani Hazinenin, TUİK’in, Merkez Bankasının ve Ticaret Odalarının rakamlarıdır. Doğru rakamlardır, herkesin ulaşabileceği rakamlardır.
AKP ve Erdoğan istediğini söylesin, Türkiye’yi getirdikleri konum budur.
”Bu ülkeyi iyi yönetemediklerinin, Türk Milletinden aldıkları emanete hıyanet ettiklerinin en büyük kanıtıdır.”
Türk atasözlerinden biri; “At binicisine göre koşar” der. Peki, biz millet olarak ne yaptık?
Ata binemeyen, yardımla bindiği attan bile hemen düşen birini “SUVARİ” diye başımıza getirdik.
Kutsal dinimiz İslam; “ Emaneti ehline teslim ediniz” der. Biz millet olarak ne yaptık? Kendisine “İstanbul İmamı” dedirten birini, Tarikat şeyhlerinin dizinin dibinde oturan birini, “Demokrasi benim için amaç değil, araçtır” diyen birini, “İslam davası için gerekirse, PAPAZ elbisesi giyerim” diyen takiyye cambazını milletin başına getirdik. Yetmedi, Devlet kadrolarının tarikatlar tarafından doldurulmasına, sadaka hırsızlarının bürokrasinin en önemli yerlerine getirilmesine, Atatürk’e ve Lâik Cumhuriyete her gün küfür edilmesine rağmen ikinci defa “ tek başına” iktidarı gene bu yeteneksizlere verdik. Ne karşılığında? Sizden çalınan paraların bir kısmı ile alınan, kömür, yiyecek ve giyeceklerin karşılığında.
Herkes düştüğü yerden kalkar. Bizde sandıkta düştük, sandıkta kalkacağız. Demokratik rejimde başka sihirli bir reçete yoktur. Herkes çevresine sahip çıkacak, fakiri, fukarayı gözetecek. Bu garibanları, seccade şeytanlarının eline bırakmayacak.
Birde en çok karşılaştığım soru; “ Peki ama kime oy verelim? Bu laf “ ben yeterince ezilmedim, yediğim kazıklar az geldi, yine AKP’ye oy vereceğim”, demektir.
Köylü, Dede Erenlerden, yaptığı pekmezlerin tatlarına bakmasını ve kötüden iyiye sıralamasını istemiş. Dede Erenler, pekmezlerin bulunduğu küplere yaklaşmış ve içlerinden birini tatmış, tatmasıyla yere tükürmesi bir olmuş ve yürümeye başlamış.
Köylüler seslenmişler; “Erenler nereye gidiyorsun? Daha tadacağın bir sürü pekmez var.” Dede Erenler dönmüş ve” Bundan kötüsü olamaz, diğerlerini içebilirsiniz.”
Hikâyede olduğu gibi, şimdilik tüm çevremize ısrarla söyleyeceğimiz tek söz var; AKP’ye OY VERİLMEYECEK.
Başbakanlık Özel Kalem Müdürlüğü, 2007 ve 2008 yıllarında toplam 640 tirilyon harcamış…
Alt tarafı BOş-bakan’ın misafirlerini ağırlayacak; Kitap, kırtasiye alacak,Yemekler yenilecek, Gül suyu şerbetleri içilecek,Eh Müslüman adamlar şarap içecek halleri yok’ya canım, bunda ne var’ki bu kadar büyütüyorsun diyebilirsiniz..
Buyrun neler varmış görelim…
Bu 1 trilyon’cuk değil.
2 trilyon’cuk değil.
10 trilyon’cuk değil.
100 trilyon’cuk değil.
300 trilyon’cuk hiç değil.
640 trilyon-CUK !!!
Nereye, nasıl harcandı bu tirilyon-CUK-lar ?
Hala UYUMAYA devam’mı ?
Tablo yukarıda, ötesini sizler bilirsiniz.
Rıfat Serdaroğlu (odatv)
.

Han-ı Yağma
Bu sofracık, efendiler – ki iltikaama muntazır
Huzurunuzda titriyor – bu milletin hayatıdır;
Bu milletin ki mustarip, bu milletin ki muhtazr!
Fakat sakın çekinmeyin, yiyin, yutun hapır hapır…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Efendiler pek açsınız, bu çehrenizde bellidir
Yiyin, yemezseniz bugün, yarın kalır mı kim bilir?
Bu nadi-i niam, bakın kudumunuzla müftehir!
Bu hakkıdır gazanızın, evet, o hak da elde bir…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bütün bu nazlı beylerin ne varsa ortalıkta say
Haseb, neseb, şeref, oyun, düğün, konak, saray,
Bütün sizin, efendiler, konak, saray, gelin, alay;
Bütün sizin, bütün sizin, hazır hazır, kolay kolay…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Büyüklüğün biraz ağır da olsa hazmı yok zarar
Gurur-ı ihtiıamı var, sürur-ı intikaamı var.
Bu sofra iltifatınızdan işte ab u tab umar.
Sizin bu baş, beyin, ciğer, bütün şu kanlı lokmalar…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Verir zavallı memleket, verir ne varsa, malını
Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini
Bütün ferağ-ı halini, olanca şevk-i balini.
Hemen yutun düşünmeyin haramını, helalini…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!
Yarın bakarsınız söner bugün çıtırdayan ocak!
Bugünkü mideler kavi, bugünkü çorbalar sıcak,
Atıştırın, tıkıştırın, kapış kapış, çanak çanak…
Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin,
Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!
Tevfik Fikret