<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi &#187; ADD Isparta</title>
	<atom:link href="http://www.addisparta.org/author/addiaorg/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.addisparta.org</link>
	<description>ADD Isparta Şubesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jul 2010 07:46:39 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>KÜRESEL SİLKİNME</title>
		<link>http://www.addisparta.org/kuresel-silkinme.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/kuresel-silkinme.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Jul 2009 19:33:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1753</guid>
		<description><![CDATA[Onca gündür, sözümona  Genelkurmay&#8217;da hazırlanan ve bir albayın başını derde sokan bir belgenin fotokopisiyle uğraşıyor yurdum; askeri  savcılığın incelettiği, TSK&#8217;de böyle bir belge hazırlanmadığı, dolayısıyla şuna buna gönderilmesi ve bir darbeyle ülkenin yazgısına el konulmasının söz konusu olmadığı kanıtlandı; Genelkurmay Başkanı bunu bir basın toplantısıyla da duyurdu.
         Ama sanır mısınız ki tartışma, kaynaşma bitecek? Hayır, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Onca gündür, sözümona  Genelkurmay&#8217;da hazırlanan ve bir albayın başını derde sokan bir belgenin fotokopisiyle uğraşıyor yurdum; askeri  savcılığın incelettiği, TSK&#8217;de böyle bir belge hazırlanmadığı, dolayısıyla şuna buna gönderilmesi ve bir darbeyle ülkenin yazgısına el konulmasının söz konusu olmadığı kanıtlandı; Genelkurmay Başkanı bunu bir basın toplantısıyla da duyurdu.</p>
<p>         Ama sanır mısınız ki tartışma, kaynaşma bitecek? Hayır, BOP&#8217;si kapsamında Türkiye&#8217;den, özellikle TSK&#8217;den istenenler yerli yerinde duruyor; öyleyse başka belgeler uçuşabilir, başka gülünç silahlar bulunabilir her an.<span id="more-1753"></span></p>
<p>         Temel sorun, benim  gibi bir sürü  dürüst yorumcu yineleyip duruyor, tıkanan, yarattığı dertlere çözüm bulamayan; bulmak bir yana, eskisi gibi, buluyormuş gibi yaparak milyarları uyutmayı artık o kadar kolay başaramayan bu soygun ve talan düzeninin musluklarını ellerinde bulunduranların başka bir yol, yaşama biçimi olabileceğini akıllarından bile geçirmeye razı olmayışından kaynaklanıyor.</p>
<p>         O bin yıllık ataerkil zorbalığın üstüne eklenen 250 yıllık anamalcı düzensizliğin yetiştirdiği, biçimlendirdiği egemen küme insanlarının beyinlerinde bunun gerçekleşmesini beklemek boşuna elbet. Dünyanın artıdeğerinin çok büyük bölümünü cebe indirdikleri  için, iletişim araçları, sinema, tiyatro, yazın gibi sanatsal anlatımlar da onlar egemenliğinde ya da etkisinde. Hele televizyon denen zehirli oyuncakla, 365 gün, 24 saat o paraları yaratıp kendilerine armağan eden yığınları ayakta uyutuyor, kendi elleriyle canlarına kıymaya razı ediyorlar.</p>
<p>         Gerek bu son belgede, gerek sürüp giden, dalga dalga kimi budayacağı bilinmeyen dâvâda yöntem ortada: ben karalarım, içeri tıkıp yargılarım; belgenin düzmece olduğunu kanıtlamak, aklanmak ( elindeyse) senin işin, diyor CFR&#8217;nin büyükbaşları ve bütün ülkelerdeki gönüllü devşirmeleri. Son örnek İran  seçimleri; adaylardan biri az buz değil, öbürünün iki katı oy almış, alsın; ben onu saymam, saydırmam, diyor Büyük Ağabey. Bugünkü savaşa, acımasız paylaşıma dayanan dünya düzeninde, elbet her ülkede iç haksızlıklar, dengesizlikler de var. Tamam bunları alıp,   o bağıran, daha çok özgürlük, eşitlik, hukuk isteyen yığınların zararına kullanırsın; akrep gibi kendi kendilerin sokmalarını, birbirlerini öldürmelerini; boş konuşmalarda dillerden düşmeyen, aslında altından daha değerli kamu mallarını, evleri, dükkânları, arabaları yaktırır yıktırırsın. Bombalarla yerle bir ettiğin güzelim Sümer uygarlığının barınağı Bağdat gibi, yıkıp yaktıklarının onarımı ayağa kaldırılması için Irak halkını bir kez daha soyup soğana çevirirsin.</p>
<p>         Ergenekon dâvâsı başlayalı beri, gazetelerde, televizyon kanallarında anlı şanlı uzmanlar: &#8220;<strong><em>bu yapılanlar hukuka, ceza muhakemeleri yasasına, insan haklarına uygun değil diye&#8221; </em></strong>saatlarca, günlerce dil döküyor. Hızını alamayıp AİM&#8217;sine gitmekten söz edenler de var, sanki sömürülmek üzere seçilmiş ülkelerin başına bu belaları açanlar hani şu uygar (!?)  Avrupalılar, demokrasinin simgesi ve koruyucusu (!?) Amerikalılar değilmiş gibi!</p>
<p>         Bütün bu oyunların böyle kolayca oynamaması, ulusların, ülkelerin başına  bin bir çorabın örülememesi için, tek bir şey gerekiyor aslında: hemen yakalanıp İstanbul&#8217;a getirilmesini, idam sehpasında bekleyen celladın eline teslim edilmesi istenen <strong>Mustafa Kemâl</strong> gibi, suçlanmasına yol açan, olanak tanıyan hukukun hukuk olmadığının; onun yerine canlı cansız bütün varlıklarıyla şu güzelim mavi gezegeni de koruyup kollayacak gerçek hukukun geçirilmesi gerektiğine gölgesiz inanmak. Ve elbet bu inancını gerçekleştirebilecek yapıyı kuracaksın.</p>
<p>         Nitekim şimdi Güney Amerika ülkeleri, öncüleri Küba&#8217;nın ardına düşüp  atılması gereken adımları atıyor; en cici bici sözlerle milyarları gözünü kırpmadan sömürenlerin en tanınmış maşalarını, İMF ile Dünya Bankası&#8217;nı kapı dışarı ediyor. Göç açıp kapayıncaya toplumcu düzene geçilemeyeceği için, yüzlerce yıldır kendilerini ezip sömürenlere karşı, yeni dayanışmalar arıyor, oluşturmaya çalışıyorlar.</p>
<p>         Ülkemizde bunu  sağlayacak siyasal-parasal kurum eksikliği ortada; bu engeli nasıl aşacağız, önceden bütün ayrıntılarıyla bilemem. Bize düşen, hastalığın gelip geçici, yerel olmadığını; sözün gerçek anlamında küresel ve yapısal olduğunu bıkıp usanmadan yinelemek; tanıda birleşebilirsek, çözüm son derece kolay olur.</p>
<p>         Canlı örnek, <strong>Chavez</strong>&#8216;in Venezüella&#8217;sı.</p>
<p> </p>
<p><strong>Bertan On</strong><strong>ar</strong><strong>an</strong></p>
<p>bertanonaran@hotmail.com</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/kuresel-silkinme.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yas Tutmak Yasak, Cezası Hapis!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/yas-tutmak-yasak-cezasi-hapis.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/yas-tutmak-yasak-cezasi-hapis.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2009 09:25:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1750</guid>
		<description><![CDATA[14 Mayıs 1948 tarihine kadar Filistin topraklarında bugünkü İsrail devleti yoktu.
İngilizlerin yardımıyla Filistin&#8217;e giren Siyonistler, kurdukları terörist örgütlerle on binlerce Müslüman Filistinliyi; genç, yaşlı, hasta, erkek, kadın, çocuk ayrımı yapmadan öldürdüler, en az 700 000 Filistinliyi de evlerinden, topraklarından, yurtlarından söküp, sürüp attılar.
İşte bu nedenle Filistinli Müslüman Araplar, 14 Mayıs 1948 gününe &#8216;Nakba&#8217;, yani &#8216;Felaket [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>14 Mayıs 1948 tarihine kadar Filistin topraklarında bugünkü İsrail devleti yoktu.</p>
<p>İngilizlerin yardımıyla Filistin&#8217;e giren Siyonistler, kurdukları terörist örgütlerle on binlerce Müslüman Filistinliyi; genç, yaşlı, hasta, erkek, kadın, çocuk ayrımı yapmadan öldürdüler, en az 700 000 Filistinliyi de evlerinden, topraklarından, yurtlarından söküp, sürüp attılar.</p>
<p>İşte bu nedenle Filistinli Müslüman Araplar, 14 Mayıs 1948 gününe &#8216;Nakba&#8217;, yani &#8216;Felaket Günü&#8217; derler ve bu günün her yıldönümünde yas tutarlar.</p>
<p>Günümüzde İsrail hükümetinin ortağı olan aşırı milliyetçi İsrail Evimiz partisinin Genel Başkanı, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman, bir yasa çıkararak, bu yas tutma geleneğini yasaklayacaklarını, bu yasaya uymayanları üç yıl hapse atacaklarını duyurdu. <span id="more-1750"></span></p>
<p>İşte size demokrasiyi, özgürlükleri, insan haklarını özümsemiş uygar bir devlet adamı! Uygar diyorum, çünkü bir üniversite diploması var ve İngilizce, Rusça, Romanca ve İbranice dillerini çok iyi biliyor, beyaz gömlek giyip kravat takıyor.</p>
<p>Siyonist İsrail devletinin Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman&#8217;ı biraz yakından tanıyalım.</p>
<ul>
<li>Kudüs&#8217;te İbrani Üniversitesi&#8217;nde okurken, bir yandan da bar fedailiği yapmış.</li>
<li>Üyelerinin çoğunluğun eski Sovyetler Birliği&#8217;nden göç etmiş Yahudilerin oluşturduğu, aşırı milliyetçi İsrail Evimiz adlı partiyi kurmuş. Bu parti Şubat 2009 genel seçimlerinde İsrail&#8217;in üçüncü en büyük partisi konumuna gelmiş.</li>
<li>İsrail bir din devletidir. Sivil mahkemelerinin yanında, başkanlığını hahamların yaptığı din mahkemeleri de bulunmaktadır. Evlenme, boşanma ve aile içi uzlaşmazlıklara sivil mahkemeler bakamaz, hahamların mahkemesi bakar. Avigdor Lieberman bu düzenden yanadır. Din ile devletin bir birinden ayrılmasına karşıdır.</li>
<li>İsrail parlamentosu Knesset&#8217;te Arap kökenli parlamenterler de bulunmaktadır. Kasım 2006&#8242;da Lieberman, Hamas liderleriyle görüşen bu parlamenterleri ihanetle suçlayıp şöyle diyordu: &#8220;İkinci Dünya Savaşı, Nürenberg mahkemeleriyle son buldu. Nazi yönetiminin başları ve işbirlikçileri idam edildiler. Knesset&#8217;teki işbirlikçilerin de aynı sonla karşılaşmasını umuyorum.&#8221;<a name="_ftnref1" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn1">[1]</a></li>
<li>Hamas ve İslami Cihat örgütlerinin üyesi 350 Filistinli mahkûmun İsrail tarafından serbest bırakılması söz konusu olduğunda şöyle diyordu: &#8220;Bu mahkûmları Ölü Deniz&#8217;e atıp boğularak ölmelerini sağlamak çok daha iyi olur, çünkü dünyanın en alçak noktası orasıdır.&#8221;<a name="_ftnref2" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn2">[2]</a></li>
<li>Şubat 2009 genel seçimleri arifesinde, Lieberman&#8217;ın bir foyası daha ortaya çıktı. İsrail seçim yasalarına dayanılarak, Haham Meir Kahane&#8217;nin kurmuş olduğu Kaç partisi, <strong>terörist bir örgüt </strong>olmakla suçlanmış ve 1994 genel seçimlerine katılması yasaklanmıştı. İşte, günümüz Siyonist İsrail devletinin dışişleri bakanı Lieberman, 1979 yılında bu partiye üye olmuş.<a name="_ftnref3" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn3">[3]</a> Öyleyse, İsrail devletinin resmi belgelerine dayanarak, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman&#8217;ın da, diğer Siyonist liderler gibi, bir <strong>Efendi Terörist </strong>olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.<a name="_ftnref4" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn4">[4]</a></li>
<li>Liberman&#8217;ın yerel ve yabancı işadamlarıyla ilişkileri, polis tarafından araştırılmaktadır. Lieberman, Avusturyalı işadamı Martin Schlaff&#8217;tan rüşvet almakla suçlanmış olup, hakkındaki soruşturma sürmektedir.</li>
<li>27 Mayıs 2009 günü İsrail polisi, Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman&#8217;ı bir dizi yolsuzlukla suçlayıp yaklaşık 5,5 saat sorguladı. Bu onun, Nisan 2009&#8242;da dışişleri bakanı olduktan sonra polis tarafından beşinci sorgulanışı. İsrail polisi, ellerinde Avigdor Lieberman&#8217;ın karapara akladığını ve sahtekârlık yaptığını gösterir sağlam kanıtlar olduğunu söylemektedir.<a name="_ftnref5" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn5">[5]</a></li>
</ul>
<p>Peki, İsrail Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman böyle bir kişidir de, Başbakan Benjamin Netanyahu nasıl biridir?</p>
<p>Günümüz İsrail devletinin Başbakanı Benjamin Netanyahu, Mayıs 1996-Temmuz 1999 sürecinde de başbakanlık yapmıştı. Amerika&#8217;dan iki üniversite diplomalı Netanyahu, &#8216;Kara Katliamı&#8217; ve &#8216;Turkunya Katliamı&#8217; ndan birinci derecede sorunlu olup, &#8216;Lübnan Kasabı&#8217; unvanlı <strong>Efendi Terörist </strong>Ariel Şaron&#8217;un tüm katliamlarının da onaylayıcısı, ortağıdır.<a name="_ftnref6" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftn6">[6]</a></p>
<p>Zimmetine para geçirme, yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla suçlanan Netanyahu, İsrail parlamentosunda muhalefet milletvekilleri tarafından CIA ajanı olmakla da damgalanınca, 1999 genel seçimlerinde başbakanlık koltuğunu kaybetmişti.</p>
<p>CIA ajanı, <strong>Efendi Terörist </strong>Benjamin Netanyahu, bugün bir kez daha Siyonist İsrail devletinin başbakanlık koltuğunda oturmakta, aşırı milliyetçi, <strong>Efendi Terörist </strong>Dışişleri Bakanı Avigdor Lieberman ile beraber, Orta Doğu barışı için ideal bir ikili oluşturmaktadır.</p>
<p>Siyonist İsrail devletinin gelmiş geçmiş ve halihazır liderleri, <strong>Efendi Terörist </strong>olmanın yanında, çok ciddi ahlâk sorunları da olan karakterlerdir, bu da ayrı bir yazı konusudur.</p>
<p><strong>Yılmaz Dikbaş</strong></p>
<p><strong>11 Haziran 2009, Antalya</strong></p>
<p><strong><a href="mailto:dikbas@kalinka.com.tr">dikbas@kalinka.com.tr</a></strong></p>
<p><strong><a href="http://www.kalinka.com.tr/">www.kalinka.com.tr</a> </strong></p>
<hr size="1" />
<p><a name="_ftn1" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref1">[1]</a> The Jerusalem Post, 04.05.2006</p>
<p><a name="_ftn2" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref2">[2]</a> The Guardian, 25.07.2003</p>
<p><a name="_ftn3" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref3">[3]</a> Richard Charles, &#8220;Anti-Arab Kach group outlawed in Israel&#8221;, The Independent, 14.03.1994</p>
<p><a name="_ftn4" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref4">[4]</a> Yılmaz Dikbaş, &#8220;Efendi Teröristler&#8221;, Asya Şafak Yayınları, İstanbul, Mayıs 2009</p>
<p><a name="_ftn5" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref5">[5]</a> &#8220;Police likely to indict Lieberman within weeks&#8221;, Haaretz, 27.05.2009</p>
<p><a name="_ftn6" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ftnref6">[6]</a> Yılmaz Dikbaş, &#8220;Efendi Teröristler&#8221;, Asya Şafak Yayınları, Mayıs 2009, sayfa: 406</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/yas-tutmak-yasak-cezasi-hapis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SİVAS‘I UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ, UNUTTURMAYACAĞ IZ!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/sivas%e2%80%98i-unutmadik-unutmayacagiz-unutturmayacag-iz.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/sivas%e2%80%98i-unutmadik-unutmayacagiz-unutturmayacag-iz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 01 Jul 2009 12:28:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1747</guid>
		<description><![CDATA[Bu yıl Sivas katliamının 16. yılı.
Bundan 16 yıl önce, 2 Temmuz 1993 günü Sivas&#8217;ta Madımak Otel&#8217;de yakılarak katledilen Atatürkçü, cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı insanlarımıza yapılanlar bu gün &#8220;Ergenekon Tertibi&#8221; olarak sürdürülmektedir.
Sivas katliamı; Türkiye&#8217;nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe ve bir arada yaşama kültürüne yapılan alçakça bir saldırıdır.
Sivas katliamı; ABD ve AB emperyalizminin  Türkiye&#8217;mizin yeniden paylaşılması heveslerinin ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl Sivas katliamının 16. yılı.</p>
<p>Bundan 16 yıl önce, 2 Temmuz 1993 günü Sivas&#8217;ta Madımak Otel&#8217;de yakılarak katledilen Atatürkçü, cumhuriyetçi, bağımsızlıkçı insanlarımıza yapılanlar bu gün &#8220;Ergenekon Tertibi&#8221; olarak sürdürülmektedir.</p>
<p>Sivas katliamı; Türkiye&#8217;nin aydınlığına, çağdaşlığına, demokrasiye, eşitliğe, özgürlüğe ve bir arada yaşama kültürüne yapılan alçakça bir saldırıdır.</p>
<p>Sivas katliamı; ABD ve AB emperyalizminin  Türkiye&#8217;mizin yeniden paylaşılması heveslerinin ve Sevr&#8217;de kursaklarda kalan hayallerinin, dinsel gericiliğin arkasına gizlenerek gerçekleştirilmesi yolundaki önemli dönüm noktalarından biridir.<span id="more-1747"></span></p>
<p>Sivas katliamı;  Türk ulusundaki direnme ve Cumhuriyeti savunma duyarlılığının yok edilmesi yolunda, &#8220;Ergenekon Tertibi&#8221;ni tetikleyen işaret fişeğidir.</p>
<p>Ancak  gücünü   Kemalizm&#8217;den alan bizler,  umutsuzluğa kapılmadan, kolay çözümler hayal etmeden  azim ve kararlılıkla mücadelemizi sürdüreceğiz.</p>
<p>Gericiliğe ve Türkiye&#8217;nin sömürgeleşmesine karşı yükselen  halk muhalefetini Kemalist ilkeler ışığında örgütlemek ve iktidara taşımak  yaşamsal bir görev olarak Atatürkçülerin önünde durmaktadır.           </p>
<p>  Sivas&#8217;ta Katledilenlere olan namus ve onur borcumuzu ödemenin tek yolu &#8220;Atatürkçü Düşünce&#8221;yi  iktidara egemen kılmaktır. </p>
<p>Bu ülkenin aydınlık insanları katledilmekle tükenmez. Bu karanlığı dağıtacak güç ve kararlılıkta olan Atatürkçü güçler bu ülkenin topraklarında inatla ışımaya devam edeceklerdir.</p>
<p>Yeniden  Sivas Katliamları  yaşamamak umuduyla Şehitlerimizi saygı ile anıyoruz. Bizlere ışık oldular. Işıklar içinde olsunlar. </p>
<p> </p>
<p> </p>
<p><strong>YÖNETİM KURULU ADINA:                                          MAHMUT ÖZYÜREK </strong></p>
<p><strong>                                                                                    ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/sivas%e2%80%98i-unutmadik-unutmayacagiz-unutturmayacag-iz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET&#8217;İN 15. YILDÖNÜMÜ&#8217;NDE ATATÜRK&#8217;ÜN ORDUYA SON MESAJI</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cumhuriyetin-15-yildonumunde-ataturkun-orduya-son-mesaji.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cumhuriyetin-15-yildonumunde-ataturkun-orduya-son-mesaji.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 13:43:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1744</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!
Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet&#8217;in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.
Bugün, Cumhuriyet&#8217;in [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Zaferleri ve mazisi insanlık tarihiyle başlayan her zaman zaferle beraber medeniyet nurları taşıyan kahraman Türk ordusu!</p>
<p>Memleketini, en buhranlı ve müşkül anlarda zulümden, felaket ve musibetlerden ve düşman istilasından nasıl korumuş ve kurtarmışsan, Cumhuriyet&#8217;in bugünkü feyizli devrinde de askerlik tekniğinin bütün modern silah ve vasıtalarıyla mücehhez olduğun halde, vazifeni aynı bağlılıkla yapacağına hiç şüphem yoktur.</p>
<p>Bugün, Cumhuriyet&#8217;in 15. yılını mütemadiyen artan büyük bir refah ve kudret içinde idrak eden büyük Türk milletinin huzurunda kahraman ordu, sana kalbî şükranlarımı beyan ve ifade ederken, büyük ulusumuzun iftihar hislerine de tercüman oluyorum.<span id="more-1744"></span></p>
<p>Türk vatanının ve Türklük camiasının şan ve şerefini dahilî ve haricî her türlü tehlikelere karşı korumaktan ibaret olan vazifeni her an ifaya hazır ve âmade olduğuna, benim ve büyük ulusumuzun tam bir inan ve itimadımız vardır. Büyük ulusumuzun orduya bahşettiği en son sistem fabikalar ve silahlarla bir kat daha kuvvetlenerek büyük bir feragat-i nefs ve istihkâr-ı hayatla her türlü vazifeyi ifaya müheyya olduğunuza eminim. Bu kanaatle kara, deniz, hava ordularımızın kahraman ve tecrübeli komutanları ile subay ve eratını selamlar ve takdirlerimi bütün ulusun muvacehesinde beyan ederim.</p>
<p>Cumhuriyet Bayramı&#8217;nın 15. yıldönümü hakkınızda kutlu olsun&#8230;&#8221;</p>
<p>Mustafa Kemal ATATÜRK</p>
<p>29 Ekim 1938</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cumhuriyetin-15-yildonumunde-ataturkun-orduya-son-mesaji.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞSAĞLIĞI</title>
		<link>http://www.addisparta.org/bassagligi-2.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/bassagligi-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Jun 2009 12:16:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1736</guid>
		<description><![CDATA[ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ  GENEL BAŞKANI  Sayın M. Şener ERUYGUR&#8217;un değerli kardeşi Sevgi DUYGULU vefat etmiştir.
Merhumeye Tanrı&#8217;dan rahmet, Sayın Genel Başkanımıza ve Duygulu ailesine başsağlığı dileriz. 
 ADD ISPARTA ŞUBESİ
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size: 9pt; color: #333333; line-height: 140%; font-family: Tahoma;"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1739" title="s-duygulu1" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/s-duygulu1-150x150.jpg" alt="s-duygulu1" width="150" height="150" />ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE DERNEĞİ  GENEL BAŞKANI  Sayın M. Şener ERUYGUR&#8217;un değerli kardeşi Sevgi DUYGULU vefat etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-size: 9pt; color: #333333; line-height: 140%; font-family: Tahoma;">Merhumeye Tanrı&#8217;dan rahmet, Sayın Genel Başkanımıza ve Duygulu ailesine başsağlığı dileriz. </span></p>
<p> ADD ISPARTA ŞUBESİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/bassagligi-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TÜRK-KÜRT SOY BİRLİKTELİĞİ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/turk-kurt-soy-birlikteligi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/turk-kurt-soy-birlikteligi.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 29 Jun 2009 20:22:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1734</guid>
		<description><![CDATA[(Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Dergisi, Haziran, 2009, Sayı:129)
Giriş
Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun zayıflaması sürecinde, Balkanlarda etnik milliyetçiliğin kışkırtılması ile birlikte, yabancı devletler tarafından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde yapay bir &#8220;Kürt&#8221; unsuru yaratılmaya çalışılmıştır. Böylece; Osmanlı Devletini &#8220;Hasta Adam&#8221; durumuna getirenler,  Osmanlı&#8217;nın egemen olduğu Orta Doğu topraklarına el koymak için, yani &#8220;Şark Meselesi&#8220;nin emperyalist beklentiler doğrultusunda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center"><strong>(Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Dergisi, Haziran, 2009, Sayı:129)</strong></p>
<p><strong>Giriş</strong></p>
<p>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun zayıflaması sürecinde, Balkanlarda etnik milliyetçiliğin kışkırtılması ile birlikte, yabancı devletler tarafından Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizde yapay bir &#8220;<em>Kürt</em>&#8221; unsuru yaratılmaya çalışılmıştır. Böylece; Osmanlı Devletini &#8220;<em>Hasta Adam</em>&#8221; durumuna getirenler,  Osmanlı&#8217;nın egemen olduğu Orta Doğu topraklarına el koymak için, yani &#8220;<em>Şark Meselesi</em>&#8220;nin emperyalist beklentiler doğrultusunda çözebilmek için İmparatorluğun içten yıkılmasının çabuklaştırılmasını amaçlamışlardır.</p>
<p>Emperyalizmin güdümüne giren Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış, ölümü beklenen &#8220;Hasta Adam&#8221; ölmüş ancak hastanın mirasının paylaşılması aşamasında, beklenmeyen bir durum gerçekleşmiştir. O da; Kuvayı Milliyeyi örgütleyerek, Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nı başlatan ve kağnının kamyonu yenmesini gerçekleştiren <strong>Mustafa Kemal Paşa</strong> gerçeğidir.<span id="more-1734"></span></p>
<p>Mustafa Kemal Paşa (Atatürk), başarı ile yürüttüğü savaşla emperyalizmi yenmekle kalmamış, yeryüzünde en saygın devrimi gerçekleştirerek; ezilen, kaynakları sömürülen uluslara da örnek olarak, emperyalizmin yenilebileceğini kanıtlamış, Kemalist ilkeler doğrultusunda Anadolu&#8217;da tam bağımsızlığa dayalı ulus devlet kurarak, ülkelerin kendi kaynaklarına dayanarak kalkınabilecekleri gerçeğini de göstermiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün öncülüğünde bütünleşen Anadolu halkının, her türlü olanaksızlıklar içerisinde bile, her yönü ile donanımlı güçleri yenebileceğine tanık olan emperyalist güçler, Türk ulusunu savaş alanında yenemeyecekleri sonucuna vardıkları için, Türk halkı arasına nifak sokmayı yoğunlaştırmıştır. Bu bağlamda; Türk-Kürt, Alevi-Sünni gibi ayrıştırma, ötekileştirme, kendi halkına karşı yabancılaştırma gibi içten kuşatma plânlarını devreye sokmuştur. Bu plân ve oyunlara gelmemek için, aşağıda değineceğimiz kimi gerçekleri her yurttaşın bilerek bilinçlenme ve bu bilinçle emperyalist beklentileri bozmak için uğraş vermesi ulusal görevi olmalıdır.   </p>
<p><strong> </strong><strong>Emperyalist Girişimlerin Geçmişi </strong></p>
<p>Batılı devletler, &#8220;Kürt&#8221; olarak ayrıştırmaya çalıştıkları soydaşlarımızla ilgilenmeleri yüzyıllar öncesine dayanmaktadır. Papalık, Orta Doğu&#8217;daki Hıristiyanları korumak ve misyonerlik hizmeti görünümünde 1531&#8242;de Mezopotamya&#8217;da (Bağdat&#8217;ta) bir patrikhane açmıştır. Daha sonra (1632&#8242;de) Fransız ve İtalyan papazları, Kürtlere yönelik olarak, Musul ve Ahmediye&#8217;de misyonerlik merkezleri açmışlardır. İkinci Viyana kuşatması sonrasında, Papalığın Osmanlı Devletine karşı Avrupa devletlerini birliğe çağırması üzerine, Viyana kuşatması başarısız kalmış, 1699&#8242;da imzalanan <em>Karlofça Antlaşması<a name="_ednref1" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn1"><strong>[1]</strong></a></em> ile Osmanlı Devleti toprak kaybına uğrayınca, Osmanlı&#8217;nın yıkılabileceği anlaşılmış ve bu süreçte Osmanlı egemenliği altında olanlar arasında ırkçılık ve mezhepçilik kışkırtılması giderek çoğalmıştır. Bu süreçte, papazlar aracılığı ile Kürtler arasında misyonerlik çalışmaları yoğunlaştırılmış, Vatikan&#8217;a bağlı <em>Kapuçin</em> papazları görevlerini iyi yapabilmek için Kürtçe öğrenmişler, bir tarikat çeşidi olan Fransız <em>Kapuçin</em> papazları 1683&#8242;de ilk Kürtçe dilbilgisi ve sözlük yazmışlardır.</p>
<p>    19. yüzyıl başlarından itibaren, Osmanlı topraklarında kurdukları karargâhlarını pekiştiren <em>İngiliz, Rus, Fransız</em> emperyalist devletleri, Güney Doğu Anadolu&#8217;da ve Kuzey Irak&#8217;ta bir &#8220;Kürt&#8221; etnik yapı yaratma gayreti içinde olmuşlardır. Bu amaca yönelik olarak; misyoner, casus, tacir, seyyah görünümlü görevliler Kürtlerle ilgilenmeye başlamışlardır. Bu bağlamda; İngiliz ordusu subayı olan <em>Sir Ricard Button,</em> &#8220;<em>Hacı İbrahim</em>&#8221; adı altında görevli olarak bulunduğu Hindistan&#8217;dan Hacca gidip &#8220;Hacı&#8221;(!) olmuş, Yine İngiliz gizli servisi üyesi <em>Armin Vanberk, &#8220;derviş&#8221; </em>görünümü ile Orta Asya&#8217;yı dolaşmış,<em> </em>İngiliz casus Binbaşı <em>E:B: Soane</em> 1902&#8242;de İran&#8217;a giderek görünürde &#8220;<em>Şii</em>&#8221; olmuştur. 1870 yılında, <em>Milingen</em> tarafından &#8220;<em>Kürtler Arasında Vahşi Yaşam</em>&#8221; adında bir kitap yayınlanmıştır.<a name="_ednref2" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn2">[2]</a></p>
<p>Ruslar, 1805 yılından beri Kürtlerle ilgilenmişler, Rus konsolosları Kürtçe sözcükleri derleyerek Kürtçe sözlük oluşturulmasına yardımcı olmuşlardır. Kırım Savaşı sonrasında <em>Şir Yezden İsyanı</em>, 1877-1878 Türk-Rus Savaşı sırasında <em>Bedirhanoğulların İsyanı</em>, 1880 Şeyh <em>Ubeydullah İsyanı</em>, 1908 <em>Abdüs Selim Olayı</em>, 1913&#8242;te Bitlis olayları Rusların tahrik ve desteği ile olmuştur. 1937&#8242;de Erivan&#8217;da toplanan Kürdoloji Kengersinde yeni bir Kürt milleti inşasının kararları alınmıştır. Ruslar, Sıcak Denizlere inmek için Kürtleri kullanma amacı gütmüşlerdir.<a name="_ednref3" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn3">[3]</a></p>
<p> </p>
<p><strong>Ulusal Kurtuluş Savaşı Koşulları</strong></p>
<p> </p>
<p>İlerleyen yıllarda, &#8220;<em>Şark Sorunu</em>&#8221; doğrultusunda bir &#8220;<em>Kürt</em>&#8221; ırkı yaratarak, Orta Doğu&#8217;ya egemen olma gayreti gütmeleri sonucunda, yapay bir &#8220;Kürt&#8221; ayrımcılığı yaratma konusu, İngiliz-Fransız emperyalizminin petrol bölgesini kontrol altına almak siyasetinin bir sonucu olarak sürekli gündemde tutulmuştur. Atatürk&#8217;ün Söylev&#8217;inde, &#8216;<em>Mr. Norwill&#8217;</em> <a name="_ednref4" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn4">[4]</a> olarak sözünü ettiği İngiliz ajanı Binbaşı <em>E. William Charles Noel,</em> Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinde Kürt ayrımcılığını yapmakla görevlendirilmiştir. Adı geçen İngiliz Binbaşı Noel <em>Viranşehir</em>&#8216;e giderek aşiretlerle görüşmüş, Türklere karşı olmaları için para teklif etmiş, ancak Kürt yurttaşlarımız; <strong>&#8220;Türk kardeşlerinden ayrılmayacağı, bu uğurda en son nefeslerine dek yaşamlarını adamaya hazır olduklarını&#8221;</strong> söyleyerek<a name="_ednref5" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn5">[5]</a> kendilerini satmamışlardır.</p>
<p>13 Haziran 1919&#8242;da Siverek&#8217;e giden ve İngiliz himayesi altında bir Kürdistan kurulmasını, Kürt Kulübü&#8217;ne açıklayan İngiliz binbaşısı <em>Novil,</em> ret yanıtını alınca Halep&#8217;e gitmek durumunda kalmıştır.<a name="_ednref6" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn6">[6]</a> Noel, &#8220;<em>Kürtlerin Hakkında Bir Not</em>&#8221; adı altında yirmi sayfa olarak hazırladığı rapora; <em>&#8220;Kürtler, Ari ırka mensup oldukları cihetle Avrupalılara veya başka bir deyişle, Hıristiyanlara, Türklerden daha yakındırlar. Türkler, Kürtleri Osmanlılaştırmaya çalışmışlar; mütareke ile birlikte işgalcilere karşı kader birliği oluşturma gayretlerine girişmişlerdir&#8221; </em><a name="_ednref7" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn7">[7]</a><em> </em>yazarak, gerçekleri saptırmaya çalışmıştır.</p>
<p>Mütareke yıllarının öncesinde, başta İngilizler olmak üzere emperyalist Avrupa; Kürtleri, Ermenileri katletmekle suçlayarak vahşi, kan dökücü bir yaklaşımla değerlendirmekte iken<a name="_ednref8" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn8">[8]</a>, Osmanlı yönetiminin yıkılma sürecinde, Orta Doğu&#8217;ya yayılma projesi kapsamında, kendilerine yeni bir müttefik yaratma gayretlerini, Kürt etkin kimliği yaratma gayreti ile örtüştürmüşlerdir.</p>
<p>Bu bağlamda, Osmanlı döneminde kimi hatalara değinmek gerekirse;</p>
<p>Batılı uzmanların yönlendirmesi sonucunda, <em>Mustafa Reşit Paşa</em> <em>1842</em> tarihli <em>Vilayet Kanunnamesi&#8217; </em>ne &#8220;<em>Kürdistan Eyaleti&#8221;</em> maddesi koydurmuş ve bu eyalet 1864 yılına kadar devam etmiştir. Aynı gaflet Mustafa Reşit Paşa&#8217;ya bu vilayetin kuruluşu ile ilgili olarak bir &#8220;Kürdistan eyaleti madalyası&#8221; ihdas edilmesine de sebep olmuştur. Aynı şekilde <em><a href="http://www.teror.gen.tr/turkce/turkiye/bolucu/tez2.html#top#top"></a>Lloyd George,</em> 30 Ocak 1919 tarihinde yürürlüğe giren <em>Paris Konferansı&#8217;</em>&#8216;nda, Kürt Meselesi&#8217;ni gündeme getirerek konferans metnine: <em>&#8220;&#8230;Ermenistan, Suriye, Mezopotamya ve Kürdistan, Filistin ve Arabistan Osmanlı İmparatorluğu&#8217;ndan tamamen ayrılmalıdır</em>&#8221; maddesini koydurmuştur. Böylece Sevr Antlaşması&#8217;nın ilgili maddelerine açıklık getirilmek suretiyle bir &#8220;Kürt Devleti&#8221;nin kurulması için önemli bir adım atılmış ise de, <strong>Mustafa Kemal Paşa</strong> öncülüğünde başarı ile sonuçlanan Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı, tüm emperyalist oyunları bozduğu gibi, &#8220;Kürt&#8221; olarak adlandırılan soydaşlarımızın, kendi ülkesinde birinci sınıf yurttaş olmalarının önünü de açmıştır.</p>
<p>Öte yandan, II. Abdülhamit, Ermeni milliyetçiliğine karşı kullanmak üzere doğu bölgemizde çoğunluğunu Kürt yurttaşlarımızın oluşturduğu atlı birlikler kurmuş, &#8220;<em>Hamidiye</em>&#8221; adı verilen bu alaylar, mezhepsel ayrım yapılarak, yörede yaşayan herkese açık olmamıştır. Böylece başka bir ayrımın tohumları atılmış, Erzurum yöresinin dağlarında, okuma yazma bilmeyenlerin bile &#8220;paşa&#8221; yapılarak ve aşiret reislerinin güdümünde şımararak sultan&#8217;ın &#8220;<em>aşiret jandarmalığını</em>&#8221; yapan Hamidiye Alayları, Birinci Dünya Savaşı sırasında &#8220;<em>Aşiret Alayları</em>&#8220;na dönüştürülmüş olup, Kürt aşiretlerini kendisine bağlamak için, hatta onları bir anlamda rehine tutacak şekilde, İstanbul&#8217;da Aşiret Okulları açılmış, bu okullar Aşiret başkanlarının çocuklarının hizmetine sunulmuş, böylece; hem aşiretlerin güçlenmesi hem de bölgede kanlı çarpışmalara neden olunmuştur.<a name="_ednref9" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn9">[9]</a></p>
<p>Kürt sorununu yaratmak için sadece İngilizler, Fransızlar değil, günümüzde başta Avrupa Birliği olmak üzere, ABD ve İran sürekli olarak konuyu gündemde tutmuşlar ve tutmaktadırlar. <strong>Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nun can çekiştiği günlerden beri, bir yandan aşiret ilişkilerini sürdürmek isteyen aşiret başkanları, şeyhler, şıhlar vb., bir yandan da emperyalist devletler, Doğu ve Güneydoğu Anadolu&#8217;da kendilerine bağımlı, uydu bir Kürt Devleti yaratma gayretini</strong><a name="_ednref10" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn10">[10]</a><strong> sürdürmektedirler.</strong><strong></strong></p>
<p><strong>Birinci Dünya (Paylaşım) Savaşı içinde İtilaf Devletleri, Osmanlı İmparatorluğu&#8217;nu içten yıkmak amacıyla yaptıkları propagandalarda, sürekli olarak Kürt Devleti kurulması kışkırtmalarını yapmışlar, Kürt dernekleri kurulması süreci 1908 yılında İkinci Meşrutiyet&#8217;le başlamış, 1908&#8242;de &#8220;</strong><em>Kürt Tevabün Derneği</em><strong>&#8221; kurulmuş, Kanunu Esasi ve Osmanlıcılık ideali için çalışılmıştır. </strong>Kuvayı Milliye sürecinde yıkıcı çalışmalar yürüten <em>Kürdistan Teali Cemiyeti </em>(Kürdistan&#8217;ı Yükseltme Derneği) İstanbul&#8217;da 1918&#8242;de kurulmuştur.<a name="_ednref11" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn11">[11]</a></p>
<p>Osmanlı yönetiminin, Mondros koşullarını imzalayarak içine düştüğü belirsizlik döneminde, kimileri <em>Wilson</em> ilkelerinin &#8220;Kürt milletine&#8221; de uygulanmasını istemişlerdir. Kürt konusu, emperyalizminin petrol bölgesini kontrol altına almak siyasetinin bir sonucu olarak sürekli gündemde tutulmuştur. Asıl ilginç olanı ise; tüzüğünde &#8220;<em>Kürtlerin genel çıkarlarını korumak&#8221;</em> amacı ile kurulduğu belirtilen böyle bir derneğin kurulmasına, zamanın yöneticileri tarafından izin verilmiş olmasıdır. Dönemin İçişleri Bakanı <em>Ali Kemal,</em> bu dernek ile ilgili olarak, Başbakanlığa yazdığı 22 Mayıs 1919 tarihli yazıda; <em>&#8220;Ayandan Seyit Abdulkadir Efendi hazretlerinin başkanlığındaki kişilerden oluşan, başkentte ve 17 Aralık 1918 tarihli dilekçe ile kurulmuş olan Kürdistan Teali Cemiyetine&#8230;&#8221;</em> ifadelerini kullanmış ve dernek yasal işlemlerden geçmiştir.</p>
<p>Öte yandan yine İstanbul&#8217;da Kürt Teali Cemiyeti dışında, Kürdistan Cemiyeti (1918), Kürt Neşri Maarif Cemiyeti (1919), Kürt Talebe Heyvi Cemiyeti (1919), Kürt Kadınlar Teali Cemiyeti (1919), Kürt Milli Fırkası (1919) adlarını taşıyan örgütler de kurulmuştur.</p>
<p>Tüm ayrılıkçı girişmeleri yakından izleyen Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın altında imzası olan bir Heyeti Temsiliye kararında;</p>
<p><strong><em>&#8220;Arapkir&#8217;de bulunan Kürdistan Teali Cemiyeti&#8217;nin İstanbul ile haberleştiği ve İngilizler hesabına Kürtlük meselesini çıkaran bu gibi teşkilatın derhal yok edilmesi hakkında Elaziz Vilayeti&#8217;nin önemle dikkatinin çekilmesi kararlaştırılmıştır.&#8221; </em></strong><a name="_ednref12" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn12">[12]</a></p>
<p>denilmiştir.</p>
<p>Kürt Teali Derneği, İstanbul Hükümeti&#8217;nin kontrolünden ayrılarak, Güney Anadolu ve Irak bölgesinde egemen olan İngilizlerden yana siyaset gütmüşler, İngilizler ise önemli petrol yataklarının bulunduğu Güneydoğu&#8217;da kendilerine bağlı bir Kürt devletini kurmayı amaçladıkları için, Kürt Teali Derneği ile beklentileri örtüşmüştür. Bu nedenle de İngilizler, Kürt yurttaşlarımızı, Ulusal Kurtuluş Savaşı veren Kuvayı Milliye&#8217;cilere karşı sürekli olarak kışkırtmışlardır. Damat Ferit Paşa&#8217;nın da içinde bulunduğu bu siyaset sonucunda, Mustafa Kemal Paşa&#8217;yı tutuklatmak için görevlendirilen <em>Ali Galip</em> olayı ile <em>Koçkiri Ayaklanması</em> ve benzeri iç ayaklanmalar körüklenmiştir.</p>
<p>Mustafa Kemal Atatürk, sürekli olarak Kürt aşiret başkanları ile iletişim kurmuş; onların ulusal sürece olumlu katkılarını sağlayarak, Kürt Teali Cemiyeti&#8217;nin olumsuz girişimlerini önlemeye çalışmıştır. Mustafa Kemal Paşa, 24 Nisan 1923 günü Millet Meclisi&#8217;nin açılışında yaptığı ilk konuşmada; <strong>&#8220;</strong><strong>bütün amacını tam anlamı ile birleştirmiş olan kardeş unsurların milli sınırları&#8221; </strong>olduğunu, yapılan kongrelerin, <strong>&#8220;</strong><strong>milli sınır içindeki yönetimin milli egemenlik esaslarına dayanmasını&#8221;</strong> hedeflediğini vurgulamıştır.</p>
<p>Atatürk, Mebusan Meclisi eski üyesi <em>Kamil Efendi </em>&#8216;ye, 28 Mayıs 1919&#8242;da şu telgrafı çekmiştir:</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>&#8220;İşitilenlere göre, dış düşmanlarımıza karşı din kardeşlerinin el ele vererek sevgili topraklarımızı kurtaracağı bu tehlikeli anda Diyarbakır&#8217;da Kürt Kulübü ile Türkler arasında bazı çeşitli muhalefet varmış. Bunun her iki kardeş ırk için ne elim neticelere sebep vereceğini siz çok iyi takdir edersiniz. İdare usulü, ırkların haklarının korunması gibi arada halledilecek aile meselelerinin dış düşmanın milli haklarımızı ve bağımsızlığımızı ayaklar altına almaya başladığı bugünlerde ortaya atılmış en büyük bir hıyanet olacağına, vatanın kurtarılması için milli birliğin hedef alınması bakış açısıyla, Kürt Kulübü&#8217;ne gerekli öğütlerde bulunulmasını memleket selameti adına rica eder, neticenin yazıyla bildirilmesini beklerim.&#8221;</strong><a name="_ednref13" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn13">[13]</a><strong> </strong></p>
<p> </p>
<p>Yukarıda değinildiği üzere Ulusal Kurtuluş Savaşı koşullarında Kürt yurttaşlarımız, İngilizlerin çirkin tekliflerine hayır deme onurluluğunu göstermişlerdir.</p>
<p>Mustafa Kemal Paşa; Eruh, Garzan aşireti başkanı Musa ve Zinya Aşiretleri Başkanlarına gönderdiği telgraflarda;</p>
<p><strong><em>&#8220;Kürdistan&#8217;ın Osmanlı camiamızın ayrılmaz bir parçası olduğuna, milli bağımsızlık ve toprak bütünlüğünün savunulması uğruna bütün Kürtlerin Türk kardeşleri ile beraber yaşamlarını feda etmeye hazır bulunduklarına dair hükümete, yabancı temsilciliklere</em></strong><em>&#8220;</em> çektikleri telden büyük bir kıvanç duyduğunu belirterek, <strong><em>&#8220;Fedakâr Kürt kardeşlerimizin bu hamiyetli ve dini eserlerine şükran arz eyleriz&#8221;, &#8220;&#8230; Kürt ile Türk, bu iki öz kardeş, dindaş, el ele vererek mukaddes birliğini müdafaayla kararlı oldukça, Cenabı Allah&#8217;ın yardımıyla şüphesiz vatanımız, bağımsızlığımız kurtulacaktır.&#8221;</em></strong><em> </em><a name="_ednref14" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn14">[14]</a> tümcelerine yer vermiştir.</p>
<p>    Kuvayı Milliyeciler, Kürt konusuna <em>Misakı Milli</em> çerçevesinde yaklaşmışlar, Kürt yurttaşlarımızı, ulusal kurtuluş uğraşının bir öğesi olarak görmüşlerdir. Türkler ile Kürtlerin aynı (Turan) kökenden geldiklerini, birlikte yaşamak durumunda olduklarını, ayrılmalarının her iki taraf için de tehlikeli olduğunu belirtmişlerdir. Bu yaklaşım dün de doğruyuydu doğruydu, bu günde doğrudur.  Çünkü Kürt yurttaşlarımız diğer yurtseverler gibi Ulusal Kurtuluş Savaşı&#8217;nda aktif rol oynayan, yurdun düşmandan kurtarılması gibi aynı amacı güden unsurlardı. Çünkü aşağıda görüleceği üzere, Türk-Kürt soy birliği bulunmaktadır.     </p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kimi Gerçekler</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Belirtildiği üzere, batılı devletlerin Kürtlere yönelik oyunları 18. yüzyıla dek dayanmaktadır. Seyyahlar, misyonerler, gizli servis ajanları, oryantalistler (Doğu bilimciler) aracılığı ile Türk-Kürt ayrımını kanıtlama çabası içinde, Kürtlerin Tarih-Coğrafya, Dil ve Etnik Antropoloji alanları üzerinde yoğunlaşmışlardır. Ne var ki, uzun bir zaman dilimi süresince Türkçü yazarlar da, büyük ölçüde batılı yazarların ektisinde kalmışlardır. <a name="_ednref15" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn15">[15]</a></p>
<p>Zaman içinde elde edilen bilgi ve belgeler, batılı yazarların birçoğunun bilerek tarihi gerçekleri saptırdıklarını ortaya koyduğu gibi, onları taklit eden yazarların, hazırcı yaklaşımlarının ne denli yanlış olduğunu göstermiştir.</p>
<p>Bu bağlamda; Kürtleri, Türklerden uzaklaştırmak için onlar ırk yönünden <em>Med</em>&#8216;lere ve İskit&#8217;lere bağlama çabası içinde olan yazarların (<em>Minorsky</em> gibi) yanılmışlardır. Çünkü Med&#8217;ler Turanîdir.<a name="_ednref16" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn16"><sup><sup>[16]</sup></sup></a> (<em>Turanî,Turanlı=Orta Asya&#8217;da yaşamış olan halk ya da bu halkın soyundan olanlar</em>.)</p>
<p>Bir <em>uruk</em> (soy, sülale) ya da <em>boy</em> adı olarak &#8220;<em>Kürd</em>&#8221; (Kürt) sözcüğüne tarihi belge bağlamında ilk kez <em>Yenisey</em>&#8216;deki <em>Köktürk</em> kitabelerinde rastlanmış<a name="_ednref17" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn17"><sup><sup>[17]</sup></sup></a> ise de, Türklerin bir boyu olan Kürtlerin tarihini bu belge ile başlatmak mümkün değildir. Çünkü Türklerin/Oğuzların tarihi yazılı belgelere ve kaynaklara dayanılarak en geç Milattan Önce (MÖ) 6000 yılına dek dayanmaktadır. <em>Hitit, Asur </em>ve<em> Akkad</em> tabletlerinde, Türkler ve Türklerin bir boyu olan <em>Zazalar</em>, aynı millet olarak MÖ 5000 yıllarından itibaren Önasya&#8217;da yaşamışlardır. <a name="_ednref18" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn18">[18]</a></p>
<p>Yenisey yazıtları arasında<a name="_ednref19" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn19">[19]</a> bulunan MÖ 7. yüzyıla ait <em>Elegeş</em> anıt taşında anlaşıldığı üzere; Türkler arasında, Türklerin bir boyu olan Kürtler bulunmaktadır. Hiçbir tartışmaya gerek duyulmayacak kadar net olan bu oyma yazılı mezar taşları; Kürt dilinin öz Türkçe olduğunu ortaya koymuş olmakla, Türk-Kürt birlikteliğini de kanıtlayan gerçek belgelerdir. Güvenilir araştırmacılar; Yenisey, Türkistan, Tuna boyu, Kuzey Azerbaycan ve Dicle Kürtlerinin, Türk boyu olduklarını ortaya koymaktadırlar. Yenisey Kürtlerinin hükümdarı Alp Urungu için yaklaşık olarak MÖ 650 yılında dikildiği sanılan, Yenisey Kürtlerinin kendi padişahları için<a name="_ednref20" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn20">[20]</a> diktikleri ve Türkçe bir ağıt gibi yazılmış kitabede; <em>&#8220;Kürt el kan alp urunu altıunlıg keşeşiğin bantım belde elim tokuz kırk yaşım&#8230;&#8221; </em>(Ben Kürt ilinin kağanı (padişahı), alp Urunga, ilimin altın okluğunu belime bağladım; yaşım otuz dokuz.) ifadeleri yer almaktadır. Bu yazıtların birisinde Uygur Hakanı &#8220;<em>Ey Kürt Beyleri</em>&#8221; diye hitap etmiştir.<a name="_ednref21" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn21">[21]</a></p>
<p>Bu yazıt ve diğer belgeler göstermektedir ki;</p>
<p>Yenisey bölgesinde &#8220;<em>Kürt</em>&#8221; adını taşıyan bir Oğuz boyu yaşamıştır.  &#8221;<em>Kürt</em>&#8221; ismi bir soy ismidir. &#8220;Zaza&#8221; ismi, Türklerin ilk ismi olan <em>&#8220;Su&#8221;, &#8220;Susa&#8221;, &#8220;Susu&#8221;</em> sözcüğünden türemiştir.<a name="_ednref22" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn22">[22]</a></p>
<p> </p>
<p><strong>Ezberlerin Bozulması</strong></p>
<p> </p>
<p><em>Toponomi </em>(yer isimlerinin kökenini belirleyen bilim yöntemi) ile yapılan bilimsel araştırmalar, Ural-Altay soylu milletlerin Anadolu&#8217;da, Kafkasya&#8217;da, Balkanlar&#8217;da, Suriye&#8217;de, Mezopotamya&#8217;da ve Mısır&#8217;da MÖ 6000-5000 yıllarında yaşadıkları belirlenmiştir. Yani Türkler Anadolu&#8217;da ve Orta Doğu&#8217;da 1071&#8242;den çok önceleri yaşamaktadırlar.</p>
<p>Ön Asya&#8217;da ve Mezopotamya&#8217;da oluşan insanlık tarihinin, MÖ 6000-5000 yıllarına kadar indiğinin belirlenmesi, dünyanın ilk resimli yazısını Sümerlerin (Kengerlerin) bulması, sonra da bu resimli yazıyı, çivi yazısına çevirmiş olmaları, günümüzde ortaya çıkarılarak varlıkları kanıtlanan yazılı eserlerinin olması &#8220;<em>Tarih Sümer&#8217;le Başlar</em>&#8221; denmesine neden olmuştur. Bunun bir başka anlamı; &#8220;<em>Tarih Türklerle başlar</em>&#8221; demektir. Çünkü Sümerlerin (su halkının), Ural, Altay ya da Turanî bir kavim olduklarından şüphe kalmamıştır.</p>
<p>Sümerlerin Türk olduklarını kanıtlayan etkenlerin başında, Sümer ve Türk dillerindeki benzerlik gelmektedir. Aşağıdaki Sümerce sözcüklerin, ayraç içinde verilen Türkçe karşılıkları <a name="_ednref23" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn23"><sup><sup>[23]</sup></sup></a> dikkate alındığında bu benzerliğin ne denli şaşırtıcı olduğu görülmektedir.</p>
<p>Adda (ata, baba), Ama (anne, ana), Aga (yönetici, ağa), An (tan, gök), Anu (Gök Tanrı), Ar(er, şeref), As (tek, biricik), Bab (baba), Dingir (Tengri), E (ev), Kıya (kıyı), Es (esmek), Gisko (şişko), Dim (dik), Kol (kol), Uiku (Uyku), Kus (kuş), Sag (sağ) Mesu (meşe), Ag (akıl), En (engin, yüce), Ge (gel), Ka (kan), Kanal (kan damarı), De (demek), Duru (durmak), Kur (dağ, kurgan), Kusu (koşmak), Güles (güleç) Bur (delik, burgu), Bal (balta), Bar (barla/parla), İb (ip), Alım (alımlı), Ulu (ulu), Utu (Güneş, Uçtu), Kup (gitmek, kop), Gim (kim), Ir (er), Odun (odun, Ot-un).</p>
<p>    Bugün Suriye&#8217;nin sınırları içinde bulunan &#8220;<em>Mari</em>&#8220;de, MÖ 1870-1740 yılları arasında yazıldığı sanılan tabletler bulunmuştur. Bu tabletlerde; &#8220;<em>Turuku&#8221;, &#8220;Turukku&#8221;, &#8220;Turukki&#8221;, &#8220;Turuk&#8221;</em> şeklinde yazılmış olan kavim &#8220;Türklerdir.&#8221; Nitekim bugün de kimi milletler Türkleri, &#8220;<em>Törükü&#8221;, Toruku&#8221;, &#8220;Türki&#8221;</em> şeklinde anmaktadırlar. Aynı tabletlerde &#8220;Zaza&#8221;ların da Türk soyundan olduğunu kanıtlayan ifadeler bulunmaktadır. Nitekim, 1930 yılında Güney Doğu Anadolu&#8217;da yaptırılan bir araştırmada, Zazaların kökeninin Türk olduğu belgelenmiştir.<a name="_ednref24" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn24">[24]</a></p>
<p>    Hitit, Asur ve Akkad tabletlerinde, Türkler ve Zazalar, aynı millet olarak MÖ 5000 yıllarından itibaren Önasya&#8217;da yaşamışlardır.</p>
<p>    MÖ 900-700 yılları arasında Orta-Kuzey İtalya&#8217;da devlet kuran milletin adı &#8220;Turanlar&#8221;dır.</p>
<p>    Romanya&#8217;nın &#8220;<em>Turda</em>&#8221; kenti yakınlarında bulunan, MÖ 5500 yıllarında yazılmış olduğu tahmin edilen Tatar tabletlerinde; Türk tarihinin Hunlar&#8217;dan (Hun=erkek çocuk) başlatmasının yanlış olduğu anlaşılmaktadır.</p>
<p>    Batılılar, Osmanlı devletini bölmek ve &#8220;Şark Meselesini&#8221; kendi çıkarları yönünde halletmek için, 18. yüzyıldan itibaren yanlış bilgilerle Kürtlerin etnik kökenlerini ortaya atmaya başlamışlarsa da;<a name="_ednref25" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn25">[25]</a></p>
<p>    Kürt demek, Türk demektir. Türk, Kürt birer isimden başka bir şey ifade etmezler; Türklerin aile adı Turanidir.</p>
<p>1- Artık batılılar da Kürtleri Guz/Guz&#8217;lardan olduğunu kabul etmektedirler.</p>
<p>2- Arap kaynaklarında; &#8220;<em>Ekrâdu Türkmen</em>&#8221; (Türkmen Kürtleri), &#8220;<em>Ekrâda Türkmeni</em>&#8221; (Türkmenli Kürtler) şeklinde anılmaları gibi, &#8220;<em>Oğuz Kürtleri</em>&#8221; (Guzu&#8217;l-Ekrâd) olarak bilinmektedir.</p>
<p>3- &#8220;Kürt&#8221; sözcüğü Türkçe bir sözcüktür.</p>
<p>4- Oğuzlar, kışlık olarak yurt edindikleri yerlere &#8220;<em>Kürtak</em>&#8221; adı vermişlerdir.</p>
<p>Kürtlerin üç ana kolu olan <em>Guranlar, Kurmancılar</em> ve <em>Zazalar </em>aslında; Türk soylu <em>Gur, Kimer</em> ve<em> Susu</em> kavimlerinden gelmektedir.</p>
<p>&#8220;Kürt&#8221; olarak anılan aşiretler, aslında Türkmen aşiretlerdir. (<em>Hakiler, Melkişler, Gâl-Bâğılar, Şevliler, Beğdilliler, Hormekli Oymağı, Şikkali Oymağı, Döğerler, Koçgiri Aşireti (</em>Horasan Türkmenidir<em>.</em>)<em> </em><a name="_ednref26" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn26">[26]</a></p>
<p>Görüldüğü üzere, son yıllarda ulaşılan belge ve bilgiler, Kürtlerin Türklerden ayrı bir ırk olduğu dayatmasında bulunan batılıların ezberlerini bozmuştur.</p>
<p> </p>
<p><strong>Yaşayan Kanıtlar</strong></p>
<p> </p>
<p>Yukarıda değinildiği üzere Türk-Kürt soy birlikteliğini kanıtlayan Elegeş belgesinden başka birçok kanıt Kürtlerin, Türk soylu olduklarını göstermektedir. Yaşamın her alanında yer alan, yaşam yöntemi, dil, yer adları, alışkanlıklar gibi kültür öğelerinden<a name="_ednref27" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn27"><sup><sup>[27]</sup></sup></a> başka yaşayan kanıtlar da Türk-Kürt soy birlikteliğini göstermektedir.</p>
<p>Türk tarihinde, Kürt adıyla bilinen diğer Türk topluğu Macar milletini oluşturan guruplarda görülmektedir. Macar milleti; <em>Kabarlar, Kürtler,</em> <em>Gyarmatlar, Taryanlar, Yeneler, Kerler ve Kesailer</em> olmak üzere yedi Türk boyundan oluşmuştur<a name="_ednref28" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn28"><sup><sup>[28]</sup></sup></a>. <a title="Kaşgarlı Mahmut" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ka%C5%9Fgarl%C4%B1_Mahmut">Kaşgarlı Mahmut</a> tarafından <a title="Bağdat" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Ba%C4%9Fdat">Bağdat</a>&#8216;ta 1072-1074 yılları arasında Türkçe-Arapça yazılan ve Türkçe&#8217;nin bilinen en eski sözlüğü olarak bilinen <em>Divan-ı Lügat&#8217;it Türk&#8217;</em>te, &#8220;Kürt&#8221; terimi; kar yığını, çığ ya da dallarından yay, kamçı, değnek gibi araçlar yapılan bir çeşit kayın ağacı olarak açıklanmıştır.<a name="_ednref29" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn29">[29]</a></p>
<p>Arap kaynaklarında <em>Akhunlar</em>; &#8220;<em>Kürd</em>&#8221; ve &#8220;<em>Ekrâd-ı Bilâsagun</em>&#8221; olarak tanımlanmıştır. Ekrâd-ı Bilâsagun deyimi, &#8220;<em>Ekrâd-ı Bilâ sükkan</em>&#8221; yani konar-göçer, göçebe topluluklar anlamında kullanılmıştır. Yer adları da &#8220;<em>Kürd&#8221;</em> olarak anılan yurttaşlarımızın Türk soylu olduklarını kanıtlamaktadır. Öreğin, Dersimdeki (<em>Gümüşkapıdaki</em>) aşiret ve yer adları; <em>Kızılkal, Ulukal, Akpınar,</em> <em>Kurupınar, Kızıldağ, Keçel, Koç, Çarıklı</em>&#8230; gibi Türkçe&#8217;dir<a name="_ednref30" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn30"><sup><sup>[30]</sup></sup></a>. Cem ayinlerinde okunan gülbanklar<a name="_ednref31" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn31">[31]</a> tamamen Türkçe&#8217;dir. Anadolu&#8217;nun diğer yöreleri ile Doğu ve Güneydoğu Anadolu yöresinde kullanılan isim birlikteliği Türk-Kürt birlikteliğinin ayrı bir kanıtıdır. Örneğin; yatak, yorgan, <em>çemçe (kepçe), çakuç (çekiç</em>) gibi adlar ev eşyası olarak, <em>çökelek, peynir, bulgur (buğlur), döğme, dulme (dolma) pilav, ayran, turşu, katık</em>, yiyecek adları olarak, etek, kayış, kalpak gibi giyecek adaları ve daha birçok ad ortak olarak aynen kullanılmaktadır<a name="_ednref32" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn32"><sup><sup>[32]</sup></sup></a>.</p>
<p>1938&#8242;de Dersimde baş gösteren iç ayaklanmanın lideri olan <em>Seyyid Rıza</em>, henüz ayaklanma büyümeden hükümete yazdığı mektup da; Anadolu&#8217;nun başka yerine iskân edilmelerini bu mümkün olmaz ise atalarının geldiği Horasan&#8217;a, oradan da ecdadının eski yurdu olan Yukarı Türkistan&#8217;a gönderilmelerin istemiştir<a name="_ednref33" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn33"><sup><sup>[33]</sup></sup></a>.</p>
<p>Kürt yurttaşlarımızın, Türk ırkından geldikleri gerçeğini, <em>Kürt Teali Cemiyeti&#8217;</em>nin de bir üyesi olan <em>M. Şükrü Sekban</em>, araştırmaları sonucunda görmüş ve 1933&#8242;te Paris&#8217;te Fransızca olarak kaleme aldığı <em>&#8220;Kürt Meselesi&#8221;</em> adlı yapıtında, <em>&#8220;Kürtlerle Türklerin aynı ırktan olduklarını&#8221;</em> kanıtlarıyla ortaya koymuştur.<a name="_ednref34" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn34">[34]</a> Şükrü Sekban, &#8220;<em>La Question Kurde&#8221;</em> adını taşıyan yapıtında; günümüz Türkçe&#8217;sinde konuşulmayan ancak Orhun Anıtlarında geçen Türkçe Orhun&#8217;ca, Kürtçe (Kurmanca-Zaza&#8217;ca) ortak sözcüklere dikkat çekmekte, Orhun Yazıtlarında yer alan kimi sözcüklerin Kürtçe&#8217;de yer aldığını vurgulamaktadır. Bu sözcüklerinden biri olan ve Orhun Yazıtlarında, &#8220;<em>Ape</em>&#8221; olarak geçen sözcük &#8220;<em>apo</em>&#8220;dur ve büyük baba anlamında kullanılmıştır. Öte yandan, Alman Profesörü <em>De Groot&#8217;</em>un &#8220;<em>Die Hunner&#8221;</em> adlı yapıtında;  <em>Oğuz&#8217;Han</em>&#8216;ın 24 Oğuz torunundan birisinin adının &#8220;<em>Kürt&#8221;</em> olduğunu belirtmiş, daha da ilginci; Orhun Anıtlarında yer alan sözcüklerden 532 sözcüğün, Anadolu Türkleri kullanmadıkları halde, Anadolu&#8217;da yaşayan Kürt yurttaşlarımız tarafından kullanmakta olduklarını vurgulamıştır.<a name="_ednref35" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn35">[35]</a></p>
<p>Türklerin var oldukları yerde var olan Kürtlerin, <em>Toponomik</em> yön (yer isimleri bağlamında), eski Kam alışkanlığı doğrultusunda, kurdukları yerleşim yerlerine kendi kavimlerinin, soylarının, totemlerinin ve kahramanlarının isimlerini vermişlerdir.</p>
<p>Dil yönünden durum incelendiğinde, Kürtlerin Türk kökenli olduğu yine ortaya çıkmaktadır. Şöyle ki;</p>
<p>- Rus Konsolosu <em>Alexander Jaba</em> Erzurum yöresinde yürüttüğü araştırmada Kürtçe 8307 sözcük bulmuş, bunların 3080&#8242;inin Türkmence, 2640&#8242;ının Farsça, 2000&#8242;inin de Arapça olduğunu saptamıştır.<a name="_ednref36" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn36">[36]</a></p>
<p>-<em>Auguste Jaba</em> tarafından 1876 yılında hazırlanan yapıtta 8388 Kürtçe diye aktarılan sözcükten 3080 sözcüğün Türkçe olduğu, 2230 sözcüğün Farsça olduğu, 2000 sözcüğün de Arapça olduğu belirlenmiştir.</p>
<p>-Dr. <em>Fritz</em> tarafından hazırlanan (yayım tarihi, 1918), <em>Petersburg</em> Akademisi tarafından yayımlanan ve 8438 sözcük içeren sözlük çalışmasında; Kürtçe&#8217;de ye alan 3080 sözcükle Türkçe birinci, 2640 sözcükle Farsça ikinci sırayı almıştır. Bu bilgiler; Kürtçe&#8217;nin Türkçe ağırlıklı bir dil olduğunu göstermesi yanında, batılıların Cumhuriyetimizin kurulmasından öncesinden beri, Kürtlerle ilgilendiğini gösteren ayrı bir kanıttır.</p>
<p>Öte yandan, aynı ırktan olup da farklı dilleri konuşan milletler günümüzde de mevcuttur. Örneğin Bulgarların Türk olduğuna kuşku duyulmamakla birlikte, Bulgarlar <em>Slavca</em> kökenli bir dil konuşmaktadırlar. Aynı şekilde Kürtçe&#8217;de Farsça kökenli sözcüklerin çok olması, Kürtlerin uzun süre Fars etkisinde kalmış olmalarındandır. MÖ 4. yüzyıldan itibaren İran ve Anadolu&#8217;daki Kürtlerin Turanîlerle ilişkileri kesilmiş, Fars kültürü etkisine girmişler, doğal olarak Farsça&#8217;dan etkilenmişler, böylece; Kürt soydaşlarımızın konuştukları &#8220;Türkçe&#8221;, Farsçaya dönüşmüştür. Aslında Kürtçe-Farsça ilişkisi, sadece sözcük alışverişinden ibaret olmuştur. Kürtçe, Türk dilinin bir lehçesinden başka bir dil olmayıp, Türkçe&#8217;nin Farsçalaşmasıdır.<a name="_ednref37" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn37">[37]</a></p>
<p>Kürtçe o kadar Türkçe&#8217;dir ki, birçok <em>Altayca, Göktürkçe</em> ve <em>Uygurca</em> sözcükler günümüzde Kürtçe&#8217;de kullanılmaktadır. (Öreğin; <em>apo</em>=amca, <em>baran</em>=koç, <em>betik</em>=muska, <em>keko</em>=ağabey, <em>kon</em>=mesken, <em>torin</em>=torun gibi)</p>
<p>Kürtlerin tüm yaşamları ve kültürleri Türklük ile örtüşmektedir. Örneğin <em>albastı <a name="_ednref38" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn38"><strong>[38]</strong></a></em>, kız isteme, düğün gelenekleri, kayın ağacı, çınar ve ardıç ağacı gibi ağaçların kutsal sayılması, mezar taşları, Nevruz (Bahar Bayramı), kirvelik, yemek ve mutfak alışkanlıkları bire bir örtüşen ve yaşayan kanıtlardır.</p>
<p> </p>
<p><strong>Emperyalist Raporlarının Düşündürdükleri</strong></p>
<p> </p>
<p>Birinci Dünya Savaşı koşullarında ve Ulusal Kurtuluş Savaşı günlerinde emperyalist beklentiler meyvelerini vermeye başlamış, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetleri ve Cumhuriyet hükümetleri, onca yapılması gereken hizmet var iken bir de iç ayaklanmalarla uğraşmak zorunda bırakılmıştır.</p>
<p>Devlet kurucusu Mustafa Kemal Atatürk, Kürt unsurların, emperyalizmin ilgi alanı içinde olduğu bilinciyle, bölgenin önde gelen kişileri ile iletişim kurmuş ise de kimi olumsuz gelişmeleri önlemek mümkün olamamıştır. </p>
<p>1912&#8242;de İngilizlerin ve Rusların güdümünde başlayan <em>Molla Selim</em> ve <em>Şeyh Şahabettin</em> ayaklanmalarının benzerleri Ulusal Kurtuluş Savaşı sürecinde, dış güçlerin ve gerici düşüncenin güdümünde çoğalmıştır. Bu ayaklanmaların kime ve kimlere yaradığını, kimlerin kışkırttığını, ayaklanmaların gerisindeki amacın ne olduğunu görebilmek için aşağıda özetlediğimiz raporları iyi yorumlamak gerekir:</p>
<p>- İngilizlerin İstanbul&#8217;daki Yüksek Komiser Yardımcısı Amiral <em>Webb</em>&#8216;in, Dışişleri Bakanı <em>Lord Curzon&#8217;a</em> 19 Ağustos 1919 günü gönderdiği rapordan;</p>
<p>&#8220;<em>Amerika, Trabzon ve Erzurum&#8217;u içine alan Ermenistan&#8217;ı himaye edecek, geri kalan dört il ise Kürt devleti olarak İngilizlerin himayesine bırakılıyor.&#8221;<a name="_ednref39" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn39"><strong>[39]</strong></a></em></p>
<p>- Yine bir İngiliz Yüksek Komiseri olan <em>Amiral Calthorpe&#8217;</em>nin 9 Temmuz 1919 ve 21 Temmuz 1919 tarihlerinde hazırlayıp Londra&#8217;ya gönderdiği rapordan;</p>
<p><em>&#8220;Binbaşı Noel Abdülkadir ve Bedirhanoğulları ile görüştü. Abdülkadir satın alındığı takdirde güçlük çıkaramaz. Binbaşı Neol, Kürt şefleriyle görüş birliğine varırsa, bundan büyük yararlar sağlayacağını söylüyor&#8230;. Kürtler henüz Mustafa Kemal&#8217;e karşı ayaklanmadı. Neol bunu başarabileceğinden emin.&#8221;</em><a name="_ednref40" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn40">[40]</a><em> </em></p>
<p>- Amerika Birleşik Devletleri&#8217;nin İstanbul&#8217;da bulunan Yüksek Komiserlik görevlisi Amiral <em>Bristol&#8217;un Washington&#8217;</em>a gönderdiği 20 Şubat 1922 tarihli &#8220;gizli&#8221; raporundan;</p>
<p><em>&#8220;Şimdi Kürdistan Mezopotamya&#8217;nın ünlü petrol yatakları nedeniyle yabancı entrikalar başladığı için ciddi sorunlar yaratabilecektir. İngilizler herhalde, Kürdistan&#8217;ı denetim altına almak için Kürtleri Türklere karşı kullanmak isteyecektir&#8230; Batı&#8217;daki savaş Türkiye lehine biterse, Türkler yetenekli asker liderlerinin biriyle Kürt sorununa son verebilir. İngilizler kuşkusuz bu durumu bilmektedirler. Yinede, Kürt sorunu ile meşgul olduğu sürece, Mustafa Kemal&#8217;in Musul&#8217;a el koyamayacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla Kürtçülük hareketlerini desteklemektedirler.&#8221; </em><a name="_ednref41" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn41">[41]</a></p>
<p>- İngiliz Elçilik Müsteşarı <em>Hohler</em>&#8216;in 27 Ağustos 1919 tarihli raporundan;<em>   </em></p>
<p><em>&#8220;Kürt sorununa verdiğimiz önem Mezopotamya&#8217;ya verdiğimiz önemdendir. Yoksa Kürtlerin ve Ermenilerin durumu bizi hiç ilgilendirmez.&#8221; </em><a name="_ednref42" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn42">[42]</a></p>
<p>- İngiliz ajanı <em>Kindston</em>&#8216;un 28 Kasım 1919 tarihli raporundan;</p>
<p><em>&#8220;Kürtlere ne kadar inanmasak da onları kullanmamız çıkarımız gereğidir.&#8221;</em><a name="_ednref43" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn43">[43]</a></p>
<p>- İstanbul,&#8217;da İngiliz Büyükelçiliğinde görevli <em>Ryan</em>&#8216;ın 23 Eylül 1920 tarihi raporundan;</p>
<p>&#8220;<em>Sevr Anlaşmasının olduğu gibi kalmasını istiyorsak, bunun için tek yol, gönüllü Türk unsurlarını kollamaktır. Aslında İstanbul Hükümeti de bizden bunu istemektedir.&#8221; </em><a name="_ednref44" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn44">[44]</a></p>
<p>  İşte bu günümüzde de geçerli olan beklentiler doğrultusunda kışkırtılanlar, ülkemizin en çok birlik ve bütünlüğe ihtiyacı olduğu savaş koşullarını içeren 1919-1921 yılları arasında, büyük küçük 60 kadar ayaklanmayı gerçekleştirmişlerdir. Dış güdümün pençesine düşen aymazlar o denli kandırılmışlardır ki, Mustafa kemal Paşa&#8217;nın kongre için bulunduğu Sivas&#8217;tan bir an ayrılması fırsat bilinerek, 18-19 Ekim 1919 tarihlerinde <em>Şeyh Recep Olayı</em> gerçekleşmiş, bu olayda adı geçen ve arkadaşları, Mustafa Kemal&#8217;i tanımadıkları, Padişaha bağlı olduklarını içeren telgraflar çekerek, kamuoyunu sarsmak istemişlerdir. Bu olay ile düşüncelerini yıllar sonra <em>Nutuk</em>&#8216;da Mustafa Kemal Paşa şu tümcelerle özetlemiştir:</p>
<p><strong>&#8220;Biz, bütün yurdu uyarmak ve aydınlatmak için uğraşıyoruz. Ama düşmanlarımız da bize karşılık her yerde, üstelik kendi bulunduğumuz ve her bakımdan egemen olduğumuz Sivas kentinde bile, kötülüklerini yapacak alçak araçlar bulabiliyorlar.&#8221; </strong><a name="_ednref45" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn45"><sup><sup>[45]</sup></sup></a></p>
<p>Emperyalistlerin, alçak araçlar bulmayı sürdürdüklerini bir kez yine vurgulayarak, yakın tarihimizde Dersim (Tunceli) gerçeğine kısaca değinmek istiyorum.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Dersim Gerçeği</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>Günümüzde adı &#8220;<em>Tuncel</em>i&#8221; olan ilimiz, önceki adı &#8220;Gümüşkapı&#8221; anlamına gelen &#8220;<em>Dersim</em>&#8221; dir. Dersim yöresinin dağlık ve erişilmesi güç coğrafi konumundan da yararlanan bölge halkı, Osmanlı döneminde merkezi hükümete gereği gibi bağlı olmadan, şeyhler, ağalar, aşiret reisleri önderliğinde feodal düzen doğrultusunda kendi kendine özerk bir yönetim geliştirmişlerdir.</p>
<p>    Dersim yöresinin başına buyruk tutumunu Osmanlı yönetimi de benimsemediği için, merkezi hükümete katma girişimleri, halkın değilse bile feodal düzeni kendi çıkarına görenlerin kışkırttığı isyanlarla karşılanmışlardır. Kendilerine has; yargı, vergi, çete usulü yaşamı sürdürmek isteyen Dersim derebeyliğinin, Kemalist Türkiye&#8217;nin sosyal, hukuk ve çağdaş devlet yönetim anlayışı ile çelişmesi doğaldı. Öyle de olmuştur. Cumhuriyet hükümetleri bütün Türkiye&#8217;yi kucaklayan projelerini Dersime de ulaştırmışlar, Dersim kuruluşundan beri ilk kez, 1927&#8242;den itibaren yol, köprü, çağdaş eğitim ile tanışmış, bölge okulları açılmış,  topraksız ailelere toprak verilmiştir.  </p>
<p>1930&#8242;un ilk yarısında bölgede çıkan ayaklanmalar bastırılmış, izleyen yıllarda Dersime özel 2864 sayılı bir yasa yürürlüğe konularak, Dersim&#8217;in adı &#8220;Tunceli&#8221;ye dönüştürülmüş ve Tunceli&#8217;nin diğer il valilerinden daha çok yetkisi olan bir vali tarafından yönetilmesi kararlaştırılmıştır. Buna göre; valiye düzeni sağlamak ve güvenlik açısından gerekli gördüğü durumlarda ilde yaşayan kişileri ve aileleri il sınırları içinde bir yerden bir başka yere göndermeye, il sınırları içinde oturmalarını yasaklama yetkisi verilmiştir.</p>
<p>    1937 başlarında yeni olaylar üzerine TBMM&#8217;de yapılan konuşmalarda; Hatay&#8217;a bağımsızlık tanıyan Milletler Cemiyeti kararı üzerine, bu gelişmelerden rahatsız olan başta Fransa ve Fransa&#8217;nın mandası altındaki Suriye&#8217;nin kışkırtıcılığı, Tunceli İlinde izlenen reform programının amacının bölgenin uygar bir hale getirilmesin yarattığı rahatsızlıktan söz edilmiştir.</p>
<p>    1937 ayaklanması, uluslararası bir komünist örgütü olan <em>Komintern</em> belgelerinde şu tümcelerle yer almıştır:</p>
<p><em>&#8220;Feodal unsurlar, Kemalist parti tarafından gerçekleştirilen reformlara rağmen, bugüne kadar ülkenin bu sapa bölgesinde barınmayı başarmışlardır&#8230; Dersim, Türkiye&#8217;nin ulusal ekonomisinin dışında kalmaktaydı. Öyle ki başka bir vilayetten hiçbir tüccar, Dersim&#8217;de iş yapmayı göze alamazdı. Devletin Dersim&#8217;de askerlik yükümlülüğünü gerçekleştirmesi ve yasal vergileri toplaması, bugüne kadar mümkün olmamıştır.&#8221; <a name="_ednref46" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn46"><strong>[46]</strong></a></em></p>
<p>15 Kasım 1937&#8242;de ayaklanmalar bastırılmış, ayaklanmanın lideri Seyit Rıza ile 6 kişi idam edilmiştir. Ayaklanmaların bastırılması ile birlikte bölge; Yudumunuzun diğer yörelerinden farklı olmayan bir yurt parçası durumuna getirilmiş, Eşkıyalık önlenmiş, yöre halkı kısa sürede okuma oranı en yüksek ve Cumhuriyet ilkelerine bağlı halk durumuna gelmiştir.<a name="_ednref47" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn47">[47]</a></p>
<p>Cumhuriyet yönetimine dek Dersim yöresinde ekonomik, sosyal ve siyasi yaşam bütünü ile aşiret başkanları tarafından yönlendirilmiştir. <em>&#8220;Halk aşiret başkanının ya da ağanın elinde kalmıştı. Halk aşiret başkanının ya da ağanın tam anlamı ile kölesi</em>&#8221; <a name="_ednref48" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn48"><sup><sup>[48]</sup></sup></a> olmuştur. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgemizi yakından tanıyan Kazım Karabekir, yöre ile ilgili olarak Cumhuriyet öncesi değerlendirme yaparken, oldukça onur kırıcı bir üslupla; &#8220;<em>Halk şeyhlerin önünde diz çöküp havlayacak derecede cahil idi.&#8221; </em>vurgulamasını yapmıştır. <a name="_ednref49" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn49">[49]</a></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Sonuç</strong></p>
<p> </p>
<p>Kürt konusu, Lozan Antlaşması sürecinde de gündeme getirilmiş,  ancak Türkiye sınırları içinde yaşayıp da Müslüman olmayanların dışındakiler &#8220;<em>azınlık</em>&#8221; sayılmayacağı hükme bağlanmıştır. Ne var ki, Mondros Mütarekesi&#8217;nin kendilerine sağladığı çıkarları ve Sevr&#8217;de Anadolu&#8217;nun bölüşülmesini geçersiz kılan Ulusal Kurtuluş Savaşının yenilgisi ile Lozan&#8217;da Türkiye&#8217;nin üstünlüğünün kanıtlanmasını, özelikle de Kemalist Türkiye&#8217;nin diğer sömürülmek istenen ülkelere örnek olmasını içlerine sindirmeyen emperyalist güçler, Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye tam üye olma istekleri içeriğinde, Kürt soydaşlarımızı &#8220;<em>azınlık</em>&#8221; olarak kabul edilmesini dayatmıştır. Örneğin; 2004 yılı İlerleme Raporunda şu ifadeler yer almıştır:</p>
<p><em>&#8220;Azınlık hakları, kültürel haklar ve azınlıkların korunması ile ilgili olarak, Kürtçe&#8217;nin kullanılmasına ilişkin yasağı kaldırmak için Anayasada değişiklik yapılmıştır. Kürtçe dâhil olmak üzere Türkçeden başka dil ve lehçelerde radyo ve televizyon yayınına izin verilmesi ve bu dilleri öğrenme imkânı tanınması amacıyla daha sonra değişiklikler getirilmiştir. Bunu müteakip, Kürtçe dil kursları açılmış ve Kürtçe, Arapça ve Boşnakça gibi farklı birçok dilde radyo ve televizyon yayınları başlamıştır. Güneydoğu bölgesindeki kültürel etkinliklerde Kürtçenin kullanımına karşı daha fazla hoşgörüyle yaklaşılmıştır. Böyle önemli bir ilerleme kaydedilmekle birlikte, radyo ve televizyon yayıncılığı ve eğitim alanları dâhil olmak üzere kültürel hakların kullanılmasında hâlâ önemli kısıtlamalar bulunmaktadır.</em><a name="_ednref50" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn50">[50]</a></p>
<p>İlerleyen yıllarda (1 Ocak 2009&#8242;dan itibaren), TRT&#8217;nin öncülüğünde Kürtçe televizyon yayını da başlamıştır.</p>
<p>2954 sayılı TRT yasanın 5. maddesinde; <em>&#8220;Türk milli eğitiminin temel görüş, amaç ve ilkelerine uymak&#8221;</em> 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu&#8217;nun 10 uncu maddesi;</p>
<p><em>&#8220;Eğitim sistemimizin her derece ve türü ile ilgili ders programlarının hazırlanıp uygulanmasında ve her türlü eğitim faaliyetlerinde Atatürk inkılâp ve ilkeleri ve Anayasada ifadesini bulmuş olan Atatürk milliyetçiliği temel olarak alınır. Milli ahlak ve milli kültürün bozulup yozlaşmadan kendimize has şekli ile evrensel kültür içinde korunup geliştirilmesine ve öğretilmesine önem verilir.&#8221;</em></p>
<p> </p>
<p>hükmünün bulunduğuna dikkat çekerek, Atatürk&#8217;ün, günceliliğini korumakta olan şu sözünü anımsatmayı görev bilmekteyim:</p>
<p> </p>
<p><strong>&#8220;Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri eğitimin sınırı ne olursa olsun, ilk önce ve her şeyden önce, Türkiye&#8217;nin bağımsızlığına, kendi benliğine, ulusal geleneklerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek gereği öğretilmelidir.</strong>&#8221; <a name="_ednref51" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_edn51">[51]</a></p>
<p> </p>
<p>   Unutulmamalıdır ki; Osmanlı Devleti&#8217;nin zayıflaması sürecinde başlatılan Türk Kürt ayrımının kışkırtması, İngilizlerin Musul&#8217;u işgalinden sonra, Kürt milliyetçiliğinin kışkırtılması yönünde sürdürülmüştür. Türk&#8217;ün bir boyu olan Kürtlerden, Kürt milleti yaratma çabalarının kökeninde; Türkiye&#8217;de ve Orta Doğu&#8217;da zengin maden ve petrol yataklarının bulunması, bu zenginliklerden yöre halkının yararlanmasını önleyerek, emperyalist devletler tarafından sömürülmesi yatmaktadır.  Yakın geçmişte Sevr haritasının yırtılmasına güç veren Kürt soydaşlarımızın, yeniden Sevr koşularını dayatmak isteyen emperyalist çabaları boşa çıkarmaları, yöre halkının ulus devlet bütünlüğüne sahip çıkmaları ile mümkündür. Bu bilince sahip olmak ise ulusal eğitim izlencelerinin yaygınlaştırılması ile mümkündür.<em></em></p>
<p> Hüsnü <strong>MERDANOĞLU</strong></p>
<hr size="1" /> </p>
<p><a name="_edn1" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref1">[1]</a> Padişah <a title="II. Mustafa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/II._Mustafa">II. Mustafa</a> döneminde <a title="Osmanlılar" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1lar">Osmanlılar</a> <a title="Avusturya İmparatorluğu" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Avusturya_%C4%B0mparatorlu%C4%9Fu">Avusturya İmparatorluğu</a> üzerine üç büyük sefer düzenlemiştir. <a title="Papa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Papa">Papa</a> devreye girerek, Osmanlı Devleti&#8217;ne karşı <em>Avusturya, Lehistan, Rusya, Malta ve Venediklilerden</em> oluşan bir ittifak oluşturmuştur. Uzun süren savaşlar sonunda Osmanlı Devleti yorgun düşmüştür. <a title="Akdeniz" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Akdeniz">Akdeniz</a>&#8216;in ve <a title="Doğu Avrupa" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Do%C4%9Fu_Avrupa">Doğu Avrupa</a>&#8216;nın <a title="Rusya" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Rusya">Rusya</a> kontrolüne girmesini engellemek için arabuluculuğa soyunan <a title="İngiliz" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ngiliz">İngiliz</a>lerin araya girmesi sonucu, Sultan II. Mustafa barışa razı olmuştur. Bugünkü <a title="Sırbistan" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C4%B1rbistan">Sırbistan</a>&#8216;ın sınırları içinde yer alan küçük bir kasaba olan Karlofça&#8217;da imzalanan (<a title="26 Ocak" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/26_Ocak">26 Ocak</a> <a title="1699" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/1699">1699</a>) &#8220;<em>Karlofça Antlaşması&#8221;,</em> <a title="Osmanlı" href="http://tr.wikipedia.org/wiki/Osmanl%C4%B1">Osmanlı</a> Devletinin batıda büyük çapta toprak kaybettiğinin belgesi olmuştur. Böylece Osmanlı için, duraklama dönemi biterken, gerileme dönemi başlamıştır.</p>
<p><a name="_edn2" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref2">[2]</a> Mehmet Bayraktar, <strong>Doğu ve Batı Kaynaklarına Göre Kürtler Türklerin Nesi Oluyor?</strong> Beyaz Kulüp Yayınları, Ankara, 2009, s., 13-18.</p>
<p><a name="_edn3" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref3">[3]</a> Ali Rıza Özdemir, Kart-Kurt Sesleri Arasında Kaybolan Gerçek Kürtler ve Türkler, Kripto Yayınları, Ankara, 2009, s., 23-25..</p>
<p><a name="_edn4" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref4">[4]</a> Mustafa Kemal Atatürk, <strong>Nutuk</strong>, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul, 1973, s., 366.</p>
<p><a name="_edn5" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref5">[5]</a> Mustafa Kemal Paşa&#8217;nın 15. Kolordu Komutanlığı&#8217;na gönderdiği 24 Haziran 1919 günlü ve 26 numaralı şifre, <strong>Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri,</strong> Kaynak Yayınları, Cilt<strong>: </strong>3, s. 117.</p>
<p><a name="_edn6" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref6">[6]</a> Yücel Özkaya, &#8220;İzmir&#8217;in İşgalinin Anadolu&#8217;daki Tepkileri&#8221; (<strong>Atatürk Yolu Dergisi</strong>, 1/1, 1988, s., 176.</p>
<p><a name="_edn7" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref7">[7]</a> M. Kemal Öke, <strong>İngiliz Ajanı E.W.C. Noel&#8217;in &#8220;Kürdistan Misyonu, 1919&#8243;,</strong> Boğaziçi Yayınları, İstanbul, 1992, s. 53.</p>
<p><a name="_edn8" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref8">[8]</a>  <strong>A.g.y.</strong><em>,</em> s. 7.</p>
<p><a name="_edn9" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref9">[9]</a> Doğan Avcıoğlu, <strong>Milli Kurtuluş Tarihi</strong>, C:3, İstanbul, 1979, s.1087-1088.</p>
<p><a name="_edn10" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref10">[10]</a> İhsan Güneş, <strong>Birinci TBMM&#8217;nin Düşünce Yapısı (1920-1923),</strong> Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, Ankara 1997,s., 30.</p>
<p><a name="_edn11" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref11">[11]</a> Kurucu ve yöneticileri; Seyyit Abdülkadir, Hüseyin Şükrü (Baban), Dr. Şükrü Mehmet (Sekban), Hikmet, Aziz Bey, Mustafa Zihni Paşa, Bedirhani Emin Ali, Molla Said, Be-diüzzaman (Said-i Nursi); Kâtipler: Babanzade Abdülaziz, Seyit Abdullah ve Şefik Beylerden oluşmaktadır. <strong><em>(www.farabi.selcuk.edu.tr)</em></strong></p>
<p><a name="_edn12" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref12">[12]</a> 26 Eylül 1919 günlü Heyeti Temsiliye Kararı, <strong>Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri,</strong> Kaynak Yayınları, cilt: 4, s. 121.</p>
<p><a name="_edn13" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref13">[13]</a><strong> Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, </strong>Cilt<strong>: </strong>2, s. 336.</p>
<p><a name="_edn14" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref14">[14]</a> 15/1/1220 tarihli telgraflar, <strong>Atatürk&#8217;ün Bütün Eserleri, </strong>Kaynak Yayınları, Cilt: 6, s. 148-149.</p>
<p><a name="_edn15" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref15">[15]</a> Mehmet Bayraktar, <strong>a.g.y.,</strong> s., 8-9.</p>
<p><a name="_edn16" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref16">[16]</a> <strong>A.a.g.y</strong>.,<strong> </strong>s., 181.</p>
<p><a name="_edn17" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref17">[17]</a> Abdulhalük M. Çay, <strong>Her Yönüyle Kürt Dosyası</strong>, Boğaziçi Yayınları, Ankara, 1993,<strong> </strong>s.,263.</p>
<p><a name="_edn18" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref18">[18]</a> Mehmet Bayraktar, <strong>a.g.y</strong>.,<strong> </strong>s., 6., 48.</p>
<p><a name="_edn19" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref19">[19]</a> <em>Yenisey Yazıtları,</em> Yenisey Nehri civarında, Tuva bölgesindeki <em>Kem </em>Nehri&#8217;nin kolları civarında bulunmuştur. Yenisey Anıtları, Orhun Yazıtlarından daha eskidir. Bu yazıtlar da İsveçli <a title="Strahlenberg (henüz yazılmamış)" href="http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Strahlenberg&amp;action=edit&amp;redlink=1"><em>Strahlenberg</em></a> tarafından 18. yüzyıl başlarında bulunmuştur. Yazıtların çoğu mezar taşlarıdır. Yazıların üslubu sadedir ve yazıtın dikildiği şahısları içten bir dilde anlatmaktadır. Kırgızlar&#8217;a ait olduğu sanılmaktadır. Göktürk harfleriyle yazılmıştır.</p>
<p><a name="_edn20" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref20">[20]</a> Fahrettin Kırzıoğlu, <a href="http://ahmetdursun374.blogcu.com/kurtlerin-turklugu-1_1029558.html">http://ahmetdursun374.blogcu.com/kurtlerin-turklugu-1_1029558.html</a> (08.05.2009)</p>
<p><a name="_edn21" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref21">[21]</a> Alman bilimcisi Groot&#8217;dan aktarma; Ali Rıza Özdemir, <strong>a.g.y.,</strong> s., 63.</p>
<p><a name="_edn22" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref22">[22]</a> Mehmet Bayraktar, <strong>a.g.y</strong>., s., 112-117.</p>
<p><a name="_edn23" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref23">[23]</a> http://www.sonsuz.us/?q=node/781</p>
<p><a name="_edn24" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref24">[24]</a> Orhan Türkdoğan, <strong>Türk Ulus Devlet Kimliği, </strong>IQ Yayınları, II. Baskı, İstanbul, 2006, s., 316-347.</p>
<p><a name="_edn25" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref25">[25]</a> Mehmet Bayraktar, <strong>a.g.y</strong>., s., 37, 46-57.</p>
<p><a name="_edn26" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref26">[26]</a> <strong>A.g.y., </strong>74<strong>, </strong> 118-122., 157.</p>
<p><a name="_edn27" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref27">[27]</a> Aktaran; Korkmaz Tağma, <strong>Etnik Kürt Milliyetçiliğine Dayalı Terörizmin Nedenleri ve Çözüm Önerileri,</strong> Kitap Neşriyat Yayınları, Ankara, 2008, s.,62-63.</p>
<p><a name="_edn28" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref28">[28]</a> Abdulhalük M. Çay, <strong>a.g.y.</strong>, s.,265.</p>
<p><a name="_edn29" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref29">[29]</a> Aktaran; Abdulhalük M. Çay, <strong>a.g.y</strong>, s.,273.</p>
<p><a name="_edn30" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref30">[30]</a> Mehmet Zülfü Yolga, <strong>Dersim (Tunceli) Tarihi,</strong> Türk Halk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfı Yayını, Ankara, 1994, s., 17.</p>
<p><a name="_edn31" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref31">[31]</a> Gülbank; cem törenlerinde açılışı, kapanışı ve cemin yürütülmesi süresince dedenin yaptığı dualardır.</p>
<p><a name="_edn32" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref32">[32]</a> Abdulhalük M. Çay, <strong>a.g. y.,</strong> 178-180.</p>
<p><a name="_edn33" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref33">[33]</a> Mehmet Zülfü Yolga<strong> Dersim (Tunceli) Tarihi,</strong> s., 38.</p>
<p><a name="_edn34" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref34">[34]</a>  <strong><em>http://www.teror</em></strong><strong><em>.gen.tr/turkce/turkiye/bolucu/tez2.html</em></strong></p>
<p><a name="_edn35" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref35">[35]</a> Orhan Türkdoğan, s., 316-317.<strong></strong></p>
<p><a name="_edn36" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref36">[36]</a><strong> A.g.y</strong>., s., 317.</p>
<p><a name="_edn37" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref37">[37]</a> Mehmet Bayraktar, <strong>a.g.y</strong>., s., 187-189.</p>
<p><a name="_edn38" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref38">[38]</a> Doğum sırasında temizliğe dikkat edilmemesi yüzünden loğusanın (yeni doğum yapmış kadının) tutulduğu ateşli hastalık,</p>
<p><a name="_edn39" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref39">[39]</a> Erol Ulubelen, <strong>İngiliz Belgelerinde Türkiye</strong>, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1982, s., 195.</p>
<p><a name="_edn40" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref40">[40]</a> Aktaran; Metin Aydoğan, <strong>Yeni Dünya Düzeni Kemalizm ve Türkiye</strong>, Cilt;1, 19. Baskı, Umay Yayınları, İzmir, 2007, s., 367.</p>
<p><a name="_edn41" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref41">[41]</a> <strong>A.g.y.</strong> s.,368.</p>
<p><a name="_edn42" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref42">[42]</a> <strong>A.g.y</strong>., s., 368</p>
<p><a name="_edn43" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref43">[43]</a> Erol Ulubelen, <strong>a.g.y</strong>., s.,193.</p>
<p><a name="_edn44" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref44">[44]</a> Aktarün; Metin Aydoğan, <strong>Ülkeye Adanmış Bir Yaşam Mustafa Kemal ve Kurtuluş Savaşı,</strong> Umay Yayınları, İzmir, 2005, s., 214.</p>
<p><a name="_edn45" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref45">[45]</a> Gazi M. Kemal Atatürk,<em> </em><strong>Söylev</strong><em>,</em><strong> </strong>cilt: I-II. Basıma hazırlayan: Hıfzı Veldet Velidedeoğlu, Çağdaş Yayınları, İstanbul, 1997, s. 145.</p>
<p><a name="_edn46" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref46">[46]</a> Ahmet Taner Kışlalı, <strong>Bir Türkün Ölümü</strong>, Ümit Yayıncılık, 1997, s., 22-24.</p>
<p><a name="_edn47" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref47">[47]</a> Metin Aydoğan, <strong>Yeni Dünya &#8230; </strong>s., 371.</p>
<p><a name="_edn48" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref48">[48]</a> İbrahim Kafesoğlu&#8217;ndan aktaran; Mehmet Zülfü Yolga, <strong>a.g.y.,</strong> s., 73.</p>
<p><a name="_edn49" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref49">[49]</a> Kâzım Karabekir, <strong>Kürt Meselesi, </strong>Emre Yayınları, İstanbul, 1994, s., 11.</p>
<p><a name="_edn50" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref50">[50]</a>  <strong>2004 yılı İlerleme Raporu ve Tavsiye Metni</strong> Devlet Plânlama Teşkilatı Yayını, Ankara, 2004, s., 14.</p>
<p><a name="_edn51" href="http://www.addisparta.org/wp-includes/js/tinymce/plugins/paste/blank.htm#_ednref51">[51]</a> Atatürk, <strong>Atatürkçülük</strong>, 3. Kitap, İstanbul, 1984, s.,32.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/turk-kurt-soy-birlikteligi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>MAYINLI ARAZİLER ÜZERİNE </title>
		<link>http://www.addisparta.org/mayinli-araziler-uzerine.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/mayinli-araziler-uzerine.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 09:14:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1729</guid>
		<description><![CDATA[GAP elimizden giderse&#8230;
GAP gibi masrafları bizden çıkmış da elin oğluna kaptırdığımız neler var diye düşündüm, aklıma SÜVEYŞ-SUEZ kanalı geldi.
Süveyş kanalının bütün masraflarını bizim karşılayıp da bir kaç yıl sonra İngilizlere deverettiğimizi düşündüm.
 
YANISIRA NELER VERDİK BAKIN:
 
-Kanalın görkemli açılışı için sipariş verdiğimiz AİDA operası için (konu seçimi bizdendi) Fransızlara, libretto, dekor kostüm ve Verdi&#8217;ye besteleme parası verdik. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">GAP elimizden giderse&#8230;</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">GAP gibi masrafları bizden çıkmış da elin oğluna kaptırdığımız neler var diye düşündüm, aklıma SÜVEYŞ-SUEZ kanalı geldi.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Süveyş kanalının bütün masraflarını bizim karşılayıp da bir kaç yıl sonra İngilizlere deverettiğimizi düşündüm.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">YANISIRA NELER VERDİK BAKIN:</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">-Kanalın görkemli açılışı için sipariş verdiğimiz AİDA operası için (konu seçimi bizdendi) Fransızlara, libretto, dekor kostüm ve Verdi&#8217;ye besteleme parası verdik. Ve AİDA (fonetik açılımı Ayça/ Ayşa) açılışta sahnelenmedi&#8230;<span id="more-1729"></span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span>(Konusu vatanseverlik üstünedir. Habeş- Sudan kralının kızı esir düştüğü Mısır&#8217;da vatanına ihanet ediyor, babası ona ve evlendiği düşman komutanına birlikte diri diri piramite gömülme cezası veriyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Tarihte Türk-Sudan ilişkilerini lütfen araştırınız, güzel sürprizler görürseniz şaşırmayın!<span style="mso-spacerun: yes;">  </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">- Aida operası için yaptırdığımız KAHİRE OPERA BİNASINI bir kere bile kullanmadık.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">-Kanal&#8217;a dikeceğimiz Meşaleli Kadın Heykeli için dünyanın parasını Fransız Yahudi şirketi Eiffel&#8217;e demir, çelik, bakır parası ve mimarına ayrıca dünyanın parasını para verdik. Bu arada siparişi veren Sait Paşa beklenmedik şekilde öldü., yerine giden ismail Paşa İngiliz hayranıydı. İlginçtir, Fransız Eyfell şirketi ingilizlere satılmış ve bizimle sözleşme otomatikmen iptal edşilmiş ama bitmiş HEYKEL İngilizlerin oluvermiş, atmışlar mahzene, on yıl orda beklemiş, ABD 100.yıl kutlamalarına peşkeş çekilmiş, kaidesine MASON sembolü eklemişler! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">(Heykelin başındaki yedi tepe OĞUZATA sembolüdür, bilinmez.)</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Parası her şeyi ödenmişti ve heykel bitmişti. ASYANIN OĞUZATA SEMBOLÜ oldu Nevyork&#8217;un Özgürlük Heykeli ve şimdi turist çekiyor, üstüne çıkanlardan para kazanıyorlar! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">EN KISA ZAMANDA BU HEYKELİ GERİ İSTEMEMİZ LAZIM! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">HALKIMIZA BİLİNÇ SIÇRAMASI YAŞATIR HEM DE! </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">GAP için ne dümenler döndüğünü en iyi SÜVEYŞ ve<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>HEYKELİ ve AİDA<span style="mso-spacerun: yes;">  </span>ders olur!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Mayınlar kalkınca Süveyş gibi GAP DA GİDECEK!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;"><span style="mso-spacerun: yes;"> </span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">Batının ne yavuz hırsız olduğunu artık anlatmalıyız!</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small;"><span style="font-family: Times New Roman;">sevgilerimle</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: small; font-family: Times New Roman;">Mahiye MORGÜL</span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/mayinli-araziler-uzerine.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çöküş ne ile başlar?</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cokus-ne-ile-baslar.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cokus-ne-ile-baslar.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 15 Jun 2009 09:11:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1726</guid>
		<description><![CDATA[M. Kemal 4 Mart 1922 günü Meclis&#8217;in gizli oturumunda, &#8220;Türk Milleti&#8217;nin kendi kendine bağımsızlığını elde edemeyeceğine inanan ve dün şunun bunun mandasını istemekte direnenler&#8221; diye nitelediği uzlaşıcılara şu unutulmaz yanıtı verdi:
&#8220;Kurtuluş için, Bağımsızlık için eninde sonunda düşmanla bütün varlığımızla vuruşarak onu yenmekten başka karar ve çare yoktur ve olamaz! &#8230;&#8217;Ordu ile savaş ile inat ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><em>M. Kemal 4 Mart 1922 günü Meclis&#8217;in gizli oturumunda, &#8220;Türk Milleti&#8217;nin kendi kendine bağımsızlığını elde edemeyeceğine inanan ve dün şunun bunun mandasını istemekte direnenler&#8221; diye nitelediği uzlaşıcılara şu unutulmaz yanıtı verdi:</em></strong></p>
<p>&#8220;Kurtuluş için, Bağımsızlık için eninde sonunda düşmanla bütün varlığımızla vuruşarak onu yenmekten başka karar ve çare yoktur ve olamaz! &#8230;&#8217;Ordu ile savaş ile inat ile bu işin içinden çıkılamaz&#8217; biçimindeki kaynağı dışarıda bulunan öğütlere uymakla bir vatanın, bir ulusun bağımsızlığı kurtarılamaz. Tarih, böyle bir olayı yazmamıştır. Bunun tersini düşünerek hareket edeceklerin, acılı sonuçlarla karşılaşacakları kuşkusuzdur. İşte böyle yanlış görüşlü, yanlış anlayışlı kişiler yüzünden, Türkler her yüzyıl, her gün, her saat biraz daha gerilemiş, biraz daha çökmüştür. Bu çöküş yalnız maddesel olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki, çöküş ahlaki ve manevi değerleri de kapsamış görünüyor. Hiç kuşku yok ki, bu büyük memleketi, bu koca milleti dağılıp yok olma uçurumuna sürükleyen başlıca neden bu olmuştur.</p>
<p>Maddi ve özellikle manevi çöküş, korkuyla, güçsüzlükle başlar. Güçsüz ve korkak insanlar, herhangi bir felaket karşısında milletin de hareketsizliğe sürüklenmesine ve bir kenara çekilip kalmasına yol açarlar. Güçsüzlük ve duraksamada öylesine ileri giderler ki, sanki kendi kendilerini alçaltırlar. Derler ki: Biz adam değiliz ve olamayız! Kendi kendimize adam olamayız. Biz varlığımızı kayıtsız şartsız bir yabancının eline bırakalım. Balkan Savaşı&#8217;ndan sonra milletin, özellikle Ordunun başında bulunanlar da, başka biçimde ama gene bu düşünceyi izlemişlerdir.</p>
<p>Türkiye&#8217;yi böyle yanlış yollarda dağılma ve yok olma uçurumuna sürükleyenlerin elinden kurtarmak gerekir. Bunun için bulunmuş bir gerçek vardır, ona uyacağız. O gerçek şudur: Türkiye&#8217;nin düşünen kafalarını büsbütün yeni bir inançla donatmak&#8230; Bütün millete sağlam bir maneviyat vermek&#8230;&#8221;</p>
<p> </p>
<p>Fethi KARADUMAN</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cokus-ne-ile-baslar.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Isparta Milletvekillerine (Açık Mektup)</title>
		<link>http://www.addisparta.org/isparta-milletvekillerine-acik-mektup.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/isparta-milletvekillerine-acik-mektup.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Jun 2009 11:47:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1723</guid>
		<description><![CDATA[Konu:     &#8220;Mayınları Türkiye Temizlemelidir&#8220;                                                                   
SN. MİLLETVEKİLİ;
Suriye sınırında bulunan mayınların temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına İsrail&#8217;e yap, işlet, devret modeli ile topraklarımızı devreden yasa tasarısı, Bütün ülke, parlamentodaki muhalefet partileri ve AKP içinden önemli sayıda milletvekilinin muhalefetiyle, geçen hafta yeniden görüşülmek üzere geri çekildi. Tasarı bu hafta yeniden TBMM&#8217;nin gündemine geldi.
 İsrail&#8217;i Rusya&#8217;ya karşı güvenceye almak için ABD, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Konu:     &#8220;</strong>Mayınları Türkiye Temizlemelidir<strong>&#8220;                                                                   </strong></p>
<p><strong>SN. MİLLETVEKİLİ;</strong></p>
<p>Suriye sınırında bulunan mayınların temizlenmesi karşılığında 49 yıllığına İsrail&#8217;e yap, işlet, devret modeli ile topraklarımızı devreden yasa tasarısı, Bütün ülke, parlamentodaki muhalefet partileri ve AKP içinden önemli sayıda milletvekilinin muhalefetiyle, geçen hafta yeniden görüşülmek üzere geri çekildi. Tasarı bu hafta yeniden TBMM&#8217;nin gündemine geldi.</p>
<p> İsrail&#8217;i Rusya&#8217;ya karşı güvenceye almak için ABD, 1954′de NATO kararıyla dağlarımıza yollarımıza döşettiği mayınları geri &#8220;sökmemiz&#8221;  için dayatıyor.  Sovyetlerin dağılması ile bölgede rahatlayan İsrail, Kerkük petrollerini mayınlı arazi engeline takılmadan, güvenli bir şekilde Hayfa ya taşımak istiyor. Bu proje Amerika ve İsrail&#8217;in iş ve güç birliği içinde gerçekleştirmeye çalıştıkları dünya egemenliği yolunda önemli bir adımdır.<span id="more-1723"></span></p>
<p>Özellikle stratejik öneme sahip Ülke topraklarının yabancılara kiraya vermiş olanlar bunun bedelini çok ağır ödemişler ve ödemektedirler.</p>
<p>1878′de Osmanlı-Rus savaşını fırsat bilen İngiltere, &#8220;Ruslara karşı yardım&#8221; vaadi ile Kıbrıs&#8217;ı yılda 92 000 altına kiralamayı başardı. Kâğıt üzerinde bu kiralama geçici idi. Fakat İngiltere adaya yerleştiği günden itibaren Kıbrıs&#8217;ı nasıl ilhak edeceğinin hesabını yapmıştı. Nitekim Osmanlı İmparatorluğunun Almanya yanında 1. Dünya savaşına katılması ile böyle bir fırsatı bulmuş ve yayınladığı bir emirname ile Kıbrıs&#8217;ı ilhak ettiğini duyurarak, her yıl ödemesi gereken 92 bin altını da ödemeyi durdurmuştu. Günümüzdeki Kıbrıs sorununun altında bu tarihsel hata yatmaktadır.</p>
<p>Aynı şekilde Gazze toprakları bölgeye göçmen olarak gelen Yahudilere kiralanmış ancak, bu gün Filistin&#8217;de akan kanı durdurmak olanaksız hale gelmiştir.</p>
<p>Suriye Sınırında bulunan iki Kıbrıs büyüklüğündeki bir arazinin yabancılara 49 yıllığına devredilmesi hesap bilmezlik değilse ihanetin ta kendisidir. Ülkenin sınırları o ülkenin insanlarıyla savunulabilir.</p>
<p>Yabancı bir ülkeye, hele hele bu topraklarda gözü olan ve bu bölgeyi kendilerine &#8220;vaat edilmiş topraklar&#8221; olarak gören İsrail&#8217;e verilmesi bir güvenlik ve bağımsızlık sorunu yaratacaktır. Ayrıca, Ülkemizin ve komşumuz Suriye&#8217;nin ABD ve İsrail tarafından denetim altına alınması, terör örgütü PKK için yeni sığınma alanlarının yaratılması, yer altı kaynaklarımızın özellikle bölgede var olduğunu bildiğimiz petrolün yabancıların eline geçmesi, bölge barışının kalıcı olarak bozulması, yapılacak bu işlem sonunda ortaya çıkacak sorunların yalnız birkaçıdır.</p>
<p>Sınır bölgelerimizdeki mayınlı toprakların yabancı şirketlere verilmek istenmesi asla kabul edilemez. Sınırlarımızın %100 bizim denetimizde bulunması gerekir. Bu, devlet olmanın, bağımsız yaşayabilmenin  vazgeçilmez önkoşuludur..</p>
<p>Mayın temizleme işi NATO&#8217;ya, hele İsrail&#8217;e hiç havale edilemez.  Gerekli teknolojik donanım temin edilmeli ve mayınları Türkiye kendi ulusal olanakları ile temizlemelidir. Bunun için gerekli olan parasal kaynak bulunmalıdır. Başbakanın ikinci uçağı için 60 milyon dolar harcayabilen bir ülke on binlerce vatandaşını ve sınır güvenliğini ilgilendiren böyle önemli bir konuda gereken parayı rahatlıkla bulabilir.</p>
<p>Mayın temizleme işlemi yapıldıktan sonra bu topraklar organik tarıma açılmalı ve sınır köylülerine dağıtılmalıdır.  Böylece bu verimli topraklar terörün önlenmesine dolayısıyla Türkiye&#8217;nin birlik ve bütünlüğüne hizmet eder. Kürt sorunun çözülmesinde ve terörün önlenmesinde en önemli araçlardan biri de köylülerin toprak sahibi yapılmasıdır.</p>
<p>Sn. Milletvekili; özetlemeye çalıştığımız, ileride onarılması olanaksız sorunlara yol açacak olan <strong>&#8220;</strong><strong>mayınların temizlenmesi</strong>&#8221; ile ilgili yasa tasarısı TBMM&#8217;de görüşülmektedir. Bu sorun, Parti yada gurup sorunu değil, ülkemizin ve vatanımızın savunulması sorunu olduğunun bilincinde olan sizin, İlimiz Milletvekili olarak bu yasa tasarısına karşı durmanızı bekliyor ve diliyoruz. Saygılarımızla.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>YÖNETİM KURULU ADINA:                                                        MAHMUT ÖZYÜREK </strong></p>
<p><strong>                                                                                                 ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/isparta-milletvekillerine-acik-mektup.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>‘Avrupa Birliği’ni Tanıyalım’</title>
		<link>http://www.addisparta.org/%e2%80%98avrupa-birligi%e2%80%99ni-taniyalim%e2%80%99.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/%e2%80%98avrupa-birligi%e2%80%99ni-taniyalim%e2%80%99.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Jun 2009 11:20:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1712</guid>
		<description><![CDATA[Uzun zamandan beri ülke gündeminden düşmeyen Avrupa Birliği(AB) ile olan ilişkilerde halen somut sonuçlara ulaşılamamış olması oldukça düşündürücü. Yatıyoruz kalkıyoruz AB ile. Her şeyimiz AB&#8217;ye endeksli hale geldi neredeyse. Ama nedense, Türkiye Cumhuriyeti lehine bir arpa boyu bile yol alınamıyor. Sizce de garip değil mi?
Bunun üzerine; AB&#8217;yi, genel hatlarıyla önce bir anlatmak, sonra da Türkiye-AB [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><img class="alignright size-thumbnail wp-image-1718" title="filesphp2" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/filesphp2-150x150.jpg" alt="filesphp2" width="150" height="150" /></strong>Uzun zamandan beri ülke gündeminden düşmeyen Avrupa Birliği(AB) ile olan ilişkilerde halen somut sonuçlara ulaşılamamış olması oldukça düşündürücü. Yatıyoruz kalkıyoruz AB ile. Her şeyimiz AB&#8217;ye endeksli hale geldi neredeyse. Ama nedense, Türkiye Cumhuriyeti lehine bir arpa boyu bile yol alınamıyor. Sizce de garip değil mi?<br />
Bunun üzerine; AB&#8217;yi, genel hatlarıyla önce bir anlatmak, sonra da Türkiye-AB İlişkileri&#8217;nin seyrini şöyle bir ortaya koymak geldi içimden.<br />
Olay, 1958 yılında kurulan Avrupa Ortak Pazar&#8217;ına kadar uzanır. <span id="more-1712"></span>Ardından, 1964 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu(AET) oluşturulmuştur. Üyelik için ilk başvuran ülkelerden birisi de Türkiye&#8217;dir. 1990&#8242;lı yıllara gelindiğinde ise; bu isim, Avrupa Birliği ( AB ) adını almıştır.<br />
AB ile yürütülen yaklaşık 50 yıllık ilişkilerimizde; adeta, havanda su döğülmüştür. Hep bizden bir şeyler istenmiş ve alınmış, ama karşılığında bize hiçbir şey verilmemiştir. Buna, söz verilenler de dahildir.<br />
Her defasında sudan bahaneler çıkarmışlar karşımıza. Çoğunlukla ağzımıza bir nebzecik pekmez sürüp savuşturmuşlar bizi. Siyasi iktidarlar, AB üyesi olabilme hayaliyle yanıp / tutuşmuşlar. Tam küçücük bir hedefe yaklaşıldı derken; bir başka engel konulmuş masaya.<br />
Bu oyalamalarla, 1995&#8242;li yıllara gelindiğinde; Gümrük Birliği Antlaşması taslağı konmuş önümüze. Bizimkiler, ne olduğunu yeterince anlayamadan attırıvermişler imzayı anlaşmanın altına. Tabi bunu zorla yaptırmamışlar. Ancak, dönemin siyasi iktidarı, ihtiraslarının kurbanı olup, Türkiye Büyük Millet Meclisi&#8217;nin onayını dahi almaksızın, imzalayıvermiş Gümrük Birliği Anlaşması&#8217;nı.<br />
Adı geçen iktidar, hiç düşünmemiş ki; söz konusu anlaşmanın, TBMM&#8217;nin onayından geçirilmemiş olması münasebetiyle geçerliliği bulunmayacağını. Yani, Gümrük Birliği Anlaşması, Türkiye açısından yasal değildir.<br />
Bunca debelenmenin içinde, Türkiye&#8217;deki siyasi iktidarların yeterince ve gerektiği şekilde duyarlı davranamadığını, aksine siyasi ihtirasları ön plana çıkardığını fark eden emperyalistler; fincancı katırlarını ürkütmemek amacıyla, Aralık-2004&#8242;te, bir yıl sonrasını, yani 3 Ekim 2005 tarihini Müzakerelere Başlama Tarihi olarak vermişlerdir.<br />
&#8216;Aman efendim! Bu ne büyük bir zafer!&#8217; Ülkede bayram havası estirilmiştir. Başbakan ve Müzakerelere Başlama Tarihi alabilme görüşmelerini sürdüren heyetin Ankara&#8217;ya gelişinde, Ankara Büyükşehir Belediyesi&#8217;nce, Kızılay meydanı bayraklarla süslenmiş, davullar çalınmış, balonlar uçurulmuş, bir yığın tantana ve şamatalar yapılmış yani kendilerince zafer havası estirilmeye çalışılmıştır. Çok geçmeden gerçekler anlaşılmış ve iktidarın şapkası öne eğilmeye, kel görünmeye başlamıştır. Daha bu olayların sıcağı soğumadan, 17 Aralık 2004&#8242;teki Brüksel zirvesinde ise, Ek Protokol olarak bilinen dayatma belge getirilmiş önümüze ve Türk Hükümeti olarak tereddütsüz imzalamışız.<br />
Siyasi iktidar, Brüksel zirvesinde, Türk Ulusu&#8217;na yakışan dik duruşu yani onurlu tavrı ortaya koyamamıştır. Eğer, gelişmelerin seyri karşısında Halkın görüşüne başvurulabilseydi; bugün meydana getirilmiş ve içinden çıkılmaz durumlarla uğraşmak zorunda kalınmayacaktı. Ama, maalesef bu yöntemi denememişlerdir bile.<br />
Bu noktada, konu hakkında fikir sahibi olanlarımızdan bir kısmı, doğruları halka anlatmaya çalışmışlar. Başkaları ise; yani günümüzün Ali Kemal&#8217;leri, diğerlerini adeta yalanlayarak, işin doğrusunun, &#8216;her ne pahasına olursa olsun&#8217;, kesinlikle AB üyesi olmak olduğunu ısrarla vurgulamışlar.<br />
Halkımız da; haklı olarak, bu iki ayrı fikir arasında daha çok şaşkınlığa düşmüştür. Çoğunluğumuz, bavulumuzu kaptığımız gibi, ver elini Roma, Paris, Londra, Viyana gibi bütün Avrupa&#8217;yı serbestçe liman / karaman dolaşabileceğimiz hayallerine kapılmıştır. Heyhat! Buzdağının, suyun altında da önemli bir kısmının bulunduğunun fark edilmesi pek uzun sürmemiştir.<br />
Siyasi iktidarı derin düşünceler sarmaya başlamış. Bir koyup üç almayı hesaplarken; şimdi yüz yüze olduğu AB Dayatmaları&#8217;nı, nasıl yenilir yutulur bir hale getirip de halka anlatacağının hesaplarını yapmaya koyulmuştur. Hamasi nutuklar gitmiş, yerini endişeler almıştır. Özellikle Başbakan&#8217;ın, zamanla kabadayılaşmaya varan tarzda söylemleri doldurmuştur gündemi. Tabii bu tür popülist çıkışlar iyi alkış almış, ama sorunu çözmek şöyle dursun; gerçekleri gizlemeye dahi yetmemiştir.<br />
Aslında, sözü edilen AB Dayatmaları, pek hazmedilebilen cinsten de değildir zaten. Bu dayatmaların esası, yıllardır üzerinde tartışılan ve hassasiyetimiz olan konulardır. Ki, AB bunları, biraz diplomatik ve kibar ifadeyle söylemeye çalışmaktadır. Türk Ulusu olarak; bölgemizdeki konumumuz itibariyle; herkeslerin gözü üzerimizdeyken, dikkatli olmaktan öte, emperyalizmin muhtelif Bizans oyunlarına karşılık, sürekli teyakkuz halinde bulunmak gibi bir durumdayız.<br />
Aksi halde, Atatürk&#8217;ün, yıllar öncesinden ifade ettiği gibi; iç ve dış güçler, bizi parçalama emelleri için alenen düğmeye basmakta, hatta gerekli adımları ivedilikle atmakta bir an bile tereddüt etmeyeceklerdir.<br />
Avrupa Birliği&#8217;nin bizden istediği nedir? Ne yapmaya çalışılmaktadır?<br />
Sözü dolandırmadan söylemek gerekirse;<br />
Özetle, kayıtsız şartsız tam sömürge olmayı kabullenmemiz istenmektedir.<br />
Amaçları, Lozan Antlaşması ile kaybettiklerini bir şekilde yeniden elde etme gayretinden başka hiçbir şey değildir. Türkiye Cumhuriyeti önce bölünüp, parçalanacak ve sonra da yok edilecektir. Bütün tezgah bunun üzerinedir.<br />
Olayın arkasındaki malum güç ABD&#8217;dir. Avrupa&#8217;daki AB&#8217;nin önde gelen ülkeleri, ABD&#8217;nin maşasıdır. Bundan şüphe duyulmamalı.<br />
Emperyalist sermaye amacına ulaşma konusundaki planını adım adım uygulamaktadır. Bunun için izlediği yöntem dolaylı olmuş, doğrudan olmuş hiç fark etmiyor. Hal böyle olunca da; AB&#8217;yi ilgilendiren; &#8216;her ne pahasına olursa olsun&#8217;, hedefe varmaktır.<br />
(Sürecek)</p>
<p>CENGİZ ÖNAL<br />
Cumhuriyet NeferiTÜRKİYE &#8211; AVRUPA BİRLİĞİ<br />
İLİŞKİLERİ<br />
(2)</p>
<p>&#8216;Avrupa Birliği&#8217;nin Amacı Nedir?&#8217;</p>
<p>AB Komisyonu, her yıl güz aylarında Türkiye İlerleme Raporu  hazırlar ve bunu, sömürge ülkeleri muhtırası gibi de yayınlar. Bizdeki siyasi iktidarlar da; bundan sonra sözü dolandırıp, Türk Ulusu&#8217;na pembe tablolar çizme gayretine soyunur. Ülkeyi yönetenler, kendi Ulusu&#8217;nun yanında olacağına, düne kadar küfrettiği, &#8216;Hıristiyan Kulübü&#8217; dediği AB&#8217;nin çıkarlarını savunur bir havaya bürünür.<br />
Bu, Türkiye İlerleme Raporu&#8217;na biraz değinelim:<br />
Raporun İçeriği;  yayınlandığı tarihten itibaren gelecek rapor tarihine kadar olan dönemde yapılması istenenlerin listesini kapsar. Yani, diğer bir ifadeyle, bizden yapmamız istenen hususlardır. Sömürge Talimatnamesi de diyebilirsiniz&#8230;<br />
Genel hatlarıyla Türkiye&#8217;den istenen nelerdir?</p>
<p>1-Anayasa tarafından Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne verilmiş olan  Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni kollama görevinin olabildiğince törpülenmesi. Diğer bir ifadeyle Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;nin sesinin kesilmesi.</p>
<p>2-Adalet Sistemi&#8217;nde, kendi arzularına uygun düzenlemeler yapılması.</p>
<p>3-Fener Rum Ortadoks Patrikhanesi&#8217;nin ve Heybeliada Ruhban Okulu&#8217;nun açılması ve Yabancı Dini Azınlıklara ve Vakıfları&#8217;na mal edinebilme haklarının yeniden verilmesi.</p>
<p>4-Milli Eğitim&#8217;in revize edilmesi ve eğitim dilindeki Türkçe zorunluluğunun kaldırılması.</p>
<p>5-Kıbrıs konusunda Rum isteklerinin kayıtsız şartsız kabul edilmesi. Kıbrıs&#8217;ın verilip sıkıntının sona erdirilmesi.</p>
<p>6-Dini topluluklara ilişkin hakların verilmesi.</p>
<p>7-Ermenistan&#8217;la olan sorunların çözüme kavuşturulması. Yani, Sözde Ermeni Soykırımı&#8217;nı kabul edilmesi ve Türkiye-Ermenistan sınırının açılması.</p>
<p>8-Irak&#8217;ın Kuzeyi&#8217;nde barındırılan ve Kürt  kökenli vatandaşlarımıza da oldukça zarar veren bölücü terör örgütüyle olan sorunların giderilmesi. Yani, diğer bir ifadeyle teröristlerle masaya oturulup konuşulması ve el sıkışılması.<br />
&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.<br />
Çok özetle yazmaya çalıştığım bu konuları daha ayrıntılı açtığımızda; ortaya dosyalar, klasörler dolusu istekler çıkmaktadır. Ama, genel hatlarıyla istenenler de bunlardır. Bugüne değin birkaç kez yayınlanan Türkiye İlerleme Raporları&#8217;nda bunlar ayrıntılı olarak anlatılmıştır. Siyasi irade de; bunlar üzerine kafa yormuşlar, zaman harcamışlar ve olabildiğince de gayret gösterme sevdasına düşmüşlerdir.<br />
Fakat asıl çığırtkanlar başkadır. Malum Raporlar yayınlanır yayınlanmaz, birden  Herkes konunun uzmanı olur. Köşe yazıları, televizyon kanallarında açık oturumlar. Ortalık şamatadan, ahkam kesmelerden geçilmez. Toz duman içinde sapla saman birbirine karışır ki, ayır ayırabilirsen.<br />
Samimi olanlara diyecek sözüm yok. Ellerinden geleni yapmaya çalışırlar. Ama; bir de Ali Kemal ruhlular var ki; sormayın gitsin! Öyle görüşler açıklarlar ki; anlayanlar çok iyi anlıyor da, genelde bu AB çığırtkanlarının söylediklerini Türk Ulusu&#8217;nun çoğunluğu anlamaz. Zaten onların amacı da budur. Yoksa Halkımızın anlama konusunda bir sıkıntısı yok. Anlatanlar böyle yaparlar ki; ortalık daha da karışsın ve önemli bir şeyler anlatılıyormuş havası yaratılsın. Bunu yaparken de; riyakarlıkları gereği, Atatürk&#8217;ün  &#8216;Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşma&#8217; sözüne atıfta bulunmaktan geri kalmazlar. Hani sözüm ona,  Atatürkçü gözükerek inandırıcı olacaklar ya!<br />
Halbuki çok önemli bir gerçek gözden kaçırılmaktadır&#8230;<br />
Atatürk&#8217;ün &#8216;Muasır Medeniyetler Seviyesine Ulaşmak&#8217; olarak işaret ettiği; Batı&#8217;nın, yani bize göre daha gelişmiş milletlerin bilim, sanayi, teknoloji, sanat, eğitim  vb gibi hususlardaki gelişmelerinin, Ülkemiz şartlarına uygun düşebilecek kısımlarının örnek olarak alınması ve Türkiye şartlarına göre bu konularda uygun çabaların gösterilmesi esastır. Zamanla bir kısım kıt akıllılarca söylendiği gibi, Atatürk&#8217;ün bu sözünün amacı, Asla Batıcı olmak veya Batı Taklitçiliği yapmak falan değildir!<br />
Aslında amaç başkadır. Çığırtkanlar da bu işin tellallığını yaparlar.<br />
Atatürk Türkiyesi, bir şekilde oyuna getirilmek istenmektedir. Bu bir asırlık bir rüyadır. Birileri çıkıp da akıl hocalığına boşuna soyunmasın. Altı yüzyılı aşkın bir süre, Padişahlıkla yönetilmiş bir ülkede; Ümmet iken Millet ve Teba iken de Vatandaş olma  başarısını gösterebilmek uğruna bir çok cephede, nice evlatlarını, gözünü kırpmadan şehit vermiş olan Yüce Türk Ulusu, adına Avrupa Birliği denilen ve emperyalizmin, çağımızdaki en önemli maşası durumunda olan bir topluluğun, saçmalıklarına gerek kalmaksızın, kendi ayakları üzerinde ve onuruyla durabilme büyüklüğüne sahiptir ve  sahip olmaya da devam edecektir! Bundan hiç kimsenin zerre kadar endişesi olmasın..!<br />
Türk Milleti&#8217;nin gerçek dostu sadece ve sadece kendisidir! Tarihimizin onurlu sayfalarında hak ettiği yeri almış bulunan örnekler, bunu ispatlamaya yeter de artar bile!<br />
Gazi Mustafa Kemal Atatürk, yıllar öncesinden, sanki bugünlere atıfta bulunarak, olayın adını koymuştur:<br />
&#8216;Hangi istiklal vardır ki ecnebilerin nasihatleriyle, planlarıyla yükselebilsin? Tarih  böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir!&#8217;<br />
Paniğe kapılmaya gerek yoktur. Mevcut siyasi irade de elbet gerçekleri görecektir. Türkiye&#8217;yi asla AB üyeliğine almayacakları, yapılanların tamamının oyalama olduğu, siyasi irade tarafından nasıl olsa bir gün öğrenilecektir.<br />
Umarım çok geç kalınmaz.<br />
(Sürecek)<br />
CENGİZ ÖNAL<br />
Cumhuriyet Neferi</p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Buraya kadar bazı ayrıntıları anlatmış olmamla beraber;  AB olayının gerçek yüzü, sadece, bu anlattıklarımla sınırlı değildir. Bunlar genel çizgilerdir. Masa başında yapılan ikili müzakereler bize ne kadarı anlatılıyor dersiniz? Sizce, Türk Ulusu, AKP ve Zihniyeti iktidarınca sürdürülen müzakerelerden tam manasıyla haberdar ediliyor mu?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Hiç sanmıyorum!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Gelinen noktaya baktığımızda; bugüne değin olan ilişkilerde, şartların yeterince tetkik edilmediği, içeriye dönük basit siyasi hesaplar, çıkarlar ve kısaca siyasi hırs ve çeşitli rant uğruna her şeye evet denildiği açıkça sırıtmaktadır. Bir kısım siyasilerin, ‘Ülkeyi Avrupa Birliği’ne sokma yolunda büyük adımlar attık, vs’</span><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"> <span style="mso-bidi-font-weight: bold;">şeklindeki söylem ve propagandalarının oy avcılığı için yapıldığı açıkça ortada. Onlar da biliyorlar ki; Avrupa Birliği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ni, hiçbir zaman değil daimi, üye olarak bile almayacaktır. Nitekim, son zamanlarda Fransa Cumhurbaşkanı ile Almanya Başbakanı’nın söyledikleri, bu ifadelerimin açık birer kanıtı değil mi?</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;">            <span style="mso-bidi-font-weight: bold;">AB, kendi bildiği yolda kararlı bir şekilde yürüyor. Sorun bizim siyasilerde. Gerçekleri görmezden gelmeleri, hatta görmek istememeleri başımıza çok işler açtı. Daha da açacağı geride. Açıkçası insanlarımız uyutuluyor.</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            …………….</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Bütün olup bitenlere karşın, asli görevimiz, Türk Ulusu’nu gerçeklerden haberdar etmektir. Gayretlerimiz bunun üzerinedir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Öncelikle de; Avrupa Birliği’nin Gerçek Yüzünü görebilmemiz için, bizden istenenlerin bir kısmına, kısmen, bakmakta yarar var:</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;">            <span style="text-decoration: underline;"><span style="mso-bidi-font-weight: bold;">Adalet Sistemimiz</span></span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;">            <span style="mso-bidi-font-weight: bold;">Adalet, adil uygulanabildiği  zaman bir anlam taşır. Bu, bütün dünya için böyledir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik, Hukukun Üstünlüğü ilkesini prensip edinmiş sosyal ve üniter bir devlet yapısını esas almıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Unutulmamalı ki; Hukuk, bir gün herkese lazım olacaktır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Ancak, Türkiye’ye adalet ve hukuk sistemleri konusunda akıl vermeye, yol göstermeye çalışan AB’nin, Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı her türlü suçu işlemiş olan, teröristinden katiline kadar bütün suçluların, üye ülkeler tarafından korunuyor, besleniyor ve destekleniyor olmasının   mantığını açıklaması gerekmiyor mu? Suçluyu besleyerek himaye edecek, oluşturdukları terör örgütlerine destek verip büyümelerini, gelişmelerini sağlayarak, her türlü yardımda bulunacak, propagandalarını rahatça yapsınlar diye yasa dışı televizyon yayınını bile yapmalarına izin verilecek, bir de eline silah tutuşturup Türkiye üzerine salacaksınız; sonra da hukuk,  adalet sistemi ve insan hakları gibi temel kavramlar üzerine ahkam keseceksiniz.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Yemezler Efendiler, Yemezler!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            AB, belki mevcut siyasilerimizle iyi temaslar içinde bulunabilir. Müzakereler yürütülüyormuş gibi yapılıp, kapalı kapılar ardında Türkiye Cumhuriyeti’nden hangi tavizlerin nasıl koparılabileceğinin hesapları yapılıyor olabilir. Bu görüşmeler, tarih mahkemesinin önüne çıkmasın diye, tutanaklara da geçirilmeyebilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Hatta siyasilerimiz, Avrupa Birliği’ne Uyum ve Entegrasyon gibi saçmalıkları gerekçe gösterip, Meclis çoğunluğundan da yararlanarak, bir kısım yasalarımızla oynamış ve onları, amiyane tabirle, kuşa çevirmiş de olabilir.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Ancak, Türk Ulusu’nun sabrının da bir sonu olduğu gözden ırak tutulmamalıdır. Ozan’ın dediği gibi ; ‘Bu Ülke, Otuz Kupon’a alınmadı… !’ </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Türk Ulusu artık gözleriyle değil, beyni ile de görmeye başlamıştır. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Kapısının önünü temizlemekten acze düşmüş ve yakın geçmişte,  kendi vatandaşlarına bile köle muamelesi yaptıkları tespit edilmiş olanların, Türkiye’ye, hukuktan, adaletten ve insan haklarından  bahsetme hakları yoktur. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Olmamalıdır da!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Efendiler! Siz öncelikle kendi kapınızın önünü temizlemelisiniz&#8230;!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;"> </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Eğitim Sistemimiz</span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial;">            <span style="mso-bidi-font-weight: bold;">Türkiye Cumhuriyeti, üniter bir devlet olup, eğitim dili Türkçe’dir. Ülkenin her bireyinin eğitimden eşit olarak yararlanmak en doğal hakkıdır. Bunda hiçbir kısıtlama söz konusu değildir. </span></span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Hatta eğitimin ilk 8 yıllık İlköğretim kısmı da zorunludur. Bu uygulama, yasalarla da teminat altına alınmıştır.</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            AB’nin cevvalleri ise; ‘…herkese eşit ve anadillerinde eğitim hakkı sağlanmalı…’ diye saçmalayıp duruyor. Ne acıdır ki; işin aslı astarı yeterince anlaşılmadan, bazı aklı evveller hemen konuya balıklama atlayıp, yazıp, söylemeye, televizyon ekranlarından döktürmeye başlıyor. </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Söylenmek istenip de açıkça söylenemeyen konu; şimdilik Kürtçe dilinde eğitim imkan tanınmasıdır. Dil altındaki baklaların birisi de; Ülkenin belirli yörelerinde, Kürtçe, Çerkezce, Tatarca, Lazca, vb dillerinde resmi eğitim yapılmasıymış!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Nerede, bu ülkenin binlerce şehidin kanı uğruna elde edilen tam bağımsızlığı?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Nerede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Birliği, Bütünlüğü ve Üniter  yapısı?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            Acaba, bu dillerde eğitim yapacak olanlarla konuşsak; böyle bir istekleri var mıdır? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-indent: 35.4pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Elbette ki yok!</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">            AB kim oluyor da benim yani Türkiye Cumhuriyeti’nin, tam bağımsızlık anlayışına müdahale etme hakkını ve haddini kendinde bulabiliyor? </span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt 35.25pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">Bunların böylesine pervasızca havlamalarına kimler müsaade ediyor? Neden?</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">(Sürecek)</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">CENGİZ ÖNAL</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 11pt; font-family: Arial; mso-bidi-font-weight: bold;">    Cumhuriyet Neferi</span></p>
<p class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 0pt;"><span style="font-size: 11pt;"><span style="font-family: Times New Roman;"> </span></span></p>
<p>Buraya kadar bazı ayrıntıları anlatmış olmamla beraber;  AB olayının gerçek yüzü, sadece, bu anlattıklarımla sınırlı değildir. Bunlar genel çizgilerdir. Masa başında yapılan ikili müzakereler bize ne kadarı anlatılıyor dersiniz? Sizce, Türk Ulusu, AKP ve Zihniyeti iktidarınca sürdürülen müzakerelerden tam manasıyla haberdar ediliyor mu?</p>
<p>            Hiç sanmıyorum!</p>
<p>            Gelinen noktaya baktığımızda; bugüne değin olan ilişkilerde, şartların yeterince tetkik edilmediği, içeriye dönük basit siyasi hesaplar, çıkarlar ve kısaca siyasi hırs ve çeşitli rant uğruna her şeye evet denildiği açıkça sırıtmaktadır. Bir kısım siyasilerin, &#8216;Ülkeyi Avrupa Birliği&#8217;ne sokma yolunda büyük adımlar attık, vs&#8217; şeklindeki söylem ve propagandalarının oy avcılığı için yapıldığı açıkça ortada. Onlar da biliyorlar ki; Avrupa Birliği, Gazi Mustafa Kemal Atatürk&#8217;ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ni, hiçbir zaman değil daimi, üye olarak bile almayacaktır. Nitekim, son zamanlarda Fransa Cumhurbaşkanı ile Almanya Başbakanı&#8217;nın söyledikleri, bu ifadelerimin açık birer kanıtı değil mi?</p>
<p>            AB, kendi bildiği yolda kararlı bir şekilde yürüyor. Sorun bizim siyasilerde. Gerçekleri görmezden gelmeleri, hatta görmek istememeleri başımıza çok işler açtı. Daha da açacağı geride. Açıkçası insanlarımız uyutuluyor.</p>
<p>            &#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</p>
<p>            Bütün olup bitenlere karşın, asli görevimiz, Türk Ulusu&#8217;nu gerçeklerden haberdar etmektir. Gayretlerimiz bunun üzerinedir.</p>
<p>            Öncelikle de; Avrupa Birliği&#8217;nin Gerçek Yüzünü görebilmemiz için, bizden istenenlerin bir kısmına, kısmen, bakmakta yarar var:</p>
<p> </p>
<p>            <span style="text-decoration: underline;">Adalet Sistemimiz</span></p>
<p> </p>
<p>            Adalet, adil uygulanabildiği  zaman bir anlam taşır. Bu, bütün dünya için böyledir.</p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti, Demokratik, Laik, Hukukun Üstünlüğü ilkesini prensip edinmiş sosyal ve üniter bir devlet yapısını esas almıştır.</p>
<p>Unutulmamalı ki; Hukuk, bir gün herkese lazım olacaktır.</p>
<p>            Ancak, Türkiye&#8217;ye adalet ve hukuk sistemleri konusunda akıl vermeye, yol göstermeye çalışan AB&#8217;nin, Türkiye Cumhuriyeti&#8217;ne karşı her türlü suçu işlemiş olan, teröristinden katiline kadar bütün suçluların, üye ülkeler tarafından korunuyor, besleniyor ve destekleniyor olmasının   mantığını açıklaması gerekmiyor mu? Suçluyu besleyerek himaye edecek, oluşturdukları terör örgütlerine destek verip büyümelerini, gelişmelerini sağlayarak, her türlü yardımda bulunacak, propagandalarını rahatça yapsınlar diye yasa dışı televizyon yayınını bile yapmalarına izin verilecek, bir de eline silah tutuşturup Türkiye üzerine salacaksınız; sonra da hukuk,  adalet sistemi ve insan hakları gibi temel kavramlar üzerine ahkam keseceksiniz.</p>
<p>            Yemezler Efendiler, Yemezler!</p>
<p>            AB, belki mevcut siyasilerimizle iyi temaslar içinde bulunabilir. Müzakereler yürütülüyormuş gibi yapılıp, kapalı kapılar ardında Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nden hangi tavizlerin nasıl koparılabileceğinin hesapları yapılıyor olabilir. Bu görüşmeler, tarih mahkemesinin önüne çıkmasın diye, tutanaklara da geçirilmeyebilir.</p>
<p>            Hatta siyasilerimiz, Avrupa Birliği&#8217;ne Uyum ve Entegrasyon gibi saçmalıkları gerekçe gösterip, Meclis çoğunluğundan da yararlanarak, bir kısım yasalarımızla oynamış ve onları, amiyane tabirle, kuşa çevirmiş de olabilir.</p>
<p>            Ancak, Türk Ulusu&#8217;nun sabrının da bir sonu olduğu gözden ırak tutulmamalıdır. Ozan&#8217;ın dediği gibi ; &#8216;Bu Ülke, Otuz Kupon&#8217;a alınmadı&#8230; !&#8217;</p>
<p>Türk Ulusu artık gözleriyle değil, beyni ile de görmeye başlamıştır.</p>
<p>            Kapısının önünü temizlemekten acze düşmüş ve yakın geçmişte,  kendi vatandaşlarına bile köle muamelesi yaptıkları tespit edilmiş olanların, Türkiye&#8217;ye, hukuktan, adaletten ve insan haklarından  bahsetme hakları yoktur.</p>
<p>Olmamalıdır da!</p>
<p>Efendiler! Siz öncelikle kendi kapınızın önünü temizlemelisiniz&#8230;!</p>
<p> </p>
<p><span style="text-decoration: underline;">Eğitim Sistemimiz</span></p>
<p> </p>
<p>            Türkiye Cumhuriyeti, üniter bir devlet olup, eğitim dili Türkçe&#8217;dir. Ülkenin her bireyinin eğitimden eşit olarak yararlanmak en doğal hakkıdır. Bunda hiçbir kısıtlama söz konusu değildir.</p>
<p>            Hatta eğitimin ilk 8 yıllık İlköğretim kısmı da zorunludur. Bu uygulama, yasalarla da teminat altına alınmıştır.</p>
<p>            AB&#8217;nin cevvalleri ise; &#8216;&#8230;herkese eşit ve anadillerinde eğitim hakkı sağlanmalı&#8230;&#8217; diye saçmalayıp duruyor. Ne acıdır ki; işin aslı astarı yeterince anlaşılmadan, bazı aklı evveller hemen konuya balıklama atlayıp, yazıp, söylemeye, televizyon ekranlarından döktürmeye başlıyor.</p>
<p>            Söylenmek istenip de açıkça söylenemeyen konu; şimdilik Kürtçe dilinde eğitim imkan tanınmasıdır. Dil altındaki baklaların birisi de; Ülkenin belirli yörelerinde, Kürtçe, Çerkezce, Tatarca, Lazca, vb dillerinde resmi eğitim yapılmasıymış!</p>
<p>            Nerede, bu ülkenin binlerce şehidin kanı uğruna elde edilen tam bağımsızlığı?</p>
<p>            Nerede, Türkiye Cumhuriyeti Devleti&#8217;nin Birliği, Bütünlüğü ve Üniter  yapısı?</p>
<p>            Acaba, bu dillerde eğitim yapacak olanlarla konuşsak; böyle bir istekleri var mıdır?</p>
<p>Elbette ki yok!</p>
<p>            AB kim oluyor da benim yani Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin, tam bağımsızlık anlayışına müdahale etme hakkını ve haddini kendinde bulabiliyor?</p>
<p>Bunların böylesine pervasızca havlamalarına kimler müsaade ediyor? Neden?</p>
<p>(Sürecek)</p>
<p>CENGİZ ÖNAL</p>
<p>    Cumhuriyet Neferi</p>
<p> </p>
<p><a title="permanent link" href="http://cengizonal.blogspot.com/2009/05/turkiye-avrupa-birligi-iliskileri.html"><abbr title="2009-05-30T14:10:00-07:00" /></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/%e2%80%98avrupa-birligi%e2%80%99ni-taniyalim%e2%80%99.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mayınları Sökmeyin ve Irak Sınırına da Döşeyin!</title>
		<link>http://www.addisparta.org/mayinlari-sokmeyin-ve-irak-sinirina-da-doseyin.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/mayinlari-sokmeyin-ve-irak-sinirina-da-doseyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 14:58:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1710</guid>
		<description><![CDATA[Mayınla kaybettiğimiz şehitlerimizin ailelerine, Türk silahlı Kuvvetlerine ve ulusumuza başsağlığı dileğiyle&#8230;
         İşte bugün kaç şehit daha verdik?
Hem de PKK&#8217;nın sıra sıra döşediği İtalyan marka Amerikan mayınlarıyla; AB-ABD emperyalizmi ile savaştığımızın ispatıdır bu ölümler.
Bu nasıl iştir ki, bir yandan ABD dağlarımızı yollarımızı mayınlarla döşetiyor, bir yandan 1954&#8242;de NATO kararıyla döşettiği mayınları geri &#8220;sök&#8221; diye dayatıyor. Benim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mayınla kaybettiğimiz şehitlerimizin ailelerine, Türk silahlı Kuvvetlerine ve ulusumuza başsağlığı dileğiyle&#8230;</p>
<p>         İşte bugün kaç şehit daha verdik?</p>
<p>Hem de PKK&#8217;nın sıra sıra döşediği İtalyan marka Amerikan mayınlarıyla; AB-ABD emperyalizmi ile savaştığımızın ispatıdır bu ölümler.</p>
<p>Bu nasıl iştir ki, bir yandan ABD dağlarımızı yollarımızı mayınlarla döşetiyor, bir yandan 1954&#8242;de NATO kararıyla döşettiği mayınları geri &#8220;sök&#8221; diye dayatıyor. Benim başbakanım 2001&#8242;de gitmiş çakmış imzayı. Şimdi, &#8220;İmzaladın, yerine getir&#8221; diye, ABD onu, o bizi azarlıyor.<span id="more-1710"></span></p>
<p>Sizce başbakan neden bu kadar yüksek sesle bağırarak, üstelik &#8220;Türkiye bu kadar küçük mü?&#8221; gibi aşağılayıcı söylemlerle yükleniyor meclise? Dayatıyor adeta. Çünkü verilmiş sözü, atılmış imzası var.</p>
<p>Böyle katakulli ile mayın söktürtecekler bize, üstüne toprakların altını da üstünü de birilerine işlet diye vereceğiz&#8230; Tipik Yahudi kurnazlığıdır. Önce yerli birileri alır, onlar da ondan devralır, bunu çok gördük.</p>
<p>Türk halkı ve Türk Silahlı Kuvvetleri her gün yas içindeyken; oğullarımızın mayınlarla paramparça olmuş bedenlerini toplarken&#8230; İnsafınız yok mu beyler?</p>
<p>Allahtan korkun yahu! Kimden neyi istiyorsunuz, farkında değilsiniz?</p>
<p>O mayınları NATO ne için döşedi bilmiyorsunuz galiba: İsrail&#8217;i Rusya&#8217;ya karşı güvenceye almak içindi. Şimdi niye açın diyorlar? Demek ki İsrail artık buralarda rahatladı, yayılmak istiyor, önünde mayınlı arazi engeli istemiyor! Kerkük petrollerini Hayfa&#8217;ya güvenli taşımak istiyor.</p>
<p>TSK&#8217;yı yıpratma malzemesi yapıldı bu konu! Herkes yükleniyor Silahlı Kuvvetlere, acaba neden? Sağ-sol birlikte vurun abalıya diyor. Bunu görmek ve öyleyse bu işte bir terslik var diye düşünmek gerek!</p>
<p>Artık zihinsel algılama sistemimizi yeniden kurmalı;</p>
<p>-         Medyada manşetten verilen her şeyi TERSİNDEN OKUMALIYIZ!</p>
<p>-          &#8221;ABD ile anlaşma gereği&#8221; yapılan her işin altında bir çapanoğlu aramalıyız!</p>
<p>-         &#8220;<strong>Kendi yararına zannederek aslında bizim istediğimiz işleri yapacaklar</strong>&#8221; taktiği uyguladıklarını düşünmeliyiz.</p>
<p>Urfalı topraksız köylüye toprak verileceği bir palavradır. Modern üretim çiftliği Urfa Ceylânpınar&#8217;ı unuttuk; PKK eliyle oradaki üretimi durdurttular, traktörleri yaktılar, evleri ahırları bombalattılar, insanları kaçırttılar&#8230; Binlerce eğitilmiş tarım işçisi, orda çalışan ziraat mühendisleri, deneyimleriyle birlikte tuz buz oldu. Sigortalı tarım işçiliği yok edildi; işsiz, güçsüz, aşsız, başsız, perişan edildiler.</p>
<p>Şimdi TRT röportaj yapıyor Urfa&#8217;da, &#8220;toprak istiyoruz&#8221; diyeni görüntülüyor. Ceylanpınar Üretim Çiftliğini geri isteriz diyen yok mu?  Yani, maksada uygun sorularla kamuoyu yönlendiriliyor; &#8220;mayınlar sökülsün diyor halk&#8221; mesajı veriliyor.  </p>
<p><strong>HAYIR, MAYINLAR YERİNDE KALSIN! </strong></p>
<p>Siyonist yayılmacı İsrail, Urfa&#8217;yı ata yurdu diye dillendirmeye devam ederken, dursun orda mayınlar. İsrail bu politikasından vazgeçtiği zaman, Amerika ve İsrail dünya egemenliğinden vaz geçtiği zaman, biz kendimiz sökeriz onları.</p>
<p>Şimdi, hain pusularda delikanlı oğullarımız toprağa düşerken, o mayınları döşetenlere sesimizi yükseltmektir yapmamız gereken.</p>
<p>Eklemeliyim; bu TRT artık bizim TRT&#8217;miz değildir. TRT Çocuk kanalında, &#8220;Burada hiç güneş yok, ne güzel değil mi?&#8221; diye, tıpkı ilkokul kitaplarında güneşi kararttıkları gibi sözler var. Bunlar beyin patlatan mayınlardır. Lütfen çocuklarımıza yanlış fikirler veren bu kanalı izlettirmeyelim ve kanalı RTÜK&#8217;e şikâyet edelim.</p>
<p>Artık çocuklara TRT ne diyorsa, İlköğretim kitapları ne yazıyorsa ve ABD ne istiyorsa, başbakan bağırarak ne diyorsa, tersini yapmak zamanıdır.</p>
<p>29.5.2009</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify;"><span style="font-size: 14pt; color: black;"><span style="font-family: Times New Roman;">Mahiye Morgül</span></span><span style="color: black;"></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/mayinlari-sokmeyin-ve-irak-sinirina-da-doseyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“Bağımsızlık Andımız “İstiklal Marşı” Ne Zaman Tartışmaya Açılacak?”</title>
		<link>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cbagimsizlik-andimiz-%e2%80%9cistiklal-marsi%e2%80%9d-ne-zaman-tartismaya-acilacak%e2%80%9d.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cbagimsizlik-andimiz-%e2%80%9cistiklal-marsi%e2%80%9d-ne-zaman-tartismaya-acilacak%e2%80%9d.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 13:46:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1707</guid>
		<description><![CDATA[ Bir televizyon programına katılan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&#8217;nun ilköğretim okullarında okunan öğrenci andı ile ilgili olarak &#8220;Öğrenci Andı&#8217;nın kaldırılması tartışılabilir&#8221; söylemi Milli Eğitimden ulusal bilinci, Atatürk&#8217;ü, Atatürkçü düşünceyi kaldırmanın bir adımı ve büyük bir talihsizliktir.
Öğrenci Andının kaldırılmak istenmesi, bunun tartışmaya açılması &#8220;bölücülerin,  irtica yandaşlarının, tarikat ve cemaat örgütlenmelerinin AB-D devşirmelerinin dayatmasıdır.
Türk Devrimi bilincine, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong>Bir televizyon programına katılan Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu&#8217;nun ilköğretim okullarında okunan öğrenci andı ile ilgili olarak <strong>&#8220;Öğrenci Andı&#8217;nın kaldırılması tartışılabilir&#8221; </strong>söylemi Milli Eğitimden ulusal bilinci, Atatürk&#8217;ü, Atatürkçü düşünceyi kaldırmanın bir adımı ve büyük bir talihsizliktir.</p>
<p>Öğrenci Andının kaldırılmak istenmesi, bunun tartışmaya açılması &#8220;bölücülerin,  irtica yandaşlarının, tarikat ve cemaat örgütlenmelerinin AB-D devşirmelerinin dayatmasıdır.<span id="more-1707"></span></p>
<p>Türk Devrimi bilincine, Türkiye gerçeklerine aykırı,  eğitimi Atatürkçü Düşünceden uzaklaştırmaya yönelik girişimler yeni değildir. AB&#8217;nin istemleri doğrultusunda Ders kitaplarından ulusal değerlerimizi, ulusal bilincimizi çıkarmayı iş edinen çağdışı zihniyetin, &#8220;Öğrenci Andını&#8221; kaldırmak yerine, kendi beyinlerindeki karanlığı kaldırmaya yönelmesi daha anlamlı olurdu.</p>
<p>76 yıldır öğrencilerimizin <strong>&#8220;Türküm, doğruyum, çalışkanım&#8221;</strong> andını söylemesinin, <strong>&#8220;Ne Mutlu Türküm&#8221;</strong> diye haykırmalarından kim neden rahatsızlık duyuyor anlamakta zorlanıyoruz?</p>
<p>Eğitimin çözülmesi gereken bunca köklü sorunları varken &#8220;Öğrenci Andı&#8221; nın tartışmaya açılması Türkiye üzerinde oynanan sinsi oyunun ısıtılarak yeniden sahneye sürülmesidir. Bu zihniyet,  bağımsızlık andımız &#8220;İstiklal Marşı&#8221; nı  ne zaman tartışmaya açacak merak ediyoruz?</p>
<p>Eğitim alanında yaratılan gerici kadrolaşmanın, eğitimin &#8220;Milli&#8221;  kimliğini yok etmenin, 14 milyon öğrencinin, 800 bin <span style="color: #333333;"><a href="http://milarsiv.milliyet.com.tr/e%C4%9Fitim/1/1097095/" target="_blank">eğitim</a></span> çalışanının ağır sorunlarının üzerini örtme çaba ve gayretinde olan Milli Eğitim Bakanını kınıyoruz.</p>
<p><!--[if gte mso 9]><xml> <w:WordDocument> <w:View>Normal</w:View> <w:Zoom>0</w:Zoom> <w:HyphenationZone>21</w:HyphenationZone> <w:PunctuationKerning /> <w:ValidateAgainstSchemas /> <w:SaveIfXMLInvalid>false</w:SaveIfXMLInvalid> <w:IgnoreMixedContent>false</w:IgnoreMixedContent> <w:AlwaysShowPlaceholderText>false</w:AlwaysShowPlaceholderText> <w:Compatibility> <w:BreakWrappedTables /> <w:SnapToGridInCell /> <w:WrapTextWithPunct /> <w:UseAsianBreakRules /> <w:DontGrowAutofit /> </w:Compatibility> <w:BrowserLevel>MicrosoftInternetExplorer4</w:BrowserLevel> </w:WordDocument> </xml><![endif]--><!--[if gte mso 9]><xml> <w:LatentStyles DefLockedState="false" LatentStyleCount="156"> </w:LatentStyles> </xml><![endif]--> <!--[if gte mso 10]><br />
<mce:style><!   /* Style Definitions */  table.MsoNormalTable 	{mso-style-name:"Normal Tablo"; 	mso-tstyle-rowband-size:0; 	mso-tstyle-colband-size:0; 	mso-style-noshow:yes; 	mso-style-parent:""; 	mso-padding-alt:0cm 5.4pt 0cm 5.4pt; 	mso-para-margin:0cm; 	mso-para-margin-bottom:.0001pt; 	mso-pagination:widow-orphan; 	font-size:10.0pt; 	font-family:"Times New Roman"; 	mso-ansi-language:#0400; 	mso-fareast-language:#0400; 	mso-bidi-language:#0400;} --></p>
<p><!--[endif]--></p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 12pt;">YÖNETİM KURULU ADINA:<span> </span><span> </span>MAHMUT ÖZYÜREK</p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0.0001pt; text-align: justify; text-indent: 35.4pt; line-height: 12pt;">ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/%e2%80%9cbagimsizlik-andimiz-%e2%80%9cistiklal-marsi%e2%80%9d-ne-zaman-tartismaya-acilacak%e2%80%9d.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PAVLOV&#8217;UN KÖPEKLERI VE MILLI REFLEKSIN KIRILMASI</title>
		<link>http://www.addisparta.org/pavlovun-kopekleri-ve-milli-refleksin-kirilmasi.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/pavlovun-kopekleri-ve-milli-refleksin-kirilmasi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 23 May 2009 07:17:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1704</guid>
		<description><![CDATA[İSTANBUL ÜNIVERSITESI CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESI PSIKIYATRI BÖLÜMÜ PROFESÖRÜ MEHMET KEREM DOKSAT ŞÖYLE AÇIKLIYOR:
&#8216;BILIRSINIZ, ÜNLÜ RUS FIZYOLOG PAVLOV, KÖPEKLERINE ET VERIRKEN BIR YANDAN ZIL ÇALINCA VE BUNU DEFALARCA YAPINCA, BIR SÜRE SONRA ETI GÖRMEDEN DE ZIL SESINI IŞITINCE HAYVANIN SALYASI AKMAYA BAŞLAR. BU ŞARTLI REFLEKSTIR: HAYVANIN TABIATINDA OLMAYAN BIR UYARAN (ZIL SESI) , ONU TABIATINDA OLAN [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL ÜNIVERSITESI CERRAHPAŞA TIP FAKÜLTESI PSIKIYATRI BÖLÜMÜ PROFESÖRÜ MEHMET KEREM DOKSAT ŞÖYLE AÇIKLIYOR:<br />
&#8216;BILIRSINIZ, ÜNLÜ RUS FIZYOLOG PAVLOV, KÖPEKLERINE ET VERIRKEN BIR YANDAN ZIL ÇALINCA VE BUNU DEFALARCA YAPINCA, BIR SÜRE SONRA ETI GÖRMEDEN DE ZIL SESINI IŞITINCE HAYVANIN SALYASI AKMAYA BAŞLAR. BU ŞARTLI REFLEKSTIR: HAYVANIN TABIATINDA OLMAYAN BIR UYARAN (ZIL SESI) , ONU TABIATINDA OLAN ETI GÖRMÜŞ GIBI HEYECANLANDIRMAKTAD IR. AMA EĞER SÜREKLI OLARAK ZIL ÇALIP HIÇ ET GÖSTERMEZSENIZ, BIR SÜRE SONRA BU ŞARTLI REFLEKS SÖNER; DEVAMININ TESISI IÇIN ARADA ET DE GÖSTERILEREK PEKIŞTIRILMELIDIR.</p>
<p>HIÇBIRIMIZ DÜNYAYA TÜRK, MEKSIKALI, SÜNNÎ VEYA KATOLIK OLARAK GELMEYIZ; BUNLAR BIZE ÖĞRETILEN DEĞERLER, YÂNI ŞARTLI REFLEKSLERDIR. EĞER PEKIŞTIRILMEZLERSE, ZAMANLA SÖNERLER.<br />
BIR GÜN PAVLOV&#8217;UN ENSTITÜSÜNÜ SU BASAR.. KÖPEKLERIN BIR KISMI BOĞULUR BIR KISMI DA GÜNLERCE TERÖRIZE OLUR ÇÜNKÜ ÖLÜMDEN ZOR KURTULMUŞLARDIR. KURTARILABILENLER TEKRAR ENSTITÜYE TOPLANIR. PAVLOV ZIL ÇALAR, KÖPEKLERDE TIK YOK! ŞU MÜTHIŞ SONUCA VARIR: AĞIR TRAVMALAR,(ERGENEKO N VE SOSYO EKONOMIK ŞARTLAR) ŞARTLI REFLEKSLERI ORTADAN KALDIRIR. İNSANI VEYA HAYVANI EN DOĞAL, EN ILKEL HÂLINE GERI DÖNDÜRÜR.<span id="more-1704"></span><br />
BIR YANDAN HER GÜN 15-20 ŞEHIT, &#8216;KANLARI YERDE KALMAYACAK&#8217; DENIP SÜREKLI KANLARININ YERDE KALMASI, BIR YANDAN ERGENEKON BILMEM NE DEYIP BÜYÜK BIR ÇOĞUNLUĞUNUN SUÇSUZ OLDUĞUNA HERKESIN EMIN OLDUĞU, HÂTTÂ TEK SUÇU ATATÜRK&#8217;Ü VE ONUN ILKELERINI SEVMEK OLAN INSANLARIN SABAHA KARŞI EVLERINDEN ALINARAK HAPSE ATILMALARI&#8230; BIR YANDAN ORADA BURADA ARABA YAKARAK, POLISE TAŞ ATARAK ETNIK KALKIŞMALAR&#8230; HEPSINI TOPLARSANIZ, TEMEL GÜVENLIK DUYGUSU ORTADAN KALKIYOR.<br />
PAVLOV&#8217;UN KÖPEKLERINDEKI GIBI, BU KADAR AĞIR TRAVMALARLA ŞARTLI REFLEKSLERIMIZ (MILLÎ DUYGULARIMIZ VE TEPKILERIMIZ) KIRILIYOR.</p>
<p>. BATILI EMPERYALISTLER YOK ETMEK ISTEDIKLERI ULUSLARA SALDIRIRKEN O ULUSLARIN ÖNDERLERINDEN BAŞLARLAR IŞE. ÇÜNKÜ ULUSAL BÜTÜNLÜĞÜ SAĞLAYAN ULUSAL ÖNDERDIR.<br />
BUNU GAYET IYI BILEN EMPERYALISTLER BU NOKTADA PSIKOLOJI BILIMINI DE YARDIMA ÇAĞIRIRLAR.<br />
.<br />
MESELA ERMENILERLE TÜRKLER ARASINDA ULUSAL BIR DÜŞMANLIK MI VAR, ORADA VAMIK GIRER DEVREYE VE BU DÜŞMANLIĞIN KÖKENLERINI INCELER.<br />
PEKI INCELEME DEDIĞIMIZ ŞEY NEDIR?<br />
BURADA IZLENEN YOL ULUSAL YA DA ETNIK DÜŞMANLIKLARIN ORTADAN KALDIRILMASI DEĞIL, ABD&#8217;NIN TEHDIT OLARAK GÖRDÜĞÜ ULUSLARIN ULUSAL BILINÇLERININ, TARIHLERININ VE BENLIKLERININ SORGULANMASI, AŞINDIRILMASIDIR.<br />
KISACASI MILLI DUYGUNUN YOK EDILMESIDIR ETNIK PSIKIYATRININ GÖREVI.<br />
&#8230;.<br />
İŞTE BIZI ILGILENDIREN ŞEY DE BUDUR.<br />
<strong>BIR ULUSUN ULUSAL BILINCINI, ULUSAL DUYGUSUNU VE REFLEKSINI NASIL YOK EDERSINIZ? </strong><strong><br />
<strong>BUNUN DENENMIŞ, SINANMIŞ BIR YÖNTEMI VARDIR, O ULUSUN TARIHSEL VARLIĞINI SORGULAMAYA AÇARSINIZ</strong></strong><strong>. </strong><br />
YANI O ULUSUN TARIHINI YENIDEN TARTIŞIRSINIZ.<br />
MESELA TÜRKLER KENDILERINI KAHRAMAN BIR ULUS OLARAK MI GÖRÜYORLAR?<br />
O ZAMAN ONLARA NE KADAR KORKAK BIR ULUS OLDUKLARINI GÖSTERMEK GEREKMEKTEDIR!<br />
YA DA TÜRKLER ATALARINI, YANI ATATÜRK&#8217;Ü ÇOK MU YÜCELTIYORLAR?<br />
O ZAMAN ONLARA ATATÜRK&#8217;ÜN NE KADAR SIRADAN BIRI OLDUĞUNU GÖSTERIN.<br />
&#8230;<br />
FARKINDAYSANIZ SON ON YILDIR TAM DA BÖYLESI BIR DÖNEMDEN GEÇIYORUZ.<br />
SÖZDE DEMOKRATLIK, TARTIŞMA KÜLTÜRÜ ADINA NEYI TARTIŞIYORUZ VE BIZDEN NEYI KABUL ETMEMIZ ISTENIYOR?<br />
DIYORLAR KI SIZ SOYKIRIMCI BIR MILLETSINIZ!<br />
ERMENILERE SOYKIRIM UYGULADINIZ.<br />
BIZ DIYORUZ KI HAYIR UYGULAMADIK!<br />
O ZAMAN UYANIK EMPERYALIST DIYOR KI: TAMAM MADEM UYGULAMADINIZ, BUNU HEMEN REDDETMEYIN, TARTIŞALIM, ÖYLE BIR SONUCA VARALIM.<br />
SIZE MANTIKLI GELIYOR, NASILSA BIZ SUÇSUZUZ, TARTIŞMADAN GALIP AYRILIRIZ DIYORSUNUZ.<br />
AMA TARTIŞMA MASASI KURULDUĞUNDA HIÇ DE ORTADA EŞIT BIR TARTIŞMA ŞANSI OLMADIĞINI GÖRÜYORSUNUZ.<br />
BIR BAKIYORSUNUZ, TÜM TELEVIZYONLAR, GAZETELER, AYDINLAR SIZIN ERMENILERI KATLETTIĞINIZI YAYMAYA BAŞLIYOR.<br />
KANITLARI VAR MI?<br />
ELBETTE YOK!<br />
AMA YALAN BIR KEZ YAYILDI MI VE YALANI SÖYLEYENLERIN SAYISI ÇOK OLDU MU, GERÇEĞIN SESI ÇIKMAZ OLUYOR.<br />
HAYIR DIYORSUNUZ, GERÇEKLERI BIR DE BIZ ANLATALIM.<br />
AMA ANLATAMIYORSUNUZ, ÇÜNKÜ TÜM PROPAGANDA KANALLARI SIZE KAPATILMIŞ.<br />
İŞTE O ZAMAN ANLIYORSUNUZ TARTIŞMAYA AÇMAK DENILEN TUZAĞI.<br />
ÇÜNKÜ BU SÜRECIN SONUNDA, ULUSAL GURURU VE HASSASIYETLERI YÜKSEK INSANLAR BILE &#8216;ACABA&#8217; DEMEYE BAŞLIYOR!<br />
ACABA GERÇEKTEN ERMENILERI BIZ MI KATLETTIK?<br />
YANI ULUSAL BENLIKTE ILK KIRILMA YAŞANIYOR&#8230;<br />
&#8230;.<br />
PSIKOLOJIK HARBIN ETKISI ÇOK BÜYÜK BIR HIZLA BU ŞEKILDE YAYILIYOR.<br />
SONRA SIRA KÜRTLERE GELIYOR!<br />
SIZDEN TARTIŞMANIZI ISTIYORLAR.<br />
TARTIŞMA BAŞLIYOR VE YINE KAYBEDIYORSUNUZ. ..<br />
&#8230;<br />
<strong>BIR DÜŞÜNELIM SON DÖNEMDE NELERI TARTIŞMAYA AÇTIRDIK VE NEREDEYIZ. </strong></p>
<p> </p>
<p>BUGÜN MISAK-I MILLI&#8217;YI PEK ÖNEMSEMIYORUZ.<br />
KIRMIZI ÇIZGILERI UMURSAMIYORUZ.<br />
TÜRK DILININ ÖNEMI KALMAMIŞ.<br />
BU ÜLKEDE FEDERASYON DA OLABILIR.<br />
ERMENILERDEN ÖZÜR DILEYEBILIRIZ.<br />
KÜRTLERE BIRAZ TOPRAK VEREBILIRIZ. .<br />
KISACASI ULUSAL VARLIĞIMIZA AIT HAYATI HER ALANDA VE KONUDA KAYBETMIŞ DURUMDAYIZ.<br />
&#8230;<br />
PEKI SIRA NEYE GELDI?<br />
<strong>SIRA ATATÜRK&#8217;E GELDI.</strong><br />
ÇÜNKÜ ÖNEMLI OLAN ULUSAL ÖNDERI YOK ETMEKTIR.<br />
O HALDE TÜM ÖNDERLERE YAPILANI ATATÜRK&#8217;E DE YAPALIM.<br />
O&#8217;NUN NE KADAR ZALIM BIR DIKTATÖR OLDUĞUNU TARTIŞALIM.<br />
O&#8217;NUN ASLINDA ZAAFLARI OLDUĞUNU TARTIŞALIM.<br />
HATTA O&#8217;NUN ANASINI BILE TARTIŞALIM.<br />
EVET, EMPERYALISTLERIN GÜNDEMINDE BU VARDIR.<br />
TARTIŞIN DIYORLAR BIZ SIZIN ATANIZIN ANASINI TARTIŞMAK ISTIYORUZ!<br />
SONRA?<br />
SONRA DA SIRA SIZIN ANANIZA GELECEK!<br />
HEPINIZINKINE GELECEK!<br />
&#8230;.<br />
&#8230;<br />
İŞTE ASIL PSIKOLOJIK HARP CEPHESI DE BURADA KURULUYOR!<br />
YILLAR ÖNCESINE GIDIYORSUNUZ. ..<br />
MONDROS IMZALANMIŞ.<br />
SONRA DÜŞMAN ASKERLERI İSTANBUL&#8217;A ÇIKARTMA YAPMAYA BAŞLIYOR.<br />
MILYONLARCA TÜRK SADECE IZLIYOR!<br />
DEMEK KI ÖNEMLI OLAN ILK ADIM, IŞGALI IZLETTIREBILMEKMIŞ !<br />
AMA AYNI ZAMANDA BIR DE MASA!<br />
TARTIŞACAKSINIZ.<br />
TARTIŞMA MASASINDA BIZIM SADRAZAM EMPERYALISTLERE YALVARIYOR, BIRAZ ACIYIN DIYE.<br />
PEKI IZLEYEREK, TARTIŞARAK NEREYE VARABILIRSINIZ?<br />
&#8230;<br />
EMPERYALISTLER ASLINDA ŞU ANDA BEYINLERIMIZE VE YÜREKLERIMIZE YÜZYILIN ÇIKARTMASINI YAPIYOR.<br />
MEHMET AKIF, ÇANAKKALE IÇIN NE DIYORDU<br />
&#8216;ŞU BOĞAZ HARBI NEDIR? VAR MI KI DÜNYADA EŞI?<br />
EN KESIF ORDULARIN YÜKLENIYOR DÖRDÜ BEŞI,<br />
-TEPEDEN YOL BULARAK GEÇMEK IÇIN MARMARA&#8217;YA-<br />
KAÇ DONANMAYLA SARILMIŞ UFACIK BIR KARAYA.&#8217;<br />
&#8230;<br />
ÇIKARTMA SÜRERKEN IKI TAVIR VAR ALINACAK.<br />
BIRI İSTANBUL&#8217;DA IŞGALCILERI KARŞILAYAN VE ONLARDAN TOKAT YIYEN BIR OSMANLI PAŞASI OLABILIRSINIZ.<br />
YA DA DOLMABAHÇE&#8217;DEN ÇIKARTMAYI IZLEYEN BIR PADIŞAH.<br />
BELKI DE EVININ PERDESINI KAPATAN SIRADAN VE SUSKUN BIR TÜRK&#8230;<br />
AMA ASLINDA HEPSI AYNI KAPIYA VE AYNI KIŞILIĞE ÇIKAR.<br />
İZLERSINIZ!<br />
HER ŞEYI!<br />
YA DA ILK KURŞUNU ATAN HASAN TAHSIN OLURSUNUZ.<br />
<strong>HASAN TAHSIN&#8217;E KADAR BU ÜLKEDE DÜŞMANA HIÇ KURŞUN ATILMADIĞINI BILMEK NE KADAR UTANÇ VERICI ASLINDA!</strong><br />
PEKI HASAN TAHSIN&#8217;I NE KADAR TANIYORUZ?<br />
HASAN TAHSIN&#8217;I HASAN TAHSIN YAPAN NEDIR?<br />
&#8216;İLK KURŞUN&#8217;DAN ÖNCE DE KURŞUN ATMIŞTIR HASAN TAHSIN.<br />
TARIHIN GARIP CILVESI HASAN TAHSIN AVRUPA&#8217;DADIR VE BIR FILME GIDER.<br />
FILMDE TÜRKLER AŞAĞILANMAKTADIR.<br />
HASAN TAHSIN BU FILMI IZLEMEZ.<br />
&#8216;ÖNCE IZLEYEYIM SONRA ELEŞTIREYIM&#8217; DEMEZ.<br />
YA NE DER?<br />
TÜRK&#8217;E KÜFREDENIN CANINA OKURUM DER!<br />
VE ÇIKARIR SILAHINI ATEŞ EDER BEYAZ PERDEYE!<br />
FILM ORADA BITER!<br />
&#8230;<br />
HASAN TAHSIN&#8217;IN INSANI VE SIRADAN YANIDIR BU.<br />
HIÇBIR INSAN KENDISINE, ANASINA, BABASINA, ATASINA, MILLETINE, BAYRAĞINA KÜFRETTIRMEZ.<br />
EN BASIT INSAN GERÇEĞIDIR.<br />
İLKOKULDA BIR ÇOCUĞUN ANASINA KÜFRETMEYE KALKARSANIZ, SIZINLE ANASININ DURUMUNU TARTIŞMAZ, BUNUN CEVABI SURATINIZA YIYECEĞINIZ YUMRUKTUR.<br />
NEDEN?<br />
<strong>ÇÜNKÜ ÇOCUĞUN EN INSANI VE SIRADAN YANIDIR BU! </strong><strong><br />
<strong>İŞTE ERGENEKON OLAYI ,ERMENI SORUNU KÜRT AÇILIMI VE CAN DÜNDAR&#8217;IN INSANI DENILEN (MUSTAFA) BELGESELININ BAM TELI DE BURASI</strong></strong>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/pavlovun-kopekleri-ve-milli-refleksin-kirilmasi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BASIN AÇIKLAMASI (YÜCE TÜRK ULUSUNA)</title>
		<link>http://www.addisparta.org/basin-aciklamasi-yuce-turk-ulusuna.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/basin-aciklamasi-yuce-turk-ulusuna.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 19 May 2009 14:11:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Basın Açıklamaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1698</guid>
		<description><![CDATA[19 Mayıs , Türk ulusunun iç ve dış sömürgeci güçlerin   saldırısı  altında    yok olmaktan kurtulup, uygar insanlık ailesinin onurlu üyesi bir ulus olarak  yaşamak hakkını elde etme savaşımının  başlangıç tarihidir..   
19 Mayıs  emperyalistlerle kol-kola giren ve onlara  teslim olmuş padişah ve yandaşlarına karşı;  Mustafa Kemal&#8217;in  önderliğinde, yüce Türk ulusunun soylu başkaldırısının tarihidir.
Bu gün emperyalist  batı&#8217;nın uydusu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>19 Mayıs , Türk ulusunun iç ve dış sömürgeci güçlerin   saldırısı  altında    yok olmaktan kurtulup, uygar insanlık ailesinin onurlu üyesi bir ulus olarak  yaşamak hakkını elde etme savaşımının  başlangıç tarihidir..   </p>
<p>19 Mayıs  emperyalistlerle kol-kola giren ve onlara  teslim olmuş padişah ve yandaşlarına karşı;  Mustafa Kemal&#8217;in  önderliğinde, yüce Türk ulusunun soylu başkaldırısının tarihidir.</p>
<p>Bu gün emperyalist  batı&#8217;nın uydusu, varlığını ve geleceğini kendi ulusuna değil, yağmacı batıya bağlamış siyasi kadroya karşı,   Gazi Mustafa Kemal&#8217;in 90 yıl önce  başlattığı tam bağımsız Türkiye Cumhuriyeti  savaşımımız  aynı inanç, azim ve kararlılıkla  sürüyor.<span id="more-1698"></span></p>
<p>Bugün her fırsatta ulusun tam bağımsız yaşama azim ve kararlığını yok etmeye,  Kuvayı Milliye ruhunu boğmaya çalışan, emperyalist  batı ile uyumlu, halkı ile kavgalı, teslimiyetçi  iktidara ulusumuz  gereken dersi mutlaka verecek,  yağmacı emperyalizm ve işbirlikçileri yine yenilecektir.</p>
<p>Bu inançla tüm gençlerin ve yüce Türk ulusunun &#8220;BAĞIMSIZLIK&#8221;  bayramlarını kutluyoruz.  18.05.2009</p>
<p> </p>
<p><strong>YÖNETİM KURULU ADINA:                            MAHMUT ÖZYÜREK </strong></p>
<p><strong>                                                                                      ADD ISPARTA ŞUBE BAŞKANI </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/basin-aciklamasi-yuce-turk-ulusuna.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Gatakullü Gülen Darbesine Boyun mu eğeceğiz?</title>
		<link>http://www.addisparta.org/gatakullu-gulen-darbesine-boyun-mu-egecegiz.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/gatakullu-gulen-darbesine-boyun-mu-egecegiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 20:19:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1677</guid>
		<description><![CDATA[Samanyolu Televizyonu, üç gündür, 17 Mayıs 2009 tarihinde yapılacak Cumhuriyet Mitingine amansız saldırıyor.
Her türlü tehdide, korkutmaya ve yalana başvurarak mitinge katılımı azaltmaya çalışıyor. Samanyolu&#8217;na, ATV ve Sabah Gazetesi de destek veriyor.
Samanyolu ve Kanal 7&#8242;nin spikerlerinin her cümlesi &#8220;darbe&#8221; sözcüğü ile başlıyor. Mitinge katılacak herkesin mimleneceğini ve darbecilere destek vermiş olacaklarını, defalarca tekrarlıyor.
Samanyolu TV, doğrudan, Atatürkçü [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Samanyolu Televizyonu, üç gündür, 17 Mayıs 2009 tarihinde yapılacak Cumhuriyet Mitingine amansız saldırıyor.</p>
<p>Her türlü tehdide, korkutmaya ve yalana başvurarak mitinge katılımı azaltmaya çalışıyor. Samanyolu&#8217;na, ATV ve Sabah Gazetesi de destek veriyor.</p>
<p>Samanyolu ve Kanal 7&#8242;nin spikerlerinin her cümlesi &#8220;darbe&#8221; sözcüğü ile başlıyor. Mitinge katılacak herkesin mimleneceğini ve darbecilere destek vermiş olacaklarını, defalarca tekrarlıyor.</p>
<p>Samanyolu TV, doğrudan, Atatürkçü Düşünce derneğini hedef gösteriyor. Hakaret ediyor. Tehdit ediyor.</p>
<p>Ekrana,  kim olduğu, hangi kuruluşa ait olduğu belli olmayan kişileri çıkartıp, mitinge katılmayacağını, katılanların darbeci olacağını söylettiriyor.<span id="more-1677"></span></p>
<p>Buraya kadar her şey normal. Çünkü biz biliyoruz ki, ortaçağın karanlık güçleri, arkalarına Amerika&#8217;yı da alarak Kemalizm&#8217;e saldıracaklardır.</p>
<p>Bu karanlık güçlerin, arkalarına aldıkları Amerika sayesinde Türk Ordusu ile futbol topu oynar gibi, oynadıklarını da biliyoruz.</p>
<p>Yukarda anlatmaya çalıştığım resmi şimdilik bir yana koyarak, bizim tarafa bakalım.</p>
<p>Kendini Kemalist diye gören, Cumhuriyet, ART ve Başkent Televizyonu, bu güne kadar, mitingle ilgili bir tek duyuru yapmadı.</p>
<p>Bu durumu razı olamadığım için Sn. İlhan Selçuk&#8217;a açık bir mektup yazdım. İlgilenmesini ve müdahale etmesini rica ettim. Mektup internet sitelerinde dolaşıma girdi.</p>
<p>Asıl ilginç durum bundan sonra gerçekleşti. Yazımı internet sitesinden alan, Sabah Gazetesi köşe yazarı, Emre Aköz bu konu ile ilgili bir yazı kaleme aldı. Yazının başlığı<em>,&#8221;Anlayın Artık: İlhan Abinizden bir fayda gelmez.</em>&#8221;  Yazısının içeriğinde ismimi vermeden, İlhan Selçuk&#8217;a açık mektubu aynen koyarak, onların da(Cumhuriyet Gazetesini kast ederek) pabucun pahalı olduğunu anladıklarını ve bu sebepten Cumhuriyet Mitingine destek vermeyeceklerini yazdı.</p>
<p>Sağ olsun, Sn. İlhan Selçuk, bu günkü yazısında mitinge değinerek, Emre Aköz&#8217;ü cevaplamış oldu. Arkasının gelmesini, ART ve Başkent Televizyonunun da kervana katılmasını diliyorum.</p>
<p>İnanıyorum ki, Cumhuriyet Mitingleri içinde bulunduğumuz bu kuşatmayı yaracaktır.</p>
<p>Gatakullü Darbesine teslim olmayacağız?</p>
<p><span style="font-size: 12pt; line-height: 115%;">Bülent Esinoğlu</span></p>
<p>14.5.2009, <a rel="nofollow" href="http://tr.mc532.mail.yahoo.com/mc/compose?to=bulentesinoglu@gmail.com" target="_blank">bulentesinoglu@gmail.com</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/gatakullu-gulen-darbesine-boyun-mu-egecegiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>17 MAYIS&#8217;TA TANDOĞANDAYIZ</title>
		<link>http://www.addisparta.org/17-mayista-tandogandayiz.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/17-mayista-tandogandayiz.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 May 2009 15:45:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1666</guid>
		<description><![CDATA[
BAŞVURU: ADD ISPARTA-02462239660-05322469796-05056600144
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-medium wp-image-1672" title="miting-afis1" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/miting-afis1-212x300.jpg" alt="miting-afis1" width="451" height="680" /></p>
<p>BAŞVURU: ADD ISPARTA-02462239660-05322469796-05056600144</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/17-mayista-tandogandayiz.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>90. YILDÖNÜMÜNDE 19 MAYIS</title>
		<link>http://www.addisparta.org/90-yildonumunde-19-mayis.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/90-yildonumunde-19-mayis.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 May 2009 07:09:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1663</guid>
		<description><![CDATA[İNSANLIK TARİHİNDEKİ YERİNE UYGUN BİÇİMDE KUTLANMALIDIR!
Siyaset Batısı&#8217;nın bugün hâlâ insanlığa çok büyük acılar yaşatma pahasına sürdürdüğü sömürgeciliği yenmenin tek başarılı örneğini vermiş olan Atatürk önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı, sömürgeci saldırılarını gerek yenilgiye uğratmanın, gerekse bir daha hortlamasını önlemenin, ancak tüm yönleriyle UYGARLIK PROJESİ değerindeki bir dünya, toplum ve insan anlayışına dayalı programla başarılabileceğini göstermişti.
 Bu uygarlık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p align="center">İNSANLIK TARİHİNDEKİ YERİNE UYGUN BİÇİMDE KUTLANMALIDIR!</p>
<p>Siyaset Batısı&#8217;nın bugün hâlâ insanlığa çok büyük acılar yaşatma pahasına sürdürdüğü sömürgeciliği yenmenin tek başarılı örneğini vermiş olan Atatürk önderliğindeki Türk Kurtuluş Savaşı, sömürgeci saldırılarını gerek yenilgiye uğratmanın, gerekse bir daha hortlamasını önlemenin, ancak tüm yönleriyle UYGARLIK PROJESİ değerindeki bir dünya, toplum ve insan anlayışına dayalı programla başarılabileceğini göstermişti.</p>
<p> Bu uygarlık projesinin mimarı ve yürütücüsü olan MUSTAFA KEMAL ATATÜRK, tarih boyunca insanlık için özgürlük ve gönenç sağlayıcı etkileri yüzlerce yıl süren iki ya da üç devrimci yüce önderden birisidir.</p>
<p>Uygulaması 19 Mayıs 1919&#8242;da başlayan bu uygarlık projesinin 90. yıldönümüne ulaşmış bulunuyoruz.<span id="more-1663"></span></p>
<p>Yalnız Türk ulusu için değil, yalnız sömürülen ülke ve uluslar için de değil, sömürgecilik yüzünden kendileri de çok yönlü yıkımlara uğrayarak çürümekte olan Batılı ulus ve ülkeler için de özgürleşme, barış ve gelişmenin güvencelerini gösteren Atatürkçü uygarlık projesi,   yazık ki önderinin erken ölümü yüzünden ereğine tam ulaşamamış, ama sömürgeci boyunduruğunu kırmanın olanağını ve yolunu gösterdiği gibi, insanlığın, her ikisi de 19. yüzyıl ürünü olan kapitalist ve kolektivist modellere mahkûm olmadığını, her ikisini de demokrasinin temel gerekleri açısından aşan bir üçüncü yolun olanağını gösterebilmiştir.</p>
<p> Gerçekten de 19 Mayıs&#8217;la başlayan Atatürkçü Uygarlık Projesi,   uygarlığa,  aşağıda ana çizgilerini belirttiğimiz ve her biri en az Bacon&#8217;ların, Kant&#8217;ların, Rousseau&#8217;ların, Goethe&#8217;lerin, Pastör&#8217;lerin, Einstein&#8217;ların &#8230; Uygarlığa yaptıkları katkılar ölçüsünde değer taşıyan ve bu nedenle 90. yıldönümünde bayraklaştırılarak kutlanması gereken şu temel katkıları yapmıştır:</p>
<p> 1) Yüzelli yıldan beri insanlığın başındaki en büyük kötülük olan <strong>sömürgeci saldırının askeri alanda da yenilebileceğini, ama bunun terörle değil; din, mezhep, ırk ve benzeri etnik kesimlere dayanılarak da değil; ancak demokratik tanımıyla ulusal egemenlik bayrağı altında, yani demokratik meşruluğa dayalı &#8220;milli mücadele&#8221; ile yenilebileceğini sergilemiştir. </strong>Bunun, bütün İslam ülkeleri için taşıdığı evrensel değer açıktır. <strong>&#8220;Ulusal güçler etken ve ulusal istenç egemen olacaktır!&#8221; </strong>ilkesinin anlattığı üzere, meşru haklarının bilincinde olan ve yönetimini kendi eline alan, yani özgürce seçtiği, denetlediği ve değiştirdiği hükümetlerle yaşamını yürüten bir ulus karşısında, en güçlü sömürgeci saldırganların bile dize geleceğini kanıtlamış olmak, uygarlığa sonsuz değerde bir katkıdır.</p>
<p> 2) <strong>Sömürgeci saldırının bir daha hortlama fırsatı bulamamasının güvencesi olan bir toplumsal yapının modelini göstermiştir</strong>:   bu çağdaş toplum modeli, toplumsal yapının temel taşları olan devlet, aile, eğitim, ekonomi ve üstün değerler kurumlarını demokratik ilkelere dayandırmıştır.</p>
<p> 3) <strong>Ulusal egemenlik ilkesinin çoğunluk baskıcılığı olmadığını; </strong> din, mezhep, soy, cinsiyet, meslek ve servet farkı olmaksızın, her bireyin doğuştan vazgeçilmez, devredilmez eşit insan ve yurttaş hakları çiğnenmemek koşuluyla yönetimin oy yoluyla belirlenmesi demek olduğunu temel almış; ulusal Egemenlik ilkesinin çoğunluk diktasına dönüşmemesi için <strong>&#8220;baskıya karşı direnme hakkı&#8221;nı da içerdiğin</strong>i, 1948 Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi&#8217;nden çok önce görmüş, anayasasına bu ulusal egemenlik düzenini yıkıcı yasaların önerilmesinin bile demokratik meşruluğunu yitirme anlamına geleceğini öngören hükümler konmuştur.  </p>
<p>4) Türk Devrimi, ulusal egemenliğe yönelecek gerek çoğunluk baskıcılığı, gerek fiili kalkışmalar biçimindeki saldırılara karşı bu <strong>direnme hakkının kullanılışının toplumu anarşiye düşmekten sakınıcı kurumsal yollarını</strong> da göstermiştir.  İnsan hak ve özgürlüklerine aykırı düzenlemelerin önerilmesini bile yasaklayan anayasa hükümleri de, Cumhuriyeti korumak ve kollamak üzere öngörülen tarafsız ve bağımsız anayasal kurumlar da, bunların yetersiz kalması durumunda Cumhuriyetin Türk Gençliğine emanet edilişi de <strong>uygarlığa katkı niteliğinde bir demokrasi mühendisliğidir</strong>.</p>
<p>5) <strong>Laik devlet ve toplum düzeninin doğru anlamını ve dürüst uygulaması</strong>nı ortaya koyarak, gerçek özüyle ve temel ilkeleriyle <strong>İslam dininin laik ve demokratik düzenle hiçbir bağdaşmaz yanı olmadığını</strong> eylemli olarak sergilemiştir.  </p>
<p>6) Ekonomik düzen alanında kapitalizmin<strong> de kolektivizmin de asıl amaç olması gereken demokrasinin temel ölçütleri açısından eleştirisini yapmış</strong>, gerçek yaşamın kuramları izlemediğini, kuramların gerçek yaşamı izleyerek kendilerini yenilemek zorunda olduklarını temel almış,   böylece kapitalizmin de kolektivizmin de demokrasiye aykırı özelliklerinden arınmış bir <strong>demokratik ekonomik düzen kurulabileceğini sergilemiştir.</strong></p>
<p> 7) <strong>Eğitimin hem demokratik, hem de ekonomik kalkınma ve ilerlemenin en etkili bir kaldıracı olduğunu göstermiş</strong> ve bu amaç için kullanılışının görkemli örneğini vermiş, altyapı &#8211; üstyapı ayrımının kuramsal bir soyutlama işlemi olduğunu, gerçek yaşamda hepsi karşılıklı etkileşim içinde bir bütünlük oluşturduğunu, bu nedenle eğitim kurumunun ekonomik kalkınma da içinde olmak üzere genel olarak gelişme ve ilerlemenin en temel, en verimli bir kaldıracı olduğunu görüp göstermiştir.</p>
<p> 8) <strong>&#8220;Yurtta barış, dünyada barış!&#8221; </strong>ilkesiyle<strong> </strong>uluslar arasında gerçek ve kalıcı barışın gereklerini de, bu gerekleri yerine getirmenin uygulama alanındaki örneğini de vermiş, UNESCO&#8217;nun &#8220;<strong>gelecek kuşaklara örnek olacak biçimde uluslararası anla­yış, işbirliği ve barış yolunda çaba göstermiş, eğitim</strong><strong>, bilim ve kültür alan­larında olağanüstü bir devrimci&#8221;</strong> değerlendirmesine hak kazanmıştır.</p>
<p>9)<strong> Güzel sanatlar, felsefe ve bilim özgürlüğünün bu </strong>Uygarlık Projesinin omurgası olduğunu görüp göstermiştir.<strong></strong></p>
<p><strong>DEVLET VE ULUS OLARAK 90. YILDÖNÜMÜNÜ GÖRKEMLE KUTLAMALIYIZ!</strong></p>
<p>  Bu nedenlerle, başta Büyük Millet Meclisi olmak üzere Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin bütün resmi kurumları,    özellikle Türk Kurtuluş Savaşını ve Türk Demokrasi Devrimi&#8217;ni gerçekleştirmiş olan Cumhuriyet Halk Partisi, genel olarak varlıklarını Türk Devrimine borçlu olan tüm öteki siyasal partiler, yazılı ve görsel basın, bütün ekonomik örgütler,   sendikalar,   sivil toplum kuruluşları, &#8230; Türk Bağımsızlık ve Demokrasi Devriminin başlangıç günü olan 19 Mayıs 1919&#8242;un 90. yıldönümünü, onun Türk ulusu ve tüm insanlık için bu UYGARLIK MODELİ özelliğini ululayarak, bayraklaştırarak kutlamalıdırlar.  </p>
<p>İktidardaki AKP yönetici kadrolarının Türk Devriminin bu sömürü-karşıtı, bağımsızlıkçı ve demokratik özelliklerini benimseyen yapıda olmadığı, kendi söylem ve eylemleriyle olduğu gibi, en üst yargı kurumu kararıyla da saptanmış olduğuna göre, 90. yıldönümünün Türk ulusunun ve Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yüzünü ağartacak bir görkemle kutlanmasında en büyük görevin bağımsız ve özerk kurumlarımızla, Kurtuluş Savaşı ve Türk Demokrasi Devrimini yönetip yürütmüş olan Cumhuriyet Halk Partisi&#8217;ne düştüğü kanısındayım.</p>
<p>Özellikle Cumhuriyet Halk Partisi, bütün il ve başlıca ilçe örgütlerinde 19 Mayıs haftasını gerçek bir &#8220;TAM BAĞIMSIZLIK ŞÖLENİ&#8221; olarak kutlamak üzere, tüm halkımızın katılacağı çok yönlü, bir bölümü uluslararası nitelikte bilimsel ve sanatsal etkinliklerle kutlamalıdır.</p>
<p> Atatürk&#8217;ün Cumhuriyeti emanet bıraktığı Türk Gençliğinin başlıca yetiştiricisi olan üniversitelerimizin de aynı nitelikte çalışmalarla 90. yıldönümünü kutlamaları gerektiği açıktır.</p>
<p>ATATÜRKÇÜ UYGARLIK PROJESİ&#8217;NİN en anlamlı günü olan 19 Mayıs&#8217;ın 90. yıldönümünün, bu bilinç aydınlığı ve tutarlılığı içinde, ulusça Atatürk&#8217;ün ve Türk Bağımsızlık ve Demokrasi Devriminin değerini bildiğimizi dosta düşmana göstererek,   yüzümüzü ağartacak biçimde kutlanması, en içtenlikli dileğimizdir.</p>
<p align="center">PROF. DR. ÖZER OZANKAYA</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/90-yildonumunde-19-mayis.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>CUMHURİYET MİTİNGLERİ SÜRÜYOR&#8230;</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cumhuriyet-mitingleri-suruyor-2.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cumhuriyet-mitingleri-suruyor-2.html#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 May 2009 20:08:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1660</guid>
		<description><![CDATA[CUMHURİYET MİTİNGLERİ SÜRÜYOR&#8230;
Emperyalizme karşı ulusal mücadelemizin başlangıcı olan
19 Mayıs 1919&#8242;un 90. yılında,
Hukuk Devletine,
Demokratik Laik Cumhuriyete,
Üniter yapımıza ve Tam Bağımsızlığımıza
sahip çıkmak için
ANKARA &#8211; TANDOĞAN&#8217;dayız.
17 Mayıs 2009 Pazar günü, saat 12.00
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2>CUMHURİYET MİTİNGLERİ SÜRÜYOR&#8230;</p>
<p>Emperyalizme karşı ulusal mücadelemizin başlangıcı olan<br />
19 Mayıs 1919&#8242;un 90. yılında,<br />
Hukuk Devletine,<br />
Demokratik Laik Cumhuriyete,<br />
Üniter yapımıza ve Tam Bağımsızlığımıza<br />
sahip çıkmak için</p>
<p>ANKARA &#8211; TANDOĞAN&#8217;dayız.</p>
<p>17 Mayıs 2009 Pazar günü, saat 12.00</h2>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cumhuriyet-mitingleri-suruyor-2.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ADD ISPARTA &#8211; KONFERANS</title>
		<link>http://www.addisparta.org/add-isparta-konferans.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/add-isparta-konferans.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 08:14:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Derneğin Yayınladıkları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1657</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="aligncenter size-full wp-image-1658" title="KONFERANS" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/a4.jpg" alt="KONFERANS" width="443" height="618" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/add-isparta-konferans.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cumhuriyete Sahip Çıkın</title>
		<link>http://www.addisparta.org/cumhuriyete-sahip-cikin.html</link>
		<comments>http://www.addisparta.org/cumhuriyete-sahip-cikin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Apr 2009 08:00:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>ADD Isparta</dc:creator>
				<category><![CDATA[Yazarlardan Gelenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.addisparta.org/?p=1652</guid>
		<description><![CDATA[
]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><img class="aligncenter size-medium wp-image-1653" title="Sahip Çıkın" src="http://www.addisparta.org/wp-content/uploads/sahip20cikiniz11-300x225.jpg" alt="Sahip Çıkın" width="454" height="359" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.addisparta.org/cumhuriyete-sahip-cikin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
