ATATÜRK VE AZINLIKLAR


         İnan Kıraç’ın babası Ali Numan Kıraç, Atatürk’ün 6 yıl Amerika’da okuttuğu, Türkiye’nin ilk ziraat mühendislerinden biridir. Atatürk onu Atatürk Orman Çiftliği’ne müdür yapar. İnan Kıraç’ın babasından dinlediği, Atatürk’ün azınlıklar konusuna yaklaşımıyla ilgili bugün de çalışmamız gereken bir ders niteliği taşıyan Yavuz Donat’ın yazısı aşağıdadır:

         “Başbakan İsmet İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü’nde Atatürk’ü ziyaret eder:

         ‘Hayırdır İsmet… Habersiz geldin’ der.

         ‘Paşam, azınlıklar meselesi… Konuyu Meclis’e getireceğiz… Ne diyorsunuz?’ diye sorar.  

         ‘İsmet bugün geç oldu… Yarın sabah erkenden gel, konuşalım’ diye cevap verir. İnönü çıkınca Atatürk, bütün görevlileri toplar:

         ‘Sadece laleler kalsın… Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın… Derhal’ demiş.

         İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin halini görmüş ve görevlilere sormuş:

         ‘Ne oldu böyle?’ Diye görevlilere sorar.

         ‘Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük’ yanıtı alırlar.

         Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk’ün odasına girmiş:

         ‘Paşam, bahçenin durumu nedir?’

         ‘Azınlıkları söküp attım İsmet.’

         İnönü ‘anladım’ dercesine başını öne eğmiş. Atatürk:

         ‘İsmet, ben “Ne Mutlu Türküm Diyene” özünü boş yere söylemedim… Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı… Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin… Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.’”
         Yavuz Donat yazısını şöyle sonlandırıyordu:

         “Bunları dün bize Ateş Ünal Erzen anlattı. ‘İnan Kıraç’tan dinledim’ dedi. Belediye Başkanı Erzen, Ermenilerin ‘Sevgi Sofrası’ adını verdiği kutlamalarda bu ‘olayı’ anlatmış. Dinleyenler ağlamaya başlamışlar.

         Ateş Ünal Erzen gittikten sonra İnan Kıraç’la konuştuk. ‘Evet, doğru’ dedi.

         Büyük Atatürk’ün verdiği dersi bugün hâlâ anlayamayanların olması ne kadar acı. Neyse ‘vesile’ oldu, İnan Kıraç’la Atatürk’ü ve babası Ali Numan Kıraç’ı saygıyla andık.” [1]

 ‘ATATÜRK’ÜN LEBLEBİSİNİ YİYEN ÇOCUK’ HANRİ BENAZUS

         Hanri Benazus, yazdığı 10 adet Atatürk temalı kitabı ve 3 adet Atatürk Fotoğraf Albümü ile beraber toplam 39 adet kitabı bulunmaktadır. Benazus, gerçekten ‘Atatürk İlke ve İnkılâpları”na kendini adamış, ‘sözde’ değil, ‘özde’ Atatürkçülüğü yaşam şekli olarak seçmiş bir bilge kişidir.

         4800 adet Atatürk fotoğrafı ile Türkiye’nin en büyük koleksiyoncusu olan Benazus, eski bir iş adamı olup, 517 yıl önce İzmir’e göçen bir azınlıktır.

       Hanri Benazus ile birçok kez beraber sergi açma onuruna eriştim. Onunla açtığımız bir ortak sergide anı defterime yazdıkları günümüze adeta ışık tutuyor:

         “Temennim odur ki, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ sözü ile ‘Beni sıradan bir azınlık mensubu olmaktan, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına ve en önemlisi Türklüğe yücelten’ bu büyük insana karşı küçücük de olsa bir vefa örneği gösterebilmiş olayım.”[2]

         Büyük Atatürk’ün azınlıklar veya kendini azınlık hissedenlere verdiği dersi, bugün bile anlayamayanların olması ne kadar acı.

 

Ahmet Gürel

İzmir Türk Koleji

Uşakizade Köşkü Md. 

 

 

 

 

 


[1] Yavuz Donat, Sabah gazetesi, 24.12.2008.

[2] 30 ağustos 2004 tarihinde, Manisa Belediye’si sergi salonunda açtığımız Atatürk fotoğrafları sergimde Hanri Benazus’un anı defterime yazdıkları.

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bazı Makalelerimiz


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.