AKP’NİN ALDIĞI DERS


AKP’ne bu çağın en büyük projesi gözü ile bakıyor batılı. Sanki “Edison Ampulü bulmuş” gibiler. Kapatılmadan önce kendi ülkelerinde ki bir partiymiş gibi yaklaştılar, dava açılınca bu iş Türkiye’yi tehdit boyutuna vardırdılar. Sıradan bir Türk vatandaşı bu konuda ki haberleri izlerken acaba ne düşündü? “Çağın en büyük siyasi projesinin” akademisyeni kim, sorusunu akıllarına getirdi mi?
Tek parti gibi davrandığı, uzlaşmadığı, devletin temel dayanak noktalarını aşındırdığı şeklinde ki iddialar ve altı yıllık iktidarın karnesi ortadadır. Kurumlardan teslim olanı AKP’lileştirdiklerini, direnenlerle çatıştıklarını görüyoruz.
AKP’nin hiç durmadan yürüyeceği yolun neresi olduğunu oy atan milyonlar ne kadar biliyor? “Dindarlık” kisvesine sıkıştırılan birkaç fikirle, iktidar “Müslümanları” zindandan çıkarmaya mı uğraşıyor? Müslümanlar dinlerini yaşayamıyor mu? Amerika ile devletten gizli olarak yapıldığı öne sürülen antlaşmalar İslam’ı nereye götürecek? BOP ne demektir? KKTC, Kerkük problemlerinde iktidar partisi neler yaptı? Sözde soykırıma ve Kürt devletine bakış açıları nedir? Atatürk’ü Anayasa’dan niçin çıkarmak istiyorlar? Vatandaşın yararına gibi görünen yeniliklerle sağlıkta hedef nedir? Yeni işletme ve fabrikaların önünü açarak halkın kendi üretmesini sağlamak yerine, niçin yardımlara muhtaç hale getirildiklerini anlayabiliyor mu halk?
İşte bu soruların cevabı verilebilirse AKP iktidarı çözülebilir.
Muhtemelen 1950 li yıllarda ki DP de iyi bir proje idi. Türkiye’yi “Küçük Amerika” yapma konusunda epey yol kat etmişlerdi. Önleri kesilmeseydi belki o günden Amerika’nın bir eyaleti olup çıkmıştık. Aynı hataya şimdi düşmedi batı. Çağın tekniklerinden faydalanılarak muhalif tüm kanatlar bir şekilde susturuldu.
Hala anlamamakta direnenler için açıkça anlatayım. Türkiye’de ki bu savaş “dindarlarla”, “laik” kesim arasında değil. Devletin bekasından yana olanlar ve mandacılar arasında hüküm süren gizli-açık bu savaşın ilk galibi AKP.
Demokratikleşen Irak örneği göz önünde iken, sürekli bir demokrasi söyleminin yakın ve uzak tehlikesini anlamak bu kadar mı zor?
Mandacı cephenin açtığı taciz ateşi arasından sizler için seçtiğim birkaç kelâmı yorumlayalım birlikte. İktidar onlarla el ele, gönül gönüle yürüyor. Gazeteleri Başbakan Erdoğan’ın devlet kesesinden alınan damadın medyası Sabah tesislerinde basılıyor. Taraf gazetesinden bahsediyorum.
Soros’un Açık Toplum Enstitüsü’nün Türkiye danışmanlarından Neşe Düzel’in Eser Karakaş’la AKP iktidarı hakkında yaptığı sohbet var. Karakaş’ın söyledikleri AKP’ni ne bağlar diyenlere “bağlar” diyorum kısaca. Geçmişte aynı politikaları paylaştılar, gelecekte de olacak olan budur. Eser Karakaş’ların hedefi bellidir. Onların o hedefini benimseyen, cemaat, parti, STK ile birlikte yol almalarından doğal bir durum da olamaz.
* * *
‘AKP uzlaşırsa siyasette biter ‘
Bu sözler yaşanan kavganın bir cümlelik özetidir.
AKP işte bunun için uzlaşmıyor, ev ödevini müfredatın dışına çıkarak yapıyor. AKP ve Batı sistem dışılığın cezalandırılmamasını istedi. Anayasa Mahkemesinin suçun sabit olması ile birlikte, para cezası kesmesi bundandır.
Eser Karakaş, Açık Toplum Enstitüsü danışmanı Neşe Düzel ile Taraf Gazetesinde yaptığı sohbette şunu söylüyor:
“”Türkiye’nin uzlaşmaya değil, radikalizme ihtiyacı var. Sivil anayasada, temel hak ve özgürlüklerde uzlaşma yapılmaz. AKP hiç uzlaşmadan büyük reformlar yapmak zorunda.” (Taraf – 4.8.2008)
Önümüzde ki günlerde “Sivil Anayasa” tartışmaları tekrar başlayacaktır. Daha doğrusu iktidar, Amerika ve AB’de görücüye çıkıp gerekli düzenlemeleri yapılmış “AKPyasa”yı tekrar kamuoyunun önüne sürecektir.
Temel hak ve özgürlükler denilen kavram, “Türkiye’nin üniter Yapısı”nın ortadan kaldırılmasıdır. Yabancı sermaye hareketinin denetlenemez hale getirilmesidir. Anayasa mahkemesinin suçu sabit bulup, ceza veremez noktaya getirilmesini bu cephe, “Hukukta ki yetersizlik” olarak görüyor. Oysa Anayasamızda Cumhuriyetin temel ilkesi laiklik karşıtlığının cezası bellidir. Bu cezayı vermeye eli varmayan beş üyenin varlığı, hukuk sistemimizi sorgulamamızı gerektirmiyor. Geçmişte Anayasa’ya aykırı olarak Özal tarafından özel yasalar çıkartılarak tayin edilen Haşim Kılıç’ın sorgulanmasına kadar vardırılacak bir süreçtir bu. Diğer kırılma noktası ise Haşim Kılıç’ın gizli oyla başkan seçilme sürecidir.
İktidar partisinin kapatma davasında üyelerin tavrını görebiliyorsak, başkan seçiminde de görebilmeliydik.
İktidar partisi artık sabıkalı, bir daha şansı olmaz havasına girmesin kimse.
Türkiye’ye böyle aklı bir karış havada siyasi söylemlerle sahip çıkılmayacağını herkes anlasın artık. Suya sabuna dokunmadan, adım atıyormuş gibi yapıp yerinde sayanlar, parti kapatmak demokrasiye aykırıdır yaygarası yapanlar. İşte AKP kapatılmadı, demokraside kurtulmuş oldu.
* * *
AKP Kapatma Davasından Ders Alır mı?
Dava sonrasında gelişen olayla bakarsak bu mümkün görünmemektedir. AKP kapatılmadı fakat “Cumhuriyet karşıtı fiillerin odağı” olduğu tescillendi. Bunun ışığında dava sonrası bu cephede hangi gelişmeler yaşandı?( Sadece on günde)
• Dava sonucunu değerlendirirken Başbakan Erdoğan, Anayasa mahkemesinin kararını hiçe sayarak “AKP hiçbir zaman Laiklik karşıtı fiillerin odağı olmadı” demiştir.
• YÖK seçiminde Refah partisinden, AKP’den milletvekili adayı olmuş akademisyenlerin rektör seçilmesi yeni bir kavganın fitilini ateşleyecektir. Bu konu yanlışlarla doludur. Bu ülkeyi yönetecek her kademede ki vatandaşın uyması gerekli kurallar bellidir. İnsanları AKP ve inanç üzerinden bölmeye yarayacak girişimin benzerini, “başörtüsü” konusunda YÖK Geçici 17. maddeyi değiştirmeyerek yapmışlardı. Yasaları çiğneyen YÖK başkanına, yasaları çiğneyecek rektörler eklenmiştir.
• “Gençliği koruma” adı altında AKP milletvekili Edibe Sözen’in okullarda farklı inançlara ibadethane açılmasını içeren “Anayasal” değişiklikle ne amaçlanmaktadır? Son derece halk yardakçısı bir yaklaşımdır? Anayasa’ya aykırıdır. Bu konuda karşılaşılacak zorlukları yazmıyorum bile. Bir Müslüman’ın kılamadığı namazını kaza edebilme durumu vardır. Musevi ve Hıristiyanlar ise haftada bir gün Kilise ve Sinagoglarında ayin yapar. “Bir okula her din için ibadethane” ne demektir? İbadethanelerde din görevlisi de olacaktır. ( Yasa teklifi şimdilik geri çekilmiştir.)
• İran Cumhurbaşkanı Mahmut Ahmedinejad’ın Türkiye’ye yapacağı ziyarette Anıtkabir’e gitmek istemeyişini AKP iktidarı kabul ederek İstanbul’a çekmiş, eleştirenlere de teferruattır, büyütmeyin demiştir.
AKP kapatma davasından ders alır mı sorusunun cevabı, “hayır”dır.
Cemaatin, iktidarın has adamlarından Tamer Korkmaz 31 Temmuzda satırlarını bakın nasıl bitirmiş?
“Ankara’yı Kaybeden Güç, Türkiye’yi içeride ve dışarıdaki “yeni istikamet”inden geriye döndüremeyecektir!” ( Türkiye’yi Ferahlatan Karar – Yeni şafak- 31.7.2008)
Ankara’yı kaybeden güç, üniter devleti ayakta tutan Anayasa’ya bağlı olanlar mıdır? Ankara’nın kaybedilmesi ne demektir? Ankara işgal mi edilmiştir?
Kazanan güç kimdir?
İçeride ve dışarıda yeni istikamet neresidir?
Davanın hemen ardından bunların yapılması AKP’nin ders almak değil daha ileri gittiğinin göstergesidir. Tüm bunları niye yapıyorlar?
Karşılarında duracak tüm güçler diskalifiye mi edildi?
NEVAL KAVCAR

.

Bilgiler ve Bağlantılar

Tüm yazıyı gözden geçirebilir ve yorumlayabilirsiniz.


Önceki ve Sonraki Makaleler

Bazı Makalelerimiz


Yorum Bırak

Bir kaç dakika ayırın ve bize bu makaleyle ilgili ne düşündüğünüzü yazın. Cümle başları hariç küçük harfler kullanmaya özen gösteriniz. Yorumunuzun sorumluluğu size aittir.

Okuyucu Yorumları

İlk yorumu siz yapın burada yayınlansın.