<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
		>
<channel>
	<title>DİLİNİZİ Mİ YUTTUNUZ? yazısına yapılan yorumlar</title>
	<atom:link href="http://www.addisparta.org/dilinizi-mi-yuttunuz.html/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.addisparta.org/dilinizi-mi-yuttunuz.html</link>
	<description>ADD Isparta Şubesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 28 Nov 2011 07:36:42 +0000</lastBuildDate>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1.1</generator>
	<item>
		<title>Yazar: önder gürbüz</title>
		<link>http://www.addisparta.org/dilinizi-mi-yuttunuz.html/comment-page-1#comment-8874</link>
		<dc:creator>önder gürbüz</dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Feb 2010 19:30:39 +0000</pubDate>
		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=2622#comment-8874</guid>
		<description>Tayyip’in demokrasi ile gulu gulu dansı

Zaman gösterdi ki bir zamanlar tartışmaya açılan „kanlı mı olacak, kansız mı“ sorusu kansız gerçekleşti!? 

Sizce bu zihniyetin iktidara gelmesi gerçekten kansız mı olmuştur?

Sizce cevap evet olabilir…
Bence… 

İktidara gelmeleri kansız oldu ama iktidarları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde çirkefçe olaylı ve “kanlı” bir şekilde gerçekleşmiştir!?

Gerçi burada kan kelimesini mecazi anlamda kullanıyorum ama bir düşünecek olursak Atatürk ve arkadaşlarının kurmuş olduğu laik, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti görülmemiş bir kan kaybına uğramıştır. 

Yetmedi… 

Ergenekon denilen o ne olduğu belirsiz davada insanlar yargılanamadan hayatlarını tek tek kaybetmiş… 

Atatürkçü düşünce, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası yani ONUN ilke ve inkılâpları türlü hilye, hurda ve yalanla “can çekişir” bir duruma sokulmak istenmiş…      

Türkiye Cumhuriyeti için hayati önem taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri, yüksek eğitim ve yargı sistemi de kan kaybına uğramıştır!

Bir milletin temel taşını oluşturan işçi ve çiftçi insanlarımız bu iktidar altında özellikle ve bilinçli bir şekilde gün geçtikçe kan kaybetmektedir.    

Orta direk diye tabir edilen insanlar kan kaybından maada yok olma sürecine girmiş, onların yerine yeni varoş “zenginleri” yaratılmıştır. 

Kendini Menderes veya Özal ile kıyaslaması ile kamuoyunda bir takım çağrışımlar uyandırmaya çalışan BOP’nin eş başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve zihniyeti unutmamalıdır ki;  

Demokratik sivil toplumun temeli şeffaflıktır

Sizce AKP iktidarı şeffaf mıdır?

Sorunun yanıtıyla sizi baş başa bırakarak genel anlamda hepimizi, özelde Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren bir konuya değinmek istiyorum.

EMASYA protokolü ve iç hizmet kanununun 35. Maddesiyle ilgili düşüncelerimi açıklamadan evvel bundan bir kaç yıl önce yaşanan bir takım olayları size örnek vermek istiyorum.   

1.Yer Almanya:
Almanya o güne kadar görülmemiş sel taşkınları ile uğraşmakta! Almanlar canı ve mallı ile uğraşırken sivil kurum ve kuruluşların yet ersizlikleri göze batmaya başlamıştır.
2.Tüm dünyada olduğu gibi
Almanya’da H5N1 vakasıyla karşı karşıyadır. Burada da daha önceden tartışmaya açılan ama netice vermeyen bir konu yine gündeme gelmiştir. Sivil kurum ve kuruluşların yetersizliği…

Alman ordusu tam donanımlı olarak kışlalarında beklerken kanuni zorunluluklardan dolayı Alman haklının yardımına koşamamaktadır.   

Söyler misiniz zor günde kendi haklının yardımına koşamayan bir ordu salt vatan savunması ile mi mükelleftir? Mantık ve vicdan bu mudur? Eğer bir ülkenin ordusu zor günlerde ve bunlara doğal afetler, salgınlar ve büyük çapta toplumsal olaylarda dâhil olmak üzere yasal kısıtlamalardan dolayı harekete geçemiyorsa ben bu yasaları neyleyeyim?

Avrupa Birliği ve birlik içersinde yer alan güçlü bazı devletler kendi menfaatlerini pekâlâ diğer birlik üyelerine karşı savunabilmektedir. O halde Türkiye Cumhuriyeti kendi menfaatlerini neden savunamamaktadır?        

Pardon…

Soruyu yanlış formüle ettim, bugüne kadar göreve gelen diğer cumhuriyet hükümetleri ama iyi ama kötü Türkiye Cumhuriyetinin menfaatlerini savunmuşlardır. AKP hükümeti kendi iradesini AB(D) yetkililerine devretmek suretiyle hala arzı endam edebilmektedir.</description>
		<content:encoded><![CDATA[<p>Tayyip’in demokrasi ile gulu gulu dansı</p>
<p>Zaman gösterdi ki bir zamanlar tartışmaya açılan „kanlı mı olacak, kansız mı“ sorusu kansız gerçekleşti!? </p>
<p>Sizce bu zihniyetin iktidara gelmesi gerçekten kansız mı olmuştur?</p>
<p>Sizce cevap evet olabilir…<br />
Bence… </p>
<p>İktidara gelmeleri kansız oldu ama iktidarları Türkiye Cumhuriyeti tarihinde şimdiye kadar görülmemiş bir şekilde çirkefçe olaylı ve “kanlı” bir şekilde gerçekleşmiştir!?</p>
<p>Gerçi burada kan kelimesini mecazi anlamda kullanıyorum ama bir düşünecek olursak Atatürk ve arkadaşlarının kurmuş olduğu laik, demokratik bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyeti görülmemiş bir kan kaybına uğramıştır. </p>
<p>Yetmedi… </p>
<p>Ergenekon denilen o ne olduğu belirsiz davada insanlar yargılanamadan hayatlarını tek tek kaybetmiş… </p>
<p>Atatürkçü düşünce, Mustafa Kemal Atatürk’ün mirası yani ONUN ilke ve inkılâpları türlü hilye, hurda ve yalanla “can çekişir” bir duruma sokulmak istenmiş…      </p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti için hayati önem taşıyan Türk Silahlı Kuvvetleri, yüksek eğitim ve yargı sistemi de kan kaybına uğramıştır!</p>
<p>Bir milletin temel taşını oluşturan işçi ve çiftçi insanlarımız bu iktidar altında özellikle ve bilinçli bir şekilde gün geçtikçe kan kaybetmektedir.    </p>
<p>Orta direk diye tabir edilen insanlar kan kaybından maada yok olma sürecine girmiş, onların yerine yeni varoş “zenginleri” yaratılmıştır. </p>
<p>Kendini Menderes veya Özal ile kıyaslaması ile kamuoyunda bir takım çağrışımlar uyandırmaya çalışan BOP’nin eş başkanı Recep Tayyip Erdoğan ve zihniyeti unutmamalıdır ki;  </p>
<p>Demokratik sivil toplumun temeli şeffaflıktır</p>
<p>Sizce AKP iktidarı şeffaf mıdır?</p>
<p>Sorunun yanıtıyla sizi baş başa bırakarak genel anlamda hepimizi, özelde Türk Silahlı Kuvvetlerini ilgilendiren bir konuya değinmek istiyorum.</p>
<p>EMASYA protokolü ve iç hizmet kanununun 35. Maddesiyle ilgili düşüncelerimi açıklamadan evvel bundan bir kaç yıl önce yaşanan bir takım olayları size örnek vermek istiyorum.   </p>
<p>1.Yer Almanya:<br />
Almanya o güne kadar görülmemiş sel taşkınları ile uğraşmakta! Almanlar canı ve mallı ile uğraşırken sivil kurum ve kuruluşların yet ersizlikleri göze batmaya başlamıştır.<br />
2.Tüm dünyada olduğu gibi<br />
Almanya’da H5N1 vakasıyla karşı karşıyadır. Burada da daha önceden tartışmaya açılan ama netice vermeyen bir konu yine gündeme gelmiştir. Sivil kurum ve kuruluşların yetersizliği…</p>
<p>Alman ordusu tam donanımlı olarak kışlalarında beklerken kanuni zorunluluklardan dolayı Alman haklının yardımına koşamamaktadır.   </p>
<p>Söyler misiniz zor günde kendi haklının yardımına koşamayan bir ordu salt vatan savunması ile mi mükelleftir? Mantık ve vicdan bu mudur? Eğer bir ülkenin ordusu zor günlerde ve bunlara doğal afetler, salgınlar ve büyük çapta toplumsal olaylarda dâhil olmak üzere yasal kısıtlamalardan dolayı harekete geçemiyorsa ben bu yasaları neyleyeyim?</p>
<p>Avrupa Birliği ve birlik içersinde yer alan güçlü bazı devletler kendi menfaatlerini pekâlâ diğer birlik üyelerine karşı savunabilmektedir. O halde Türkiye Cumhuriyeti kendi menfaatlerini neden savunamamaktadır?        </p>
<p>Pardon…</p>
<p>Soruyu yanlış formüle ettim, bugüne kadar göreve gelen diğer cumhuriyet hükümetleri ama iyi ama kötü Türkiye Cumhuriyetinin menfaatlerini savunmuşlardır. AKP hükümeti kendi iradesini AB(D) yetkililerine devretmek suretiyle hala arzı endam edebilmektedir.</p>
]]></content:encoded>
	</item>
</channel>
</rss>

