AMERiKAN MEHDİSİ Neval KAVCAR

Fetullah Gülen adı etrafında büyüyen halka, Avustralya Meulburn’a ulaştı. Katolik Üniversitesinde, Fethullah Gülen İslami Bilimler Kürsüsü Türkiye’den katılımla açılmış. Geçtiğimiz günlerde Azerbaycan’da yine cemaatin üniversitesinin temel atma törenine, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Abdullah Gül katıldı. Amerika’ya kaçan ve şu anda hakkında hiçbir bilgi alınamayan “Gülen” için sempozyumlar düzenleniyor, adına papaz üniversitelerinde bölümler açılıyor. Hayırlara vesile olsun diyelim mi?

Son olarak “Lordlar kamarası” fiyaskosu ile duyulmuştu adları. Lordlar kamarasının kapısını açtığı Gülen’in ne kadar büyük bir âlim olduğu ile eş yürütüldü propaganda. Daha sonra öğrendik ki, “Lordlar Kamarası Sahnesi” için hizmet erleri epey bir para harcamış. “Fetullah tebliğlerine” harcanan para organizasyonun boyutunu ve nedenini de ortaya çıkarıyor.

Tüm dünyayı zehirli sarmaşık gibi saran, İngilizce eğitim dili ile bu eğitim kurumları bulundukları yerlere “Truva atı” oluyor. Bu okullar nasıl dönüyor, nerede açılacaklarına kim karar veriyor? Bulundukları yerde nelere el atıyorlar? Kuzey Irak’ta, Amerika’nın Irak’ı işgalinden kısa süre sonra açılmaları, bugün Türk Bayrağının çekilmediği gönderi ile bu okullara,” Türk Okulu” denmesi yanlıştır.

23 Kasım’da Meulburn’da Fetullah Gülen kürsüsü açıldı. Bakın o açılışta neler yaşanmış:

” Avusturya milli marşı söylenmesine rağmen, İstiklal Marşı söylenmemiş. Katılımda Milletvekilleri de hazır bulunmuşlar…”

Türkiye’den kimler bulunmuş, Papaz okulunda açılan kürsü de? “Doğu Ergil”in adını duyunca epey bir şaşırdım. Kendisine uygun olan yeri nihayet bulmuş.

“AKP milletvekilleri Reha Çamuroğlu, Celal Erbay, Yusuf Ziya İrbec, Vahit Kirişçi, değişik üniversitelerden çoğu ilahiyatçı Prof. Nazif Gürdoğan, Prof. Ahmet Güç, Prof. Recep Kaymakcan, Prof. Hüseyin Algül, Prof. Abdullah Özbek, Prof. Suat Yıldırım, Prof. Alpaslan Açıkgenç, Prof. Hüseyin Elmalı, Prof. Ali Şerif Tekalan, ayrıca Prof. Mete Tunçay, Prof. Doğu Ergil, Prof. Eser Karakaş, Yazarlar ve Gazeteciler Vakfı Yayın Yönetmeni Faruk Tuncer, Sağlık eski Bakanı Bülent Akarcalı, Yeni Şafak’tan Fehmi Koru.” Olarak açıklandı.

Bir gün evvelinde Kanal yedide Fehmi Koru’nun ana haber bülteninde yaptığı yorum ise epeyce güldürdü dinleyenleri. ABD’nin PKK konusunda ki açılımlarının sebebini, “Başbakan Erdoğan’ın Bush ile yaptığı görüşme” olarak gösterdi. Papaz okuluna gitmesinden daha tabii bir şey olmazdı. Bilderberg’e katılan Koru, “İslam’ı Hıristiyanlığın kuyruğuna bağlama” faaliyetinin açılışına gitmezse ayıp olurdu.

Abantçıların törende toplu olarak bulunması ise gözleri yaşartıyor. AKP nin elini kuvvetlendirmek için “Sivil Anayasa”nın mutlaka çıkmasının gerektiğini sonuç bildirgesine yazdıktan sonra, Avustralya yollarına düşmüşler. Hem tatil hem Amerikan politikasına katkı için. İslam’ın, “Katolik” içinde sindirilmesi için açılan bir kürsü ile “Diyalog” yollarını açık tutacaklar besbelli.

İslam dünyası ile Katolik dünyası arasındaki ilişkileri araştıracak bu kürsünün masrafını Fetullah Gülen cemaati karşılayacakmış. Anadolu’dan bunlara yardım edenlere ne mutlu. Papaz okulunda ki kürsüye yatırımları olacak bundan böyle . “İslam dinini” kabul etmeyen Katoliklerle hangi ilişki araştırılacak dersiniz? Bu kürsünün özelliği bakın nasıl anlatılmış efendim:

” Gülen kürsüsü sadece Katolik dünyası için bir ilk değil, aynı zamanda Türkçe konuşan İslam ülkeleri açısından da bir prototip olacaktır.”

“Türkçe konuşan İslâm Ülkeleri” ne demek? Başta Türkiye olmak üzere, Azerbaycan, Türkmenistan… Vb. Açılan bu kürsünün onlara ilk örnek teşkil edeceği söyleniyor. Onlarda hiç durmasınlar, ülkelerinde “Papaz” kürsüleri açsın artık.

TBMM nden milletvekillerinin de bu hain açılışa katılması işin vahametini arttırmaktadır.

Bahsi geçen Katolik Üniversitesinin Rektör Yardımcısının bas danışmanı Dr . Stewart Sharlow’ın Katolik kiliseleri dinlerarasi ilişkiler kurul üyesi, diyalog dergisinin ve uluslar arası Ibrahimi dinler konferansının genel sekreteri olduğunu söylersek, tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş demek uygun olur.

Fetullah Gülen’in önce bunu kabul etmediği tarz bir bilgi ise hafiften gülümsetti duyanları. Türkiye’de “papaza karşı ön yargıyı” yıkan ilk toplantıları yaptıktan sonra kenara çekilen Gülen’in işlevi zaten bu değil midir? İslam Dünyasını “Söz dinler” ya da “Ilımlı İslâm “tabir edilen noktaya çekme faaliyetinde başrol oynayanlar ve onlarla birlikte hareket eden iktidar mensuplarının hâlâ “şeriat” getireceği iddiasında mısınız? “Vitrin Müslümanlarının İslam’a, Türklüğe ve Türkiye’ye vurulacak vurgunun projeleri, okyanus ötesinden geldiğini artık herkes görmelidir.

Cemaatin “Diyalog ve Hoşgörü” çerçevesinde ki her oyununun izleyicisi Müslümanlar. Hıristiyan ve Yahudiler Dünyayı kana boyuyor, İslam dinini din olarak kabul etmiyorlar, Fetullah Gülen Cemaati “Diyalog” peşinde koşuyor. Ortada ne diyalog var ne de hoşgörü. Monolog oynayan cemaat, Müslüman ülkeler başta olmak birçok yere kapıyı “Türk “anahtarı ile açıyor.

Papaz Üniversitesinde çalıştırılmak üzere ilân ile Müslüman din adamı aranması ise hayli ilginç geldi. Işık evlerinde yetişmiş, hizmet eri kalmadı mı ellerinde?

“Avustralya Ulusal Katolik Üniversitesi’nde yeni kurulan İslami Araştırma ve Müslüman – Katolik İlişkileri Fethullah Gülen Kürsüsü’nde çalışmak üzere, Katolik değerlere saygılı akademik personel aranıyor.” ( Ağustos 2007- Basın)

Fetullah Gülen’i “İslam dini ” âlimi olarak Dünyaya tanıtma faaliyeti içinde olan ABD’dir. Tarafından yazıldığı iddia edilen onlarca kitap, hemen her ülkeye yayılmış okulları ile Müslümanlara “Mehdi “olarak mı tanıtılacak dersiniz? Adının önüne “m” harfinin anlamı, sevenlerine böyle ifade edilmektedir. Said-i Kürdi’ye ait risalede “Deccal” olarak adlandırılan Atatürk’ün, “Türk ve İslam” için yaptıklarına bakıyorum, bir de Said-i Kürdi ve Fetullah Gülen’in faaliyetlerine. Deccal tarifine daha çok uyan kim sorusunun cevabını, okurlara bırakıyorum.

Uzun sözün kısası: Dünyayı kurtarmak Amerikan mehdisine kalmışa benziyor .

.

About ADD Isparta