Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu 10. yıl söylevinde “Yüksek bir insan topluluğu olan Türk ulusunun tarihsel bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir.” diyordu.
60 yıldanberi bu ilkenin de önemini, değerini kavrayamadık. Eğitimden kovunca, siyasette de güzellik duygusu kalmadı.
Oysa yalnız güzel sanatların değerini bilen insanlar, “söz”ün de insanların ve ulusların onurunu sağlama ve korumadaki önemini ve bunun için sözü sanatçı gibi kullanmak gereğini takdir eder ve buna özenirler.
Bu bilinçten yoksun kalanlar ise bağnazlık burgacında dibe vururlar.
Çünkü bağnazda “estetik” (güzellik duyusu) yoktur; BAĞNAZ KABA (GALİZ) DÜŞÜNÜR, KABA KONUŞUR. Bağnazlık kabalığı, kabalık bağnazlığı besler.
DAVOS’ta olanlar, Cumhuriyetimizin temel ilkelerini vurgulayan 10. Yıl Söylevi’nden gerekli dersleri almamanın, hem iç hem de dış yaşamda ulusumuza nelere mal olabileceğini bir kez daha göstermiş bulunuyor.
Oysa “Güzellikle iyilik ölmez” diyen Türk ulusu, saz ve söz eşliğinde kuşaklar boyu yaşattığı Yunus Emre’lerin diliyle SÖZÜN DEĞERİNİ ululamış, yobazlığın yıkım getirdiğini bilen bir ulustur:
“SÖZÜNÜ BİLEN KİŞİNİN
YÜZÜNÜ AĞ EDER BİR SÖZ;
SÖZÜ PİŞİRİP DİYENİN
İŞİNİ SAĞ EDER BİR SÖZ.
SÖZ OLUR KESER SAVAŞI
SÖZ OLUR KESTİRİR BAŞI
SÖZ OLUR AĞILI AŞI
BAL İLE YAĞ EDER BİR SÖZ.
KİŞİ BİLE SÖZ DEMİNİ,
DEMEYE SÖZÜN KEMİNİ,
ŞU DÜNYA CEHENNEMİNİ
SEKİZ UÇMAK EDER BİR SÖZ.”
Sıkıntılı yurttaşına “Ananı al git” diyen estetik yoksunu, koltuk hırsı uğruna eğitimsiz ve estetiksiz bırakılmış bir bölüm yurttaşlarının oylarını kapatmak açıkgözlülüğü ile yabancı bir devlet başkanına da ”Siz adam öldürmeyi çok iyi bilirsiniz” diyecek kadar kendini kaybediverir.
Sonra “tevil”e kalkar, ama zırva tevil götürmez.
Doğruya bağlılık gereği olarak belirtmeliyiz ki, bütün siyasal partilerimizin sözde liderlerinde bu estetik yoksunluğunu gözlemliyoruz. Çok acı.
Diyarbakır’ın güzelim özdeyişi de Davos’u ve bütün yıkımları özetleyecek niteliktedir: “HIRS GELİR GÖZ KARARIR; HIRS GİDER YÜZ KARARIR.”
Prof. Dr. Özer Ozankaya
.
