HAMAMDA ÇOĞULCU DEMOKRASİ – NEVAL KAVCAR — Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

HAMAMDA ÇOĞULCU DEMOKRASİ – NEVAL KAVCAR


Başbakan Erdoğan’ın Kızılcahamam’da ki övünmesi, esip savurması “hamamda türkü söylemeye benziyor.” Konuşma metinlerini her kim hazırlıyorsa, bazen anlamsızlaşıyor sözler. Konu PKK efendim. Başbakan diyor ki:

“Şiddet ve terörün düşmanı özgürlük ortamıdır.”

PKK, özgürlük ortamı olmadığı için mi 1984 den beri terör estiriyor diye aklımıza geliyor. Terörün nihai bir hedefi vardır. PKK nın ki “Türkiye’nin sınırları içinde bulunan, sözde Kürdistan’ın parçasını koparıp almaktır. ” Batının laboratuarında imal edilmiş “Kürtlere” dilini, eğitimini her neyi serbest bırakırsan bırak, Washington, Doğu ve G.Doğu’yu almak istiyor. PKK terör örgütü ABD tarafından yapılandırılıp, Türkiye’nin üzerine salındıktan itibaren binlerce insanımız öldürülmüştür. Terör dikkat çekmek, yandaş toplamak ve nihai hedefe varmak için yapılır.

Bu bakımdan başbakan Erdoğan’ın dediği, özgürlük ortamı sözü geçmişe değil geleceğe dönük bir yaptırımı söz konusudur. Diyor ki “camileri süngü yapan başbakanım”

“Yakın bir zamanda Kürtler için yeni açılımlar yapacağız.” Verilmesi planlanan tavizin paravanı “Özgürlük gelince terör bitecek masalıdır.” Devam ediyor sözlerine “çoğulcu demokrasiyi yaşatalım, özgürlük ortamını güçlendirelim.” Nedir efendim çoğulcu demokrasi?

“çoğunluğun mutlak hâkimiyetini reddeden, azınlıktakilerin siyasal ve kültürel haklarının kabul edilmesi gerektiğini ve azınlığında bir gün çoğunluk olabilme hakkının verilmesini savunan demokrasi anlayışıdır.”

Çoğunluk kim Türkiye’de? Türkler. Türklerin mutlak hâkimiyetini bir kenara koyup, azınlıkları da onlarla ayni haklara sahip kılmak diyebiliriz. Millî Devlet anlayışımız içinde ve anayasamızın değişemez denilen şimdilerde yeri değiştirilerek gözden ıraklaştırılan maddesi buna engel değil midir? AKP bu, takiyye ustaları, bulurlar onunda bir çaresini.

Çoğulcu demokrasinin en önemli özelliği, “İki meclisli parlamento modeli”dir. PKK terörünün bitmesi için “Siyasal Kürtçülere” ayrı meclis mi kurmamız gerekiyor, Başbakanın sözlerine bakarak. Bundan rahatsız olanlar var diyor hazret. Türkler buyurun gelir hâkimiyeti bölüşelim diyecek bu ülkede hasbelkader bulunan birilerine. Demezse, onlardan kötü yok. “Kökenlerinde Gürcülük olmasa” Başbakan yine böyle bir söylemde bulunabilir mi dersiniz? Almanya, İngiltere, İsrail’de olmayan “çoğulcu Demokrasi”, AKP vasıtası ile Türkiye’ye dayatılmaktadır.

Aykırı sesler çıkmasın diye Kızılcahamam’a topladılar vekilleri, “yapacaklarını” anlattılar.

Erdoğan’ın sözlerinde öne çıkan diğer husus, her şeyi açık ve net ifade etmiyorsak, bu teslimiyetimiz manasına gelmez” mealinde ki sözleri idi. Her şekilde şeffaflıktan, demokrasinin düzgün işlemesinden bahseden başbakan, Bush ile niçin yalnız görüştüğünü de açıklamak zorundadır. Kamuoyu önünde tartışmaya zorlanan konular bellidir. MHP, DTP li vekillerin “dokunulmazlığını kaldırmayı” teklif etmiştir. Sıra kendilerine gelir diye korktuğu için buna yanaşmayan bir AKP tablosu vardır karşımızda.

Başbakan canının istediği gibi konuşacak, babasından kalan miras gibi Türkiye’ye “Çoğulcu Demokrasi” denen birkaç parça edecek modeli öngörecek, ne diyorsun diyenler suçlu olacak. Hükümetin mahrem tutulması gerekli dediği konular, Amerikan düşünce kuruluşları ve Kuzey Irak’ta ki Barzani tarafından açık ediliyorsa, bu işin mahremiyeti Türklere midir?

Muhalefete, “İç çatışmadan bahsetmeyin “diyor. “Çoğulcu Demokrasi” ile “bölge halkına” kendini yönetme hakkının verilmesini Türkler kabul eder mi? Çünkü o işin devletleşmeye doğru gittiği aleni ortadadır. Elbette iç savaş tehdidi doğurur o gelişmeler. Bu niçin ifade edilmemeli? Hatta olup biten halka tüm açıklığı ile anlatılarak, gidişatın yönü gösterilmelidir.

Yeni Anayasanın, “giyim kuşam”a indirgendiğini öne sürüyor konuşmasında. Bunu yapan bizzat AKP yi sevk ve idare edenlerdir. Hanımlarının “Türbanını” konu ettirenler ve bundan nemalanan yine kendileridir. Bu ülkede kimse “Anayasa”nın bütününden şikâyetçi değildir. İçinde değişmesi gereken maddeler, toplumsal mutabakatla değişir o ayrı konuşur. “Çoğulcu demokrasi” gibi saatli bombaları Anayasanın içine yerleştirme faaliyetine girişilmesi, “Küreselleşme” denilen “parçala- böl-yut” taktiğinin sonucudur.

“Birlik ve beraberliğimizi, toplumsal barışımızı tehdit eden asıl tehlike dışlayıcı milliyetçilik söylemleridir” diyor Başbakan, “Gürcistan Devlet Başkanına bende Gürcü’yüm demek bu bağlamda mıdır?”

İçerde düşman aramak yanlıştır diyor. AKP iktidar olana kadar, içerde düşmen da yoktu kimse tarafından da aranmıyordu. Türkiye’nin bütünlüğüne sadık değilse bile buna saygılı idiler. “Kürt Sorunu, Bölgeler arası adaletsizliği gidermek” gibi bölücü sözlerle, etnik milliyetçiliği ayaklandırdılar. Abant Platformlarında ” Çoğulcu Demokrasi” denen olgudan bahsedildi. Batı Emperyalizmi Anadolu’yu “Türksüzleştirmek” politikasından hiç vazgeçmedi. Bugün ki yaklaşımlar işte o anlayışın neticesidir.

Bu anlamda PKK Terör örgütünün liderlerinden,”Murat Karayılan ve Cemil Bayık” muhtemelen önümüzde ki günlerde teslim edilme süreci yaşanacaktır. Başbakanın “mahrem konusu” bu mudur anlayacağız. Öcalan elimizde, iki daha gelince turşu mu kurulacak bu PKK lılarla diye soruyor vatandaş. ( Cezalarını veremedikten sonra)

Sınır ötesine geçilmesi ihtimaline karşı, Irak tarafında kalan köyler boşaltılıyor, güvenli yerlere taşınıyor ve bunun finansını Türkiye ödüyormuş. ” PKK yı topraklarınızda beslerken Türkiye’ye mi sordunuz” diyemeyenlere, “İnsaf” diyoruz.

Hamamda “Çoğulcu Demokrasi” sözü Başbakana hoş gelmiş olabilir, fakat dışarıda başı fena ağrıyabilir.

.




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

Yazinin içeriği için tebrik ediyorum