Gaygısız Amca…

Her köyün bir velisi, bir delisi vardır. Her köyün bir önüne çıkanı döveni, hak edene söveni bulunur. Bizim köyün (Denizli/Çivril/Emirhisar) döveni değil, ama söveni Gaygısız Amca idi.

Küfretmek, ışıklar içinde yatası ağabeyim ve dostum Fakir Baykurt’un romanlarında da görüldüğü gibi Burdur, Denizli, Afyon, Uşak yöresinde daha çok gerçek niyetin dışında, sözün noktalamasıdır. Gerçek anlamda kullanılsa, herhalde bu illerin nüfusu dörtte bire inerdi.

Bizim köyde sözün noktalamasını yerli yerine koymada kimse Gaygısız (Kaygısız) Amca’nın eline su dökemezdi. Aslında Kaygısız onun soyadıydı. Asıl adı Mustafa idi. Soyadı Yasası çıktığında Çivril nüfus memuru, ona bir azizlik yapmış, soyadını Kaygısız yazıp geçmişti. Sonradan bu soyadını Çiftçi olarak değiştirdiyse de yeni soyadı devlet kapılarında pek işine yaramadı; hep Gaygısız olarak anıldı. 98 yaşında öldüğünde bile Gaygısız denmesinden kurtulamamıştı.

Gaygısız Amca, zeki, esprili, 7-8 yaşlarındayken Yunan işgalinin acısını iliklerine kadar yaşamış, belki de bu nedenle Atatürk’e, onun kurduğu Cumhuriyet’in değerlerine sıkı sıkıya bağlı, sözüne, sohbetine doyulmaz bir adamdı. Yeri geldiğinde de gerçek anlamda sövmesini çok iyi bilirdi.

Babamdan biraz küçük olmasına karşın öğretmen okulu öğrenciliğimden itibaren benim çok iyi dostum ve arkadaşım olmuştu. Köye gidişlerimde onunla her gün oturup sohbet etmeden duramazdım. 1960′lı yıllarda onun da öncülüğüyle ilkokulumuzun bahçesine bir Atatürk büstü dikilmişti. O sırada köyde görevli yobaz bir sağlık memuru, sağda solda “Bunlar okulun bahçesine put diktiler, dinden imandan çıktılar” demiş.

Söz dönmüş dolaşmış, Gaygısız Amca’nın kulağına ulaşmış. Atatürk’e dil uzatılır da Gaygısız Amca durabilir mi hiç? Tüm gün kahvelerde adamı aramış, ama bulamamış. Akşam olunca beline tabancasını sokup köyden gözü pek üç gençle sağlık memurunun okulun bahçesindeki lojmanının önüne dikilmiş. Yanındaki gençlere “Şimdi hepiniz bu deyyusun kapısına dayanceniz. Sıra ili anahtar deliğinden ‘Atatürk’ün büstüne put diyenin…’ diye kırkar kere sövceniz. Siz sövceniz, ben saycem. Eksik söveni vururum valla!” demiş.

Gençler, sırayla başlamışlar kırkar kez sövmeye. “Kırk oldu” diyene Kaygısız Amca, “Eksik saydın. O yuzdan bunu saymeyom ve sana ceza veriyom. Saymaya baştan başla” deyip tabancasını doğrultmuş. Eksik tamamlama işi şafak sökene dek sürmüş. Sağlık memuru korkudan gıkını bile çıkaramadığı gibi, ertesi gün de başka bir yere atanmak için Denizli’de almış soluğu. Bu olay, köyde çok sonraları duyuldu; ama bir hafta sonra adam yanında üç kişi ile köye gelip eşyalarını alarak gitti.

Son zamanlarda Atatürk hakkında yazılıp söylenenler, ona atılan iğrenç iftiralar, cumhuriyetin kazanımlarına yönelik saldırılar, nedense bana hep bu olayı hatırlatıyor. Ve sesim çıktığı kadar bağırasım geliyor:

“Nerdesin Gaygısız Amca? Mezarından çık da düş önümüze!”

SAADETTİN ÖZTÜRK

.

About ADD Isparta