BASIN AÇIKLAMASI


tokatsehitleri07122009   ŞEHİTLERİMİZDEN ALDIĞIMIZ GÜÇLE AYAĞA KALKIP ÜZERİMİZDE OYNANAN İHANET OYUNUNU BOZACAĞIZ.

BASIN AÇIKLAMASI

Tokat Reşadiye ilçesi Sazak köyü yakınlarında devriye görevi yapan  askerlerimiz  hainlerce pusuya düşürülerek 7 askerimiz şehit edilmiştir.

PKK terör örgütü militanlarını ihanet “Açılımı” töreninde, bando mızıka, çiçeklerle, çikolatalarla, şenliklerle karşılayanların,  ömrünü bu ülkeye hizmetle geçirmiş, terörle mücadele etmiş generalleri, bu ülkenin yurtseverlerini henüz kanıtlanmamış “örgüt” iddiasıyla aylardır hapishanelere tıkan iktidar sahiplerinin ellerine şehitlerimizin  kanı bulaşmıştır.

Yurdumuza, dilimize, geleneklerimize, mahallelerimize tecavüz eden,  çocuk katillerini “Açılım” adına kucaklayanlar, yalnız dağdakileri değil kentlerdeki milisleri de cesaretlendirdiler. Artık yalnız dağlarımız değil kentlerimiz, sokaklarımız yaşanmaz hale getirildi.

ABD, AB, AKP ve DTP el birliğiyle tezgâhlanan   “Açılım” dan güç alan DTP Milletvekili Emine Ayna da, “Özgürlük yolunda gücümüz bugün on kat artmış oldu” diyebildi,

“Ne mutlu Türk’üm” diyemeyenlerin, dönüp dolaşıp bölücülüğün kucağına oturmaları kaçınılmaz olarak gerçekleşti. AKP’nin Grup Başkanvekili olan Ayşenur Bahçekapılı “Türklük tanımı kalkacak!.”derken, Türk bayrağı asan evler taşlı, molotoflu saldırılara uğrar oldu.

Siyasal iktidar ile ABD-AB-DTP işbirliği ülkemizi hızla iç savaşa sürüklemektedir. Kendi devleti ile savaşan bir iktidarla ve koalisyonla karşı karşıyayız.

Bu ulus on binlerce evladını, Çanakkale’de kefensiz, mezar taşsız toprağa verdi. Hiçbirine üzülmedi, ağlamadı. Çünkü O Şehitlerden aldığı güçle, bu millet ayağa kalkmış, dünyaya örnek bir bağımsızlık savaşını gerçekleştirmiştir.

Şimdi yeniden bir bağımsızlık savaşının eşiğinde, Şehitlerimize üzülmeyeceğiz, ağlamayacağız. Onlardan aldığımız güçle ayağa kalkıp üzerimizde oynanan kirli, kanlı oyunları bozacak, yapılan ihanetlerin hesabını soracağız. Ancak o zaman şehitlerimize olan borcumuzu ödeyebiliriz.

Tüm Ispartalılara çağrıda bulunuyoruz. Susmak, izlemek hainlere destek olmaktır. Tepkimizi dile getirmek için EVLERİMİZE-İŞYERLERİMİZE TÜRK BAYRAĞI ASALIM. Asalım ki şehitlerimiz rahat uyusunlar.

Bu duygularla, şehitlerimize tanrıdan rahmet, ailelerine ve tüm Türk ulusuna başsağlığı diliyoruz.

 

 

YÖNETİM KURULU ADINA:                                                     MAHMUT ÖZYÜREK

                                                                                            ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bazı Makalelerimiz


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

08.12.2009

Devlet politikası ile hükümet politikası arasındaki fark (!?)

Siz AKP hükümetini ve icraatlarını ciddiye alıyor musunuz?

Yok, yani hükümet sizce gerçekten Türk ulusunun menfaatleri doğrultusunda çalışmakta mıdır?

Yukarıda Allah var, belediyecilikte göstermiş oldukları istisnai “başarıları” bir devleti yönetirken gösterebiliyorlar mı?

Yoksa sizce de devleti, kabile yönetir gibi mi algılayıp yönetmeye, günü kurtarmaya çalışıyorlar?
Hizmet adı altında AB(D) uşaklıkları sizin de gözünüze çarpmıyor mu?
Geçmişte de, günümüzde de ve ne yazık ki gelecekte de bu gibi uşaklar olacaktır!
Alın size kısadan hisse…

Yıllarca ülkesinden uzak kalmış bir genç adam, İran’a geri döndüğünde Tahran Havaalanından çıkıca evine gitmek için bir taksiye biner. Yarı yolda şoföre, ilk tütüncüde durmasını söyler.

“Tütüncüde ne yapacaksınız beyim?” diye sorar şoför
“Ne mi yapacağım? Sigara alacağım.”
“Sigara mı? Sigarayı camide satıyorlar”
“Camide mi? Yahu cami Allah’ın evidir, oraya ibadet edilmeye gidilmez mi?”
“Yanlış anladın beyim, ibadet etmek için üniversiteye gidilir”
“Peki, örgenim nerede yapılıyor?”
“Öğrenim hapiste yapılıyor, beyim”
“Hapis hırsızların yeri değil mi?”
“Yine yanlış anladın beyim! Hırsızlar hükümete atanıyor…”
Sınırda dergisi, 04.2005
Aslında artık Türkiye Türklerin değildir! Global kapitalizmin vahşi pençeleri çoktan bu ülkenin lop etlerini kavramış bizleri can çekiştire, çekiştire tarihin karanlık sayfalarına gömmeye çalışmaktadır. Yanılmıyorsam Türk Telekom Arapların, Petkim Ermenilerin, Telsim İngilizlerin, Avea Lübnanlıların, Türkcell’in yarısı Rus ve Finlilerin, Demirdöküm Almanların, Finansbank Yunanlıların, Oyakbank Hollandalıların, Türkiye Ekonomi Bankası Fransızların, Kıbrıs satıldı – satılacak, Azeri kardeşlerimiz hükümet tarafından kaderlerine terk edilmiş (ya da satılmış da diyebiliriz) ve saire – ve saire…

Salt bu saydıklarım aslında size AKP’nin Türk ulusunun menfaatleri doğrultusunda çalışmadığını göstermeye yetmeli (!?)… Yetmiyorsa devam edelim; Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün koltuğunda oturmaya, meclisinde arzı endam göstermeye cüret eden zihniyet ve perde arkasındaki destekçileri Kemalizm’in “sonu geldi” düşüncesinde olup yine demokrasinin mutlaka laiklik ilkesine dayalı olmasının gerekmediği kanaatindedirler. Dahası Türkiye’nin İslam’ın lideri olmasını gerektiğini savunmaktadırlar. Bu neo Osmanizm tezi, Türkiye’de yandaş bulmakta hiçte zorlanmadı. Hele AKP liderliğinde, Fethullah Gülen desteği ile serbest piyasa ekonomisinin kutsal üçgeni olan özelleştirme, deregülasyon ve sosyal harcamalarda kısıtlamaya gidilmesiyle birlikte kendi yandaşını, medyasını ve dalkavuklarını yaratmak El Recep için sorun olmadı. Ancak belediyecilikte göstermiş oldukları “göz boyayıcı başarılarını” (bakınız son sel felaketi İstanbul) devleti yönetmeye soyundukları andan itibaren gösterememişleridir. Aslında atmaya teşebbüs ettikleri tüm hamleleri ya kelimenin gerçek manasıyla hüsrana uğramış, yarım bırakılmış ya da tamamlanamamıştır. Buda açıkça yetersizliklerini, başarısızlıklarını ve bilgisizliklerini ortaya koymaktadır. Ancak bir konuda gerçekten başarılı olduklarını gözlemlememiz mümkündür. Türk ulusunun maddi ve manevi değerlerini, birlik ve bütünlüğümüzü, devletin temel taşlarını dinamitlemeyi başarmışlardır. Gelin görün ki Atatürk ve ondan sonra gelen yönetimler temeli o kadar sağlam atmışlar ki bunca senedir kadrolaşmanın dışına pek çıkamamışlardır. Yaptıkları, yapabildikleri ancak sağduyulu insanlarımızın sinirlerini harap etmekten, tam anlamıyla bir güvensizlik ortamı yaratmaktan öteye geçememiştir. Osmanlıdan bu yana ve özellikle Atatürk ve onu takiben İnönü döneminde yüzyılların vermiş olduğu devlet terbiyesi, devlet görgüsü ve bu çizgide izlenen bir devlet politikası günümüze kadar gelebilmiştir. Devlet politikası demek geçmişe, günümüze ve geleceğe dayalı uzun vadeli milletin ve devletin menfaatlerini gözeten siyasi bir yoldur. Bu yol değişen hükümetler tarafından genel anlamı itibarıyla asla terk edilmez ve istikrarlı bir şekilde takip edilerek hedefe ulaşıncaya kadar izlenir. Gelelim AKP’nin utanmadan, sıkılmadan ve yıllardır yaptıkları gibi tersi düz eden siyasetlerine. Bakın dikkat edin RTE bu son “acılım” hamlesinden bahis ederken “devlet politikasından” söz etmektedir. Sorarım size AKP’den önce hangi hükümet AKP’nin siyasi çizgisinde yol almıştır ve daha da önemlisi AKP’den sonra hangi hükümet AKP’nin siyasi çizgisini takip etmeye cüret edecektir?

O halde El Recep nasıl olur da bir devlet politikasından söz etmeye cesaret edebilir!? Bu olsa, olsa ancak bir hükümet politikasıdır ve ondan öteye de geçemez! Devlet politikası bir vizyon ve misyon etrafında şekillenerek genel kabul gören siyasetin devamını temsil etmektedir. Bu AKP siyaseti için söylenebilir mi?

Hükümetler gelip geçicidir, asıl olan millet ve o milletin oluşturduğu devlet ve o devletin kısa, orta ve uzun vadeli hedefleridir. Kendi tüzeli içersinde bile çelişki yaratan, neye ve kime “hizmet” ettiği milletçe kavranamayan siyasi bir çizginin yaratığı boşlukları elbet birileri doldurmaya çalışacaktır. Nitekim doldurmaktadır da, yıllardır dayatılmaya çalışılan ama kesinlikle bizim kültürümüze, dinimize ve coğrafyamıza uymayan batılı azınlık düşüncesi sonunda AKP eli ile resmen kabul edilmiştir. “Kürt sorunu” adı altında teröre siyasi zemin hazırlama, insanlarımızı mezhep, etnik ve ideolojik kamplara ayrıştırmayı AKP’den başkası gerçekleştirmemiştir. Güvenlik güçlerimizin eli kolu bağlanmış, laik Cumhuriyetin tüm kurum ve kuruluşları çalışamaz hale getirilmiştir. Ve tüm bunlar din ve hizmet adı altında gerçekleştirilmiştir. Hizmet…

Doğrudur, hizmet ama kime?

Devam edecek…