Başbakan R.Tayyip Erdoğan Hakkında Suç Duyurusu


TRT 6 (ŞEŞ -TV) NİN  yayınına izin vermek,   TRT 6 yayınına başladığında buradan Türk ulusuna Türkçe ve Kürtçe olarak yeni yıl mesajı  ileterek  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3. ve 174. maddelerini ihlal, TCK’nın 302 ve 222. maddelerine aykırı davranan Başbakan R.Tayyip Erdoğan H akkında    09.01.2009 Cuma günü  saat  13.30 da,  ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA  Gönderilmek Üzere  ISPARTA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA  ADD ISPARTA ŞUBESİ TARAFINDAN – SUÇ DUYURUSUNDA  bulunulmuştur. Suç duyurusu yazımızın devamındadır. .

Sayı:2009/100

Kod: 32-116488

Konu: “R.Tayyip ERDOĞAN  Hk. SUÇ DUYURUSU” 09.01.2009
ANKARA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

Gönderilmek Üzere

ISPARTA CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞINA ISPARTA

YAKINAN : Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi Adına:

Mahmut ÖZYÜREK -

ADD Isparta Şube Başkanı


SUÇ İŞLEYEN ŞÜPHELİ : R.Tayyip ERDOĞAN – TC. Başbakanı  ANKARA

SUÇ  :TC Anayasasının 3. ve 174. maddelerini,TCK’NIN  222 ve 312. maddelerini  ihlal ve  Görevi Kötüye Kullanma

SUÇ TARİHİ: 01.01.2009


KONU:
TRT 6 (ŞEŞ -TV) NİN  yayınına izin vermek,   TRT 6 yayınına başladığında buradan Türk ulusuna Türkçe ve Kürtçe olarak yeni yıl mesajı  ileterek  Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 3. ve 174. maddelerini ihlal etmek. Görev ve yetkilerini kötüye kullanmak.

AÇIKLAMALAR:


1-)
Gerek Anayasamıza gerekse Siyasi partiler yasasına göre “ülke ve ulus bütünlüğü”, devletin bölünmezliğinin temel öğeleridir.

Ulus, tarihsel ve sosyal gelişmenin yarattığı birlikte yaşama olgusudur. Irk gibi antropolojik ve filolojik niteliklere dayanan dar bir kavram değildir. Mustafa Kemal Atatürk ” Ulus ”u dil, kültür ve ülkü birliği olarak tanımlamıştır.

Anayasa Mahkemesi’nin siyasal partilere ilişkin 20.07.1971 günlü Esas: 1971/3 Karar:1971/3 sayılı kararında değinildiği gibi;

”1924 Anayasa’sından 1961 Anayasa’sına değin sürekli olarak üzerinde durulmuş bir ilke olan ( Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde saptanan biçimi ile Misak- ı Milli’nin gösterdiği sınırlar içinde birbiriyle kaynaşmış olarak yaşayanların gerçekten ve hukukça ayrılık kabul etmez bir bütün oldukları kesinlikle ve bu bütünlük içinde Kürt halkından hiçbir zaman söz edilmemiş olduğu gibi, Lozan barış antlaşması görüşme ve kararlarında da Misak-ı Milli’nin çizdiği sınırlar içindeki azınlıklar sayılırken ” Kürt ” ayrımına yer verilmemiştir.

Devleti yıkmaya yönelik faaliyetlerin demokratik haklar kapsamında ve bir özgürlük olarak değerlendirilmesi olanaksızdır.

Nitekim Birleşmiş Milletlere üye devletlerin katılımlarıyla 14-25 Haziran 1993 günlerinde, Viyana’da gerçekleştirilen Dünya İnsan Hakları Konferansı sonunda yayınlanan Deklarasyonda:

Kendi geleceğini belirleme hakkının , ” Eşit Haklar ” ilkesine uygun olarak ırk, din ve renk ayrımı gözetmeksizin ülkesine ait bütün insanları temsil eden bir hükümete sahip egemen ve bağımsız bir devletin, ülke bütünlüğünü ve siyasi birliğini kısmi veya bütüncül biçimde parçalayacak herhangi bir eylemin desteklenmesi ve bu eyleme yetki verilmesi anlamında yorumlanamayacağı ” yer almıştır. Aynı deklarasyonda:

Demokrasilerde ırk ayrımcılığı bir siyasi partinin dayanağı ve amacı olamaz. Devletin ülkesi ve ulusuyla birlikte bütünlüğünü koruması en doğal hakkı olup, kamu düzenini ve insan haklarını koruma yönünden de savsaklanmayacak görevidir” denilmektedir.

2-) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “değiştirilmesi teklif edilemez” maddeleri arasında sayılan 3. Maddesinde Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” denilmektedir. Ayrıca Ana dilimiz olan Türkçeye Anayasamızın 14. 26. 42. maddelerinde de  yer verilmiştir.

Yine Anayasamızın 174. maddesinde “1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” nun; Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı belirtilmektedir.

3-) 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanunun 4. Maddesinde ise;

“Madde 4: Halk tarafından vaki müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kânunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha, tabela, ilan, reklam ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi, resmi bilcümle mevkut, gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.”
Bir de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 222. Maddesinde şöyle diyor:
“Şapka ve Türk harfleri;

Madde 222- (1) 25.11.1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktibası Hakkında Kanunla, 1.11.1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir,” denilmekte,

YSK KARARINDA  ise;

“Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbualar üzerinde, Türk Bayrağı, dini ibareler bulundurulmayacak, seçim propagandalarında, Türkçe’den başka dil ve yazı kullanılmayacağı.” Kararı vardır.

4-) Tüm bu yasal düzenlemeler ortada iken Türkiye Cumhuriyeti Başbakanının TRT 6 nın yayınına izin vermesi, bununla da yetinmeyerek, Türk ulusuna Kürtçe olarak yeni yıl mesajı vermesi anayasal suç oluşturmaktadır.  Çünkü;  TRT’nin Kürtçe yayına açılması bir demokratik ve özgürlükçü adım değil, tam tersine ulusal birliği parçalayarak,  Lozan Antlaşmasında “azınlık” değil ulusun bir parçası olarak kabul edilen “Kürtleri millet yapma” projesidir.

5-) Çalışmaya gittiği ülkede Türkçe’yi unutarak Almanlaşan, yaşadıkları ülkede maruz kaldıkları baskılar nedeniyle ana dillerini unutarak Bulgarlaşan, Rumlaşan, Macarlaşan, Arnavutlaşan, Gürcüleşen soydaşlarımız gibi, şimdi de Türkiyede  Türkler, “TRT 6 – Şeş TV” kanalı ile “bir başka yerel dile yönlendirilerek başkalaştırılacaklardır”. Bu operasyon hükümeti adına başbakan tarafından gerçekleştirilmektedir.

TRT 6 nın yayına başlamasından cesaret alan  Ermeniler, Rumlar, Çerkezler  TRT de kendilerine de  yayın hakkı istemektedirler.  Bu durumda ulusal birliğimizin ve toprak bütünlüğümüzün  parçalanmasının yolu TRT 6 ile açılmış oluyor.

6-) Diğer  taraftan bu söylediklerimizi doğrularcasına, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, TRT 6  ile ilgili  olarak, Kürtçe yaptığı konuşmada;

“Bu halkın dilini, kültürünü ve kimliğini kabul etmeyenler, 20 yıldır verilen mücadele sonucu bunu kabul ettiler. Bu mücadele böyle devam ederse, yakında bu toprakların da adını kabullenecekler”

dedi.  “Toprak talebi” ulus ve ülkenin parçalanması  ve   ayrışma talebidir. Bu talebe  haklılık kazandıran temel etmen ise  TRT 6 nın  yayına başlatılmasıdır.
7-) Dünyada hiçbir devlet kendi resmi dilinin dışında, bir etnik guruba  24 saat yayına izin vermemiştir. Devlet eliyle 24 saat etnik yayın yapma adımı, Belçika’daki Valonlar ve Flamanlar örneğinde olduğu gibi, ülkeyi  “etnik  federasyona dönüştürme”,  2003 Diyarbakır Kürt Konferansı’nda alınan “Kürtçeyi ve Kürtleri bütünleştirme” projesini uygulama operasyonudur.  Türkiye kendi vatandaşlarına dahi Türkçe yayını bile tam olarak iletemezken, Kürtçeyi ve Kürtleri birleştirme, böylece  farklı  bir “kültür ve millet yaratma” girişimidir. Bu kanal aracılığı ile edebiyat, dil, müzik ve kültür üzerine programlar yapılacak  böylece Kürtçe süreç içinde tek lehçeye dönecek  ve yazılı bir dil haline getirilecektir.  Bu sürecin sonu bellidir. Türkiye  çok dilli, çok hukuklu, çok kültürlü bir federasyona dönüştürülecektir.

Bu tehlikeli gidişin önünü açacak olan TRT 6 nın yayınına izin veren Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı R.Tayyip ERDOĞAN  Anayasamızı  ihlal ve TCK’NIN 222 ve 302. maddelerine aykırı davranma   suçu işlemiştir.
HUKUKİ NEDENLER:

TÜRKİYE CUMHURİYETİ  ANAYASASININ  3, 10,11,13,14 ve 174. maddeleri – TCK  302 ve 222. maddeleri

HUKUKİ DELİLLER: R.Tayyip Erdoğan’ın 01.01.2009 günü TRT 6 da yaptığı açılış konuşması, 06.01.2009 günü AKP Gurup toplantısında yaptığı konuşma ve diğer belgeler.
SONUÇ VE İSTEM:

Yukarda açıklanan nedenlerle, Şüpheli R.Tayyip ERDOĞAN, TRT 6 nın açılışının yapılmasına onay vererek, kendisi Türkçe dışında bir dille Türk halkına mesaj ileterek,  görev ve yetkilerini  kötüye kullanmış, Türkiye Cumhuriyetinin ulus ve toprak bütünlüğünü parçalamaya yol açabilecek davranışlarda bulunmuştur.

Yapılacak olan soruşturma sonucunda şüpheli hakkında kamu davası açılmasını” talep ederim.    09.01.2009

YÖNETİM KURULU ADINA:                                                                Mahmut ÖZYÜREK
ADD. Isparta Şube Başkanı

.


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

Bir milletin tarifi yapılırken “DİL BİRLİĞİ” de bunlar arasında yer alır.

Tebrikler, sonuna kadar destekliyorum. Umarım suç duyurunuz dava açılmasına vesile olur da hukuka olan inancım güçlenir…

Sayın Arkadaşlar,

Zor ve çok “yürekli” bir karar..

Umarım arkasında çok kuvvetli hukuksal destek olsun..

Tersi durumda sonuç almak son derece güç.

Ayrıca, dileyelim, kimi odaklar sizler için;

“Bunlar artık iyice çizmeyi aştı!!”

demesinler..

Sonuç ne olursa olsun, yurtsever
Kürt kardeşlerimiz AKP hükümeti ve onun başı RTE’nin “opportünist
oy avcısı” tutumunu görürler.. Zamanlamadaki ve gündem oyunlarındaki kurnazlığı (Ergenekon tertibi 10. dalga!) değerlendirirler..

Türkiye, tarihinde hiçbir zaman dış güçler tarafından bunca manüple edilmemişti..

Heyhat..

Son söz : Türk ve Kürt kardeştir. Anadolu/Türkiye ortak vatanımızdır. Kürt’ün en yakın ve doğal müttefiği Türklerdir. Emperyalzimle işbiliği yaparak, müttefik olarak özgürlük kavgası olmaz. Tarihte örneği yoktur. Emperyalistlerin yeryüzünde hiçbir halka özgürlük sağladığı görülmemiştir. Aman dikkat; Türk-Kürt kavasına, korkunç içsavaşa sürüklenmeyelim.. Bölünmeyip, birarada kardeşçe yaşayalım..
Bin yıldır böyle yapmıyor muyuz??

Sevgi ve saygı ile. 11.01.09

Prof. Dr. Ahmet SALTIK
Halk Sağlığı / Toplum Hekimliği Uzmanı
Ankara Üniv. Tıp Fak.
ADD Genel Başkan Önceki Yard.
http://www.ahmetsaltik.com (Lütfen izleyin, önerin..)

YUCE ONDERIMIZIN IZINDEKI HERKESI YUREKTEN SELAMLIYOR,ULKEMIZI YINE ATATURK’UN RUHU (ONUN IZINDE OLANLAR) KURTARACAK DIYE DUSUNUYORUM.