BÖL, YÖNET
Osmanlının son dönemlerinde Kürtler, İngiltere’nin kanatları altında palazlanma yolunu seçmişti. İngiltere, Mustafa Kemal‘in gücünü bölmek ve zayıflatmak için Kürt aşiretlerini ayaklandırmayı düşünüyordu. O yıllarda “Kürt Teali Cemiyeti” (Kürt Yükselme Derneği) başkanı Seyit Abdülkadir, İngilizlerin yönlendirmesiyle Diyarbakır, Bitlis, Elazığ illerinde bir “Kürt devleti” kurma çabasındaydı.
Sadrazam Damat Ferit de Kürt Teali cemiyetinin girişimini destekliyordu. O, İngiliz yüksek komiseri Amiral De Robeck’e iki kez başvurarak, Mustafa Kemal‘e karşı Kürtleri kullanmayı önermişti. De Robeck Damat Ferit’in bu önerilerini Lord Curzon‘a şöyle iletmişti:
“Damat Ferit bana geldi ve dedi ki: Kürtler ayrı bir devlet olacaktır. Mustafa Kemal’i sevmezler. Çünkü o Bolşevikliği getirmek istiyor. Siz Mustafa Kemal’den nefret ediyorsunuz. Çünkü sizin yaptığınız anlaşmayı kabul etmiyor. O halde Kürtleri Mustafa Kemal’e karşı birlikte kullanalım.” (Erol Ulubelen, İngiliz Gizli Belgelerinde Türkiye, 277)
Böylece, padişahın, sadrazamın ve İngiltere’nin desteğini arkasına alan işbirlikçi Seyit Abdülkadir, 31 Mart 1920 tarihli Peyam-ı Sabah gazetesinde şunları yazıyordu:
“Kuva-yı Milliye’ye aldanmayınız. (Onlar) Bolşeviklerin kafasını taşıyan yurtsuz serserilerdir. Hilafet ve Saltanattan ayrılmayınız.”
Günümüzde ise PKK, ABD’yi arkasına aldı
Günümüzde ise ABD’nin desteğini arkasına alan PKK, aynı yolun yolcusu. Masum insanları katlediyor ve yoksul halkın bütçesinden milyarlarca doların boş yere harcanmasına neden oluyor. Analar, babalar, çocuklar, eşler çığlık çığlığa… Kan, gözyaşı, acı hiç dinmiyor.
Ulus devlet ve ülke bütünlüğü parçalanmaya çalışılıyor. Öyle bir teslimiyetçiliğin ve işbirlikçiliğin ortasına düşürülmüşüz ki, elimiz kolumuz bağlı. Her zaman ve her yerde Amerika ne derse o oluyor. Sorgusuz sualsiz peşinden gidiyoruz. İlhan Selçuk ağabeyin deyişi ile “Otur otur, kalk kalk… Ne Allah ü Teâlâ… Ne Hazreti Peygamber… Varsa yoksa Amerika.
Bir alt üst oluş, bir karmaşa yaşıyoruz şu son yıllarda. Rüşvet, adam kayırma, köşe dönmece, almış başını gidiyor. Her geçen gün dengeler, yoksul halkın zararına biraz daha bozuluyor. Birileri kuran, ezan seslerinin arkasına sığınarak, su akarken testileri doldurma çabasına girmiş… İnsanı insan, toplumu toplum yapan değer yargıları hallaç pamuğu gibi atılıyor
Sözün özü, dinciler, bir yandan malı götürürken, bir yandan da ABD ile kol kola ve AB ile uyum içerisinde, cumhuriyet yasalarını, Kemalizmi bitirmeye çalışıyor. Hedef, Türkiye’yi tarikatların ve emperyalizmin birlikte yönettiği bir ülke durumuna getirmek.
Bugün Kafkaslarda, Balkanlarda, Ortadoğu’da, Kuzey Afrika’da, Güney ve Orta Asya ülkelerinde emperyalizmin en etkili silahı, böl ve yönet politikası uygulanmaktadır. Sömürgeciler, yer altı ve yerüstü zenginliklerini, petrol ve doğalgaz kaynaklarını daha iyi yağmalayabilmek için, ulusların etnik ve dinsel kimliklerini ön plana çıkararak, insanları birbirine kırdırmakta, ülkeleri güçsüz ve savunmasız bir duruma düşürmektedir.
Yugoslavya ve Irak, bu yöntemle parçalanmıştı. Peki, şimdi Sıra kimdedir, ne dersiniz?
ALİ ERALP
© Copyright Solbirlik.org
.