Gül, (Sözde) Soykırım Anıtına da Uğrasın

 

Bir haftadır Abdullah Gül Erivan”a gitsin mi, gitmesin mi fikri tartışılıyor. Muhalefet ve millet bu gidişe karşı. Niçin gidilmemesi gerektiğinin sebepleri ortada. Ermenistan Türkiye”yi tanımıyor. Sözde soykırımdan vazgeçmediği gibi, Erivan”a diktikleri sözde anıtın önünde şov yapıyorlar. Artı, Ata yadigari Azerbaycan toprağı, Yukarı Karabağ”ı işgal altında bulunduruyorlar. O da yetmiyor, tüm nesillerine Ağrı Dağını, Ararat olarak tanıtıyor ve er geç sahip olacaklarını söylüyorlar.

 

İşte tüm bunlar olurken, Ermenistan”la yapılacak millî maça Abdullah Gül gidecek haberi duyuldu. Hatta Başbakan Erdoğan” hayırlı olsun” bile dedi. Doğan Babacan”da eşlik edecekmiş kendisine. Hem deniyor ki sadece maç için bu ziyaret, direk maçın yapılacağı sahaya gidilecek. İyi de o zaman Dış İşleri Bakanı ne arıyor bu gidişte?

 

Üstelik Ermenistan gibi tüm iddialarının arkasında dimdik duran bir ülkeye, Türkiye”yi temsilen Cumhurbaşkanının, maç için gidiyor oluşu, ne duruma düşürür bizi?

 

Türkiye”nin tamamının reddettiği bu ziyaret için “hala karar vermedik” dendiği halde, gidecekmiş gibi hazırlıkların yapıldığı duyuldu. Gerçi Bay Bush ile görüşme sonrasında ve TÜSİAD”ın çıkışı ile gidileceği anlaşılmış olsa da “acaba” diyordum? Bu satırları henüz bitirmeden “Gidecek” açıklaması yapıldı. Neredeyse 70 milyonun “hayır” diyeceği anlaşılınca, açıklama yapıldı. Yoksa Son ana kadar açıklamazlardı.

 

Bu konuda ne düşündüğünü öğrenmek için vatandaşa sordum. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Ermenistan”a millî maça gitsin mi? diye. Cevap olarak:

 

“Gitsin tabi, eli değmişken soysuz anıta da uğrasın” Dedi.

 

Elçiye zeval olmazmış. Abdullah Gül”e hassaten bildiririm.

 

Bu arada Fatih Terim çok önemli bir kelâm etmiş. “Tarihin Yükünü sırtlayamayız” gibisinden. İşte bizim futbol ilâhı yapılmış kimliklerin fikri, zikri bu. Tarihimizde sırtlanmayacak günahımız mı var? Varda bunu Fatih Terim”den mi çözmesini bekliyoruz? Gidin futbolunuzu adam gibi oynayın, dönün. Bırakın tarihi sırtlanmayı, yenilginin utancını yüklenmeyin yeter.

 

Tarihi sırtlayacak kahramanlar, Allaha şükürler olsun ki var.

 

Bu arada, Abdullah Gül”ün Ermenistan”a gidecek haberi, Cumhurbaşkanı olduğu Türk Milletinin hisleri ile yakından uzaktan ilgisinin olmadığını gösterdi.

 

Erivan”a gidişi ayarlayan irade, Türkiye”nin artı ve eksilerini hesaba katmadığı ne kadar belli.

 

* * *

 

Yüzyılın Hortumlama Hareketi

 

“Yüzyılın İyilik Hareketi” diye başlayan yardım kuruluşu milyonlarca liralık Euro”yu meğerse fakir, fukaraya dağıtmamış. Anavatanından binlerce kilometre uzakta çalışan işçilerimizden toplanan paralar, kimler aracılığı ile nerelere gitmiş? Duyunca bu kadar da olmaz dedirtecek gelişmeler yaşanıyor.

 

Almanya”da görülen davada, derneğin üç yöneticisi topladıkları yardım parasını amaç dışı kullandıklarını itiraf ettiği duyuldu.

 

Kanal 7 aracılığıyla yardım toplayan bir kuruluş olarak tanınan Deniz Feneri Derneği, Şaban Dişli olayından daha büyük bir rezalettir. Yardım amacı ile toplanmış paralar bakın kimlerin talimatı ile nerelere gidiyormuş?:

 

  • Asıl gelir kaynağı Deniz Feneri idi. Bu paralar daha sonra Mehmet Gürhan”ın talimatları doğrultusunda, çeşitli şirketlere ve Türkiye”ye aktarılıyordu. Ancak Gürhan, bütün önemli kararları Türkiye”ye danışarak alıyordu.
  • Almanya”da sayıları 8″i bulan şirket ve kuruluşların da ortakları olan Türkiye”deki Kanal 7 ve Deniz Feneri e.V. yöneticileri Zekeriya Karaman, İsmail Karahan, Mustafa Çelik ve Harun Kapuyoldaş”ın bütün işlerin başında olduğunu vurguladı.

 

Kanal 7 ile organik bağ içinde olan “Yüzyılın Hortumlama Hareketi” yani Deniz Fenerinde toplanan paralar acaba Türkiye”de kimlere danışılarak, nereye aktarılıyordu? Bir düşünün bakalım.

 

Türkiye”de de bulunan “Deniz Feneri Derneği”, Almanya”da yargılananlardan bağımsızmış, inandık mı? Mademki bağımsız, niye Türkiye”den toplanan paralar Almanya”ya, Almanya”dan toplananlarda Türkiye”ye geliyor? Sahi nedir bunun mantığı?

 

Deniz Feneri marifeti ile yani “Allah ile aldatarak” toplanan paralarla, Kanal 7″nin finanse edildiği suçlamalar arasında.

 

“Yardım” gerekçesi ile toplanan “41 milyon Euro” amaç dışı böyle kullanılmış. Türkiye”de ki savcılarında Alman meslektaşları ile gerekli görüşmeleri yapıp, bu işin Türkiye uzantısını tespit etmesi gerekir diye düşünülüyor haklı olarak. Başbakan Erdoğan ne zaman hortum lafı etse, hortumun ucu AKP”ne dayanıyor.

 

Bu arada, Deniz Feneri Derneği”ni AKP ile ilişkilendirenler var. Neden derseniz;

 

5 Nisan 2007″de TBMM”de toplam 47 kişi ve kuruluşa “TBMM Üstün Hizmet Ödülü” verildi. Bunlardan birisi de “Deniz Feneri Derneği”.

 

Yüzyılın hortumlama Derneğini, AKP iktidarı “Üstün Hizmet Ödülüne” layık görüyor. Neden? Arkasında biz varız mesajı verip, daha çok hortumlasın diye. Var mı başka izahı?

 

Görün bak seneye de “Şaban Dişli”ye verirler aynı ödülü, bir milyon dolar rüşveti çoktan unutur, ayakta alkışlarız kendisini. Şaban Dişli partide ki görevlerinden istifa etti ama hala AKP milletvekili. Kimi kandırıyorlar?

 

Almanya”da ki “Deniz Feneri Derneği”nin paralarını getiren kuryelerden biri, Rütük başkanı Zahid Akman”mış. İddia böyle. Biliyorsunuz kendileri Kanal 7 de görevliydi bir zamanlar. Ayrıca AKP”nin ileri gelenleri de varmış para transferinde. Bunlar, Alman Adliyesinden taşan iddialar. Birlikte çalıştıkları yol arkadaşlarının söylemleri.

 

Alman Adliyesinde görülen davanın ileri safhasında işin eğrisi doğrusu ortaya çıkacaktır.

Tüyü bitmedik yetimin hakkı sadece Türkiye”de mi yeniyor, buna gurbetçi yetimlerde eklenmiş mi?

 

“Sağ elin verdiğinden sol elin haberi olmayacaktı”, gelin görün ki Almanların haberi olmuş.

 

Bakalım iş Türkiye”ye dayanacak mı, siyasi bir dava halini alıp üzeri örtülecek mi?

 

Neval Kavcar

.

About Mahmut Özyürek