Faciaya Stratejik Açıklama Neval Kavcar — Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

Faciaya Stratejik Açıklama Neval Kavcar


Isparta’da düşen uçağı ilk duyduğumda aklıma, Eşref Bitlis’in helikopter kazası adlı “cinayeti” geldi. Helikopter mümkün olmayacak bir şekilde düşmüştü. Daha doğru bir deyimle bugün düşürülmüştü diyoruz.
Hemen herkeste “cinayet” hissi uyandıran şimdi ki kazada, “uçağın teknik” olarak yeni bakımdan çıktığı, hava şartlarının iyi olduğu gibi bilgiler alındı. Düşmeden kısa süre önceye kadar pilot konuşmalarında anormalliğin olmadığı gibi tespitler sıralandı. Bu tür kazaların klasik cümlesi, “Sırrı Kara kutu çözecek” söylemi muhtemelen kısa sürede unutulacak.
Malezya tartışmaların yerini onbeş gün süre ile bu uçakların yapılma aşamasından düştüğü ana kadar olan durum değerlendirmesini dinleyeceğiz.
“Nükleer Fizik Uzmanları” için bu uçağın düşürüldüğünün düşünülmesi, Aselsan intiharları adı altında kamuoyunun “cinayet” olarak düşündüğü olaylar sebebiyledir. Bu konunun karanlıkta kalması, bilim adamlarımızın cinayete mi kurban gittiği sorusuna mantıklı açıklamaların yapılmayışı tedirginliği daha da arttırmaktadır.
Son dönemde Isparta adı, ABD Büyükelçisi Wilson’un ziyareti ile gündeme taşındı. Ardından Avrupalı devletlerin dağları üzerindeki tasarrufu öne çıktı. Sırada 56 kişinin hayatını kaybettiği bir facia meydana geldi.
Kaza ile ilgili önemli bir açıklama ilin valisinden geldi:
” Orası uçağın uçuş güzergâhı değil” (Medya)

Havaalanına inmek üzere olan dönüşünü yaptığı sırada uçağı, “uçuş güzergâhı” dışına çeviren, elektronik yönlendirme geliyor akla ister istemez. Bilmem kaç metre yüksekliğinde ki dağa çarparak kanadı yada kuyruğunun kopması ile oluşan bir kaza gibi göstermeye çalışıyorlar. Uçuş güzergâhı dışına çıkmış ya da çıkarılmış bir uçağın başına her ne geldi ise o andan itibaren, pilotların kontrolü kaybettiği anlaşılıyor. Hakimiyetin yitirilmesi ile oluşan bir kazada kuyruk da çarpar, kanatta.

Son bir yılda devam eden gündemleri bıçakla kesen değişiklikler yaşıyoruz. Bu kaza da onlardan birisi olmaya aday denilebilir. “Kazadır, olabilir gözüyle” kimse bakmıyor olaya farkında iseniz.
Olağan dışı bu gelişmeler yaşanırken, Başbakan Erdoğan çok önemli bir açıklamada bulundu:

“Türk Silahlı Kuvvetleri’nin 28 Kasım 2007 itibariyle yetkilendirildiğini bildirdi.” ( AA)

Bunu 28 Kasımda değil de büyük bir kaza ayni gün yani aradan iki gün geçtikten sonra duyurulması epey manidar. Başbakan PKK saldırılarında topu artık TSK ne atmış görünüyor. Bu demektir ki K.Irak, sınır ötesi operasyona hazır. TSK ni harekete geçirmek için yeni, büyük bir saldırı planladıkları ihtimali çok fazla. Sınır ötesinin laçka hale getiren Erdoğan iktidarını tebrik etmek gerekiyor öncelikle. Bu konuda söylenecek çok şey varken, susmak şu an için en hayırlısı.
Araya yukarıda ki notu ekledikten sonra tekrar kazaya dönelim. Kazanın üzerinde ki bulutlar dağılmaya başladı. Pisti görüp alçalmaya başlamış iken Duatepe’ye yönelen yılların deneyimli pilotu acil durum sinyalini göndermiyor meselâ. Bu, uçağın elektronik aletlerinin kontrol altına alındığı gerçeğini göstermiyor mu bize?
Bu uçak şu kadar kere düşmüş, bakımı yapılmamış hikâyelerini hiç inandırıcı bulmuyorum. Hiçbir firma bilmem kaç kez düşmüş ve gelecek dönemde de tehdit içeren bir uçağı kiralamaz.
Uçağın kara kutusu incelenmek üzere ABD’ye gideceği söyleniyor. Oradan duyacağımız bilgi çok muhtemeldir ki, “pilotaj hatasına dayalı teknik bir arıza olacaktır.” Kurtulan olmadığı için öngörülen stratejik açıklamaya hayır deme şansı ne yazık ki olmayacak.

Başbakanın deyimiyle “Hiç durmadan yola devam eden çağdaş Türkiye” manzarasına, uçağın kara kutusunun Türkiye’de çözülememesi yakışıyor mu?
Geçtiğimiz yılın başında Irak’ta çakılan ve 28 Türk’ün öldüğü kaza ile benzerlikler taşıyor. Piste yaklaştığı sırada havaalanı ile bağlantı kesiliyor. Uçak enkazına Türkler yanaştırılmıyor. Roket saldırısı ile mi, daha başka bir nedenle mi fakat mutlaka düşürüldüğü düşünülen uçağın kara kutusunun Amerikalılarca alındığı söylendi. 28 vatandaşı ölmüş bir ülkenin Ulaştırma Bakanı olarak Binali Yıldırım:

“Hava sahasını Amerika’nın kontrol ettiği için çalışmanın onlarla beraber yürütüldüğünü” belirtiyordu. Netice nedir? Koca bir hiç.
ABD sadece Irak hava sahasını mı kontrol ediyor? Sorusundan sonra sonuca gelelim:
Isparta’da ki faciaya; “Tezkere” nin TSK nin eline geçmesine gönderme” gözü ile bakıyorum. Başbakan Erdoğan’ın kaza ile eş zamanlı açıklaması bize bu gerçeği işaret ediyor. 01 Aralık 2007

.




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.