Benazir Butto ve Anglo-Sakson Emperyalizmi — Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi

Benazir Butto ve Anglo-Sakson Emperyalizmi


Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. / ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com, 27.12.07, Ankara

G i r i ş…

Demokrasi ve hukuk herkese gerek.. Nerede, ne zaman, ansızın.. kestirmek güç.
En başta sağladığı, sağlaması gereken ise CAN GÜVENLİĞİ..
Bayan Benazir Butto, ülkesine demokrasi getirmek için çok çaba harcadı.
Benazir Butto Doğallıkla en başta laik rejimi yerleştirmek gerekmekteydi.
İnsanı eğitmek ve aydınlatmak, pozitif bilim ışığıyla doldurmak zorunluydu.
Çünkü Demokrasi ve Hukuk ülküleri, hukukun üstünlüğüne dayalı laik-demokratik devletlerde kurumlaşarak yaşam hakkı bulabiliyor..

Nitekim 1982 Anayasamız da 2. maddesinde, Cumhuriyetimizin değiştirilemez ve değiştirilmesi bile önerilemez temel özelliklerini belirlemiştir :

Demokratik / Laik / Sosyal / Hukuk Devleti..
2 temel nitelik daha : İnsan haklarına dayalı, Atatürk ulusalcılığına bağlı..

Bu süreçler Batı’da hiç de kolay olmamış, 1500′lerde başlayan dinde reform ve Rönesans
(Yeniden doğuş) çabaları kanlı yüzyıllar almıştır.

İncil, İsa’dan neredeyse 300 yıl sonra derlenerek yazılmış ve matbaa olmaksızın hemen hemen bin yıl, yalızca Avrupa elitince Latince okunup yazılabilmiştir.Martin Luther’e dek.. Kilise’nin “canını alırız” (yakarız!) tehdidine karşın, ölümü göze alarak Hristiyanların Kutsal kitabını Almanca’ya çevirmiştir..

Bilimsel keşifler döneminin açılmasıyla Batı, 1776′da Amerikan ve 1789′da da büyük Fransız Devrimlerine tanıklık etmiştir.1. ve 2. Sanayi Devrimi, demokrasini pekişmesi için deneyim sağlamış ve ekonomik altyapıyı -işçi sınıfını- doğurmuştur..

Osmanlı, Anadolu’da Aydınlanma’yı Engelleyerek İntihar Etti..

Osmanlı, 1807 tarihli Sened-i İttifak ile yola çıkmış, toplumsal altyapıda değişim ve dönüşüm olmaksızın -Reformsuz ve Rönesanssız- yol almaya Batı eliyle zorlanmıştır.
1839 Tanzimat Fermanı, 1856 Islahat Fermanı, temelsiz üstyapı düzenlemeleridir.

Nihayet 1876′da Meşrutiyet bebeği doğmuş, 2. Abdülhamit, daha emeklemeden yeni rejimi
rafa kaldırmış, taa 1908′de 2. Meşrutiyet beklenmiştir..

Araya giren savaşlar, Osmanlı’nın parçalanma süreci, Kurtuluş Savaşı ve ortasında, olağanüstü dönemin 1921 Anayasası.. Kurtuluş sonrası 1924′te ikinci Anayasa (Teşkilat-ı Anayasa Kanunu)..
Her ikisi de Yüce Atatürk’ün demokrasi ve hukuk aşkının somut ürünü.

Bu yıl Sened-i İttifak’ın 200. yılı ve Niyazi Berkes’in acı saptaması ve sorusu beynimizde zonkluyor : 200 yıldır neden bocalıyoruz??
Hindistan ve Pakistan’da İngiliz Sömürgesi..

İngilizler Hint alt kıtasını 150 yıla yakın sömürge olarak, genel valileri eliyle yönetmişlerdir.
Kültürlerini aşılamışlar, örn. trafiği soldan akıtmışlar, birer küçük transistörlü radyo karşılığında erkeklerde kısırlaştırma (Vazektomi) operasyonu uygulamışlar, binlerce Hint’li genç kızın serçe parmaklarını, genç erkeğin el bileklerini kesmişler (tekstil dokumacılığını öğrenmesinler diye..), okullarda çocuklara logaritma cetvellerini ezberleterek bir tür zihinsel soykırım uygulamışlardır.. Tarih ve uygarlık adına ne varsa talan edip, British Museum’a (Çalıntı Eserler panayırı!) taşımışlardır..

Türkiye’mizin görkemli anti-emperyalist Kurtuluş Savaşı örnek oldu ve Mahatma Gandhi’ nin, Hindistan’da Mahatma Gandhibaşlattığı özgürlük yürüyüşü güç kazandı.. İngiliz sömürge yönetimince birçok kez hapse atıldı, uzun açlık grevleri yaptıktan sonra, serbest bırakıldı Gandi; 15 ağustos 1947′de, Hindistan’ın bağımsızlığının ilanıyla sonuçlanan görüşmelere katıldı. Birkaç ay sonra, bağnaz bir Brahman tarafından öldürüldü. (!?)

Kızı, Başbakan Madam İndira Gandi, korumalarından bir Sih militan tarafından öldürüldü..

Oğlu Rajiv Gandi aynı biçimde bir siyasal cinayete kurban gitti..

Sömürgen İngiliz İmparatorluğu, Hint alt kıtasını geçen yüzyılın ortalarında terk etmek zorunda kalırken, geride bıraktığı tam bir enkazdı.. Gerek ekonomik bakımdan inanılmaz bir yoksulluk, gerek dinsel açıdan koyu bir din-mezhep bağnazlığı, stratejik açıdan müslümanların Pakistan-Bangladeş bölünmesi, Keşmir sorunu, Tamil gerillaları ve Sih militanların ayrılma istemleri, sosyolojik açıdan acı ve katı bir Kast sistemi..

Federatif bir yapı, iç isyanlar, siyasal cinayetler, bir türlü kırılamayan yoksulluk-geri bıraktırılmışlık kısır döngüsü..

Bangladeş adını alan Doğu Pakistan inanılmaz bir yoksulluk içinde..
Örneğin kişi başına sağlık gideri yılda 10 (on!) dolar dolayında..

Müslüman Pakistan’ın Acılı Tarihi

İkinci Büyük Paylaşım Savaşı’nın ardından, üzerinde güneş batmayan imparatorluk artık miadını doldurmuştu.. Büyük güçler yasası işlemiş, yükselme ve duraklama dönemlerinin ardından çöküş, diyalektik bir zorunluk / parabol olarak yaşanmıştı..Artık Atlantik ötesi güç ABD, görevi İngiliz İmparatorluğu Büyük Britanya’dan devralıyordu.. Hint altkıtasındaki politikalar artık Anglo-Sakson işbirliği ile götürülecekti..

Öyle de oldu.. İlk olarak Pakistan ve İran, Türkiye ile eklemlenerek, SSCB’ye karşı RCD adıyla “Yeşil Kuşak” oluşturuldu. Bölge ülkeleri farklı adlarda sözde bölgesel örgütlerle hep denetim altında tutuldu.. CENTO, derken Türkiye’nin 55 yıldır dizginlenip başkalaştırıldığı NATO bunların başlıcaları..

Bu örgütler, arka bahçeleri olarak denetim altında tutmaya, bir tür yeni sömürge (neo-colony) statüsünü sürdürmeye çabaladıkları bu ülkelerde pek çok siyasal cinayeti tezgahladılar..
Aydınlar, politikacılar, gazeteciler, bilim insanları karanlık cinayetlere kurban gittiler..Türkiye’de Super NATO’dan Gladyo’ya kontrgerilla; Başbakan (Nihat Erim), Kuvvet Komutanı (Celal Eyiceoğlu, Eşref Bitlis) düzeyine çok sayıda dek siyasal suikastlara imza attı. Bizim de ellerimiz hiç ama hiç temiz sayılmaz, sabıkamız devasa..

Çok geriye gitmeksizin Pakistan’a dönersek; Muciburrahman’ın öldürülmesinden sonra, Zülfikâr Ali Butto da, ABD kuklası Ziya-ül Hak tarafından yönetimden indirilerek, güdümlü bir yargılama sonrası idam edildi. General Ziya-ül Hak, bizim 12 Eylül darbesi kahramanı (!) anlı-şanlı Kenan Evren’in “Biraderim” diye seslendiği karanlık, uğursuz bir kişilik idi..

Zülfikâr Ali Butto’nun kızı Benazir Butto, Oksford’da okumuş, sıkı İngiliz kültürü edinmiş, Batı’ya dönük yüzlü idi.. Başbakan seçildi.. Başındaki beyaz örtü, malum toplumsal-tarihsel-dinsel baskılar yüzünden bir türlü kurtulamadığı bir iğretilikle duruyordu. Pakistan kendine gelmeye başladı.. Fizikte Nobel ödülü aldı, nükleer kulübe katıldı. Çok sürmedi, bir darbe ile indirilerek hapse atıldı. Uzun yılar sonra yurtdışına gitmesine izin verildi.. İngiltere’de sürgün yılları yaşadı.

Şimdiki Devlet Başkanı Pervez Müşerref de bir darbe ile geldi..Uzun yıllardır Genel Kurmay Başkanı ve Devlet Başkanı olarak dikta sürdürdü.. Doğallıkla onun da sonuna gelindi. Seçimlere gidilecekti, Bn. Butto ülkesine döndü ve büyük coşku ile karşılandı.. Seçim kampanyası çok başarılı geçiyordu.. Anglo-Sakson emperyalizmi ipi elinden kaçıramazdı.. Halkın seçtiği, güçlü ve halktan yana bir politik öndere 137 milyonluk koca Pakistan nasıl devredilebilirdi??..

Batı Emperylizminin Karanlık Cinayet Tezgahı..

Benazir Butto Bir canlı intihar bombası ayarlandı, geleceğin Pakistan Cumhurbaşkanı ya da Başbakanı Bn. Butto da babası gibi kurban edildi.. Katil, doğrudan doğruya Anglo-Sakson emperyalizmidir.. Tıpkı ABD’de Kennedy ailesinin başına örülen çoraplar, cinayet dizisi; tıpkı kendi halkına yönelttiği 11 Eylül 2001 katliamında olduğu gibi.. Dün de -1933- Adolf Hitler Berlin’de parlamento binası Reichstag’ı kundaklatarak faşizmi kurmadı mı?
• Pakistan halkına başsağlığı dilemek yetmez!..
Daha gür bir sesle, haykırarak, gerçek katil olarak Anglo-Sakson emperyalizminin dünya kamuoyuna ilan edilmesi ve kınanması gerekir..

Dileriz bu lanetlik olay yüzünden, Pakistan’lı kardeşlerimiz oyuna gelmesinler, birbirlerine düşmesinler. Emperyalizmin ekmeğine yağ sürmesinler. Düşmanı içlerinde değil, dışarıda arasınlar..
Pervez Müşerref hazretleri, iğrenç kurguyu-senaryoyu bahane edip ülkede gene sıkıyönetim ya da olağanüstü durum ilan etmesin. Seçim takvimi biraz ileriye kaydırılarak toplum rahatlatılsın.

“Batı uygarlığı” (!?) kurumlarını harekete geçirsin.. BM’sini toplasın, Güvenlik Konseyi’ni çağırsın ve cinayetin aydınlatılması için destek versin. Uluslararası bir soruşturma kurulu, tarafsız ve yetkin uzmanlardan oluşturulsun. Bu kurula Batı da o ileri teknolojisi ile destek versin..
• Acı olayın, post-travmatik toplumsal stres bozukluğu ile
sosyal bir bunalıma dönüşmesi engellensin; kriz yönetilsin..
Rusya ve Çin ne güne duruyorlar? Bu alçak cinayetin aydınlatılması için çaba harcasın ve
Batı emperyalizminin iğrenç yüzünü bir kez daha dünya kamuoyuna sergilesinler..
Yoksa Çin mafyası ile Rus istihbaratı da ellerinin temizliğinden kuşkulular mı??
Vah insanlık vah…

Doğada bitki adına ne var ne yok yer..
Doğada hayvan adına ne var, ne yok türlü vahşetle yakalar (avlar!), yetiştirir, yer..
Gene gözü gönlü doymaz.. Birbirini yemeye devam ederek yaşamı katlanılmaz, dayanılmaz kılar..

Bu sefil kısır döngüden ne zaman ve nasıl kurtulacağız?

Monopol çocukları, Küreselleşmeyi = yeni emperyalizmi başımıza bela ettiler..

Yeryüzüne gelişinin bilmem kaç milyon yılında hala “insanlaşamadı”, “adam” olamadı..
Hâlâ yabanıl (vahşi), hâlâ cüdam..

Felsefeciler, İnsanbilimciler, Öğretmenler, aydınlık din adamları… nerelerdesiniz?
İnsanlığın bu sefaleti daha ne denli sürecek?

Küreselleşme = yeni emperyalizm, neredeyse tüm ahlak kodlarını yerle bir etti..
Yeni bir küresel ahlak bütününe gereksinim ivedi..

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK, taa 1935′lerde uyarmıştı :
• İnsanlığın kurtuluşu için, dünya insanlarının kapitalizmin açgözlülüğü ve hırsından
uzak yetiştirilmesi gereklidir..
• Bizi mahvetmek isteyen emperyalizm ve bizi yutmak isteyen kapitalizme karşı savaşımı
meslek edinmeliyiz..
• Emperyalizm ve sömürgecilik yeryüzünden yok olacak ve yerini barış ve huzura bırakacaktır…
Anlamındaki sözleri yaşama geçirmek için daha çok ve örgütlü çalışmalıyız.
Türkiye, herhalde bu tarihsel katkıyı, Batı emperyalizminin sözde stratejik müttefiki ve büyük emperyalist proje AB kapısında yarım yüzyıla varan “kapatma” olarak verecek değildir..
Türkiye artık bu maskeli baloya son vermeli;
yeni kardeş devletlerle ilişkilerini yepyeni bir doğrultuya oturtmalıdır.

Pakistan’a, cinayetin aydınlatılması için dostane, kapsamlı destek önerisi götürmelidir.

Bu arada kendi evinin önünü de süpürmeli, karanlıkta kalan cinayetleri aydınlatmalıdır.

Tarihin hesabı hiç şaşmaz : Gün olur karanlıklar aydınlığa çıkar;
katiller, bedenleri yaşamıyor bile olsa insanlığın vicdanında infaz edilirler, lanetlenirler.
Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Ankara Üniv. Tıp Fak. / ADD Genel Başkan Önceki Yrd.
www.ahmetsaltik.com, 27.12.07, Ankara

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler
Otuzaltı Etnik Kökenli Anayasa İle Bölünme Operasyonu
İsmet Paşa’mızı Anıyoruz

Bu makaleler de ilginizi çekebilir




Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

buttolar ölmeyecek..!!

Bu çizgisel Atatürkçülere hayranım. Mesela istmet inönü ve onun genetik tayfaları, Atatürk’ün çatışmalı düşmanı -en az emperyalistler kadar- ismet inönü’nün iktidara geldiğinde Atatürkle ilgili herşeyi piyasadan silip, hatta Atatürk’ün büstünü bile balyozlarla kırdırıp,Atatürkün Resimlerini paralardan vb. yerlerden kaldırıp. yerine kendisinkileri koyacak kadar Atatürk düşmanıydı. Ama yine bu kesime göre, ismet i. ve tayfalarının(kendilerinin) yaptıklarını kaldırıp, Atatürk’ün hatıralarını geri getiren Türkiyenin başbabakanı Adnan Menderes’in asılması çok yerinde bir karardı(!) geçin bunları bu milletin çobanı bile uyandı siz hala kasıyorsunuz Atatürkçülük diye! siyasi cinayet iyorsunuz ama Bir siyasetçinin bu ülkede Asılmasını uygun buluyorsunuz. Bu kasti ve amaçlı bir çelişki! Artık SİZ! ANADOLUYA YERLEŞMİŞ TRUVA ATLARI deşifre oldunuz. bu 1. aşamaydı 2. aşamada Türkiye halkı ve Müslümanlarının sizin gibi crypto olup aranıza sızmasına geldi! O zaman kısası islam adaletiyle alacaksınız! siz dua edin ki bu din intikam değil kısası emrediyor yoksa siz ödleklere cengiz han’ın yöntemlerini asıl hak ettiğiniz gibi uygulardık !

Anglo-sakson emperyalizminin üstünde çok durdunuz. İsrail’in Türkiyeyi tehdit eden nükleer gücü,Güneydoğu’ya dönük emperyalist politikaları,Bölge ülkelerine dönük Saldırgan politikası, Çevresindeki ülkelerde neredeyse her hafta işlenen irili ufaklı siyasi cinayetler, Hergün füze yağdırdığı mülteci kampları vd.’na değinmiyorsunuz. Merakla bekliyoruz!

Sayın Erkan Kısa,
“Benazir Butto Cinayeti ve Anglo-Sakson Emperyalizmi” başlıklı yazıma yorumunuz için teiekkür ederim. Ancak bu konuda tek bir yazı yazdım, sizin belirttiğiniz gibi üzerinde “çok” durmadım. Belirttiğiniz konuda da haklısınız. İsrail’in Filistin’de 1948′den bu yana sürdüregeldiği zulüm insanlık dışıdır ve tüm zamanların
en yüksek derecede kınaması ile reddedilmeli, dışlanmalı, hatta lanetlenmelidir. Ne yazık ki, Türkiye, Yüce Atatürk’ün söylemiyle “.. bizi mahvetmek isteyen emperyalizme..” karşı varlık-yokluk savaşı vermiş ve onu dize getirerek pek çok bağımsızlık savaşına esin kaynağı, dahası örnek olmuş bir onurlu ülke olarak; AKP-RTE döneminde yüz kızartacak BOP işbirliğini sürdürüyor.. Üstelik bu lanetli projede (BOP) Türkiye’nin de parçalanmasına ilişkin resmi haritalar yayınlanmasına karşın; bu “ihanet” sayılması gereken işbirliği ve emperyalizmin maşalığı politikalar sürüyor.. Türk ulusu bu tabloya daha fazla katlanamaz. Kitleleri uyarmaya ve duyarlı kılmaya çabamızı örgütlü olarak sürdürmeliyiz.
Saygı ile. 23.04.08
Bu arada ULUSAL EGEMENLİK BAYRAMINIZ kutlu olsun!
Dr. Ahmet SALTIK
http://www.ahmetsaltik.com