BİR YILIN ARDINDAN-CENGİZ ÖNAL TARAKÇIOĞLU (Ulus Gazetesi Yazı İşl.Md.)
Bu yılın son yazısını kaleme alırken; bir an durup geriye doğru baktım ve yılın kısa bir değerlendirmesini yaptım. Açık söylemek gerekirse; içinde bulunduğumuz yılda olup/bitenlerden memnun kaldığım pek söylenemez. Hepimizin içini karartan, Türk Ulusu’nu, bir önceki yıla nazaran daha çok sıkıntıya sokan ve daha da fakirleştiren bir yılı geride bırakıyoruz. Daha doğrusu, sizler bu satırları okurken; 2007 yılı tarihin derinliklerine doğru gözden kaybolmaya çoktan başlamış olacak…
Doğrusunu isterseniz; kaybedilmiş bir yıl demek daha inandırıcı olur. Özellikle, AKP ve Zihniyeti iktidarının partizanca tavırları ve yandaşlarından başka kimseyi ciddiye almama gayretleri, bütün çekilenlerin üzerine tüy dikti adeta…
* * *
-Yılın başında gündeme taşınan Cumhurbaşkanlığı seçimlerine uzun süre duyarsızmış gibi gözüken RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti iktidarı, ‘Dediğim Dedik, İnadım İnat’ diyerek bu seçimi bir kriz havasına sokmayı başarmış ve ne acıdır ki; sonunda da özellikle yarattığı bu kriz ortamından karlı çıkmıştır.
-Bahar aylarında, toplumdan gelen yoğun baskılar hükümeti oldukça bunaltmışken; 14 Nisan’da Tandoğan Meydanı’nda Demokratik Kitle Örgütleri’nce gerçekleştirilen ‘Cumhuriyete Sahip Çıkma Mitingi’, cumhuriyet tarihinde ilk kez, TBMM’nde 360 milletvekiliyle çoğunluğa sahip olan AKP ve Zihniyeti hükümetine adeta havlu attırmıştır. Mitinglerin bir süre devam etmesi; Türk Ulusu’nun coşkusunu oldukça yükseltmiş, ancak bu coşku arzu edilen sonuca taşınamamıştır.
-Kriz ortamında girilen Milletvekilliği Genel Seçimleri, muhalefetin beceriksizliği ve özellikle de Atatürkçü düşünceye sahip olduklarını iddia eden şahıslar ile bir kısım Demokratik Kitle Örgütleri arasındaki uyum eksikliği, dağınık yapı ve kendi başına hareket etme iddia ve gayretleri, RTE ve partisinin işine yaramış ve AKP ve Zihniyeti toplam seçmenin %47’sinin oyu ile yeniden iktidara gelmiştir.
* * *
-Oy oranındaki artış RTE ve başında bulunduğu AKP ve Zihniyeti’ni olabildiğince şımartmış,
muhalefetin zayıflığı, dağınıklığı ve ortaklaşa hareket kabiliyetinden yoksun oluşu ile Demokratik Kitle Örgütleri’nin de arzu edilen toplu tepkiyi verememeleri neticesinde; keyfi uygulamalara başlanmıştır.
-Sırasıyla, Cumhurbaşkanlığı’na AKP ve Zihniyeti içinden Abdullah GÜL seçilmiş, TBMM Başkanlığı yine ayni zihniyetten olan Köksal TOPTAN’a verilmiş, Başbakanlık da zaten RTE’nin…
Oh! Ne ala! Gel keyfim Gel!
Karışan, görüşen yok! İstediğin uygulamayı arzu ettiğin gibi yap. Kimsenin ne demeye hakkı var ki…
Tabii, RTE de böyle düşünmüş olacak ki; başladı herkese efelenmeye…
-Devlette hızlı bir şekilde dinci kadrolaşmaya başlandı. Önceki iktidarları dönemindekilere ilaveten, nerede boş kadro varsa, özellikle belirli odakların adamlarını buralara yerleştirmeye, eşlerinin de türbanlı olmalarına özellikle dikkat etmeye özen gösterdiler.
-Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na da, geçmişteki uygulamalarında bu iktidarın anlayışına uygun mealde oy kullandığı yorumları yapılan birinin seçilmiş olması, tatlı üzerine kaymaktan farksız oldu.
* * *
-Yabancı sermayenin tavan yapması sağlandı. Borsanın %80′e yakını yabancıların eline geçirildi. Özelleştirme adıyla, Cumhuriyet’in en önemli kazanımları kabul edilecek kurum ve kuruluşlar yabancılara adeta peşkeş çekildi. Ülkenin hemen her yanında yabancı şirket ve ülke bayrakları sallanmaya başladı. İçimizden, ‘Lozan’ı Neden İmzaladık’ diye söylendiğimiz anlar oldukça çok oldu…
-İrticai faaliyetlerin çoğalması üzerine Genelkurmay Başkanı Org. Yaşar BÜYÜKANIT’ın zamanla yaptığı konuşmalar, Türk Ulusu’nda memnuniyet, hükümette hoşnutsuzluk yarattı.![]()
-Terörle Mücadele konusuna duyarsızlık gösteren RTE ve hükümeti, toplumdan gelen yoğun baskı ve her gün üçer-beşer askerimizi şehit vermenin neticesinde; Meclis’ten Sınır Ötesi Operasyon konusunda Tezkere çıkardı. Ancak, bu tezkereye dayalı yetkiyi, ABD’ye danışıp onayını almadan Türk Silahlı Kuvvetleri’ne vermekte uzun süre direndi. Sonunda, bölücü terör örgütünün toparlanacağı kadar bir zaman geçmesinin ardından yetki TSK’ne verildi ve sınır ötesi operasyonlara başlandı.
* * *
-YÖK Başkanlığı’na, türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasını savunan ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinden önce yaptırdığı anketlerle AKP ve Zihniyeti’nin gözbebeği haline gelen Prof. Dr. Yusuf Ziya ÖZCAN atandı. Atamanın ardından, Cumhurbaşkanlığı’nca atanmış olan Başkan Vekillerinden birisi hemen istifa etti. Diğeri de; yeni atanan başkanın yetkilerini kullanmamasını istedi idiası açıklamasıyla izne ayrılıp, yaklaşan Genel Kurul’da istifa edeceğini açıkladı. Artık üniversiteler de ellerinde…
-RTE, kıvrak manevralarla Alevi vatandaşlarımıza sıcak görünme gayretlerine önem vermeye başladı. Bunun altında yatan gerçeğin de; yaklaşan Yerel Yönetim Seçimleri olduğu gerçeği hiç kimsenin gözünden kaçmadı. Yani tiribünlere oynama hevesi… Alevi vatandaşlarımız, RTE’nin bu davranışına şiddetle karşı oldukları yolunda mesajlarla olayı kabullenmediklerini gösterdiler. Ancak, RTE ne yapar, ne eder bu işi de yoluna koymaya çalışır… Baksanıza; sözüm ona, bir kısım insanlarımıza şirin görünme uğruna, Valiler ve Kaymakamlara Mahrukat memurluğu yaptırıyor. Kömür kamyonlarının şoför mahallini, Vali ve Kaymakam makamı yaptı…
-Anayasa taslağı konusunda bir dönem çok yükselen tartışmalarla toplumun nabzını ölçmeye çalışan RTE ve şürekası, tepkiler sertleştikçe, taslaktan haberlerinin olmadığını dahi açıkladılar. Bugünkü durum ise; yakın gelecekte Anayasa Taslağı’nın Türk Ulusu’nun önüne yeniden sürülecek olmasıdır. Çünkü, Devletin her kademesine öylesine yerleşildi, medya da çeşitli tezgahlarla öyle ele geçirildi ki; her alanda güçlendikleri artık gözden kaçmıyor…
* * *
Anlattıklarımla, 2007 yılının sonuna geldik. Yerimizin darlığı daha fazla ayrıntıya izin vermedi.
Atatürk İlke ve Devrimleri’ne inanmış ve Cumhuriyet’in Temel Değerleri’ne ve bugüne değin elde edilmiş Kazanımları’na Özde bağlı olan bizler, bir yıldan bu yana sadece konuştuk. Somut hiçbir şey yapmadık, yapamadık! Çünkü bir araya gelme becerisini dahi gösteremedik.
Olup/bitenlerin sorumluluğunun kime ait olduğunun takdiri okurlarımındır. Elbette, herkes kendince bir değerlendirmede bulunacaktır.
Ancak, şartlar ne olursa olsun; Tam Bağımsız Türkiye için mücadelemiz asla bitmeyecektir. Son Atatürkçü toprağa düşünceye değin mücadeleye aralıksız devam edilecektir.
CENGİZ ÖNAL TARAKÇIOĞLU
conal@ulusgazetesi.com
cengizonal.tarakcioglu@gmail.com
.