Asıl Failler Türkiye”de
Deniz Feneri davasının Almanya”da başlayalı bir yıldan fazla oldu. Bu konuyu birkaç yazar işledi geçtiğimiz yıl. Önemli ve iktidarla bağlantısının olduğu belli idi. Her nedense gerekli ilgiyi görmedi. Bir kısım medya ve Erdoğan”ın karşılıklı menfaat bağlarının kopması ile gün yüzüne çıktı.
Ülkemizde medya çeşitli bölümlere ayrılıyor. İlki AKP iktidarını hangi şartlarda olursa olsun korumaya almış Erdoğan Medyası. Cemaat ve damat medyasından oluşuyor. Diğer önemli unsur Doğan medyası. Geçtiğimiz on güne kadar, birkaç yazarı hariç AKP için suya sabuna dokunur satırlar görülmemişken şimdi kılıçları çektiler. İpler menfaat çatışmasından kopmuş durumda. Üçüncü grup medyaya dahil olanlar ise baştan beri doğruları yazan gazeteler. En çok okunan kategoride ki basın menfaat çarkı içinde. İş adamları, başbakanlar gazete alıyor. Basın nasıl hür olup, doğruları yazacak?
Deniz Feneri Davası başlayalı çok oldu. Sanki her şey yeni olmuş gibi anlatılıyor. Bu kadar önemli bir dava ile iktidar ilgileniyor. Almanya”da ki Türklerin soyulması mı Başbakanı harekete geçirdi dersiniz? Yolsuzluklara karşı bunca duyarlı olsa idi, bir milyon dolara iş takibi yapan Şaban Dişli şu an hala AKP”de siyaset yapmıyor olurdu. O halde niçin ilgilenildi?
Alman vatandaşı tatilde İngiliz vatandaşı bir genç kıza tecavüzden yargılanıp, ceza evine giriyor. Başbakan Merkel başta olmak üzere Büyükelçileri bu konunun peşine düşüyor. Düşünebiliyor musunuz suçlu bir Alman”ın arkası nasıl aranıyor? Bizim Mehmetçiklerimiz her gün birbiri sıra şehit oluyor, Başbakanımız “alışacaksınız” diyor. Askeri tedbirler bir türlü siyasi davranışlarla bütünleşemediğinden PKK terörü bitmiyor. Konumuz bu değil. Alman Büyükelçinin Marcos”un davasının seyrini öğrenmek isteyişi, karşılığında ona Deniz Feneri Davasının sorulması. Birisi tecavüz kişisel bir suç, diğeri siyaseten başlatılmış suç örgütü.
Başbakan Erdoğan, Kerkük”te sudan sebeplerle hapse atılmış Türklerin durumunu soruyor mu? Batı Trakya”da Türklerin problemi için parmağını kımıldatıyor mu? KKTC davasının teslimiyete dönüştürdükleri son şekli ile gidişatının farkında mı? Hayır, bunların hiçbiri ile ruhî bağı yok. Nedense Almanya”da ki hırsızlık şebekesinin durumu ile ilgileniyor.
Başbakan Tayyip Erdoğan 22 Kasım 2007″de, Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin 5 Aralık 2007″de Alman Büyükelçi ile Deniz Feneri Davasını görüşüyor. Büyükelçilik görüşme konusunda açıklama yapmıyor, ne görüşüldüğünün ipucunu mahkemede ki gidişattan öğreniyoruz. Süren davanın Kanal 7 ile bağını sormuşlar meselâ. Böyle gelişmeler varsa bu soruşturmayı devletin savcıları yürütür. Görevini ihmal etti gerekçesi ile Erdoğan”ı 3 kuruşluk tazminata mahkûm eden hâkim hakkında Adalet Bakanlığı soruşturma yapıyor(Buna hınç çıkarma denir elbette). Aynısını Kanal 7 ve Türkiye”de ki Deniz Feneri Derneği için niçin başlatılmıyor? Kanal 7 dosyasının aylardır işleme konulmaması nasılsa ortaya çıkacaktı, öylede oldu.
* * *
Asıl Failler Türkiye”de
Mahkeme salonunda neler yaşandı?
- FRANKFURT”TAKİ duruşma salonunda Başbakan Erdoğan ile Mehmet Gürhan”ın (gazetelerde yayınlanan) fotoğrafı yer alıyor. Tam 4,5 dakika süreyle ekranda kalıyor.
- Arkasından Zekeriya Karaman”ın videodan oğlunun düğün görüntüleri kapsıyor ekranı bu sefer. İstanbul”daki düğünde Başbakan Erdoğan”la birlikte Beşir Atalay, Mehmet Gürhan, Zahit Akman ve “başaktör” Zekeriya Karaman... Zekeriya Karaman”ın gelini ile Erdoğan gelini kız kardeşler. ( Yalçın Bayer- Hürriyet- 16 Eylül 2008)
Bunların gösterilmesinin sebebi ne olabilir? Almanya”da ki Deniz Feneri Başkanı Gürhan ile Erdoğan”ın yan yana çekilmiş resimleri. Ardından milyonlarca Euro”nun kontrolünü elinde bulunduran Kanal 7″nin Patronu Zekeriya Kahraman ve soruşturmada adları geçen diğer isimler bir arada.
Alman savcının “asıl failler Türkiye”de” demesini çözümleyelim. Yardım gayeli gibi gösterilen dernek, Almanya”da ki Müslümanları haraca bağlamak için Türkiye”de ki bir kısım kişilerce kurulmuştur. Kim bu kişiler? Bu bağlantıyı tespit için, iş sulandırılmadan derhal Kanal 7 ve Deniz Feneri Derneği başta olmak üzere benzeri tüm yardım kuruluşları araştırılmalıdır.
Ayrıca öğreniyoruz ki Almanya”da ki suç örgütüne Türkiye”den anlı şanlı ziyaretçiler gitmiş. Ulaştırma bakanı Binali Yıldırım ve Başbakanın oğlunun da Deniz Fenerine uğradıklarını öğreniyoruz. Başbakanın öfkesi bunlar ve benzeri bağlantıların ortaya çıkacak olmasından dolayı gibi görünüyor.
Hazırlanan raporda ilgi çekici notlar var.
“ Deniz Feneri e.V.’nin Türkiye’ye gönderdiği yardımların “alındı” belgelerinin Kanal 7′ye ait naklen yayın arabalarıyla Almanya’ya getirildiği”
Bu kadar tesadüf bir arada olur mu?
Erdoğan ve Doğan”ın kayıkçı kavgası içinde, asıl gerçeği görmek gerekir. Deniz Feneri Derneğini Aydın Doğan değil, Başbakana yakın isimler kurmuştur. Aydın Doğan”ın istediği ayrıcalıklar başka konudur, inanç hortumculuğu ile milyonlarca Euro”nun hortumlanması başka konu.
Açıklama: Satırlarımı bitirdikten sonra, davanın neticelendiği haberini aldım. Almanya”da biten bu dava, Türkiye için yeni başlıyor. Daha çok konuşacağız.
* * *
Deniz Fenerinin Siyasi Bağlantısı
Almanya”da toplanan paralar amaç dışı kullanılmış, Türkiye”ye aktarılmış. Peki, Türkiye”de ki işler ne durumda?
İzinsiz para toplama yetkisi, TBMM onur ödülü AKP iktidarı tarafından verilmiş bu dernek, AKP kadroları ile içli dışlıdır. Kuryelik yaptığı belgelenen Zahid Akman, yine iktidar tarafından RÜTÜK başkanlığına getirilmiştir. Milyonlarca Euro, AKP ile bağı olduğu bilinen Kanal 7 televizyonu sahibi Kahraman”a verilmiştir.
Milyonlarca Euro”yu yöneten, Başbakanın yakın dostu Zekeriya Kahraman bunu nasıl kullanmıştır?
Bu satırları sizler okurken Almanya”da ki mahkeme bitmiş olacak. Orada dava bitmiş olsa da Türkiye ayağı mutlaka araştırılmalıdır.
Savcı Lötz haklıdır:
“Almanya’daki sanıklar asıl failler değildir, asıl failler Türkiye’dedir.”
* * *
Not: Camilerimizde kayıtsız toplanan yardım paralarının akıbeti ne oluyor? Diyanet çalışanların lojmanlarına mı harcanıyor? Meselâ, kalorifer yakıtı mı alınıyor, çalışanların çocuklarına burs olarak mı veriliyor? (Bunlar duyumdur.)
Tüm bunlar artık raptı zapt altına alınmalı. İnsanların yardım severlik duyguları bu kadar sömürülmemeli.
Deniz Feneri Derneği yolsuzluğundan ders alınarak, öncelikle inanç sömürüsünün bitirilmesini bekliyorum. Cemaatlerin makbuzsuz topladığı paralarda buna dahildir. Temiz Türkiye için hepsinin üzerine gidilmelidir.
Neval Kavcar
.