Topkapı Sarayı’nı kutsal mekân sayan, Alperen Ocakları’nın tosuncukları böyle kutsal bir yerde şaraplı piyano konseri verilmesine karşı kazan kaldırdılar. Yeni Genel Başkan geldi ya, etkinliğini bir şekilde gösterecek, işte böyle gösteriyor!
Bir defa, Topkapı Sarayı nasıl kutsal mekân olmuş? Padişahların özel yaşamlarında, bu kutsal (!) mekâna uygun davranmadıkları açık seçik ortada…Dördüncü Murat’ın içkiyi herkese yasaklayıp kendisinin Topkapı Sarayında içtiğini herkes biliyor. Daha neler, neler…
Uluslar arası bir sanatçının konserinin hedef olarak seçilmesi, sadece “büyük ses” çıkarmanın “Alperen Örgütü”nün varlığının duyurulması amacını mı taşıyor? İdil Biret’in Türkiye’nin yüzünü ağartan, dünya çapında bir sanatçı olmasına karşın “kadın” olması da hedef olarak seçilmesinin bir nedeni mi bilmiyoruz… Ne diyorlar? Şarap üreten firmalardan birisinin mali desteğinde piyano dinletisi yapılması ve alkollü içki içilmesi “kutsal mekâna”(!) saygısızlıkmış!
Bu anlayış; din adına, şarap veya alkollü içki üretenlere, tüketenlere yönelmiş bir tehdit değil de nedir? Buna ne gerek vardı ? Zaten AKP’li Belediyeler adını koymadan alkol yasağını gizlice, fiilen uyguluyorlar…
Hep beraber ülkeyi Suudi Arabistan’a döndürmeyi amaçlıyorlar. Sanki Arap yöneticileri, yurt dışına çıktıklarında içki içmiyorlarmış gibi! Orada, siyah çarşafların altında güneş görmeyen kadınlar; Türkiye’ye geldiklerinde insanca giyinmenin, güneşi teninde hissetmenin tadını çıkarıyorlar. Türkiye bütün bağnazlıkların karşısında, sanki çöldeki bir vaha gibi! Betty Mahmudi’nin “Kızım Olmadan Asla” isimli kitabında, İran’dan gizlice kaçıp Van’a geldiğinde duyduğu gönül ferahlığını anlamak için okumanızı salık veririm.
Ali Püsküllüoğlu’nun Türkçe Sözlüğünde: Yobazlık; “1.Din konusunda başkalarına baskı yapmaya yönelen, dinsel bağnazlığı aşırılığa vardıran kimse, 2.Bir inanca, bir düşünceye körü körüne, aşırı ölçüde bağlı olan, hoşgörüden yoksun kimse, 3.Kaba saba, inceliksiz kimse” olarak tarif ediyor.
Alperenlerin yaptıkları işte aynen budur!
Be çocuklar, size ne gerek var? Zaten söylediklerinizin hepsini iktidar fiilen yapmakta…Hatta bu konuda, Anayasa Mahkemesince “laiklik karşıtı odak” olduklarına dair tapu gibi belgeleri var…
Sanmayın ki bu eylem size siyasi yarar getirecek…
Hiçbir şey getirmeyecek, biliyorsunuz aslı varken suretine itibar edilmez.
Olsa, olsa sizleri ABD güdümlü yeni bir 12 Eylül darbesinde, yedi üniversiteli genci solcu oldukları gerekçesiyle boğazlatmak için araç olarak kullanırlar. Ya da yeni bir toplumsal karışıklıkta, tetikçi olarak…
Türkiye’yi, akıl ve mantıkla bağdaşmayan Arap tarzı bir yaşama zorla sokmaya çalışanlara derslerini ülkemin kadınları verecektir. Dinsel dayatmaların; türban ve alkol tartışmalarının sonucunun “kadının köleliği” olduğunu kadınlar anlamaya başladı.
GÜRKUT ACAR
13.07.2009
.
