DANIŞTAY BAŞKANLIĞI’NA
ANKARA
(Sunulmak üzere
İDARE MAHKEMESİ BAŞKANLIĞINA
ISPARTA)
Yürütmenin Durdurulması ve iptali istemlidir
DAVACI :: Atatürkçü Düşünce Derneği Isparta Şubesi Adına: Mahmut ÖZYÜREK – ADD Isparta Şube Başkanı
DAVALI : Radyo ve Televizyon Üst Kurulu/ ANKARA
D.KONUSU : Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) tarafından 25.01.2004 gün ve 25357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkında Yönetmeliğin” tümünün iptaline ve bu yönetmeliğe dayanarak 01.01.2009 tarihinde resmen yayına başlayan “TRT 6″ nın yayınının, TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ 3, 10,11,13,14 ve 174. maddeleri’ne aykırılık oluşturduğundan durdurulmasına ve Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesi istemidir.
TARİHİ : 01.01.2009
AÇIKLAMALAR : 1-) Gerek Anayasamıza, gerekse Siyasi partiler yasasına göre “ülke ve ulus bütünlüğü”, devletin bölünmezliğinin temel öğeleridir.
Ulus, tarihsel ve sosyal gelişmenin yarattığı birlikte yaşama olgusudur. Irk gibi antropolojik ve filolojik niteliklere dayanan dar bir kavram değildir. Mustafa Kemal Atatürk ” Ulus ”u dil, kültür ve ülkü birliği olarak tanımlamıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin siyasal partilere ilişkin 20.07.1971 günlü Esas: 1971/3 Karar:1971/3 sayılı kararında değinildiği gibi;
”1924 Anayasa’sından 1961 Anayasa’sına değin sürekli olarak üzerinde durulmuş bir ilke olan ( Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde saptanan biçimi ile Misak- ı Milli’nin gösterdiği sınırlar içinde birbiriyle kaynaşmış olarak yaşayanların gerçekten ve hukukça ayrılık kabul etmez bir bütün oldukları kesinlikle ve bu bütünlük içinde Kürt halkından hiçbir zaman söz edilmemiş olduğu gibi, Lozan barış antlaşması görüşme ve kararlarında da Misak-ı Milli’nin çizdiği sınırlar içindeki azınlıklar sayılırken ” Kürt ” ayrımına yer verilmemiştir.
Devleti yıkmaya yönelik faaliyetlerin “demokratik haklar kapsamında ve bir özgürlük” olarak değerlendirilmesi olanaksızdır.
Nitekim Birleşmiş Milletlere üye devletlerin katılımlarıyla 14-25 Haziran 1993 günlerinde, Viyana’da gerçekleştirilen Dünya İnsan Hakları Konferansı sonunda yayınlanan Deklarasyonda:
“Kendi geleceğini belirleme hakkının , ” Eşit Haklar ” ilkesine uygun olarak ırk, din ve renk ayrımı gözetmeksizin ülkesine ait bütün insanları temsil eden bir hükümete sahip egemen ve bağımsız bir devletin, ülke bütünlüğünü ve siyasi birliğini kısmi veya bütüncül biçimde parçalayacak herhangi bir eylemin desteklenmesi ve bu eyleme yetki verilmesi anlamında yorumlanamayacağı ”
Yer almıştır.
Demokrasilerde ırk ayrımcılığı bir siyasi partinin dayanağı ve amacı olamaz. Devletin ülkesi ve ulusuyla birlikte bütünlüğünü koruması en doğal hakkı olup, kamu düzenini ve insan haklarını koruma yönünden de savsaklanmayacak görevidir
denilmektedir.
2-) Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının “değiştirilmesi teklif edilemez” maddeleri arasında sayılan 3. Maddesinde “Türkiye Devleti, ülkesi ve milletiyle bölünmez bir bütündür. Dili Türkçedir” denilmektedir. Ayrıca Ana dilimiz olan Türkçeye Anayasamızın 14. 26. 42. maddelerinde ayrıca tekrar yer verilmiştir.
Yine Anayasamızın 174. maddesinde “1 Teşrinisani 1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun” nun; Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamayacağı ve yorumlanamayacağı belirtilmektedir.
3-) 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkındaki Kanunun 4. Maddesinde ise; “Madde 4: Halk tarafından vaki müracaatlardan eski Arap harfleriyle yazılı olanlarının kabulü 1929 Haziranının birinci gününe kadar caizdir. 1928 senesi Kânunuevvelinin iptidasından itibaren Türkçe hususi veya resmi levha, tabela, ilan, reklâm ve sinema yazıları ile kezalik Türkçe hususi, resmi bilcümle mevkut, gayrı mevkut gazete, risale ve mecmuaların Türk harfleriyle basılması ve yazılması mecburidir.”
Bir de 5237 sayılı Türk Ceza Kanunun 222. Maddesinde şöyle diyor:
“Şapka ve Türk harfleri Madde 222- (1) 25.11.1925 tarihli ve 671 sayılı Şapka İktibası Hakkında Kanunla, 1.11.1928 tarihli ve 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanunun koyduğu yasaklara veya yükümlülüklere aykırı hareket edenlere iki aydan altı aya kadar hapis cezası verilir,” denilmekte, YSK KARARINDA ise “Propaganda için kullanılan el ilanları ve diğer her türlü matbualar üzerinde, Türk Bayrağı, dini ibareler bulundurulmayacak, seçim propagandalarında, Türkçeden başka dil ve yazı kullanılmayacağı.” Kararı vardır.
4-) 3984 Sayılı RTÜK Kanunu’nun 4. maddesinde- (Değişik: 15/5/2002-4756/2 md.)
“Radyo, televizyon ve veri yayınları, hukukun üstünlüğüne, Anayasanın genel ilkelerine, temel hak ve özgürlüklere, millî güvenliğe ve genel ahlâka uygun olarak kamu hizmeti anlayışı çerçevesinde yapılır. Yayınların Türkçe yapılması esastır. Ancak, evrensel kültür ve bilim eserlerinin oluşmasına katkısı olan yabancı dillerin öğretilmesi veya bu dillerde müzik veya haber iletilmesi amacıyla da yayın yapılabilir. (Değişik dördüncü cümle: 15/7/2003-4928/14 md.) Ayrıca, kamu ve özel radyo ve televizyon kuruluşlarınca Türk vatandaşlarının günlük yaşamlarında geleneksel olarak kullandıkları farklı dil ve lehçelerde de yayın yapılabilir. (Ek hükümler: 3/8/2002-4771/8 md.) Bu yayınlar, Cumhuriyetin Anayasada belirtilen temel niteliklerine, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne aykırı olamaz”
denilmektedir.
Ancak söz konusu yönetmeliğe dayalı olarak yayına başlatılan “TRT6″ kanalının, Anayasamızın temel niteliklerine aykırı, olduğu yadsınamaz bir olgu olarak karşımızdadır.
5-) “3984 Sayılı RTÜK Kanunu’nun 4. maddesinin (b), (g) ve (h) bentlerinde aşağıdaki hükümler yer almaktadır:
b) Toplumu şiddete, teröre, etnik ayrımcılığa sevk eden veya halkı sınıf, ırk, dil, din, mezhep ve bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik eden veya toplumda nefret duyguları oluşturan yayınlara imkân verilmemesi.
g) Türk millî eğitiminin genel amaçlarının, temel ilkelerinin ve millî kültürün geliştirilmesi.
h) Türkçenin; özellikleri ve kuralları bozulmadan konuşma dili olarak kullanılması; millî birlik ve bütünlüğün temel unsurlarından biri olarak çağdaş kültür, eğitim ve bilim dili halinde gelişmesinin sağlanması”
1 Ocak 2009 tarihinde Kürtçe yayına başlayan “TRT 6″‘nın yayınları ve kamunun bir etnik kökene dayanarak bir kanalı tamamen ayırması, Anayasa’nın “eşitlik” ilkesi ve RTÜK Kanunu’nun “etnik ayrımcılığa sevk eden, halkı sınıf, ırk, dil ve bölge farkı gözetecek yayınlara imkân verilmemesi” hükmüyle bağdaşmamaktadır.
6-) Tüm bu yasal düzenlemeler ortada iken Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) tarafından “Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkında Yönetmeliğe dayanılarak “TRT6″ nın yayınına izin verilmesi anayasal ve yasal suç oluşturmaktadır. Çünkü. TRT’nin Kürtçe yayına açılması bir demokratik ve özgürlükçü adım değil, tam tersine ulusal birliği parçalayarak, Kürtleri millet yapma projesidir.
7-) Çalışmaya gittiği ülkede Türkçeyi unutarak Almanlaşan, yaşadıkları ülkede maruz kaldıkları baskılar nedeniyle ana dillerini unutarak Bulgarlaşan, Rumlaşan, Macarlaşan, Arnavutlaşan, Gürcüleşen soydaşlarımız gibi, şimdi de Türkiye’de Türkler, “TRT 6 – Şeş TV” kanalı ile bir başka yerel dile yönlendirilerek başkalaştırılacaklardır. Bu operasyon Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) tarafından gerçekleştirilmektedir. “TRT 6″nın yayına başlamasından cesaret alan Ermeniler, Rumlar, Çerkezler TRT de kendilerine de yayın hakkı istemektedirler. Bu durumda ulusal birliğimizin ve toprak bütünlüğümüzün parçalanmasının yolu “TRT 6″ ile açılmış oluyor.
7-) Diğer taraftan bu söylediklerimizi doğrularcasına, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, TRT ile ilgili olarak, Kürtçe yaptığı konuşmada “Bu halkın dilini, kültürünü ve kimliğini kabul etmeyenler, 20 yıldır verilen mücadele sonucu bunu kabul ettiler. Bu mücadele böyle devam ederse, yakında bu toprakların da adını kabullenecekler” dedi. “Toprak talebi” ulus ve ülkenin parçalanması ayrışma talebidir.
24.02.2009. Salı günü, DTP’nin Grup toplantısında, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk Mecliste “Kürtçe” konuşma yaptı. Bu davranış Atatürk Cumhuriyetine, kurtuluş ve kuruluşumuzun karargâhında meydan okumaktır. Bu olaylara haklılık kazandıran temel etmen ise “TRT 6″ nın yayına başlatılmasıdır.
8-) Dünyada hiçbir devlet kendi resmi dilinin dışında, bir etnik guruba 24 saat yayına izin vermemiştir. Devlet eliyle 24 saat etnik yayın yapma adımı, Belçika’daki Valonlar ve Flamanlar örneğinde olduğu gibi, ülkeyi etnik federasyona dönüştürme, 2003 Diyarbakır Kürt Konferansı’nda alınan Kürtçeyi ve Kürtleri bütünleştirme projesini uygulama, Türkiye kendi vatandaşlarına dahi Türkçe yayını bile tam olarak iletemezken Kürtçeyi ve Kürtleri birleştirecek, böylece farklı bir “kültür ve millet yaratma” girişimidir. Bu kanal aracılığı ile edebiyat, dil, müzik ve kültür üzerine programlar yapılacak böylece Kürtçe, süreç içinde tek lehçeye dönecek ve yazılı bir dil haline getirilecektir. Bu sürecin sonu bellidir. Türkiye çok dilli, çok hukuklu, çok kültürlü bir federasyona dönüştürülecektir.
Bu tehlikeli gidişin önünü açacak olan “TRT 6″ nın yayınına izin veren Radyo ve Televizyon Üst Kurulu(RTÜK) Anayasamızı ihlal ve Anayasamıza aykırı davranma suçu işlemiştir.
9-) Anayasasında “Devletin dili Türkçedir’” diye yazan bir ülkede, gündelik, kısır politik çıkarlar uğruna anayasanın değiştirilmesi teklif edilemez hükümleri yok ediliyor. Türkiye; Siyasi çıkarlar uğruna “şiddet ya da siyaset yoluyla dayatılan dönüşüme, ayrıştırmaya” boyun eğmiş bir ülke görüntüsü sergiliyor. İmralı da tutuklu bulunan terör örgütü liderinin 9 maddelik “çözüm önerisi”ni içeren ve AB tarafından Türkiye ye dayatılan “Kürt kimliği yasal ve anayasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Radyo, TV ve basın üzerinde hiçbir kısıtlama olmamalıdır. Temel eğitimde Kürtçe kullanılmalıdır” şeklindeki önerileri Anayasa ve yasalarımız hiçe sayılarak SİYASAL İKTİDAR TARAFINDAN uygulamaya sokuluyor.
Bu bağlamda anayasa ve yasaların amir hükümleri görmezden gelinerek yayına başlatılan “TRT6″ üniter devlet yapısının parçalanmasında, ulusal birliğin ayrıştırılmasında, toplumun dönüştürülmesinde azımsanamaz bir işlev üstlendiği de ortadadır.
10-)Her ne kadar iptali istenen yönetmelik; 5767 sayılı 11.06.2008 tarihli “Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” a dayanmaktaysa da bu kanunun; yukarıda yazılı bulunan nedenlerle ANAYASAYA AYKIRI OLDUĞU AÇIKTIR. Bu nedenle, yargılama sırasında bu konunun Anayasaya Aykırı olduğu gözetilerek; yurttaşların başvurmalarının mümkün bulunmadığı ANAYASA MAHKEMESİNE, MAHKEMENİZCE BAŞVURULARAK 5767 SAYILI KANUNUN İPTALİNİN DE TALEP EDİLMESİNİ DİLİYORUZ.
TÜRKİYE’nin bütünlüğünü bozacağı kesin olan böyle bir yasanın TBMM’deki çoğunluk tarafından kabulü; özgürlüklerin genişletilmesi değil; Anayasal düzenin bozulmasıdır. AB ve ABD’nin isteklerine boyun eğmekten ibarettir. Kürt kökenli yurttaşlarımızın oylarını alabilmek için oynanan bir oyundur. Dış güçler bu büyüklükte ve 70 milyon nüfusa sahip bir ülkenin var olmasından rahatsızdırlar. Bu yasa ve yönetmelik ile Türkiye’yi parçalara bölmenin alt yapısı oluşturulmaktadır. Türkiye’yi geleceğin Yugoslavya’sı yapmayı amaçlamaktadırlar.
Türkiye’de etnik kökeni değişik olan insanların kendi dillerini kullanmaları serbesttir. Kendi dillerinde her çeşit yayın ve kültürel faaliyette bulunmaları serbesttir. Ancak Devletin bunları üstlenmesi, Anayasaya aykırıdır.
HUKUKİ NEDENLER:
TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ 3, 10,11,13,14 ve 174. maddeleri – 3984 Sayılı RTÜK Kanunu’nun 4. maddesi
HUKUKİ DELİLLER :
1-3984 Sayılı RTÜK Kanunu’nun 4. maddesinde- (Değişik: 15/5/2002-4756/2 md.)
2-Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu tarafından 25.01.2004 gün ve 25357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkında Yönetmelik”
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda sunulan ve açıklanan, ayrıca mahkemenizce re’sen araştırılacak konular da dikkate alınarak;
1- Radyo ve Televizyon Üst Kurulunu tarafından 25.01.2004 gün ve 25357 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Türk Vatandaşlarının Günlük Yaşamlarında Geleneksel Olarak Kullandıkları Farklı Dil ve Lehçelerde Yapılacak Radyo ve Televizyon Yayınları Hakkında Yönetmeliğin” tümünün iptaline,
2- Bu yönetmeliğe dayanarak 01.01.2009 tarihinde resmen yayına başlayan “TRT 6″ nın yayınının, TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASININ 3, 10,11,13,14 ve 174. maddeleri’ne aykırılık oluşturduğundan durdurulmasına,
3- İlgili yönetmelik ve yönetmeliğe dayanak oluşturan 5767 sayılı 11.06.2008 tarihli “Türkiye Radyo ve Televizyon Kanunu ile Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” Anayasaya aykırılık oluşturduğundan Anayasa Mahkemesine götürülmesine karar verilmesini talep ederiz.
YÖNETİM KURULU ADINA : Mahmut ÖZYÜREK
Atatürkçü Düşünce Derneği
Isparta Şube Başkanı
Değerli Dostlar,
Böyle önemli bir çalışmayı başlattığınız için sizlere ve sizler gibi düşünenlere teşekkür eder, tebrik ederiz. Gerçekten Anayasa ve yasalarımıza göre; TRT 6 adı altında yapılan yayın yasa dışıdır ve ülkenin birliğine ve bütünlüğüne zarar verici niteliktedir. Dünyanın hiç bir ülkesinde emsali bir uygulama yoktur.
Aynı konuda; gerek yazı, araştırma ve gerek yargı yolunda benzer çalışmalarımız olmuştur ve halen devam etmektedir.
Davanıza her türlü katkı ve desteği vermeye hazır olduğumuzu ve istendiği takdirde hiç bir ücret ve masraf istenmeksizin hukuki yardımda bulunacağımızı da bilmenizi isteriz.
Saygılarımla.
Av.A.Erdem Akyüz
Hukukun Egemenliği Derneği
Genel Başkanı
………….
Bu konuda yayınlanan yazılarımızdan birini ve bir açıklamamızı dava konusuna yardımcı olmak ümidi ile ekte sunmaktayız.
ŞEŞ BEŞ
“Bana bir dil verin size bir millet yaratayım. Konfiçyüs”
TRT bu dil’i verdi. Noel Baba kıyafeti giymiş TRT.nin torbasından “TRT 6 – Kürtçe” çıktı. Bu yolu açan siyasiler de her halde bir başka millet olmanın kapısını açtılar.
Böylece “teşekkül halinde” ortak bir Anayasal suç işlemiş oldular.
“Şimden giru hiç kimesne kapuda ve divanda Türk dilinden gayrı dil söylemeye. Defterleri dahi Türkçe yazalar. – Karamanoğlu Mehmet Bey”
Karamanoğlu Mehmet Bey’in vasiyeti çiğnendi. Bırakın defter yazmayı, adının ilk kelimesi “Türkiye” olan TRT Kurumu, Türkçeden gayrı bir yerel lehçede yayın yapmaya başladı.
“Dildeki anarşi sokaktaki anarşiden tehlikelidir. – Konfiçyüs”
Anarşi ve terör odaklarının bu yayını istedikleri ve bunun, diğer isteklerinin bir başlangıcı olduğu bilinmektedir. Nedir diğer istekleri : Teröriste af, eğitim, sağlık, adalet, diyanet örgütünde Kürtçe’nin ikinci ve asli bir dil olması. Sonra…
Sonrasını da milli şair Ziya Gökalp Söylüyor ;
“Türklüğün vicdanı bir, dini bir, vatanı bir,
Fakat ayrılır, olmazsa lisanı bir.”
Sıra geldi, Türk dilini bölmeye, Türk Milleti’nin kalbini sökmeye, aklını çelmeye…
“Türk dili Türk Milleti’nin kalbidir, zihnidir. – Mustafa Kemal Atatürk”
İşte, şimdi yapılan budur.
Peki, bunları yapanlar, başlatanlar kimlerdir ?
Bunu da gelin, Rumeli Balkan Türkleri Federasyonu Genel Başkanı Sayın O.Pehlivanoğlu’nun kaleminden okuyalım :
“Kürtçülüğün babası P.Maurizio Garzoni adındaki Katolik misyonerbir papazdır. Avrupa’da kıyıda köşede ve gölgede kalmış; Bask, Katalan, Korsika, Bröton, Gal, İskoç, Malta gibi onca dil ya da lehçe varkenmisyoner Garzoni’yi, gelip bizim Anadolu’nun Kurmançi ağzına salan merak nereden kaynaklanmıştır ? Bugün hepimiz bilmeliyiz ki; kürt milliyetçiliğinin öncüleri, kendini Kürt olarak tanımlayan kardeşlerimiz değil bizzat emperyalist devletlerin hizmetindeki yabancı misyonerler, gezginler ve konsoloslardır. Malum güçler Garzoni eli ile 1787 yılında, Türk Milletini “kürt” adında başkalaştırma çalışmaları yaparken, Alman Prof.Dr. Anthony Bryer ve ekibi marifetiyle de 1960′lı yılların başında Doğu Karadeniz Bölgemizde Laz, Hemşenli, Gürcü, Poşa ve Pontoslu Rum gibi etnik parçalara ayırma çalışmalarına başlamışlardır. Yine altmışlı yılların başında bölgeye gelen Wolfgang Feurstein adlı bir Alman kendini “laz ulusu” yaratmaya adadığını açıkça söylemiş, önce lazca yazı dili oluşturmak için Laz Alfabesi düzenlemiş, ardından bu Laz Alfabesi ile ilkokul seviyesinde metinler hazırlamış ve uyduruklazca gramer bilgileri ile sözlük çalışmaları yapmıştır. Biri kürt ulusu diğeri laz ulusu yaratma peşinde. İkisinin de kullandığı ortak argüman : dil’dir. İçten yıkma stratejisinin en önemli ayağı; dil, lehçe ve ağız farklılıklarının üzerine giderek başkalaştırma ve bunun sonucu olarak bölme operasyonudur.” Çalışmaya gittiği ülkede Türkçe’yi unutarak Almanlaşan vatandaşlarımız, yaşadıkları ülkede maruz kaldıkları baskılar nedeniyle ana dillerini unutarak Bulgarlaşan, Rumlaşan, Macarlaşan, Arnavutlaşan, Gürcüleşen soydaşlarımız gibi, şimdi de kendi ülkesinde “TRT 6 – Şeş TV” kanalı ile bir başka yerel dile yönlendirilerek başkalaştırılan vatandaşlarımız mı olacaktır ? Bu gün Türkiye’de yaşayan ve kendilerinin bir başka kökenden geldiğini sanan insanların tamamına yakını Türk kökenlidir. Adına Kürtçe denilen Kırmançi, Zazaca ağızlarının ve Çuvaşça’nın, Göktürk ve Uygur lehçeleriyle birlikte Eski Türkçe’den doğduğu sabit olmuştur. TBMM.de kürtçe konuştuğunu zanneden bazı milletvekillerinin konuşmaları tutanaklara “bilinmeyen ve anlaşılmayan bir dil” olarak geçirilmekte iken, bu devletin bir kurumu olan TRT “TV Şeş kanalında” şimdi “bilinmeyen ve anlaşılmayan” bir dil ile yayın yapmaktadır. Üzülerek ifade etmek gerekir ki TBMM zabıtlarına geçen bu ifade de değiştirilmek istenerek suça iştirak olunmaktadır. Haydi; küreselci siyasi iktidarın güdümündeki bağımsız TRT, sıra “TRT 7 – Ermenice” , “TRT 8 – Rumca” ya geldi. Oldu olacak “TRT 1” i de kaldırın da rahat edin. Bu garabetin mutlaka “hukuki bir yaptırımı” olmalıdır. Konuya duyarlı her Türk vatandaşı, bu tür yayınların iptali için idari davalar açabilir ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunabilir ve bunlar yapılmalıdır. Konuya “şeş – beş bakan” yöneticilerin elbette alacakları dersler vardır. Av.A.Erdem AkyüzHukukun Egemenliği DerneğiGenel Başkanı………………………………………………………HUKUKUN EGEMENLİĞİ DERNEĞİ
Society Of Law Sovereign-Societe Du Droit Souverain-Verein Des Souveraenen Rechts
GENELKURMAY BAŞKANLIĞININ AÇIKLAMASI VE TRT ŞEŞ OLAYI
Genelkurmay Başkanlığı tarafından düzenlenen haftalık basın toplantısında ifade edilen “Üniter Devlete zarar vermeden devlet kültürel açılım yapabilir” sözlerinin, basın ve yayın organlarında “Genelkurmay’dan TRT Şeş’e destek” şeklinde kabul edilerek yer alması üzerine bir basın açıklaması yapan Hukukun Egemenliği Derneği Genel Başkanı Av.A.Erdem Akyüz; bu sözlerin hiç bir şekilde kürtçe yayının kabul edildiği anlamına gelmediğini söyledi.
Akyüz : “Genelkurmay Başkanlığının haftalık basın toplantısında söylenen şey; Devletin ülkesi ve milleti ile birliği ve bölünmez bütünlüğüne zarar vermeden kültürel açılımların yapılabileceğidir. TRT tarafından Kanal 6 logoso altında yapılmakta olan kürtçe yayınların kabul edildiğine veya reddedildiğine ilişkin en ufak bir belirti yoktur. Eğer bir yorum yapılacaksa, bu ifadeden çıkarılacak anlam, bu yayınların Devletin üniter yapısına uymadığı şeklinde olabilir. Çünkü söylenen şey; kültürel açılımların, üniter devlet yapısına zarar vermeden yapılabilecek olmasıdır. Bu yayınlar, devletin üniter yapısına zarar vermektedir ki böyle bir uyarının yapılamasına gerek görülmüştür. Bu ifadeden başka bir anlam çıkarılamaz. Anayasa’ya aykırı yayın yapanlar, şimdi suçlarını örtebilmek ve kendilerine bir destek bulabilmek için, söylenen şeylere başka anlamlar yükleyerek kamuoyu oluşturmak istemektedirler. Eğer Genelkurmay Başkanlığı aksi şekilde düşünse idi, bunu açık bir şekilde ifade etmesinin önünde hiç bir engel de bulunmamaktadır.” Şeklinde açıklamalarda bulundu.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında, Devletin Dili’nin Türkçe olduğunun yazıldığı ve kamu kurumlarında Türkçe dışında bir dilin kullanılmasının mümkün olmadığını, TRT Kurumununda bir kamu kurumu olması itibariyle Türkçe dışında bir dil kullanamayacağını ifade eden Akyüz, yerel dil ve lehçelerde yayın yapılabileceği yolundaki yasa değişikliğinin Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade etti.
TBMM kürsüsünde kürtçe konuşmaya teşebbüs eden milletvekillerinin sözlerinin tutanaklara “bilinmeyen bir dil ile konuşuldu” şeklinde geçtiğini hatırlatan Akyüz, bu durumda TRT, bilinmeyen bir dil ile yayın yapmaktadır, dedi.
Akyüz . “Genelkurmay Başkanlığının açıklamasında kullanılan sözlere başka anlamlar yükleyerek kürtçe yayının kabul edildiği anlamının çıkarılması, bu fiili işleyenlerin kendilerine destek bulabilmek için yaptıkları bir saptırmadan ibarettir. Hiç kimse Genelkurmay Başkanlığını açıklamalarına başka anlamlar yükleyerek yorum yapmak hakkını taşımamaktadır” şeklinde açıklamalarda bulundu. HED.e.Genel Başkanı Av.A.Erdem Akyüz
.
