ARTIK DÜŞMANIN ADINI KOYMALIYIZ: ABD VE AB!

 Prof. Dr. Özer Ozankaya

Türk ulusunu ve yurdunu parçalamaya yönelik    PKK terörünü   besleyen ve kullanan asıl merkezin ABD ve önde gelen AB üyesi devletler olduğunu   artık açıkça söylemek zorundayız.

Türk ulusu, nasıl bir saldırı karşısında bulunduğunu bilmeli ve bildiğini dünyaya ilan etmelidir.

Bunun için, sivilimiz ve  askerimizle, siyasetçimiz ve bilim dünyamızla, kitle iletişimimiz,  sendikalarımız ve meslek odalarımızla     …   toplumumuzun tüm yön verici kurumları,  bize saldıran asıl gücün sömürgeciliği ayıp saymayan Siyaset Batısı olduğunu bildiğimizi açıkça ilan etmek ve bu Siyaset Batısına, kendisinden korkmadığımızı haykırmak zorundayız.

Bu zorunluluğu yerine getirmemek,  gerçek dış ve iç düşmanı tanımamak,   verilmesi kaçınılmaz olan ulusal bağımsızlık savaşının gerektirdiği topyekûn seferberlik önlemlerini aymaz bir biçimde savsaklamak demek olmaktadır.

Bu aymazlık, bu deve-kuşu-politikası, bir yandan ulus olarak kendimize güvenimizi  yerle bir etmekte, ulusal birlik bilincimizi ve reflekslerimizi çökertmekte,  öte yandan     hain Sevr projesini   unutmamış olan Batı’nın  hem gözüpekliğini arttırarak, hem de hainlik yolundaki  işini kolaylaştırarak  Atatürk’ün Gençliğe Seslenişte belirttiği gibi kalelerin düşmesi, orduların dağılması, ..   yıkımlarını hazırlamaktadır.

Bilmeliyiz ki sömürgeci, kendisinden korkan ve    en az direnenlere karşı en acımasız davranır.

 Bu nedenle:

a)       PKK’yı besleyen ABD ile    stratejik ortak  imiş gibi görünerek,

b)       Terörün ancak ABD ve AB’nin  önerileri doğrultusunda davranmakla aşılabileceğini sanarak,

c)       “Ilımlı İslam” aldatmacasının,   Türk demokrasisini de, İslam dinini de  yıkıcı  nitelikte olduğunu  bilmezlikten gelerek,

d)       Türkiye’yi eşit koşullarla arasına almayacağını açık açık ilan eden AB’nin     tüm isteklerini yerine getirmeği görev sayarak,

e)       CIA’nin hizmetindeki       Huntington’u bilimsel  referans aldığını söyleyerek,

f)         Ermenistan, Kıbrıs, Fener Patrikhanesi … baskılarına karşı “Bir adım önde gitmek” kılıfı altında ödün vermeğe razı olarak…

ABD ve AB’yi bu ahlaksız Sevr projesinden vazgeçirebileceğini umanlar, Atatürk’ün uyardığı üzere “Yabancıdan insaf ve merhamet dilenmek gibi bir ilke olamayacağını, yabancıdan insaf ve merhamet dilenmenin insanlık niteliklerinden yoksunluğun, düşkünlüğün itirafı olduğunu” bilmelidirler.

Yıkılış dönemindeki Osmanlı’nın düşkün ve onursuz politikasıyla ulus ve devleti ayakta tutmaya olanak bulunmadığını anlamalıdırlar.

Tersine, Türk ulusunun muhalefeti ve iktidarı, asker  ve sivil yöneticileri, sermayedar  ve emekçi kuruluşları, Atatürkçü bir bilinçle, Türk ulusuna kendisine saldıranların kimler olduğunu bildirmek, Türk ulusunun birliğini, bağımsızlığını  ve yurdunu korumadaki azmini dünyaya duyurmak, sömürgeci siyaset Batısına  uğursuz emellerini  gerçekleştiremeyeceğini anlatmak    ve onu caydırmak  için zorunludur.

ABD ve AB’nin, Türkiye Cumhuriyeti’nin Misak-ı Milli ve Cumhuriyet kurumlarıyla ve Lozan Uluslararası Andlaşmasıyla  belirli temellerine saldırılarının,   Türkiye Düşmanlığı   olduğunu bilmek ve bunu bildiğimizi dünyaya bildirmek, artık an bile yitirilmeden yerine getirilmesi gerekli bir zorunluluk  olmuştur.

Çünkü bireyler olarak da, ulus olarak da şeref, haysiyet,   namus ve insanlığa sahip olabilmek ve böyle yaşayabilmek, ancak ve yalnız özgür ve bağımsız olmakla olanaklıdır.  

ABD ve AB, PKK cinayet örgütü aracılığıyla, Türk ulusunun özgürlük ve bağımsızlığına saldırmaktadır.

.

About Mahmut Özyürek